Yazılar

burcu-isil-oguz-erkan-basa

Marmara üniversitesinin topluma hizmet etkinliği kapsamında Kazım Karabekir (Erenköy) Kültür Sanat Merkezinde  Doç. Dr. Zuhal Özcengiz önderliğinde gerçekleştirilen “Geçmişten günümüze resim ve müzik alanındaki gelişmeler” adlı konser etkinliğinde piyano ve şan eğitmenimiz Işıl Oğuz ‘da yer almıştır. Kendisini Nar Sanat ailesi adına Etkinlik Koordinatörümüz Erkan Başa ziyaret etmiş ve sürpriz yapmıştır. Mart ve Nisan ayında da konserin tekrarı yapılacaktır. Hocamıza başarılarının ve sosyal projelerinin devamını dileriz..

 

KONSER İÇERİĞİ

İLKEL TOPLULUKLAR (ESAT MERT KOÇ Ortaçağ’ın sonuna kadar sunacak.)

İlkel topluluklarda yaratıcılığın temel ögesi doğaydı. İnsanlar hayvanların benzerlerini mağara duvarlarına ve kayalara resmediyorlardı. Taşlara ve kemik parçalarına vurarak değişik sesler çıkartıyorlardı. İlkel topluluklarda müzik ve resmin başlangıcı bu şekilde olmuştur.

ANTİK MISIR (İ.Ö 4000)

RESİM__Eski Mısır dünyasında resim sanatı edebi, sürekli ve kutsal olanı ifade etmek için kullanılmıştır. Mısır resim sanatı örneklerini, büyük tapınaklar ve mezar anıtları içinde yer almasının nedeni de budur.

MÜZİK__ Mısır tarihinde müziğin önemini, kazılarda bulunmuş çalgılardan ve tapınak duvarlarındaki resimlerden öğreniyoruz. Mısırlıların gelişmiş bir dans kültürü olduğu,özellikle kadınların şarkı söyleyerek dans ettikleri de belgeleniyor.

ANTİK YUNAN

RESİM__ M.Ö. 7. yy sonları ve 6. y.y. da siyah figür tekniği, sonraki dönemlerde ise kırmızı figür tekniği kullanılmıştır. Yunanlıların günlük ihtiyaçları için yapmış oldukları vazolarda, resim ve nakış sanatı için önemli belgelerdir.

MÜZİK__ Antik Yunanlıların müzikleri hakkında son yüzyılda pek çok malzeme ortaya çıkarılmıştır. Bu dönemde müzik hastalıkların tedavisinde de kullanılıyordu. Hipokrates yaklaşık 2400 yıl önce bazı hastalıkların tedavisi için, hastaları ilahilerle tapınağa götürüyordu.

ANTİK ROMA (M.Ö 9. yy -1453)

Roma uygarlığı, kültürel olarak yoğun biçimde ilham ve örnek aldığı Antik Yunan ile birlikte “klasik antikite”ye dahil edilir. Antik Roma Batı dünyasındaki hukuk,savaş, sanat, edebiyat, mimari, teknoloji ve dil konularının gelişimine büyük katkıda bulunmuştur ve hâlen de günümüz dünyası üzerinde büyük etkiye sahiptir.

ORTA ÇAĞ (476-1400)

RESİM__ Ortaçağ’ın en belirli resim akımını Bizans sanatıdır. “İkon” adı verilen tablo halindeki aziz resimleri de Ortaçağ Avrupa resmi gelişmesini etkilemiştir.Ortaçağ resmi başlangıçta altın zemin üzerinde, mekansız, ağırlıksız figürleri ile Bizans sanatından gelme bir tabiat uzaklığı, dini-mistik hava içindeyken, yavaş yavaş bu resim akımlarında doğaya yaklaşma başlar

MÜZİK__Orta Çağ, Antik Çağ ile Rönesans’ın arasındaki dönemi kapsayan ve müziğin gelişimini etkileyen bir dönemdir. Bu dönem karanlık çağ olarakta adlandırılır.Bunun sebebi kilisenin aşırı baskısıdır.Bu dönemde en önemli çalgı insan sesidir ve şarkı sözleri incilden alınmıştır.

RÖNESANS (Yeniden Doğuş) –  (SEFER TURAN sunucak)

Avrupa’da 1000 yıllık karanlık Ortaçağ sonrası katolik kilisesinin acımasız hakimiyetini kaybettiği ve  insanların hümanizmayla birlikte özgürlüklerini yeniden kazandıkları ve bu özgürlükle birlikte özellikle sanatta baskıcılıktan ve yasaklardan dolayı bin yılın biriktirdiği sanat eserlerinin onlarca yıl içinde ortaya çıktığı bir dönemdir.

RESİM__ Leonardo Da VİNCİ (1452-1519) insanlık tarihinin şahit olduğu tüm çağlara hitap edebilen en önemli tasarım, ressam ve mucitlerindendir. Rönesans döneminde doğadaki altın oran düzenini sanatına yansıtarak insanlığın fikri ve sanatsal gelişiminin belkide en önemli ivmesini gerçekleştirmiştir.

MÜZİK__Guilio CACCİNİ (1550-1618) bu dönemde konusu ilk din dışı şarkılar olan madrigallerin en ünlü bestecilerindendir. Amarilli mia bella en ünlü madrigalidir. ( Sefer Turan AMARİLLİ eserini seslendirecek.)

BAROK  DÖNEM (1600-1750) (AYHAN DOĞAN sunacak)

RESİM__ Barok resimde ışık bütün resim yüzeyine aynı ölçüde dağılmaz ve parçalar halinde yansır. Savrulan uçuşan hareketli figürler , eğri çizgiler oluşturacak biçimde resme yerleştirilmiştir.

MÜZİK__Barok müzik , armoninin açık seçik olmadığı , modülasyonlar ve uyumsuzlukla dolu entonasyon güç ve hareketi zor olan müziktir. Müzikteki başlıca büyük yeniliği “fonksiyonel tonalite” kavramının çok geliştirilmesindedir.

GİOVANNİ PAOLO PANİNİ (1691-1765)

Barok Dönemde yaşamış ve o dönemin özelliklerini eserlerine yansıtarak günümüze kadar ulaştırabilmiş İtalyan ressamdır. Eserlerinde daha çok içinde bulunduğu mekanların tasvirini yapmıştır. Roma Antigua adlı eserini birçok yap-bozun üstünde görmek mümkündür.

JOHANN SEBASTİAN BACH (1685-1750)

Alman barok müzik bestecisi Bach köklü Alman stillerini , özellikle İtalya ve Fransa gibi dış ülkelerden aldığı ritm, form, armoni ve kontrpuan birikimleri ile müzikal motiflerin organizasyonundaki ustalığıyla geliştirmiştir. Eserleri arasında konçertoları , varyasyonları ,si minör missa , 2 çile ve 200 tanesi günümüze kadar ulaşmış 300 den fazla kantatı bulunmaktadır. (AYHAN DOĞAN Bach sol minör menüet çalacaktır.)

MİCHELANGELO CARAVAGGİO  (1573-1610) (MELİKE GÜZEL sunacak)

İtalyan ressam, aşırı gerçekçilikle yarattığı eserler dışında duygusal anlatımlı dinsel resimler de yapmıştır. Işığın kullanımında yenilik getirerek  karanlık alana, tek kaynaktan kuvvetli bir ışık vermeyi yeğlemiştir.

George Frideric Handel (1685-1759)

Alman bestecisidir, Su müziği, Havai Fişekler için müzik ve Mesih gibi eserleriyle Barok dönemin en büyük bestecilerinden biri sayılmıştır. Almira operasıyla  besteci olarak ilk başarılarını kazanmıştır. 40’tan fazla opera  ve oratoryo bestelemiş. Ayrıca orkestra müziği ve solo çalgılar için birçok eser yazmıştır. (Melike Güzel Handel sol minör sonata çalacak.)

 

KLASİK DÖNEM (1750-1827) (BURCU IŞIL OĞUZ sunacak)

RESİM__ Resimde insan, bir mekan içinde gösterilir. Yüzlerin ifadesi heykelde olduğu gibi iç duyguları yansıtmaz. Resimlerde, tek bir noktadan gelen ışık değil, tablonun her tarafını aydınlatan üniversal ışık önem kazanır.

MÜZİK__ Barok müziğin süslü anlatımı yerini sadeliğe bırakmıştır. Kontrpuantal yazım yerini homophoneye bırakmıştır. Orkestra müziği gelişmiştir. Piyano icat edilmiş ve piyano için besteler yapılmıştır.

JACQUES-LOUİS DAVİD (1748-1825)

Dönemin önemli ressamlarından biridir. Döneme damgasını vuran rokaka akımının ve Fransız ihtilanin etkileri eserlerinde görülür.

WOLFGANG AMADEUS MOZART (1756-1791)

Dönemin ünlü bestecilerindendir. Eserlerinde dönemin getirisi olan yalın müziği ve akıcı melodileri işleyişi göze çarpmaktadır. Opera buffa ve opera seria tarzlarında operalar yazmıştır. Senfoni, solo konçerto, oda orkestrası, yaylı kuartet ve yaylı kentet ve piyano sonatları da vardır. Ömrüne 626 eser sığdırmıştır. ( Burcu Işıl Oğuz Mozart – Als Luise seslendirecek.)

ANTOİNE – JEAN GROS (1771-1835) (ESAT MERT KOÇ sunacak.)

Fransız asıllı ressamdır. Minyatür ressamı olan babası tarafından 6 yaşında eğitilmeye başladı. 1785’in sonuna doğru jacques Louis David’in atölyesine katıldı. Yaşadığı dönem ve siyasi durumdan kaynaklı olarak genellikle; devlet liderleri, savaşlar ve meclis üyelerinin portelerini çiziyordu.

LUDWIG VAN BEETHOVEN (1770-1827)

Alman besteci ve müzisyendir. Yaşamı boyunca çeşitli sağlık problemleri çeken Beethoven 1801 yılında işitme problemleri yaşamaya başlamıştır. Bu süre zarfında çok sayıda piyano sonatı ve konçertolar bestelemiş bir de Fidelio adında opera yazmıştır. 1817’de tamamen sağır olan Beethoven yazdığı 9 senfoninin bir kısmını sağır olduğu zamanlarda yazmıştır. Hayatta çeşitli zorluklar yaşaması onun müzikal karakterini belirlemiştir. Besteleriyle kendinden sonraki dönem olan romantik dönem için önemli temeller atan Beethoven müziği aşırı belirgin duygu geçişleriyle, gerilen ve çözülen akorlarla bilinir.( Esat Mert Koç Beethoven – Pathetique sonat 2. bölüm çalacak.)

ROMANTİK DÖNEM (SEDEN CANALP sunacak.)

Romantizm dönem olarak, 19. yüzyılın başlarından 20. yüzyılın başlarına kadar geçen süreyi kapsar. 19. yüzyılla birlikte besteciler eserlerini yazarken romantik romanlar ve dramalardan etkilenmeye başlamışlardır. Bu özellikle opera ve senfonik şiirlerde göze çarpmaktadır.

JEAN AUGUSTE DOMİNİQUE INGRE

29 Ağustos 1780 yılında Toulouse yakınlarında Montauban’da dünyaya geldi. Babası dekoratif işler yapan bir heykeltraş idi. Böylece Dominique İngres on yaşlarındayken babasın¬dan ilk resim derslerini aldı. Hayatının son senelerindeki en büyük eseri, bü¬tün çıplaklarını kapsayan  Türk Hamamı adlı tablosu oldu.

FRANZ SCHUBERT

Yaklaşık 600’ün üzerinde şarkı, 9 senfoni (ünlü “Bitmemiş Senfoni”nin de içlerinde bulunduğu), operalar, çok sayıda oda müziği ve piyano parçaları bestelemiştir. Schubert’in müziği, hümanist özelliğiyle insanları kucaklar. İnanılmaz bir melodi zenginliği vardır. Schubert’in müzik dünyasına en önemli katkısı lied alanındadır.600 kadar liediyle kendinden önce Viyana Klasikleri’nin, yani Mozart, Haydn ve Beethoven’in sistemleşmiş çalışmalarını aştı, yeni bir biçimin sağlam temellerini attı. (Seden Canalp Schubert – Sarabande çalacak.)

Francisco Goya (30 Mart 1746 – 16 Nisan1828) (SELİN ECE KARAAĞAÇ sunacak.)

Romantik dönemin en önemli ressamlarından biri olan Francisco Goya, 30 Mart 1746’da Zaragoza’da doğmuştur. İlk resim denemelerini  Zaragoza’da yapmıştır. Başlangıçta  portre çalışmalarını manzara resimlerine tercih eden Goya, zamanla ilgisini kişilerin iç dünyalarına yöneltti. (Selin Ece Karaağaç Schubert – Die Forelle seslendirecek. Not : Seden de schubert çaldığı için ressam hakkında bilgi verip eserine bağlayacaktır. )

HENRİ MATİSSE (31 Aralık 1869 – 3 Kasım 1954) (BURAK OTLU sunacak.)

  1. yüzyılın en önemli ressamlarından olan Matisse renkleri büyük bir ustalıkla kullanışıyla Picasso ve Kandinsky ile birlikte, modern sanatın en büyük sanatçılarından biri kabul edilir. Fovist akımın öncülerindendir.

SERGEY RAHMANİNOV (01 Nisan 1873 – 28 Mart 1943)

Sergey Rahmaninov, Sergey Rahmaninov 20. yüzyılın en büyük piyanist ve bestecilerinden birisidir.İlk önemli eseri 1895-1896’da yazdığı Re Minor 1. Senfoni’dir. (Burak Otlu Rachmaninov – Vocalise çalacak.)

PAUL CEZANNE (19 Ocak 1839 – 22 Ekim 1906)  (GÜL SIVACI sunacak.)

30 mart 1746 da  Zaragoza da doğmuştur. İlk resim denemelerini Zaragoza da yapmıştır. Başlangıçta portre çalışmalarını manzara resimlerine, tercih eden sanatkar, zamanla ilgisini kişilerin iç dünyalarına yöneltti.

CAMİLLE SAİNT SEANS (1835-1921)

Fransız bestecidir. Orkestra şefi ve piyanisttir. Saint-Seans’ in opera, senfoniler, konçerto, şarkılar, solo piyano ve oda müziği gibi neredeyse tüm türlerde yazdığı eserler 19. yüzyıl Fransız bestecileri arasında bir anormallikti. (Gül Sıvacı Camille – Kuğu çalacak.)

ÇAĞDAŞ DÖNEM (1900 ve Günümüz) (CEM ONAT TAYLAN sunacak.)

Resim : Birçok sanat akımının bir arada toplandığı dönemdir. Bu dönemde vurgulanan en önemli olgu resimde bulunan disiplinlerin kendine has yöntemlerini, disiplinin kendisini eleştirmek için kullanmak olduğu ve bundaki amacın ise o  disiplini geliştirmek ve önemini arttırmak olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda doğadaki görüntülerin takliti yavaş yavaş bırakılmış, temsil ikinci plana atılmıştır. Gelinen en son nokta ise; insan elinin izlerini tümden kaldırarak dümdüz tek renge boyanan, böylece içerikten arındırılmaları amaçlanan tuvallerdir.

Müzik: Bu dönem; teknikte, ifadede, biçimde, stilde, içerikte, özde tüm kuralların eğilip bükülmeye, eriyip çökmeye başladığı dönemdir. Belli bir stil veya kalıp yoktur. Birçok besteci müziğin kurallarını tekrar değiştirip farklı tekniklerde başarılı örnekler sunmuşlardır. Sadece orkestral müzikte değil, sahne müziklerinde de yenilikler yapılmıştır. Son olarak teknolojideki gelişmeler ile beraber müzik salona gidemeyen milyonları dinleyici haline getirmiştir.

PABLO PİCASSO (1881-1973)

  1. yüzyılın en önemli ressamlarından biri olan Picasso bir kalıp halinde çalışmak yerine parçaları bir araya getirme tekniği ile de bilinmektedir. Picasso nun amacı tutarlılık portresi çıkarmak yerine, his ve duyguların doruk noktasını yakalamaktı. Kübizmin önemli bir temsilcisidir. Bu yüzden eserlerinde doğa olgusunun olduğu gibi yansıtılmaması gerektiğini öne süren, nesneleri geometrik bir biçimle yansıtan bir anlayışa sahiptir. Eserlerinde metaforlar kullanarak gizlenmiş şekilde hikayelerde anlatmaktadır.

