Şunun için etiket arşivi: bahçelievler

Küçük parmakların büyük yeteneği

“Küçük Yetenekler” konseri Ensemble Feverish Music Uluslararası Kültür Ajansı’nın katkılarıyla Zafer Yümlü önderliğinde gerçekleştirildi.

Ege Üniversitesi 50.Yıl Köşkü Sanat Galerisi’nde gerçekleşen “Küçük Yetenekler” konseri Ensemble Feverish Music Uluslararası Kültür Ajansı’nın katkılarıyla Zafer Yümlü önderliğinde gerçekleştirildi.

Alanlarında profesyonel sanatçılardan oluşan Ensemble Feverish Vienna Mozart Orchestra, Basel Festival Orchestra ve Sao Paulo Philarmony Orchestra gibi pek çok orkestra, topluluk ve solist sanatçıyı bünyesinde bulunduruyor.
modege
Ege Üniversitesi 50. Yıl Köşkü Zeynep Önder, Raci Demir ve Mustafa Ocak adlı üç yeteneği konuk etti. Konserde hünerlerini sergileyen minik parmaklar Bach, Mozart, Beethoven gibi ünlü sanatçılar ve bunların yanında yerli ezgiler de kullanıldı.

İzmirli besteci Adnan Saygun’dan eserler çalındı. 200 yıllık olan 50. Yıl Köşkü Sanat Galerisi’ndeki konser, dinleyicileri 500 yıl geriye

"Küçük Yetenekler" konseri Ensemble Feverish Music Uluslararası Kültür Ajansı

1600 1700’lü yıllarda büyük konser alanlarının olmadığı küçük oda şeklindeki alanların olduğu, daha sıcak bir ortamın var olduğu, zil çalınca herkesin sustuğu ve konserin başladığı zamanlara götürdü ve zil çalınarak konser başlatıldı.modege

Konser küçük sanatçılara teşekkür belgelerinin verilmesiyle son buldu ve dinleyiciler konserden çok memnun ayrıldı.

Kaynak : [-]

 

 

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği 3. Antalya Televizyon Ödülleri sahiplerine verildi.

3. Antalya Televizyon Ödülleri

Antalya Kundu Turizm Bölgesi’ndeki Mardan Palace Otel’de düzenlenen ödül törenine sanatçılar kırmızı halıdan geçerek geldi. Şıklıklarıyla dikkati çeken sanatçılar, basın mensuplarına poz verdi.
Melike Öcalan ve Caner Cindoruk’un sunduğu gecede bir süre önce yaşamını yitiren Meral Okay için hazırlanan film gösterildi. Filmin gösterimi sırasında bazı sanatçıların gözyaşlarını tutamadıkları görüldü.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, yaptığı konuşmada, bir süre önce yaşamını yitiren Meral Okay, Ayten Alpman, Ekrem Bora ve Ümit Usta’yı andı. Televizyon sektörünün sadece Türkiye’de değil, artık uluslararası alanda da adını dünyaya duyurduğuna dikkati çeken Akaydın, ”Onlarla gurur duyuyoruz. Bu yarışmanın sonuçları ne olursa olsun, bütün sanatçıları ve arkasındaki teknik elemanları alkışlıyoruz. Onlar bizim kalbimizde taht kurmuş olarak Antalya’dan ayrılacaklardır” dedi.

Radyo Onur Ödülü Boran’a, Onur Ödülü Bugay’a

3. Antalya Televizyon-Ödülü töreni

Gecede bu yıl ”Radyo Onur Ödülü”ne layık görülen, ancak rahatsızlığı nedeniyle törene katılamayan Orhan Boran ile telefon bağlantısı kuruldu. 60 yıllık çalışma hayatında çeşitli vesilelerle ödüllerle onurlandırıldığını anlatan Boran, ”Fakat bu gece lütfedilen ödülün bambaşka bir değeri var. Beni davet etme lütfunda bulunarak, 10 küsür senedir gözlerden ırak ama gönüllerden uzak olmadığımı gösterdi, bu beni çok mutlu etti. İkincisi zor bir sağlık savaşından geçiyorum. Bu ödülün bana verilmesi de moralimi son derece yükseltti. Bu ödül için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.

Orhan Boran’ın ödülünü teslim alan Beyazıt Öztürk de, ”Şu an buraya çıkınca anladım, ödül almaktan çok bir ustaya ödül götürmek acayip bir duyguymuş” diye konuştu.

”Onur Ödülü” ise Türk televizyonlarının beğenilen dizisi ”Bizimkiler”in yapımcısı Umur Bugay’a verildi. Bugay ödülünü, ”Bizimkiler” dizisinde ”Ali” karakterini canlandıran Atılay Uluışık’tan aldı. Umur Bugay, kendileri gibi yıllarını sanata ve yazıya adamış kişilerin anılmasının ve ödüllendirilmesinin çok hoş bir duygu olduğunu dile getirdi. Bugay, televizyon yapımlarında çalışanların çok güç koşullarda görev yaptıklarına dikkati çekerek, ”Sanatımızın onuru adına insanlık dışı maddi manevi sömürüye son vermek için yapacağınız her türlü mücadelede yanınızda olacağımı bilmenizi isterim” dedi.

”Jüri Özel Ödülleri” ise oyuncu Tarık Ünlüoğlu ile spor programı dalında yarışan ”Bay Tahmin” programına verildi. Jüri Başkanı Faruk Bayhan da Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’dan ”Onur Ödülü” aldı. ”Toplumsal sorumluluk ödülü” ise Mahsun Kırmızıgül’ün oldu. Kırmızıgül’ün ödülünü Onur Tuna aldı.

Dizilere ödül yağdı!

Gecede ”En iyi dram kadın oyuncu” ödülü, ”Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisindeki performansıyla Ayça Bingöl’ün oldu. ”En iyi dram erkek oyuncu” ödülünü ”Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi”ndeki rolüyle Erdal Beşikçioğlu aldı.

Yalan Dünya dizisi, komedi dalında verilen ödüllerin 5’ini alarak, en çok ödül alan dizi oldu. ”En iyi komedi dizisi”, ”En iyi komedi erkek oyuncu”, ”En iyi komedi yardımcı kadın oyuncu”, ”En iyi komedi yardımcı erkek oyuncu”, ”En iyi komedi yönetmeni” dalında ödüle layık görülen Yalan Dünya’nın Senaristi Gülse Birsel, ”Bir gün 45 dakikalık bir komedi dizisi yapmak istiyorum. Tek hayalim bu” dedi.

Öyle Bir Geçer Zaman ki, ”En iyi drama kadın oyuncu”, ”En iyi drama dizisi yardımcı erkek oyuncu”, ”En iyi drama dizisi yardımcı kadın oyuncu”, ”En iyi dizi film müziği”, Muhteşem Yüzyıl ise ”En iyi dizi film görüntü yönetmeni”, ”En iyi dizi film sanat yönetmeni”, ”En iyi drama dizisi senaryo”, ”En iyi dönem dizisi” olmak üzere 4’er dalda ödüle layık görüldü.

Bir süre önce yaşamını yitiren Meral Okay’ın senaryo dalıda ödül alması, salonda duygusal anlar yaşanmasına neden oldu. Salonda bulunanlar gözyaşlarına hakim olamazken, Okay, uzun süre ayakta alkışlandı.

Gecede Fırat Tanış da söylediği parçalarla izleyicilere keyifli dakikalar yaşattı.

3. Antalya Televizyon Ödülleri

Ödüller

Jüri başkanlığını Faruk Bayhan’ın yaptığı 3. Antalya Televizyon Ödülleri’nde ödül alan isimler şöyle oldu:

En iyi Dram Dizisi: Hayat Devam Ediyor

En İyi Komedi Dizisi: Yalan Dünya

En İyi Gençlik Dizisi: Elde Var Hayat Sınav

En İyi Dönem Dizisi: Muhteşem Yüzyıl

En İyi Dram Dizisi Kadın Oyuncu: Ayça Bingöl (Öyle Bir Geçer Zaman Ki)

En İyi Dram Dizisi Yardımcı Kadın Oyuncu: Meral Çetinkaya (Öyle Bir Geçer Zaman Ki)

En İyi Dram Dizisi Erkek Oyuncu: Erdal Beşikçioğlu (Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi)

En İyi Dram Dizisi Yardımcı Erkek Oyuncu: Hüseyin Avni Danyal (Öyle Bir Geçer Zaman Ki)

En İyi Dram Dizisi Yönetmen: Yıldız Hülya Bilban (Hayat Devam Ediyor)

En İyi Dram Dizisi Senaryo: Meral Okay (Muhteşem Yüzyıl)

En İyi Komedi Dizisi Kadın Oyuncu: Demet Evgar (1 Kadın 1 Erkek)

En İyi Komedi Dizisi Erkek Oyuncu: Olgun Şimşek (Yalan Dünya)

En İyi Komedi Dizisi Yardımcı Kadın Oyuncu: Gupse Özay (Yalan Dünya)

En İyi Komedi Dizisi Yardımcı Erkek Oyuncu: Bartu Küçükçağlayan (Yalan Dünya)

En İyi Komedi Dizisi Yönetmen: Jale Atabey Özberk (Yalan Dünya)

En İyi Komedi Dizisi Senaryo: Burak Aksak (Leyla ile Mecnun)

En İyi Dizi Film Görüntü Yönetmeni: Ercan Özkan (Muhteşem Yüzyıl)

En İyi Dizi Film Sanat Yönetmeni: Nilüfer Giritlioğlu (Muhteşem Yüzyıl)

En İyi Dizi Film Müzik: Nail Yurtsever, Cem Tuncer (Öyle Bir Geçer Zaman Ki)

En İyi Ana Haber Bülteni Sunucusu: Cem Öğretir (ATV)

En İyi Çocuk Programı: Pepee (TRT Çocuk)

En İyi Ekonomi ve Sektör Programı: Finans Cafe (CNBC-E)

En İyi Güncel Sanat Programı: Gece Gündüz (NTV)

En İyi Haber/Tartışma Programı: Haberaktif (TV 8)

En İyi Kadın Programı: Derya’nın Dünyası (Kanaltürk TV)

En İyi Komedi Programı: Koca Kafalar İle Baba Haber Bülteni (Kanal D)

En İyi Kültür İçerikli Program: Üstün Dökmen’le Küçük Şeyler (Star TV)

En İyi Magazin Programı: Show Kulüp (Show TV)

En İyi Sağlık Programı: Doktorum (Kanal D)

En İyi Sohbet Programı: Muhabbet Kralı (TV 8)

En İyi Spor Programı: Bizim Stadyum (TV 8)

En İyi Talk Show/Müzik-Eğlence Programı: Disko Kralı (TV 8)

En İyi Bilgi/Kültür İçerikli Yarışma Programı: Kim Milyoner Olmak İster (ATV)

En İyi Şov İçerikli Yarışma Programı: Survivor Ünlüler-Gönüllüler (Show TV)

En İyi Belgesel Yapım: Yüz Karası Değil, Ekmek Parası (İz TV)

Kaynak : [-]

İKSV’nin 2012 sürprizleri devam ediyor: Indie-folk müziğin dünyada en sevilen isimlerinden, Kanadalı şarkıcı, besteci ve gitarist Feist, Türkiye’deki ilk konserini vermek üzere 25 Ağustos’tasantralistanbul Kıyı Amfi’de olacak.

feist

İpeksi sesi, güçlü gitarı ve şarkı yazarlığı ile dinleyenleri ve müzik piyasasını kendine hayran bırakan Feist, İKSV’nin konuğu olarak 25 Ağustos Cumartesi akşamı santralistanbul Kıyı Amfi’deki konseriyle hayranlarının uzun süren bekleyişine son verecek.

