Şunun için etiket arşivi: art

 19. İstanbul Caz Festivali bu akşamki açılış konseriyle başlıyor. Dünya cazının yıldız haritasını İstanbul’a taşıyacak festivalin ağır topları Marcus Miller, Till Brönner, Morrisey ve Jamaikan Legends…

Marcus Miller

Bu yıl 50’nin üzerinde konserle 300’ü aşkın sanatçıyı ağırlayacak olan 19. İstanbul Caz Festivali, bu akşam Esma Sultan Yalısı’nda Elif Çağlar Beşlisi’nin vereceği açılış konseriyle başlıyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nca (İKSV) düzenlenen festival, ilk haftasında cazseverleri birbirinden güzel konserlerle karşılıyor.

Yarın akşam The Marmara Esma Sultan’da Jamaika’nın reggae efsaneleri müziksevelerle buluşurken, saat 22.30’da European Jazz Club serisinin ilk buluşmasında Tamer Temel Quintet, Matthias Pichler ile birlikte İKSV Salon’da konser verecek. Festival ilk haftada bir dünya prömiyerine de ev sahipliği yapacak: Marcus Miller’ın, İKSV’nin kuruluşunun 40. yılında İstanbul Caz Festivali’nin siparişi üzerine Okay Temiz, Burhan Öçal, Hüsnü Şenlendirici, İmer Demirer ve Bilal Karaman ile gerçekleştirdiği “The Istanbul Project”in dünya prömiyeri, 5 Temmuz Perşembe akşamı saat 21.00’de Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde yapılacak. İngiliz şarkıcı Morrisey ve Esperanza Spalding’in de sahne alacağı festival, 7 Temmuz Cumartesi günü artık gelenekselleşen etkinliği Tünel Şenliği ile müzikseverlere “festival içinde

festival” sunmaya devam edecek. Almanya’nın en çok satan caz albümlerine imza atan, kuşağının en iyi trompetçilerinden, popüler tınıları caz müziğinin sofistike yapısı ile ustaca birleştirebilen nadir sanatçılardan biri Till Brönner ise 6 Temmuz Cuma günü saat 21.00’de İstanbul Arkeoloji Müzeleri avlusunda İstanbullu cazseverlerle birlikte olacak. Dave Brubeck, James Moody, Natalie Cole ve Tony Bennett gibi cazın önde gelen isimleriyle aynı sahneyi paylaşan virtüöz Till Brönner’e saksofonda Magnus Lindgren, davulda Wolfgang Haffner, basta Christian V. Kaphengst ve piyanoda Jasper Soffers eşlik edecek.

Jamaikalı efsaneler festivalde

istanbul Caz Festivali Jamaika’nın bağımsızlığının 50. yılında özel bir projeye ev sahiliği yapıyor. Buna göre Jamaika’nın önde gelen müzisyenleri festivale konuk olarak aynı sahneyi paylaşacaklar.  1950’li yıllarda ‘ska’ türüne şekil veren önemli isimlerden Ernest Ranglin, The Wailers’ın piyanisti Tyrone Downie ve Jamaika’nın önde gelen reggae ekiplerinden Sly&Robbie’nin liderleri davulcu Sly Dunbar ile basçı Robbie Shakespeare İstanbul’da Jamaika rüzgarı estirecek. Topluluğa, vokallerde Bitty McLean eşlik edecek. Reggae efsanelerinin The Marmara Esma Sultan’da bir araya geleceği bu çok özel konserin biletleri 50 TL ve 40 TL (öğrenci).

Kaynak : [-]

 

Drama deyince genelde herkesin aklına ilk anda yaratıcı drama gelmektedir. Sadece gelmekle kalmayıp pek çok kurs ve benzeri eğitim kurumlarında drama eğitimini genel olarak tiyatro kökenli eğitmenlerin verdiğini görmekteyiz. Hatta bu durumun drama eğitimi almamış kişiler tarafından bile verildiğine zaman zaman şahit olmaktayız.

Atık Materyaldan Mum yapımı

Tiyatro eğitimine dahi “Drama Eğitimi” dendiğini de çoğu zaman duymaktayız. Elbette drama eğitiminde Tiyatro eğitimin bazı öğeleri kullanılmaktadır. Fakat drama eğitimi kesinlikle bir tiyatro eğitimi değildir.

Elbette çocuk ve ya veli çocukları için Tiyatro Eğitimi düşünüyorsa hedefi doğrultusunda bir kursa göndermelidir fakat drama eğitimi istiyorsa çocuk için Tiyatro Kursu istenilen faydayı sağlayamayacaktır.

Çocuğumuzu drama eğitimine göndereceksek kesinlikle tüm dallarda olduğu gibi drama konusunda da yeterli eğitim almış, bilgi ve tecrübe düzeyine sahip eğitmenler tercih edilmelidir. Bunun içinde eğitmenin yeterliliği kesinlikle incelenmelidir.

Tüm bunlar göz önüne alındığında Bakırköy’de bulunan kurumumuzda artık yetkin, tecrübeli ve uzaman eğitmenliği kanıtlanmış sanat eğitimlerimiz ile tüm sanat dallarında Bakırköy, Ataköy, Florya, Yeşilköy, Yeşilyurt, Bahçelievler, Bağcılar, ikitelli, Atakent, Zeytinburnu, Küçükçekmece, Halkalı toplu konutlar, Sefaköy, Yenibosna, Güngören, Bahçelievler, Soğanlı gibi semtler “Eğitici Drama” ile yaz sanat kampımız devam ediyor…

Aşağıda “Eğitici Drama” hakkında kısa bilgiler sunuyoruz. Bunların yanı sıra yaz kampı öğrencilerimiz ile hazırladığımız görselleri bulabilirsiniz.

EĞİTİCİ DRAMA NEDİR ?

