bar

bar konusunda en iyi eğitimleri sağlıyoruz. bar konusunda arayış içindeyseniz Özel Nar Sanat Eğitim Kursu en iyi eğitimi size sunacaktır. Eğitimlerimizin tamamı M.E.B. onaylı uzman eğitmen kadrosu ile yapılmaktadır. bar konusunda aşağıdaki bağlantıları inceleyebilirsiniz. Bu bağlantılardan herhangi biri bar konusuna uymuyorsa lütfen bize ulaşın.

teog-sinavinda-yetenege-ek-puan-2017

MİLLİ Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Doç.Dr. Yusuf Tekin sanat, spor ve kültür etkinliklerine katılan ortaokul öğrencilerine katkı puanı için hazırlıkların tamamlandığını açıkladı. Tekin, ortak sınavlara (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş/TEOG) geçerken sadece akademik başarıya bakılmayacağını, öğrencilerin sosyal faaliyetler için teşvik edileceğini açıkladı. “Önemli olan çocuğun bir etkinliğe katılımı, biz bunu ödüllendirmek istiyoruz” diyen Tekin’in Hürriyet’e yaptığı açıklamalar şöyle:

SANAT, SPOR, MÜZİK DERSLERİ TEŞVİK EDİLECEK
Ortaöğretime geçişte merkezi sınav uygulamasını kaldırıp, okul başarı puanı üzerinden yürüyen ortak sınavlara (TEOG) geçerken sadece çocukların akademik başarıları değil, aynı zamanda veli, eğitimci olarak çocuklarımızdan şikayetçi olduğumuz bireysel yeteneklerini geliştirememe, sosyalleşememe, sanatsal sportif anlamda etkinlik yapamama durumlarını da ortadan kaldıracak bir mekanizma üreteceğimizi söylemiştik. Velilerimize “Çocuklarınızı bu tür etkinliklere yönlendirin” demenin bir karşılığı olmadığını daha önceki tecrübelerimizden gördük. Okullardaki görsel sanatlar, spor, beden eğitimi, müzik sayısını ve saatini artırmamıza rağmen işlevsel kullanılamadı. Veliler, öğretmenler, okul idarecileri bu derslerde yine akademik etkinlikler yapmaya devam etti, matematik, fizik sorusu çözdü. Bunun tek başına bir çözüm olmadığını anladık.

ALTYAPI TAMAM
Bunun için de TEOG’a bu yapılan etkinliklerin katkısı olursa kültür etkinliklerinin, boşa geçmiş zaman olarak görülmeyeceğini düşündük. Çocuklarımızın akademik başarısının yanı sıra etkinliklerin de değerlendirileceği bir altyapı üzerinde çalıştık. 15 Temmuz olmasaydı, geçen yıl bunu hayata geçiriyorduk. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’yla karşılıklı güçlerimizi birleştirmek üzere protokoller yapmıştık ve geçtiğimiz yıl pilot uygulamaya geçecektik. Ancak 15 Temmuz’da yaşananlarla bu pilot uygulamayı erteledik.

HER İLDE BİR PİLOT OKULDA BAŞLIYORUZ
Bu yıl eylül ayında her ilden belirli pilot okullar seçilerek bununla ilgili altyapı süreci hazırlanmış olacak. Bunun için de kamuoyunda objektif bakış açısını ortadan kaldıran bir yapı oluşmamalı, güven zedelenmemeli. Her çocuğa eşit şekilde bu etkinlikleri yapma imkânı sunulabilmeli. Üzerinde çalışacağımız pilot uygulamayla oluşturduğumuz modelin velilerin, öğrencilerin, kamuoyunun güvenini sarsıcı bir unsur olup olmadığını tespit edeceğiz.
Türkiye’nin her tarafında çocuklarımıza bu tür imkânları sunabilme olanağını analiz edeceğiz. Bizi tatmin edici bir sonuç elde edersek bir sonraki eğitim öğretim yılında puan olarak katkısını bütün öğrenciler nezdinde uygulamaya geçireceğiz.

TEOG a ek puan

teog-sinavinda-yetenege-ek-puan-2017

ETKİ ORANI HENÜZ BELLİ DEĞİL
Teog sınavlarına ek puan da şuanki kurgumuz ortaokul sürecinde yani 5-6-7 ve 8’inci sınıftan itibaren bu tür etkinliklere çocukları yönlendirip, teşvik etmek. Eğer objektif şekilde yapabilirsek puan düzeyine katkısını bu uygulama esnasında göreceğiz. Öngörülerimiz var, ama sahada test edeceğiz. Şu anda oranı kararlaştırmadık, yüzde 20-30 da olabilir. Ancak yüzdelik dilim olarak mutlaka ortaokuldan liseye geçişte TEOG’da baz olarak kullanacağız. TEOG puanının hesaplanmasında akademik başarılarının yanına etkinlikleri de ekleyeceğiz.

HANGİ ETKİNLİKLER KATKI YAPACAK?
Bakanlığımız, okullarımızda öğrencilerimiz tarafından yapılan etkinliklerin toplandığı bir sistem oluşturdu. Verilerin geleceğe yönelik uygulamalara ışık tutması için sosyal etkinliklerle ilgili öğretmen ve akademisyenlerimizin katkısıyla bir sistematik yapı kurgulanarak ‘Sosyal Etkinlikler’ ana başlığında 5 alt tema belirledik. Bilimsel, Kültürel, Sanatsal, Sportif Etkinlikler ve Toplum Hizmeti Çalışmaları’nın alt basamakları şunlar:

KÜLTÜREL ETKİNLİKLER: Temel hedefimiz kültürel miras uygulamalarımızı gelecek kuşaklara aktarmak için gerekli mekanizmaları oluşturmak. Bunun için sözlü gelenekler ve anlatımlar, somut olmayan kültürel miras uygulamaları, toplumsal uygulama ritüel ve şölenler, doğa ve evrenle ilgili bilgi ve uygulamalar, el sanatları etkinlikleri, geziler (müze-ören yeri-tarihi mekan gezileri), sözlü gelenekler (aşıklık, mani söyleme, Nasreddin Hoca fıkraları anlatma, Dede Korkut geleneği), yöresel etkinlikler (yaylacılık, zeytin ve zeytinyağı kültürü vs) yapılacak.

SANATSAL ETKİNLİKLER: Amacımız küçük yaştan itibaren çocuklarımızın sanatsal yeteneklerinin tespit edilip, sonraki eğitimlerinin buna göre planlanması, her çocuğumuzun bir sanatsal etkinlikle ilgilenmesini sağlamak. Fonetik sanatlar (şan, solo, koro, orkestra, enstrüman), dramatik ve plastik sanatlar, gösteri sanatları (barak, bozlak havaları yöresel olarak tespit edilmiş meddahlık geleneği, okçuluk), el sanatları (ahşap oymacılığı, kilim dokumacılığı, bakırcılık, çalgı yapımcılığı, çömlekçilik, ebru sanatları, keçecilik, kilim dokuma, lüle taşı işleme).

SPORTİF ETKİNLİKLER: Bu etkinlikleri teşvik ederken iki amacımız var. Bir yandan çocuklarımızın vücut sağlıkları, çocukluklarını yaşayabilmeleri için onlara uygun ortamlar oluşturmak. Diğer yandan da profesyonel sportif altyapıyı hazırlamak için, ülkemizin ihtiyaç duyduğu başarılı sporcuları küçük yaştan itibaren tespit edip gerekli eğitimi alabilmelerini sağlamak. Bu amaçla da Gençlik ve Spor Bakanlığı ile yapılan protokolle 50’nin üzerindeki federasyonlarla işbirliği olacak ve tüm spor branşlarıyla ilgili başlıklar takip edilecek.

BİLİMSEL ETKİNLİKLER: Çocuklarımızın eğitim süreçlerine uygun bilimsel etkinliklere yönlendirilmesini de planladık. Bu amaçla başta TÜBİTAK ve üniversiteler olmak üzere yetkin kurum ve birimlerle işbirliği halinde yapılacak çalışmaları kapsayacak şekilde; Bilim Olimpiyatları, Bilim Şenlikleri, Bilim Fuarları, Bilimsel Proje Yarışmaları, Patent Sahibi Olma, Bilimsel Toplantılar, Bilimsel Araştırma Yarışmaları, Zekâ Oyunları vb. başlıkları içerecek çalışmalar izlenecek.

TOPLUMA HİZMET ÇALIŞMALARI: Temel hedefimiz çevresini tanıyan, etrafının sorunlarıyla ilgilenen, topluma yararlı olmayı önceleyen sosyal bireyler olmalarına yardımcı olmak. Öğrencilerimiz tarafından okul Sosyal Etkinlikler Kurulu’nca belirlenen çalışma başlıkları göz önünde bulundurularak, okul kulüpleri marifetiyle çevreye ve sosyal hayatın ihtiyaçlarına duyarlı ve okulun ihtiyaçlarına göre yapacağı toplum hizmetleri çalışmalarını kapsar.

5 İNCİ SINIFLARA HAZIRLIK
Ortaokul 5’inci sınıflarda yoğunlaştırılmış yabancı dil ağırlıklı programı önümüzdeki eğitim yılında başlamak için çalışmalar sürüyor. 600’ün üzerinde okulda pilot uygulayacağız. Herhangi bir dersten azalma olmaksızın seçimlik dersleri bu yönde çeşitlendireceğiz. Programın planlanması aşamasında çalıştaylar, literatür taraması, mevcut yabancı dil öğretim programına yönelik anketler gibi çeşitli çalışmalar yapıldı. Yabancı dil öğretiminde alanında yetkin kuruluşlarla görüşüldü. Yabancı dil öğretimine 5’inci sınıflarda 16-18 saat ayrılması uygun görüldü ve buna göre taslak öğretim programı hazırlandı. Talim ve Terbiye Kurulu program üzerinde çalışıyor. Uzaktan eğitimden yararlanabiliriz. Yabancı dil düzeyi öğrencilere faydalı olabilecek, yeterince skoru ve düzeyi olan öğretmenlere yaz aylarında hizmetiçi eğitim başlattık. Etkili ve verimli hizmet içi eğitimler, ölçme ve değerlendirme sisteminin düzenlenmesi gibi planlamalar var. Amacımız en iyi olanakları kullanarak yabancı dili öğretim sürecini, işlevsel hale getirmek.

DEVAM AFFI SENEYE YOK
Sınav kazanıp devamsızlık yapan liselilere üniversiteyi kazanınca tolerans tanıdık. Son kez mağduriyet yaşanmasın diye düzenleme yaptık. Bundan sonra devamla ilgili velilerden talep gelmesin, çocuklar yönetmelikte tanımlandığı biçimde mutlaka devam etsin, seneye bu konuda çalışmamız olmayacak.

ÖNEMLİ OLAN KATILIMI ÖDÜLLENDİRMEK
Her çocuk bir etkinliğe gitsin istiyoruz, katılımı ödüllendirmek gerekiyor. Çocuğun etkinliğe katılması bizim için bir değer, bunu mutlaka bir veri olarak alalım. Katıldığında bir ürün ortaya çıkarıp çıkarmaması da önemli. Örneğin bir sergi açıyor ya da müzik resitalı veriyor mu? Uluslararası alanda derece elde ediyor mu? Bu da ödüllendirilmeli. Kamuoyunda objektif değerlendirmeyi ortadan kaldıracak bir düzenleme yapmamalı, ona da hassasiyetle dikkat edeceğiz. Etkinliklerden alınan notlarla akademik başarıları belli oranda birleştirip liseye yerleştirilirken öğrenciyi hem yönlendirmiş olacağız, hem de sanat, spor ya da başka yeteneğine göre liseye yerleştireceğiz. Böylece çocuklarımızın okul dışında zaman geçirmesini, etkinliklere katılmasını teşvik edeceğiz.