Indie folk müziğin dünyada en sevilen solistlerinden biri olan Leslie Feist, şimdiye kadar 4 defa Grammy Ödülleri’ne aday gösterildi. Feist, 2012 yılında Juno Ödülleri’nde Yılın Sanatçısı Ödülü de dâhil olmak üzere 3 Juno alarak, bu ödüllerinin sayısını toplam 11’e çıkardı. Başarılı solo kariyerinin yanı sıra halen bir üyesi olduğu indie müzik grubu Broken Social Scene ve Norveçli ikili Kings of Convenience ile yaptığı çalışmalarla kendine büyük bir hayran kitlesi edinen Feist uzun zamandır beklenen isimlerden biri.

Konser Biletleri
Feist konserinin biletleri 20 Nisan Cuma gününden itibaren Biletix satış kanalları (BİLETİX satış noktaları, BİLETİX çağrı merkezi (0216 556 98 00), biletix.com) ve İKSV merkezinden satışa çıkacak. Lale Kart sahipleri için indirimli ön satış dönemi Siyah ve Beyaz Lale Üyeleri için 18 Nisan, Kırmızı ve Sarı Lale Üyeleri için 19 Nisan.

Feist konserinin bilet fiyatları ise 90 TL, 70 TL, 60 TL ve 50 TL olacak.

Kings of Convenience’tan Beck’e Herkes Feist’a Hayran
Jane Birkin, Republic of Two, Beck ve Wilco gibi önemli sanatçıların albümlerine konuk olan Feist’in özellikle Kings of Convenience ile yaptığı çalışmalarla da kendine büyük bir hayran kitlesi edindi. Feist, Kings of Convenience’ın 2004 yılında yayınladığı ikinci albümü Riot on an Empty Street de yer alan “Know-How” ve “The Build-Up” parçalarına yaptığı vokallerle büyük beğeni topladı.

Peaches’dan Broken Social Scene’e

feist

Şarkıcı, besteci ve gitarist Feist, ressam bir baba ve seramik sanatçısı bir annenin çocuğu olarak 1976 yılında Kanada’da dünyaya geldi. Müzik hayatına 15 yaşındayken kurduğu Placebo adındaki punk grubuyla başlayan Feist grubuyla Battle of the Bands yarışmasına katıldı ve Ramones’un ön grubu olarak konser verdi. Bir süre Noah Mintz’in solo projesine basgitar ile eşlik eden Feist ardından dünyaca ünlü Kanadalı indie grubu The Divine Right’a katılarak üç yıl boyunca dünya turnelerine katıldı. Feist, bir sonraki yıl ise aynı zamanda ev arkadaşı olan elektro punk sanatçısı Peaches adıyla tanınan Merrill Nisker’le ile turne gerçekleştirdi. Peaches konserlerinde sahne arkasında çalışan Feist, The Teaches of Peaches albümünde de yardımcı vokal olarak yer aldı.

Feist, 1999 yılında Toronto’da kurulan, Kanadalı sevilen indie rock grubunun da bir üyesi. 2001 yılından beri Broken Social Scene’in konserlerinin yanı sıra albümlerinde de vokal olarak yer alan Feist, 2009 Haziran ayında, Broken Social Scene’in biyografisi This Book Is Broken’ın piyasaya çıkması şerefine eski ekip arkadaşlarıyla bir konser verdi.

Solo Kariyeri
Feist, ilk solo albümü Monarch (Lay Your Jewelled Head Down)’ı 1999 yılında yayımladı. 2004 yılında ise dünya çapında 500 bin satış rakamına ulaşan ikinci solo albümü Let it Die’ı yayımladı. Bu albümü ile pek çok ödül alan Feist, dünya çapında tanınan bir isim oldu. Let It Die’daki şarkıların remixlerinin bulunduğu albüm; Gonzales, Jamie Lidell, The Postal Servis ve King of Convenience’ın katkılarıyla Open Season adıyla 2006 yılında yayınlandı.

Feist, The Reminder adlı üçüncü albümünü 2007 yılında piyasaya çıkardı. Bu albümde yer alan “1234” isimli şarkısı bir reklam filminde kullanıldı ve internetten en çok indirilenler listesinde ilk 10’a yerleşti; Amerika müzik listelerine ise 8 numaradan giriş yaptı. Şarkı aynı zamanda The Times tarafında yılın en iyi ikinci şarkısı seçildi. The Reminder albümü dünyada bir milyon kopya sattı ve Amerika’da altın plak, Kanada’daki Juno ödüllerinde ise Yılın En İyi Albümü ödülünü aldı.

Feist’in geçtiğimiz yıl yayınlanan dördüncü stüdyo albümü Metals US Billboard listelerine 7 numaradan giriş yaptı. İlk haftasında 38 bin kopya satan albüm müzik eleştirmenlerinden de tam not aldı.

 

21-28 Nisan tarihleri arasında yapılacak Uluslararası İzmir Film Festivali kapsamında bütün gösterimler ve etkinlikler ücretsiz  gerçekleşecek. Film gösterimleri için dağıtılacak yer kuponlarınızı sinema fuayelerinde açılacak festival gişelerinden alabilirsiniz. Yer kuponları günlük dağıtılacaktır. Seyirciler her seans için en fazla iki yer kuponu alabilecektir.

izmir film festivali

FESTİVAL’DE BUGÜN (21 NİSAN CUMARTESİ)

Havai Fişek Gösterisi

21:00-22:00

GÜZELYALI, KONAK İSKELE YANI, GÜNDOĞDU, KADİFE KALE, BAYRAKLI REKREASYON ALANI, ARENA İZMİR, KARŞIYAKA ÖZGÜRLÜK MEYDANI

Karaca Sineması Salon 1

12:00 Theo’nun Bakışı / Theo’s Gaze 59′

14:00 İşte Böyle / Damn The Dams (Yönetmen Osman Şişman ve Özlem Sarıyıldız’ın katılımıyla / with the attendance of the directors Osman Şişman and Özlem Sarıyıldız)

14: 00 Türkçe Pekiyi / Turkish: A (Yönetmen Murat Bayramoğlu’nun katılımıyla / with the attendance of the director Murat Bayramoğlu)

17:30 KURMACA KISA FiLMLER GÖSTERİMİ ve EKİP ÖDÜLLLERİ TÖRENİ / FICTION SHORT FILMS SCREENING AND TEAM AWARDS

12. İzmir Uluslar arası film Festivali Gösterim Programı

21:00 Yalnızlar Rıhtımı / The Lonely Ones Quay  113′

İzmir Sineması Salon 4

12:15 Mutlu Et Yoktur / LoveMEATender 63′

14:15 Charlotte Rampling: Cazibe / Charlotte Rampling: The Look 90′

16:45 Punk Usulü Baba / The Other F Word 99′

18:45 Agarta’nın Çağrısını Duyan Çocuklar / The Children Who Chase Lost Voices from Deep Below 116′

21:15 George Harrison: Fani Dünyaya Karşı / George Harrison: Living in the Material World 208′

İzmir Sineması Salon 3

13:00 Kibarlık Zor Zanaat / It is Hard to Be Nice 102′

15:30 Başım Belada / First On The List 85′ (Yönetmen Roan Johnson’ın katılımıyla / with the attendance of the director Roan Johnson)

18:00 Eva / Eva 94′

20:30 Benim Adım Li / Shun Li and the Poet 100′

Bornova Batı Sineması

13:00 Düzelti / Erratum 95′

15:30 Gönül Laf Dinlemez / Reasons of the Heart 119′

18:00 Hayatta En Önemlisi Ölü Olmamak / The Most Important Thing in Life Is Not To Die 80′ (Yönetmen Pablo Martin Torrado’nun katılımıyla / with the attendance of the director Pablo Martin Torrado)

20:30 Kumpanya / The Travelling Players 230′

Festival Katalogu :  http://www.izmirfilmfest.com/pageFlip2/index.html

Film festivali Duyuruları için :  http://www.izmirfilmfest.com/duyuru.php

 Festivalin Tarihçesi : 

İzmir’de Film Festivali Yolculuğu…

Oğuz Makal*

Sanıldığının aksine, bugün Antalya’da ünlenen Sanat ve Kültür Festivali (Altın Portakal) ve yine bu kapsamda düzenlenen film yarışmasının öncü kenti İzmir’dir.

1961 yılında İzmir, öncekilerin tümü tartışmalı geçen sinema festivali ya da yarışmalara bir katkıda bulunmak istedi. Fuar sırasında düzenlenen “Birinci Sanat Festivali”nde içlerinde rahmetli gazeteci-yazar Özdemir Hazar’ın da olduğu girişimciler, “Fuar Filmleri Yarışması”nın yapılmasına karar verdiler. İstanbul’daki film şirketlerine, sinemayla ilgili kuruluşlara çağrılar yapıldı. Bu olayı aktaran Sn. Erman Şener’e göre, ortada bir sorun vardı, birkaç ay önce İstanbul’da “Türk Filmleri Yarışması” adıyla bir etkinlik düzenlenmişti ve özellikle olumsuz yankıları sürüp gitmekteydi. İzmir ise sinema endüstriden uzak, medya açısından zayıf bir kentti, getireceği mali külfetler nedeniyle de filmcilere çekici gelmemekte. Çok az basılan film kopyasının en azından 4-5 gün gösterimden uzak tutulması onları düşündürtmekteydi. Şener’e (**) göre, “Tabii bunlar birer La Palice gerçeğiydi ve festivali düzenleyenler de bütün bunları mükemmelen biliyorlardı. Bu yüzdendir ki, festivali her türlü koşulun dışında tuttular. Yapılan çağrıda, en küçük bir koşul bile söz konusu değildi. Yani festivali düzenleyenler ne başka bir festivale katılmama şartını ileri sürüyorlardı, ne de katılacak filmin o yıl çevrilme şartını. “Peki, İzmir’deki bu festivale hangi filmler katılmıştı? Sekiz film başvurmuştu: İki Damla Gözyaşı (Nejat Saydam-1961), Gecelerin Ötesi (Metin Erksan-1960), Ayşecik ‘Şeytan Çekici’ (Atıf Yılmaz-1960), Dolandırıcılar Şahı (Atıf Yılmaz-1960), Kader Yolcusu (Selahattin Burçkin-1961, Cumbadan Rumbaya (Turgut Demirağ-1960), Denize İnen Sokak (Atilla Tokatlı-1960), Unutamadığım Kadın(Ülkü Erakalın-1961).

Yedi kişilik jüri filmleri izledi. İlk günler her şey düzgün ve sakindi, filmlerin sonuna gelindiğinde ise jüride genel bir hoşnutsuzluk başladı. Bu konuda Erman Şener şöyle yazar: “Jüri -Ne demekse- ‘Seyredilen filmlerin içinde Türk Film ortamını bulan bir film…’ bulamamıştı. Bu yüzden, birincilik ödülünün hiçbir filme verilmeyeceği sanılıyordu. Oysa sonuçlar açıklandığında hayretle görüldü ki, 8 film içinde Türk Film ortamını bulan bir tek film bile bulamayan jüri 6 oyla (evet, mevcudun bir eksiği ile) ‘Denize İnen Sokak’ adlı filmi birinci seçmişti. Anlaşılan jüri, lahana turşusu yemenin perhizi bozmayacağı kanaatindeydi.”

