Yazılar

Brezilya’dan Hindistan’a, İran’dan Kırgızistan’a, 39 ülkeden toplam 107 filmin gösterildiği 5. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali sona erdi.

Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği ve İstanbul Medya Akademisi tarafından düzenlenen “5. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali”, ünlü sinemacıların da katıldığı Beyoğlu Atlas Sineması’nda düzenlenen açılış töreni ile başlamıştı.

Uluslararası Boğaziçi Film Festivali’nde ödüller sahiplerini buldu. Ulusal yarışmada Andaç Haznedaroğlu’nun yönettiği “Misafir” filmi ödülü kazanırken, uluslararası yarışmada ise İranlı yönetmen Parviz Shahbazi’nin “Malaria” adlı filmi Büyük Ödül’ün sahibi oldu.

Festivalin Onur Konuğu olarak İstanbul’a gelen Macar sinemacı Béla Tarr’a Yaşam Boyu Başarı Ödülü verildi.

Yaşam Boyu Başarı Ödülünü almaya hak kazanan usta yönetmen Bela Tarr, yaptığı açıklamada İstanbul’da bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek; “Sabahın dördünde sete gittiğinizde her şey çok soğuktur. Ama bilmelisiniz ki, dünyaya bakış açını dik tutmalısın ve bir gün bu sıcak ödülü alacağınızı bilmelisiniz.” dedi.

Başkanlığını Derviş Zaim’in yaptığı, Ayfer Tunç, Aylin Zoi Tinel, Feza Çaldıran ve Aslı Tandoğan’dan oluşan
Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması Jürisi bu yıl 8 filmi değerlendirdi. Andaç Haznedaroğlu’nun yönetmenliğini
yaptığı “Misafir” filmi En İyi Film ve En İyi Kurgu ödüllerinin sahibi oldu. “İşe Yarar Bir Şey” filmiyle
En İyi Yönetmen Ödülü’ün Pelin Esmer, “Bütün Saadetler Mümkündür” ile En İyi Senaryo Ödülü’nü Selman Kılıçaslan,
“Sarı Sıcak” ile En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü’nü Marton Miklauzic alırken; “İşe Yarar Bir Şey” filmiyle
En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nün sahibi Öykü Karayel, “Murtaza” filmindeki performansıyla En İyi Ekek Oyuncu
Ödülü’nün sahibi ise Cezmi Baskın oldu.

Aida Begic’in başkanlığında, Daphné Patakia, Signe Zeilich-Jensen, László Rajk ve Zrinko Ogresta’dan
oluşan Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması Jürisi, İranlı yönetmen Parviz Shahbazi’nin “Malaria” filmini seçti.
Shahbazi’nin filmi, En İyi Film Ödülü’nün yanında En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo ve En İyi Kadın Oyuncu
(Saghar Ghanaat) ödüllerinin de sahibi oldu. “Beyond The Clouds/Bulutların Ardında” filmiyle bir diğer İranlı
yönetmen Majid Majidi En İyi Kurgu (Hassan Hassandoost) ve En İyi Erkek Oyuncu (Ishaan Khattar) ödüllerinin
sahibi olurken; En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülünü ise “Rifle” filmiyle Brezilyalı yönetmen Davi Pretto aldı.

Festivalin Asja Krsmanovi, Gözde Kural ve Hakkı Kurtuluş’tan oluşan Kısa Kurmaca Film Yarışması Jürisi,
ulusal yarışmada “Mutluluk” filmiyle Necip Çağhan Özdemir’i, uluslararası yarışmada ise “Retouch” filmiyle
Kaveh Mazaheri’ yi seçti. Aysim Türkmen, Kerime Şenyücel ve Mohammed Almughanni’den kurulu Kısa
Belgesel Yarışması Jürisi de ulusal yarışmada Mehmet Can Mıcık’ın “Menderes Kıyısında” filmini, uluslararası
yarışmada ise Karlis Lesins’in “Grandfather’s Father/Büyük Dede” filmini En İyi Kısa Belgesel olarak seçti.

Kısa film yarışmasının 25.000 TL değerindeki Ahmet Uluçay Büyük Ödülü “Les Miserables/Sefiller” filmiyle
yönetmen Ladj Ly’ye verildi.

Brezilya’dan Hindistan’a, İran’dan Kırgızistan’a, 39 ülkeden toplam 107 filmin gösterileceği 5. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali başladı.

Uluslararası Boğaziçi Sinema Derneği ve İstanbul Medya Akademisi tarafından düzenlenen “5. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali”, ünlü sinemacıların da katıldığı açılış töreni Beyoğlu Atlas Sineması’nda yapıldı.

Sinemaseverlerin keyifle izleyeceği bir içerik hazırladıklarını belirten Festival Başkanı Ogün Şanlıer, “Bu yıl İstanbul’daki bazı belediyelerle yaptığımız protokol sonrasında, isim benzerliğimizden de yola çıkarak Boğaz’a sınırı olan ilçelerdeki belediyelerin kültür merkezlerinde gösterimlerimiz olacak. Film festivalimizi Beyoğlu havzasından çıkarıp İstanbul’un her yerine yaymak istiyoruz.” dedi.

