Şunun için etiket arşivi: Brezilya

17. Boston Türk Kültür ve Sanat Festivali’nde ünlü gitar virtüözü Cem Duruöz’ün “Anadolu’nun Hazineleri ve Ötesi” adlı konseri, Bostonlu müzikseverleri büyüledi.

17. Boston Türk Kültür ve Sanat Festivali kapsamında düzenlenen konserde Duruöz, düzenlemelerini kendisinin yaptığı geleneksel Türk müziği eserlerinin
yanı sıra Arjantin, İspanyol ve Venezuelamüziğinden de örnekler sundu.

Müzik kariyerine Türkiye’de Ulusal Gitar Yarışması’nda birincilik kazanarak başlayan Cem Duruöz, San Francisco Konservatuvarı’ndan yüksek lisans derecesi alarak kariyerine devam etti. Daha sonra dünyaca saygın müzik okulu Juliard’ta Sharon Isbin’le müzik çalışmalarını sürdürdü.

Bugüne kadar Arjantin, Brezilya, Bolivya, Peru, Japonya,Fransa, Yunanistan, İspanya, İngiltere, Polonya, Meksikagibi ülkelerde ve ABD’nin Carnegie Hall gibi seçkin konsersalonlarında başarılı konserler veren Cem Duruöz, halen Wesleyan Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapıyor ve bir yandan da dört kıtada resital ve konserler vermeye devam ediyor.

Boston Türk Festivali Direktörü Erkut Gömülü, başta İngiltere’de yayınlanan saygın “Classical Guitar” dergisi olmak üzere, müzik otoriteleri tarafından gitar tekniğinden övgüyle söz edilen ve “olağanüstü yetenekli bir müzisyen” olarak tanımlanan dünya çapındaki bir virtüözü festival çatısı altında müzikseverlerle buluşturabilmenin kendileri için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı olduğunu söyledi.

1996’dan bu yana her yıl yapılan Boston Türk Kültür ve Sanat Festivali, “Anadolu’nun Renkleri” temalı festival programıyla sergiler, sunuşlar, atölyeler, konserler, film yarışması, Türk mutfağının tanıtımı gibi geniş bir yelpazede düzenleniyor.

Festivalin ana sponsorluğunu Turkish Cultural Foundation (TCF), Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türk Hava Yolları yapıyor.

 

Kaynak : [-]

Galeri Manâ, 20 Kasım – 12 Ocak tarihleri arasında Pawel Althamer: 6 Heykel adlı sergiye ev sahipliği yapacak

Sanatçının Istanbul’daki bu ilk solo sergisinde Deutsche Guggenheim, Berlin siparişi üzerine ürettiği Almech isimli yerleştirmesinden altı adet heykel yer alıyor.

Althamer’in doğal büyüklükteki altı adet portreheykeli, ruhani varlıklarıyla izleyicide hem huzur hem endişe uyandıran, bembeyaz ve solgun bir hayaletler topluluğu oluşturuyor. Deutsche Guggenheim ile sanatçının babasının Varşova, Polonya şehrinde kurmuş olduğu plastik üretim atölyesi Almech arasındaki bir değiş-tokuştan doğan bu seri, betimlenen kişilerin – Deutsche Bank çalışanları, müze personeli ve ziyaretçiler – yüz kalıpları ile bedenlerini oluşturan plastik malzemeyi bir araya getiriyor.

Galeri Manâ’daki serginin çıkış noktası, sanatçının sosyal dokuya dair keskin algısı; bu algı, farklı işlerini birbirine bağlamakla kalmayıp, sanatçının oynadığı bir malzeme haline gelmiştir. Yerinden sökülmüş ve yeni bir çerçeveye nakledilmiş altı işi Manâ’da yeniden yerleştiren ise sanatçının zaman, mekân ve toplum algısı. Althamer bu heykelleri üretim, yöntem ve mekânlarından ayırarak, özgürleştirerek onlarla yeni bir diyaloğa giriyor ve onların tarihle yüklü olmayan bir yoruma kavuşmalarını sağlıyor. Bu temsiliyetin anti belleği işin daha az belirlenmiş, kişisel bir deneyiminin şaşırtıcı bir şekilde hayat verici olabileceğine işaret ediyor.