İstanbul’da yapılan bir önceki yarışma kadar ses getirmeyen yarışma, gelip geçecek ve şu ödüller şöyle sıralanacaktır;
En başarılı film: Denize İnen Sokak
En başarılı rejisör: Yok
En başarılı senarist: Selçuk Bakkalbaşı
En başarılı kameraman: Enver Burçin
En başarılı erkek oyuncu: Ulvi Uraz
En başarılı kadın oyuncu: Nurhan Nur

Bu ilk yarışmanın jürisi gerçekten ilginçtir. Birinci film için oy kullanmayan tek jüri üyesinin kanısı, Şener’in deyimiyle “gerçekten dünya sinema literatürüne girecek değerde birinci”dir ve üstelik bu üye Ankara Devlet Tiyatrosu’ndan aktör-Yönetmen Ziya Demirel’dir. Ziya Demirel’in Fuar Filmleri yarışmasında ‘Denize İnen Sokak’ adlı filme oy vermemesinin gerekçesi, filmin teatral olmamasıdır. Tiyatrodan daha farklı bir sanat diline sahip olmak için o güne değin elli-altmış yılını vermiş olan sinema sanatından beklentisi teatral olmasıydı. Ona göre, film teatral özellikler taşımadığı için birinci seçilmemeliydi.

Öte yandan, en başarılı filmi seçen jüri, en başarılı yönetmeni bulamamıştı. Belki de nedeni Denize İnen Sokak’ı iyi yöneterek en iyi filmi yapan ancak sinema yönetmeni olmayan Atilla Tokatlı’yı yüceltmemek (!) olabilir…

İzmir, ikinci kez film festivali yarışması için girişimde bulunmayacak, bu sessizlik de Antalya’nın işine yarayacaktır.

İzmir ve Sinema Kulüpleri

İzmir iki kez sinema kulübüyle tanışacaktır. İlki 1960’lı yılların sonunda İstanbul Sinematek derneğinin kurulmasından sonra bir avuç sinema sevdalısının girişimiyle -Esat Balım, Ziya Metin, Necati Doluorman – gerçekleşecek, mekân olarak son yıllara kadar aktif durumda olan Hatay Sineması seçilecektir.

İkincisi İzmir Sinema ve Kültür Derneği (İSKD-1974) girişimidir. 1974’de kurulan bu derneğin başkanı Ali Özgüven, başkan yardımcısı ve sinema etkinlikleri yönetmeni Oğuz Makal’dır. İSKD, ilk film gösterisini Karaca Sineması’nda Bulgar sinemasından “Sevgi” adlı filmle yapar. Açılışı, dönemin Belediye Başkanı Sn. İhsan Alyanak ve o yıllarda doçent olan ve iki yıl sonra İzmir’de bir fakülte içinde ilk Sinema-TV bölümünü kuracak Alim Şerif Onaran birlikte yaparlar. Daha ikinci haftada yaptığı gösterimler derneğin, emniyetin “sıkı gözetim trenine” binmesi için yeterli olacaktır… İSKD’nin “genç” tavrı ve 1960’ların sonlarındaki bağımsız bir sinema hareketi olan “Genç Sinema” hareketi gibi ‘Yeşilçam’ olarak adlandırılan sinemadan uzak kalışı nedeniyle, ilk adı ‘İzmir Bağımsız Film Festivali’ olan etkinliği yaratır. (Türk Sineması’ndan gösterdiği filmler Karanlıkta Uyananlar (Ertem Göreç-1964), Bitmeyen Yol (Duygu Sağıroğlu-1965) gibi toplumsal tanıklık filmleridir).

Fuar alanındaki eski Belediye Meclis salonuna kurulan 35 mm’lik gösterim aracıyla Yılmaz Güney’in “Umut”(1970) ve “Endişe”(1974) filmleri sunulur. İstanbul Sinematek Yönetmeni Onat Kutlar “Politik Sinema” konulu bir konferans verir. Yurt dışında, İsveç’te filmler yapan Muammer Özer’in kısa-belgesel filmleri ilk kez İzmir’de gösterilir. Dernek kurulduğunda tam bir sanat çölü olan İzmir’de bu birkaç günlük olayın beklenen sesi verdiğini söylemek zordur.

Uluslararası İzmir Film Festivali’ne doğru…

Sinemanın kenti İstanbul’dur ve İstanbul bir festivale ancak 1983’te “Uluslararası Sinema Günleri” adıyla kavuşacaktır. 1985’ten başlayarak “sinema ve sanatlar” temasını işleyen yabancı ve yerli filmler yarışması açılacak, ‘Altın Lale’ ödülleri verilecektir. İzmir’de ise 1976 yılından itibaren Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü öğrenci almaya başlar. Kentin değişen kültür yaşamının etkileri ve biraz da İstanbul’a duyulan gıptayla – bu arada Oğuz Adanır ve ben, her yıl festival için İstanbul’a koşuşturmaktaydık-,Ankara’da da bir festivalin başlatılmasının gizli tahrikiyle bir adım atıldı: “Uluslararası İzmir Sinema Günleri”. Bu ilk etkinlik tümüyle gösterime yönelikti, yarışma yapma cesareti yoktu, “Altın Artemis” adıyla bir onur ödülü vermeyi planladık, ve ilk ‘Altın Artemis’i yılların ustası Atıf Yılmaz’a sunduk. Köşk Sineması’nda Atıf yılmaz Filmleri toplu gösterimi yapılırken, TAD (Türk-Amerikan Derneği) , Fransız Kültür Merkezi Salonu ve İzmir Sineması’nda Zoltan Fabri’den Ağıt, Andrey Tarkovski’den Stalker, Ayna, Solaris, Andrey Rublev, François Truffaut’dan Neşeli Pazar, Franco Zeffirelli’den Otello, Oshima’dan Furyo, İngmar Bergman’dan Yüzyüze, Jean Luc Godard’dan Adı Carmen, Percy Adlon’dan Bağdat Cafe gibi filmler gösterildi. Ayrıca Bernardo Bertolucci’ye ayrılmış bir toplu gösteri ve “İzmir’de Sinema Kültürü ve Sorunları” başlıklı bir panel gerçekleşti.

Bu ilk etkinlikte, o güne kadar sinema sanatı adına kayda değer hiç bir filmin izlenemediği İzmir’de bir sinema rüzgârı, zengin örnekleriyle estirilmişti. Bugün geriye dönerek bakarsak, sinema sanatı için önemi kaçınılmaz olan Andrey Tarkovski, Bertolucci ve Godard’ı İzmirliler bu ilk festivalde keşfedecekti. Bir yıl sonra Alain Resnais’den Hiroşima Sevgilim, Gece ve Sis, Godard’dan Erkek-Dişi, Robert Bresson’dan (Çok sonra İstanbul’da gösterildi) Rastgele Balthasar, Costas Ferris’ten Rembetiko, Fernando Solanas’dan Güney (bu politik film Yılmaz Güney’e ithaf edilmiştir), Francesco Rosi’den Kırmızı Pazartesi, Krzysztof Kieslowski’den Öldürme Üzerine Küçük Bir Film ve Aşk Üzerine Küçük Bir Film’in yanısıra Mauro Bolognini’nin üç filmi, Stephen Frears’ın Benim Güzel Çamaşırhanem, Zhang Yimou’dan Kızıl Mısır Tarlaları gösterilecektir. O yıl “Altın Artemis Onur Ödülü “Türkan Şoray ve Halit Refiğ’e verilecek, bu nedenle Refiğ’e ayrılmış bir toplu gösterim yapılacaktır. Bir sergi, 6 söyleşi, üç panel (biri Kültür ve Turizm açısından sinema şenlikleri olan) festivali tamamlayacaktır. Üçüncü yılı da başarılı bir çizgide atlatan “Sinema Günleri”, dördüncü yılında “Uluslararası İzmir Film Festivali” olarak, olumlu yankılar alan şu bölümleri açarak ve davet ettiği konuklarıyla canlı tutarak günümüze ulaşacaktır: Kameranın Ardındaki Kadın, Genç Artemis Yarışması, Ülke Sineması gibi.

Geçen on yıllık süreçte dünya sinemasının en önemli ustaları Akira Kurosawa, Andrzej Wajda, Abbas Kiarostami, Lars Von Trier, Istvan Szabo, Doris Dörrie, Salvoteres, Francesco Rosi, Ettora Scola, Wim Wenders, C. Sautet, Claude Chabrol, İdiko Szabo, Leo Carax, C. Miller, Luc Besson, Carlos Saura, Peter Greenaway, B. Biller, David Cronenberg, Federico Fellini, Theodoros Angelopoulos, Mike Figgis, Luis Bunuel, Marco Ferreri, Pier Paolo Pasolini, Agnes Varda, Yılmaz Güney ayrıca Mustafa Altıoklar’dan Kutluğ Ataman’a, Zeki Demirkubuz’a birkaç yıl sonra ünlenecek bizden yönetmenlerin ilk filmlerini keşfetme olanağı bulunmuştur. Sinemamızın değerli kadın yönetmeni Bilge Olgaç yaşarken, sinemanın 100. yılına rastlayan yedinci festivalde o dönemde hayatta olan en önemli sinemacımız Lütfü Ö. Akad, Fikret Hakan, sevgili hocamız Alim Şerif Onaran onurlandırılmıştır. Sinema araştırmacısı ve yazarı Nijat Özön, Agah Özgüç ve Giovanni Scognamillo; Ömer Kavur, Şener Şen, Atilla Dorsay ve kentimizden Hüseyin Baradan değişik zamanlarda “Altın Artemis” alan sinemacılardır. Bunların dışında 9. ve 10. yılında Akdeniz Ülkeleri Film Yarışması’nın başlatılması ayrı bir önem taşır.

Festivalin 11. yılını o yıl yayımlanan “Tarih İçinde İzmir Sinemaları” kitabı ve aynı adlı belgesel filmiyle geride bırakan, yine Oğuz Makal’ın gayretiyle – festivale doğru giden yolda Zuhal Çetin Özkan ve Ragıp Taranç’ın da desteklerini unutmamak gerekir- İEF Sinema Burada Festivali’ni ve Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’ni yaşatan İzmir, sinema sanatı ve kültür tarihinin de bir parçasıdır.

…şimdi İzmir’de yine ve yeni bir sinema festivalini başlatmanın zamanıdır.

* (Prof. Dr. Beykent Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı)

(**) Erman Şener, Festivaller, Anlam Yayını, 1972, İstanbul

Aslıhan AKDAĞ - Aslı'nda Herşey Burada

“Kanat T “ Pazar günü ( 22 Nisan 2012)   “Aslı’nda Her şey Burada” 23 Nisan Özel Programı (Canlı yayın) Saat: 13.30 M.E. B. Özel Nar Sanat Kursu öğrencileri Aslıhan Akdağ’ın konuğu oluyor.

22 Nisan 2012 tarihinde Saat  13:30’da Kanal T ‘de yayınlanmakta olan Aslıhan AKDAĞ’ın sunduğu ve canlı yayınlanan “Aslı’nda Her şey Burada” programında  M.E. B. Özel Nar Sanat Kursunun öğrencileri konuk olacak.