Genel olarak “Eğitici Drama” bazen “Pedagojik Drama” olarak adlandırılmaktadır. Çocuğun hemen her konuda eğitiminde kullanılabilen teknikleri içeren bir yöntemdir. Bu açıdan bakıldığında Eğitici Drama diğer drama türlerinden (Psiko Drama ve Yaratıcı Drama)’dan farklılık taşımaktan öte ikisinden de belirli oranda faydalanır. . Çünkü eğitici drama, çocuğun psikolojik yapı ve psikolojik yaşantılar konusunda bilinçlenmesini de, özel bir yetenek olarakyaratıcılığı kazanmasını da amaçlar. Eğitici drama ile yaratıcıdrama arasındaki en önemli fark, eğitici dramanın amacınınoyun yaratmak olmaması ve çocukların konuya eğitim amaçlı olarak katılmalarıdır
Toplumların günün koşullarına uygun insan yetiştirme süreci olan eğitimin, içinde yaşanılan çağa ilişkin olarak o toplumda meydana gelen değişimlerden etkilenmemesi mümkün düşünülemez. Drama etkinlikleri gibi grup süreçleri yolu ile eğitim yaklaşımının, günümüzde tüm dünyada daha da önemsenmeye başlanması, kuşkusuz rastlantı değildir. Bu nedenle

Atık Materyalden Kolaj çalışması

özellikle günümüzde, toplumdaki bazı sosyal gelişmeler, drama yolu ile eğitime ağırlık verişmesinin gerekliliğini açıklama konusunda ele alınmaya değer görülmüştür.

Eğitimde Drama İlkeleri

  1. Eğitimde drama etkinliğinde ödül ya da ceza yoluna başvurulmaz. Sözel takdir aralıklı pekiştireç olarak verilir.
    b. Eğitimde drama çalışmaları asla bir oyuncu eğitimi olarak düşünülemez. Dolayısıyla bu çalışmalar, seyircilere oynanan bir temsil olarak hazırlanamaz. Dramanın oyuncuları aynı zamanda izleyicilerdir. Bu çalışmalarda izleyici bulundurulmaz. Bu çalışmalar sınıfta, holde, bahçede, kütüphanede, yemekhanede uygulanabilir. Çalışmalar sırasında özel bir mekân ve aksesuara ihtiyaç yoktur.
    c. Eğitimde drama çalışmasında öğrencinin ne söyleyeceği değil, neyi nasıl söyleyeceği anlam taşır. Drama bir analiz yöntemi değil, bir sentez yöntemidir. Öğrencinin bütün özgürlüğü de program amacı içinde bir özgürlüktür, ondan daha fazlası istenemez (Gönen ve Dalkılıç, 1999: 74).

Eğitici Dramanın Sağlayabileceği Yararlar

Yaratıcı oyun (drama), ana sınıfından ilköğretimin 8’inci sınıfına kadar her kademede, ortaöğretim ve hatta üniversitelerde (Okulöncesi, Sınıf, Türkçe ve Sosyal Bilgiler Öğretmenliklerinde) kullanılabilecek bir öğrenme ve öğretme yöntemidir. Amaçlar, bilişsel alanın “bilgi, kavrama, uygulama, çözümleme, bireşim”; duyuşsal alanın “değer verme, örgütleme”; devinişsel alanın “duruma uydurma” basamağından birinde olması gerekir. Bu çalışmalarla öğrencilerin doyum sağlayacakları,

Atık Materyal ile Akvaryum yapımı

işbirliği yaparak öğrenecekleri, etkili ve empatik dinleme becerilerini kazanacakları söylenebilir (Güleryüz, 2002: 327).
Eğitici dramadan okulöncesi ve temel eğitim çağı çocuklarının eğitilmesinde elde edilebilecek yararlar, diğer bir deyişle gerçekleştirilmek istenen genel amaçlar şu maddeler altında toplanabilir (Önder, 1999: 71-83):
a. Çocukta yaratıcılığı ve hayal gücünü geliştirmesi,
b. Zihinsel kapasiteyi geliştirmesi,
c. Kendilik kavramının Gelişmesinde katkı,
d. Bağımsız düşünme ve karar verme,
e. Duyguların farkına varılması ve ifade edilmesi,
f. İletişim becerilerine olumlu katkı,
g. Sosyal farkındalığın artması ve problem çözme yeteneğinin gelişmesi,
h. Demokrasi eğitimine destek,
i. Grup içi süreçlere olumlu katkılar (arkadaşlık),
j. Öğretmenle çocuklar arasında olumlu ilişkilere katkı,
k. Genel öğrenci performansına olumlu etki.

 

Nar Sanat, Eğitici DRAMA Çalışması- Okyanustaki istiridye – Bakırköy

 

19 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek festivalde 7’den 70’e herkes “Opera” diyecek…

Türk ve dünya operalarının seçkin yapıtlarını, görsel bir şölende sanatseverlerle buluşturacak olan 3. Uluslararası İstanbul Opera Festivali, 7 Temmuz’da kapılarını açıyor. Festival biletleri ise www.mybilet.com adresinde ve MyBilet kiosklarında satışa çıktı.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 3. Uluslararası İstanbul Opera Festivali, 7 – 19 Temmuz 2012 tarihlerinde İstanbul’un büyülü atmosferinde önemli prodüksiyonlara ev sahipliği yapacak.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Başrejisörü Yekta Kara’nın Sanat Yönetmenliğinde organize edilen festival, 2012 Temmuz ayı boyunca, beş opera prodüksiyonu ve bir Gala Konserin yer aldığı 10 temsille Türk ve Osmanlı dünyasının kapılarını açarak sanatseverlere unutulmaz anlar yaşatacak. Ankara, İstanbul, İzmir,Antalya ve Samsun Devlet Opera ve Balesi yapımlarının yanı sıra festivalin bu seneki sürprizi, dünyaca ünlü Arjantinli tenor Jose Cura olacak.

Festivalin 7 Temmuz’daki açılış temsili, W.A.Mozart’ın operalarından bir başyapıt örneği “Don Giovanni” operası ile gerçekleşecek. Ankara DOB tarafından Yekta Kara’nın rejisi ile sahnelenecek eser, İstanbul’un modern yüzü Haliç Kongre Merkezi’nde izleyici ile buluşacak.

İlk yıldan itibaren festivalin vazgeçilmezi, Viyanalı ünlü besteci W. A. Mozart’ın, Osmanlı İmparatorluğu’nun parlak dönemlerinden bir hikaye sunduğu “Saraydan Kız Kaçırma” operası ise doğal mekanı içinde, ardı ardına üç gün, Topkapı Sarayı’nda, Samsun DOB tarafından sahnelenecek.

İzmir DOB’un, padişahların evi Topkapı Sarayı’nda sahneleyeceği, besteci Okan Demiriş imzalı, “IV. Murat” operası; Osmanlı padişahları arasında en korkusuz, en güçlü ve bir o kadar da eğitimli ve ince ruhlu Sultan Dördüncü Murat’ın trajik hayatının anlatıldığı, belleklerden silinmeyecek bir prodüksiyonla sanatseverlerin karşısına çıkacak.