FREDERICK LOEWE   (10 Haziran 1901-14 Şubat 1988)

Viyana müzikal stilini benimsemiştir. ‘Fritz’  15 yaşına geldiğinde popüler bir şarkı olan ‘Katrina’ yı bestelemiştir. Film müzikalin den 9 akademi ödülü kazanmıştır. (Cem Onat Taylan Loewe – Ascot Gavotte çalacak.)

MARC CHAGALL (1887- 1985) (ÖZLEM ASİLTÜRK sunacak.)

Rus asıllı Fransız ressam. 1.Dünya Savaşı öncesinde Paris’teki avangard akımlara dahil oldu, fakat çalışmaları, kübizm ve fovizm gibi akımlara daha yakındır. Eserlerinde ülkesine ait folklorik öğeler göze çarpar. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Paris’ te avantgart akımlara dahil oldu fakat çalışmaları, diğerleri ile karşılaştırınca kübizm ve fovizm gibi popüler sanat hareketlerine daha yakındı.

JUAN JOSE BUSCAGLİA (1893-1958)

Arjantin’ li gitarist ve şarkıcı. Chagall gibi, ülkesi Arjantin’in ulusal müzik türü olan ve folklorik motifler taşıyan milonga ve tango türünde besteler yapmıştır. (Özlem Asiltürk Buscaglia – Milonga çalacak.)

meola
meolaPiu Live prodüksiyonuyla İstanbul’ a gelecek olan İtalyan asıllı Amerikan sanatçı Al Di Meola, son albümü “Elysium & More” ile mutluluğu yeniden tanımlıyor. Amerikan füzyon cazında akla gelen ilk isimlerinden olan Al Di Meola, gitara dokunuşları ile unutulmaz bir geceye imza atacak.

Küçük yaşlarda davul çalmayı öğrenen Al Di Meola, 9 yaşında Beatles dinlemeye başladıktan sonra gitar ile buluşup, dünyaya adını duyurdu. Caza olan ilgisinin artmasıyla ünlü Berklee Müzik Koleji’ne girdi ve klavyeci Barry Miles’in öncülüğündeki füzyon caz grubu ile çalışmalarının ilk adımlarına başladı.

Profesyonel müzik kariyeri dünyaca ünlü caz ve dünya müziği piyanisti Chick Corea tarafından keşfedilmesiyle başladı. O dönemlerde günde on saat gitar çalan Al Di Meola, ses getirecek solo kariyerinin temellerini inşa etti.

Al Di Meola 1974’te Return to Forever’a katılmasıyla kendi rüyasını yazmaya başladı ve ardından 1976’da ilk albümünü çıkardıktan sonra Paco De Lucia ve John McLaughlin ile bir üçlü oluşturarak Flamenko’nun etkisinin hissedildiği bir albüm çıkardı.

Arjantinli ünlü tango bestecisi ve Bandoneon ustası Astor Piazzolla ile tanışmasının ardından Güney Amerika müziğine olan ilgisi arttı. 1966’da Paco De Lucia ve John McLaughlin’le tekrar bir araya gelen Al Di Meola ‘Guitar Trio’ albümünü çıkardı.

Land of the Midnight Sun ve Elegant Gypsy albümleri bugün hala geniş kitlelerce dinlenen ve tüm zamanların en iyi albümleri arasında gösterilen Al Di Meola, çıkardığı yeni albümü “Elysium & More” ile İstanbul’daki müzik severleri kendine bir kez daha hayran bırakacak.

40 senelik kariyerinde müzik dünyasına adını altın harflerle yazdıran Al Di Meola, 15 Kasım’da İstanbul Zorlu PSM sahnesinde sürprizleri ve gitar şovu ile herkesi büyüleyecek. Al Di Meola konseri biletlerine Biletix üzerinden ulaşabilirsiniz.

BBC Proms’dan Salzburg’a dünyanın en prestijli festivallerinde sahneye çıkan Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın hayli iddialı yeni sezon programının biletleri satışa çıktı. Sarah Chang, Katia & Marielle Labèque, Evelyn Glennie, Freddy Kempf, Kit Armstrong gibi yıldız solistleri ağırlayacak BİFO, günümüzün en büyük bestecilerinden Krzysztof Penderecki yönetiminde bestecinin yapıtlarını seslendireceği bir konsere de imza atacak. Aralıkta ise ‘Batı Yakasının Hikayesi’ başlıklı Amerikan müzikleri festivali var. İşte BİFO’nun iddialı yeni sezonu…

borusan flarmoni

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) yeni sezona hazır… BBC Proms’dan Salzburg’a dünyanın en prestijli klasik müzik festivallerinde sahneye çıkan BİFO, sezona 22 Ekim’de New York Times’ın “Yetenekleri o seviyede ki insan doğanın gizemlerine hayret ediyor” dediği günümüzün en büyük kemancılarından Sarah Chang’in solist olarak katılacağı konserle başlayacak. Bu sezon Katia & Marielle Labèque (Philip Glass’ın, ortak siparişçisi olduğu iki piyano için konçertosunda), Evelyn Glennie, Freddy Kempf, Kit Armstrong gibi yıldız solistleri ağırlayacak BİFO, günümüzün en büyük bestecilerinden Krzysztof Penderecki yönetiminde bestecinin yapıtlarını seslendireceği bir konser verecek. 12-23 Aralık tarihlerinde ‘Batı Yakasının Hikayesi’ başlıklı bir Amerikan festivaline ev sahipliği yapacak BİFO, şubat ayında ise Viyana’dan Almanya’ya uzanan bir Avrupa turneye çıkacak. BİFO’nun yeni sezon biletleri, bugün saat 10.00’dan itibaren Biletix üzerinden satışa sunuluyor. Biletler önce Biletix Çağrı Merkezi ve Biletix satış noktalarından edinilebilecek. Online satışlar ise daha sonra başlayacak. İşte BİFO’nun 2014-2015 sezonu programı…

AÇILIŞ KONSERİ: BİFO & SARAH CHANG
22 Ekim Perşembe, Lütfi Kırdar, 20.00
Sascha Goetzel (şef), Sarah Chang (keman)
BİFO’nun yeni sezonu, müzikaltesi kadar imajıyla da sıradışı bir çizgi izleyen, dâhi çocuktan muhteşem bir solistle dönüşen Sarah Chang ile başlıyor. Keman repertuvarının hemen hemen tüm yapıtlarında olağanüstü virtüözitesini performansları ve kayıtlarında tüm dünyaya gösteren Chang, Sibelius’un zorlu olduğu kadar derinlikli Keman Konçertosu’yla sezona unutulmaz bir başlangıç vaat ediyor. New York Times’ın “Yetenekleri o seviyede ki insan doğanın gizemlerine hayret ediyor” dediği Sarah Chang, günümüzün en büyük kemancılarından biri kabul edilmekte… Chang, henüz 8 yaşındayken New York Filarmoni eşliğindeki ilk konserini vermişti.

BİFO ve LABÈQUE’LERLE BİR PRÖMİYER/ PHILIP GLASS
19 Kasım Perşembe, Lütfi Kırdar, 20.00
Gürer Aykal (şef), Katia & Marielle Labèque (iki piyano)
Türkiye prömiyeri. Los Angeles Filarmoni Orkestrası, Orchestre de Paris, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, Göteborg Senfoni Orkestrası, İspanya Ulusal Orkestrası ortak siparişi.
Labèque kardeşler için İstanbullu klasikseverlere diyecek çok bir şey yok! Onları sahnedeki uyumları, enerjileri ve renkli kişilikleri ile defalarca dinledik ve alkışladık. Şimdi bu ikili yaşayan en özgün ve ilham verici bestecilerden Philip Glass’ın iki piyano için yazdığı ve BİFO’nun da siparişçileri arasında olduğu yeni konçertosunu seslendirmek üzere İstanbul’da.

MINIMALIST DREAM HOUSE
20 Kasım Cuma, Borusan Müzik Evi, 20.00
Katia & Marielle Labèque (iki piyano ve topluluk), David Chalmin (elektrogitar ve vokal), Alexandre Maillard (elektrobas), Raphael Seguinier (davul)
Labèque’ler, Philip Glass prömiyerinden sonra yeni bir sürprizle geliyor. 60’lı yıllarda başlayıp bugün hayatımızın her yanına sinen ‘minimalizm’in klasik müziğe yansımalarını “Minimalist Dream House” projesiyle Borusan Müzik Evi’nin bu iş için biçilmiş kaftan olan atmosferinde sunmaya hazırlanıyorlar. Konserde Laurie Anderson, John Cage, David Chalmin, Brian Eno, Henry Flynt, Philip Glass, Moondog, Arvo Pärt, Terry Riley, Radiohead, Erik Satie, Raphael Seguinier, Howard Skempton ve James Tenney’nin yapıtları seslendirilecek.

BATI YAKASININ HİKÂYESİ
LEONARD BERNSTEIN: ANNIVERSARIES
12 Aralık Cumartesi, Borusan Müzik Evi, 20.00
Jamie Bernstein (anlatıcı), Sebastian Knauer (piyano)
‘Batı Yakasının Hikâyesi’ bitmeyen bir Amerikan efsanesi oldu. İşte bu efsanenin yaratıcısı ve 20. yüzyılın en büyük şeflerinden Leonard Bernstein’ın kızı ve aynı zamanda gözde bir anlatıcı ve saygın bir yayımcı olan Jamie Bernstein, kayıtlarıyla parlak yorumunu piyano tarihine bırakan Alman piyanist Sebastian Knauer ile bu ‘efsane’ üzerine samimi bir dinletide buluşuyor.

BATI YAKASININ HİKÂYESİ
BİFO & KIT ARMSTRONG
14 Aralık Pazartesi, Lütfi Kırdar, 20.00
Sascha Goetzel (şef), Kit Armstrong (piyano)
Daha ilkokulu bitirme yaşına gelmeden bestelerinin sayısı yaşını aşan, büyük piyanist Alfred Brendel’in tereddütsüz öğrenci olarak kabul ettiği bir deha olan Kit Armstrong’un Gershwin’in piyano konçertosuna yeniden hayat vereceği bu konser, Bernstein’ın Candide uvertürü ve büyük senfonilerin bestecisi Dvorak’ın muhteşem 9. Senfoni’si ile Batı Yakasının Hikâyesi festivalinin unutulmazlarından olacak.

BATI YAKASININ HİKÂYESİ
PEKİNELLER İLE BATI YAKASININ HİKÂYESİ
15 Aralık Salı, Lütfi Kırdar, 20.00
Güher & Süher Pekinel (iki piyano), Raphael Haeger (vurmalı çalgılar), Simon Rössler (vurmalı çalgılar)
Pekineller bir piyano ikilisi olarak parıltılı kariyerlerini 20. yüzyıldan 21. yüzyıla taşıdılar ve performanslarıyla klasik müziğin tarihine geçtiler kuşkusuz. BİFO’nun yer almayacağı bu konserde Berlin Filarmoni’nin perküsyoncularının enerjisini de yanlarına alan ikili, bu özel akşamda en az kendileri kadar muhteşem bir programla bize o bildiğimiz sahne enerjilerini ve mükemmel uyumlarını bir kez daha gösterecek. Konser programındaki eserlerin bazıları şöyle: ‘Ciaconna’ (Pekineller için Penderecki tarafından uyarlandı)/ ‘Batı Yakasının Hikâyesi’nden Senfonik Danslar, iki piyano ve iki perküsyon için (L. Bernstein tarafından Pekineller için yazıldı)/ Lutoslawski’nin ‘Paganini Çeşitlemeleri’ iki piyano ve iki perküsyon için (Türkiye prömiyeri).

BATI YAKASININ HİKÂYESİ
KERESTENİN SESİ
16 Aralık Çarşamba, Borusan Müzik Evi, 20.00
sa.ne.na
Perküsyon topluluğu sa.ne.na, İstanbul’un çağdaş müzik atmosferinin vazgeçilmezlerinden biri. Onların enerjisi, kategorilere meydan okuyan ve punk, caz ve klasiğin nüvelerini müziğinde dâhice harmanlayan Michael Gordon’un Timber’ına ses verince, bu Türkiye prömiyeri meraklıları için kaçınılmaz ve kaçırılmaz bir müzik deneyimine dönüşüyor.

BATI YAKASININ HİKÂYESİ
BİFO & EVELYN GLENNIE
17 Aralık Perşembe, Lütfi Kırdar, 20.00
Sascha Goetzel (şef), Evelyn Glennie (vurmalı çalgılar)
BİFO izleyicisi perküsyonun büyüsünü Martin Grubinger ile bir kez tatmıştı. Şimdi sıra perküsyon sihirbazı Evelyn Glennie’de. Londra Olimpiyatları’nın açılış töreninden Björk’ün Telegram albümüne enstrümanlarıyla yaşamını adeta birleştiren ve büyük ölçüde duyma engelli olan sanatçı, hayatta hiçbir engelin insanın tutkularının önüne geçemeyeceğinin mükemmel bir örneği.

BATI YAKASININ HİKÂYESİ
SPIRITUALS
18 Aralık Çarşamba, Borusan Müzik Evi, 20.00
Indra Thomas (soprano)
Amerika deyince caz, caz deyince spritüallere dokunmamak olmaz. Bu konserin sesi Indra Thomas 2009’da BİFO’nun Yeni Yıl Konseri’nde izleyenlerin belleğine kazınmıştı. Aida’dan Il trovatore’ye, Turandot’dan Porgy and Bess’e ayakta alkışlanan opera performansları sergileyen soprano şimdi spiritüallere “ruh” katacak.

BATI YAKASININ HİKÂYESİ
BİFO & NICOLAS ALTSTAEDT
19 Aralık Cumartesi, Lütfi Kırdar, 20.00
Sascha Goetzel (şef), Nicolas Altstaedt (viyolonsel)
Çellist Nicolas Altstaedt dönem müziğinden klasik repertuvara uzanmakla kalmayıp çağdaş müzik yapıtlarına olan tutkusunu sipariş ettiği parçaları seslendirerek gösteren muhteşem bir sanatçı. Ödülleri, birlikte çaldığı büyük şefler ve orkestralar ve özellikle Haydn konçertolarının kayıtlarıyla günümüzün en parlak solistlerinden biri oldu. Bloch’un insanı başka diyarlara götüren Schelomo’sunu ondan dinlemek başka olacak.

BATI YAKASININ HİKÂYESİ
BANG ON A CAN ALL-STARS
21 Aralık Pazartesi, Borusan Müzik Evi, 20.00
Bang On A Can All-Stars
‘Bang On A Can All-Stars’, yirmi beşinci yıla doğru giden doludizgin müzik yaşamlarında, performans teknikleri, sunuşları ve izleyiciyle iletişimlerinde hep yeninin peşinde oldu. O yüzden onları İstanbul’da daha önce izleyenler yeniden, izlemeyenler mutlaka ilk kez dinlemeli. Çünkü bu yalnızca bir konser değil, aynı zamanda filmlerle renklenen, belleklere kazınacak bir kutlaması olacak topluluğun.

BATI YAKASININ HİKÂYESİ
AMERİKAN POSTMİNİMALİSTLERİ
23 Aralık Çarşamba, Borusan Müzik Evi, 20.00
Hezarfen Ensemble
Hezarfen Ensemble’ın merkezi İstanbul, müzisyenleri Türkiye ve Avrupa’dan. Tutkuları çağdaş müzik, programları rengârenk. Batı Yakasının Hikâyesi festivali için çok farklı enstrüman kombinasyonları için yazılmış yapıtları bir araya getirdikleri programları günümüzün önde gelen bestecilerine “Amerikan Postminimalistleri” başlığıyla bir bakış atıyor.