 Pawel Althamer farklı medyumlar kullanarak ürettiği yapıtlarıyla olduğu kadar izleyicilerine ve değişik toplumsal gruplara yaşattığı çeşitli ve özgün sosyal deneyimlerle kendine özgü katılımcı bir sanat pratiği geliştirdi. Kariyeri boyunca sanatın dönüştürücü potansiyelini kullanmayı amaç edinen Althamer, insanların kendi yaratıcılıkları üzerine düşünmelerine ve günlük hayatlarına dair yeni bir anlayış geliştirmelerine yardımcı olabilecek bir tavır benimsedi. 1994’ten beri yürütmekte olduğu MS hastaları için düzenlenen bir haftalık heykel atölyesi olan Nowolipie Grubu; 2000 yılında komşularının dairelerini kullanarak düzenlediği Bródno 2000 isimli büyük çaplı grup performansları; 2008 yılından beri ailesi ve arkadaşları ile organize ettiği Common Task isimli Belçika, Brezilya ve Mali’ye yolculuklar dizisi ve Frühling (2009) kapsamında Museum Fridericianum, Kassel’deki solo sergisini şehirdeki okul çocuklarına devretmesi bu sanatsal tavrına örnek gösterilebilir. Pawel Althamer’in heykel, enstelasyon, video ve film gibi çesitli medyumları barındıran yapıtı, çoğunlukla sakatat, kuru ot ve insan saçı gibi malzemeler kullanarak ürettiği kendisinin, aile üyelerinin ve arkadaşlarının doğal ölçülerde portrelerine odaklanıyor.

 Kaynak : [-]

Yepyeni Albümleri A Retrospective’in Avrupa Turnesi Kapsamında 19 Temmuz’da Kuruçeşme Arena’da!

Pink Martini

“Sympathique”, “Hang on Little Tomato”, “Hey Eugene!” ve “Splendor in the Grass“ albümleri ileTürkiye’de büyük bir hayran kitlesine sahip, her albümleri ile altın plak kazanan Pink Martini, grubun 17 yıllık kariyerlerini özetlediği yepyenibest of albümleri “A Retrospective“’in Avrupaturnesi kapsamında 3 özel konser için Türkiye’de.

Pink Martini 27. Uluslararası İzmir Festivali kapsamında 8 Temmuz’da Çesme Açıkhava Tiyatrosunda, 9 Temmuz’da Ankara’da OdtüMezunlar Derneği Vişnelik Tesisleri’nde ve 2005 yılında açılışını yaptığı Kuruçeşme Arena’da 19 Temmuz’da hayranları ile buluşacak.

Samurayların aşk şarkılarından 1930’ların Küba müziğine, Fransızca şansonlardan Brezilyasokak şarkılarına kadar dinlemesi en keyifli şarkıları tozlu raflardan bulup çıkaran topluluk, ChinaForbes’un sağlık nedenleri ile kısa bir ara vermesi nedeniyle 2011 Mart ayında gruba katılan Storm Large’ın kulak pası silen sıcak vokali ve yepyeni şarkıları ile yine unutamayacağınız konserlerle Pasion Turca himayesinde Türkiye’de.

Pink Martini Hakkında 

Pink Martini

“Pink Martini’nin hayatı seven enerjisini ve orijinalliğini sıkıştırabilecek bir kalıp ya da tanım yok…”BBC Music Review.

Pink Martini 1994 yılında Klasik piyano eğitimi alan Harvard mezunu Thomas M. Lauderdale tarafından Portland’da kuruldu.