İstanbul DOB’un sahneleyeceği ve Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid’in Timur Han’la olan savaşının konu edinildiği “Yıldırım Bayezid” operası, İtalyan besteci, Antonio Vivaldi’nin muhteşem anlatısını Kadıköy Süreyya Operası’na taşıyacak.

Besteci Selman Ada’nın Halit Ziya Uşaklıgil’in ünlü romanından esinle bestelediği, vicdanı ile arzuları arasında sıkışıp kalan bir kadın karakterin anlatıldığı “Aşk-ı Memnu” operası, Antalya DOB ile festivale Bahçeşehir Kültür Sanat Merkezi’nden sıcak bir hava katacak.

Tarihsel mekanlarla bütünleşerek İstanbul’u dünya ölçeğinde benzersiz bir konuma yerleştirecek festival, Topkapı Sarayı, Aya İrini, Süreyya Operası, Haliç Kongre Merkezi, Bahçeşehir Kültür Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

 

Kaynak : [-]

Antalya Büyükşehir Belediyesi&Antalya Kültür Sanat Vakfı işbirliğiyle düzenlenen 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde bu yıl rekor ödüller dağıtılacak

Antalya Büyükşehir Belediyesi&Antalya KültürSanat Vakfı işbirliğiyle düzenlenen 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde

En İyi Film ödülü 350 bin TL’den 400 bin TL’ye,

En İyi İlk Film ödülü 50 bin TL’den 55 bin TL’ye,

En İyiYönetmen ödülü 50 bin TL’den 55 bin TL’ye,

En İyi Senaryo  ödülü 30 bin TL’den 35.000 TL’ye yükseltildi.

Altın Portakal’ın ulusal uzun metraj dalında bu yıl dağıtacağı “en iyi film”, “en iyi ilk film”, “en iyi yönetmen”, “en iyi senaryo”, “en iyi görüntü yönetmeni”, “en iyi müzik” ödülleri, kategorilerinde Türkiye’de dağıtılan en yüksek parasal ödüller olma özelliği taşıyor.

Başvuruların başladığı Ulusal ve Uluslararası Uzun Metraj, Ulusal Belgesel ve Kısa Film yarışmaları için son başvuru tarihi 6 Ağustos olarak belirlendi.

Uluslararası dalda 10 filmin yarıştığı 48. Altın Portakal’a ulusal uzun metrajda 45, belgeselde 104, kısa film dalında 274 film başvuruda bulunmuş; ön jüri elemeleri sonrasında ulusal uzun metrajda 13, belgesel ve kısa film dallarında 20’şer film yarışmaya seçilmişti. 49. Festival’de tüm dallar için geçerli olmak üzere bu sayıların artması bekleniyor.

6 – 12 Ekim 2012 tarihleri arasında gerçekleşecek olan Türkiye’nin en uzun soluklu festivali Altın Portakal’a ulusal uzun metraj film yarışması dalında başvuracak filmlerin yurtiçinde yapılan ulusal ya da uluslararası hiçbir yarışmaya katılmamış, herhangi bir ulusal TV kanalında (pay TV kanalları dahil) gösterilmemiş ve DVD baskılarının satışa sunulmamış olması gerekiyor.

En İyi Film ödülü 400 bin TL 

49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında verilecek ödüller şu şekilde belirlendi:

En İyi Film                                     400.000 TL Apple-tab-span” style=”white-space:pre”> ve Altın Portakal heykeli

En İyi İlk Film                                  55.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Yönetmen                              55.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Senaryo                                 35.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Görüntü Yönetmeni                                          30.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Müzik                                                                        30.000 TL   ve Altın Portakal heykeli

En İyi Kadın Oyuncu                                                        Altın Portakal heykeli

En İyi Erkek Oyuncu                                                       Altın Portakal heykeli

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu                                  Altın Portakal heykeli

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu                                   Altın Portakal heykeli

En İyi Kurgu                                                                       Altın Portakal heykeli

En İyi Sanat Yönetmeni                                                 Altın Portakal heykeli

 

Behlül Dal Jüri Özel Ödülü                                          Altın Portakal heykeli

(Herhangi bir dalda genç bir yetenek -yönetmen, oyuncu, senaryo yazarı, görüntü yönetmeni, besteci- için kullanılır.)

 

Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü                                  Altın Portakal heykeli

(Ses tasarımı, özel efekt, kostüm, makyaj tasarımı, v.b. teknik dallardan birinde kullanılabilir.)

 

Antalya Teşvik Ödülü                     70.000 TL                             

(En İyi Film Ödülü’nün sahibi olan yapımcının, ödülü aldığı yılı takiben 2 yıl içinde çekeceği yeni  filminin  bir bölümünü yönetmelikte belirtilen kriterlere uygun olarak Antalya’da çekmesi halinde teşvik amacıyla verilen ödüldür.)

 

En İyi Belgesel  15.000 TL              ve Altın Portakal Heykeli

En İyi İlk Belgesel     5.000 TL  ve Altın Portakal Heykeli

En İyi Kısa Film  10.000 TL  ve Altın Portakal Heykeli

 

Halkın Portakalı 

Birincilik ödülü     30.000 TL

İkincilik ödülü      20.000 TL

Üçüncülük ödülü    10.000 TL

 

Kaynak : (-)  

Umberto Eco’yu okumak, şifalı bir nehrin şelalesinde yıkanmak gibidir. Can yayınları’nca yayımlanan son kitabı günlük yaşamdan sanata adlı denemeleri de, Eco’nun günümüzün karmaşık sanat ve üretim-tüketim ilişkilerini çözümlediği 16 yazısından oluşuyor.

ERDİNÇ AKKOYUNLU

Edebiyat bilen büyük usta İtalyan bilim adamı Umberto Eco, ülkesinin Bolongna kenti üniversitesinin profesör kadrosunda yer alıyor ve Ortaçağ konusunda dünyanın sayılı en iyileri listesinde ilk sırada bulunuyor. Dünyaca ünlü olmasını sağlayan 1986 yılındaki Gülün Adlı adlı Ortaçağ manastırında geçen polisiye romanından sonra Türk okurunun da radarına yakalanan Eco, edebiyatı damarlarına kadar bilen ve bunu en mütevazı şekilde sunan isimlerinden sayılıyor. Bu özelliğindendir ki, ele aldığı edebi metin ister roman olsun ister deneme, konu-üslup mimarlığını Mimar Sinan dehası ve estetiğinde oluşturuyor. Böylece bilim dünyasının en zor anlaşılır konularından göstergebilim ile ilgili yazılarını da okutmakla kalmayıp, Süleymaniye güzelliğinde kültürel miras olan Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti gibi anıt niteliğinde denemelere imza atıyor.