ÜNİVERSİTE SINAV SİSTEMİ KONUSUNDA YÖK İLE TECRÜBELERİMİZİ PAYLAŞTIK
Üniversite sınav sistemini TEOG benzeri bir sisteme dönüştürme talebimiz yok. Biz sadece TEOG uygulamasının başarılı sonuçlarını paylaşıyoruz. Bu inisiyatif tamamen YÖK’te. YÖK ile de bu konuda tecrübelerimizi paylaştık, gerekli şeyleri anlattık. Bundan sonraki süreçte YÖK’ün atacağı adımlara destek olacağımızı söyledik.

 

Alıntı: mebajans.net

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 2016-2017 eğitim dönemi sonunda 16 Haziran 2017 , 20 Haziran 2017 ve 22 Haziran 2017 tarihlerinde yıl sonu gösterimiz yapılacaktır. 16:00 ‘da başlayacak olan 16 Haziran 2017 gösteri programımız şu şekildedir;

 

16:00-17:00 Müzik Gösterisi

Burak  Akalan 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN
Alp Lokmacılar 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN
Asya Arslan 16.06.2017 ONUR GÜNER
Elif Tülin Şahin 16.06.2017 ZUHAL SEVİM
Beren İncekalan 16.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ
Fatma Dora Altaş 16.06.2017 ZUHAL SEVİM
Selin Sadıç 16.06.2017 ZUHAL SEVİM
Olcay Zeydanlı 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN
Zeynep Maşlak 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN
Berat Şerif Demir 16.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ
Kuzey Güngör 16.06.2017 HÜSEYİN MAN
Yunus Yiğit Güler 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN
Doruk Demir 16.06.2017 CANER TOKYAY
Eren Özden 16.06.2017 ZUHAL SEVİM
Nima Abdullahi 16.06.2017 ONUR GÜNER
Özge Gültekin 16.06.2017 ONUR GÜNER
Yağmur Urulu 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN
Derin Alkaya 16.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ
Ege Eren Şen 16.06.2017 TARIK KARAKOÇ
Elif Duru Taş 16.06.2017 ERKAN BAŞA
İrem Zorlu 16.06.2017 CANER TOKYAY
Nil Sahra Aksal 16.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ
Efe Gönenç 16.06.2017 HÜSEYİN MAN
Ekin Göker 16.06.2017 ONUR GÜNER
Irmak Urulu 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN
Sena Ertop 16.06.2017 ZUHAL SEVİM
Azra Sarıgül 16.06.2017 ZUHAL SEVİM
Damla Küçük 16.06.2017 ZUHAL SEVİM
Ayşe Gözel 16.06.2017 ZUHAL SEVİM
Ece Funda şahin 16.06.2017 ZUHAL SEVİM
Huriye Niran Kaya 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN
Zehra Çelik 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN
Egemen Filiz 16.06.2017 HÜSEYİN MAN
Zeynep Ece Banzaroğlu 16.06.2017 ZUHAL SEVİM
Ece Eylül Kayacı 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN
Rabia ileri 16.06.2017 ZUHAL SEVİM
Şevval Alara Lamuş 16.06.2017 ELİF UNCU
Deniz Cem Sönmez 16.06.2017 ZUHAL SEVİM
Sena Polat 16.06.2017 ZUHAL SEVİM
Ege Eruçar 16.06.2017 ELİF UNCU
Hazal Talay 16.06.2017 NECATİ PALA
Özgü Abacı 16.06.2017 CANER TOKYAY

 

17:30-18:30 Bale Gösterisi

Eylül Ece Sarpel 16.06.2017 DENİZ BAYDAR
Arya Masal Yılmaz 16.06.2017 DENİZ BAYDAR
Ecrin Minel Ace 16.06.2017 DENİZ BAYDAR
Elina Bulut 16.06.2017 DENİZ BAYDAR
Iraz Koban 16.06.2017 DENİZ BAYDAR
Irmak Dündar 16.06.2017 DENİZ BAYDAR
Ada Önce 16.06.2017 DENİZ BAYDAR
Derin Tanem Gök 16.06.2017 DENİZ BAYDAR
Elif Tülin Şahin 16.06.2017 DENİZ BAYDAR
Öykü Işıl Çor 16.06.2017 DENİZ BAYDAR
Aslı Maşlak 16.06.2017 DENİZ BAYDAR
Duru Çağlar 16.06.2017 DENİZ BAYDAR
Zeynep Asya Dolu 16.06.2017 DENİZ BAYDAR
Melis Kutunsel 16.06.2017 DENİZ BAYDAR
Nehir Kocagil 16.06.2017 DENİZ BAYDAR
Nilce Gözükara 16.06.2017 DENİZ BAYDAR
Banu Özbay 16.06.2017 DENİZ BAYDAR
Deniz Gülseren 16.06.2017 DENİZ BAYDAR
Ada Gençkurt 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
Buğlem Ada Öztürk 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
Ela Anık 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
Nehir Karasu 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
Cemre Dağ 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
Duru Korkutlar 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
Elif Kurt 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
Tuğba Geçer 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
Aselnaz Elidoğru 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
Elif Naz Kavuk 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
Tuana Havin Aydoğdu 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
Doğa İrem Tekin 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
Duru Uysal 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
Elif Yazıcı 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
Feride Nazlı Yıldız 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
Gözde Dönmez 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
İnci Temur 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
Seray Naz Çelik 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
Zeynep Naz Yıldızlar 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
Selin Sadıç 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ
Zeynep Şitilci 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ

 

19:00-20:00 Tiyatro Gösterisi

Dilara Turhan 16.06.2017 PELİN ACAR
İpek Öner 16.06.2017 PELİN ACAR
Kutay Karabela 16.06.2017 PELİN ACAR
Nisa Barman 16.06.2017 PELİN ACAR
Nur Hilal Karaca 16.06.2017 PELİN ACAR
Zeynep Ulcay 16.06.2017 PELİN ACAR
Dorukhan Turhan 16.06.2017 PELİN ACAR
Kaan İlkin 16.06.2017 PELİN ACAR
Rıdvan Ege Çiftçi 16.06.2017 PELİN ACAR
Elif Ersintepe 16.06.2017 PELİN ACAR
Arda Kaan Kayserilioğlu 16.06.2017 PELİN ACAR
Batu Sefer 16.06.2017 PELİN ACAR
Emircan Selahattin Daşdemir 16.06.2017 PELİN ACAR
Başak Çakırlar 16.06.2017 PELİN ACAR
İrem Cansu Bozkurt 16.06.2017 PELİN ACAR
Şefik Tuğra Telci 16.06.2017 PELİN ACAR
İrem Çelik 16.06.2017 PELİN ACAR
Ece Evler 16.06.2017 PELİN ACAR
Meltem Turgut 16.06.2017 PELİN ACAR

 

 

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 2016-2017 eğitim dönemi sonunda 16 Haziran 2017 , 20 Haziran 2017 ve 22 Haziran 2017 tarihlerinde yıl sonu gösterimiz yapılacaktır. 17:00 ‘da başlayacak olan 22 Haziran 2017 gösteri programımız şu şekildedir;

 

Bade Su Geçer 22.06.2017 ONUR GÜNER
Ege Eren Şen 22.06.2017 TARIK KARAKOÇ
Elvin Su Tatlı 22.06.2017 BENGİSU ÖZCAN
İklim Keleş 22.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ
Nezihe Nilden Tuna 22.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ
Ege Yılmaz 22.06.2017 NECATİ PALA
Elif Çetinkaya 22.06.2017 NECATİ PALA
Sinan Ülken 22.06.2017 HÜSEYİN MAN
Berfin Dündar 22.06.2017 ERKAN BAŞA
Elif Budak 22.06.2017 ONUR GÜNER
Su Azra Dayıoğlu 22.06.2017 ERKAN BAŞA
Tuna Anıl 22.06.2017 MURAT HASGÜN
Tolga Evcimen 22.06.2017 CANER TOKYAY
Umut Barış Ablak 22.06.2017 HÜSEYİN MAN
Burçak Seven 22.06.2017 NECATİ PALA
Buse Karagöz 22.06.2017 ZUHAL SEVİM
Mirhan Yağız Gürbüz 22.06.2017 CANER TOKYAY
Tuğba Seher Karanfil 22.06.2017 ZUHAL SEVİM
Tuğba Seher Karanfil 22.06.2017 CANER TOKYAY
Tuğçe Yüksel 22.06.2017 ONUR GÜNER
Burçak Seven 22.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ
Görkem Kaleli 22.06.2017 HÜSEYİN MAN
Mina Bayhoca 22.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ
Onat Gürcanok 22.06.2017 HÜSEYİN MAN
Şimal Nwokoro 22.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ
Doğukan Duygulu 22.06.2017 HÜSEYİN MAN
Emine Sarıtaş 22.06.2017 ERKAN BAŞA
Yankı Şeker 22.06.2017 TARIK KARAKOÇ
Serra Birol 22.06.2017 CANER TOKYAY
Nazlı Bayraktar 22.06.2017 ERKAN BAŞA
Onur Sarban 22.06.2017 TARIK KARAKOÇ
Gizem Kivli 22.06.2017 HÜSEYİN MAN
Sezen Gürcanok 22.06.2017 CANER TOKYAY
Seray Ağar Gülbudak 22.06.2017 ONUR GÜNER
Özgü Abacı 22.06.2017 CANER TOKYAY
narsanat-2017-yılsonu

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 2016-2017 eğitim dönemimizin sonuna gelmiş bulunmaktayız. 16 Haziran, 20 Haziran ve 22 Haziran 2017 tarihlerinde yapılacak olan gösterilerimizde sahne alıp performanslarını sergileyecek öğrencilerimizin gösteri tarihleri aşağıdaki tabloda belirtilmiştir. 2 farklı gün çıkacak olan öğrencilerimiz bulunmaktadır. Lütfen Ctrl+F tuşlarına basıp tabloda isminizi aratarak doğru bir şekilde kontrol ediniz. 2 farklı gün gösteriye çıkan öğrencilerimiz 1 gösteri için bilet alacak ve diğer çıkacakları günün gösterisi için bilet ücreti alınmayacaktır.

NOT:   Tüm Tiyatro ve Bale öğrencileri 16 Haziran 2017 tarihinde gösteriye çıkacaktır. Gösteri biletlerini kurumumuzdan temin etmeniz gerekmektedir.

NOT2: Gösteriye çıkmayan, çıkmak istemeyen veya çıkamayacak olan öğrencilerin 0212-570-8068 numarasından bize ulaşmaları gerekmektedir.