Pink Martini kurulduğu günlerde politik tavrı olan, sivil toplum örgütlerinin yardım ve bilinçlendirme amaçlı organizasyonlarında sahneye çıkan bir orkestra olarak yola çıkmıştı.

Thomas M. Lauderdale’in Harvard’dan sınıf arkadaşı China Forbes, orkestraya 1995’te katıldı. Pink Martini kurulduğu ilk günlerden beri farklı dillerde, farklı kültürlerin şarkılarını dünyaya sunmaya ve dünyaca ünlü Senfoni orkestralarıyla sahne almaya devam ediyor.

The Boston Pops, San Francisco Senfoni Orkestrası, Hollywood Bowl Orkestrası ve Los AngelesFilarmoni orkestrası gibi ünlü orkestralarla zengin bir evrensellik yakalayan Pink Martini daha önceki üç albümüyle 2 milyondan fazla satış rakamına ulaştı.

Pink Martini Sympathique adlı ilk albümlerini 1997’de yayınlar yayınlamaz Fransa’nın ünlü “Victoires de la Musique “ ödüllerinde “Yılın şarkısı” ve “ En İyi Yeni Sanatçı” kategorilerinde aday olarak uluslararası bir fenomen haline geldi.

2004, yılında yayınlanan ikinci albümleri “Hang on Little Tomato”, Amazon albüm satışları listesinde 1 numara olmayı başarmıştı. Grubun üçüncü albümleri Hey Eugene! hem Billboard en çok satan albümler listesinde ilk 30’da yeraldı hem de ikinci kez Amazon albüm satış listelerinde 1 numara olmayı başardı.

Pink Martini’nin yeni stüdyo albümleri “Splendor in the Grass”ı da kendi plak şirketleri Heinz Records etiketiyle çıkardılar.

Kendilerini “Dünyanın değişik köşelerinden melodileri ve ritimleri bir araya getirip, modern bir formda sunan müzik arkeologları” şeklinde tarif eden topluluğun kurucu üyesi piyanist Thomas M. Lauderdale, “Bir müzik belgeseli hazırlıyor gibiyiz; dünya vatandaşı ve müzik elçileri olarak, her zaman değişik kültürlerin geleneklerini, dillerini, tarihlerini bilmek ve çalışmak zorundayız. ABD’li bir grubuz, ancak zamanımızın büyük bir bölümünü Avrupa’da geçiriyoruz. En büyük amacımız, hangi kültürden olursa olsun, dünya üzerinde çok geniş bir dinleyici kitlesine seslenebilmek” diye ekliyor.

Türkiye’deki konserleriyle de büyük ilgi gören topluluk Türkiye sevgisini ülkemizdeki turnelerinde çektirdikleri resimler ile “Hang on Little Tomato” albümlerinin kartonetine taşıyarak göstermişti. Avrupa’daki ilk performansını Cannes Film Festivali’nde gerçekleştiren Pink Martini özellikle Fransa, İspanya, Portekiz, Belçika, İsviçre, Yunanistan, Lübnan gibi ülkelerde kapalı gişe konserlere imza atıyor.

Los Angeles, Oregon, Seattle, New Jersey, San Antonio ve Kansas City senfoni orkestralarıyla birlikte konserler veren topluluk, 2003 yılında Frank Gehry’nin mimari şaheseri Los Angeles Filarmoni’nin yeni evi Walt Disney Konser Salonu’nun açılışını yaptığı gibi 2005’te Türkiye’de de Kuruçeşme Arena’nın açılışını yapmıştı.

Televizyonların ünlü dizileri de Pink Martini şarkılarını soundtrack olarak kullanmak için birbirleriyle yarışıyorlar. The West Wing’den Desperate Houseviwes’a kadar Pink Martini’nin şarkıları şimdiye kadar birçok ünlü dizide kullanıldı.