Öğrencilerimiz:

Dans :  Aycan KARAATLI , Neslihan AYDOĞMUŞ, Ece TAŞAN, Selin VURAL , Ece KAZGAN

Gitar: Deniz KARAKULLUKÇU

Program sitesi : http://www.kanalt.com.tr/program/manset/958

 

 

 

Türk ilaç sektörünün lideri Abdi İbrahim, 100’üncü kuruluş yıldönümünü, dünyanın en büyük ressamlarından biri olarak kabul edilen Van Gogh’un eserlerini bugüne kadar hiç deneyimlenmemiş yepyeni bir formatta sunan Van Gogh Alive Dijital Sanat Sergisi ile kutluyor.

van gogh alive

100. yılında yenilikçi bir projeye imza atan Abdi İbrahim’in önderliğinde Singapur’daki dünya prömiyerinin ardından ilk kez Türk sanatseverlerle buluşan, geleneksel sanat ve modern teknolojinin sentezlendiği Van GoghAlive, dahi ressamın en ünlü eserlerini 3,000’in üzerinde dijital imaj ile çerçevenin içinden çıkararak izleyicilerine klasik müze gezisinin çok ötesinde bir deneyim yaşatıyor.

Abdi İbrahim’in 100 yıllık bakış açısını yenilikçi çizgisiyle yansıtan Van GoghAlive, dev ekranlar, duvarlar, kolonlar, zemin ve hatta tavanı kaplayan 3000’den fazla dev boyuttaki Van Gogh görseliyle, ziyaretçilerine geleneksel müze ziyaretlerinde bildiklerini unutturarak sanatla olan bağlarını değiştiriyor. Van Gogh Alive, ışık, renk ve seslerin etkileyici uyumunu kullanarak duyuları uyarırken, bir serginin nasıl olabileceğine dair oluşan tüm düşüncelere meydan okuyor.

Grande Exhibitions Avustralya tarafından tasarlanan ve çerçevesi olmayan sergi Van GoghAlive’da, ünlü sanatçının 1880-1890 yılları arasındaki çalışmaları ve hayat deneyimlerinden oluşan coşkulu ve canlı detaylara sahip yapıtları; SENSORY4 teknolojisiyle donatılmış yüksek çözünürlüklü 40 projektör aracılığıyla dev ekranlara, duvarlara, kolonlara, zemine, tavana yansıtılıyor.

Geleceğini, insan kaynağı, teknolojik alt yapısı, yatırımları ve köklü geçmişinden aldığı güçle şekillendiren Abdi İbrahim, “Van Gogh Alive” Digital Sanat Sergisi’ni, 10 Şubat – 15 Mayıs 2012’de İstanbul Karaköy, Antrepo 3 ve 15 Ekim – 30 Aralık tarihleri arasında ise Ankara Cer Modern’de ziyaretçileriyle buluşturuyor.

Sergi Pazartesi günleri hariç saat 11.00 – 19.00 saatleri arasında ziyaretçilere açıktır. Bilet satışları Biletix ve Antrepo 3 gişelerinden yapılmaktadır.

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği ve  kuruluşu olan M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu işbirliği ile Nar Sanat İstanbul Türk Müziği Topluluğu Konseri ; Şef Mert ERAĞAN yönetiminde geçirdikleri yoğun bir çalışmanın ardından  halkımızı Türk Sanat Müziğinin renkli ve eğlenceli parçaları ile büyülemeye hazır.

Nar Sanat Konser DavetiyesiBakırköy’de sanat  faaliyetlerine devam eden  derneğimiz ilk konserini 2011yılında  hazırlayıp halkımıza sunmuş ve büyük beğeniyle dinlenmişti.  2011 yılında icra edilen konserin ardından bu yıl Türk Müziği Topluluğu ikinci yılında da halkımıza müzik ziyafeti çekmeye hazır.

Yoğun bir çalışma temposunun ardından çalışmalarının sonuçlarını halka sunmaya hazır olduğunu söyleyen Şef Sayın ERAĞAN konserde söylenecek parçaların titizlikle seçildiğini ve izleyicilerin çok zevkli, müzik dolu dakikalar geçireceğini söyledi.

İcra edilecek parçaların hepsinin adını söylemeyip konsere gününe beklemek istediğini ifade eden ERAĞAN ricamızı kırmayarak birkaç tanesinin adını sizlerle paylamamıza izin verdi… Söz konusu repartuvardan örnek olarak : “Dil Yaresini andıracak, Biraz Kül Biraz Duman”.

Tüm halkımızın zevkle izleyebileceği Konser için gerekli detay bilgiyi 0212 570 80 68 nolu telefondan öğrenebilirsiniz.

Tarih : 30 Mart 2012 (Cuma)

Saat : 20:00

Konser Yeri : Bakırköy İş adamları Derneği

Adres :  İncirli Cad. Yeşil Ada Sok. No: 2/A Bakırköy

(Nar Sanat Binasından bir önceki Sokak- Ticaret Lisesine giden sokakta 2. Bina)

Aşağıda 2011 yılında Nar sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği Türk Müziği Toplululuğunun verdiği konserden birkaç görüntüyü görmeniz mümkün.

 

İZMİR’DE SANAT

İzmirli sanatseverleri, yeni sergi ve gösterilerle dolu,sanat etkinlikleri bakımından oldukça yoğun bir hafta bekliyor. 

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası (İZDSO) bu hafta, Brüksel Kraliyet Konservatuvarı’nda

İzmirli sanatseverleri, yeni sergi ve gösterilerle dolu, sanatetkinlikleri bakımından oldukça yoğun bir hafta bekliyor. 
İzmir Devlet Senfoni Orkestrası (İZDSO) bu hafta, Brüksel Kraliyet Konservatuvarı’nda oda müziği konusunda uzman olan piyanist Prof. Muhiddin Dürrüoğlu’nu konuk edecek.
Ege Bölgesi’nde üç günlük turnesini tamamlayan İZDSO, yarın akşam 20.30’da Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde yeniden İzmirli dinleyicinin karşısında olacak.
Orkestrayı, şef İbrahim Yazıcı’nın yöneteceği konserde, Dürrüoğlu ve İZDSO, Chopin’in 2 numaralı piyano konçertosu, Çaykovski’nin ”Romeo ve Juliet” fantezi üvertürünü yorumlayacaklar.
Puccini’nin son eseri ”Turandot”un prömiyerini geçen hafta yapan ve büyük beğeni kazanan İzmir Devlet Opera ve Balesi (İZDOB), bu hafta ”Kösem Sultan Balesi” ile ”Çingene Baron” operetini sanatseverlerle buluşturacak.
”Kösem Sultan” balesi, 18 Şubat Cumartesi ve 20 Şubat Pazartesi akşamları, Dokuz Eylül Üniversitesi Sabancı Kültür Merkezi’nde izleyici karşısında olacak. Mahpeyker Sultan’ın, 50 yıllık saltanatı ve trajik sonunun anlatıldığı iki perdelik baleyi, Tevfik Akbaşlı besteledi, Uğur Seyrek ise koreografiyi hazırlayarak eseri sahneye koydu.
İZDOB’un Elhamra Sahnesi’nde ise 21 Şubat Salı ve 22 Şubat Çarşamba akşamları, sezonun keyifli oyunlarından ”Çingene Baron” opereti yeniden perdelerini açacak. Strauss’un valslerinin süslediği operayı, İzmir’de Önder Gökseven sahneye koyuyor. Operetin dekorları Kaan Güreşçi’ye, kostümleri ise Gülden Sayıl’a ait. ”Çingene Baron”da orkestrayı Vladimir Lungu yönetecek.
İZDOB, bu hafta ayrıca minik izleyicileri için yarın 11.00 ve 13.00’te Dr. Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde Hülya Nüfusçu’nun yönetiminde ”Pamuk Prenses” adlı çocuk balesini sahneleyecek.

   -İZDT- 

İzmir Devlet Tiyatroları (İZDT), bu hafta 4 salonda sahneleyeceği oyunlarla İzmirli sanatseverleri bekliyor.
Karşıyaka Oda Tiyatrosu, 21 Şubat Salı ve 22 Şubat Çarşamba akşamları ”Bir Garip Orhan Veli” adlı oyuna ev sahipliği yapacak. Tayfun Eraslan’ın yönettiği tek kişilik oyun, Orhan Veli’nin, Murathan Mungan tarafından derlenen şiirlerinden oluşuyor ve izleyiciyi kimi zaman gülümseten, kimi zaman da duygulandıran bir yolculuğa çıkarıyor.
Karşıyaka Ragıp Haykır Sahnesi ise hafta boyunca ”Anam bacım Avradım” adlı oyunla perdelerini açacak. Kadına şiddet konusunun ele alındığı müzikli oyun, 13 yaşından küçük izleyicilere önerilmiyor.
Konak Melek Ökte Sahnesi, 19 Şubat Pazar gününe kadar sezonun yeni oyunlarından ”Sıçan” ile izleyiciyi buluşturacak. Justine DelCorte’nin yazdığı, Barış Eren’in çevirdiği oyunda, yıllar sonra bir araya gelen iki kız kardeşin birbiriyle hesaplaşması ve çekişmeleri mizahi dille anlatılıyor. Aynı sahnede, 21 Şubat Salı ve 22 Şubat Çarşamba günleri, ”Edi’nin Annesi Nerede-” isimli çocuk oyunu sahnelenecek.
İZDT’nin Konak Sahnesi ise tüm haftayı, sezonun yeni oyunlarından olan ”Halktan Biri”ne ayırdı.
Sam Bobrick’in yazdığı, Metin Oyman’ın yönettiği oyun ilginç bir konuya sahip. Oyunda, hayatından ve ülkesinin gidişatından mutsuz olan, bu mutsuzluğunu da ABD başkanlarına yazdığı sayısız mektupta dile getiren Travis Pine’ın, CIA ajanlarının evine yaptığı ziyaretle değişen hayatı anlatılıyor.
          -”Keşanlı Ali” İzmir’de- 

Türk tiyatrosunun önemli başyapıtlarından sayılan ”Keşanlı Ali Destanı”, bugün ve yarın Sadri Alışık Tiyatrosu ile İzmir’e konuk olacak.
Yavuz Bingöl, Songül Öden, Kerem Alışık, Tuba Ünsal gibi ünlü isimlerin yer aldığı oyun, İzmir Atatürk Kültür Merkezi’nde bu akşam ve yarın akşam İzmirli tiyatroseverlerin karşısında olacak.
Ahmet Mümtaz Taylan’ın yönettiği oyunun müzik direktörlüğünü, Çiğdem Erken üstleniyor.
     -Sergiler, etkinlikler- 

Kültür Bakanlığı İzmir Devlet Resim Heykel Müzesi’nde önceki gün açılan Güler Çınar, Şengül Akdoğan suluboya resim sergisi, ay sonuna kadar sanatseverlerin beğenisine sunulacak.
Ressam Hülya Sezgin’in beşinci kişisel sergisi, Konak Belediyesi Alsancak Kültür Merkezi Prof. Dr. Türkan Saylan Galerisi’nde sanatseverlerle buluşacak.
Konak Belediyesi Prof. Dr. Türkan Saylan Alsancak Kültür Sanat Merkezi, Mahmut Turgut’un ”Dünya Çocukları” fotoğraf sergisine de ev sahipliği yapıyor.
Karikatürist Aziz Yavuzdoğan’ın, 30. sanat yılı kapsamındaki ”Yazısız Şeyler” isimli karikatür sergisini Prof. Dr. Türkan Saylan Alsancak Kültür Sanat Merkezi’nde gezilebilir.
Pop ve rock müziğin sevilen seslerinden Nev, yarın akşam Ooze Venue’da hayranlarıyla buluşacak.
Kaynak: http://www.haberdar.com/

 Karadeniz’de Kültür Sanat

ZONGULDAK :

Zonguldak’ta kültür sanat etkinlikleri kapsamında Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından, “Sönmüş Yıldızlar” adlı tiyatro oyunu sahnelenecek.