Buse Karagöz 20.06.2017 ZUHAL SEVİM YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Tuğba Seher Karanfil 22.06.2017 ZUHAL SEVİM YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Ebru Aysoysal 20.06.2017 ZUHAL SEVİM YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Elif Tülin Şahin 16.06.2017 ZUHAL SEVİM CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Eren Özden 16.06.2017 ZUHAL SEVİM CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Fatma Dora Altaş 16.06.2017 ZUHAL SEVİM CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Selin Sadıç 16.06.2017 ZUHAL SEVİM CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Deniz Cem Sönmez 16.06.2017 ZUHAL SEVİM CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Ece Funda şahin 16.06.2017 ZUHAL SEVİM CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Dilara Uzuner 20.06.2017 ZUHAL SEVİM YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Sena Ertop 16.06.2017 ZUHAL SEVİM CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Ayşe Gözel 16.06.2017 ZUHAL SEVİM CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Damla Küçük 16.06.2017 ZUHAL SEVİM CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Sena Polat 16.06.2017 ZUHAL SEVİM CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Azra Sarıgül 16.06.2017 ZUHAL SEVİM CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Zeynep Ece Banzaroğlu 16.06.2017 ZUHAL SEVİM CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Rabia ileri 16.06.2017 ZUHAL SEVİM CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Ömer Eren şahin 20.06.2017 HÜSEYİN MAN YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Efe Gönenç 16.06.2017 HÜSEYİN MAN YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Emre Taş 22.06.2017 HÜSEYİN MAN YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Yusuf Köse 20.06.2017 HÜSEYİN MAN YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Can Kerem Ak 20.06.2017 HÜSEYİN MAN YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Yiğit Kıyı 22.06.2017 HÜSEYİN MAN YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Elif Saygılı 20.06.2017 HÜSEYİN MAN YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Zeynep Şeyhoğlu 20.06.2017 HÜSEYİN MAN YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Görkem Kaleli 22.06.2017 HÜSEYİN MAN YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Gizem Kivli 22.06.2017 HÜSEYİN MAN YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Doğukan Duygulu 22.06.2017 HÜSEYİN MAN YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Onat Gürcanok 22.06.2017 HÜSEYİN MAN YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Umut Barış Ablak 22.06.2017 HÜSEYİN MAN YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Sinan Ülken 22.06.2017 HÜSEYİN MAN CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Kuzey Güngör 16.06.2017 HÜSEYİN MAN CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Egemen Filiz 16.06.2017 HÜSEYİN MAN CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Aybike Sümer 20.06.2017 CANER TOKYAY YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Ayşe Ela Şenkaya 16.06.2017 CANER TOKYAY CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Ayza Cansın Deniz 16.06.2017 CANER TOKYAY CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Can Kökdere 20.06.2017 CANER TOKYAY YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Demir Menemencioğlu 20.06.2017 CANER TOKYAY YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Demir Mirza 20.06.2017 CANER TOKYAY YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Doruk Demir 16.06.2017 CANER TOKYAY CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Erdem Kivli 20.06.2017 CANER TOKYAY YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
İbrahim Yiğit 20.06.2017 CANER TOKYAY YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
İrem Zorlu 16.06.2017 CANER TOKYAY CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Mirhan Yağız Gürbüz 22.06.2017 CANER TOKYAY YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Özgü Abacı 16.06.2017 CANER TOKYAY YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Serra Birol 22.06.2017 CANER TOKYAY YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Sezen Gürcanok 22.06.2017 CANER TOKYAY YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Tolga Evcimen 22.06.2017 CANER TOKYAY YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Tuğba Seher Karanfil 22.06.2017 CANER TOKYAY YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Asya Arslan 16.06.2017 ONUR GÜNER CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Özge Gültekin 16.06.2017 ONUR GÜNER CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Ekin Göker 16.06.2017 ONUR GÜNER CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Nima Abdullahi 16.06.2017 ONUR GÜNER CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Buğra Ergin 20.06.2017 ONUR GÜNER YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Buse Nur 20.06.2017 ONUR GÜNER YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
MAVİ RÜZGAR ÖNDER 20.06.2017 ONUR GÜNER YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
EYLÜL SANCAKLI 20.06.2017 ONUR GÜNER YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Ahmet Yiğit Batur 20.06.2017 ONUR GÜNER YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Bade Su Geçer 22.06.2017 ONUR GÜNER YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Elif Budak 22.06.2017 ONUR GÜNER YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Seray Ağar Gülbudak 22.06.2017 ONUR GÜNER YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Tuğçe Yüksel 22.06.2017 ONUR GÜNER YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Elif Duru Taş 16.06.2017 ERKAN BAŞA CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
İdil Deniz Bakır 20.06.2017 ERKAN BAŞA YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Büşra Hikmet Utku 20.06.2017 ERKAN BAŞA YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Simay Çoban 20.06.2017 ERKAN BAŞA YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Su Azra Dayıoğlu 22.06.2017 ERKAN BAŞA YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Berfin Dündar 22.06.2017 ERKAN BAŞA YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Emine Sarıtaş 22.06.2017 ERKAN BAŞA YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Nazlı Bayraktar 22.06.2017 ERKAN BAŞA YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Berat Şerif Demir 16.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Beren İncekalan 16.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Derin Alkaya 16.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Nil Sahra Aksal 16.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Aysara Özenç 20.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Bilge Erdoğdu 20.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
İrem Kılınç 20.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Mert Güneş 20.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Mina Ertürk 20.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Zeynep Ceylin Günenç 20.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Burçak Seven 22.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
İklim Keleş 22.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Mina Bayhoca 22.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Nezihe Nilden Tuna 22.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Şimal Nwokoro 22.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Ece Özbal 22.06.2017 BURCU IŞIL OĞUZ YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Sümeyra Arslan Çıkı 20.06.2017 MURAT HASGÜN YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Tuna Anıl 22.06.2017 MURAT HASGÜN YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Alp Lokmacılar 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Zeynep Maşlak 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Olcay Zeydanlı 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Burak Akalan 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Yunus Yiğit 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Zehra Çelik 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Irmak Urulu 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Yağmur Urulu 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Huriye Niran Kaya 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Ece Eylül Kayacı 16.06.2017 BENGİSU ÖZCAN CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Elvin Su Tatlı 20.06.2017 BENGİSU ÖZCAN YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Ayşe Dinçer 20.06.2017 BENGİSU ÖZCAN YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Burçak Seven 22.06.2017 NECATİ PALA YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Ege Yılmaz 22.06.2017 NECATİ PALA YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Elif Çetinkaya 22.06.2017 NECATİ PALA YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Hazal Talay 16.06.2017 NECATİ PALA CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Ege Eren Şen 16.06.2017 TARIK KARAKOÇ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Elif Ergün 16.06.2017 TARIK KARAKOÇ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Yankı Şeker 22.06.2017 TARIK KARAKOÇ YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Onur Sarban 22.06.2017 TARIK KARAKOÇ YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Akın Kaytan 20.06.2017 COŞKUN NEHİR YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Aynur Baydilli 20.06.2017 COŞKUN NEHİR YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
İrem Tekkeli 20.06.2017 COŞKUN NEHİR YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Simay Çoban 20.06.2017 COŞKUN NEHİR YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Simge Karagözoğlu 20.06.2017 COŞKUN NEHİR YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Şevval Alara Lamuş 16.06.2017 ELİF UNCU CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Ege Eruçar 16.06.2017 ELİF UNCU CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Arya Masal Yılmaz 16.06.2017 DENİZ BAYDAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Ecrin Minel Ace 16.06.2017 DENİZ BAYDAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Elina Bulut 16.06.2017 DENİZ BAYDAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Eylül Sarpel 16.06.2017 DENİZ BAYDAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Iraz Koban 16.06.2017 DENİZ BAYDAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Irmak Dündar 16.06.2017 DENİZ BAYDAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Ada Önce 16.06.2017 DENİZ BAYDAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Aslı Maşlak 16.06.2017 DENİZ BAYDAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Öykü Işıl 16.06.2017 DENİZ BAYDAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Duru Çağlar 16.06.2017 DENİZ BAYDAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Elif Tülin Şahin 16.06.2017 DENİZ BAYDAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Melis Kutunsel 16.06.2017 DENİZ BAYDAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Nehir Kocagil 16.06.2017 DENİZ BAYDAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Nilce Gözükara 16.06.2017 DENİZ BAYDAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Zeynep Asya Dolu 16.06.2017 DENİZ BAYDAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Derin Tanem Gök 16.06.2017 DENİZ BAYDAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Banu Özbay 16.06.2017 DENİZ BAYDAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Deniz Gülseren 16.06.2017 DENİZ BAYDAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Umut Oktay 20.06.2017 ÖZGÜR YAHYA ORUÇOĞLU YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Doruk Oktay 20.06.2017 ÖZGÜR YAHYA ORUÇOĞLU YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Emre Anapalı 20.06.2017 ÖZGÜR YAHYA ORUÇOĞLU YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Rümeysa Demirhan 20.06.2017 ÖZGÜR YAHYA ORUÇOĞLU YUNUS EMRE KÜLTÜR MERKEZİ
Aselnaz Elidoğru 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Duru Korkutlar 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Duru Uysal 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
İnci Temur 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Elif Naz Kavuk 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Elif Kurt 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Zeynep Şitilci 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Zeynep Naz Yıldızlar 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Feride Nazlı Yıldız 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Doğa İrem Tekin 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Selin Sadıç 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Gözde Dönmez 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Cemre Dağ 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Tuğba Geçer 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Nehir Karasu 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Ada Gençkurt 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Ela Anık 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Buğlem Ada Öztürk 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Seray Naz Çelik 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Tuana Havin Aydoğdu 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Elif Yazıcı 16.06.2017 NAZ KURTULUŞ CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
İrem Cansu Bozkurt 16.06.2017 PELİN ACAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Nisa Barman 16.06.2017 PELİN ACAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Ece Evler 16.06.2017 PELİN ACAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Meltem Turgut 16.06.2017 PELİN ACAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Elif Ersintepe 16.06.2017 PELİN ACAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Batu Sefer 16.06.2017 PELİN ACAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Şefik Tuğra Telci 16.06.2017 PELİN ACAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
İpek Öner 16.06.2017 PELİN ACAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Kutay Karabela 16.06.2017 PELİN ACAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Nur Hilal Karaca 16.06.2017 PELİN ACAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
İrem Çelik 16.06.2017 PELİN ACAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Başak Çakırlar 16.06.2017 PELİN ACAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Emircan Selahattin Daşdemir 16.06.2017 PELİN ACAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Kaan İlkin 16.06.2017 PELİN ACAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Rıdvan Ege Çiftçi 16.06.2017 PELİN ACAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Zeynep Ulcay 16.06.2017 PELİN ACAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Dilara Turhan 16.06.2017 PELİN ACAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Dorukhan Turhan 16.06.2017 PELİN ACAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
Arda Kaan Kayserilioğlu 16.06.2017 PELİN ACAR CEM KARACA KÜLTÜR MERKEZİ
irem-bekdemir-onur-yarisma

Kurumumuz Resim Eğitmeni ;Sevgi GENCAN’ın Akademi öğrencilerinden olan İrem BEKDEMİR, katıldığı “HAYALİNDEKİ DÜNYA BARIŞINI ÇİZ” Resim yarışmasında ki gösterdiği üstün başarıyla 3.lük ödülüne layık görülmüştür. Kendisini tebrik eder,başarılarının devamını dileriz.

irem-bekdemir-onur-yarisma

selin-nardemir-resital

 

30 Nisan 2017 Pazar günü saat 18:00 ‘da Selin Nardemir Viyolonsel Resitali Leyla Gencer Operasında yapılacaktır. Biletler Tam 23 TL , Öğrenci 8 TL ‘dir. Biletleri buraya tıklayarak satın alabilirsiniz.