2011 sonbaharinda 2 yepyeni albüme imza atan Pink Martini, ilk olarak Saori Yuki ile ‘1969’ albümünü ardından da 17 yıllık hikayelerini özetledikleri ‘piyasaya çıkardı. ‘1969’ Pink Martini, efsanevi Japon sanatçı Saori Yuki 2007 yılında Pink Martini’nin “Taya Tan” adlı şarkıyı yeniden yorumlamasıyla başlayan ortak hikayelerini 1969 yılının en güzel şarkılarını biraraya getirerek hazırladıkları sımsıcak bir albüm. 1969 albümü “Blue Light Yokohama”, “Yuuzuki”, “Mayonaka noBossa Nova (Geceyarısı Bossa Nova’sı)” gibi Japonya’nın en ünlü şarkılarını ve Pink Martini tadında yorumlanan “Yoake no Scat (Yeni Bir Şafak Melodisi)” gibi Saori Yuki’nin en meşhur şarkılarını içeriyor. Albümde Fransızca, Japonca ve İngilizce 12 şarkı bulunuyor.

Jorge Ben’in ünlü “Mas Que Nada” , Peter Paul & Mary “Puff, The Magic Dragon” şarkısı ve Peggy Lee’nin ünlü “Is That All There Is” şarkısına kadar uluslararası ünlü şarkılara da yeni yorumlar getiren albüm , bir Japon efsanesi olan Saori Yuki’yi de Türkiye’deki dinleyici ile buluşturuyor.

‘1969’ albümü ile aynı anda grup 17 yıllık kariyerlerini özetledikleri 8 yepyeni şarkı ile destekledikleri en iyiler – best of çalışması ‘A Retrospective’ piyasaya çıkardı.

Türkiye satışları ile birçok kez altın plak kazanan topluluk Türkiye’yi Monica Molina, Buika, Mariza gibi birçok dünya starını ile ilk kez buluşturan Pasion Turca’nın himayesinde üç dev konserle İzmir, Ankara ve İstanbul’da.

Samurayların aşk şarkılarından 1930’ların Küba müziğine, Fransızca şansonlardan Brezilya sokak şarkılarına kadar dinlemesi en keyifli şarkıları tozlu raflardan bulup çıkaran topluluk, China Forbes’un sağlık nedenleri ile kısa bir ara vermesi nedeniyle gruba 2011 Mart ayında katılan Storm Large’ın kulak pası silen sıcak vokali ve yepyeni şarkıları ile yine unutamayacağınız konserlerle Pasion Turca himayesinde Türkiye’de.

 Kaynak : [-]

Akbank 8. Kısa Film Festivali başlıyor!

20 ülkeden 110 film, 40 seans, 11 söyleşi ve atölye çalışması, sinemadünyasından 21 konuğun yer aldığı festival, 19-29 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Festivale 557 film başvurdu Akbank 8. Kısa Film Festivali, 19-29 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Akbank Sanat’tan yapılan açıklamaya göre, 20 ülkeden 110 film, 40 seans, 11 söyleşi ve atölye çalışması, sinema dünyasından 21 konuğun yer aldığı Akbank 8. Kısa Film Festivali, 10 gün boyunca ücretsiz takip edilebilecek.

Festivalin “Uluslararası Bölüm”ünde bu yıl, Türkiye, AlmanyaABDİspanyaFransa, Belçika,Brezilya, Polonya, Finlandiya, Küba, Polonya, Kolombiya, Arjantin, Avustralya, Norveç, Macaristan, İtalyaİsrail, Güney Kore ve Kanada’dan gelen kısa filmlerin yanı sıra, Cannes, Clermont-Ferrand, Rotterdam, Milano, Berlin, Sydney gibi dünyanın saygın film festivallerinde gösterilen ve ödül alan kısa filmler de sinemaseverlerle buluşacak.

