Şunun için etiket arşivi: Berlin

!f İstanbul’un yeni yarışmalı bölümü Aşk & Başka Bi’ Dünya’da ödül Koray Kaya’nın filmi “Anarşik Armoni” ’nin oldu. Film, Yılın En Yaratıcı Müdahalesi seçildi. Kaya’ya ödülünü ünlü Fransız yönetmen Michel Gondry verdi.

Koray Kaya

Koray Kaya

13- !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali’nin yeni yarışması Aşk & Başka Bi’ Dünya’da 7 film yarıştı. Filmleriyle yeni ve açık yollara, yöntemlere ve birlikteliklere işaret eden sinemacıları bir araya getirmeyi amaçlayan yarışma bölümünde, kamerayla dünyayı değiştirmeyi başarmış yönetmenleri İstanbul’da ağırladı.

anarsik-armoniAralarında Jehane Noujaim’in Oscar adayı filmi Meydan, Mike Lerner ve Maxim Pozdorovkin’in Pussy Riot’ın hikâyesini konu alan Pussy Riot: Bir Punk Duası, Riahi Kardeşlerin Her Gün İsyan’ının da bulunduğu yarışmada jüri, Türkiye’den Kaya’nın Anarşik Armoni adlı belgeselini oy birliğiyle En İyi Film seçti.

Devrimci besteci, teorisyen Stravinsky ve Schönberg’den cazın kurucularından Buddy Bolden’a, sıradışı bir yaklaşıma sahip olan John Cage’e, İlhan Mimaroğlu’na, Aydın Esen’e, insan algısının sınırlarını genişletmeye cesaret eden sanatçılara odaklanan, çağdaş müziğin algı süreçlerini, öncesi ve şimdisini müzisyenlerle tartışan Anarşik Armoni, Koray Kaya’nın ilk filmi.

Anarşik Armoni, teknolojik gelişmelerin eşliğinde müziğin bilinmeyene giden macerasındaki sosyo-politik gelişmelere ışık tutmaya çalışan ve bunu insanlık için evrensel bir dil olan müzikle yapan bir manifesto. Belgeselde Gezi olayları da var.

!f İstanbul, 23 Şubat’ta sona erecek. Festivalin 7 yıldır düzenlediği ve yılın ilham veren yönetmeni seçileceği Keş!f Uluslararası Yarışması’nın kazananları da kapanış gecesinde açıklanacak.

Festival programında bu akşam Zeynep Dadak ve Merve Kayan imzalı Mavi Dalga filmini izleyebilirsiniz. Antalya’da En İyi İlk Film Ödülü dahil 3 ödül alan Mavi Dalga, geçtiğimiz hafta 64. Berlin Film Festivali’nin Generation bölümüne de katıldı.

Film, üniversiteyi büyük bir şehirde okumak isteyen Deniz ve arkadaşlarının yaşadıkları şehirle ilişkileri ve gelecek kaygılarının hikayesini anlatıyor. Film, 2012 yılında Balıkesir’de çekildi. Başrollerinde Ayris Alptekin, Onur Saylak, Barış Hacıhan ve Albina Özden oynuyor.

Mavi Dalga’yı bu akşam 19:30’da Cinemaximum Fitaş’ta izleyebilirsiniz.

Size önerebileceğimiz diğer film ise Wong Kar Wai’nin son filmi Büyük Usta.

Film on yılda çekilmiş ve kurgusu da bir yıl sürmüş. Büyük Usta, sinematografi ve dövüş koreografisi olarak tam bir seyir ziyafetini vaad ediyor. Büyük Usta saat 22:00’e yine Cinemaximum Fitaş’ta.

Maltepe Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nün düzenlediği “Üniversite Reformu ve Hans Reichenbach” başlıklı panel 25 Ekim Cumagünü saat 13.30’da Maltepe Üniversitesi’nin Marmara Eğitim Köyü’nde bulunan F en-Edebiyat Anfisi’nde gerçekleşecek.

Üniversite Reformu ve Hans Reichenbach PaneliProf.Dr. Zekiye Kutlusoy’un yöneteceği panele konuşmacı olarak felsefe alanının saygın isimleri; İstanbulÜniversitesi Felsefe Bölümü’nde uzun yıllarhocalık yapan Prof. Dr. Uluğ Nutku ve Doç.Dr. Tüten Anğ, Sabancı Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gürol Irzık , BilimÇevresi’nin kurucularından Prof.Dr. Yaman Örs katılacak.