YENİ YIL KONSERİ
7 Ocak Perşembe, Lütfi Kırdar, 20.00,  Sascha Goetzel (şef), Luca Pisaroni (bas), Chenn Reiss (soprano)

Sascha Goetzel

İşte BİFO’nun her yıl ilgiyle beklenen yeni yılı karşılama konseri. Müzikaller, operetler, aryalar, valsler ve polkalarla yeni bir sayfa açmanın heyecanı ve umut dolu beklentisi her yıl müzikseverleri dudaklarında bir tebessümle gönderiyor evlerine. Solistler “zorlukların operacısı” bas Luca Pisaroni ve operalar kadar şarkı repertuvarında başarısı ile de ünlenen soprano Chen Reiss olunca, söylecek çok söz kalmıyor…

BİFO İLE MAHLER 2
14 Ocak Perşembe, Lütfi Kırdar, 20.00
Sascha Goetzel (şef), Wiener Singakademie, Viyana Konzerthaus Korosu, Heinz Ferlesch (sanat yöntmeni ve koro şefi), Çiğdem Soyarslan (soprano), Elena Zhidkova (mezzosoprano)
Sascha Goetzel yönetimindeki BİFO’nun her yıl repertuvarına kattığı başyapıtlar bu yıl Mahler’in en beğenilen senfonilerinden ‘Diriliş’le devam ediyor. Müzikal yapısı ve düşünsel derinliğiyle de büyük bir öneme sahip olan yapıtın solistleri ülkemizi dünya sahnelerinde başarıyla temsil eden soprano Çiğdem Soyarslan ve zorlu rollerin altından başarıyla kalkan Rus mezzosoprano Elena Zhidkova. Viyana’nın ünlü Konzerthaus Korosu da kadroya eklenince bu Mahler yorumu muhteşem olacağa benziyor.

BİFO & FREDDY KEMPF
17 Mart Perşembe, Lütfi Kırdar, 20.00
Gürer Aykal (şef), Freddy Kempf (piyano)

gurer-aykal

Müzik kariyeri henüz sekiz yaşındayken Kraliyet Filarmoni Orkestrası ile başlayan ve olgunluk döneminde piyano repertuvarının büyük yapıtlarını diskografisine katan İngiliz virtüöz Freddy Kempf, teknik yetkinliğinin yanı sıra sahnedeki cana yakınlığıyla da gönülleri fetheden bir sanatçı. Gershwin’in caz dokularını klasik müziğe işlediği iki parçayı seslendirecek olan Kempf’in parmaklarında bu müzikler daha da güzel olacak.

BİFO VE UFUK & BAHAR DÖRDÜNCÜ
31 Mart Perşembe, Lütfi Kırdar, 20.00
Sascha Goetzel (şef), Ufuk & Bahar Dördüncü (iki piyano)
Ufuk ve Bahar Dördüncü’nün geçen sezon heyecanla beklenen ve hava muhalefeti yüzünden bu yıla ertelenen konseri nihayet huzurlarınızda. Britten’ın İskoç Baladı, 20. yüzyılın öncü bestecilerinden Toru Takemistsu’nun Quotation of Dream’i ve Korsakov’un Şehrazad’ı ile bu konser piyano ikilisinin kusursuz tekniği ve BİFO’nun hünerini ortaya koyacak.

BUCHBINDER İLE TÜM BEETHOVEN KONÇERTOLARI – I ve II
6 Nisan Çarşamba, Lütfi Kırdar, 20.00 ve 7 Nisan Perşembe, Lütfi Kırdar, 20.00
Rudolf Buchbinder (şef ve piyano)
Rudolf Buchbinder, Beethoven’ın tüm piyano sonatlarını Süreyya Operası’nda seslendirerek gönülleri fethetmişti. Ama büyük Beethoven yorumcusuna bu yetmemiş olacak ki, Viyana Filarmoni ile şef ve piyanist olarak kaydettiği Beethoven konçertolarını piyanoda ve orkestra başında İstanbullulara dinletmek üzere yine geliyor.

PENDERECKI YAPITLARINI YÖNETİYOR
21 Nisan Perşembe, Lütfi Kırdar, 20.00
Krzysztof Penderecki (şef), László Fenyoe (viyolonsel)
BİFO’nun dinamik, vizyoner ve sevilen şevi Sascha Goetzel bu konserde batonu çağımızın en büyük bestecilerinden Krzysztof Penderecki’ye bırakıyor. Yarım yüzyılı aşan kariyerinin zirvesindeki sanatçının başarıları saymakla bitecek gibi değil. Yaşayan bir efsane kendi yapıtlarını yönettiğinde, bu tarihi fırsatı kaçırmamak gerekir deriz.

Leyla Gencer Anısına: NORMA
12 Mayıs Perşembe, Lütfi Kırdar, 20.00
Sascha Goetzel (şef), Macaristan Ulusal Filarmoni Korosu, Mátyás Antal (koro şefi)
Norma: Maria Pia Piscitelli (soprano), Adalgisa: Ekaterina Gubanova (mezzosoprano), Pollione: Massimo Giordano (tenor), Oroveso Dan: Paul Dumitrescu (bas), Clotilde: Ana Puche (soprano), Flavio: Paul O’Neill (tenor)
BİFO’nun her yıl Leyla Gencer anısına düzenlediği konserlerin bu yılki ayağı “La diva Turca”ya gerçek bir saygı duruşu. Bellini’nin bel canto’nun zirvesi olarak kabul edilebilecek olan Norma operasını 20. yüzyıl klasik müzik tarihinin sayfalarına kazıyanlardan biri de Leyla Gencer’di. Yıldız solistlerini ve kırk yıl sonra İstanbul’da ilk kez seslendirilecek olduğunu da düşünürsek, bu gece Türkiye’nin klasik müzik tarihinin önemli anlarından biri olacak.
Ayrıntılı bilgi için: http://www.borusansanat.com/tr/

 

10 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 100. (artık yıllarda 101.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 265 gün vardır.

tarihte-bugun-ne-oldu

Olaylar

  • 1845 – Türk Polis Teşkilatı kuruldu.
  • 1912 – RMS Titanic ilk seferine çıktı.
  • 1919 – Meksikalı devrimci lider Emiliano Zapata, hükümet güçlerince öldürüldü.
  • 1926 – Türk uyruğunda bulunan her türlü şirket ve müesseselerde işlemlerin ve kayıtların Türkçe tutulması zorunluluğuna ilişkin yasa benimsendi.
  • 1927 – Binaların numaralandırılmasına ve sokakların adlandırılmasına ilişkin yasa kabul edildi.
  • 1928 – “Türkiye devletinin dini İslamdır.” cümlesi, Anayasa metninden çıkarıldı. Milletvekilleri ve cumhurbaşkanı, yemin ederken “Vallahi.” yerine “Namusum üzerine söz veririm.” diyecek.
  • 1931 – Ankara’da toplanan Türk Ocakları Olağanüstü Kurultayı, Türk Ocakları’nın feshine ve mallarının CHP’ye devredilmesine karar verdi.
  • 1941 – Zagreb’de Hırvatistan Bağımsız Devleti’nin kuruluşu ilân edildi. Ante Paveliç önderliğindeki Ustaşa rejimi, Ortodoks Sırplara karşı soykırım kampanyası başlattı.
  • 1950 – Bursa Cezaevi’nde açlık grevine başlayan Nazım Hikmet, sağlık durumu bozulunca gizlice İstanbul’a getirildi. Şair açlık grevini erteledi.
  • 1956 – Arjantin’de -38.4 dereceyle dünyanın en düşük 5. sıcaklığı seçildi.
  • 1972 – İran’da, 7 şiddetinde deprem meydana geldi. Yaklaşık 5.000 kişinin öldüğü depremde Firuzabat ve Cehrum kentlerinde binalar yerle bir oldu.
  • 1974 – Genel af yasa önerisi, TBMM’de kabul edildi.
  • 1982 – Kapatılan CHP’nin eski Genel Başkanı Bülent Ecevit, Norveç’te yayımlanan bir gazeteye verdiği demeç gerekçesiyle gözaltına alındı. Ecevit, 16 Nisan’da tutuklandı.
  • 1998 – Kuzey İrlanda’da 29 yıllık savaşı bitiren antlaşma Belfast’ta imzalandı. Antlaşma, 22 Mayıs’ta referandumla kabul edildi.
  • 1999 – Yedi TİP’linin ve DİSK genel başkanlarından Kemal Türkler’in öldürülmesi davalarında gıyabi tutuklu olarak yargılanan Ünal Osmanağaoğlu yakalandı.
  • 2002 – Danıştay 10’uncu Dairesi, “Devlet Sanatçılığı” unvanı verilmesine ilişkin düzenleme içeren yönetmeliği iptal etti.
  • 2003 – İzmir’in Urla ilçesinde 5.6 şiddetinde bir deprem meydana geldi.
  • 2007 – Pegasus Havayolları’na ait, içinde 178 yolcusu bulunan Boing 737-800 model Diyarbakır-İstanbul seferi yapan uçak, hava korsanı tarafından kaçırıldı.
  • 2010 – Polonya’nın başkenti Varşova’dan Rusya’nın Smolensk kentine giden Rus yapımı Tupolev Tu-154 tipi uçak, havaalanına 1.5 kilometre kala düştü. Uçaktaki 94 kişiden kurtulan olmadı. Uçakta Polonya Devlet Başkanı Lech Kaczynski ve eşi de bulunuyordu.

Doğumlar

  • 1740 – José Basilio da Gama, Brezilyalı yazar (ö. 1795)
  • 1827 – Lewis Wallace, Amerikan İç Savaşı Birlik kuvvetleri generali, devlet adamı ve yazar (ö. 1905)
  • 1847 – Joseph Pulitzer, ABD’li gazeteci ve yayıncı (ö. 1911)
  • 1908 – Miguel de Molina, İspanyol Flamenko şarkıcısı, aktör (ö. 1993)
  • 1908 – Sezai Türkeş, 1990’da Devlet Üstün Hizmet Madalyası’nı da alan Türk mühendis (ö. 1998)
  • 1930 – Spede Pasanen, Finlandiyalı yazar (ö. 2001)
  • 1932 – Ömer Şerif, Mısır asıllı aktör
  • 1937 – Bella Ahmadulina, Tatar ve İtalyan kökenli şair (ö. 2010)
  • 1951 – Steven Seagal, ABD’li aktör
  • 1968 – Metin Göktepe, Evrensel gazetesi yazarı. 9 Ocak 1996’da polis işkencesi sonucunda öldü (ö. 1996)
  • 1973 – Roberto Carlos, Brezilyalı futbolcu
  • 1973 – Guillaume Canet, Fransız oyuncu ve yönetmen
  • 1979 – Rachel Corrie, ABD’li barış gönüllüsü (ö. 16 Mart 2003)
  • 1980 – Charlie Hunnam, İngiliz oyuncu
  • 1980 – John Baker, ABD’li sinema oyuncusu
  • 1984 – Mandy Moore, ABD’li oyuncu ve şarkıcı
  • 1990 – Alex Pettyfer, İngiliz oyuncu

Ölümler

  • 1813 – Joseph-Louis Lagrange, İtalya doğumlu matematikçi (d. 1736)
  • 1919 – Emiliano Zapata, Meksikalı devrimci (d. 1879)
  • 1920 – Moritz Benedikt Cantor, Alman matematik tarihçisi (d. 1829)
  • 1931 – Halil Cibran, Lübnan asıllı ABD’li ressam, şair ve filozof (d. 1883)
  • 1950 – Fevzi Çakmak, Kurtuluş Savaşı komutanlarından (d. 1876)
  • 1954 – Auguste Lumière, Fransız sinema öncüsü (d. 1862)
  • 1962 – Michael Curtiz, Macar asıllı ABD’li film yönetmeni (d. 1886)
  • 1966 – Evelyn Waugh, İngiliz yazar (d. 1903)
  • 1979 – Nino Rota, İtalyan film müziği bestecisi (d. 1911)
  • 1983 – Şevket Aziz Kansu, Türk Tarih Kurumu başkanı, Antropoloji profesörü (d. 1903)
  • 2004 – Sakıp Sabancı, Türk iş adamı (d. 1933)
  • 2010 – Lech Kaczyński, Polonya Cumhurbaşkanı (d. 1949)
  • 2014 – Gül Gülgün, Türk sinema dizi ve tiyatro oyuncusu (d. 1933)

23 Mart, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 82. (Artık yıllarda 83.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 283 gün vardır.

tarihte-bugun-ne-oldu

Olaylar

  • 625 – Arabistan’da Müslümanlarla Kureyşler arasında Uhud Savaşı başladı.
  • 1791 – Hollandalı kadın hakları savunucusu Etta Palm, Gerçeğin Dostları Konfederasyonu olarak bilinen kadın kulüplerini kurdu.
  • 1801 – I. Aleksandr Rusya İmparatorluğu’nun çarı oldu.
  • 1839 – OK sözcüğü (“oll korrect”) Boston Morning Post gazetesinde ilk kez kayıtlara geçti.
  • 1848 – Macaristan, Avusturya’dan bağımsızlığını ilan etti.
  • 1855 – Dolmabahçe Camii ibadete açıldı.
  • 1903 – Wright Kardeşler ilk sabit kanatlı uçakları için patent başvurusunda bulundular.
  • 1919 – Benito Mussolini, İtalya’da Faşist Mücadele Birliklerinin İttifakı (Fasci Italiani di Combattimento) partisini kurdu. 9 Kasım 1921’de ise Ulusal Faşist Parti kuruldu.
  • 1921 – II. İnönü Muharebesi başladı. Yunan birlikleri, Uşak ve Bursa üzerinden, Afyon ve Eskişehir’e doğru iki koldan taarruz başlattı.
  • 1925 – Sessiz sinema döneminin en pahalı filmi, (3.9 milyon dolar) “Ben Hur” gösterime girdi.
  • 1931 – Türk çocuklarının ilk öğrenimlerini Türk okullarında yapmalarını zorunlu kılan kanun kabul edildi.
  • 1933 – Alman Milli Meclisi Reichstag, Adolf Hitler’e kararnamelerle ülkeyi yönetme yetkisi verdi.
  • 1946 – Zekeriya Sertel ve Sabiha Sertel, Cami Baykut ve Halil Lütfi Dördüncü, çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı. Daha sonra dava Yargıtayca bozuldu ve gazeteciler serbest bırakıldılar.
  • 1949 – Büyük Doğu dergisi sahibi Necip Fazıl Kısakürek, kumar oynarken polis tarafından yakalandı.
  • 1956 – Pakistan, ilk İslam cumhuriyeti oldu.
  • 1959 – Ankara’da yayınlanan Öncü gazetesi süresiz olarak kapatıldı.
  • 1971 – Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu liderlerinden Deniz Gezmiş’in arkadaşları Hüseyin İnan ve Mehmet Nakipoğlu yakalandı.
  • 1972 – Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hakkında verilen idam cezalarını onayladı.
  • 1974 – Hükümet, İmralı Adası’nda gömülü olan Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın mezarlarının başka bir yere taşınabilmesine izin verdi.
  • 1977 – Liselerde okutulan “Felsefeye Başlangıç” adlı kitabın yazarı Prof. Nebahat Küyel, Aleviler’i küçük düşürme iddiasıyla yargılandı.
  • 1979 – MSP eski milletvekili Halit Kahraman eroin kaçırırken Yunanistan’da yakalandı.
  • 1989 – Utah Üniversitesi’nden Stanley Pons ve Martin Fleischmann, soğuk füzyon konusundaki buluşlarını açıkladılar.
  • 1990 – Cizre’de binlerce kişi yürüyüş yaptı.
  • 1992 – Şırnak’ın Cizre ilçesinde çıkan olaylarda, güvenlik güçleri ile göstericiler arasındaki çatışmaları izleyen Sabah Gazetesimuhabiri İzzet Kezer başından vurularak öldü.
  • 1994 – Meksika başkan adayı Luis Donaldo Colosio, seçim hazırlıkları sırasında düzenlenen bir suikast sonucu öldürüldü.
  • 1994 – Aeroflot tipi bir yolcu uçağı Sibirya’da düştü: 75 kişi öldü.
  • 1996 – Ankara’da öğrenciler harçları protesto eylemi yaptılar. Çıkan olaylar sonrasında Dil Tarih Coğrafya Fakültesi binasına giren polis 127 öğrenciyi gözaltına aldı. Olaylarda 51 polis ve 100 öğrenci yaralandı.
  • 1996 – Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Oğuzhan Asiltürk, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni din düşmanlığı yapmakla suçladı.
  • 1998 – Bakanlar Kurulunda irticayla mücadelede alınması gereken önlemleri içeren yasa tasarılarının büyük bölümü imzalandı.
  • 1999 – Paraguay Başkan yardımcısı Luis María Argaña suikast sonucu öldürüldü.
  • 2000 – Galatasaray futbol takımı, Avrupa Futbol Birliği, UEFA Kupası çeyrek finalinde deplasmandaki ilk maçta 4-1 yendiği Mallorca’yıAli Sami Yen Stadı’nda da yenip, yarı finalist oldu.
  • 2001 – NATO, Kosova savaşında seyreltilmiş uranyum mermisi kullandığını itiraf etti.
  • 2001 – Sovyet uzay istasyonu Mir’in görevi sonlandırıldı.
  • 2004 – Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nce yürütülen Şehitler Coğrafyası projesi kapsamında yapılan araştırmalar sonucu, Gelibolu Yarımadası’nda iki bin askerin gömüldüğü gerçek şehitlik bulundu.
  • 2008 – Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan İlhan Selçuk, savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı ve yurt dışına çıkışı yasaklandı.