Festivalin “Kısadan Uzuna” bölümü, bu yıl yönetmen Ümit Ünal’ı konuk edecek. Uzun metraj filmlerinden sonra kısa filmler çeken ve kısa filme olan ilgisi ile tanınan Ümit Ünal’ın baştan sona dijital olarak çekilen ilk Türk filmi olan “9” ve kısa filmleri festival kapsamında seyircilerle buluşacak. Ünal Ayrıca “Kısadan Uzuna” başlıklı söyleşide sinema serüvenini kısa filmcilerle paylaşacak.

Can Dündar’a ayrılan “Belgesel Sinema” bölümünde, yönetmen Dündar’ın “Yılmaz Güney”, “Aşk Bu mu” ve “Tan Baskını” isimli belgeselleri gösterilecek. Ayrıca Can Dündar, “Belgesel Sinema” başlıklı söyleşide deneyimlerini paylaşmak üzere festival izleyicileriyle bir araya gelecek.

“Deneyimler” bölümünün konuğu olan Almanyalı görüntü yönetmeni Sebastian Wiegartner, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaptığı “Shooting with HD-DSLR” atölyesi ile festivale derinlik katacak. Sebastian Wiegartner, festivaldeki söyleşisinde, HD-DSLR kameralarla çekim yapmanın inceliklerini ve dijital sinemada görüntü estetiği konularını anlatacak.

“Canlandırma Kısalar” bölümünde, Türkiye’den ve dünyadan 19 canlandırma kısa film örneğine yer verilecek.

Bu yıl belgesellerden oluşan “Özel Gösterim” bölümünde ise Rüya Arzu Köksal’ın “Bir Avuç Cesur İnsan”,Aysim Türkmen’in “Galata Kulesi Sokak No:23”, Mehmet Özgür Candan’ın “Geçmiş Mazi Olmadı” ve Selim Evci’nin “Kırmızıyı Arayan Adam” adlı filmleri izleyicilerle paylaşılacak.

Söyleşiler

Festival, söyleşileri ile de sinema dünyasının ünlü isimlerini sanatseverlerle bir araya getirecek. Yönetmen Aysim Türkmen, Erol Mintaş, Umut ral ve Emre Akay “Kısa Filmde Söz Yönetmenlerin”, Cahit Berkay, Selim Demirdelen ve Murat Ertel “Sinemada Müzik”, avukat Erdem Türkekul, BİROY Başkanı Atilla Engin ve SENDER Başkanı Nilgün Öneş “Telif Hakları”, Laçin Ceylan, Akasya Asıltürkmen, Türkü Turan ve Melih Selçuk “Oyuncu Gözüyle Kısa Film” başlıklı söyleşide sinemaseverlerle buluşacak.

Festival boyunca Akbank Sanat’ta “Işıl Özgentürk ile Senaryo”, “Derya Alabora ile Oyunculuk”, “Bora Gökşingöl ile Kurgu”, “Mehmet Aksın ile Görüntü Yönetmenliği” ve “Sebastian Wiegartner ile Shooting with HD-DSLR” atölye çalışmaları gerçekleştirilecek.

Akbank 8. Kısa Film Festivali jürisi, her yıl olduğu gibi bu yılda üç farklı kategoriden oluştu. Festivalin, 372 filmin başvurduğu yarışmalı bölümü “Festival Kısaları”nı oluşturan ön eleme jüri kurulunda, belgesel yönetmeni Emel Çelebi, kurgucu Bora Gökşingöl ve yönetmen Selim Evci yer aldı.

Festivalin “En İyi Kurmaca Film”ini belirleyecek kurmaca kategorisi jüri kurulu, yapımcı Zeynep Özbatur, oyuncu Uğur Polat, sinema yazarı Cüneyt Cebenoyan, yönetmen Seren Yüce ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı’dan oluştu.

“En İyi Belgesel Film”i belirleyecek belgesel kategorisi jüri kurulunda ise yazar Yekta Kopan, belgesel yönetmeni Ethem Özgüven ve Aysim Türkmen, gazeteci ve sinema yazarı Burçak Evren, Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı yer aldı.