Zonguldak’ta kültür sanat etkinlikleri kapsamında Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından, “Sönmüş Yıldızlar” adlı tiyatro oyunu sahnelenecek.

Ankara Devlet Tiyatrosu, Kerim Tinçurin’in yazdığı, Albina Garifullina’nın çevirdiği ve Raşid Zagidullin’in yönettiği “Sönmüş Yıldızlar” adlı 2 perdelik oyunu 17-18Şubat tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezinde izleyenlerle buluşturacak.

Deniz Yılmaz, Deniz Evin, Can Ali Çalışandemir, Yasemin Karataş, Ayla Alevok, Pelin Tozkoparan, Aylin Akın, Dilan Kart, Erdem Koşar, Hande Karaca, Merve Gül, Nihal Erdoğan, Yağmur Uzun, Zerrin Çağlar, Şafak Ceylan, Doğuş Kasım Ateş, Faik Gürbüzlü, Faruk Karagül, Güven Türkmen, Hüseyin İlaslan, Mahir Berkant Varol ve Umut Yılmaz’ın oynadığı oyunda Tatarefsanesi Server ile İsmail’in trajik aşkı anlatılıyor.

TRABZON :  

Trabzon Devlet Tiyatrosu, “Şahane Düğün” ve “Islıksever Max” adlı tiyatro oyunlarını sahnelemeye devam ediyor.

Trabzon Devlet Tiyatrosu, “Şahane Düğün” ve “Islıksever Max” adlı tiyatro oyunlarını sahnelemeye devam ediyor.

Robin Hawdon’un yazdığı, Özcan Özer’in Türkçe’ye çevirdiği, Hakan Çimenser’in yönettiği “Şahane Düğün” adlı oyunda, Başak Anat Özcan, Emre Ön, Birkan Görgün, Şebnem Dokurel Topçuoğlu, Banu Manioğlu ve Elif Şeker Saka rol alıyor.

Nikahının kıyılacağı günün sabahında, kaldığı otelodasında yanında hiç tanımadığı bir kadınla birlikte uyanan Bill’in yaşamından kesitler sunan oyunda, geceye dair hiçbir şey hatırlamayan Bill’in nişanlısı Rachel ile nikahının yapılacağı günde yaşanan karmaşa ve yanlış anlaşılmalar anlatılıyor.

Trabzon Devlet Tiyatrosu, ayrıca “Islık Sever Max” adlı çocuk oyununu da sahneliyor.

Carsten Krüger ve Volker Ludwig’in yazdığı, Meriç Gök’ün Türkçeye çevirdiği ve Birkan Görgün’ün yönettiği “Islık Sever Max” adlı oyunda Emre Ön, Sinem Bilgin, Dalya Filmci, Birkan Görgün ve Yavuz Topçuoğlu rol alıyor.

Dekor ve kostümleri Aytuğ Dereli, ışık tasarımı Muharrem Boran, müzikleri Emin Serdar Kurutçu’ya ait oyun, 19 Şubat Pazar günü saat 13.30’da Atapark Haluk Ongan Sahnesinde tiyatroseverlerin beğenisine sunulacak.

Oyunda, her gün aynı işleri büyük bir can sıkıntısı içerisinde yapan beş arkadaşın her zamanki gibi aynı yerde, aynı bankta oturmaları ve o sırada oradan geçmekte olan bir oyuncunun kendilerine bir teklif sunmasıyla gelişen olaylar konu ediliyor.

İç Anadolu’da Kültür, sanat

KAYSERİ

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü “Komşu Köyün Delisi” adlı oyunu sahneleyecek.

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü “Komşu Köyün Delisi” adlı oyunu sahneleyecek.

Üstün Dökmen’in yazdığı, Erdem Bayar’ın yönetmenliğini üstlendiği oyunda, Yukarı Çavuldur Köyü muhtarının gazeteye “Deli Aranıyor” ilanı vermesiyle başlayan olaylar konu ediliyor.

Kayseri Şehir Tiyatrosu’nda 17 ve 24 Şubat tarihlerinde sergilenecek 2 perdelik komedi oyunu, saat: 19.30’da sanatseverlerle buluşacak.

Öte yandan Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Uluslararası Erciyes Kar Festivali kapsamında sanatçı Mustafa Ceceli 19 Şubat Pazar günü Erciyes Kayak Merkezi’nde konser verecek.

Paraşüt, kayak, snowboard gösterileri ile yurtiçi ve yurtdışından gelen heykeltraşların yapacağı “Kardan Heykeller Sergisi”nin de bulunacağı festival, 18-19 Şubat tarihlerinde yapılacak.

Kaynak : http://www.haberciniz.biz

 

Doğu Anadolu’da Kültür Sanat

Erzurum 

Devlet Tiyatrosu, “Herkes (Mi) Hırsız” adlı Oyunu seyirciyle buluşturacak.

Erzurum Devlet Tiyatrosu, “Herkes (Mi) Hırsız” adlı Oyunu seyirciyle buluşturacak.

Eric Chappel’in yazdığı, Cengiz Toraman’ın yönettiği, “Herkes (Mi) Hırsız” adlı Oyunun, dekor tasarımını Suar Şeylan, giysi tasarımını Özlem Karabay, müziklerini Engin Bayrak yaptı.

Eylem Yıldız, Gökhan Kocaoğlu, Yasemin Erbulun, Mehmet Yıldız, Arif Atalay’ın rol aldığı Oyunda, zengin bir çiftin evine giren hırsızlardan birinin yakalanmasının ardından gelişen olaylar, insan zaafları, felsefe ve sistem üzerine eğlenceli, düşündürücü, dinamik ve komik bir olay konu ediliyor.

Oyun bugün, yarın ve 18 Şubat Cumartesi günü saat 14.00 ile 19.30’da izleyicisinin beğenisine sunulacak.

Bu arada, William Shakespeare’nin yazdığı, yönetmenliğini Kutay Sungar’ın yaptığı “Fırtına” adlı çocukOyunu 19-20 Şubat tarihlerinde saat: 14.00’te sahnelenecek.

 

İç Anadolu’da kültür sanat

KONYA

 Konya Devlet Tiyatrosu (KDT), Cem Günen’in yazdığı, Tomris Çetinel’in yönettiği ”Suskunlar Kapısı (Bab-ı Hamuşan)” ile ”Güzel ve Çirkin” adlı oyunları sahneleyecek. Dekoru Hakan Dündar, kostümleri…

Konya Devlet Tiyatrosu (KDT), Cem Günen’in yazdığı, Tomris Çetinel’in yönettiği ”Suskunlar Kapısı (Bab-ı Hamuşan)” ile ”Güzel ve Çirkin” adlı oyunları sahneleyecek.
Dekoru Hakan Dündar, kostümleri Özge Akarsu ve ışık düzeni Kazım Öztürk’e ait ”Suskunlar Kapısı”nda, Doğan Doğru, Asım Tuncay Aynur, Bengisu Gürbüzer Doğru, Nur Yazar, Nevra Sayar, Ozan Umut Çobanoğlu, Yıldırım Gücük, Yaşar Özboz, Ahmet Çökmez, Mustafa Uzman ve Hasan Tanılmış rol alıyor.
Şems-i Tebrizi’nin hayatıyla Mevlana’nın hoşgörüsünün anlatıldığı oyun, bugün ve yarın saat 19.30’da, 18 Şubat Cumartesi 14.00’da ve 19.30’da KDT Sahnesi’nde izleyicinin beğenisine sunulacak.
”Güzel ve Çirkin” adlı oyun da izleyiciyle buluşacak. Dekoru Aytuğ Dereli, kostümleri Ceren Karahan ve ışık düzeni Hakan Özdemir’e ait oyunda, Nur Yazar, Tuncay Aynur, Ozan Çobanoğlu, Ebru Gülerarslan, Ahmet Çökmez, Ferdi Dalkılıç, Özlem Özkan, Nevra Sayar, Gonca Kunduzcu, Selin Genç, Çağatay Eker, Canan Kalkır ve Duygu Biçer rol alıyor. Oyun, 19 Şubat’ta saat 14.00’da sahnelenecek.
Tamay Sayar-Şekip Taşpınar’ın yazdığı çocuk oyunu ”Dört Köşe Palyaço” ise 21 ve 22 Şubat’ta saat 10.30 ile 14.00’da sanatseverlerle buluşacak.

 Başkentte kültür sanat

(ANKARA)

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasına (CSO), 23-24 Şubat’taki konserlerinde keman sanatçısı Mario Hossen eşlik edecek.

Şefliğini Dorian Wilson’un yapacağı konserde, Niccolo Paganini’nin ”Keman Konçertosu No.1” ile Jean Sibelius’un ”1. Senfoni Op.39” eserleri yorumlanacak.
Bilkent Senfoni Orkestrası (BSO), 18 Şubat’ta viyolonsel sanatçısı Hayreddin Hoca ile seyirciyi selamlayacak. Ion Marin’in yöneteceği orkestra, Richard Schumann’ın ”Viyolonsel Konçertosu, La minör Op. 129” ile Felix Mendelssohn’un ”Senfoni No.4 ‘İtalyan’, La majör Op. 90” adlı eserleri yorumlanacak.
Ankara Devlet Tiyatrosu bu hafta 13 oyun, Ankara Devlet Opera ve Balesi 5 eserle izleyiciyi selamlayacak.
Başkentte hafta boyunca gerçekleştirilecek kültür sanat etkinliklerinden bazıları şöyle:

-Tiyatro- 

Büyük Tiyatro: Türk Hava Kuvvetlerinin kuruluşunun 100. yıl dönümü kapsamında sahnelenen ”Bir Tayyare Serüveni”, yarın ve 19 Şubat’ta izleyici karşısına çıkacak. Firdevs Aylin Tez’in yazdığı, Mehmet Ege’nin yönettiği eserin dekor tasarımı Sertel Çetiner’e, kostümleri Sevgi Türkay’a, ışık düzeni ise Yakup Çartık’a ait. Türk insanının havacılık konusunda yapılan icat ve atılımlarda ne kadar öngörülü ve cesur olduğunun anlatıldığı yapıtta, Nermin Uğur, Levent Çelmen, Hülya Dizmen, İsmet Numanoğlu, Bülent Türkmen, Teoman Gülen ve Fuat Çiyiltepe başlıca rolleri paylaşıyor.
”Genç Osman”, 21 Şubat’ta sahne alacak. Turan Oflazoğlu’nun kaleme aldığı yapıtın yönetmeni Şakir Gürzumar. Dekor tasarımını Sertel Çetiner’in, giysi tasarımını Gülümser Erigür’ün yaptığı eserin ışık düzeni Şükrü Kırımoğlu’nun, müzikleri Can Atila’nın imzasını taşıyor. Eserde Akın Erozan, Tolga Tuncer, İlhan Kantarcı, Kutay Sungar, Ahmet Erkut, Nusret Şenay, Cahit Çağıran, Kayhan Sarıgöllü, Uğur Kaya, Mine Medya Haktanır, İhsan Sanıvar, Neşe Baykent ve Füsun Akay başlıca rollerde.