Doğumlar

  • 1749 – Pierre-Simon Laplace, Fransız matematikçi ve gökbilimci (ö. 1827)
  • 1876 – Ziya Gökalp, Türk şair (ö. 1924)
  • 1881 – Roger Martin du Gard, Fransız yazar (ö. 1958)
  • 1881 – Hermann Staudinger, Alman kimyager, Nobel Kimya Ödülü sahibi (ö. 1965)
  • 1882 – Amalie Emmy Noether, Alman matematikçi (ö. 1935)
  • 1887 – Juan Gris, İspanyol ressam ve heykeltraş (ö. 1927)
  • 1887 – Josef Čapek, Çek ressam ve yazar (ö. 1945)
  • 1900 – Erich Fromm, ABD’li psikoanalizci ve toplum felsefecisi (ö. 1980)
  • 1905 – Joan Crawford, ABD’li aktris (ö. 1977)
  • 1905 – Lale Andersen, Lili Marleen ile tanınan Alman şarkıcı (ö. 1972)
  • 1910 – Akira Kurosawa, Japon film yönetmeni (ö. 1998)
  • 1907 – Daniel Bovet, İsviçreli farmakolog (ö. 1992)
  • 1912 – Wernher von Braun, Alman bilimadamı (ö. 1977)
  • 1913 – Abidin Dino, Türk ressam, karikatürist, yazar, film yönetmeni. (ö. 1993)
  • 1915 – Vasiliy Zaytsev, SSCB’li keskin nişancı (ö. 1991)
  • 1924 – Tomiichi Murayama, Japon siyasetçi
  • 1933 – Hayes Alan Jenkins, SSCB’li buz patenci
  • 1933 – Philip Zimbardo, Stanford hapishane deneyi ile tanınan ABD’li psikolog
  • 1939 – Pervin Par, Türk sinema oyuncusu
  • 1942 – Michael Haneke, Avusturyalı film yönetmeni
  • 1944 – Michael Nyman, İngiliz minimal müzik bestecisi
  • 1945 – Leyla Demiriş, Türk Devlet Operası baş sopranosu
  • 1953 – Chaka Khan, ABD’li şarkıcı
  • 1956 – Jose Manuel Durao Barroso, Portekizli politikacı
  • 1963 – Míchel, İspanyol futbolcu, teknik direktör
  • 1964 – Okan Bayülgen, Türk televizyon programcısı,oyuncu
  • 1965 – Aneta Kręglicka, Polonyalı 1989 Dünya Güzeli
  • 1966 – Caner Beklim, Türk radyo yapımcısı ve müzik direktörü
  • 1968 – Fernando Hierro, İspanyol futbolcu
  • 1971 – Yasmeen Ghauri, Kanadalı manken
  • 1973 – Jason Kidd, ABD’li basketbolcu
  • 1973 – Jerzy Dudek, Polonyalı futbolcu
  • 1975 – Burak Gürpınar, Türk müzisyen
  • 1976 – Michelle Monaghan, ABD’li aktris
  • 1977 – Maxim Marinin, Rus buz patenci
  • 1978 – Walter Samuel, Arjantinli futbolcu
  • 1981 – Mesut Süre, Türk radyo programcısı ve stand up sanatçısı.
  • 1981 – Aysun Kayacı, Türk model ve oyuncu
  • 1983 – Hakan Kadir Balta, Türk futbolcu.
  • 1995 – Ozan Tufan, Türk futbolcu.

Ölümler

  • 1801 – I. Pavel, (d. 1754)
  • 1842 – Stendhal, Fransız yazar (d. 1783)
  • 1953 – Raoul Dufy, Fransız ressam (d. 1877)
  • 1960 – Said Nursi, Türk din adamı (d. 1878)
  • 1964 – Peter Lorre, Avusturya-Macaristan asıllı ABD’li aktör (d. 1904)
  • 1973 – Şevkiye May, Türk tiyatro, operet ve sinema oyuncusu (d. 1915)
  • 1987 – Nevzat Süer, Türk satranç oyuncusu (d. 1925)
  • 1990 – John Dexter, İngiliz tiyatro, film ve opera yönetmeni (d. 1925)
  • 1992 – Friedrich August von Hayek, Avusturyalı ekonomist ve Nobel Ekonomi Ödülü sahibi (d. 1899)
  • 1993 – Robert Crichton, ABD’li roman yazarı (d. 1925)
  • 1994 – Giulietta Masina, İtalyan aktris (d. 1921)
  • 1995 – Cevad Mahmut Altar, Türk sanat tarihçisi
  • 2006 – Pío Leyva, Kübalı müzisyen (d. 1917)
  • 2011 – Elizabeth Taylor, İngiliz aktör (d. 1932)
  • 2011 – Ali Teoman, Türk yazar. (d. 1962)
  • 2012 – Abdullahi Yusuf Ahmed, 6. Somali Devlet Başkanı (d. 1934)

Tatiller ve Özel Günler

  • Dünya Meteoroloji Günü
  • Kozkavuran Fırtınası

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ve bağlı il müdürlüklerinde görev yapan personele tayt ve kolsuz penye dahil bir dizi kıyafet yasağı getirildi.

tayt yasağı

Bundan sonra “Bale” yasak herhalde.”Male” diye bir sanat icat ettik oda malum kıyafetle yapılacak.(!) Diye bir genelge ile her bale salonuna bir din adamı atansın bence.

Hani bir sabah da sorunsuz ve mutlu bir ülkeye uyansak. Herşey güzel olsa hiç olmazsa güne güzel başlasak … Yasak, kavga, savaş, nefret, hakaret, uçuşan kelleler, sürgünler hakaretler…  insan bunalıyor. Bu kadar uzun süreli baskı hissi bazen insanı zıvanadan çıkartıyor. Her şeye lanet ediyor hayattan zevk almaz hale geliyorsun. Baskı ve yıldırmalar dileriz zarar verici boyutlara ulaşmadan insanlar ne yaptığını farkederler. Her alanda her konuda gerekli gereksiz yasaklar müdahaleler. Amacını aşan kurallar madem kapatın da stres birsin(!)

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ve bağlı il müdürlüklerinde görev yapan memur, sözleşmeli personel, geçici görevli personel, işçi ve temizlik şirketi personelinin kılık ve kıyafeti hakkında bir genelge yayınlayan Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Selman Ada kurum içinde tayt dahil bir dizi kıyafetin kullanılmasını yasakladı.

Genelgede getirilen kuralların tüm personel için geçerli olduğu vurgulanırken şöyle denildi: “Kurum içinde sporcu atleti, kolsuz penye, şort, tayt, streç kot, sandalet, terlik, çivi topuklu ayakkabı, abiye vb. giyilmeyecek.”

Genelgede yönetmelik hükümlerinin takibinden amirlerin sorumlu olduğu belirtilirken, aykırı hareket edenler hakkında yasal işlem yapılacağının altı çizildi.

Sizin için balenin farklı tanımlarını inceledik:

balerin

TDK’daki tanımı :

bale    Fr. ballet

a. Belli hafif figürlere, adım atışlara, çoğunlukla sahne düzenine ve müziğe dayalı gösteri türü: “Nizamlı bir hareketler sisteminin ne olduğunu anlamak için bir baleyi seyretmelisiniz.” –M. Kaplan.

Güncel Türkçe Sözlük


bale

Çocuk, yavru, küçük

 Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


bale   İng. ballet

1. Danslı sahne yapıtı. 2. Dansçılar topluluğu. 3. Opera ve operetlerde danslı geçiş. 4 – Bir dans topluluğunun önceden saptanmış düzene göre, uyumlu bir biçimde dans ettikleri gösteri. 5 – Parmak ucu dansı.

Wiki Pedia Tanımı : 

Bale, belli figürlere, adım atışlara dayalı dans ve müzikli gösteri türüdür.

Bale dansı, mimik, müzik, duygu ve dekor sanatlarının ileri standartda birleştirilerek kullanan bir tiyatro gösterisi olarak tanımlanabilir. Asıl eleman olarak kullanılan dans aslında İtalyanca “dans” anlamına gelen “ballo” ya da “balletto” sözcüğünden türetilmiştir.

Bale uzun yıllar süren bir eğitimle öğrenilir, çoğunlukla müzikli yapılır. Erkek dansçılara “balet – yalnız bu deyim sadece Türkiye’de kullanılmaktadır. Dünyanın diğer ülkelerinde erkek sanatçılara bale dansçısı denir – “, kadın dansçılara “balerin” denir. Balede tayt, mayo ve “tutu” denilen özel etek ve bunun gibi giysiler kullanılır. Bale terminolojisinde ayakların tam parmak ucunda durmasını sağlayan ayakkabıya “point” ya da “puant” denir. Bale yapılmadan önce esneme hareketleri mutlaka yapılmalıdır; yoksa ısınılmadan hareketler yapıldığı için kaslar yırtılabilir ya da vücudun bir yerini incitebilir.

Bu tanımlamaların içerisinde tahrik edici unsur biz göremedik fakat demek ki başkaları öyle okudu, öyle gördü yada kalem sürçmesi (!) gibi bir şey oldu… İşin ilginç tarafı Devlet Opera ve Balesinin Başındaki saygın kişinin kendisininde Opera ve Bale yazmış/bestelemiş ünlü bir kişi olması. Selman ADA  insanı karmaşık duygular içerisine sokuyor. (Ali Baba ve Kırk Haramiler, Aşk-ı Memnu adlı operalar ile Mavi Nokta ve “Mevlid Kantat” adlı oratoryoların bestecisidir.) Selam Ada’hın hayatı için TIKLAYINIZ.

akbank-caz-festivali24. yaşını kutlayan Akbank Caz Festivali belli ki yine Türkiye’nin her rengini, her şehrini kucaklayan bir festival olacak. 23 Ekim – 2 Kasım tarihleri arasında ülkemizde gerçekleşecek caz fırtınasının sorumlusu 24. Akbank Caz Festivali’nin programı,11 Eylül 2014, Perşembe günü Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı’nın ev sahipliğinde Hilton ParkSA Otel’de gerçekleştirilen basın toplantısı ile açıklandı.

Sadece İstanbul’un festivali olmadıklarını vurgulayan Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, “İstanbul’un her an canlı, farklı zenginlikleri bir arada taşıyan, herkesi büyüleyen havası caz müziğine çok yakışıyor. Biz de İstanbul’un enerjisini, dinamizmini, o büyülü havasını cazın farklı renkleriyle daha da zenginleştirmek için bir kez daha yola çıktık. Ancak festival İstanbul’la sınırlı kalmıyor. Etkinliklerimizi İstanbul dışındaki şehirlerimizde de yaygınlaştırıyoruz. Festival’in en önemli etkinliklerinden biri olan Kampüste Caz ile, 3-14 Kasım tarihleri arasında Gaziantep, Adana, Kayseri, Ankara, Eskişehir, Edirne, Çanakkale ve İzmir’de de cazın coşkusunu ve heyecanını üniversiteli gençlerle buluşturuyoruz.” dedi.

Ekonomi, bilim, eğitim gibi alanlardaki başarıların yanında kültür ve sanat alanındaki atılımların da bir ülkenin zenginliğini pekiştiren öğeler olduğunun altını çizen Binbaşgil, “Kültür ve sanat eserleri ülkelerin gelecek kuşaklara bırakacağı en önemli, en kalıcı miras. Kültür ve Sanat alanında gerçekleştirdiğimiz uzun soluklu projeler Akbank olarak bu alanlara verdiğimiz önemin de en büyük göstergesi.” dedi.

Caz tutkunları için usta müzisyenlerin yanı sıra Avrupa caz sahnesinin yükselmekte olan genç yıldızlarının da yer aldığı cazın farklı renklerini yansıtan zengin bir program hazırladıklarını söyleyen Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı, “Festival kapsamında, aralarında özellikle ülkemizde büyük merakla beklenen isimlerin olduğu dört usta caz sanatçısını ağırlayacağız. Cazın dahi isimleri arasında gösterilen Jamie Cullum, Festival’in en önemli isimleri arasında. Bu sene, iki önemli ustayı birlikte aynı sahnede izleyeceğiz, Kenny Barron & Dave Holland ikilisi cazseverlere unutamayacakları bir konser verecek. Bununla birlikte, caz müziğinin yaşayan en iyi kontrbasçılarından biri olarak kabul edilen Christian McBride grubu ile 24. Akbank Caz Festivali’nin konuğu olacak. Son olarak, ülkemizde merakla beklenen cazın parlak sesi Chet Faker da müzikseverlere unutulmaz bir konser verecek.

Ayrıca Festival programımızda Türkiye-Polonya diplomatik ilişkilerinin tesisinin 600. yıldönümü olması sebebiyle Leszek Mozdzer, Marcin Masecki gibi önemli Polonyalı müzisyenler de yer alıyor. Artık bir Festival klasiği haline gelen ve bu yıl altıncısı düzenlenen “Kampüste Caz”, 3-14 Kasım tarihleri arasında 9 farklı şehirde gerçekleştirilecek konserlerle cazın coşkusunu ve heyecanını üniversiteli gençlerle buluşturacak. Büyük ilgi gören “Liselerde Caz Atölyeleri” ile gençlere caz müziğini ve enstrümanlarını daha da yakından tanıma fırsatı sunmaya devam edeceğiz. Bu yıl festival kapsamındaki yeniliklerimizden biri de Deezer üzerinden kurmuş olduğumuz Akbank Caz radyomuz ve çalma listelerimiz. Bu platformda sanatçıların seçkileri yer alıyor. Mehmet Uluğ için de özel bir çalma listesi oluşturduk. 24. Akbank Caz Festivali’nin her yıl olduğu gibi bu yıl da caz severlere yeni keşifler sunmasını diliyorum” dedi.

Şehri caza boyayan program!

Şehrin en heyecan verici festivallerinden biri olan Akbank Caz Festivali’nin genel programını açıklayan Pozitif Live Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Uluğ, “Türkiye’nin en uzun soluklu ve en eski festivali Akbank Caz Festivali 24. yılında olmanın yanında seneye çeyrek asırlık bir birlikteliğe adım atıyor olmanın mutluluğu içindeyiz.” dedi. Bunun yanı sıra bu yılki festivalin geçtiğimiz sene kaybettiğimiz, festivalin yaratıcısı ve 23 yıl boyunca direktörlüğünü üstlenen Mehmet Uluğ anısına yapılacak olduğunu vurgulayan Ahmet Uluğ “24. Akbank Caz Festivali’nin bu yıl öne çıkan isimleri arasında Jamie Cullum, Kenny Barron & Dave Holland, Christian McBride Trio, Chet Faker, İbrahim Maalouf, Mario Biondi, China Moses, Dillon yer alıyor. Festival boyunca aralarında cemal reşit rey Konser Salonu, Akbank Sanat, Babylon, The Seed, Caddebostan Kültür Merkezi, Moda Sahnesi, Nardis ve Zorlu Center Performans Sanatları Merkezinin bulunduğu 17 ayrı mekanda 44 konser, 2 panel, 13 atölye gerçekleştirilecek ve yaklaşık 300 müzisyen ağırlanacak. Ayrıca 1990’da düzenlenen ilk Akbank Caz Festivali’nden, Kasım 2013’e kadar Festival’in direktörü olarak görev alan ve sayısız caz müzisyeniyle çok sayıda proje gerçekleştiren Mehmet Uluğ anısına özel bir gece düzenlenecek ve gecenin bilet geliri, Kaş’ta Mehmet Uluğ adına kurulan Müzik Evi’ni destekleme fonuna aktarılacak” dedi.