 Hans Reichenbach

(26 Eylül 1891, Hamburg, Almanya – 9 Nisan 1953, Los Angeles, ABD) Viyana Çevresi’nin önde gelen temsilcilerinden biri olup, Berlin Mantıksal Olguculuk Okulunun kurucusudur. Fizik, mantık ve felsefe üzerinde çalışan bu Alman düşünür, Stuttgart Teknik Üniversitesindeyüksek öğrenim gördü. Sonra Berlin, Münih ve Göttingen üniversitelerinde felsefe ve mantık okudu. 1915’te olasılık kuramına ilişkin teziyle doktorasını tamamladı. 1920-26 arasında Stuttgart Teknik Üniversitesi’nde dersler vermeye başlayan Reichenbach, 1926 – 33yılları arasında Berlin Üniversitesinde felsefe okuttu ve burada “Gesellsachaft für empirische Philosophie” yi (Ampirik Felsefe Topluluğu) kurdu. Daha sonra 1933 – 38 arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünde felsefe tarihi, bilim felsefesi, sembolik mantık dersleri veren filozof, burada Nusret Hızır ile Vehbi Eralp’i yetiştirdi. 1938’de ABD’ye giderek California ve Columbia üniversitelerinde dersler; 1952’de de Fransa’da Sorbonne Üniversitesinde konferanslar verdi. Mantıkçı olgucululuğun önde gelendüşünürlerinden biri olarak “Erkenntnis” dergisinin kurucuları arasındayer aldı. Özellikle, görelilik kuramının ve kuvantum mekaniğinin felsefe üzerin deki etkisini saptayıp değerlendirmeye çalışan Reichenbach; geometrinin temelleri ve fiziğin mantıksal yapısı üzerine araştırmalarısonucunda, zaman ve uzayın apriori olmadığı sonucuna vardı. Kant’tanfarklı olarak, bu kavramların kaynağını, nedensellik ilkesi yerine Einstein’ın görelilik kuramıyla açıkladı ve temellendirdi. Kuvantum mekaniğinin “aykırılıklar”ını gidermek için klasik mantığın yerine bir üçdeğerli mantık koymak gerektiğini ileri süren filozofun felsefeye en önemli katkısı, hiç kuşkusuz, olasılığın gerçekleşme sıklığı üzerine bir kuramı ortaya koyma yolundaki girişimidir. Bu kuramda olasılık  (Wahrscheinlichkeit), sonsuz bir dizi içinde sinir, olma sıklığıyla özdeşleştirilmiştir. Einstein’ın görelilik kuramına dayanarak zaman ve mekanın apriori olmadığına ilişkin düşünce sisteminin öteki önemli temeli sayılan olasılık kuramına göre, bilim ve felsefede tümevarım yöntemiyle, kanıtlamaların doğruluğu ya da yanlışlığı değil, ancak olasılık düzeyibelirlenebilir. Bu bağlamda mantık da olasılık kurallarına bağlıdır ve dolayısıyla olasılık, anlam sorunu bakımından da geçerlidir. Bir cümlenin anlamı, olasılık derecesinin belirlenmesine bağlıdır.
……….
Reicbenbach geliştirdiği felsefe kuramıyla, bağlı bulunduğu Viyana Çevresi’nin görüşlerine bilimsel bir nitelik kazandırmış; özellikle fizik ve matematik ilkelerine dayalı yeni öğretinin yayılmasına olanak sağlamıştır. Onun öğretisini önce benimseyen, sonra eleştiren B. Russell ile olan tartışmaları Viyana Çevresi’ne duyulan ilgiyi arttırmıştır.

Filozofun başlıca yapıtları şunlardır: Axiomatik der relativistischen Raum-Zeit-Lehre (Göreli Uzay- Zaman Öğretisinin Aksiyomatiği, 1920); Ziele und Wege der heutigen Naturphilosophie (Bugünkü Doğa FelsefesininYolları ve Amaçları, 1931); Wahrscheinlichkeitslogik (Olasılık Mantığı, 1932); Wahrscheinlickeitslehre (Olasılık Öğretisi, 1935); Experience and Prediction (Deney ve Öndeyi, 1938); From Copernicus to Einstein (Kopernik’ten Einstein’a, 1942); Philosophical Foundations of Quantum Mechanics (Kuvantum Mekaniğinin Felsefi Temelleri, 1944); Elements of Symbolic Logic (Simgesel Mantığın Öğeleri, 1947); The Rise of Scientific Philosophy (Bilimsel Felsefenin Doğuşu, 1951); ölümünden sonra, Direction of Time (Zamanın Yönü, 1956).

Kaynak: 20. Yüzyıl Düşünce Akımları; Nejat Bozkurt; Sarmal Yayınları Kasım 1995

İstanbul Devlet Opera ve Balesi 2013-2014 bale sezonunu 2011 yılında dünya prömiyerini yaptığı Fransız sanatçı Yannick Boquin’in,Chopin’in müziklerini kullanarak yarattığı “Genç Werther’in Acıları” balesi ile açıyor.

istanbul_devlet_opera_ve_blesi Charlotte yorumuyla 2012 Donizetti Yılın Kadın Dansçısı Ödülünü alan Deniz Zirek’in canlandırdığı “Genç Werther’in Acıları”, 11 Ekim saat 20:00’de Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde seyirciyle buluşuyor.

Ayfer Zeren başkoreograflığında perde açan İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Johann Wolfgang van Goethe’nin dünyaca ünlü klasiği “Genç Werther’in Acıları”nın bale uyarlamasıyla sahneye çıkıyor. Fransız koreograf Yannick Boquin ile İzmir Devlet Opera ve Balesi sanatçısı Siner Gönenç tarafından, F. Chopin’in müzikleri üzerine sahnelenen eser, seyircisiyle buluştuğu ilk yıl İstanbul Devlet Opera ve Balesi’ne ‘’Yılın Prodüksiyonu’’ ve “Yılın Kadın Dansçısı” dallarında ödülkazandırmıştı.

Genç Werther’in Charlotte’ye olan aşkını, romana bağlı kalarak yorumlayan, Paris Opera Bale Okulu ve Paris Ulusal Konservatuvarımezunu, Bonn Opera Balesi, Flanders Kraliyet Balesi, Roma Opera Balesi ve Deutsche Oper Berlin baş dansçısı, Vienna Staatsoper’de Bale Başöğretmeni olarak görev yapmış olan koreograf Boquin, Chopin’in müzikleri üzerine eseri kurguluyor.