Cüneyt Gökçer Sahnesi: Türk tiyatrosunun klasiklerinden ”Fosforlu Cevriye”, 21 ve 22 Şubat’ta izlenebilir. Gülriz Sururi’nin oyunlaştırdığı ve yönettiği eserin dekor tasarımını Hakan Dündar, kostümlerini Fatma Görgü yaptı. Işık düzeninin Yakup Çartık’ın gerçekleştirdiği eserin besteleri Atilla Özdemiroğlu’na ait. Fosforlu Cevriye’yi Feray Darıcı’nın canlandırdığı eserde, İsmet Numanoğlu, Ali Hakan Beşen, Engin Özsayın, İclal Karaduman, Kader İlhan, Nermin Uğur, Dara Tan, Buket Türkyılmaz, Ömer Comba, Volkan İsmail Duru ve Zeynep Aytek Metin başlıca rollerde. Ünlü müzikal, eski kantocu, yeni randevucu Sümbül Dudu’nun evinde geçenleri neşeli bir dille anlatıyor.

Şinasi Sahnesi: ”Soğuk Bir Berlin Gecesi” oyunu, 21 ve 22 Şubat’ta seyirciyle buluşacak. Barış Eren’in yazıp yönettiği yapıtın dekor tasarımı Sinan Yardımedici’ye, kostümleri Günnur Orhon’a, ışık düzeni Zeynel Işık’a ait. Olcay Kavuzlu, Fulya Koçak, Ferahnur Barut, Eray Eserol, Adnan Erbaş ve Mahmut Işık’ın rol aldığı yapıt, Avrupa’nın ortasında uygar bir kentte yabancı durumuna düşürülen, dışlanan ve ötekileştirilen Tarık’ın dramını işliyor.
”Sunay Akın Anlatıyor”, 20 Şubat Pazartesi günü izlenebilir.

Küçük Tiyatro: Komedi türünün usta kalemi Fransız yazar Moliere’in ”George Dandin” oyunu, hafta süresince izlenebilecek. Çevirisini Sema Kuray’ın yaptığı eser, konuk yönetmen Philip Boulay tarafından sahneye konulacak. Dekor ve kostüm tasarımını Jean-Guy Lecat’ın hazırladığı yapıtın ışık düzeni Ahmet Karademir’e ait. Yaşlı ve zengin bir köylü olan George Dandin ile aile baskısı sonucu evlenen genç ve soylu Angelique arasında baş gösteren aşk ve kıskançlık çatışmasının konu edildiği komedide, Bülent Çiftçi, Zeynep Yasa, Serpil Gül, Cebrail Esen, Meliha Savaş, Gürkan Görbil ile Hüseyin Baylan rol alıyor.

Akün Sahnesi: ”Yastık Adam”, bugün, yarın ve 18 Şubat’ta temsil verecek. Martin McDonagh’ın eserini İlham Yazar yönetti. Tolga Tekin, Mesut Turan, Murat Çıdamlı ve Buğra Koçtepe’nin rol aldığı yapıt,kurgu ile gerçeğin birbirine karıştığı bir polisiye gerilim.
”Barış” adlı yapıt, 21 ve 22 Şubat’ta seyirciyle buluşacak.

Altındağ Tiyatrosu: ”Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun” adlı yapıt, hafta süresince izlenebilecek. Hatice Meryem’in yazdığı, Funda Mete’nin oyunlaştırıp yönettiği eserin dekoru Ceren Karahan’a, kostümleri Günnur Orhon’a, ışık düzeni Zeynel Işık’a ait. Berrin Öney, Elvan Eker, Gülçin Yaşaroğlu ve Özlem Gündoğdu’nun rol aldığı oyun, çeşitli sosyal sınıflardan kadınların evliliklerinde ezilişlerinin öyküsü.

İrfan Şahinbaş Sahnesi: Arthur Miller’in yazdığı, Yıldırım Türker’in dilimize çevirdiği, Ayşe Emel Mesci’nin yönettiği ”Orkestra” adlı yapıt, hafta süresince seyircinin karşısına çıkacak. Dekoru Murat Gülmez’e, kostümü Hale Eren’e, ışığı Önder Arık’a ait eserde, Zeynep Hürol, Funda Gökgücü, Özlem Gür, Miraç Eronat, Aysın Işımer, Şeyda Akova Balcıoğlu, Mehmet Gökçer, Okay İrkören başlıca rolleri paylaşıyor.

Stüdyo Sahne: Nikolay Vasiliyeviç Gogol’un ”Bir Delinin Hatıra Defteri”, yarın, 19 ve 21 Şubat’ta sahnelenecek. Sylvie Luneau ile Roger Coggio’nun uyarladığı, Coşkun Tunçtan’ın Türkçeleştirdiği yapıtın proje tasarımı ve yönetmenliğini Cem Emüler üstleniyor. Eserde, 1960’lı yıllarda Türk tiyatrosunun büyük ustası Genco Erkal’ın iki farklı yorumla canlandırdığı Aksenti İvanoviç Poprişçin’i, Erdal Beşikçioğlu canlandırıyor. Eserin dekor ve giysi tasarımı Sertel Çetiner’in, ışık düzeni Seyhun Ayaş ile Zeynel Işık’ın, müzik, ses ve efekt tasarımı da Tayfun Gültutan’ın imzasını taşıyor.

Oda Tiyatrosu: ”Kontrabas” adlı oyun, bugün, yarın ve 18 Şubat’ta izlenebilir.
”Dönülmez Akşamın Ufkundayız” 21 ve 22 Şubat’ta sahnelenecek.

-Opera-bale- 

Opera Sahnesi: ”Yusuf ile Züleyha” operası, 18 Şubat Cumartesi günü seyiriyle buluşacak.
”Macbeth” Operası, sezonun son temsili ile 22 Şubat’ta sahnelenecek.
”Gecenin Rengi” adlı modern dans gösterisi, 20 Şubat’ta izlenebilir.

Operet Sahnesi: Oda Müziği Konseri, 19 Şubat’ta izlenebilir.
”Seslerle Anadolu” adlı müzikli oyun 21 Şubat’ta temsil verecek.

Leyla Gencer Sahnesi: ”Sihirli Dünya” adlı müzikli çocuk oyunu, 19 Şubat’ta minik seyircinin karşısına çıkacak.

-Konser- 

CSO: Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasına (CSO), 23-24 Şubat’taki konserlerinde keman sanatçısı Mario Hossen eşlik edecek. Şefliğini Dorian Wilson’un yapacağı konserde Niccolo Paganini’nin ”Keman Konçertosu No.1” ile Jean Sibelius’un ”1. Senfoni Op.39” eserleri yorumlanacak.

BSO: Bilkent Senfoni Orkestrası (BSO), 18 Şubat’ta viyolonsel sanatçısı Hayreddin Hoca ile seyirciyi selamlayacak. Ion Marin’in yöneteceği orkestra, Richard Schumann’ın ”Viyolonsel Konçertosu, La minör Op. 129” ile Felix Mendelssohn’un ”Senfoni No.4 ‘İtalyan’, La majör Op. 90” adlı eserleri yorumlanacak.

-Sinemalardan- 

Yönetmenliğini Faruk Aksoy’un yaptığı ”Fetih 1453”, bugün seyirciyle buluşacak.
Yapımcılığını Faruk Aksoy, Servet Aksoy ve Ayşe Germen’in üstlendiği film, Fatih Sultan Mehmet’in çocukluğundan fetihlerine kadar süreci anlatıyor. Yapımı 3 yıl süren filmde, Fatih Sultan Mehmet’i Devrim Evin, Ulubatlı Hasan’ı İbrahim Çelikkol, Era’yı Dilek Serbest, Konstantin’i Recep Aktuğ canlandırıyor. Toplam 15 bin yardımcı oyuncunun kullanıldığı filmin müzikleri Benjamin Wallfisch’in imzasını taşıyor. 17 milyon dolarlık bütçeli film, Türkiye’nin yanı sıra Almanya, Hollanda, Belçika, Avusturya, Fransa, İngiltere, İsviçre, KKTC, Orta Doğu ülkeleri, Endonezya, Malezya, Rusya, Arnavutluk, Sırbistan, Bosna-Hersek, Makedonya, Kosova, Romanya, Yunanistan, Güney Kore, Tayland, Japonya ve Amerika’da gösterime girecek. Film, İstanbul’un fethedildiği 1453 tarihine gönderme yaparak saat 14.53’te izleyiciyle buluşacak.
Nicolas Cage’in rol aldığı ”Hayalet Sürücü 2: İntikam Ateşi” yarın gösterime girecek. Cage’in yeniden kamera karşısına geçtiği filmin yönetmenleri Mark Neveldine ve Brian Taylor. Cage’e Violante Placido, Johnny Whitworth ve ”İskoçyalı” filminin ünlü yıldızı Christophe Lambert’in ”Methodius” rolünde eşlik ettiği film, Blaze’in Doğu Avrupa’da, kendisini insan formuna sokmaya çalışan şeytan ile mücadele etmesini konu alıyor. Filmin çekimleri Kapadokya ve Pamukkale’nin yanı sıra Romanya’nın Transilvanya bölgesi, Sibiu, Bükreş ve Gorj kentlerinde gerçekleştirildi.
Kuklaların beyazperde macerası ”Muppets”, haftanın üçüncü yeni yapımı olacak. James Bobin’in yönettiği film, Jason Segel, Amy Adams, Chris Cooper, Rashida Jones ve Alan Arkin rol alıyor. Film, üç kukla delisi arkadaş Walter, Gary ve Mary’nin tatil için Los Angeles’a gitmesini, ancak burada tesadüfen petrol zengini Tex Richman’ın yeni keşfettiği petrol kaynağına ulaşmak için Kukla Tiyatrosunu yıkacağını öğrenince burayı kurtarmak için verdikleri mücadeleyi konu alıyor.

Metropol: ”Fetih 1453”, ”Hayalet Sürücü 2: İntikam Ateşi”, ”Duyguların Rengi”, ”Berlin Kaplanı”, ”Düşmanı Korurken”, ”Sümela’nın Şifresi Temel”.

Optimum: ”Hayalet Sürücü 2: İntikam Ateşi”, ”Karanlıklar Ülkesi: Uyanış”, ”Yıldız Savaşları: Bölüm 1-Gizli Tehlike”, ”Fetih 1453”, ”Mupets”, ”Sümela’nın Şifresi Temel”, ”Berlin Kaplanı”.

Kızılay Büyülü Fener: ”Fetih 1453”, ”Berlin Kaplanı”, ”Düşmanı Korurken”, ”Hayalet Sürücü 2: İntikam Ateşi”, ”Köstebek”, ”Utanç”, ”Sürücü”, ”Jack ve Jill”.

Bahçelievler Büyülü Fener: ”Savaş Atı”, ”Berlin Kaplanı”, ”Artist”, ”Utanç”, ”Köstebek”.