Eco’nun Günlük Yaşamdan Sanata adlı denemelerini aslında yine Can Yayınları’nca 1996’da okurla buluşturulan Ortaçağı Düşlemek ile beraber okumanacak/değerlendirecek bir eser. Çünkü Eco’nun o önemli denemelerinde ele alınan ana tema yeni kitabında da işleniyor. Fakat Günlük Yaşamdan Sanata aldı yapıtın ilk 30 sayfası Ortaçağı Düşlemek’in temel niteliklerini barındıran bir özet anlamı da taşıyor.

KARANLIĞA BİZİ NE GÖTÜRÜR

Ortaçağı Düşlemek’te öz olarak, günümüz dünyasının Ortaçağ dünyası ile tıpkı özellikler gösterdiğini anlatıyor Umberto Eco. Dünyanın en zengin iş adamlarının mimari harikası gökdelenlerinin, Ortaçağ soylularının şato-kalelerinin mantık itibariyle yeni inşa malzemeleriyle yapılmış ve teknolojiyle donatılmış hali olduğunu düşünen Eco, Ortaçağ’ın en değerli ulaşım aracı atların yerini bugün önünde at simgesi bulunan spor arabaların aldığını, Ortaçağ’da yaşanan kişinin can güvenliğinden yoksun oluşu halinin bugün de daha gelişmiş saldırı silahları nedeniyle artarak sürdüğünü ifade ediyor. Bu düşüncelerini; sanatın günümüzdeki yorumlanışı ve üretim-tüketim ilişkisi içinde Günlük Yaşamdan Sanata adlı denemelerinde derinleştiren Eco, günümüz dünyasını teknolojik aletlerle donatılmış, kapitalizmin dünyaya egemen olduğu bir Ortaçağ olarak değerlendiriyor. Günümüz dünyasının teknolojiden örülü yaşam ağında teknolojinin çöküşünün insanlığı Ortaçağ’a götürecek unsur olduğunu dile getiren tezden söz eden Eco, New York’ta birbirini tetikleyen hava, deniz ve kara ulaşım sorunları ve bir de buna eklenen genel grev anında yaşanan büyük bir kar fırtınası, ardından elektriğin blackout adı verilen şekilde tüm şehirde tamamen kesilmesiyle birlikte başlayacak tüm mal ve hizmetlerin alımındaki sıkıntılar ile yaşanacak kargaşa ortamının birkaç hafta içinde şehri Ortaçağ’ın elektriksiz, salgın hastalıklı ve güvenliksiz dünyasına çevirebileceğini anlatıyor.
Örnekler hayattan ve sanattan

Ve ekliyor, aslında günümüz dünyasını Ortaçağ’a döndürebilecek bir dizi bu gibi felaket değil, kültürün ve sanatın yorumlanışı ile pek tabii ki yaşam tarzımızın tümü bizi Ortaçağ’a götürebilecek nitelik taşıyor. Eco, tezini açıklarken de, doğal olanın yerine yapayın konuluşunu ve bunun doğaldan daha fazla değer buluşuna dikkat çekiyor. Örnek olarak da Amerika’daki yapay Afrika olan San Diego Hayvanat Bahçesi’nin dünyadaki ününü ve doğal olanın yerine geçişini veriyor.

Dünyanın Ortaçağ’ı yeniden açacağını ya da yaşanan dönemin Ortaçağ olduğunu örneklerken, beşyıl içinde yaşanan teknolojik gelişmelerin o beş yılı yaşamamış insan tarafından bile nasıl şokla karşılanacağına atıfta bulunarak, bu teknolojik gelişmenin insanoğlundaki zihinsel karşılığının bulunmadığını; dolayısıyla da tüm teknolojik üretim- tüketim ilişkilerinin yarar ve faydadan çok, tüketiciyi şaşırtma üzerine kurulu bir sistem olduğunu anlatıyor. Ortaçağ örneklerini yinelerken, bugün pek çok kişinin koşulsuz katılacağı bir düşünceyi de dile getiriyor Eco. Ortaçağ’da nereden geleceği belli olmayan bir ok yahut kılıç ile ölme korkusu yaşayan insan tedirginliğinin günümüzde New York’un ve Paris’in metro istasyonlarında ya da şehir merkezindeki bazı semtlerinde her gün artarak yaşandığına dikkat çekiyor usta yazar.

TÜKETİCİ OLMAK YETMEZ…

Hayatın üzerine kurulduğu teknolojinin doğanın öfkesi ya da insanların küçük hataları ile çökmesi durumunda yaşanacak karanlığın bizi Ortaçağ’a götürebileceği düşüncesinin entelektüel genel çevrece kabul gördüğüne vurgu yapan Eco, sanatı himaye ediş biçimi ve üretim – tüketim ilişkilerine bile bakıldığında teknolojinin çökmesine dahi gerek olmadan aslında ve belki de teknoloji gözleri kör ettiğinden bu tür bir Ortaçağ’a gidişin görülemediğini anlatıyor. Sanat tüketicisi olmanın, kendine sunulan her şeyi satın alabilmek ve söz gelimi Picasso tablosuna milyon dolarlar vermekle mümkün olmadığını, sorgulamanın; dayatılan üretim-tüketim sistemini irdelemenin önemli olduğuna işaret eden Eco, yaklaşık 40 yıl öncesi denemeleriyle günümüz dünyasını nasıl o günden hatasız görebildiğini göstererek, entelektüel birikimin önemine de kalın çizgilerle vurgu yapıyor.