Selin Nardemir Viyolonsel Resitali, 30 Nisan’da Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi sahnesinde…

1993 yılında İstanbul’da doğan Selin Nardemir,2002 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda viyolonsel eğitimine Prof. Sevil Gökdağ ile başlamıştır. Konservatuvar’daki eğitim yıllarında ; Prof. Yovan Markovitch,Iştvan Varga,Laressa Groeneveld,Henrik Brendstrup,Daniel Müller Schott,Anatoli Krastev,Erkki Lahesmaa,Alexander Hülshoff,Jiri Barta’nın ustalık sınıflarına katılmıştır.

Katıldığı 16. Edirne Uluslararası Genç Müzisyenler Oda Müziği Yarışması’nda ÜÇÜNCÜLÜK (2014),Bulgaristan’da düzenlenen 18. Uluslararası Dobrich Genç Müzisyenler Viyolonsel Yarışması’nda İKİNCİLİK (2014),ayrıca Yamaha’nın düzenlediği Genç Müzisyenler Yarışması kazanmış ve ödül almıştır.

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Senfoni Orkestrası ile Edward Elgar Viyolonsel Konçertosu’nun ilk iki bölümünü seslendirmiş (2014) ,Pera Müzik,Tahta Üflemeli Sazlar (Woodwinds) festivallerinde,Aksanat Genç Yetenekler konserinde yer almıştır.

İlk orkestra deneyimine Doğuş Çocuk Senfoni Orkestrası ile başlamıştır, 2016’dan beri de Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Cihat Aşkın Ensemble grubu üyesidir.Ayrıca İş Sanat’ın Milli Reasürans’ta düzenlenen bu yılki Parlayan Yıldızlar serisinde yer alacaktır. Lise ve üniversite eğitimini okul birincisi olarak bitiren ve Lisans II ‘den beri Türk Eğitim Vakfı üstün başarı bursiyeri olan Nardemir,halen yüksek lisans eğitimine Prof. Sevil Gökdağ’ın viyolonsel sınıfında devam etmektedir.

23-nisan-cocuk-bayrami-2017

Özel Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı şerefine 26 Nisan Çarşamba günü saat 19:00 ‘da Öğrenci Dinleti Programımız yapılacaktır. Bu etkinlikte öğrencilerimiz ve eğitmenlerimiz milli bayramımızı hatırlatmak amacıyla sizler için performans sergileyecektir. Etkinliğimize herkes davetlidir!

 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

23-nisan-cocuk-bayrami-2017Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin resmi bayramlarından biridir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından dünya çocuklarına armağan edilmiştir.

Bu bayram, TBMM’nin açılışının birinci yılında kutlanmaya başlanan 23 Nisan Millî Bayramı ve 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla, önce 1 Kasım olarak kabul edilen, sonra 1935’te 23 Nisan Millî Bayramı’yla birleştirilen Hâkimiyet-i Milliye Bayramı ile Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin 1927’de ilan ettiği ve ilki Atatürk’ün himayesinde düzenlenen 23 Nisan Çocuk Bayramı‘nın kendiliğinden birleşmesiyle oluştu. 1980 darbesi döneminde Milli Güvenlik Konseyi, bu bayrama resmî olarak “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adını verdi.

Hakimiyet-i Milliye Bayramı (önceleri 1 Kasım, sonra 23 Nisan), saltanatın kaldırılışının ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu gerçekleştiren TBMM’nin açılışının egemenliği padişahtan alıp halka vermesini kutlamak amacını taşırken, Çocuk Bayramı savaş sırasında yetim ve öksüz kalan yoksul çocukların bir bahar şenliği ortamında sevindirmek amacını taşımaktaydı. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, UNESCO’nun 1979’u Çocuk Yılı olarak duyurmasının ardından, TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği’ni başlatarak, bayramı uluslararası düzeye taşımıştır. Günümüzde bayrama birçok ülkeden çocuklar katılmakta, çeşitli gösteriler hazırlanmakta, okullarda törenler ve çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Ayrıca 1933’te Atatürk’le başlayan çocukları makama kabul etme geleneği günümüzde çocukların kısa süreliğine devlet kurumlarının başındaki memurların yerine geçmesi şeklinde devam etmektedir.

 

Tarihçe

TBMM’nin açılması

Ana madde: TBMM 1. dönem milletvekilleri listesi

23 Nisan’ın Türkiye’de ulusal bayram olarak kabul edilmesinin nedeni, 1920’de o gün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmış olmasıdır. Milletvekillerinin belirlenişi ve Ankara’ya gelişi çok kısa bir zamanda gerçekleşmiştir. Milletvekili seçimleri Atatürk’ün Ankara’da bir meclisin toplanacağını ve neden toplanması gerektiğini açıklayan 19 Mart 1920 tarihli bildirisiyle başlamış, yine Atatürk’ün 21 Nisan’daki genelgesiyle de meclisin açılacağı tarih duyurulmuş ve milletvekillerinin Ankara’ya gelmesi istenmiştir. 23 Nisan1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmıştır. O günkü ilk toplantıya daha önce belirlenen 337 milletvekilinden sadece 115’i katılabilmiştir.

Bayram olması

TBMM’nin açılışından 2000’li yıllara kadar Türkiye Cumhuriyeti’ne ait bu ulusal bayram konusunda eksik bilgilenme ve yanlış tarihlendirmeye çokça rastlanmıştır. Hatta bazı tarihçilerce böyle bir günün tarihinin genişçe araştırılmamış olması büyük bir eksiklikti. Yrd. Doç. Dr. Veysi Akın 1997’de yayımlanan bir makalesiyle bu eksikliği gidermeye çalışmıştır.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın ortaya çıkışında 3 ayrı bayramın payı vardır. Çocuk Bayramı tamamen ayrı bir kavram olarak gelişirken, Ulusal Egemenlik ve 23 Nisan Bayramları baştan ayrı bayramlarken, birleşmişler; en son da onlara Çocuk Bayramı katılmıştır.

Hâkimiyet-i Milliye

“23 Nisan”, 1921’de çıkarılan 23 Nisan’ın Milli Bayram Addine Dair Kanun ile, Türkiye’nin ilk ulusal bayramı olmuştur. İlk kez ortaya çıkan bu bayramda ne ulusal egemenlikten ne de çocuklardan söz edilmekteydi.Zaten daha o yıllarda Osmanlı saltanatı hala kanunen hüküm sürmekteydi. 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla 1 Kasım, Hakimiyet-i Milliye Bayramı (Ulusal Egemenlik Bayramı) olarak kabul edilmiştir.Daha sonraki yıllarda, TBMM’nin açılış tarihi olan 23 Nisan “Milli Hakimiyet Bayramı” olarak kutlamış ve bu durum 1 Kasım’ın uzun vadede bayram olarak unutulmasına neden olmuştur. 1935’te bayramlar ve tatil günleriyle ilgili kanun değiştirilmiş ve “23 Nisan Millî Bayramı”nın adı “Millî Hakimiyet Bayramı” haline getirilmiş, böylece 1 Kasım Hakimiyet-i Millîye Bayramı ile 23 Nisan Millî Bayramı birleştirilmiştir.

23 Nisan’ın Çocuk Bayramı oluşu yine TBMM’nin açılışıyla ilişkili olmasına rağmen, tamamen ayrı bir bayram olarak gelişmiş ve 1981 yılına kadar da öyle devam etmiştir. Bu Bayram 23 Nisan 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin (günümüz Çocuk Esirgeme Kurumu’nun) o günü “Çocuk Bayramı” olarak duyurmasıyla başlamış kabul edilir. Aslında Himaye-i Etfal Cemiyeti’nin 23 Nisan’la ilgili çalışmaları daha önceki yıllarda vardır ve hatta çocuklardan da söz edilmiştir. Kurum, 23 Nisan 1923’te millî bayram için pullar bastırmış ve satmıştır. 23 Nisan 1924’te Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde “Bu gün Yavruların Rozet Bayramıdır” ibaresi yer almış, 23 Nisan 1926’da da yine aynı gazetede “23 Nisan Türklerin Çocuk Günüdür” başlıklı bir yazı kaleme alınmış ve bu yazıda cemiyetin bu günü çocuk günü yapmaya çalışarak doğru yolda olduğu ve para kazanan herkesin bu gün cemiyete çocuklar için bağışta bulunması gerektiği vurgulanmıştır.Nihayet 23 Nisan 1927’de Himaye-i Etfal Cemiyeti o günü Çocuk Bayramı olarak şöyle duyurmuştur:

Millet Meclisimizle millî devletimizin Ankara’da ilk teşkile günü olan Millî bayram Cemiyetimizce çocuk günü olarak tesbii edilmiştir. Bize yeni bir vatan veyeni bir tarih yaratıp bırakan mübarek şehitlerle fedakar gazilerin yavruları fakir ve ıstırabın evladları ve nihayet alelıtlak bütün muhtac-ı himaye-i vatan çocukları namına milletin şevkatli ve alicenab hissiyatına müracaat ediyoruz. Kadın, erkek, genç, ihtiyar hatta vakti ve hali müsait çocuklardan mini mini vatandaşlar için yardım bekliyoruz. Her sayfası başka bir şan ve muvaffakiyetle temevvüç eden milletimizin, yarın azami derecede muavenet göstermekle beraber, çocuk gününün layıkı veçhiyle neşeli ve parlak geçirilmesi için aynı derecede alaka ve müzaheret göstereceğinden emin olan Himaye-i Etfal Cemiyeti, şimdiden arz-ı şükran eder.

Bu tarihten itibaren bu üç kavram, aynı gün üzerinde birleşecek ve çocuk bayramı olma konusunda bir kanunla belirlenmişlik olmaksızın kutlanmaya başlanacaktır. Cemiyeti buna iten neden ise cemiyetin yetim çocukları için gelir kaydetme anlayışıdır. Böylece çocuk bayramı ortaya çıkmıştır. Çocuk bayramı adı daha resmiyet kazanmamış olsa da, bundan sonra 23 Nisan “Millî Hâkimiyet Bayramı”nın yanı sıra “Çocuk Bayramı” olarak da kutlanacaktı.

1927’de ilk kez kez kutlanan çocuk bayramı, başta kaynak oluşturma olmak üzere, çocuklara neşeli bir gün geçirtmeyi hedeflerinde bulunduruyordu. 23 Nisan 1927’deki ilk bayram Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurucusu ve dönemin cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa himayesinde gerçekleştirilmiş, etkinlikler için Atatürk arabalarından birini çocuklara tahsis etmiş ve Cumhurbaşkanlığı Bandosu’nun konser vermesini sağlamıştır. O yıl cemiyetin Ankara’daki binalarından birine Çocuk Sarayı adı verilmiş ve burada düzenlenen çocuk balosuna İsmet (İnönü) Bey’in çocukları da katılmıştır.