“En İyi Kurmaca Film” ve “En İyi Belgesel Film” yönetmenleri Akbank Sanat tarafından 8 bin lira ile ödüllendirilecek.

 

28 . Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması’nın Ödül Töreni yarın yapılacak. 79 ülkeden 897 sanatçının 2757 karikatür ile katıldığı serbest konulu yarışmada; Birinciliğe İngiliz sanatçı Ross Thomson , İkinciliğe İsrail’den Ilya Katz, Üçüncülüğe ise Almanya’dan Werner Rollow değer görüldü.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın da katılması beklenen, saat 19.30’da Hilton Convention Center’da başlayacak olan törende, Zafer Gündoğdu-Ceren Gündoğdu  Topluluğu mini bir konser verecek,  sunuculuğunu ise Korhan Abay yapacak.

Ralph Steadman’ın (İngiltere) başkanlığını yaptığı, Ercan Akyol, Steve Bell (İngiltere), Latif Demirci, Selçuk Demirel , Mohamed Effat Abdelazim İsmail(Mısır), Maira Kalman (ABD), Rick Meyerowitz (ABD), Tan Oral ve Hideo Takeda (Japonya)’nın yer aldığı bu yılki Seçiciler Kurulu yine karikatür dünyasının otoritelerinden oluştu.

30 Mayıs 2011’de Bodrum Işıl Club’da (Bodrum) gerçekleştirilen Seçiciler Kurulu toplantısında Birincilik ödülü İngiliz sanatçı Ross Thomson , İkincilik ödülü İsrail’den Ilya Katz, Üçüncülük ödülü ise Almanya’dan Werner Rollow verildi.
Seçici Kurul ayrıca; Nadia Aghabeigi (İran), Sava Babic (Sırbistan), Razvan Tenie Bradean (Romanya), Jerzy Gluszek (Polonya), Jozef Gruspier (Slovakya), Moacir Knorr Gutterres (Brezilya), Viktor Kudin (Ukrayna), Pol Leurs ( Lüksemburg), Angel Ramiro Zapata Mora (Kolombiya), Nikola Listes (Hırvatistan), Oton Anton Reisinger (Hırvatistan) ve Reiner Schwalme (Almanya)’yı Başarı Ödülüne değer gördü.

Yarışmada Birincilik Ödülü 8000 ABD Doları, İkincilik Ödülü 5000 ABD Doları, Üçüncülük Ödülü 3500 ABD Doları, Başarı Ödülü ise 500 ABD Doları’dır.

Ayrıca, yarışmada Birincilik Ödülü alan sanatçıya her yıl olduğu gibi bu yıl da Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bir plaket verilecek. Tören sırasında karikatürler de sergilenecek.

Kaynak : Cumhuriyet

Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden biri olan Akbank Caz Festivali bu yıl da caz tutkunları ile buluşmaya hazırlanıyor. ”Şehrin Sesi” sloganıyla 13 Ekim-3 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek festival dünyaca ünlü caz sanatçılarını Türkiye’de ağırlayacak.

Bu yıl 21’inci yaşını kutlayan Akbank Caz Festivali, zengin konser programının yanı sıra atölye çalışmaları, paneller, yarışmalar, cazlı brunchlar ve kampüste caz konserleriyle dikkat çekecek.

Festivalde bu yıl, Charles Lloyd New Quartet, Avishai Cohen ”Seven Seas”, Arild Andersen Trio, Maffy Falay Sextet, Dusko Goykovich Quartet, The Ray Gelato Giants, Azam Ali&Niyaz, Carmen Souza, Robert Glasper Experiment, Vijay Iyer Trio ve ZAZ öne çıkacak.