Kaynak : [-]

 

Dünyanın önemli çağdaş sanat fuarlarından İspanya’nın başkenti Madrid’deki ARCO’ya 2013 yılında konuk ülke olarak katılacak Türkiye’nin küratörlüğünü yapan Vasıf Kortun, ”Türkiye, ARCO için doğru bir yıl seçti” dedi

ARCO

Türkiye’nin ARCO 2013’e konuk ülke olarak katılacağının resmileşmesinden yaklaşık bir ay sonra Madrid’e gelen küratör Vasıf Kortun, IFEMA fuar alanı yöneticileri,ARCO direktörleri ve İspanyol sanat yazarlarıyla bir araya geldi. Türkiye Büyükelçiliği’nin Madrid’deki rezidansında verilen resepsiyonda kısa bir konuşma yapan Kortun, son 12 yılda farklı sebeplerden dolayı birçok kez ARCO’ya geldiğini belirterek, ”ARCO’ya konuk olan ülkeleri hep kıskanmışımdır ve ‘Ne zaman Türkiye olacak’ sorusunu çok sormuşumdur” diyen Kortun, Türkiye’nin doğru bir yılda ARCO’ya katılmasına ve küratör olarak kendisine verilen güvenden dolayı çok mutlu olduğunu söyledi.
Türkiye’de sanatsal açısından çok çeşitli enerjilerin bir araya geldiğini vurgulayan Kortun, sözlerine şöyle devam etti:

”10-20 yıl öncesine oranla sanat ortamının ciddi anlamda olgunlaşması, çok daha güçlü bir sanat ortamı ve sanatçılar bulunması; sanata desteğin çok ciddi bir yapıya kavuşmuş olması; ve son olarak Türkiye için yeni bir ortam diyebileceğimiz her anlamda devlet desteği verilmesi çok önemli gelişmeler. Dolayısıyla proje kötü olursa beni kıyasıya eleştirebilirsiniz.”

Vasıf Kortun ayrıca, Türkiye’deki güzel sanatlar ve yeni kültür üretiminin özellikle son 15 yılda çok ciddi bir hareketlilik içinde olduğunu belirtti.

Resepsiyonda konuşan Türkiye’nin Madrid Büyükelçisi Ayşe Sinirlioğlu da Vasıf Kortun’un ”mükemmel bir profesyonel geçmişe sahip olduğunu, Türkiye’de ve yurt dışında çok sayıda prestijli çalışmaya imza attığı” kaydederek, ”Bu projede ona sahip olmak bizim için bir şans. Onun tecrübesi ve yönetimi ARCO’da Türkiye’nin başarısını garanti edecek önemli faktörler olacak. Çok pozitif bir sonuç elde edeceğimize inanıyorum” ifadesini kullandı.

Madrid’deki temasları sırasında küratör Kortun, iyi bir proje hazırlanması halinde Türk çağdaş sanatının ARCO’da evsahibi İspanyollara ve diğer uluslararası katılımcılara tanıtılmasının zor olmayacağını söyleyerek, ”Türkiye’de gerçekten çok güçlü sanatçılar var. Eskisinden çok daha güçlü ve yaygın bir ortamdan bahsediyoruz. Kurumsal anlamda da destek var. Dolayısıyla gözardı edilemeyecek bir şey oluyor” diye konuştu.

Türkiye’nin ARCO’ya katılımında İstanbul’daki galerilerin ağırlıklı olacağını gizlemeyen Kortun, buna rağmen ”Ben de İstanbulluyum, ama her şey İstanbul demek değil. Galeri olarak başka kentlere de bakıyorum. Olur mu olmaz mı bilmem, ama o niyetim var” dedi.

”Bu zamana kadar Türkiye’den ARCO’ya katılım yok denebilecek kadar az düzeydeydi. Türk çağdaş sanatı da İspanyollar için bir kapalı kutu gibi, ne verirsek onu alacaklar. Bunun size göre riskli bir yanı var mı?” sorusuna Türk küratör, ”Yok. Gözü ve gönlü açık bir şekilde sergiye bakmaya gelen insanlar için bir sıkıntı olduğunu sanmıyorum. Ama tabii bazı şeylere illa ki dikkat etmek gerekiyor. Uluslararası bir proje yapıyorsanız onun arkasını sağlam tutmanız gerekiyor. Her şey kolayca anlaşılır olmayabilir, her şey sıradan ve basit olmayabilir, her şey tanıdıkları bir kültürden gelmediği için daha zor okunabilir. Ama onun altyapısını hazırlarsanız, belli bir eğitim ve bilgilendirme programı içinde sunarsanız o zaman yollar daha kolay açılır” cevabını verdi.

Kortun, Türkiye’nin ARCO’daki küratörü olarak ilk önce Madrid’e gelip temaslarda bulunmak istediğini, henüz çok fazla dillendirmese de Türkiye’de heyecan olduğunu gördüğünü belirterek, ARCO’daki Türkiye pavyonunun temasız olabileceğini ifade etti.

Opus Amadeus Oda Müziği Festivali’nin ikinci konserinde flütist Bülent Evcil ve piyanist Gökhan Aybulus, Mozart’ın hayatının pek erken bir döneminde, 8 yaşında yazdığı flüt sonatlarını seslendirecekler. Etkinlik 11 Mart Pazar günü saat 20.00’de başladı. Biletleri Biletix’ten alabilirsiniz.

Mozart’ın melodik zenginliği ve afacan çocuk coşkusuyla bestelenmiş birbirinden zarif bu eserler çok erken yaşta  olgunlaşmaya başlayan Avusturyalı dahinin oda müziğine kazandırdığı lezzet dolu bir sonat sepeti.

Gökhan Aybulus konserde Rus besteci Sergei Rachmaninoff’un 1931 yılında bestelediği ve  20 varyasyondan oluşan “Corelli’nin bir Teması Üzerine Varyasyonları” ile  J.S. Bach’ın Ferrucio Busoni tarafından piyanoya uyarlanan, ilahi  huzurun notalarla  temsil edildiği koral prelüdlerini de seslendirecek. Claude Debussy’nin solo flüt için yazdığı “Syrinx” adlı eseriyle büyük Fransız bestecinin doğumunun 150. Yılı da bu kutlanacak.