24. AKBANK CAZ FESTİVALİ PROGRAMI
•  Yıldızlar Geçidi 
24. yılında da caz dünyasının usta isimlerini ağırlayan Akbank Caz Festivali takipçilerine  yıldızlar geçidi yaşatıyor.
Genç yaşında kariyerine sığdırdığı biri Grammy, ikisi Altın Küre olmak üzere  sayısız ödülleri, dünyanın dört bir yanında verdiği konserlerdeki müthiş enerjisi ile izleyenleri kendisine hayran bırakan Jamie Cullum, Festival kapsamında  30 Ekim Perşembe günü Zorlu Center’da sahne alacak.
Rocktan caza onlarca farklı türü ustaca bir araya getiren başarılı trompetçi Ibrahim Maalouf ise 25 Ekim 2014, Cumartesi günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda Festival takipçileri ile birlikte olacak.
Sahne ismini Kaybedenler Kulübü’nün gerçek üyelerinden efsanevi caz trompetçisi Chet Baker’dan alan, günümüzde elektronik müziğin en özgün sanatçılarından biri olarak kabul edilen Avustralyalı besteci ve şarkıcı Chet Faker da 24. Akbank Caz Festivali’nde bir konser verecek.  “Rolling Stone” dergisi tarafından 2013 yılında “En İyi Bağımsız Sanatçı” seçilen Chet Faker, 2014 yılında kaydettiği albümü “Built On Glass”ın dünya turnesi kapsamında 1 Kasım 2014, Cumartesi günü gerçekleştireceği Babylon’da gerçekleştireceği konserde, caz ve dans tutkunlarına unutamayacakları bir gece yaşatacak.
İtalyan cazının müzik dünyasına en önemli katkılarından biri olan Mario Biondi de 24. Akbank Caz Festivali’nde. Dört platin müzik ödüllü ilk albümü “Handful of Soul” eleştirmenler tarafında çok beğenilen, duygusal ve sıcak ses rengiyle dinleyicileri derinden etkileyen Biondi, geçtiğimiz yıl yayınlanan “Sun” isimli son albümünün dünya turnesi kapsamında 24 Ekim 2014, Cuma günü Babylon sahnesinde olacak.

Dünyanın yaşayan en önemli caz vokalistlerinden Dee Dee Bridgewater’in kızı olan ve etkileyiciyle ses renginin yanı sıra sahne performanslarıyla da izleyenleri büyüleyen China Moses, Festival kapsamında 23 Ekim 2014, Perşembe günü The Seed’de piyanist Raphael Lemonnier ile kaydettikleri son albümü “Crazy Blues”dan besteler seslendirecek.

Brezilya doğumlu Alman şarkıcı ve piyanist Dillon, 2014 yılında yayınlanan ikinci albümü “The Unknown”nun dünya turnesi kapsamında Festival’de yer alacak. Elektronik müzikseverlerin yanı sıra melankolik besteleriyle pop ve folk tutkunlarını da etkileyen Dillon, 31 Ekim 2014, Cuma günü Babylon’da vereceği konserde özlem, aşk, kayıp, korku ya da arzu gibi “Bilinmeyenler” üzerine odaklandığı bestelerini seslendirecek.

• Cazın Ustaları

24. Akbank Caz Festivali, “Cazın Ustaları” bölümünde ise Kenny Barron, Dave Holland ve Christian McBride’ı ağırlayacak.

Birçok kez Grammy ödülüne aday gösterilen, Dizzy Gillespie ve Miles Davis gibi caz tarihinin efsaneleri tarafından keşfedilen piyanist Kenny Barron ve kontrbascı Dave Holland, 31 Ekim 2014, Cuma günü Zorlu Center’da Festival tutkunlarıyla bir araya gelecek.

Festival’in bir diğer konuğu ise kontrbas sanatçılarının günümüzdeki en önemli temsilcilerinden Grammy ödüllü Christian McBride. Ünlü sanatçı, piyanist Christian Sands ve Grammy ödüllü davul sanatçısı Ulysees Owens Jr ile yayınladıkları son albümleri “Out Here”in turnesi kapsamında 24 Ekim 2014, Cuma günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda caz tutkunlarıyla buluşacak.

• Özel Projeler

Tasavvuf muziğinin ana enstrümanı ney’i caz enstrümanları arasına sokan neyzen Kudsi Erguner, “Alman cazının kuyruklu yıldızı” olarak tanımlanan piyanist Michael Wollny ve perküsyon ustası Hamdi Akatay ile 25 Ekim 2014, Cumartesi günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda olacak.

Geçtiğimiz yıl aramızdan ayrılan, 1990’da düzenlenen ilk Akbank Caz Festivali’nden, Kasım 2013’e kadar Festival’in direktörü olarak görev alan ve sayısız caz müzisyeniyle çok sayıda proje gerçekleştiren Mehmet Uluğ, 24. Akbank Caz Festivali kapsamında özel bir gece ile anılacak. İlhan Erşahin’in ev sahipliğinde 28 Ekim 2014, Salı günü Babylon’da gerçekleştirilecek bu özel gecenin bilet geliri, Kaş’ta Mehmet Uluğ adına kurulan Müzik Evi’ni destekleme fonuna aktarılacak.
•  Yeni Kıtadan Caz ve Ötesi 
The New Yorker dergisinin, “Sadece heyecan verici bir trompetçi değil, aynı zamanda zeki bir grup lideri” olarak tanımladığı, günümüzün en önemli trompetçilerinden Ambrose Akinmusire, Festival’in  “Yeni Kıtadan Caz ve Ötesi” bölümünde caz tutkunlarıyla buluşacak. Caz dünyasının en saygın ödullerinden “Thelonious Monk Uluslararası Caz Trompet” ödülü sahibi sanatçı sadece müzikal açıdan değil, şarkı sözleri ve değindiği temalar nedeniyle sanat değeri en yüksek çalışması olarak nitelendirilen son albümü “The imagined savior is far easier to paint”den besteler ile 23 Ekim 2014, Perşembe günü Babylon sahnesinde olacak.
Eleştirmenlerin 21. yüzyılın söz yazarlığı tanımını değiştiren isim olarak nitelendirdiği  “Şair Müzisyen” Patricia Barber, dünyaca ünlü caz dergilerinde 2013’ün en iyi albümü olarak yer alan “Smash”ın dünya turnesi kapsamında hem en yeni besteleri, hem de caz literatürüne girmiş ve klasikleşmiş eserleriyle 26 Ekim 2014, Pazar günü Babylon’da unutulmaz bir gece yaşatacak.
80’li yıllarda pop şarkıcısı olarak tanınan, 90’lı yıllardan itibaren cazın çekiciliğine kapılan ve Chiago Tribune’un “Cazın en çekici seslerinden biri” olarak tanımladığı Amerikalı sanatçı Kathy Kosins, 31 Ekim 2014, Cuma günü Nardis’te vereceği konser ile Festival’e renk katacak.
Cazı, çocuk yaşlarda radyo kanalları arasında gezinirken keşfeden, modern caz, hip hop, soul ve drum’n’bass’ı ustalıkla birleştiren Jose James, günümüzde dünyanın en önemli vokalist ve şarkı yazarları arasında yer alıyor. 2010 yılında yayınlanan “No Beginning No End” albümü ile müziğin Cannes’ı kabul edilen “L’Academie du Jazz Grand Prix”  ödüllerinde ‘en iyi vokal caz albümü’ ödülüne layık görülen Jose James, Festival kapsamında 29 Ekim 2014, Çarşamba günü Babylon’da gerçekleştirilecek konserde son albümü “While You Were Sleeping”den parçalar seslendirecek.
•  Avrupa Cazından Farklı Sesler & Başka Renkler
İtalyan cazının yeni “harika cocuğu” olarak tanımlanan piyanist Claudio Filippini, basta Luca Bulgarelli ve davulda Marcello Di Leonardo’dan oluşan triosu ile 01 Kasım 2014, Cumartesi günü Akbank Sanat’ta olacak.
Rock grubu Radiohead’den ilham alan Hollandalı müzisyenlerden oluşan Zapp4’ün tüm üyeleri yaylı çalgılar çalıyor. Caz formunda altı albüme imza atan ve eleştirmenlerin “doğaçlama ve melodiyi tutkulu sololarla birleştiriyor, zaman zaman korkunç bir enerji, zaman zamansa oldukça durgun bir edayla çalsalar da müziklerinde her zaman şiirsel bir yan görünüyor” diye tanımladığı Zapp4’ün Festival kapsamında 27 Ekim 2014, Pazartesi günü Akbank Sanat’ta vereceği konserden yüzünüzde büyük bir gülümseme ile ayrılacaksınız.
Polonya cazının Tomasz Stanko sonrası yetiştirdiği en önemli caz müzisyeni kabul edilen piyanist ve film müziği bestecisi Leszek Mozdzer, muhteşem performansı ile Festival seyircisiyle buluşuyor. Konserlerinde ince ve mistik bir atmosfer yaratmakta usta olan Mozdzer, 23 Ekim 2014, Perşembe günü Akbank Sanat’ta olacak.
Henüz 24 yaşında olan ve dünyanın en önemli sahnelerinde konserler veren Amsterdam doğumlu piyanist, vokal, besteci, söz yazarı ve aranjör Karsu, 26 Ekim 2014, Pazar günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde caz tutkunlarıyla buluşacak. Burdur gölündeki kurumaya dikkat çektiği müzik videosu ile takdir toplayan ve Hollanda’da önümüzdeki dönemde en çok konuşulacak on isim arasına seçilen Karsu, konserde 2012 yılında yayınlanan ve eleştirmenlerce oldukça beğenilen ilk albümü “Confession”dan eserler seslendirecek.
Kendilerine has müzikal stillerini eşsiz bir karışımla yeniden üretmek için bir araya gelen Amsterdamlı dokuz genç müzisyenden oluşan Jungle By Night, hip hop’dan caza, Psychedelic Rock’dan reggae ve latin müziklerine kadar çok çeşitli bireysel ilgi ve zevklerini, Afrika odaklı funk ekseninde birleştiriyor. Etiyopya’nın efsanevi müzik adamı Mulatu Astatke’yi müzikal fikir babaları kabul eden Jungle By Night, neşeli ve enerji dolu performanslarını  30 Ekim 2014, Perşembe günü Babylon sahnesinde sergileyecek.
• Kültürlerarası Buluşmalar

İstanbul’un kaotik atmosferini “harikalar diyarı” olarak gören müzisyenlerin bir araya gelmesiyle oluşan “Wonderland” projesi 24. Akbank Caz Festivali’nde. Usta sanatçı İlhan Erşahin’in klarnet üstadı Hüsnü Şenlendirici ile kurduğu topluluk, geleneksel ile modern arasındaki ses dünyasını İstanbul ekseninde kaynaştırıyor. Erşahin’in İstanbul ile olan ilişkisinin yanı sıra Türk müziğine dair ilgisinin bir ifadesi olan Wonderland projesi dub, trip-hop, elektronik caz, Balkan ve Roman müziklerini melodik bir çizgide bir araya getiriyor. Arabesk, dub, trip-hop, elektronik caz, drum’n’bass, Balkan ve Roman ezgilerinin bütünleşmesine şahit olmak için 31 Ekim 2014, Cuma günü Moda Sahnesi’nde gerçekleşecek İlhan Erşahin’s Wonderland konserini kaçırmayın.

Ortadoğulu kadın şarkıcıların duygu yoğunluğundan ve ince toplumsal eleştirilerinden ilham alsa da, sıradışı vokal anlayışı ile kendi müzik tarzını yaratan, “Tanrıça” lakaplı Yasmine Hamdan, 30 Ekim 2014, Perşembe Günü Moda Sahnesi’nde.

• Bizden Sesler

24. Akbank Caz Festivali’nin “Bizden Sesler” bölümünde Sarp Maden, Engin Recepoğulları Trio, J’ZZ-XPR’SS, İstanbul Gençlik Orkestrası, Islandman caz tutkunları ile buluşacak.

Gitar tonu ve tekniğiyle kendi özgün tarzını oluşturan, cazın sadece duygu değil entelektüel birikim de barındırdığını albümlerinde gösteren Sarp Maden, solo projesiyle Festival’de dinleyiciler ile olacak. Sarp Maden, 24 Ekim 2014, Cuma günü Akbank Sanat’ta gerçekleştireceği konserde doğaçlamalanın sakin atmosferini dinleyenleri ile paylaşacak.

Claudio Fasoli ve Antonio Zambrini’nin oluşturduğu Open Jazz Orkestra ile 12. Avrupa Caz Festivali’nde sahne alan ve bu performanslar sonrası kazandığı burs ile İtalya’da SienaMasterclass Summer Course’da eğitimini tamamlayan Engin Recepoğulları, 25 Ekim 2014, Cumartesi günü triosu ile Akbank Sanat sahnesinde olacak.

Trompet sanatçısı İmer Demirer’in girişimiyle 2013 yılında kurulan J’ZZ – XPR’SS, 2 Kasım 2014, Pazar günü Babylon sahnesindeki konserinde Türk caz sahnesinde önemli bir yere sahip olan Emin Fındıkoğlu, Ali Perret, Aydın Esen, Çağlayan Yıldız ve Can Çankaya gibi enstrümantalist ve bestecilerin özgün beste ve arajmanlardan oluşan bir repertuar seslendirecek. Farklı caz stillerine sahip bestecilerimizin eserlerini bütünlükçü bir atmosferde izlemek için J’ZZ – XPR’SS’in bu özel konserinde yerinizi ayırın.

Türkiye’de cazın en eski kurumsal destekçilerinden biri olan Akbank’ın desteği ile hayata geçirilen İstanbul Gençlik Caz Orkestrası, piyanist, besteci ve eğitmen Baki Duyarlar’ın şefliğinde yolculuğuna devam ediyor. Türk cazının gelişimi için yeni kapılar aralamayı, genç yetenekler için farklı olanaklar sağlamayı ve Türk bestecilerinin özgün bestelerini caz dinleyicileriyle buluşturmayı amaçlayan, cazın en temel grup formatlarından biri olan ‘big band’ oluşumu üzerine şekillenen İstanbul Gençlik Caz Orkestrası’nda yer alan yaşları 19 ile 25 arasında değişen 17 genç müzisyen 24. Akbank Caz Festivali kapsamında, 27 Ekim 2014, Pazartesi günü Caddebostan Kültür Merkezi’nde caz tutkunlarıyla buluşacak.

Adını Farfara grubuyla duyurmuş Tolga Böyük’ün solo projesi Islandman adı altında 24. 1 kasım 2014, Cumartesi günü Babylon’da sahne alacak.