1929’da çocuklara ilgi daha da artmış ve o yıl ve daha sonraki yıllarda 23-30 Nisan haftası “çocuk haftası” olarak kutlanmıştır. Daha sonraları, 70’li yıllara kadar ulusal boyutta ünlenerek ve katılımı artırarak ilerleyen 23 Nisan Çocuk Bayramı kutlamalarına 1975’te Türkiye Radyo Televizyon Kurumu da katılmış ve bir hafta çocuk programları yayımlamıştır. 1978’de Meclis Başkanlığı’nın izniyle meclisteki törenlere çocukların da katılması sağlandı. 1979’da bu uygulama Ankara ilkokullarından gelen çocuklarla düzenli olarak başlatıldı, 1980’de de bütün illerden gelen çocuklarla “Çocuk Parlamentosu” oluşturuldu. 1979 yılının UNESCO tarafından Dünya Çocuk Yılı olarak duyurulması üzerine, TRT tarafından dünyanın bütün çocuklarını kucaklamayı amaçlayan bir proje hazırlandı ve 1979 yılından itibaren TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği adıyla uygulamaya kondu.

Bayramın en son şeklini alışı ise 1981’de gerçekleşmiştir. Darbe döneminde Milli Güvenlik Konseyi bayramlar ve tatillerle ilgili kanunda yaptığı değişiklikle o güne kadar kanunen adı konmamış bir şekilde kutlanan bayrama “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adını vermiştir.

Kutlanışı

23 Nisan, Türkiye Cumhuriyeti’nde 23 Nisan 1921’de resmî bayram olarak kabul edilmesinden bu yana, değişik adlarla da olsa resmî törenlerle kutlanmıştır. En yalın haliyle bu törenlerde İstiklâl Marşı okunur ve saygı duruşunda bulunulur.

Yeni uygulamaya konulan yönetmeliğe göre, önceki yıllarda uygulanan koltuk devri uygulamasına son verildi. Ulusal ve Resmi Bayramlarda Yapılacak Törenler Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocuklara koltuk devretme uygulaması kaldırıldı.

23 Nisan’ın Çocuk Bayramı olarak kutlanışı 23 Nisan 1927’de Atatürk’ün himayesinde başlamış, Cumhurbaşkanlığı Bandosu çocuklar için konser vermiş ve Ankara’da çocuk balosu düzenlenmiştir. 1928’de Dr. Fuat (Umay) Bey’in teklifiyle daha geniş içerikli bir program hazırlanmış, ilanlar verilmiş, halk davet edilmiş, çocuk alayları oluşturulmuş, yarışmalar ve geziler düzenlenmiştir. 1929’daki 23 Nisan’dan önce HEC 23-30 Nisan haftasını çocuk haftası olarak duyurmuş, etkinlikler çoğaltılarak bir haftaya yayılmıştır. Asıl bayram yine 23 Nisan’da kutlanmış, çocuk balosu yine Atatürk tarafından himaye edilmiştir. Yine de HEC ve Türk Ocağı’nın bütün çabalarına rağmen ülke çapına yayılmada sorunlar yaşanmıştır. Birkaç yıl böyle gitmesi üzerine, Kırklareli milletvekili Dr. Fuat Umay’ın teklifiyle 20-30 Nisan arasında tüm telgraf ve mektuplara Himaye-i Etfal Şefkat Pulu yapıştırılması mecliste onaylandı. Yasa, 14 Nisan 1932’de yürürlüğe girdi.

1933 23 Nisan’ında Atatürk yeni bir gelenek başlattı. O sabah çocukları makamında kabul etti ve onlarla sohbet etti. Aynı yıl stadyumlarda beden hareketi gösterileri yapılmaya başlandı. O bayram, Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip Bey’in kaleme aldığı Andımız çocuklar tarafından ilk kez okundu. 1933’te artık Çocuk Bayramı devlete de mal olmuştu. Yine de 1935’teki yasa değişikliğinde çocuk bayramında hiç söz edilmedi. Yalnız resmî ismi konmamış olsa da, Milli Hâkimiyet Bayramı’nın yanında “23 Nisan Çocuk Bayramı”, devlet ve toplum örgütlerinin ortaklaşa hazırladığı programlarla kutlanmaya devam edildi.

1970’lerde artık 23 Nisan Çocuk Bayramı tüm ulustan katılım alan bir bayram halini almıştı. 1975’ten itibaren TRT de programlarıyla destek vermiş, 1979’da resmî Millî Hakimiyet Bayramı törenlerine çocukların da katılmasına karar verilmiş, 1980’de de “Çocuk Parlamentosu” oluşturulmuştur.Böylece 23 Nisan Çocuk Bayramı, Millî Hakimiyet Bayramı’yla tamamen aynı etkinliklerde kutlanmış oluyordu. Nitekim 1981’de birleştirilecekti.

Günümüzde 23 Nisan günlerinde bayram Türkiye Cumhuriyeti devleti erkanının başta Anıtkabir olmak üzere çeşitli Atatürk anıtlarında yaptıkları resmî törenlerle başlamakta, stadyumlarda ilköğretim öğrencilerinin hazırladığı gösterilerin sergilenmesi ve resmî geçit töreniyle devam etmektedir. Akşamları da büyük şehirlerde fener alayı düzenlenir. Resmî törenlerden sonra bayram yeri olarak nitelendirilen çayırlarda güreşler, koşular ve başka çeşit yarışmalar düzenlenir. Çeşitli sivil toplum örgütleri veya kuruluşlar tarafından düzenlenen etkinlikler yer alır. Önceden belirlenmiş öğrenciler kısa bir süreliğine kurumlardaki devlet memurlarının makamlarına oturur, onlarla orada sohbet edilir. Ayrıca 23 Nisan günü Türkiye’de resmî tatil günüdür. İlköğretim öğrencilerine 24 Nisan günü de tatildir.

 

Dünya Kadınlar Günü ya da Dünya Emekçi Kadınlar Günü her yıl 8 Mart’ta kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gündür. İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır.Türkiye’de ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı.

Tarihçe

8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 120 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000’i aşkın kişi katıldı.

26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Internationaler Frauentag” (International Women’s Day – Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını öneren Clara Zetkin (solda) Rosa Luxemburg ile.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921’de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda (3. Enternasyonal Komünist Partiler Toplantısı) gerçekleşti. Adı da “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan[kaynak belirtilmeli] Dünya Kadınlar Günü, 1960’lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleşen çeşitli gösterilerde anılmaya başlanmasıyla Batı Bloku ülkelerinde daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti.

Bununla birlikte Birleşmiş Milletler’in resmi internet sayfasında, günün tarihine ilişkin bölümde kutlamanın New York’ta ölen kadın işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır.

Türkiye’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

Türkiye’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı.

“Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı” programından Türkiye’nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi yapıldı. 12 Eylül Darbesi’nden sonra cunta yönetimi tarafından dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmasına izin verilmedi. 1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” kutlanmaya devam edilmektedir.

 

burcu-isil-oguz-erkan-basa

Marmara üniversitesinin topluma hizmet etkinliği kapsamında Kazım Karabekir (Erenköy) Kültür Sanat Merkezinde  Doç. Dr. Zuhal Özcengiz önderliğinde gerçekleştirilen “Geçmişten günümüze resim ve müzik alanındaki gelişmeler” adlı konser etkinliğinde piyano ve şan eğitmenimiz Işıl Oğuz ‘da yer almıştır. Kendisini Nar Sanat ailesi adına Etkinlik Koordinatörümüz Erkan Başa ziyaret etmiş ve sürpriz yapmıştır. Mart ve Nisan ayında da konserin tekrarı yapılacaktır. Hocamıza başarılarının ve sosyal projelerinin devamını dileriz..

 

KONSER İÇERİĞİ

İLKEL TOPLULUKLAR (ESAT MERT KOÇ Ortaçağ’ın sonuna kadar sunacak.)

İlkel topluluklarda yaratıcılığın temel ögesi doğaydı. İnsanlar hayvanların benzerlerini mağara duvarlarına ve kayalara resmediyorlardı. Taşlara ve kemik parçalarına vurarak değişik sesler çıkartıyorlardı. İlkel topluluklarda müzik ve resmin başlangıcı bu şekilde olmuştur.

ANTİK MISIR (İ.Ö 4000)

RESİM__Eski Mısır dünyasında resim sanatı edebi, sürekli ve kutsal olanı ifade etmek için kullanılmıştır. Mısır resim sanatı örneklerini, büyük tapınaklar ve mezar anıtları içinde yer almasının nedeni de budur.

MÜZİK__ Mısır tarihinde müziğin önemini, kazılarda bulunmuş çalgılardan ve tapınak duvarlarındaki resimlerden öğreniyoruz. Mısırlıların gelişmiş bir dans kültürü olduğu,özellikle kadınların şarkı söyleyerek dans ettikleri de belgeleniyor.

ANTİK YUNAN

RESİM__ M.Ö. 7. yy sonları ve 6. y.y. da siyah figür tekniği, sonraki dönemlerde ise kırmızı figür tekniği kullanılmıştır. Yunanlıların günlük ihtiyaçları için yapmış oldukları vazolarda, resim ve nakış sanatı için önemli belgelerdir.

MÜZİK__ Antik Yunanlıların müzikleri hakkında son yüzyılda pek çok malzeme ortaya çıkarılmıştır. Bu dönemde müzik hastalıkların tedavisinde de kullanılıyordu. Hipokrates yaklaşık 2400 yıl önce bazı hastalıkların tedavisi için, hastaları ilahilerle tapınağa götürüyordu.

ANTİK ROMA (M.Ö 9. yy -1453)

Roma uygarlığı, kültürel olarak yoğun biçimde ilham ve örnek aldığı Antik Yunan ile birlikte “klasik antikite”ye dahil edilir. Antik Roma Batı dünyasındaki hukuk,savaş, sanat, edebiyat, mimari, teknoloji ve dil konularının gelişimine büyük katkıda bulunmuştur ve hâlen de günümüz dünyası üzerinde büyük etkiye sahiptir.

ORTA ÇAĞ (476-1400)

RESİM__ Ortaçağ’ın en belirli resim akımını Bizans sanatıdır. “İkon” adı verilen tablo halindeki aziz resimleri de Ortaçağ Avrupa resmi gelişmesini etkilemiştir.Ortaçağ resmi başlangıçta altın zemin üzerinde, mekansız, ağırlıksız figürleri ile Bizans sanatından gelme bir tabiat uzaklığı, dini-mistik hava içindeyken, yavaş yavaş bu resim akımlarında doğaya yaklaşma başlar

MÜZİK__Orta Çağ, Antik Çağ ile Rönesans’ın arasındaki dönemi kapsayan ve müziğin gelişimini etkileyen bir dönemdir. Bu dönem karanlık çağ olarakta adlandırılır.Bunun sebebi kilisenin aşırı baskısıdır.Bu dönemde en önemli çalgı insan sesidir ve şarkı sözleri incilden alınmıştır.

RÖNESANS (Yeniden Doğuş) –  (SEFER TURAN sunucak)

Avrupa’da 1000 yıllık karanlık Ortaçağ sonrası katolik kilisesinin acımasız hakimiyetini kaybettiği ve  insanların hümanizmayla birlikte özgürlüklerini yeniden kazandıkları ve bu özgürlükle birlikte özellikle sanatta baskıcılıktan ve yasaklardan dolayı bin yılın biriktirdiği sanat eserlerinin onlarca yıl içinde ortaya çıktığı bir dönemdir.