Chopin’in 28 parçasından oluşan repertuar, Bakü asıllı piyanist ve aynı zamanda İzmir Devlet Opera ve Balesi sanatçısı Yelena Şekalyova tarafından canlı olarak seslendiriliyor. Eserin bir diğer sürprizi ise, bariton Bahadır Noyan Coşkun’un seslendireceği kendi bestesi olan arya.

Deniz_ZirekEserde Werther’i Melih Mertel/ Mehmet Nuri Arkan, Charlotte’yi Deniz Zirek, Albert’i Ömer Erenler/ Onur Tunay, Albert’in yakın arkadaşı Wilhelm’i ise Olcay Tunceli ,grup danslarını ise İDOB bale sanatçıları yorumluyor. Eserin ait olduğu dönem 18.yüzyılı andıran dekor ve kostümlerin yaratıcısı başdekoratör İsmail Dede, ışık ise Bülent Darcan imzalarını taşıyor.

“Genç Werther’in Acıları” balesi;

11, 22, 24 Ekim , 5, 7 Kasım tarihlerinde saat: 20.00’de; 12, 26 Ekim ve 9 Kasım tarihlerinde saat: 16.00’da Kadıköy Belediyesi Süreyya Opera Sahnesi’nde izlenebilir.

 Kaynak :[]

Almanya’nın başkenti Berlin’de Türk Halk Müziği’nin yapı taşı Bağlama, 2013 yılının müzik aleti seçildi.

Düzenlenen basın toplantısında bağlamanın tanıtımı yer aldı. Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen toplantıya, Berlin Sanat Üniversitesi Başkanı Prof. Martin Renner, Berlin Başkonsolosu Ahmet Başar Şen, Berlin Eyaleti Müzik Konseyi (Landes Musikrat Berlin) Başkanı Dr. Hubert Kolland, Berlin Eyaleti Müzik Konseyi Proje Koordinatörü Nevzat Çiftçi, Berlin Sanat Üniversitesi’nden Profesör Joël Betton ve genç müzisyenlerin yanı sıra bazı müzik öğretmenleri katıldı. Berlin Eyaleti Müzik Konseyi, etkinlikler kapsamında farklı tanıtım programları hazırlarken, konsey bağlamanın konser ve sempozyumlarla farklı kültürlere tanıtılabileceğini belirtti.

Berlin Eyaleti Müzik Konseyi Başkanı Dr. Hubert Kolland, İHA’ya yaptığı açıklamada, “Geçmişi itibariyle bize güven veren, fakat fazla tanınmamış bağlamayı tanıtma kararı aldık. Çünkü müzik piyasasında olması gereken bir enstrüman diyerek çok kültürlü kentte Bağlama da olmalı dedik” dedi.

Berlin Başkonsolosu Ahmet Başar Şen, “Almanya Berlin Eyaleti Müzik Konseyi’nin bağlamayı 2013 yılının müzik enstrümanı seçmesi dolayısıyla burada bulunmaktayız. Bu çok sevindirici bir olay. Bizim insanımızın Almanya’da kabul görüldüğünü gösteren adımlardan bir tanesi” dedi.

Müzisyen Haydar Selçuk da, bağlamanın yüzyıllardır Anadolu’yu anlatan bir enstrüman olduğunu belirterek, “Asırlardır, bin yıllardır Anadolu’ya has bir enstrüman. Almanların el atması bizim için acı bir olay, bizim yapamadığımızı onlar yapıyor şimdi” şeklinde konuştu.

Berlin’de yılın enstrümanı seçilen Bağlama ile ilgili etkinlikler yıl boyunca devam edecek. – BERLİN

Pink Floyd’un kurucusu Roger Waters, “The Wall” turnesi kapsamında, 4 Ağustos akşamı İTÜ Stadyumu’nda olacak. “

Roger WatersThe Wall” prodüksiyonu, “şimdiye kadar yapılmış en büyük sahne gösterisi” olarak adlandırılıyor. Roger Waters’ın albümleri ile aynı adı taşıyan ve konserde “The Wall” albümünün sahne şöleniyle gerçekleştirileceği konser için büyük bir sahne ve 110 metrelik bir duvar kurulacak. Konser için 140 tonluk prodüksiyon malzemesi İstanbul’a 75 tırla gelecek.Roger Waters, sahnede turne için özel olarak yapılan, Berlin Duvarını temsil eden ve turneye adını veren duvarı İstanbul’da sahnede 199’uncu kez yıkacak.

Duvarın gölgesinde “Another Brick in The Wall” parçasını “sürpriz” bir ekip Roger Waters ile seslendirecek.

İngiliz indie rock grubu The XX, Vodafone İstanbul Calling kapsamında, 7 Ağustos akşamı müzikseverlerle Parkorman’da buluşacak.

Gökhan Türkmen, 6 Ağustos’ta Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda, Ebru Gündeş de 8 Ağustos’ta Vialand Gösteri Merkezi AveaPark’ta konser verecek.

-Film gösterimi Bilgi Üniversitesi Santralistanbul Kampüsü’ndeki açık hava sinema gösterimleri kapsamında, Juan Antonio Bayona’nın yönetmenliğini yaptığı “The Impossible: Kıyamet Günü” filmi, 2-3-4 Ağustos’ta izlenebilecek.

-Sergi Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı işbirliğiyle, “Mukaddes Miras” sergisi, yarın açılacak.