W.A.MOZART ( 1756-1791)

Si bemol Majör Flüt ve Piyano Sonatı, KV 10

Sol Majör  Flüt ve Piyano Sonatı, KV 11

La Majör Flüt ve Piyano Sonatı, KV 12

SERGEI RACHMANINOFF ( 1873-1943)

Corelli’nin bir  Teması Üzerine Varyasyonlar, Op. 42

CLAUDE DEBUSSY  ( 1862- 1918)

Syrinx, L 129

J.S.BACH – FERRUCIO BUSONI ( 1866-1924)

Koral prelüd   “İch ruf zu Dir”,  BWV 639

Koral prelüd  “Nun komm der Heiden Heiland ” BWV 659

W.A.MOZART

Fa Majör Flüt ve Piyano Sonatı, KV 13

Do Majör  Flüt ve Piyano Sonatı, KV 14

Si bemol Majör Flüt ve Piyano Sonatı, KV 15

 

Kaynak : cumhuriyet.com.tr

 

Dünya Emekçi Kadınlar Günü Tüm Kadınlarımıza Kutlu Olsun… Her şey olabilen bukalemunların bir gün de kadın olması dileğiyle. ( Nar Sanat )

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne özel İstanbul’da çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek. İşte o etkinliklerden bazıları…

* İstanbul Modern Sanat Müzesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlara özel iki rehberli tur ve bir atölye çalışması düzenliyor.

Rehberli Tur: Kadınlara özel rehberli tur, modern ve çağdaş sanatın temsilcileri olan on kadın sanatçının eserini kapsıyor.İstanbul Modern’in sergi salonlarında yer alan sanat eserlerinin incelenmesine ve bu eserlerin yaratıcısı olan kadın sanatçıların sanat yaşamlarının ele alınmasına odaklanan rehberli turlar, 11.00 ve 15.00 saatlerinde düzenleniyor ve 45 dakika sürüyor.

Atölye Çalışması: Aynı gün İstanbul Modernkadın izleyicilerine özel bir atölye çalışması da gerçekleştiriyor. Bu atölye çalışmasında katılımcılar, kişisel deneyimlerinden yola çıkarak bir duvar resmi oluşturuyor. Atölye çalışması sanat üretiminde kişisel ifadenin önemini keşfetmeye, duygu ve düşünceleri görsel olarak ifade etmeye odaklanıyor. Program 16.00 – 18.00 saatleri arasında yirmi kadın katılımcıyla gerçekleştiriliyor.

Bu etkinlikler ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor.

Bilgi ve rezervasyon için
[email protected]
veya 0212 334 73 41

* Sakıp Sabancı Müzesi, 8 Mart’ta kadınları ücretsiz olarak ağırlıyor.

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), Dünya Kadınlar Günü çerçevesinde, sanatsever kadınlara bir hediye vermeye hazırlanıyor. 8 Mart tarihinde, gün boyunca müzeye ücretsiz girebilecek kadınlar, “Ağa Han Müzesi Hazineleri” sergisi kapsamında saat 14:00 ve 16:00’da düzenlenecek rehberli turlara da ücret ödemeden katılabilecek. Uygulama, 13 Mart 2011’e kadar devam edecek “Ağa Han Müzesi Hazineleri” sergisini görmek isteyen kadınlara son bir fırsat daha sunacak.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlar, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki ”Rembrandt ve Çağdaşları-Hollanda Sanatının Altın Çağı” sergisini ücretsiz ziyaret edebilecek.

* İBB Şehir Tiyatroları’nın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla hazırladığı belgesel film İstanbul’un Kadınları Sahnelerin Sultanları, 7 Mart 2011 Pazartesi günü, saat: 19.00’da Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde ücretsiz gösterilecek.

* Jurassic Land, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Bayrampaşa İstanbul Forum’da Ücretsiz!

* Kadıköy‘de de kadınların, erkek egemen zihniyete karşı isyan ettiği gün olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, eylemler yapılacak, söyleşiler, film gösterimleri düzenlenecek, kadın oyunları sahnelenecek.

* An & An Studio Kadınlar Günü’ne özel 10 Mart’ta latin ve zumba gecesi düzenliyor. Arena Park AVM içi Bebek Santral Cafe (21.00-01.00)

* Kilyos Kadın Dayanışma Şenliği 10 Mart Cumartesi günü 13.00-17.00 saatleri arasında depremzedelerin yerleştirildiği Sarıyer Belediyesi Kilyos Sosyal Tesisleri’nde depremzede kadınlara yönelik bir şenlik düzenlenecek. Şenlik için saat 12.00’de Sarıyer İlköğretim Okulu önünden otobüs kaldırılacak. (Davetiyeler 10TL, davetiyelerden elde edilecek gelir depremzelerin ihtiyaçları doğrultusunda dayanışma amacıyla kullanılacak)

 

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği kurucu üyelerinden ve aynı zamanda Derneğimizin Genel  Sekreterliğinin yanı sıra derneğimizin sahibi olduğu M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu Resim Eğitmeni, Heykel Sanatçısı  Ş. Hale ŞAKARÜRKMEZGİL ’inde eserleri ile katılacağı BRHD ’nin ( Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği ) düzenlemiş olduğu “ 42. Yılı için 142 sanatçı ” sergisi 12 – 31 Mart 2012  tarihinde Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezinde açılıyor.

142 sanatçı ve eserlerinin yer alacağı sergide, Heykel Sanatçısı  Ş.Hale Şakar ÜRKMEZGİL ; 4 heykel ve 4 Tuval üzerine desen çalışması ile katılacak.

Sergi boyunca, halkın da katılımı ile canlı modelden desen çizimi, panel, müzik ve belgesel gösterimlerine BRHD, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezinde ev sahipliği yapacak.

Heykel Sanatçımız Sayın Ş.Hale Şakar ÜRKMEZGİL’ İn kısa öz geçmişi;

Heykel Sanatçısı, Ş.Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL ‘in Artev Sanat Galerisinde açacağı kişisel sergisine tüm sanatseverler davetlidir.

Heykel Sanatçısı  Ş.Hale ŞAKAR ÜRKMEZGİL; 1973 Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu (Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi) Grafik-Serbest İllüstrasyon Bölümü’nden mezun oldu.

1973-1990 yılları arasında reklam sektöründe Art Direktör ve Kreatif Direktör olarak çalıştı.

1989 yılında heykel çalışmalarına seramik ile başladı. Çalışmalarını figüratif tarzda mermer yontu ve bronz döküm ile sürdürmekle birlikte pastel ağırlıklı resim çalışmalarına da devam etmektedir.

Yurtiçinde 15, yurtdışında Hannover, Köln ve Lefkoşa’da olmak üzere üç kişisel sergi açtı.

Umut Vakfı ‘Bireysel Silahsızlanma ve Bireysel Barış’ heykel yarışması ‘Onun Silâhı Sevgi’ seçici kurul teşvik ödülünü aldı.