Şanlıer, festivali daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçladıklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Festivalin uluslararası boyutu da giderek güçleniyor. Ağırladığımız konukların, uluslararası anlamda etkilerini göz önüne aldığımızda, şu anda yurt dışında da konuşulmaya başlayan bir festival haline geldi. Anadolu Ajansı’nın Global İletişim Ortağı olmasının da etkisi ve katkısı çok fazla. Size de teşekkür ediyorum. İçerik olarak da Amerika’dan İran’a, Japonya’dan Rusya’ya, Macaristan’dan Bosna Hersek’e kadar dünyanın her yerinden çok önemli yönetmenler ve filmler burada.”

Festival Direktörü Bülent Turgut da “Uluslararası Boğaziçi Film Festival”inin genç bir festival olduğunu dile getirdi.

Sinemanın değerli bir şey olduğuna ve toplumun her katmanının sinemaya gitmesi gerektiğe değinen Turgut, “Her sene etkinliğimize hem Türkiye’den hem dünyadan önemli içeriklerle, sektörün problemlerine ışık tutarak katkı sağlamaya çalışıyoruz ama en önemli hedefimiz, festivali marjinal bir kitleye değil, toplumun geneline yayabilmek. Örneğin Cannes Film Festivali var. Cannes Film Festivali’nde gündüz restoranda servis yapan bir garson, akşam prömiyerde benden daha şık bir şekilde katılmıştı ve ben çok mutlu olmuştum.” ifadelerini kullandı.

Turgut, festivalin temel görevlerinden birinin, ilk başta kendi coğrafyasının kültürleriyle ilgili çalışmak olduğunu vurgulayarak, festivalin bu anlamda görevini gayet iyi yaptığını aktardı.

Festivalin, yetenekli sinemacıları desteklediğine işaret eden Turgut, festivale bu yıl 120 ülkeden 360 filmin başvurduğunu bildirdi.

“Boğaziçi Film Festivali konumunu korumalı”

Festivalin açılış konuşmasını yapan Beyoğlu Belediye Başkanı ve İstanbul Boğazı Belediyeler Birliği Başkanı Ahmet Misbah Demircan ise İstanbul Boğazı Belediyeler Birliği’nin, festivalin doğal bir parçası haline geldiğini kaydetti.

Demircan, sanatın insanın iç dünyasına hitap ettiği değerlendirmesini yaparak, konuşmasına şöyle devam etti:

“Sanat, ifadenin en güçlü, en rafine halidir. Bazen binlerce sözün ifade etmeye yetmediği bir duyguyu, kağıda bulaşan bir damla mürekkep, bir mısrayla ifade eder, bir heykeltıraş, mahir elleriyle ruh katar eserine. Bir tuvale biraz renk buluşur, bambaşka bir dünya açılır gözlerimizin önünde. Sinema, o büyülü dünya, o ihtişamlı beyaz perde, bir çırpıda çok şey söyler ve ifade eder. İzi olmayan yollar bulur kalbimiz ve aklımız. İnanılmaz varış noktalarına erişiriz.”

Sinemanın, görselliği, söylem gücü, müzikleri ve diğer detaylarıyla, üst bir tür olduğunun altını çizen Demircan, şöyle konuştu:

“Türk sineması artık açık denizlere yelken açmış, dünya sahnesinde yer bulma yarışına girmiştir. Bu yarışta elde edilecek başarı, bu toprakların kaderini etkileyecek büyük bir değerdir. Bu yolda festivaller çok önemli. Her bir festival bu yolda bir istasyon, bir durak. Bu duraklarda enerjimizi toplayacak, bu duraklardan yeni duraklara hareket edeceğiz. Boğaziçi Film Festivali bu duraklardan biridir. Bu konumunu korumalı ve geliştirmelidir.”

Açılış etkinliğine ayrıca, sinema dünyasından Aida Begic, Laszlo Rajk, Bobby Roth, Uğur İçbak, Ahmet Sönmez, Reshat Strik, Mehmet Emin Kadıhan, Güneş Emre ve Bülent Öztürk gibi isimlerin yanı sıra ve AA İstanbul Haberleri Editörü Hüseyin Altınalan ve Kültür Sanat Haberleri Editörü Bünyamin Yılmaz da katıldı.

Açılış filmi George Clooney’den

Şanlıer ve Turgut’un da konuşma yaptığı gecede, açılış filmi olarak yönetmenliğini George Clooney’nin üstlendiği “Suburbicon”, sinemaseverlerle buluştu.

Clooney’nin senaryosuna da katkı sağladığı film, huzurlu bir banliyö mahallesinde yaşayan Lodge ailesinin başından geçen sıra dışı olayları konu ediniyor.

“Suburbicon”nun müziklerinde Alexandre Desplat imzası bulunurken, Julianne Moore, Matt Damon ve Josh Brolin ise filmin başrollerini paylaşıyor.