Kaynak : http://haber.turk.net

 İstanbul’da Kültür Sanat

Cemal Reşit Rey (CRR) Türk Müziği Topluluğu, Hoca Ahmed Yesevi’den Hacı Bektaş Veli’ye, Ümmi Sinan’dan Niyazi Mısri’ye, Somuncu Baba’dan Eşrefoğlu Rumi’ye kadar geniş bir coğrafyada hüküm süren tasavvuf musikisini, yarın seslendirecek.
İslam tasavvufunun Anadolu’da gösterdiği gelişme, tasavvuf edebiyatı ve musikisine dair çok kıymetli eserlerin ortaya çıkmasıyla da kendini hissettirmiştir.
Hoca Ahmed Yesevi’den günümüze kadar, pek çok Hak aşığı ve muhabbet ehli, bu topraklarda yaşayanları yoğurup şekillendirmeye çalışmış ve arkalarında bıraktıkları eserlerle yüzyıllara ışık tutmuştur.
Avusturyalı caz trompetçisi ve şarkıcısı Michaela Rabitsch, gitarist Robert Pawlik ile birlikte çıkardığı 3. albümü ”Moods” ile yarın İstanbul Jazz Center’da sahne alacak.
Halk müziğinin bilindik usullerine yeni bir yorum getiren Baba Zula, yarın Babylon sahnesinde hayranlarıyla buluşacak.
Türk rock müziğinin önde gelen kadın vokallerinden Aylin Aslım, yarın Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde başta ”Canını Seven Kaçsın” adlı son albümü olmak üzere sevilen şarkılarını söyleyecek.
Türk rock müziğinde uzun yıllar varlığı hissedilecek bir yer edinen ”Yüksek Sadakat”, 18 Şubat’ta İstanbul Live’da hayranlarıyla buluşacak.
”Büyük İnsan” isimli şarkısının sosyal paylaşım sitelerinde 5 milyonu aşkın kişi tarafından dinlenmesiyle parlayan Gökhan Türkmen, 18 Şubat’ta Jolly Joker’da konser verecek.
Atlanta ve Pittsburgh Senfoni Orkestraları, Cleveland Orkestrası, St Martin Akademisi, Viyana Radyosu Senfoni, Zürih Oda Orkestrası, Komischer Oper Berlin ve Çek Ulusal Senfoni Orkestrası gibi pek çok orkestra ile birlikte çalışmalar yapan Grammy ödüllü sanatçı Gabriela Montero, 20 Şubat’ta CRR Konser Salonu’nda sahne alacak.
Amerikalı besteci ve söz yazarı St. Vincent, Indie-rock ile kabare caz tarzında gerçekleştirdiği müziğini 21 Şubat’ta Salon İKSV’de sahneleyecek.

 -Sahne sanatları 

Moskova Balesi (Moscow Ballet RFB) yarın ve 18 ile 19 Şubat’ta Türker İnanoğlu Maslak (TİM) Show Center’da, klasik balenin en muhteşem eserlerinden ”Uyuyan Güzel” ve ”Kuğu Gölü”nü sahneleyecek.
Francis Veber’in yazıp Çetin Akcan’ın yönettiği ”Münasebetsiz”, yarın Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde izleyici karşısına çıkacak. Oyunda, Zafer Algöz, Seda Akman, Melih Ekener, Hidayet Erdinç, Kerem Fırtına ve genç oyuncu Ekran Pekbay rol alıyor.
Tiyatronun duayen isimlerinden Genco Erkal’ın Bertolt Brecht’in şiir, şarkı ve öykülerinden uyarladığı müzikli kabare oyunu ”Ben Bertolt Brecht”, yarın Muammer Karaca Tiyatrosu’nda izleyici karşısına çıkacak.
”Troya”nın hikayesi, Mustafa Erdoğan’ın yönetimindeki Anadolu Ateşi Dans Topluluğu’nun yarın Ülker Sports Arena’daki performansıyla anlatılacak

Bakırköy de yerleşik bulunan Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği , kuruluşu olan M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu, 

Bakırköy çevresinde olan ; Florya, Ataköy,Yeşilköy, Yeşilyurt, Bahçelievler, Yayla, Haznedar, Bağcılar, Güngören, Halkalı, İkitelli, Soyak Sitesi, Halkalı Toplu Konutları, Bahçeşir, Başak Şehir, Avcılar, ATAKENT, Zeytinburnu, Şirinevler, Güneşli,Yenibosna, Cennet Mahallesi, Sefaköy, Merter, Yayla gibi tüm semtlere hizmet vermektedir.

Eğitim Kalitesi ile kendini kanıtlamış eğitmenlerin görev aldığı Kurumumuzda Sanatın Tüm Dallarında Yetişkin ve Çocuk ile gençlere yönelik eğitimlerimize devam etmekteyiz. Sizleri sadece sanat dallarından birini öğrenmeye değil aynı zamanda  sanatın içinde olmaya davet ediyoruz.

Gerek günlük faaliyetlerimizde ve gerekse internet aracılığıyla zaman zaman sanat dalları hakkında bilgilendirmek amacı ile pekte fazla bilinmeyen sanat braşları hakkında bir nebzede olsa bilgi paylaşmaya çalışıyoruz.

Nezih, güvenilir ve dostluğun sanatla birleştiği Nar Sanat sizleri ve velisi bulunduğunuz çocuklarımızı, diğer dallarda olduğu gibi Flüt öğrenmeye davet ediyor.

Her daim sanatla kalmanız dileğiyle.

FLÜTÜN  TARİHÇESİ

Eski Latincede ki flautare; üflemek,üfleyerek  ses çıkarmak ya da rüzgarın sazlar ve kamışlar arasından geçerken ses çıkarması şeklinde çevrilir.    Batı müziğinde en çok kullanılan flüt cinsi olan yan flütün Çin’de MÖ 900 yılından beri kullanıldığı bilinmektedir

Flüt, Çin’de çok yaygın olan üflemeli bir çalgı. Doğal bambudan yapılmasından dolayı, “bambu flütü” olarak da adlandırılıyor.
Flüt, içi temizlenen bambu kamışın üzerine bir üfleme deliği, bir tane zarla kapalı delik ve altı ses deliği açılarak yapılır. Üfleme deliği, flütün birinci deliğidir. Üflenen hava, boruda titreşerek ses çıkarır. Zarla kapalı delik, flütün ikici deliğidir. Zar, boruya üflenen havayla titrer ve yumuşak, berrak bir ses çıkar.

Yapısı çok basit olan flüt, 7 bin yıllık geçmişe sahiptir. Yaklaşık 4500 yıl önce flüt, kemik yerine bambudan yapılmaya başlamıştır. M.Ö 1. yüzyılın sonlarında flüte, “Hengcui” deniliyordu. Bu çalgı, zamanın üflemeli ve vurmalı çalgıları arasında önemli yer tuttu. 7. yüzyıla girildiğinde flütte değişiklikler yapılarak üzerine zarla kapalı bir delik daha eklendi. 10. yüzyılda hüküm süren Song hanedanı döneminde okunan şiirlere eşlik etti, Yuan hanedanı döneminde de operanın gelişmesiyle operalarda önemli bir çalgı olarak kullanıldı.

Flütün çok zengin bir ifade gücü vardır. Yumuşak ve dolgun tonları çıkarabilir, neşeli ve rahat melodiler yayabilir. Flüt, başta kuşlar olmak üzere doğadaki birçok hayvanın seslerini taklit edebilir. Çin’de flütler, Kuzey ve Güney grubu olarak başlıca iki bölüme ayrılır.

Güney grubundan Qudi, esas olarak Çin’in Yangtze Nehri’nin güneyinde yaygın olarak kullanılıyor. Qudi’nin sesi, açıktır ve çok etkileyicidir.
Kuzey grubundan Bangdi, Çin’in kuzeyinde kullanılıyor. Bangdi’nin sesi, yüksek ve berraktır.

Flüt, Avrupa’ya 12 yüzyılda, öncelikle Almanca konuşulan bölgeler olmak üzere girmiş ve ilk önceleri çoğunlukla askerî bandolarda kullanılmıştır “Alman flütü” isminin verilmesi bu zamana denk gelmektedir Flüt daha sonra 16 ve 17 yüzyılda oda müziğinde kullanılan bir enstrüman haline dönüşmeye başlamıştır Bu ilk flütler, 6 parmak deliğinden ibaret tek parçadan oluşmaktaydı Ancak 1600’lerde flüt, birbirine bağlı 3 parçadan ibaret olarak yeniden tasarlanmıştırAşamalı olarak flüte daha fazla tuş eklenmiş ve orkestra parçalarında yerini almaya başlamıştır 1800’lü yıllarda 4 tuşlu flüt en çok kullanılan türü olmakla beraber, 8 tuşlusu da geliştirilmiştir

Ünlü Alman flütçü Tehobald Boehm, sanatının zirvesine ulaştığı yıllarda, kullanılan yan flütlerin ihtiyaca cevap vermekte yetersiz kaldığını görmüştür Çağ, müzik edebiyatının olağanüstü gelişme gösterdiği bir çağdır Bestecilerin ifade gücü, çalgıların teknik gelişmişlikleriyle sınırlı da olsa bu sınır zorlanmaktadır Besteciler sınır tanımazken, çalgılar yetersiz kalmaktadır

Bu düşünceden yola çıkan Boehm, 1832 yılında akustik (ses fiziği) bilgisi ile sanatındaki becerisini birleştirerek, bugünkü modern flütü geliştirmiştirYan flüt, bu yüzden “Boehm flüt” adıyla da bilinmektedir

Yan flüt, orkestraların ve bandoların önemli bir melodi çalgısıdır İlk zamanlarda abanoz ağacından yapılırdı Günümüzde ağaç flütler hâlâ kullanılıyor olmasına rağmen çok yaygın değildir Bakır alaşımlı, gümüş, krom ve nikel gibi paslanmaz madenlerle kaplanmış parlak metallerden yapılanlar en çok kullanılanlarıdır En değerlileri de gümüş ve altından yapılanlarıdır Yan flütün iç çapı 1,9 cm, uzunluğu 67 cm’dir Üç ana parçadan oluşmaktadırBaştaraf hafif konik, orta ve uç kısmındaki parçalar silindirik boru şeklindedir Üzerindeki (“perde” diye adlandırılan) deliklerin birbirine uzaklıkları ve çapları farklı ölçülerdedir

Boyu yaklaşık 30 cm olan yan flütün bir küçüğüne pikolo denir Pikolo, yan flütün hemen hemen kopyası gibidir Pikolonun boyuna yakın bir benzeri ise fifredir Fifre, ağaçtan yapılmıştır, üzerindeki mekanizma daha basittir Her ikisi de yan flüte göre bir oktav tiz ses verirler Üçü de üfleme tekniği bakımından birbirine benzeyen çalgılardır Son yıllarda yan flütün alto ve bas çeşitleri de üretilmiştir fakat yaygın olarak kullanılmamaktadır

Bazı çalgılar sol anahtarına göre ikinci aralığa yazılan “la” notasını, başka bir ses gibi kabul eder Örneğin klarnetlerden bir tanesi, portenin altındaki birinci çizgiye yazılan “do” sesini “si bemol” olarak verir O yüzden bu klarnete “si bemol klarnet” denilmiştir Bu tip çalgılar “transpoze çalgılar” olarak adlandırılırlar Yan flüt, sol anahtarını kullanır Transpoze çalgı olmadığı için notaların yerlerini değiştirmeden okur

En kalın sesi portenin altına çizilen birinci ilave çizgideki “do”dur Bu yüzden “do flüt” olarak da bilinir Fazla kullanılmamakla birlikte do sesinin altına inen flütler de vardır En ince sesi ise portenin üstüne çizilen, beşinci ilave çizgiden sonraki “do”dur İnceye doğru bu sınır birkaç ses daha zorlansa da bu seslerin kullanımı çok yaygın değildir Genellikle ses sınırı üç oktav diye tanıtılır

Nefesli çalgıların birçoğunda (klarnet, obua, zurna gibi) ses çıkarmaya yarayan bir düzenek (dil) vardır Yan flüt, pikolo, fifre ve ney’de doğrudan ses çıkarmayı sağlayan bir düzenek olmadığı için “dilsiz nefesli çalgılar” grubunda sayılırlar

Nefesli çalgılar için bir başka gruplama da, üretiminde kullanılan maddeye göre yapılır “Bakır nefesliler” ve “ağaç nefesliler” şeklindeki bu gruplamaya göre yan flüt her ne kadar metalden yapılmış olsa da “ağaç nefesliler” grubunda yer alır

Yan flüt; parlak sesi ve kıvrak hareketleri yapabilme özellikleri dolayısıyla etkileyici melodileri çalmada çok kullanılan önemli bir solo ve eşlik çalgısıdır Toplumsal olaylardan zafer coşkularını, sevinç ve mutlulukları, insan sevgisini, özgürlüğü, ilkbahar ve yazın doğal hareketliliğini, çiçekleri ve kuşların cıvıltısını müzikle anlatmayı en güzel yapan çalgıdır Sesinde karamsarlık yoktur

Rock müziğe flütü sokan yegane grup Jethro Tull dır. Bunun dışında James Galway, Jean Piere Rampal, gibi isimlerin yanı sira ülkemizde Bülent Evcil gibi en önde olan isimleri saymamız mümkün.