-Sultanahmet Medresesi’nin ev sahipliği yapacağı sergi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Ali Rıza Özcan’ın sanat danışmanlığında düzenlenecek. Sergide, 9. Yüzyıldan 18. Yüzyıla kadar, Abbasilerden Emevilere, Çin’den Moğolistan’a bütün İslam coğrafyasında kaleme alınan, İslam hat sanatında ekol olarak kabul edilen Hafız Osman, Mehmet Emin Üsküdari, Mahmud Sivasi, Hafız Yusuf ve Derviş Mehmed gibi ünlü hattatların da eserlerinin bulunduğu, 99 adet el yazması Mushaf-ı Şerif yer alacak.

-Ressam Javad Alamdari’nin “Gün Batımı” adlı resim sergisi, İstanbul Sanayi Odası Sanat Galerisi’nde sanatseverlerin beğenisine sunulurken, ressam Ayla Akyol’un “İlkbahar Çiçekleri” adlı resimlerinin yer aldığı eserleri, Adalar Kültür Derneği Galerisi’nde sergileniyor.

-3. Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu kapsamında, amatör fotoğrafçı Nicholas V. Artamonoff’un 1930-1947 yılları arasında İstanbul’da çektiği fotoğrafların sergilendiği “Artamonoff: Bizans İstanbul’u İmgeleri, 1930-1947” sergisi devam ediyor

-. Kentin tarihiyle yakından ilgilenen Artamonoff’un perspektifinden İstanbul’daki Bizans mirası sunulduğu sergi, Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde (AnaMed) görülebilecek.

 

Festivalin açılış filmi Wong Kar Wai imzalı The Grand Master…

Sadece film seçkileriyle değil, dünyaca ünlü yapımcı ve dağıtımcıları bir araya getiren film marketi ve festival kapsamında düzenlenen etkinlikleriye Avrupa’nın en önemli film festivallerinden biri olan Berlin Film Festivali 7 Şubat’ta ünlü yönetmen Wong Kar-Wai’nin Bruce Lee’nin hayatını anlatan yeni filmi The Grand Master ile 63. kez perdelerini açıyor. Wong Kar Wai ayrıca bu yıl jüri başkanı olarak da görev yapacak.

Festivalin Panorama bölümünde gösterilecek olan Uğur Yücel’in yönettiği Soğuk ile Aslı Özge’nin yönettiği Hayatboyu festivalde dünya prömiyerlerini gerçekleştirirken, Reha Erdem‘in yeni filmi Jin de yine festival kapsamında seyirci ile buluşacak.

Bu yıl büyük ödül Altın Aslan için 19 film yarışıyor. Gus Van Sant‘ın Promised Land, Steven Soderbergh‘in Acı Reçete (Side Effects), Ulrich Seidl’in üçlemesinin final bölümü Paradise: Hope, Juliette Binoche’lu “Camille Claudel 1915”, Catherine Deneuve’lü “Elle s’en va” ve “La Religieuse” yarışmalı bölümün dikkat çeken yapımları olarak öne çıkıyor. Ayrıca bu bölümde ülkesi İran’da film çekmesi yasaklanan yönetmen Jafar Panahi ve arkadaşı Kambuzia Partovi’nin birlikte çektikleri Closed Curtain de yer alıyor.

17 Şubat’ta sona erecek olan festival nedeniyle Berlin’nin 120 bin konuk ve 4000 gazeteciyi ağırlaması bekleniyor. Yarışma dışı programda ayrıca Claude Lanzmann’ın Yahudi soykırımıyla ilgili röportajlardan ve tanıklıklardan oluşan 9.5 saatlik Shoah belgeselinin elden geçirilerek yenilenen versiyonu gösterilecek. Yarışma dışı programda diğer dikkat yapımlar arasında Ethan Hawke ve Julie Delpy’nin başrollerinde yer aldığı Before Midnight, ABD yapımı animasyon Crood’lar (The Croods) ve River Phoenix‘i çekimleri sırasında kaybettiğimiz Dark Blood bulunuyor.

 

Guardian gazetesi, 2013 yılında Avrupa’nın “en iyi sanat etkinlikleri”nin gerçekleşeceği kentler arasında yer verdiği İstanbul’da düzenlenecek Uluslararası Film Festivali ve İstanbul Bienali’ne vurgu yaptı.

 Bu yıl Avrupa’da en iyi sanat etkinliklerini gerçekleştirecek kentler arasında İstanbul da sayıldı. İngiliz Guardian gazetesi “Avrupa’nın 2013 yılında en iyi sanat etkinlikleri rehberi” başlığıyla verdiği geniş haberinde İstanbul’da düzenlenecek Uluslararası Film Festivali ve İstanbul Bienali’ne yer verdi.

Guardian gazetesi “Avrupa’da bu yılın en iyi sanat etkinlikleri rehberimiz ile şaşırtıcı bir kültürel kentsel tatilini planlayın, operadan elektronik müziğe, artı şiir, tiyatro ve sinemaya” diye yazdı.
Haberde yılın “en iyi sanat etkinliklerine” evsahipliği yapacak Avrupa kentleri arasında İstanbul dışında şu kentler sıralandı:
“Paris (Fransa), Barcelona (İspanya), Kosice (Slovakya), Berlin (Almanya), Venedik (İtalya), St. Petersburg (Rusya), Atina (Yunanistan), Gothenburg (İsveç), Krakov (Polonya), Lizbon (Portekiz), Basel (İsviçre), Prag (Çek Cumhuriyeti), Kopenhag (Danimarka), Budapeşte (Macaristan), Oslo (Norveç) ve Brüksel (Belçika).