Festivalin bu yılki mekanları arasında Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı, Cemal Reşit Rey Konser Salonu, Akbank Sanat Merkezi, Babylon, Ghetto, Nardis ve The Seed olacak.
Festivalden seçmeler

21. Akbank Caz Festivali, ”Ustalar” bölümünde bu yıl Arild Andersen Trio, Maffy Falay Sextet, Arto Tunçboyacıyan’s 1to3, Dusko Goykovich Quartet, Charles Llyod New Quartet ve Avishai Cohen ”Seven Seas’i ağırlayacak.

Festivalin açılışını, Avrupa caz sahnesinin başarılı triolarından biri olan Arild Andersen Trio yapacak. Arild Andersen’e 13 Ekim’de Cemal Reşit Rey’deki performansında, İskoçyalı efsanevi saksafon ustası Tommy Smith ve İtalyan asıllı davulcu Paolo Vinaccia eşlik edecek.

Dünyaca ünlü trompet ustası Maffy Falay ve topluluğu Maffy Falay Sextet, 14 Ekim’de Cemal Reşit Rey’de muhteşem bir performansa daha imza atacak. Yetenekli ve yenilikçi perküsyon sanatçısı Arto Tunçboyacıyan, 21. Akbank Caz Festivali’ne yeni projesi ”1to3” ile 19 Ekim’de Ghetto’da konuk olacak.

Derin müzikalitesi, usta işi soloları ve hiç bitmeyen dinamizmle dinleyenleri her zaman kendine hayran bırakmayı başaran Dusko Goykovich ve topluluğu Dusko Goykovich Quartet, 19-20 Ekim tarihlerinde Nardis’te gerçekleştireceği 2 performansla caz tutkunlarıyla buluşacak.

1960’lı yıllardaki çarpıcı çıkışından sonra yeniden doğuşlar, inziva dönemleri ve her seferinde bir üst basamaktan geri dönüşlerle dolu bir kariyer izleyen efsane saksafoncu Charles Lloyd, festival kapsamında 23 Ekim’de Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda ”Charles Lloyd New Quartet” projesiyle caz tutkunlarıyla bir araya gelecek.
Orta Doğu ve Afrika etkilerini caz müziğiyle kendine has bir şekilde birleştiren başarılı basist ve besteci Avishai Cohen, bu yıl çıkan son albümü ”Seven Seas” ile 23 Ekim’de Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda sahne alacak.

Türk cazının yıldızları

Türk caz müziğinin önemli trompet sanatçılarından biri olarak kabul edilen İmer Demirer, ”Kampüste Caz” konserleri serisiyle gençlerle bir araya gelecek.

Uzun yıllar Paris’te solist olarak çeşitli oda müziği topluluklarıyla çalışan ve başarılı yorumculuğuyla adından söz ettiren çello sanatçısı Sedef Erçetin ve usta caz müzisyeni Kerem Görsev, ”Chamber Jazz” projesi ile 20 Ekim’de The Seed Sahnesi’nde olacak.

New York basını tarafından ”küresel bir müzik kaşifi” olarak tanımlanan saksafon ustası İlhan Erşahin, caz geleneğinden yola çıkarak, elektronika, hip-hop, groove gibi güncel türlere yer vermiş olduğu projesi İlhan Erşahin’s Love Trio featuring Arto Tunçboyacıyan ile 14 Ekim’de Babylon caz severlerle buluşacak.

Yeni nesil cazın en yetenekli müzisyenleri arasında gösterilen Vijay Iyer, festival kapsamında triosuyla beraber 18 Ekim’de Babylon sahnesinde olacak.

Funky jazzı hip hop ile birleştirerek dinleyiciye eğlenceli bir deneyim sunan Robert Glasper Experiment, farklı performansıyla 20 Ekim’de Babylon’da sahne alacak.

Başarılı kontrbas sanatçısı Ozan Musluoğlu, 21 Ekim’de Nardis sahnesinde, tenor saksafonda Engin Recepoğulları, piyanoda Uraz Kıvaner ve davulda Ferit Odman’dan oluşan bir kadroyla yeni albümü ’40th Day”i seslendirecek.