 

 

 

Aşağıda Fotoğrafın kısaca gelişimini okuyacaksınız ve okuduktan sonra Fotoğraf sanatı ile buluşmak ve anlarınızı ölümsüzleştirmek isterseniz veya Fotoğraf Sanatını bir hobi haline getirmek isterseniz Nar Sanat hizmetinizde.

Sizlere sadece fotoğraf makinesinin deklanşörüne basmayı öğretmiyoruz. Kursumuza katıldığınızda Fotoğraf ile sanatın içersinde olmayı,  ölümsüleştireceğiniz her anınıza sanat katmayı öğreneceksiniz.

Bildiğiniz gibi; Florya, Ataköy, Yeşilköy, Yeşilyurt, Bahçelievler, Şirinevler, Zeytinburnu, Küçükçekmece’den  Bakırköy’e tek araçla ulaşabileceğiniz ve Meydana 3 dakika yürüme mesafesinde bulunan M.E.B.  onaylı Sertifika vermeye yetkili olan Kurumumuzda, nitelikli eğitmenler ve huzurlu bir ortamda ders yapmanız ve dönem sonunda M.E.B. Onaylı sertifikanıza da sahip olmanız mümkün.

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olmadan Yasadışı ve Kaçak Sanat eğitimi veren yerlerde alacağınız eğitim sizlere bir şey sağlamayacağı gibi resmi bir belgede almanız mümkün değildir. Eğitim alacağınız yerin M.E.B ‘na bağlı bir kurum olup olmadığını hem zamanınız, hem de paranız ve daha da önemlisi alacağınız eğitimin kalitesi açısından lütfen sorgulayınız.

Tüm Branşlarda Sanat Eğitimi Nar Sanat’da.

Ücretsiz Tanıtım Dersi :  Pazar Günü (Yarın) 20 Kasım 2011, Saat : 13:00 – 15:00  Bekliyoruz.

FOTOĞRAF

Fotoğraf, doğada mevcut gözle görülebilen maddi varlık ve şekilleri, ışık ve bazı kimyasal maddeler yardımıyla ışığa karşı duyarlı hale getirilmiş film, kağıt veya her hangi bir madde üzerine saptayan fiziksel ve kimyasal bir işlemdir. Kelime Yunanca ışık anlamına gelen “photos” ve yazı anlamına gelen “graphes” kelimelerinden oluşmaktadır. Yani ışıkla yazmak anlamına gelmektedir. Fotoğrafçılık uluslararası bir dildir ve modern hayatta üçüncü bir göz vazifesi görür. Fotoğrafçılık bakmakla görmenin ayrı ayrı şeyler olduğunu kanıtlar. Fotoğraf bugünkü gelişme devrinde bir bilim ve diğer bilim kollarının da hiç şüphesiz ki en büyük yardımcısıdır.

TARİHÇESİ

Fotoğrafçılığın başlangıç tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Fotoğraf tarihi karanlık kutu içinde görüntü elde etmenin tarihi olduğu kadar, bu görüntüleri fotokimyasal yollarla saptamanın da tarihidir.

Sekizinci yüzyılda Cabir İbni Hayyam adlı bir Arap’ın Gümüş Nitrat’ın güneş ışığı etkisiyle karardığını bulması ve 15. asırda büyük sanatçı Leonardo da Vinci’nin karanlık odada mevcut ufak bir deliğin dış dünyadaki görünümlerini aksettirmesi fotoğrafçılık tarihindeki önemli başlangıçlardır. Sanatçılar Rönesans devrinde karanlık kutuyu buldular. Böylece, ışığın girdiği ufak bir delik aracılığıyla karanlık kutunun öbür ucunda konunun ters çevrilmiş bir görüntü görebiliyordu. 18. yüzyılda karanlık kutunun bir ucuna mercek ve diğer ucuna da buzlu cam konularak görüntü kutunun dışında görülebilir hale getirildi.

Işığın kimyevi maddeler üzerindeki etkisi ve gümüş tuzlarının görüntü sapma duyarlılığı 200 yıl önceden biliniyordu. 1725 yılında, kireç ve gümüş nitrat sürülmüş bir kağıt üzerine bir şekil konulup güneşe tutulduğunda kağıt üzerinde bu şeklin bir görüntüsünün meydana geldiği görülmüştür. 19. yüzyılın başında kağıt, gümüş nitrat çözeltisine batırılarak negatiflerin elde edilmesi başarıldı. Fotoğrafçılığın ilk ve esaslı gelişmesi, vernikle saydam hale getirilmiş olan kağıt üzerindeki bir görüntünün kalay levha üzerine getirilmesidir. Daha sonra, Yuda Bitümü ile kaplanmış kalay levha üzerine düşürülen bir görüntüde güneş ışığı düşen yerlerin beyazlaştığı görülmüştür.

Niepce ile başlayan fotoğraf çalışmaları 1829 da Jacques Mande, Daugerre ile birleşip 1837 de Daugerreotype’ı ortaya koymalarıyla birden gelişim göstermeye başladı. Bu işlem gümüşle karıştırılmış bakır bir levhanın sünger tozu ve zeytinyağı ile silindikten sonra 1/16 oranında su ve nitrik asit birleşiminde yıkanıp hafif bir ateşte ısıtılmasını ve ikinci defa nitrik aside batırılmasını gerektiriyordu. Böylece hazırlanan levha iyoda batırılıp makineye yerleştiriliyor, ışık durumuna göre 5 ile 40 dakika poz veriliyordu. Elde edilen görüntü 47.5ºC ısıdaki cıvayı kapsayan bir tepsinin içine konulana kadar ortaya çıkmıyordu.

1840 yılında ışığı 16 kere fazla geçiren bir mercek kullanılarak poz süresi düşürüldü. Daugerre tipi ile elde edilen görüntü çok net olmakta ise de gümüş bakır karışımı levhanın kolayca kırılması ve bu yönden çok pahalı olması fazla gelişmesini önledi.

Aynı süreler içinde Henry Fox Talbot bir takım kimyasal maddelere batırılmış kağıtlar üzerinde görüntü elde etmeyi başardıysa da yavaş yavaş kararması ve görüntünün net olmaması nedeniyle kolayca unutuldu. Ancak Talbot’un bu buluşu için ilk defa “FOTOĞRAF” kelimesi kullanılmıştır. Bir süre sonra da negatiflerin pozitife çevrilmesi başarılmıştır. Böylece modern fotoğrafçılığın temeli atılmıştır.

Daha sonra fotoğraf kağıtları, yumurta akına batırılarak pürüzsüz bir yüzey elde edilmiştir. Ancak bu yöntem ayrıntıları ortaya çıkarmakta başarısız olmuştur. Yumurta akının iyotlaşması ise başarılı sonuç vermiştir. Bundan sonra ıslak levha yöntemi daha donra da kuru levha yöntemi bulunmuştur.

Bu tarihlerde bir fotoğraf çekebilmek için ulaşılabilmiş en büyük poz süresi 1/25 saniye idi.

1852 yılında George Eastman, Kodak makinelerinde 10 poz çekebilen bromür kaplı Jelatin rulolar bulunan Kodak fotoğraf makinelerini piyasaya sürerek çok büyük aletler taşıması gereken fotoğrafçıya kolay hareket imkanı sağladı. Fotoğraf çekildikten sonra makine fabrikaya gönderiliyor ve jelatin film kağıttan ayrıldıktan sonra bir cam üzerine yerleştiriliyor ve sonra yeniden makineye film doldurularak sahibine iade ediliyordu.

1870 de Hermann Vogel emülsiyonları muhtelif banyolara batırılarak duyarlılıklarını arttırma yolunu buldu. 1880 yılında kırmızıya karşı duyarlılığı çok sınırlı olan ortokomatik filmin yanında, pankromatik filmler ortaya çıktı. Fotoğraf 19. ve 20. asırda değişik astigmat merceklerin, selüloz asıllı filmlerin kullanılması, fotoğraf makinesi ve film sanayinde gelişmelerle günümüzdeki durumuna geldi.  Tacettin Teymur (Kaynak : http://www.fotograf.s5.com/fottar.htm)

Fotoğraf sanatı ile Nar Sanat ‘da tanışın.  Hem geleceğe anılarınızı bırakmak, hem de görsel sanatların temel anlamlarından olan “ bakmak, görmek, anlamak ” kavramlarını Fotoğraf sanatı ile kavrayın.

Günümüzde fotoğraf sanatı

artık kâğıt ve film üzerindeki

Gümüşnitrat dışına çıkarak dijital hale geldi. Temel

sanat bilimini gerek teori gerekse pratikte kavramış

ve profesyonel deneyime sahip eğitmenimiz ile

Fotoğraf sanatını daha iyi algılayıp uygulayacaksınız.

Yasadışı ve kaçak eğitimin furya haline geldiği İstanbul ve özellikle

Bakırköy ve civarında yeterli eğitim ve profesyonel deneyimden yoksun kişilerin verdiği eğitimlerden uzak durmak gerektiğini elbette ki hepimiz biliyoruz.

Oysa Nar Sanat’da M.E.B. onaylı programlar gereği yeterli eğitim ve niteliğe sahip eğitmenlerle eğitim alacak ve her dönemin sonunda gireceğiniz sınav ardından M.E.B. Onaylı sertifikanızı da alacaksınız.

Hepinizi bekliyoruz. Gelin bir ders misafirimiz olun.   Misafir olabileceğiniz ilk dersimiz 20.11.2011 (20 Kasım Pazar) tarihinde 13:00-15:00 saatleri arasında olacaktır.  

Ön kayıt ve daha fazla bilgi için : 0212 570 80 68

veya  http://www.narsanat.com

Dünyanın en ünlü dansçılarının 10 – 16 Ekim 2011 tarihleri arasında İstanbul Kongre  Merkezi’nde buluşacak.

Dünyanın en ünlü dansçılarının 10 – 16 Ekim 2011 tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde buluşacağı  İstanbul  Uluslararası Dans Festivali öncesinde dansseverler için ücretsiz workshoplar düzenlenecek. JCI (Junior Camber İnternational Kadıköy), IMU Dance Company ve Ay’dan Mice işbirliği ile, düzenlenecek olan İstanbul Uluslararası Dans Festivali öncesinde tüm dans severler 24 – 25 Eylül 2011, 01 – 02 Ekim 2011, 08 – 09 Ekim 2011 tarihlerinde, saat 12:00 ile 17:00 arasında Via Port Alışveriş Merkezi’nde sunulacak olan ücretsiz workshoplara katılabilecekler.