Keşif Yolculukları: Polonya Caz Sahnesi
24. Akbank Caz Festivali’nde bu yıl, Polonya-Türkiye diplomatik ilişkilerinin 600. Yıldönümü nedeniyle 2014 yılı kültür programı kapsamında Akbank Caz Festivali ve Jazztopad Festivali işbirliğiyle “Keşif Yolculukları: Polonya Caz Sahnesi” başlığı altında özel projeler yer alıyor.
Yayınladıkları iki albüm ile Avrupa caz çevrelerince oldukça beğeni toplayan ve çok sayıda festivalde sahne alan Obara International, 30 Ekim 2014, Perşembe günü Akbank Sanat’ta vereceği konser ile Festivalciler ile buluşacak. Alto saksafonda  Maciej Obara, piyanoda Dominik Wania, basta Ole Morten Vagan ve davulda Gard Nilssen’den oluşan topluluğun caz piyanisti Krzysztof Komeda için yaptıkları saygı albümü “Komeda” müzik otoritelerince topluluğun en önemli kaydı olarak kabul ediliyor.
Polonyalı müzisyenler arasında önemli bir yere sahip olan caz piyanisti, besteci ve yapımcı Marcin Masecki, Festival kapsamında cazseverler ile buluşuyor. Yaratıcılığını belli bir müzik türü ile sınırlamayan, tarzı caz, klasik ve deneysel müzik arasında gidip gelen, çok yönlü sanatçı 26 Ekim 2014, Pazar günü Akbank Sanat’ta gerçekleştireceği konserde “vahşi doğaçlamalar”ı ile dinleyenleri büyülemeye hazırlanıyor.
Avrupa’nın doğaçlama müzik dünyasında kendisine şimdiden saygın bir yer edinen, müziğindeki yoğun avangard unsurlara rağmen ülkesinin zengin halk müziği geleneğinden oldukça yararlanan Polonyalı besteci ve klarnet sanatçısı Waclaw Zimpell, 24. Akbank Caz Festivali’ne “HERA” adını verdiği proje ile katılıyor. Zimpell’in Polonyalı üç arkadaşıyla hayata geçirdiği HERA, sahne ve izleyici arasındaki görünmeyen bariyeri yıkmayı amaçlıyor. Müzik otoritelerinin konser performanslarını “ateşli ve her an patlamaya eğilimli” olarak tanımladığı HERA, 31 Ekim 2014, Cuma günü Akbank Sanat’ta vereceği konserle dinleyenlere  unutulmaz dakikalar yaşatacak.
•  Eğlence Kapıyı Çalıyor  
Hollanda’nın en ünlü caz DJ’i olarak tanınan Maestro, efsanevi caz plak şirketi Blue Note imzalı sekiz albüm çıkardı ve altı tanesi platin ünvanını kazandı. Dünyanın bir çok festivalinde yer almış Maestro, funk, caz, latin ve elektronik müziği harmanlayan tarzıyla bu sene 24. Akbank Caz Festivalinde Babylon’da 24 Ekim 2014, Cuma günü sahne alacak.
‘Electro Swing’ tarzını bize tanıtan White Mink Swing’i yeniden yorumlayarak 20’ler ve 30’ların ruhunu günümüz modern dünyasına uyarlamayı başardı. Caz ve swing severler arasında büyük popülariteye sahip White Mink, 24. Akbank Caz Festivali kapsamında 31 Ekim 2014, Cuma günü Babylon’da dinleyicileriyle buluşacak.
PANEL ve ATÖLYE ÇALIŞMALARI
24. Akbank Caz Festivali her yıl olduğu gibi bu yılda pek çok panele ve atölye çalışmasına ev sahipliği yapacak.
PANEL: Anayoldan Çıkanlar
Tüm dünyada toplumsal ve kültürel alanda yoğun değişimlerin yaşandığı 60’lı yıllar, ABD’de ikamet eden Afro-Amerikan toplumunda eşitlik ve özgürlük konularında Radikal yapıları doğurduğu gibi, cazı da derinden etkiledi. Bu dönemin öfkeli ama son derece yaratıcı müzisyenleri, ana akım cazının beyaz Avro-Amerikan kültürünün hegemonyasına girdiğini savunmuş, devrin muziğine ve ekonomik koşullarına küçük çapta bir başkaldırı başlatmışlardır. Cazda Afrika müziğinden uzaklaşıldığını ve köklerden kopmanın politik alanda savunulan eşitlik ve özgürlük kavramlarıyla ters düştüğünü söyleyerek özgür cazın ilk örneklerini veren bu eşsiz sanatçıların anayolu terk etme öykülerinin siyasal, sanatsal ve ekonomik boyutları caz programcısı Hakan Rauf Tüfekçi moderatörlüğünde Sevin Okyay, Tolga Tüzün ve Çağatay Yıldız tarafından masaya yatırılacak.
25 Ekim 2014, Cumartesi Saat: 14.00 Yer: Akbank Sanat
PANEL: Caz Müziğinde Kadın Olmak
Çoğunlukla “vokalist” olarak kendisine sahne bulan kadın caz müzisyenlerinin tarihsel açıdan kazanımları ve kayıpları usta yazar, çevirmen ve radyo programcısı Sevin Okyay moderatörlüğünde, ceylan ertem, Karsu Dönmez ve Selen Gülün tarafından değerlendirilecek.
27 Ekim 2014, Pazartesi Saat:14.00 Yer: Akbank Sanat
PANEL: Caz Hakkında Yazmak
“Müzik sadece müzik değildir” sözüne “caz” kadar örnek gösterilebilecek pek az müzik türü vardır. Akademisyenler tarafından siyasal, ekonomik, psikolojik ve sosyolojik açılardan defalarca incelenen caz, sinemadan fotoğrafa, resimden edebiyata kadar pek çok sanat türüyle karşılıklı etkileşimde bulunmuştur. Caz müzisyenleri ile röportajlar yapan, sanatçıların biyografilerini yazan, son çıkan albümleri tanıtan, izledikleri konser ve festivalleri eleştiren bu yazarların keyifli ve gizemli dünyası “Jazz Dergisi”nin editorü Zuhal Focan moderatorlüğünde, günümüzün caz yazarları ile açığa çıkacak. Kimbilir, caz hakkında yazı yazmak icin ilham alacağınız, cesaret bulacağınız gün bugündur.
01 Kasım 2014, Cumartesi Saat: 14.00 Yer: Akbank Sanat
ATÖLYE: Çocuklarla Caz 
Orff Yaklaşımı’na dayalı olarak yapılacak “Çocuklarla Caz” atölye çalışmasında, en temel caz ritmi olan swing, beden perküsyonu, tekerlemeler ve oyunlarla çocuklara tanıtılacak. Bu ritmin üzerine Orff Çalgıları (Ksilofon, metalofon, vurmalı çalgılar) kullanılarak basit eşliklerle birlikte
çocuklarla beraber melodik doğaçlamalar yapılacak ve ortaya çıkan parçalar düzenlenerek çocuklardan renkli bir caz orkestrası oluşturulacak.
25 kim Cumartesi Saat: 14.00 Yer: Akbank Sanat
ATÖLYE: Çocuklarla Beden Müziği Atölyesi 
Festivalin küçük cazseverlere yönelik etkinliklerinden biri de “Çocuklarla Beden Müziği Atölyesi”. Sesin, sessizliğin, elin, parmakların, ayakkabının, rüzgarın, bakışların, kısacası her şeyin müziğe ve ritme dönüştüğü, çocukların hayal gücü ve yaratıcılıklarının yardımıyla müziğin büyülü dünyasına gerçekleştirecekleri bu yolculukta kılavuzumuz uzman psikolog, eğitimci, yazar ve oyuncu Burcu Tekin. Sonunda çocukların “doğaçlama” olarak hazırlayacağı kısa bir gösteri gerçekleştirilecek olan  atölye çalışması çocuklar ve ebeveynleri için yeni algı kapıları açacak.
01 Kasım 2014, Cumartesi Saat: 14.00 Yer: Akbank Sanat
ATÖLYE: Drum&Bass Magazine // Gitar Dergisi Atölyeleri
Bu sene 24. Akbank Caz Festivali kapsamında ikinci kez gercekleştirilecek Drum&Bass Magazine – Gitar Dergisi Atölyeleri, enstrümanlara ve müziğe ilgi duyan her yaştan amatör ve profesyonel katılımcıları bekliyor. Atölyeler sayesinde katılımcılar müzik bilgilerini arttırırken hem iyi vakit gecirecekler, hem de deneyimli eğitmenlerle tanışma imkanı bulacaklar.
02 Kasım 2014, Pazar Saat: 11.00- 21.30 Yer: Akbank Sanat
ATÖLYE:Tap Away
Atölye Dans’ta canlı piyano eşliğinde gerçekleştirilecek “Tap Away” atölye çalışmasında, katılımcılar, 19. yüzyılda ABD’de ortaya çıkan ve daha sonra tüm dünyaya yayılan tap dansının tüm inceliklerini eğitmenlerle beraber pratik etme şansı yakalayacak. Etkinlik ile tap dansının çeşitli  kombinasyonlarından faydalanarak, katılımcıların günlük hayatın stresinden kurtulmaları ve “Singing in the Rain” gibi  eski  müzikallerde hissedilen neşeli atmosferin günümüzün zor şehir hayatında yeniden yakalanması amaçlanıyor.
25 Ekim 2014, Cumartesi saat: 15.00 Yer: Atölye Dans
1 Kasım 2014, Cumartesi saat: 15.00 Yer: Atölye Dans
• CAZLI BRUNCH
Festival’in kulağa olduğu kadar damak zevkine de hitap eden ve büyük ilgi gören Cazlı Brunch’ları 24. yılda da devam ediyor. Haftaya caz müziği eşliğinde keyifli başlangıç yapmak isteyenler için, ilk olarak 26 Ekim 2014, Pazar günü tasarımıyla büyük beğeni toplayanBeyoğlu’nun konsept otellerinden Mama Shelter’de düzenlenecek Cazlı Brunch’da Uninvited Jazz Band sahne alacak. Grup, 1920’lerin swing ve blues klasiklerinden oluşan repetuarıyla hafta sonu keyfinize renk katacak.
Uninvited Jazz Band, 2 Kasım 2014, Pazar günü ise bu yıl üçüncü kez Cazlı Brunch’a ev sahipliği yapacak olan Hilton ParkSA’da sahne alacak. Hilton ParkSA’nın nefes kesen boğaz manzarası ve caz muzik eşliğinde gercekleşecek brunch’ta lezzetli açık büfe ve cazın en ateşli dönemlerinden gelen melodiler duygularınızı ele geçirecek.
Akbank Sanat Kafe’nin 25 Ekim ve 1 Kasım tarihlerinde  evsahipliği yapacağı “Akbank Sanat Kafe’de Akşam Üstü Caz” kapsamında Türk cazının genç yeteneklerini dinleyebilir, kendinizi caza bırakıp günün yorgunluğunu atabilirsiniz.
•   LİSELERDE CAZ ATÖLYELERİ
Müzik ile ilgili olsun ya da olmasın, lise çağındaki birçok gence ulaşmayı, onlara caz müziğini tanıtmayı ve  sevdirmeyi amaçlayan ve bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilecek olan “Liselerde Caz Atölyeleri”, yine Festival’in en önemli etkinliklerinden biri olmaya aday. Soru ve cevap şeklinde gerçekleşecek sohbetler boyunca gençler, M. Cem Tuncer, Ercüment Orkut ve Ediz Hafızoğlu ile bir araya gelerek caz müziğini ve enstrümanlarını yakından tanıma fırsatı bulacaklar.
“Liselerde Caz Atölyeleri”, 22 Ekim Çarşamba günü Üsküdar Amerikan Koleji ve Alman Lisesi, 23 Ekim Perşembe Özel Şişli Terakki Lisesi ve Özel ENKA Lisesi, 24 Ekim Cuma Avusturya Lisesi ve Galatasaray Lisesi, 27 Ekim Pazartesi kabataş Anadolu Lisesi ve İstanbul Amerikan Robert Lisesi’nde ücretsiz olarak gerçekleştirilecek.
•   KAMPÜSTE CAZ
Akbank Caz Festivali’nde festival içinde festival rüzgarını estiren, artık bir Festival klasiği haline gelen “Kampüste Caz” bu yıl da yoluna devam ediyor. Festival’in en önemli etkinliklerinden biri olan Kampüste Caz, 3-14 Kasım tarihleri arasında Gaziantep, Adana, Kayseri, Ankara, Eskişehir, Edirne, Çanakkale ve İzmir’de cazın coşkusunu ve heyecanını üniversiteli gençlerle buluşturuyor.
1850’lerden sonra Orta ve Doğu Avrupa halklarının folklorik ezgileriyle kendi yerel müzikal geleneklerini biraraya getiren müzisyenlerin, daha sonraları Amerika’da sınırlı ölçüde de olsa cazla beslenmeleriyle birlikte temelleri atıklan ve günümüzde “klez jazz” olarak adlandırılan yeni bir caz türünün en özgün topluluklarından Cukunft, Kampüste Caz kapsamında Anadolu’yu dolaşacak.
Polonya-Turkiye diplomatik ilişkisinin 600. yıldönümü nedeniyle 2014 Kültür Programı kapsamında Akbank Caz Festivali ve Jazztopad Festivali işbirliği ile gerçekleştirilecek proje ile Cukunft, Kampüste Caz boyunca gençlere görsel ve işitsel bir şölen yaşatacak.

Alman besteci Mendelssohn tarafından bestelenen bir şarkı 140 yıl önce ortadan kaybolmasının ardından ilk kez seslendirildi.

Özel olarak sipariş edildiği belirtilen ve hiç yayınlanmamış olan şarkı 1842’de bestelendi. Şarkının orijinal notaları Amerika Birleşik Devletleri’nde bir özel koleksiyonda ortaya çıktı. Önümüzdeki günlerde Christie’s Müzayede Salonu’nda satışa çıkacak olan notaların 15 bin ila 25 bin dolar arasında alıcı bulması bekleniyor. Kraliyet Müzik Akademisi’nden Christopher Glynn ve Amy Williamson bu şarkıyı BBC için özel olarak seslendirdi.

mendelssohbn

Mendelssohn’un, özel istek üzerine 1842’de bestelediği “The Heart of Man is Like a Mine” (İnsanın Yüreği Madene Benzer) adlı eserinin elyazması, ABD’de özel bir koleksiyonda ortaya çıkarıldı.

Elyazması, gelecek günlerde Christie’s Müzayede Evi’nde yapılacak açık artırmada satılacak.

Mendelssohn’un imzasını taşıyan eserin 25 ila 45 bin dolara alıcı bulması bekleniyor.

Eserin Friedrich Ruckert’in “Das Unveraenderliche” adlı şiirinin ikinci kıtasından alınan sözleri, insan yüreğini bir madene benzetiyor ve kalbin sadece içindekini verebileceğini belirtiyor.

Christie’s Müzayede Evi Elyazmaları Bölümü uzmanlarından Thomas Venning, ünlü bestecinin, sadece bir kez özel bir toplantıda çalınan eserin yayılmasını kasten engellediğini söyledi.

Önce 1862’de, daha sonra da 1872’de açık artırmada satılan ve o zamandan bu yana kayıp olan elyazmasının ABD’ye nasıl gittiği ise gizemini koruyor.

Mendelssohn, tiyatro müdürü Johann Valentin Teichmann için bestelediği eserin elyazmasına iliştirdiği notta, bunu yaymaması ricasında bulunuyor.

1809’da Hamburg’da dünyaya gelen Mendelssohn, Alman romantizm döneminin en ünlü bestecisi olarak kabul ediliyor. Bach’ı yeniden hayata döndüren Mendelssohn, Goethe ve Shakespeare’in eserlerinden esinlenmişti. 

Ünlü bestecinin 1841’de Leipzig’de kurduğu konservatuvar Avrupa’nın en önemli müzik okullarından biri olmuştu.


Mendelssohnun 140 yllk kayp bestesi paylaşan: NarSanat

III. İstanbul Uluslararası Opus Amadeus Oda Müziği Festivali başlayacak: Bilmeyenler için Festival sitesinden sizin için derlediklerimizi aşağıda okuyabilirsiniz.

opus oda orkestrası

3. İstanbul Uluslararası Opus Amadeus Oda Müziği Festivali, 2 Mart Pazar günü Fulya Sanat’ta 20.30’da perdelerini açıyor. Festival, sekiz konserle beş  hafta  boyunca oda müziğinin  tüm  heyecanını, soylu renklerini, gizemlerini, lezzet dolu armonilerini ve doyumsuz melodilerini  sizlerle paylaşacak.

Bu seneki programımız, beğeneceğinizi umduğumuz birbirinden değerli sanatçı ve topluluklar, genellikle daha evvel İstanbul’da hiç çalınmamış ya da çok az seslendirilmiş eşsiz eserler ve farklı projelerden oluştu.

Festival, dünyanın en sevilen orkestralarının başında gelen Berlin Filarmoni Orkestrası’nın Solistleri Alessandro Cappone, Naoko Shimizu, Knut  Weber ve piyanist Özgür Aydın’ın; programı da solistleri kadar muhteşem konseriyle açılacak. Mozart, Mahler ve Brahms’ın  piyano ve yaylılar için quartetlerini seslendirecek olan Berlin Filarmoni Orkestrası Solistleri ilk defa bu proje için Özgür Aydın ile bir araya gelip  Türkiye’de konser veriyorlar.