-İSTANBUL’DA ETKİNLİKLER-

Guardian gazetesi, 30 Mart ile 14 Nisan tarihlerinde düzenlenecek olan İstanbul Uluslararası Film Festivali için “Son yıllarda en ilginç Avrupalı filmlerinden bazıları Türk yönetmenlerden geldi” dedi. Bu çerçevede Nuri Bilge Ceylan’ın “Bir Zamanlar Anadolu ve Fatih Akın’ın “Yaşamın Kıyısında” yapıtlarına dikkat çeken gazete 1982 yılından beri devam eden festivalin, hem büyük isimlerin piyasaya çıkan yeni yapıtlarını hem de yükselen yeni yönetmenlerin eserlerini görmek için “büyük şans” sağladığını vurguladı.
Guardian, İstanbul’un 14 Eylül ile 10 Kasım tarihleri arasında evsahipliği yapacağı İstanbul Bienali’ni okuyucularına anlatırken “Bu etkinlik, Venedik, Sao Paulo ve Sydney’de yapılanlarla birlikte dünyanın en prestijli çağdaş sanat vitrinlerinden biri” sözlerini kullandı. Haberde Bienalin Küratörü Fulya Erdemci’nin 2013 yılı temasının, “siyasi bir forum olarak kamusal alan” fikri olacağını açıkladığına vurgu yapıldı.

Kaynak : [-]http://www.haberx.com

41. İstanbul Müzik Festivali 4 -29 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek

500’e yakın yerli ve yabancı sanatçıyı İstanbul’da ağırlayacak festivalde yer alan 22 konserin ortak teması “Zaman ve Değişim” olacak

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından Borusan Holding sponsorluğunda düzenlenen İstanbul Müzik Festivali’nin, 41. yılındaki teması “Zaman ve Değişim”. 4-29 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek festivalin programı, Four Seasons Hotel Istanbul at the Bosphorus’ta düzenlenen bir basın toplantısıyla açıklandı.

Toplantıya, konuşmacı olarak İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Borusan Kültür Sanat Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Hamedi ve festival direktörü Yeşim Gürer Oymak katıldı. Festivalin afişinde sanatçı Sarkis’in parmak izi ve el yazısı, Erkmen’in tasarımıyla yer aldı.

41. İstanbul Müzik Festivali, aralarında Vadim Repin, Maxim Vengerov, Shlomo Mintz, Maria João Pires, Khatia Buniatishvili, Magdalena Kozená, Kim Kashkashian, Sol Gabetta gibi isimler ile dünyanın önde gelen orkestralarından Deutsche Kammerphilharmonie Bremen ve Münih Oda Orkestrası’nın da bulunduğu 500’e yakın yerli ve yabancı sanatçıyı İstanbul’da ağırlayacak. Toplam 22 konserin yer aldığı festival bu yıl ilk defa Surp Vortvots Vorodman Kilisesi’ni kullanacak. Diğer mekânlar arasında Aya İrini Müzesi, Süreyya Operası, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı, Galata Mevlevihanesi Müzesi, Galata Rum İlköğretim Okulu, İstanbul Modern ve İş Sanat Kültür Merkezi bulunuyor.

Festival tarafından besteci Kâmran İnce’ye sipariş edilen “Nasreddin Hoca” adlı eserin dünya prömiyeri, Berlin Counterpoint Ensemble tarafından gerçekleştirilecek. Festival, 4 Haziran Salı akşamı Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilecek açılış konseriyle başlayacak. 17 yaşındaki yıldız kemancı Veriko Çumburidze konserde Sascha Goetzel yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) eşliğinde Franz Waxman’ın Carmen Fantezisi’ni seslendirecek. Festivalin “Onur Ödülü”, dünya çapında tanınan piyano ikilisi Güher ve Süher Pekinel’e, “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” 20. yüzyıla damgasını vurmuş Polonyalı besteci Krzysztof Penderecki’ye verilecek. Biletler 2 Şubat Cumartesi İKSV ve Biletix’ten satışa çıkıyor.

AMSTERDAM SINFONIETTA VE SOL GABETTA 

DÜNYANIN belli başlı tüm salonlarında seçkin sanatçılarla konserler veren Amsterdam Sinfonietta ile klasik müziğin yükselen yıldızı Sol Gabetta, Letonyalı besteci Peteris Vasks’ın İstanbul Müzik Festivali, Amsterdam Sinfonietta, Amsterdam Viyolonsel Bienali ve Toronto Senfoni Orkestrası’nın ortak siparişi olan yeni eserinin Türkiye prömiyeri için festivalde buluşuyorlar. 25 Haziran Salı günü Türkiye İş Bankası sponsorluğunda Aya İrini Müzesi’nde gerçekleştirilecek konserde ayrıca Mozart’ın ve Bloch’un eserleri seslendirilecek.

MÜNİH ODA ORKESTRASI VE BUNIATISHVILI 

ALMAN çoksesli müzik dünyasının en önemli temsilcilerinden biri olan Münih Oda Orkestrası, genç neslin en duyarlı piyanistlerinden, ECHO ve Choc ödülü sahibi Khatia Buniatishvili solistliğindeki konserinde Polonyalı besteci Krzysztof Penderecki’nin dünya tarihindeki bir dönüm noktasına işaret eden eserinin yanı sıra yine festival temasıyla ilişkili Haydn’ın “Veda” başlıklı 45 numaralı senfonisini seslendirecek.