Fransa ‘Roumaziéres – Loubert-Sculptures dàrgile’ performans yarışmasına (2003) katıldı.

Pek çok yerli ve yabancı koleksiyonlardaki eserlerinin yanı sıra, Ankara Gazi Eğitim Üniversitesi Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonunda  ‘Sevgi Emektir’ heykeli bulunmaktadır.

 

Sergi Açılış Tarihi : 12 Mart 2012, Pazartesi

Sergi Açılış Saati     : 18:00

Sergi Süresi                :  12 – 31 Mart 2012

Adres                              :  Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi

Kennedy Cad. No:4 Kavaklıdere / ANKARA

 

Rock’n Dark ’ın 4 yılından 5 yılına !

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Efes Dark’ın genç müzisyenlere yeteneklerini sergileme ve müzik dünyasında yer edinme fırsatı sunmayı amaçlayan müzik yarışması Rock’n Dark 5 müzikseverlerle buluşuyor.

ock’n Dark 5 kapsamında bu yıl 8 ilde gerçekleştirilecek bölge finallerinin üçüncüsü3 Mart gecesi Garaj İstanbul’da yapılacak. Amatör grupların performansları sonrasında rock müziğinin yükselen sesi Model sahne alacak.

Gece Production organizasyonu ile Efes Dark tarafından düzenlenen Rock’n Dark Müzik Yarışması 5, son hızıyla devam ediyor. Genç müzisyenlere yeteneklerini keşfetme ve müzik dünyasında yer edinme imkânı sunan yarışmanın üçüncü bölge finali 3 Mart Cumartesi günü Garaj İstanbul’da gerçekleştirilecek. Bölge finalinde rock müziğinin yükselen sesi Model sahne alacak.

Bölge finallerinde sahnede canlı performanslarını sergileyecek gruplar arasından jüri ve halk oylaması sonucunda bölge birincileri seçilecek ve birinciler yarı finalde ilk üçe girmek için yarışacak. Mayıs ayında yine İstanbul’da gerçekleştirilecek finalde de Rock’n Dark 5’in birincisi belirlenecek. Rock’n Dark 5’in üçüncü durağı olan İstanbul’da yarışacak olan gruplardan Dilan Kara, Meriva ve Neva İstanbul bölge finalisti olmak için sahnede boy gösterecek.

Biletix’ten satışa sunulan Rock’n Dark 5 İstanbul Bölge Finali’nin bilet fiyatı ise 23 TL.

Genç Müzisyenler Profesyoneller Tarafından Değerlendirilecek
Bu yıl da Rock’n Dark’ta birbirinden önemli isimler jüri koltuğunda yer alacak. Amatör rock gruplarının performanslarını; Müzik yapımcısı Selim Serezli, müzik prodüktörü Haluk Kurosman, Dream TV Genel Yayın Yönetmeni Şafak Ongan, Rock FM Yayın Direktörü Metehan Mert Çakır, Hürriyet Gazetesi müzik yazarı Barış Akpolat, menajer Can Sertoğlu, Gece Yolcuları grubunun solisti Edis İlhan, müzisyen ve yazar Melis Danişmend değerlendirecek.

Dereceye Giren Grupları Önemli Fırsatlar Bekliyor!
Rock’n Dark Müzik Yarışması 5’te birinci seçilen grubun şarkısı dijital single olarak piyasaya çıkacak ve şarkının video klibi de çekilerek Dream TV’de yayınlanacak. İkincilik ödülünü alan grup uluslararası bir müzik festivalini izleme fırsatını yakalarken, üçüncü seçilen grup ise kendi şehrinde tam bir yıllık prova stüdyosu kullanımı hakkı elde edecek.

Rock’n Dark Müzik Yarışması 5 Etkinlik Takvimi
27.01.2012 Ankara Bölge Finali J.J.Balans
24.02.2012 Eskişehir Bölge Finali Hayal Kahvesi
03.03.2012 İstanbul Bölge Finali Garaj İstanbul
17.03.2012 Adana Bölge Finali Seyhan Otel-Adres Bar
24.03.2012 Antalya Bölge Finali Dedeman Otel
06.04.2012 İzmir Bölge Finali İzmir Arena
04.04.2012 Bursa Bölge Finali Bursa Suare
27.04.2012 Konya Finali Rixos Otel
Mayıs 2012 Büyük Final – İstanbul

 

o 59 Film, 49 gala gösterisi, 9 canlı müzik etkinliğinin yer aldığı festivalde Türkiye’den 65, Almanya’dan 50 sanatçıyla söyleşi yapılacak.

Festivalin onur konuğu bu yıl BakırköylüTarık Akan. Akan’a Türkiye’de sinema sanatının gelişimine ve uluslararası alanda tanınmasına yaptığı kalıcı katkılarından ötürü onur ödülü verilecek.

Festival Komitesi Başkanı Adil Kaya yaptığı açıklamada, festivalin 11 Mart’a kadar süreceğini belirterek, “59 filmin yer aldığı festival kapsamında gösterilen filmlerin 6’sı uluslararası prömiyer, 17’si Almanya prömiyeri ve 26’sı ise Nürnberg prömiyeri olacak. İki kültür arasında köprü görevi gören festival, içerdiği konuları bakımından Almanya’nın en dikkat çekici önemli festivali konumundadır” dedi.

Kaya neonazi terör örgütünün Almanya’da işlediği cinayetlerinin Nürnberg’te yaşayanları tedirgin ettiğini ancak bu etkinliğin dostlukların pekişmesinde önemli rol oynamakta olduğunu kaydetti.

Türk-Alman Film Festival komite üyesi Ayten Akyıldız ise, Türk-Alman Film Festivali’nin Türk-Alman filmlerini ve sanatçılarını tanımak açısından önemli olduğunu vurgulayarak, “Nuri Bilge Ceylan, Christian Petzold ve Fatih Akın gibi ünlü yönetmenler festivali desteklemektedir” dedi.

Akyıldız, festivale Türk ve Alman seyircilerin büyük ilgi gösterdiğinine işaret ederek, “Zenne, Mar, Bu son olsun, Güzel Günler Göreceğiz ve Geriye Kalan gibi filmlerin uluslararası prömiyerlerini sunmaktan özellikle gurur duymaktayız” diye konuştu.