RESİM__ Leonardo Da VİNCİ (1452-1519) insanlık tarihinin şahit olduğu tüm çağlara hitap edebilen en önemli tasarım, ressam ve mucitlerindendir. Rönesans döneminde doğadaki altın oran düzenini sanatına yansıtarak insanlığın fikri ve sanatsal gelişiminin belkide en önemli ivmesini gerçekleştirmiştir.

MÜZİK__Guilio CACCİNİ (1550-1618) bu dönemde konusu ilk din dışı şarkılar olan madrigallerin en ünlü bestecilerindendir. Amarilli mia bella en ünlü madrigalidir. ( Sefer Turan AMARİLLİ eserini seslendirecek.)

BAROK  DÖNEM (1600-1750) (AYHAN DOĞAN sunacak)

RESİM__ Barok resimde ışık bütün resim yüzeyine aynı ölçüde dağılmaz ve parçalar halinde yansır. Savrulan uçuşan hareketli figürler , eğri çizgiler oluşturacak biçimde resme yerleştirilmiştir.

MÜZİK__Barok müzik , armoninin açık seçik olmadığı , modülasyonlar ve uyumsuzlukla dolu entonasyon güç ve hareketi zor olan müziktir. Müzikteki başlıca büyük yeniliği “fonksiyonel tonalite” kavramının çok geliştirilmesindedir.

GİOVANNİ PAOLO PANİNİ (1691-1765)

Barok Dönemde yaşamış ve o dönemin özelliklerini eserlerine yansıtarak günümüze kadar ulaştırabilmiş İtalyan ressamdır. Eserlerinde daha çok içinde bulunduğu mekanların tasvirini yapmıştır. Roma Antigua adlı eserini birçok yap-bozun üstünde görmek mümkündür.

JOHANN SEBASTİAN BACH (1685-1750)

Alman barok müzik bestecisi Bach köklü Alman stillerini , özellikle İtalya ve Fransa gibi dış ülkelerden aldığı ritm, form, armoni ve kontrpuan birikimleri ile müzikal motiflerin organizasyonundaki ustalığıyla geliştirmiştir. Eserleri arasında konçertoları , varyasyonları ,si minör missa , 2 çile ve 200 tanesi günümüze kadar ulaşmış 300 den fazla kantatı bulunmaktadır. (AYHAN DOĞAN Bach sol minör menüet çalacaktır.)

MİCHELANGELO CARAVAGGİO  (1573-1610) (MELİKE GÜZEL sunacak)

İtalyan ressam, aşırı gerçekçilikle yarattığı eserler dışında duygusal anlatımlı dinsel resimler de yapmıştır. Işığın kullanımında yenilik getirerek  karanlık alana, tek kaynaktan kuvvetli bir ışık vermeyi yeğlemiştir.

George Frideric Handel (1685-1759)

Alman bestecisidir, Su müziği, Havai Fişekler için müzik ve Mesih gibi eserleriyle Barok dönemin en büyük bestecilerinden biri sayılmıştır. Almira operasıyla  besteci olarak ilk başarılarını kazanmıştır. 40’tan fazla opera  ve oratoryo bestelemiş. Ayrıca orkestra müziği ve solo çalgılar için birçok eser yazmıştır. (Melike Güzel Handel sol minör sonata çalacak.)

 

KLASİK DÖNEM (1750-1827) (BURCU IŞIL OĞUZ sunacak)

RESİM__ Resimde insan, bir mekan içinde gösterilir. Yüzlerin ifadesi heykelde olduğu gibi iç duyguları yansıtmaz. Resimlerde, tek bir noktadan gelen ışık değil, tablonun her tarafını aydınlatan üniversal ışık önem kazanır.

MÜZİK__ Barok müziğin süslü anlatımı yerini sadeliğe bırakmıştır. Kontrpuantal yazım yerini homophoneye bırakmıştır. Orkestra müziği gelişmiştir. Piyano icat edilmiş ve piyano için besteler yapılmıştır.

JACQUES-LOUİS DAVİD (1748-1825)

Dönemin önemli ressamlarından biridir. Döneme damgasını vuran rokaka akımının ve Fransız ihtilanin etkileri eserlerinde görülür.

WOLFGANG AMADEUS MOZART (1756-1791)

Dönemin ünlü bestecilerindendir. Eserlerinde dönemin getirisi olan yalın müziği ve akıcı melodileri işleyişi göze çarpmaktadır. Opera buffa ve opera seria tarzlarında operalar yazmıştır. Senfoni, solo konçerto, oda orkestrası, yaylı kuartet ve yaylı kentet ve piyano sonatları da vardır. Ömrüne 626 eser sığdırmıştır. ( Burcu Işıl Oğuz Mozart – Als Luise seslendirecek.)

ANTOİNE – JEAN GROS (1771-1835) (ESAT MERT KOÇ sunacak.)

Fransız asıllı ressamdır. Minyatür ressamı olan babası tarafından 6 yaşında eğitilmeye başladı. 1785’in sonuna doğru jacques Louis David’in atölyesine katıldı. Yaşadığı dönem ve siyasi durumdan kaynaklı olarak genellikle; devlet liderleri, savaşlar ve meclis üyelerinin portelerini çiziyordu.

LUDWIG VAN BEETHOVEN (1770-1827)

Alman besteci ve müzisyendir. Yaşamı boyunca çeşitli sağlık problemleri çeken Beethoven 1801 yılında işitme problemleri yaşamaya başlamıştır. Bu süre zarfında çok sayıda piyano sonatı ve konçertolar bestelemiş bir de Fidelio adında opera yazmıştır. 1817’de tamamen sağır olan Beethoven yazdığı 9 senfoninin bir kısmını sağır olduğu zamanlarda yazmıştır. Hayatta çeşitli zorluklar yaşaması onun müzikal karakterini belirlemiştir. Besteleriyle kendinden sonraki dönem olan romantik dönem için önemli temeller atan Beethoven müziği aşırı belirgin duygu geçişleriyle, gerilen ve çözülen akorlarla bilinir.( Esat Mert Koç Beethoven – Pathetique sonat 2. bölüm çalacak.)

ROMANTİK DÖNEM (SEDEN CANALP sunacak.)

Romantizm dönem olarak, 19. yüzyılın başlarından 20. yüzyılın başlarına kadar geçen süreyi kapsar. 19. yüzyılla birlikte besteciler eserlerini yazarken romantik romanlar ve dramalardan etkilenmeye başlamışlardır. Bu özellikle opera ve senfonik şiirlerde göze çarpmaktadır.

JEAN AUGUSTE DOMİNİQUE INGRE

29 Ağustos 1780 yılında Toulouse yakınlarında Montauban’da dünyaya geldi. Babası dekoratif işler yapan bir heykeltraş idi. Böylece Dominique İngres on yaşlarındayken babasın¬dan ilk resim derslerini aldı. Hayatının son senelerindeki en büyük eseri, bü¬tün çıplaklarını kapsayan  Türk Hamamı adlı tablosu oldu.

FRANZ SCHUBERT

Yaklaşık 600’ün üzerinde şarkı, 9 senfoni (ünlü “Bitmemiş Senfoni”nin de içlerinde bulunduğu), operalar, çok sayıda oda müziği ve piyano parçaları bestelemiştir. Schubert’in müziği, hümanist özelliğiyle insanları kucaklar. İnanılmaz bir melodi zenginliği vardır. Schubert’in müzik dünyasına en önemli katkısı lied alanındadır.600 kadar liediyle kendinden önce Viyana Klasikleri’nin, yani Mozart, Haydn ve Beethoven’in sistemleşmiş çalışmalarını aştı, yeni bir biçimin sağlam temellerini attı. (Seden Canalp Schubert – Sarabande çalacak.)

Francisco Goya (30 Mart 1746 – 16 Nisan1828) (SELİN ECE KARAAĞAÇ sunacak.)

Romantik dönemin en önemli ressamlarından biri olan Francisco Goya, 30 Mart 1746’da Zaragoza’da doğmuştur. İlk resim denemelerini  Zaragoza’da yapmıştır. Başlangıçta  portre çalışmalarını manzara resimlerine tercih eden Goya, zamanla ilgisini kişilerin iç dünyalarına yöneltti. (Selin Ece Karaağaç Schubert – Die Forelle seslendirecek. Not : Seden de schubert çaldığı için ressam hakkında bilgi verip eserine bağlayacaktır. )

HENRİ MATİSSE (31 Aralık 1869 – 3 Kasım 1954) (BURAK OTLU sunacak.)

  1. yüzyılın en önemli ressamlarından olan Matisse renkleri büyük bir ustalıkla kullanışıyla Picasso ve Kandinsky ile birlikte, modern sanatın en büyük sanatçılarından biri kabul edilir. Fovist akımın öncülerindendir.

SERGEY RAHMANİNOV (01 Nisan 1873 – 28 Mart 1943)

Sergey Rahmaninov, Sergey Rahmaninov 20. yüzyılın en büyük piyanist ve bestecilerinden birisidir.İlk önemli eseri 1895-1896’da yazdığı Re Minor 1. Senfoni’dir. (Burak Otlu Rachmaninov – Vocalise çalacak.)

PAUL CEZANNE (19 Ocak 1839 – 22 Ekim 1906)  (GÜL SIVACI sunacak.)

30 mart 1746 da  Zaragoza da doğmuştur. İlk resim denemelerini Zaragoza da yapmıştır. Başlangıçta portre çalışmalarını manzara resimlerine, tercih eden sanatkar, zamanla ilgisini kişilerin iç dünyalarına yöneltti.

CAMİLLE SAİNT SEANS (1835-1921)

Fransız bestecidir. Orkestra şefi ve piyanisttir. Saint-Seans’ in opera, senfoniler, konçerto, şarkılar, solo piyano ve oda müziği gibi neredeyse tüm türlerde yazdığı eserler 19. yüzyıl Fransız bestecileri arasında bir anormallikti. (Gül Sıvacı Camille – Kuğu çalacak.)

ÇAĞDAŞ DÖNEM (1900 ve Günümüz) (CEM ONAT TAYLAN sunacak.)

Resim : Birçok sanat akımının bir arada toplandığı dönemdir. Bu dönemde vurgulanan en önemli olgu resimde bulunan disiplinlerin kendine has yöntemlerini, disiplinin kendisini eleştirmek için kullanmak olduğu ve bundaki amacın ise o  disiplini geliştirmek ve önemini arttırmak olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda doğadaki görüntülerin takliti yavaş yavaş bırakılmış, temsil ikinci plana atılmıştır. Gelinen en son nokta ise; insan elinin izlerini tümden kaldırarak dümdüz tek renge boyanan, böylece içerikten arındırılmaları amaçlanan tuvallerdir.

Müzik: Bu dönem; teknikte, ifadede, biçimde, stilde, içerikte, özde tüm kuralların eğilip bükülmeye, eriyip çökmeye başladığı dönemdir. Belli bir stil veya kalıp yoktur. Birçok besteci müziğin kurallarını tekrar değiştirip farklı tekniklerde başarılı örnekler sunmuşlardır. Sadece orkestral müzikte değil, sahne müziklerinde de yenilikler yapılmıştır. Son olarak teknolojideki gelişmeler ile beraber müzik salona gidemeyen milyonları dinleyici haline getirmiştir.