JORDI SAVALL VE HESPÈRION XXI 

2008 İstanbul Müzik Festivali Yaşam Boyu Başarı Ödülü sahibi Jordi Savall, kurucusu olduğu Hespèrion XXI ile 11 Haziran’da Aya İrini Müzesi’nde zaman ve değişim temasına odaklanan en yeni projesi “Hayatın Evreleri”ni müzikseverlerle paylaşacak. Balkanlar’ın son derece zengin müzikal ve sözel mozaiğinden beslenerek kurgulanan konser, festivalin kaçırılmaması gereken etkinliklerinden.

DEUTSCHE KAMMERPHILHARMONIE BREMEN 

FESTİVAL bu yıl, benzersiz müzikal stiliyle dünyanın sayılı orkestraları arasında anılan Deutsche Kammerphilharmonie Bremen’i 14 ve 15 Haziran tarihlerinde iki gece üst üste Aya İrini Müzesi’nde ağırlayacak. Uluslararası üne sahip Türk şef Alpaslan Ertüngealp’in yöneteceği ilk konserde Portekizli piyanist Maria João Pires solist olarak yer alacak. İkinci konserinde şef James Judd yönetiminde çalacak Deutsche Kammerphilharmonie Bremen, dünyanın önemli keman virtüözleri arasında gösterilen Vadim Repin’e eşlik edecek.

“Editör: Demek ki neymiş yağız hırsız ev sahbini bastırıyormuş. Bize ait olanı al/çal, sergile geri isteyince de neredeyse değil, aleni olarak “Şantajcı” muamelesi yap. “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.”

İngiliz The Guardian gazetesi, Türkiye’nin yurt dışındaki müzelerde bulunan arkeolojik eserleri geri almak için yabancı ülkelerin müze ve arkeologlarına şantaj yaptığını öne sürdü.

Gazete ayrıca Kültür Bakanlığı’nı “kültürel şovenizm” uygulamakla suçladı.

The Guardian, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılan yabancı ülkelerdeki kültürel varlıklarını Türkiye’ye getirmek için son birkaç yılda adeta seferberlik başlatan Eruğrul Günay liderliğindeki Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca talep edilen kültür varlıklarını iade etmek istemeyen Berlin, Paris ve New York’un müze ve arkeoloji adamlarını, Türkiye’de arkeolojik kazı yapma izinlerini yenilememekle tehdit etti. Bakanlık ayrıca bu kentlerdeki müzelere hiçbir sanat ve kültür eserini ödünç vermeme tehdidinde bulunduğini öne sürdü. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın girişimleri için ’Türkiye kültür savaşı açtı’ ifadesini kullanan gazete, 1829’dan bu yana Türkiye’nin en önemli arkeoloji alanlarında kazılar yapan Alman Arkeoloji Enstitüsü, Berlin Müzesi’nde bulunan 3 bin 300 yıllık dev Hitit sfenksin verilmemesi halinde Türkiye’nin kendilerini yeni kazı izni vermemek veya izinlerini uzatmamakla tehdit ettiğini öne sürdü. Enstitü, sfenksin Türkiye’ye iade edilmesinden sonra bazı kazı izinlerinin yenilendiğini iddia etti.

Berlin’de bulunan ve ünlü Bergama Tapınağı’nın sergilendiği Bergama Müzesi’nin bağlı olduğu Prusya Kültürel Miras Vakfı Başkanı Hermann Parzinger de, Ankara’yı ’Kirli siyasi oyunlarla bilimsel çalışmaların geleceğini tehlikeye atmakla’ suçladı. Parzinger, “Türkiye bize arkeologlarımızı ülkeden dışarı atma şantajı uyguluyor. Son olarak arkeolojik kazı alanlarına alt yapı hizmeti vermemekle tehdit ettiler” dedi.

The Guardian, Türkiye’nin arasının bazı arkeolojik eserleri geri vermeyi reddeden Paris’teki Louvre Müzesi ve Ankara’nın yasa dışı yollara yurtdışına çıkarıldığını söylediği 18 parçalık Norbert Shimmel koleksiyonunu iade etmeyen New York Metropolitan Muzesi ile de kötü olduğunu belirterek, “Ankara bir süre önce Paris’e Fransız arkeologların kazı izinlerini iptal ederek misilleme yaptı” diye yazdı.

Kaynak :[-]

Genç küratörlere destek vermek, güncel sanat alanında yeni projeleri teşvik etmek ve küratöryal çalışmalara olan ilgiyi arttırmak için gerçekleştirilen Akbank Sanat Uluslararası Küratör Yarışması 2012’yi Meksika’lı Alejandra Labastida kazandı.
Bu yıl ilk kez düzenlenen yarışmaya; Belçika, Bulgaristan, Finlandiya, Fransa, Almanya, Macaristan, İtalya, Polonya, Portekiz, Romanya, İskoçya, Sırbistan, İspanya, İsveç, İsviçre, Hollanda, Birleşik Krallık, Türkiye, Mısır, Fas, Senegal, İran, Rusya, Ukrayna, Avustralya, Yeni Zellanda, Brezilya, Guatemala Cumhuriyeti, Meksika, ABD, Kanada, Singapur, Tayvan ve Japonya gibi ülkelerden 100’ü aşkın küratör başvurdu.Kudüs Al-Ma’mal Güncel Sanat Vakfı Direktörü ve Darat Al Funun, Khalid Shoman Vakfı Sanat Direktörü Jack Persekian, CCA Glasgow Direktörü ve Glasgow School of Art Öğretim Görevlisi Francis McKee ve küratör Başak Şenova’dan oluşan yarışma jürisi tarafından yapılan değerlendirme sonucu, Alejandra Labastida birinciliğe layık görüldü.Alejandra Labastida’nın sunduğu sergi önerisinin kavramsal çerçevesinde yer alan fikirleri son derece zengin bulan jüri, projeyi öne çıkaran kavramların; kendine mal etme, olaylara atıfta bulunma, tarihsel parçalar ve olayları yorumlama olduğunu belirttu.Alejandra Labastida’nın yarışmada birincilik kazanan sergisi; 19 Şubat – 27 Nisan 2013 tarihleri arasında Akbank Sanat’da gerçekleştirilecek. Sergi kapsamında performanslar, konferanslar ve gösterimler düzenlenecek.