Festivalde uzun metraj film kategorisinde Almanya’dan 5, Türkiye;den 3 film yer alıyor. Bunların arasında ünlü yönetmenlerin eserleri kadar ilk filmlerine imza atan genç yeteneklerin eserleri de bulunuyor.

Alman sinemasının uluslararası alanda tanınan başarılı yönetmeni Christian Petzold bu yıl da festivale katılıyor. Yönetmen Petzold son filmi “Barbara” ile Uluslararası Berlin Film Festivali’nde en iyi yönetmen kategorisinde Gümüş Ayı ile ödüllendirilmişti.

Yarışmada Türkiye’den de üç film var. Yönetmen Reis Çelik’in Uluslararası Berlin Film Festivali’nde ödül kazanan eseri “Lal Gece”, Derviş Zaim’in Almanya prömiyeri olarak festivali seçtiği “Gölgeler ve Suretler” ve Nürnberg’de uluslararası prömiyerini gerçekleştirecek olan “Zenne”.

Yarışmada yer alan Almanya yapımları ise şöyle: Töte Mich (Öldür Beni), Kaddisch für einen Freund (Bir Dost İçin Hayır Duası), Frankfurt Coincidences (Frankfurt Tesadüfleri), Einer wie Bruno (Bruno Gibi Biri), Barbara.

Festivale Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Federal Almanya Kültür ve Medyadan Sorumlu Devlet Bakanlığı, InterForum Sanat ve Kültür Derneği, Robert-Bosch Vakfı, Nürnberg Şehir Belediyesi Kültür Dairesi ile Bavyera Eyaleti Başbakanlık Dairesi, tarafında destek veriliyor.

Nürnberg’de 1992 yılında Türkiye Sinema Günleri adı altında başlayan festival, zamanla Türk Alman Film Festivali adını aldı.

Bu yıl 19-29 Mart 2012 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan Akbank Kısa Film Festivali kapsamında gerçekleştirilecek “Kısa Film Yarışması”nın ön eleme sonuçları belli oldu

Festivalin yarışma ve yarışma dışı kategorilerine bu yıl toplam 557 filmin başvurdu.

Belgesel yönetmeni Emel Çelebi, kurgucu Bora Gökşingöl ve yönetmen Selim Evci’den oluşan ön eleme jüri kurulunun değerlendirmesi sonucu, yarışmalı bölüme katılan eserler arasından 20 kurmaca film ve 10 belgesel olmak üzere toplam 30 kısa film “Festival Kısaları” bölümünde izleyicilerle buluşmaya hak kazandı.

Festivalin “En İyi Kurmaca Film”i seçecek Kurmaca Kategorisi Jüri Kurulu; Yapımcı Zeynep Özbatur, Oyuncu Uğur Polat, Sinema Yazarı Cüneyt Cebenoyan, Yönetmen Seren Yüce ve Akbank SanatMüdürü Derya Bigalı’dan oluşuyor.

“En İyi Belgesel Film”i belirleyecek Belgesel Kategorisi Jüri Kurulu’nda ise; Yazar Yekta Kopan, Belgesel Yönetmeni Ethem Özgüven ve Aysim Türkmen, Gazeteci ve Sinema Yazarı Burçak Evren ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı yer alıyor.

Ana jürinin değerlendirmesinin ardından düzenlenecek festivalin ödül töreninde, “En İyi Kurmaca Film” ve “En İyi Belgesel Film” 8.000 TL ile ödüllendirilecek.

20 ülkeden 110 film, 40 seans, 11 söyleşi ve atölye çalışması, sinema dünyasından 21 konuğun yer aldığı Akbank 8. Kısa Film Festivali’nin kapısı 10 gün boyunca herkese açık olacak ve tüm etkinlikler ücretsiz olarak Akbank Sanat’ta izlenebilecek.

Ayrıca film gösterimleri, Akbank Sanat’ın kafesinde de eş zamanlı olarak gösterilecek.

Dünya festivallerinden filmlerle Akbank 8. Kısa Film Festivali’nde buluşmak  ve detaylı bilgi almak için www.akbankkisafilm.com ya da www.akbanksanat.com adreslerini ziyaret edebilirsiniz.

Ön elemeyi geçen kurmaca filmler

1. Tolerans- Besi Adut
2. Musa- Serhat Karaaslan
3. Jerry- Kaan Müjdeci
4. Dua- Tuna Balkan
5. Kahverengi ve Siyah- Bedir Afşin
6. Sessiz- L.Rezan Yeşilbaş
7. Gerayîş- Çetin Baskın
8. Korkuluk- Adem Demirci
9. Gerçek Bir Hikâyeden Uyarlanmıştır- Kerem Keskin
10. Asker- Murat Çetinkaya
11. Saman Makinası- Ersin Mert
12. Tam Ekran- Barış Hancıoğulları
13. Mi Hatice- Denis Metin
14. Başlangıç- Yiğit Evgar
15. La Quatorziéme- Hüseyin Aydın
16. Bağ- Mehmet Kemal Bayrak
17. Onaksibir- Can Emre
18. Baydara “Edra’nın Kaderi”- Can Eren
19. Ali Ata Bak- Orhan İnce
20. Alala- Ahmet Baturay Tavkul

Ön elemeyi geçen belgesel filmler

1. Sahnenin Haykırışı- M. Cengiz Tünay
2. Dinozor – Zümrüt Çavuşoğlu
3. Ben Geldim Gidiyorum- Metin Akdemir
4. Cneydo- Hüdai Ateş
5. Dışardakiler- Hüseyin Aydın
6. Susmaz Sokak- Elif Mermer
7. Ekmeğin Hakkı- Ayhan Aslan
8. Yalnızlığın İki Yüzü- Serhat Çatak
9. Kadim- Okan Avcı
10. Pantolon Balığı- Kurtuluş Yiğit Demiralp, Emre Karakaş

“Yarışma Dışı Gösterim” bölümünde gösterilecek filmler

1. Rüzgarın Çocukları- Ahmet Çadırcı
2. Nolya- M. Cem Öztüfekçi
3. Kelimeler ve Teyze- Nazlı Dönmez
4. Ekmek- Koray Sevindi
5. Gel-git- Akile Nazlı Kaya
6. Kahve Molası- Emre Ergenç
7. Ayn- Nefes Polat
8. Ekmeğim- Hakan Ün
9. Yol Hikayesi- E. Mert Kökver
10. Memur – Mehmet Emin Yıldırım