CSO Cello Quartet,  klasik müzik dışında başka müzik türlerini de içeren programıyla 9 Mart’ta  klasik müzikseverlerle buluşacak. Bach’tan Beatles’a Duke Ellington’dan Şostakoviç’e, Goran Bregoviç’ten  Mendelssohn’a,  Faure’den Ennio Morricone’ye, Rossini’ye çağlar ve türler arasında keyifle seyahat edecekler.

Arp sanatçısı Çağatay Akyol ve Ankara Filarmoni Orkestrası Solistleri geçtiğimiz sene Opus Amadeus Oda Müziği Festivali’nde verdikleri olağanüstü programla dinleyicinin beğenisini kazanmıştı. Topluluk, bu kez daha da zengin bir programla 16 Mart’ta  müzikseverlere  merhaba diyecek.

Genç kuşağın başarılı piyanistleri Gökhan Aybulus, Kandemir Basmacıoğlu  ve Özgür Ünaldı,  altı el için yazılmış orijinal ve uyarlama eserleri  seslendirecekleri  23 Mart’taki konserlerinde dört el piyano repertuarına da yer verecekler ve Mozart’ın iki fantastik sonatını yorumlayacaklar.

İtalya’nın başarılı topluluklarından Quintetto Bottesini,  27 Mart’ta verecekleri konserde oda müziğinin başyapıtlarından Schubert’in “Alabalık Beşlisi”ni seslendirecek. Topluluk, yeteneği dünya çapında alkışlansa da ülkemizde ne yazık ki pek az çalınan Avusturyalı  geç Klasik-erken Romantik dönem bestecisi  Hummel’in  önemli eserlerinden  “Piyano’lu Beşli”sini  de seslendirecek.

Fransa’nın en başarılı genç solistlerinden trompet virtüözü  Romain Leleu  ve  org sanatçısı Ghislain Leroy,  31 Mart akşamı Beyoğlu  Sent Antuan Kilisesi’nde  Rönesans müziğinden modern müziğe çok geniş bir trompet-org repertuarıyla müzikseverlere merhaba diyecek.

Hollanda’nın sevilen genç Barok topluluklarından Collegium Musicum Den Haag,  9 Nisan’da Beyoğlu Sent Antuan Kilisesi’nde verecekleri  konserde  barok  dönemin nefes kesen eserlerinin yanı sıra Johann Sebastian Bach’ın oğullarından Carl Philipp Emmanuel Bach ve Johann Christian Bach’ın eserlerini de seslendirecekler.

Festivalin kapanış konseri ise 11 Nisan’da gerçekleşecek.  Avrupa’nın en iyi Barok topluluklarından, pek çok başarılı CD kaydına imza atmış , Budapeşte kökenli  Aura Musicale Topluluğu, Avusturya’nın en iyi baslarından Wolfgang Bankl ile Bach ile Handel’in kantatlarını, Biber,  Purcell ve  Vivaldi’nin eserlerini seslendirecek. Topluluk, Sent Antuan Kilisesi’nde dinleyicilere çok özel bir konser deneyimi vaat ediyor.

3. Uluslararası Opus Amadeus Oda Müziği Festivali etkinlikleri İstanbul ‘un en seçkin konser mekânlarından Beşiktaş Belediyesi Fulya Sanat ve Beyoğlu Sent Antuan Kilisesi’nde gerçekleşecek.   Festival ve sanatçılarla ilgili detaylı  bilgilere web sitemizden ulaşabilirsiniz.

2 Mart’ta yeniden buluşmak  dileğiyle sağlık ve müzik dolu günler dileriz.

BERLİN FİLARMONİ SOLİSTLERİ & ÖZGÜR AYDIN

2 Mart Pazar 2014 | 20:30

“ Festival açılış konseri ”

BERLİN FİLARMONİ SOLİSTLERİ & ÖZGÜR AYDIN

ALESSANDRO CAPPONE – keman
NAOKO SHIMIZU- viyola
KNUT WEBER- viyolonsel
ÖZGÜR AYDIN- piyano

W.A. MOZART ( 1756-1791)
Piyano, Keman, Viyola ve Viyolonsel için Quartet , Sol minör KV 478
G. MAHLER ( 1860-1911 )
Piyano, Keman, Viyola ve Viyolonsel için La minör Quartet
J. BRAHMS ( 1833-1897 )
Piyano, Keman, Viyola ve Viyolonsel için Quartet, Sol minör Op. 25

3. İstanbul Uluslararası Opus Amadeus Oda Müziği Festivali dünyanın en sevilen orkestralarının başında gelen Berlin Filarmoni Orkestrası’nın Solistleri Alessandro Cappone, Naoko Shimizu, Knut Weber ve uluslararası kariyeri başarılarla dolu piyanist Özgür Aydın’ın; programı da solistleri kadar muhteşem konseriyle açılacak. Wolgang Amadeus Mozart, Gustav Mahler ve Johannes Brahms’ın piyano ve yaylılar için quartetlerini seslendirecek olan Berlin Filarmoni Orkestrası Solistleri ilk defa bu proje için Özgür Aydın ile bir araya gelip Türkiye’de konser veriyorlar.

Festival kapsamındaki  diğer konserler için lütfen TIKLAYINIZ.

Turgut Özakman’ın en çok satan romanı “Şu Çılgın Türkler”den uyarlanan aynı adlı opera eserinin dünya prömiyeri, İzmir Devlet Opera ve Balesi’nce yapıldı.

Türkiye’de en çok satılan kitaplar listesinde yer alan Turgut Özakman’ın Kurtuluş Savaşı destanını anlattığı “Şu Çılgın Türkler” adlı romanı, Sıtkı Türkmen’in librettosu, Çetin Işıközlü’nün bestesiyle aynı adla iki perdelik opera eserine dönüştü.
Haldun Özerten’in rejisiyle İzmir Devlet Opera ve Balesi (İZDOB) tarafından sahneye konulan operanın Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 74. yılında yapılan dünya prömiyeri öncesi, İZDOB Müdürü ve Sanat Yönetmeni Aytül Büyüksaraç, eserin libretto yazarı Tekmen, bestecisi Işıközlü ve rejisörü Haldun Özörten ile Elhamra Sahnesi’nde basın toplantısı düzenledi.

Büyüksaraç, Mustafa Kemal Atatürk’ün anısına büyük değer verdiklerini belirterek, “10 Kasım Atamız’ı kaybettiğimiz gündür, ama biz bu eserle yeniden doğuşu görmek istiyoruz. Bu eseri sunmaktan büyük gurur duyuyor ve sorumluluk hissediyoruz” dedi.

Besteci Çetin Işıközlü de çok büyük zorluklarla çok kısa zamanda eserin sahnelenmesinden büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

Operanın, Kurtuluş Savaşı’nın esasını anlattığını ifade eden Işıközlü, “Asıl büyük eser, bu vatanı bize veren o kahramanların, Türk ordusunun başardığıdır” dedi.

Eserin libretto yazarı Sıtkı Tekmen de Kurtuluş Savaşı’nın bugüne kadar “herkesin diline dolanmış ve içi boşaltılmış” kelimelerle anlatıldığını savunarak, “Binlerce belgeye dayanan ve müthiş öykülerden oluşan bu eserde görüyoruz ki, bu mücadeleye katılanlar imkansızı zorlamış ve başarmışlar” diye konuştu.

Rejisör Haldun Özörten ise operada sahnenin sürekli değişeceğini, eserin sahnelenmesinde barkovizyona dayalı sahneleme yöntemini seçtiklerini belirterek, “Gerçek kesitlerden sahneler sunacakları eserde, sanatseverlerin o dönemde yaşanan acıları hissedeceğini” söyledi.

Salon yetmedi ayakta izlendi

İZDOB Elhamra Sahnesi’nde dünya prömiyeri yapılan “Şu Çılgın Türkler” operası, sanatseverler tarafından büyük ilgiyle karşılandı.

Sadece davetlilerin izleyebildiği prömiyerde, sanatseverlerin aşırı ilgisi nedeniyle salonda ayakta izleyici alınmak zorunda kalındı.

Kurtuluş Savaşı Destanı’nı konu edinen iki perdelik opera, büyük beğeni topladı ve seyirciler tarafından ayakta alkışlandı.

Opera eseri, prömiyerin ardından sezonda 12 Kasım’dan itibaren sahnelenmeye devam edilecek.

Kaynak :[-]

Reysi Kamhi, 27 Eylül – 24 Ekim tarihleri arasında ikinci kişisel sergisi ‘Tasvirleri Atlıyorum’ ile Pg Art Gallery’de izleyicilerle buluşuyor.

Sanatçı sergisinde kentsel deneyim, kentlerdeki kimi mekânlar ve bu mekânların içlerinde barındırdığı insan ve nesnelerin ilişkisi üzerinden çeşitli tasvirler oluşturuyor. Kamhi, çalışma pratiğinin önemli bir parçası olan, bir mekânın veya deneyimin fotoğraflarının tuvale aktarılması sürecini bu kez de sürdürüyor. ‘Tasvirleri Atlıyorum’, modern şehrin içinde hala yer almayı sürdüren mekânları bir anlamda tasvir ediyor. Sergide sanatçının, avukat Rita Ender’in Agos Gazetesi’nde yayınlanan ‘Kaybolan meslekler’ yazıları için çizdiği eserleri de görme fırsatı bulacağız. Açılış, 27 Eylül akşamı saat 18.30’da gerçekleşecek. Detay: www.pgartgallery.com

Simya Galeri’den haber var!

Simya Galeri, düşünen zihinler ve hobi severler için ekim ayında başlayacak birbirinden ilginç seminerler hazırladı. Farklı disiplinlerden beslenmek, yeni bakış açıları edinmek ya da zamanını sanat, edebiyat ve müzikle interaktif bir ortamda değerlendirmek isteyenler için bu kış doğru adres Simya Galeri.  Önümüzdeki ay, her konunun uzmanı tarafından verilecek etkinlikler için kayıtlar başladı. Sanat Tarihi okumaları (Serap Yüzgüller Arsal); Sanatın Yasak Tarihi (Seda Yavuz); Sanat Konuşmaları (Emre Zeytinoğlu); Karşılaştırmalı Edebiyat (Asuman Kafaoğlu Büke); Takı ve Heykel Atölyesi (Sabrina Fresko); Musica Nuova (Halit Suha Çelikkıran); Arkeoloji ve Anadolu Antik Kentleri (Nezih Başgelen); İspanya’da Sanat (Seda Yavuz); Cazın Farkına Varmak (Seda Binbaşgil) ve Cazın Tadına Varmak (Seda Binbaşgil) başlıklı seminerleri, 2012-2013 kış sezonu boyunca Simya’da takip edebilirsiniz.

Detay :  www.simyagaleri.com

Dünya çocukları ‘Shining Star’ festivalindeydi

Kartal Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen ‘Shining Star II. Uluslararası Çocuk ve Gençlik Festivali’,  17-23 Eylül tarihleri arasında Kartal Bülent Ecevit Kültür Merkezinde gerçekleşti. Türkiye, İsrail, Bulgaristan, İtalya, İrlanda, İngiltere, Romanya, Rusya, Polonya dâhil on altı ülkenin katılımıyla düzenlenen festivale yaşları 9 ile 23 arasında değişen 40 genç katıldı. Aynı ülkelerden gelen ünlü sanatçı, jüri üyesi ve festival başkanlarının hazır bulunduğu yarışmanın İstanbul festival başkanlığını Tolga Gürdil, jüri başkanlığını Figen Çakmak, halkla ilişkiler koordinatörlüğünü ise Fani Hodora üstlendi. Festival, kendi ülkelerinin bayraklarını tutan çocukların seslendirdiği piyanist Fani Hodora’nın WAFA (Uluslararası Festivaller Organizasyonu) için bestelediği ve sözlerini Figen Çakmak’ın yazdığı ‘For  Wafa’ adlı şarkıyla açıldı. İsrailli şarkıcı Baruch Friedland, jüri üyesi olarak görev alırken konuk sanatçı olarak da sahne aldı. Festivalin bir diğer konuk sanatçısı da Türkiye’den Ediz Bahar oldu.  Bahar performansıyla büyük beğeni kazandı.

Enrique İglesias Ekim’de İstanbul’da

İstanbul yine bir dünya starını ağırlamaya hazırlanıyor. Babası Julio İglesias’ın yolundan yürüyen ve en az onun kadar şöhret olan Enrique İglesias, albümleriyle olduğu kadar, sahip olduğu onlarca Grammy ödülü ile de dikkat çekiyor. Sanatçı, muhteşem sahne şovu ve olağanüstü performansı ile 24 Ekim akşamı UNILIFE organizasyonuyla İstanbul Küçükçiftlik Park’ta sevenleriyle buluşacak. Kaçırmayın! İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nden Verdi’ye selam olsun! 2013, büyük opera bestecisi G. Verdi’nin 200. doğum yılı. İDOB’nin de açılış konserinin temasını oluşturan bu özel konsept, Nabucco operasıyla hayata dönen Verdi’nin; çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemlerine ait eserlerinden oluşan zengin bir programla 29 Eylül akşamı Aya İrini’de gerçekleşecek. Orkestrayı, İtalyan şef Gianluca Bianchi, koroyu ise Gökçen Koray yönetiyor.  Detay için: www.dobgm.gov.tr

Kaynak :[-]

Sara Baruh – Double Face – İki Yüzlü

Gallery Linart, Tarihler: 28 Eylül 2012 Cuma ~ 15 Ekim 2012 Pazartesi,

Adres: Abdi İpekçi Cad. Gülen Apt. No:24/4 Nişantaşı Şişli İstanbul,    Telefon: 0212 247 47 29 , Web Adresi: www.g-linart.com

Gallery Linart; Sara Baruh’un “Double Face – İki Yüzlü” adını verdiği sergisiyle sanatseverleri ağırlamaya devam ediyor! Eserlerinde dışavurumcu boya kullanımı ve “minimal anlatım” isteği hakim olan Sara Baruh’un; Japon kağıdı üzerine yaptığı çini mürekkebi çalışmaları ve likid asfalt kullandığı tuval üzerindeki “Double Face – İki Yüzlü” sergisi, 15 Ekim 2012 tarihlerine kadar Gallery Linart’ta sanatseverler tarafından görülebilir.

İstanbul’da doğan ve 1980 yılından beri Cenevre’de yaşayan Sara Baruh eğitimini, Atölye Jean-Luc Barbier,Akademi des Beaux-Arts Cenevre ve Ecole Martenot Cenevre’de tamamladı.

Sanatçı resimlerinde bir taraftan dışavurumcu boya kullanımı, diğer taraftan da “minimal anlatım’’ isteğine hakim. “Minimal anlatım”; soyut resim yapan sanatçıların varacakları en üst nokta olarak görülürken, bu aşamadaki eser ise, artık bakılacak olmanın ötesinde, “okunacak” bir eser olarak yorumlanıyor.

Sara Baruh’un “Double Face – İki Yüzlü” adını verdiği yeni sergisi iki kısımdan oluşuyor. Serginin birinci kısmında, sanatçının çok sevdiğini belirttiği, Japon kağıdı üzerine çini mürekkebi çalışmaları yer alırken, ikinci kısımda likit asfalt kullandığı tuval çalışmaları bulunuyor. Sara Baruh çini mürekkebiyle yaptığı çalışmalar için; “Çok ince Japon kağıdı üzerine çalıştığım çini mürekkebi, kağıdın arkasına geçiyor ve arkadan bakıldığında başka şekiller ve imgeler oluşuyor. Buradan yola çıkarak görüyoruz ki hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Bakış açısı değiştiği zaman gördüğümüz imaj da değişir. Dolayısıyla eseri izleyen kişi; önyargılarının, düşüncelerinin ve karakterinin sınırlarını çizdiği bakış açısıyla kendi görmek istediğini görür. İzlenilen her objenin anlamı her birey için farklıdır.” diyor.