Alejandra Labastida 


Alejandra Labastida (Meksika, 1979) Iberoamericana Üniversitesi Tarih Bölümü mezunudur. Estetik, sanat kuramı ve felsefe konularındaki eğitimine devam ederken küratöryel araştırma ve çalışmaları, sanat ve siyasetin kesişme noktaları üzerine odaklanmaktadır. 54. Venedik Bienali’nde (2011) Meksika Pavyonu’nun asistan küratörlüğünü yapmıştır. 7. Berlin Bienali’nde (2012) “İhtiyaç Zamanlarında Küratörlük” başlıklı Küratöryel Çalıştay’a katılmıştır. Halen, 2008 yılından bu yana Küratörlük Bölümü’nde çalışmakta olduğu Meksika MUAC’ta (Üniversite Güncel Sanat Müzesi) Yardımcı Küratör olarak görev almaktadır. Yakın zamandaki küratöryel projeleri Petit mal, Ergo materia, Arte Povera, For the love of dissent ve A partir de mañana, Todo’yu içermektedir.

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) Ocak ayında piyano dünyasında enerjik ve uyumlu birliktelikleriyle bilinen, kariyerlerinin zirvesindeki piyano ikilisi Katia ve Marielle Labèque kardeşleri ağırlıyor.

BİFO’nun konuğu olarak ilk kez İstanbul’a gelen Labèque’ler, BİFO Onursal Şefi Gürer Aykal yönetimindeki “Kentin Karmaşasında İki Piyano” konserinde, Poulenc’in “İki Piyano için Konçerto”sunu seslendirecekler. Gecede BİFO ayrıca Borusan Kültür Sanat tarafından ZeynepGedizlioğlu’na sipariş edilen yeni eserin de dünya prömiyerini gerçekleştirecek.

İstanbullu müzikseverlerin de yakından tanıdığı, birbirlerini ying ve yang gibi tamamlayan karakterleri ve müzikaliteleri ile tüm dünyada ayakta alkışlanan Katie ve Marielle Labeque kardeşler, BİFO’nun konuğu olarak 17 Ocak Perşembe akşamı ilk kez İstanbul’da konser verecek. Labeque’ler, BİFO Onursal Şefi Gürer Aykal yönetiminde, 20. yüzyılın dinamizmi ve heyecanını taşıyan, Poulenc’in İki Piyano için Konçertosu ile dinleyenleri büyüleyecek. Ardından özgün yapıtlarıyla dünyada adını başarıyla duyuran çağdaş bestecilerimizden Zeynep Gedizlioğlu’nun, Borusan Kültür Sanat’ın siparişi üzerine bestelediği yeni yapıtının dünya prömiyeri, Gürer Aykal yönetimindeki BİFO tarafından gerçekleştirecek. Konserin ikinci yarısında BİFO, Çaykovski’nin “Polonyalı” olarak bilinen 3. Senfoni’sini seslendirecek.

Katia & Marielle Labèque hakkında:

 Küçük yaştan bu yana tutkunu oldukları müziğin peşinden giden piyano ikilisi Katia & Marielle Labèque kardeşler, Semyon Bychkov, Sir Colin Davis, Charles Dutoit, Sir John Eliot Gardiner, Kristjan Järvi, Paavo Järvi, Zubin Mehta, Sir Simon Rattle ve Esa-Pekka Salonen gibi dünya çapında şeflerin yönetiminde, düzenli olarak Berlin Filarmoni, Bavyera Radyo Senfoni, BostonSenfoni, Chicago Senfoni, Cleveland Orkestrası, Londra Senfoni, Los Angeles Filarmoni gibi saygın orkestralarla çalıyorlar.  Yakın zamanda Gershwin’in Rhapsody in Blue’su ve Bernstein’ın Batı Yakası’nın Hikâyesi  kayıtlarını yayımlayan Labèque’ler, kurdukları KML Vakfı aracılığıyla iki piyano repertuarının geliştirilmesi üzerine çalışmalar yürütüyorlar. 2012 yılında Pedro Almodovar’ın yapımcılığını üstlendiği, Felix Cabez imzalı The Labèque Way müzikal-belgeseli büyük ilgi gören piyano ikilisi, solo kariyerleriyle de dikkat çekiyor. Katia Labèque, 2009 yılında yayınlandığı solo albümü Shape Of My Heart için Sting, Herbie Hancock, Chick Korea ve Gonzalo Rubalcaba gibi efsanevi müzisyenlerle çalışmıştı.

KENTİN KARMAŞASINDA İKİ PİYANO

Gürer Aykal şef

Katia & Marielle Labèque iki piyano

Program:

Gedizlioğlu: Yeni sipariş edilen yapıtın dünya prömiyeri

Poulenc: İki Piyano için Konçerto, Re minör

Çaykovski: 3. Senfoni, Re Majör, Op. 29, “Polonyalı”

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) konserlerinin biletleri tüm Biletix satış kanallarından temin edilebilir.