PABLO PİCASSO (1881-1973)

  1. yüzyılın en önemli ressamlarından biri olan Picasso bir kalıp halinde çalışmak yerine parçaları bir araya getirme tekniği ile de bilinmektedir. Picasso nun amacı tutarlılık portresi çıkarmak yerine, his ve duyguların doruk noktasını yakalamaktı. Kübizmin önemli bir temsilcisidir. Bu yüzden eserlerinde doğa olgusunun olduğu gibi yansıtılmaması gerektiğini öne süren, nesneleri geometrik bir biçimle yansıtan bir anlayışa sahiptir. Eserlerinde metaforlar kullanarak gizlenmiş şekilde hikayelerde anlatmaktadır.

FREDERICK LOEWE   (10 Haziran 1901-14 Şubat 1988)

Viyana müzikal stilini benimsemiştir. ‘Fritz’  15 yaşına geldiğinde popüler bir şarkı olan ‘Katrina’ yı bestelemiştir. Film müzikalin den 9 akademi ödülü kazanmıştır. (Cem Onat Taylan Loewe – Ascot Gavotte çalacak.)

MARC CHAGALL (1887- 1985) (ÖZLEM ASİLTÜRK sunacak.)

Rus asıllı Fransız ressam. 1.Dünya Savaşı öncesinde Paris’teki avangard akımlara dahil oldu, fakat çalışmaları, kübizm ve fovizm gibi akımlara daha yakındır. Eserlerinde ülkesine ait folklorik öğeler göze çarpar. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Paris’ te avantgart akımlara dahil oldu fakat çalışmaları, diğerleri ile karşılaştırınca kübizm ve fovizm gibi popüler sanat hareketlerine daha yakındı.

JUAN JOSE BUSCAGLİA (1893-1958)

Arjantin’ li gitarist ve şarkıcı. Chagall gibi, ülkesi Arjantin’in ulusal müzik türü olan ve folklorik motifler taşıyan milonga ve tango türünde besteler yapmıştır. (Özlem Asiltürk Buscaglia – Milonga çalacak.)

maniyerizm-nedir

Maniyerizm Nedir?

Diğer adı üslupçuluk olan maniyerizm, 1520 ile 1580 yılları arasında Avrupa’da belirmiş sanat üslubunun adıdır. Rönesans’a karşı hareket olarak ortaya çıkmıştır. Rönesans’ın estetik algısına tepki niteliğindedir. Rönesans’ın getirdiği geleneksel üslubu yadırgayan ve sonraki akımların da ortaya çıkışını hızlandıran Maniyerizm, İtalyanca’da “tarz” ve “üslup” anlamına gelen “maniera” sözcüğünden türemiştir. Osmanlıcada, “tasannuculuk” kelimesi ile tanımlanan bu akım, “yapmacıklı üslup” manasına da gelir.

Maniyerizm sözcüğünün ilk kullananlar, dönemin Alman sanat tarihi uzmanlarıdır. Rönesans dönemi ile Barok dönem arasındaki sanatçıların eserlerini tanımlamak için kullanılmıştır. Bu nedenle, bu akım bir geçiş akımı olarak da görülür.

Maniyerizm, klasik kuralları ve klasik öğeleri yerle bir etmiş olmasına rağmen klasik bir üslup olarak kabul edilir. İlk dönemleri geçiş dönemi olmasının da verdiği karmaşa nedeniyle, Rönesans’ın son döneminden zor ayırt edilir. Ancak, sonraki dönemlerindeki biçim keskin farkları, bu dönemi hem Rönesans’tan, hem Barok döneminden hem de sanat tarihinin belli başlı pek çok akımından kolayca ayrılmasını sağlar.

Maniyerizmin Özellikleri Nelerdir?

Maniyerizmde, ideal ve klasik olanın yerine deformasyona uğramış figürler, abartılı ve orantısız insan formları vardır. Rönesans’ın ölçülü, uyumlu ve oranlı figürleri artık yoktur, onun yerine abartılı, havada uçuyor hissi veren, bozuk, orantısız ve biçimsiz figürler görülür. Örneğin, maniyerizm akımı dahilinde yapılmış resim ve heykel eserlerinde baş, vücuda göre daha ufak olur, boyun kol ve eller ise daha uzundur. Tüm bu değişiklikler, bilinçli olarak yapılır. Bozulma, yeniyi, olağandışını aramak için bilinçli olarak yapılmış bir müdahaledir.

Uyumsuz öğelerle bezenmiş, devinim halindeki maniyerist resimlerde, anlatılanın açık bir şekilde anlaşılması zordur. Bu özgün stil, sanatsal nitelik arayışındadır ve bu nedenle resmin tüm öğeleri birbirine karışır.

Maniyeristler, içinde bulundukları devrin kendileri üzerindeki etkisini eserlerine yansıtır. Eserlerinde, yaşanan huzursuzluk ve karamsarlık net olarak hissedilir. Rönesans döneminin parlak ve canlı renklerinin yerini, ışık ve renk oyunlarıyla süslenmiş soğuk ve mat renkler alır. Genellikle tek bir eserde, Rönesans’taki tekil manzara görüntülerinin aksine, birden fazla mekan kullanılır. Bu mekanlara, irrasyonel kompozisyonlar, teatral ışıklar, arasında bir bağ bulunamayan renk ve konular eşlik eder.

Maniyerist eserler, farklı zevklerden, ikilemlerden, yapmacıklıktan, kimi zaman aşırılık ve gariplikten ilham alır.

Eskinin kalıplarından sıyrılma, kişisel yorumlar, çok serbest ve çok özgün duruşlar, yenilik arayışı ve “bilinçli bozulma” bu tarzın en mühim özelliklerindendir. Bu durum, başta anlaşılmamış, dönemin sanatçıları işinin ehli olmayan, sanatı beceremeyen, yalnızca taklit eden ve bu konuda başarısız olmuş insanlar olarak kabul edilirler. Stillerini bilinçli olarak geliştirdikleri, Rönesans’ın kusursuz insan anatomisini ve denge kurallarını özellikle deforme ettikleri çok sonra anlaşılır.

Tüm bu özelliklerle, maniyerizm, kuralların ötesine geçmiş ve dolayısıyla resmin daha da bireyselleşmesini sağlamış bir akım olarak kabul edilir. Maniyerizm, klasik güzellik anlayışına da bir başkaldırı niteliği taşır.

Maniyerist Sanatçılar

Döneminin toplumsal sorunları içinde sıkışmış ve bıkmış hisseden genç sanatçıları bir kriz dönemine girerler. Onlara göre, başarılacak her şey başarılmış ve yapılacak her şey çoktan yapılmıştır. Sanatlarında çözülmesi gereken bir problem bulamazlar, tüm teknik sorunları çoktan aşmışlardır ve anatomi, ışık, renk gibi konularda artık ulaşılacak daha mükemmel bir nokta kalmadığını düşünürler. Bu nedenle, yeni yaklaşımlar arayışın girerler. Maniyerizmi, bu akımın nitelikleri sayesinde doğanın taklitçiliğinden uzaklaşabildiklerini gördükleri için benimserler. Klasik kalıp ve üslupları deforme ederek yıkarlar ve çok önemli bir sanatsal değişim başlatırlar. Bu değişimin ilk adımları, İtalya’nın Floransa ve Roma kentlerinde atılır.

İtalya’da başlayan ve kısa sürede Kuzey Avrupa’ya sıçrayan akım, 17. yüzyılda Fransa’da da yayılmaya başlar.

Michelangelo Bounarotti, Maniyerizm’in öncüsü olarak görülür ve halen bu akımın en önemli temsilcilerinden kabul edilir. Bounarotti’nin Vatikan’daki Sistine Şapeli’nde bulunan mahşer freskleri, maniyerizmin belirleyicisi olarak görülür. Maniyerist tarzın tasarım/hekel alanındaki ilk örneklerinden biri de, Floransa’da bulunan Lorenzo Kütüphanesi’nin merdivenleridir. Michealangelo tarafından yapılan merdivenler, Rönesans döneminin klasik yumuşak hatlı mimarisinden farklıdır.

Bu akımın diğer önemli sanatçıları arasında Tintoretto ve El Greco da bulunur. El Greco’nun meşhur eserleri, Orgaz Kontunun Gömülmesi Töreni, Mısır’a Kaçış, Meryem’in Göğe Yükselişi ve Kralların Tapınması’nda maniyerizmin özellikleri net olarak fark edilir.

Bilinen diğer Maniyerist sanatçıların listesi şöyledir:

  • Jacopo de Pontormo
  • Rosso Fiorentino
  • Agnolo Bronzino
  • Alessandro Allori
  • Benvenuto Cellini
  • Joachim Wtewael
  • Giuseppe Arcimboldo

Maniyerizmin, dönemin edebiyat, müzik ve tiyatro eserlerini de etkilediği düşünülür.

barok-sanati-nedir

Maniyerizm’den sonra ortaya çıkan Barok Sanatı 16. Yüzyılın sonlarına doğru İtalya’da doğmuştur. Bu akım 18. Yüzyılın başında ise tüm İtalya’ya ve birçok Avrupa ülkesine yayılmıştır. Rönesansta dengeli olan görünüm Barokta bozulmuştur ve anlatım oldukça abartılıdır. Ayrıca Barokta gösteriş ve heyecan vardır. Bunun sonucunda da ortaya gösterişli mimari yapılar ve duygu yüklü eserler çıkmıştır. Bu akımın bilinen en önemli özellikleri görkem, aşırılık ve heyecandır.

Barok sanat akımı özellikle mimaride, heykelcilikte ve resimde görülmektedir.

Barok Resim Sanatı

Barok resim sanatında sıkça işlenen konular arasında azizlerin yaşamı, mitolojik konular, ailelerin tarihi ve kahramanlık öyküleri yer alır. Ayrıca barok sanatında manzaralar ve natürmort ile tek ya da grup portreleri de ön plandadır. Barok resim sanatının ayırt edici özelliklerinden birisi de kuvvetli gelen ışığın yüzeyde gölgeler oluşturacak şekilde yansımasıdır. Bunun sonucunda ise resimdeki duygu ve hareket güçlenir. Bu sanatın önde gelen ressamları arasında Caravaggio(İtalya), Velazquez(İspanya), Rubens(Belgium), Lorrain(Fransa) ve Rembrant(Hollanda) sayılabilir.

barok-sanati-nedir

En önemli Barok Resim Sanatı Eserleri aşağıdaki gibidir:

• Caravaggio – Aziz Thomas’ın şüphesi

• Rembrandt – Gece Devriyesi

• Rubens – Masumların Katli

• Vermeer – İnci Küpeli Kız

• Bernini – Apollo’nun Daphneyi Kaçırması

• Tintorette – Son Akşam Yemeği

• Valezquez – Yumurta Pişiren Yaşlı Kadın

• Murillo – Kavun Yiyenler

• Anthony Van Dyck – Kutsal Aile Dinleniyor

• Carracci – Kasap Dükkanı

• Guido Reni – Tesbihli Madonna

• Tiepolo – Palazzo Labia’daki Kleopatra’nın Ziyafeti

• El Greco – Kont Orgaz’ın Cenazesi

• Ter Borch – Munster Anlaşmasının Onaylanması

• Pieter De Hooch – Anne

• Jacob Van Ruisdael – Wijk Bij Duurstede’deki Yel Değirmeni

• Meindert Hobbema – Middelharnis’deki Yol

• Frans Hals – Toplu Portre

• Titian – Urbino Venüsü

Barok Mimari

Barok sanat akımı mimarlık alanında da ön plana çıkmıştır. Barok sanatının Roma’da doğduğu varsayılır ve İtalya’daki barok sanatının en güçlü mimarları Francesco Borromini ile Lorenzo Bernini’dir. Bu mimarların ardından ise Pietro Berettini Da Cortona, Guarino Guarini ve Baldassare Longhena gelmektedir. Barok mimari sanatının yayıldığı diğer ülkeler ise Fransa, İspanya, Almanya, Polonya, Avurturya, Rusya ve Çekoslavakya’dır.

barok-sanati

Barok mimarisinin en önemli özellikleri şöyledir:

• Renkler ve süsler çok yoğun kullanılmaktadır.