Türkiye’nin en yaratıcı basgitaristlerinden biri olan Alp Ersönmez, usta müzisyenlerden oluşan bir kadroyla ”Kampüste Caz” konserlerinde yer alacak.
Caz ve Dans

21. Akbank Caz Festivali’nin bir diğer konuğu ise İngiliz Kraliyet ailesi için konser veren ve Paul Mc Cartney’in düğününde sahne alan swing müziğinin efsane maestrosu Ray Gelato, 13 Ekim’de The Ray Gelato Giants ile Babylon sahnesinde olacak.

Nujazz’ı Brezilya sıcağı ve soul müziğiyle birleştiren Almanya’nın başarılı Nujazz topluluklarından Club des Belugas featuring Brenda Boykin, 15 Ekim’de Babylon’da festivalin kaçırılmaması gereken performanslarından birini sahneleyecek.

1920-1930’lu yılların swing ruhunu günümüz dünyasının modern sesleriyle buluşturan White Mink (Electro Swing), 13 ve 15 Ekim’de Babylon Lounge’da cazseverlerle buluşacak.

İlk albümünden itibaren hip-hop’ın en başarılı ve yaratıcı MC’lerinden biri olarak dikkat çeken Raashan Ahmad, 14 Ekim’de de Babylon Lounge’da unutulmaz bir performans sergileyecek.
Caz müziğinin öne çıkan kadın sesleri

21. Akbank Caz Festivali’nin takipçileri festival boyunca ZAZ, Azam Ali, Carmen Souza ve Esra Dalfidan’ın aralarında yer aldığı pek çok kadın müzisyenin performanslarını da izleme fırsatı bulacak.

Fransa’nın dünyaca ünlü iki yıldızı Frehel ve Edith Piaf’ı hatırlatan buğulu sesi ve bestelediği şarkılarla, 2010 yılında Avrupa’da ”En Beğenilen Fransız Şarkıcı” ünvanını alan ZAZ, festival kapsamında 22 Ekim’de Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda, 23 Ekim’de İzmir Arena’da unutulmaz iki konser verecek.

Doğu mistisizmiyle buluşan müziğiyle, günümüzün en özgün müzisyenleri arasında gösterilen Azam Ali&Niyaz, festival kapsamında 22 Ekim’de Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda sahne alacak.

Afrika kültürel müziğini, Batuke ve Morna gibi Cape Verde ritimleriyle birleştiren Carmen Souza, Afro-Latin, dünya müziği ve caz arasında gidip gelen renkli çizgisi ve şiirsel performansıyla 19 Ekim’de Babylon’da gerçekleştireceği konseriyle festivale farklı bir soluk getirecek.

Geleneksel Türk ve Azeri parçalarını caz arajmanlarıyla yorumlayan Esra Dalfidan topluluğuyla birlikte 22 Ekim’de Akbank Sanat’ta olacak.

Festival kapsamında bu yıl ilk kez gerçekleştirilecek ”JAmZZ Akbank Caz Festivali Genç Yetenekler Yarışması”, 30 yaşını aşmamış amatör genç yeteneklere, festivalin bir parçası olma ve profesyonel sanatçılarla sahnede ”Jam Session” yapma imkanı sunacak.

Festivalin bu seneki yeniliklerinden bir diğeri de tişört tasarım yarışması. Akbank Sanat Facebook sayfasında 3 Ağustos’ta başlatılan ve 6 Eylül’de sona eren yarışmaya 2 bin 500 tasarım katıldı.

Festival tişörtü, sanatçılar tarafından giyilecek olmasının yanı sıra Babylon Gişesi’nden satılarak geliri, dezavantajlı çocuklarla paylaşılmak üzere Düşler Akademisi’ne bırakılacak.