 Kaynak :[-]

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 32. İstanbul Film Festivali, bu yıl 30 Mart-14 Nisan tarihleri arasında, dokuzuncu kezgerçekleştirilecek. Festivale başvurular başlıyor; ‘Köprüde Buluşmalar Film Geliştirme Atölyesi’ için son başvuru tarihi 21 Ocak, ‘Altın Lale Ulusal Yarışması’ için ise 28 Ocak.

Bu yıl dokuzuncu kez Akbank sponsorluğundagerçekleştirilecek İstanbul Film Festivali’nin otuz ikincisi için başvurular Ocak ayı sonuna kadar sürecek. “Ulusal Yarışma” kategorisinde seçilen filmlere jüri tarafından En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu, En İyi Özgün Müzik ve Jüri Özel ödülleri verilecek.

“Köprüde Buluşmalar” kapsamında altıncısı gerçekleştirilecek olan “FilmGeliştirme Atölyesi” ise yönetmen, senarist ve yapımcılara ilk uzun metrajlı kurmaca veya belgesel filmlerini çekmek için destek vermeye devam edecek.

28 Ocak Pazartesi akşamına kadar yapılacak başvurular arasından danışma kurulu tarafından belirlenen filmler, 32. İstanbul Film FestivaliAltın Lale Ulusal Yarışması’nda yarışacak.

“Ulusal Yarışma” kategorisinde yer alacak filmler arasından jürinin seçeceği En İyi Film’e 150.000 TL, En İyi Yönetmen’e ise 50.000 TL ödül verilecek. En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu ödülleri 10.000’er TL olacak. İlk kez 2011 yılında para ödülüyle desteklenen JüriÖzel Ödülü bu yıl yine Efes Pilsen tarafından verilecek. Ulusal Yarışma’ya katılan filmler arasından Onat Kutlar anısına verilecek ödülükazanan filmin yapımcısına Efes Pilsen tarafından 30.000 dolar takdim edecek. “İstanbul Film Festivali Altın Lale Ulusal Yarışması”nda jüri ayrıca, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Özgün Müzik dallarında da ödül verecek.

32. İstanbul Film Festivali’ne uzun metrajlı kurmaca filmlerin yanı sıra, belgesel ve animasyon filmlerle de başvurulabiliyor. 31. İstanbul FilmFestivali çerçevesinde “Altın Lale Ulusal Yarışma”, “Yarışma Dışı”, “YeniTürkiye Sineması” ve “Belgeseller” bölümlerinde Türkiye’den toplam 39 filmin gösterimi yapılmıştı.

Ulusal Yarışma Başvuruları

Başvuruların 28 Ocak Pazartesi akşamına kadar festival merkezine (Nejat Eczacıbaşı Binası, Sadi Konuralp Cad. No: 5 Şişhane) yapılması gerekiyor. Festival yönetmeliğiyle başvuru formları, festival merkezi veya film.iksv.org adresinden temin edilebilecek. 

“Köprüde Buluşmalar” için son gün 21 Ocak 

Avrupa ve Türkiye’den yapımcı, yönetmen, senarist ve kurum temsilcilerini bir araya getirerek, Türkiye’den uzun metraj projelerin, ilk uluslararası sunumlarının yapılması için olanaklar yaratan “Köprüde Buluşmalar”ın sekizincisi 32. İstanbul Film Festivali’nde gerçekleştirilecek.

32. İstanbul Film Festivali’nde “Köprüde Buluşmalar” çerçevesinde bu yıl altıncısı düzenlenecek “Film Geliştirme Atölyesi”ne başvurular, 21 Ocak Pazartesi akşamına kadar yapılabilir.

“Köprüde Buluşmalar Film Geliştirme Atölyesi”ne katılmak isteyen, uzun metraj kurmaca veya belgesel film yönetmen ve yapımcıları, 21 Ocak Pazartesi akşamına kadar [email protected] adresine e-posta yoluyla başvurabilirler. Yönetmelik ve başvuru formu film.iksv.org/tr/koprudebulusmalar adresinden temin edilebilir.

Başvurular arasından, seçici kurul tarafından ön eleme ile belirlenecek 12 projenin sahipleri, “Köprüde Buluşmalar Film Geliştirme Atölyesi”ne katılmaya hak kazanacaklar. Atölyenin amacı, sinemacılara projelerini uluslararası arenada sunmaları ve yapım sürecini başlatmaları için gerekli desteği bulmalarına olanak yaratmak. 10-11 Nisan 2012 tarihlerinde, festival kapsamında düzenlenecek atölyede proje sahipleri, aralarında ARTE, Eurimages, Berlin Ortak Yapım Marketi, Cinemart ve Torino Film Lab’in de bulunduğu uluslararası kuruluş temsilcileri, yapımcılar ve dağıtımcılar ile birebir görüşmeler yapacaklar.

Atölyede TC Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 10.000 dolarlık destek ödülü, Melodika Ses Post Prodüksiyon Ödülü ve Fransız Ulusal Sinema Merkezi CNC’nin 10.000 avroluk ödülü uluslararası jürinin değerlendirmesinin ardından sahiplerini bulacak. Ayrıca jürinin belirleyeceği bir proje Binger Lab’in 2.500 avro değerindeki Senaryo Danışmanlığı Ödülü’nün sahibi olacak.  Detay için : www.film.iksv.org