Baruh; tuval üzerinde likit asfalt kullanarak gerçekleştirdiği çalışmalar için ise yıllanmış, asırlık ağaçların seslenişini aktarmaya çalıştığını vurguluyor. Geçmiş zamana karşı içinde hep nostaljik duygular beslediğini, yaptığı eserlere de yaşanmışlık ve yıpranmışlığın sinmesini istediğini belirten sanatçı, bu yüzden likit asfalt ile yıllanmış ağaçlarıresmediyor.

Açıldığı günden bu güne her zaman birbirinden başarılı sanatçılarla çalışıp, sanatseverleri ilginç eserlerle bir araya getiren Gallery LiNART; Sara Baruh’un “Double Face – İki Yüzlü” isimli sergisi 15 Ekim 2012, Çarşamba gününe kadar sanatseverler tarafından ziyaret edilebilir.

 

Yılın en çok konuşulan ödüllü bağımsız filmleri ve yönetmenlerini izleyiciler ile buluşturacak olan festival, her zamanki gibi ilginç konukları, renkli partileri ve eylem-odaklı atölye çalışmaları ile dolu bir program sunuyor. Üstelik filmler bu yıl İstanbul ve Ankara’nın ardından İzmir’e de gidiyor!

Tahrir’den Occupy’a kadar dünyayı çalkalayan sokak hareketlerinin damgasını vurduğu bir yılın ardından 11. si yapılacak olan !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali de seyircisini ‘Hareket’e davet ediyor! Yılın en çok konuşulan ödüllü bağımsız filmleri ve yönetmenlerini izleyiciler ile buluşturacak olan festival, her zamanki gibi ilginç konukları, renkli partileri ve eylem-odaklı atölye çalışmaları ile dolu bir program sunuyor. Üstelik filmler bu yıl İstanbul ve Ankara’nın ardından İzmir’e de gidiyor!

The Descendants, Take Shelter ve Bellflower gibi yılın en çok konuşulan bol ödüllü filmleri Hit Filmler bölümünde Digitürk işbirliğinde yerini aldı. 2012 senesine özel yeni bölümleri arasında NTV işbirliğinde People Power/Arka Bahçe, CNBC-e ortaklığında e-şıkkı ve Turkcell Profesyoneller Kulübü’nun sunduğu Yol bölümü var. !f İstanbul klasiklerinden olan Fantastik Filmler ise gnctrkcll ortaklığında.

!f İstanbul’un bu seneki sürprizlerinden biri ise müzik filmleri, partileri ve etkinliklerini Adidas Originals ana sponsorluğunda !f Music başlığı altında toplaması ve ünlü İngiliz besteci Micheal Nyman gibi konukların da katılımıyla genişletmesi.

Festival 16-26 Şubat tarihleri arasında AFM Fitaş Beyoğlu, Maçka G-Mall, AFM İstinye Park ve AFM Caddebostan Budak, 1-4 Mart tarihlerinde Ankara CEPA’da, 2-4 Mart tarihlerinde İzmir Balçova KİPA’da gerçekleşecek.

Festivalin biletleri 3 Şubat’ta Mybilet’ten indirimli ön satışa çıkıyor.

13 Ocak’tan itibaren satışa çıkacak sınırlı sayıdaki G!ft Card ile hafta içi gündüz seanslarına 10 bilet ve 1 gece yarısı seansı bileti 40 TL olacak.

 

İşte 2012 festivalinden bazı ana başlıklar:

Sundance Yine !f İstanbul’u Global Merkezlerinden Biri Seçti

Robert Redford’un bağımsız filmlere ve yönetmenlere bir yuva olarak yarattığı Sundance Enstitüsü !f İstanbul ile olan ortaklığının 2. senesinde yine Sundance Lab’in senaryo yazım eğitimlerini, taze Sundance filmlerinden bazıları ile birlikte !f İstanbul’a getiriyor.

Ünlü Mısırlı Aktivist ve Oyuncu Khaled Abdol Naga Keşif Jürisinde

Festivalin uluslararası yarışması Keş!f yine genç yönetmenlerin ilham veren filmlerinden oluşan bir seçki ve bu senenin jüri üyeleri Yeşim Ustaoğlu, Andrea Picard, Mark Adams, Jonathan Cauoette, Khaled Abdol Naga ile cesaret ve yenilik dolu filmlerle İstanbul’da olacak. Bağımsız sinemanın yeni yeteneklerini, sinemanın ustalarıyla bir araya getiren !f İstanbul festivalin son hafta sonunda dünyanın farklı yerlerinden genç sinemacıları ve sinema duayeni ustaları buluşturuyor.

Jacques Nolot İstanbul’da! Fransız L’ACID 20. Yılını !f İstanbul ile Kutluyor

Bağımsız sinemanın Paris merkezli kuruluşu L’ACID 20. yılını kutlarken gözden kaçmış modern klasiklerden ve yeni yapımlardan oluşan bir seçkiyi !f İstanbul ortaklığında festival kapsamında bağımsız sinema severlere ulaştıracak.

Seçkide yer alan filmler bol ödüllü Blissfully Yours (Apichatpong Weerasethakul), aykırı İsrailli yönetmen Avi Mograbi’den Avenge But One of My Two Eyes, Locarno’da Gümüş Leopar ödüllü Curling (Denis Côté) ve Cannes En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu ödüllü L’humanite (Bruno Dumont).

Program kapsamında ayrıca ünlü oyuncu Jacques Nolot, Avant Que J’oublie adlı meşhur filmini sunmak üzere İstanbul’da olacak.

İlk kez verilecek Yeni bir Dünya için Sinema ödülünü almak üzere Rupert Everett !f istanbul’da!

Ünlü İngiliz oyuncu hem Zenne filminin özel bir gösterimini sunacak, hem de festivalin Yeni bir Dünya İçin Sinema ödülünün ilk sahibi olacak.

Gey olduğunu açıklayıp Hollywood’da başarılı bir oyunculuk kariyerine imza atan ilk oyuncu olarak bilinen Everett bu anlamda eşcinsellerin görünürlüğü için verilen mücadelede özel bir yere sahip.

!f’in verdiği ödül, Everett’ın ‘herkesin korkusuzca kendisi olabileceği bir dünyaya sinema yoluyla yaptığı katkılar’ için 26 Şubat’ta özel bir tören ile verilecek.

AHMET YILDIZ’IN DAVASINI YAKINDAN TAKIP ETTI

Everett, Lord Byron hakkında televizyon için çekilen bir belgesel nedeniyle Türkiye’de bulunduğu sıralarda Ahmet Yıldız’ın babası tarafından gey olduğu için öldürüldüğünü öğrendi. Zenne filmine konu olan bu cinayet hakkında ‘Türkiye’de eşcinsel olarak yaşamanın kolay olduğunu sanmıyorum’ demişti o sırada. Olaydan 5 yıl sonra, Everett bu kez Zenne filminin özel bir gösterimini sunmak üzere İstanbul’a geliyor.

Ünlü oyuncu Rupert Everett ilk kez 1981 yılında Another Country filmindeki öğrenci rolüyle tanındı. Dokuz sene sonra, Paris’te bir röportajda gey olduğunu açıkladı ve o günden beri eşcinsel hakları ve bu konudaki önyargıları yıkmak için mücadele ediyor.

Everett’ın bir oyuncu olarak ünlenmesi 90larda The Madness of King George, Robert Altman’ın Ready to Wear gibi filmlerin ardından Julia Roberts ile birlikte oynadığı My Best Friend’s Wedding ile oldu. Ardından John Schlesinger’ın The Next Best Thing ve Oskar ödüllü Shakespeare in Love gibi filmlerde oynadı.

Everett’ın Türkiye ziyareti British Council tarafından destekleniyor.

Dünyanın Büyük Festivallerinden Topladıkları Ödüllerle !f’e Gelen Hit Filmler

Her sene olduğu gibi bu sene de Toronto, Venedik, Cannes, Sundance, Independent Spirit, Golden Globe ödüllü ve festival gezgini filmler Digitürk işbirliği ile !f İstanbul programında yerini aldı.

Alexander Payne’in senenin en çok konuşulan ödül rekortmeni filmi The Descendants / Senden Bana Kalan, Jeff Nichols yönetmenliğindeki Cannes dahil 10 ödüllü Take Shelter / Sığınak, Evan Glodell’in mucize yönetmen olarak tanınmasını sağlayan Bellflower / Arıza Aşk, Jonathan Levine ve Seth Rogen’ı gerçek bir kanser hikayesinin komediyle karışık dram uyarlamasında bir araya getiren 50/50 / Şansa Bak Hit Filmler’den sadece bazıları. Michelle Williams’ın iki aşk arasında kaldığı Take This Waltz / Bu Dans Senin , tarihimizin en radikal çevreci grubunun hikayesini anlatan If A Tree Falls: A Story Of The Earth Liberation Front / Eğer Bir Ağaç Devrilirse: Yeryüzü Özgürlük Cephesi’nin Hikayesi , 60’ların ve Ken Kesey ile Marry Pranksters’ın ruhunu orjinal görüntülerle belgeselleyen Magic Trip / Sihirli Yolculuk , Todd Solondz’un Venedik, Locarno ve Toronto’dan ödülle gelen yeni filmi Dark Horse / Kara At, Sundance, SXSW ve Locarno gezgini Azazel Jacobs filmi Terri / Terri de Hit Filmler arasında.

11. Senenin Yeni Bölümleri – Dünyaya Kapalı Kalamazdık

Bu sene Mısır’dan Amerika’ya uzanan hareketlenmeler ve yeni bir dünya düzeni isteyen insanların eylemleriyle geçti. Bu hareketlerden esinlenen NTV işbirliğindeki People Power / Arka Bahçe bölümünün ön plandaki filmleri arasında Tahrir 2011: The Good, The Bad And The Politician ve Pockets of Resistance var. Bölümün yönetmenleri de konuklarımız arasında olacak.

Diğer yeni bölümümüz e-xperiments / e-şıkkı, sınırların muğlaklaştığı, tabuların ortadan kalktığı denemeye korkmayan karakterlerin hikayelerini perdeye taşıyor. CNBC-e işbirliğindeki bölümün ön plana çıkan filmleri arasında 17 Girls / 17 Kız, People I Could Have Been And Maybe Am / Olabileceğim Belki De Olduğum İnsanlar, Empire North / Empire North var.

Bir başka yeni bölüm olan Turkcell Profesyoneller Kulübü işbirliğindeki The Trip / Yol bölümündeki filmler sadece uzaklara yapılan yolculukların değil, aynı zamanda insanın kendi içinde ve kafasında yaptığı yolculukların da filmleri. Çok ses getiren Tarnation filminin yönetmeni Jonathan Cauoette’in son filmi Walk Away Renee ve Radiohead’in Meeting People is Easy ve Joy Division filmlerinin ünlü yönetmeni Grant Gee’nin son filmi Patience After Sebald / Sabır (Sebald’in İzinde), bu bölümde.

SALT Beyoğlu Açık Sinema’da Ücretsiz Sinema ve Konuşmalar

Sinefilleri sinema salonlarından çıkartıp buluşturan !f İstanbul’un 2012’deki etkinlik merkezi SALT. Festival süresince ücretsiz film gösterimleri ve konuşmalar burada gerçekleşecek.

Radiohead ve Joy Division Filmlerinin Yönetmeni Grant Gee Anlatıyor
Radiohead ve Joy Division gibi gruplar hakkındaki ödüllü belgesellerinden tanıdığımız yönetmen Grant Gee tarafından çekilen Sabır (Sebald’in İzinde) filminde Sebald’ın bir yayıncısı, yazarın İngiltere kıyısında yaptığı bir yürüşün etrafında anı, kurgu, sanat, tarih, bellek arasında dolanan belki de en tanınmış kitabı Satürn’ün Halkaları’nı nasıl sınıflandıracağını bilemediğini anlatıyor. Kitap roman mıdır, düzyazı mı, seyahatname mi, yoksa tarih mi? Emre Ayvaz’ın Gee ile uyarlama üzerine yapacağı sohbeti kaçırmayın!

Ünlü Besteci Michael Nyman İle Buluşmak
Piyano, The End of the Affair, Gattaca ve Peter Greenaway filmlerine yaptığı bestelerle sayısız ödül kazanan besteci Michael Nyman ilk filmi Kameralı Nyman’ı festivalde sunduktan sonra, !f Music kapsamında sesle görüntü arasındaki ilişkiyi keşfettiği bir konuşma yapıp, kısa filmlerinden parçalar gösterecek. British Council desteği ile konuk olan müzisyen ve yönetmen Nyman, birçok festivalde ödül almış filmlerin bestecisi olarak edindiği deneyimleri aktaracak.

!f İstanbul Yeni Bir Mini-Festivalle Geliyor – !f Music

2012 senesinde 16-26 Şubat tarihlerinde gerçekleşecek 11. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali yeni bir sürprizle geliyor. adidas Originals ana sponsorluğundaki mini-festival !f Music, müziğin tüm yansımalarını bir araya getiriyor. !f Music ile müzik filmleri, müziğin mutfağından etkinlikler ve partiler bir arada !f İstanbul’da.

!f Music filmleri, Chemical Brothers’dan Devendra Banhart’a, Courtney Love Curt Cobain ilişkisinden erkek egemen müzik dünyasında kadın olmayı anlatan Patty Schemel’e, Le Tigre’ye ve Japonya’nın mistik seslerine uzanıyor. !f Music Partileri’nde, Kate Simko Nisan 2011’de Berlin’de yarattığı çığır açan canlı ‘A/V’ şovu ile !f Music Açılış Partisi’nde Ghetto’da! 3 mekana birden yayılacak olan Gökkuşağı Partisi’nde ana sahnede Nomi Ruiz (Jessica 6) DJ setinin ardından sürpriz bir PA performansı da yapacak.

!f Music’in ilk sürprizi Chemical Brothers’ın filmi Don’t Think’in dünyanın sayılı şehirlerinde eş zamanlı yapılacak olan gösterimine İstanbul’u da eklemek oldu. 26 Ocak gecesi seçilmiş 26 şehirde yapılacak eşzamanlı gösterimin bir ayağı da İstanbul’da gerçekleşecek. Tüm dünyada sayılı insanın parçası olabileceği bu canlı sinema olayı adidas Originals ana sponsorluğundaki !f Music kapsamında!

!f Music Partileri

!f İstanbul’un adidas Originals ana sponsorluğundaki ve Tuborg ortaklığındaki yeni festivali !f Music sadece Sesli Yaşam filmleri ve müzik etkinlikleri ile değil partileriyle de çok konuşulacak.

!f Music Açılış Partisi / !f Istanbul Opening Party

18 Şubat Cumartesi

Feat. Kate Simko (US) Live + DJ Set
Warm up- Close up : Dearhead
Visuals by Jeffrey Weeter

Jeffrey Weeter’ın gerçek zamanlı video kurgusu ile Kate Simko’nun canlı performansı birleşiyor ve ‘Canlı Sinema’ adını verdikleri 2011 şovu İstanbul’lu müzikseverlerle buluşuyor. Kendine özgü canlı bir sinematik deneyime dönüşecek performans daha önce Asya, Avrupa ve Amerika’da Fabric, Verboten (New York), Culture Box (Kopenhag), Cocoliche (Buenos Aires), Rex Club (Paris) gibi kulüplerde gerçekleşti, şimdi ise !f İstanbul ile ilk defa GHETTO’da ! Gecenin açılışını ve kapanışını Dearhead yapacak.
!f Music Gökkuşağı Partisi / !f Rainbow Party
24 Şubat Cuma

Feat. Jessica 6, Barış K, Dearhead, Mr.Sür, Elif & Duygu

!f İstanbul’un gelenekselleşen, rengârenk partisi yine sevenlerinin gözünü arkada bırakmıyor! Babylon’un ev sahipliğinde gerçekleşecek ve 3 mekana birden yayılacak olan partide ana sahnede DJ setinin ardından sürpriz bir PA performansı da yapacak olan Nomi Ruiz (Jessica 6), ve hemen sonrasında seti devralacak Barış K, Dearhead, Mr. Sür, Elif & Duygu tüm gece ana sahnedeki herkesi dans ettiriyor olacak.

!f İzmir programı 3 Şubat 2012 tarihinde açıklanacaktır.

 

http://www.izmirdesanat.org