• Görkemli heykeller, fıskiyeli havuzlar, muazzam salonlar, mükemmel duvar işlemeleri, tamamlanmamış mimari öğeler, geniş skalalı tavan freskleri barok mimaride yer alan ana unsurlardır.

• Yumuşak olan gotik tarz tamamen reddedilmektedir.

• Düz hatlar yerine yuvarlak hatlar kullanılmaktadır.

• Sarayların ve diğer büyük yapıların cephelerine çok önem verilmektedir.

Barok döneme ait en önemli mimari yapılar aşağıdaki gibidir:

• Versailles Sarayı

• Palais du Luxemburg

• Belvedere Sarayı

• San Carlo alle Quattro Fontane

• St. Paul Kilisesi

Barok Dönemi Heykelciliği

Bu dönemde hem resim hem heykelde insanların iç dünyasını ve ruh halini aksettirmek ön plandadır. Heykellerdeki kahramanlarda tıpkı resimlerdeki kahramanlarda olduğu gibi çirkine pek yer verilmez. Bunun yanında barok dönemi heykelciliğinin özellikleri ülkeden ülkeye de bir takım değişiklikler göstermektedir.

barok-art

Ülkeden ülkeye değişen bazı özelliklere karşın bu dönemde yapılan heykellerin karakteristik özellikleri şunlardır:

• Tam gerçekçilik

• Büyük ölçüde resimli etkiler

• Teknik üstünlük

Yine İtalya’dan örnek verecek olursak, bu alanda bir deha olan Bernini’den bahsetmemek olmaz. Bernini hem heykeltıraş hem mimardır ancak mimari eserleri de adeta heykellerini vurgulama özelliği taşımaktadır. Bunun en güzel örneği ise Vatikan’da yer alan sütunlardır.

Barok Sanatı Hakkında Bilinmesi Gerekenler

• Barok kelimesi Portekizce Barucco’dan gelmektedir. Barucco ise düzensiz incilere verilen isimdir.

• Barok sanatı özellikle Roma’da yer alan kiliselerde, Avrupa’daki saraylarda ve şatolarda etkisini göstermiştir.

• Barok resim sanatında vücut adalelere ve damarlara kadar gösterilmektedir.

• Yine barok resimde durgun yüz ifadeleri yerini hisli ve neşeli, bazen de ıstıraplı ifadelere bırakır.

• Avrupa ile temasların artması sonunda Osmanlı’da da Barok tarzının etkileri görülmeye başlamıştır. Ancak bizim sanatçılarımızın da yorumlarıyla beraber batıdakinden daha farklı eserler ve yapılar ortaya çıkmıştır. İstanbul’da yer alan barok mimarisi eserlerinden bazıları Nuruosmaniye, Ortaköy ve Laleli camileri ile Selimiye Kışlası’dır.

• Katolik ülkelerde veba salgınının bittiğine şükretmek için yapılan Veba Sütunları da barok dönemi eserleri arasında yer almaktadır.

• Barok akımı aynı zamanda edebiyatta, dansta ve müzikte de etkilerini göstermiştir.

gotik-mimari-nedir

gotik-mimari-nedirŞimdi Gotik Mimari olarak tanımladığımız mimari stil ilk olarak 1140 civarında kuzey Fransa’ da doğmuştur. Paris’te daha uzun, daha aydınlık ve daha hacimli kiliselerin inşaatı sürecinde bu stil iyice yayılmıştır. İlerleyen yıllarda bu stil kalelerde, saraylarda, köprülerde şehir duvarlarında ve kapılarında da kullanılmıştır.

Gotik Mimari Özellikleri Nelerdir?

Gotik Mimari Ortaçağ’da sıklıkla karşılaşılan sorunlar sonrası ortaya çıkmıştır. 1100-1200’lerde yapıların mimarisi oldukça limitli, ilkel, karanlık ve soğuktu. Gotik Mimari bunun gibi sorunları çözmeyi hedeflemiş ve aydınlık, hoş, havadar yapılar inşa edilmesini sağlamıştır.

O halde bir yapının Gotik Mimari ürünü olduğunu nasıl anlayabiliriz? Bu stili diğer mimari stillerden ayıran özellikler nelerdir? Şimdi bu ana karakteristik özelliklere bakalım:

  • Gotik Mimari’den önce erken Ortaçağ mimarları ağır taş duvarların yüklerini yaymakta zorlanıyorlardı. Bu da yapıların genellikle kısa ve ince olmasına yol açıyordu. Çünkü aksi takdirde ağırlığı taşıyamayan yapıların çökebileceğini düşünüyorlardı. Gotik Mimari’nin bilinen en önemli özelliklerinden birisi ise yapıların boyuydu. Bir takım yeni inşaat teknikleri mimarların ağırlıkları yayabilmelerini sağlıyordu. Bu sebeple gotik mimari eserleri oldukça uzun, diğer bir deyişle gökyüzüne kadar ulaşan yapılar olabiliyordu ki bu da katedral ve kiliseler için paha biçilmezdi.
  • Mimarların ağırlıkları yayabilmelerine yardımcı olan inşaat tekniklerinden birisi olan dayanma kemeri Gotik Mimarinin karakteristik özelliklerinden bir diğeridir. Bu kemerler ağırlığın yayılmasını sağlayarak duvarların üzerindeki yükü alıyor ve bu yükü direkt olarak zemine transfer ediyordu. Ayrıca dayanma kemeri pratik ve dekoratifti. Esere destek sağlamanın yanı sıra ayrıntılı dizaynı ve olağanüstü süslemesi ile de dikkatleri çekiyordu.
  • Sivri uçlu kemerlerin kullanımı ise Gotik Mimari eserlerinin iç kısmında dikkati çekmekteydi. Sivri uçlu kemerler de aynı şekilde hem pratik hem de dekoratifti. Sivri uçlu kemerler efektif bir şekilde ağır tavanların ve hacimli dizaynların gücünün yayılmasını sağlıyordu. Aynı zamanda eski yapılarda kullanılan sütunlara oranla çok daha fazla ağırlığı destekleyebiliyordu. Daha güçlü kemerlerin kullanımı daha fazla dikey uzunluklara olanak sağlıyor ve yapılar gökyüzüne kadar uzanabiliyordu.
  • Sivri uçlu kemerlerin başarısı sonucu gotik mimarinin bir diğer karakteristik özelliği olan kubbeli tavanlar ortaya çıkmıştır. Kubbeli tavanlar sivri uçlu kemerlerin teknolojisini kullanarak gücün ve ağırlığın dağılmasını sağlıyorlardı. Aynı zamanda uzun ve heybetli bir izlenim yaratan kemerler, kubbeli tavanları da ihtişamlı ve zarif kılıyorlardı. Gücün kubbeli tavanlarla dağıtılmasının sağlanması tavanların farklı şekil ve boyutlarda inşa edilmesine de olanak sağlıyordu. Gotik Mimari’den önce ise tavanlar sadece daire ya da dikdörtgen biçiminde olabiliyorlardı.
  • Gotik Mimari’den önce kaleler ve erken Ortaçağ yapıları yaşamak ya da ibadet etmek için oldukça depresifti. Özellikle kaleler nemli ve küflü mekânlardı. Büyük bir çoğunluğu yeterince güçlü olmadıkları için taş duvar çatılarla desteklenemiyor, tavanlar genellikle tahtadan yapılıyordu. Bu da yağmurun rahatlıkla içeri girmesine olanak sağlıyordu. Ayrıca bu yapılar karanlık ve donuklardı. Pencereler de genellikle küçüklerdi. Gotik Mimari ise ışığı, renkli pencereleri, havadar iç mekânları vurguluyor, böylece kaleler ve kiliseler daha güzel ve görkemli yapılara dönüşüyorlardı.
  • Gotik Mimari’nin karakteristik özelliklerinden bir diğeri de yaratık şeklinde heykelciklerdi. Çatılara ya da siperlere kondurulan bu heykelcikler dekoratif bir görünüm sağlıyordu. Bu heykelciklerin kullanım amacı ise çatıda biriken suyu ağızlarından boşaltmaktı. Böylece su kuvvetli bir şekilde zemine dökülmüyor, heykelciklerin ağzından yavaşça akıyordu.
  • Gotik Mimari ile birlikte yapılar sadece fonksiyonel olmaktan çıkmış, aynı zamanda estetik ve güzel olmaları da sağlanmıştır.

Gotik Mimari Eserleri Hangileridir?

Gotik Mimari Eserleri oldukça fazladır. Ancak aşağıda en çok bilinen bazı örneklere göz atabilirsiniz:

  • Fransa da Notre Dame Katedrali, Amiens Katedrali, Arras Town Hall, Bourges Katedrali, Chartres Katedrali, Strasbourg Katedrali
  • İngitere’de Salisbury Katedrali, Westminster Abbey, Canterbury Katedrali
  • İtalya’ da Milano Katedrali, Basilica of San Francesco d’Assisi, Castel Del Monte, Siena Katedrali
  • Polonya’ da Malbork Kalesi, Wawel Katedrali, Frombork Katedrali
  • İspanya’ da Burgos Katedrali, Seville Katedrali
  • Çek Cumhuriyeti’ nde St. Vitus Katedrali, St. Barbara’s Kilisesi, Prague Kalesi, Prag’ taki Charles Bridge
  • Belçika’ da Antwerp Katedrali, Bruges City Hall, St. Peter’s Kilisesi, Brussels Town Hall, Tournai Katedrali
  • Danimarka’ da Roskilde Katedrali
  • Almanya’ da Aachen Katedrali, Cologne Katedrali, St. Martin’s Kilisesi, Frankfurt Katedrali

Gotik Mimari Hakkında Bilinmesi Gerekenler

  • Romanesk eserler yatay düzlemdeyken, Gotik eserler dikey düzlemdedir.
  • Gotik eserlerin yükseklikleri, Romanesk eserlerin yüksekliklerinin yaklaşık iki katıdır.
  • Gotik Eserlerinin pencereleri genellikle zengin vitraylarla süslenir.
  • Hem iç hem de dış süslemeler ince işçilik ürünüdür.
  • Bir yapının sadece kapısına bakarak bile Gotik olup olmadığı anlaşılabilir.
  • 13. Yüzyılda çok fazla katedral yapılmaya başlanmıştır. Böylece ekonomide de gelişme gözlenmiştir.