Şunun için etiket arşivi: arjantin

9 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 99. (artık yıllarda 100.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 266 gün vardır.

tarihte-bugun-ne-oldu

Olaylar

  • 1770 – Mora zaferi.
  • 1860 – Dünyada ilk kez bir ses kayıt altına alınabildi
  • 1928 – TBMM , Anayasa’nın ikinci maddesini değiştirdi ve laiklik yürürlüğe girdi. Söz konusu maddeden, “Türkiye Devleti’nin diniİslam’dır” bölümü çıkarıldı.
  • 1932 – İlk kadın hakim Mürüvvet hanım, Adana’da göreve başladı.
  • 1936 – İstanbul Telefon Şirketi devletçe satın alındı.
  • 1945 – Türkiye’de yerli ampul üretimi başladı.
  • 1952 – Şehir Tiyatroları Müdürlüğüne, Orhan Hançerlioğlu getirildi. Hançerlioğlu daha önce İstanbul Emniyet Üçüncü Şube Müdürü’ydü.
  • 1957 – Süveyş Kanalı batıklardan temizlenerek yeniden gemi trafiğine açıldı.
  • 1953 – İlk üç boyutlu film olan Mumyalar Müzesi (House of Wax) Warner Brothers şirketi tarafından gösterime sunuldu.
  • 1958 – CHP’nin yayın organı Ulus gazetesi üçüncü kez kapatıldı. Kapatmaya, Ankara Milletvekili Bülent Ecevit’in bir yazısı yol açtı.
  • 1969 – İngiltere’de imal edilen ilk Concorde uçağı ilk uçuşunu gerçekleştirdi.
  • 1979 – Türkiye’de ilk kez bir hastanın kulağına kıkırdak nakli yapıldı.
  • 1982 – Anıtkabir Müdürlüğü, Genelkurmay Başkanlığına bağlı Anıtkabir Komutanlığına bağlandı.
  • 1985 – Kapatılan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Alparslan Türkeş 4,5 yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi.
  • 1991 – Gürcistan’da yapılan halk oylamasıyla Sovyetler Birliği’nden bağımsızlık kararı alındı.
  • 1991 – Paskalya için İstanbul’a gelen Yunan turistleri taşıyan otobüs, akli dengesi bozuk bir şahıs tarafından Vezneciler Hamidiye Oteli önünde kundaklandı. Olayda 5’i çocuk 33 kişi yanarak can verdi.
  • 2003 – Irak’ın ABD önderliğindeki koalisyon güçleri tarafından işgalinin başlamasından birkaç hafta sonra Bağdat düştü.

Doğumlar

  • 1336 – Timur, Türk komutan ve Büyük Timur İmparatorluğu’nun kurucusu (ö. 1405)
  • 1821 – Charles Baudelaire, Fransız şair (ö. 1867)
  • 1830 – Eadweard Muybridge, İngiliz asıllı fotoğrafçı (ö. 1904)
  • 1898 – Paul Robeson, ABD’li ses sanatçısı (ö. 1976)
  • 1926 – Hugh Hefner, ABD’li işadamı
  • 1933 – Jean Paul Belmondo, Fransız sinema oyuncusu.
  • 1954 – Dennis Quaid, ABD’li oyuncu
  • 1955 – Joolz Denby, İngiliz şair, yazar
  • 1963 – Dean Norris, ABD’li oyuncu
  • 1966 – Cynthia Nixon, ABD’li oyuncu
  • 1969 – Linda Kisabaka, Alman atlet
  • 1974 – Jenna Jameson, ABD’li oyuncu
  • 1977 – Gerard Way, My Chemical Romance vokalisti
  • 1978 – Naman Keïta, Fransız atlet
  • 1978 – Cameron Cartio, İran asıllı İsveçli vokalist
  • 1979 – Katsuni, Fransız porno oyuncusu.
  • 1980 – Luciano Galletti, Arjantinli futbolcu
  • 1986 – Leighton Meester, ABD’li oyuncu
  • 1987 – Jesse McCartney, ABD’li şarkıcı,aktör
  • 1990 – Kristen Stewart, ABD’li oyuncu
  • 1998 – Elle Fanning, ABD’li oyuncu

Ölümler

  • 491 – Zeno, Doğu Roma İmparatoru (d. 425)
  • 1492 – Lorenzo de’ Medici, İtalyan devlet adamı, Floransa kentinin hükümdarı (d. 1449)
  • 1553 – François Rabelais, Fransız yazar (d. 1494)
  • 1626 – Sir Francis Bacon, İngiliz devlet adamı ve filozof (d. 1561)
  • 1945 – Dietrich Bonhoeffer, Nazizm karşıtı Alman teolog (d. 1906)
  • 1945 – Wilhelm Canaris, Alman amiral, Nazi Almanyası’nda Abwehr başkanı (d. 1887)
  • 1945 – Georg Elser, Hitler’e karşı başarısız süikast girişiminde bulunan Alman marangoz (d. 1903)
  • 1945 – Hans Oster, Nazi Almanyası’nda Wehrmacht generali (d. 1887)
  • 1950 – Cemil Cem, Türk karikatürcü (d. 1882)
  • 1961 – Ahmet Zogu, Arnavutluk kralı (d. 1895)
  • 1963 – Xul Solar, Arjantinli ressam ve heykeltraş (d. 1887)
  • 1982 – Turan Güneş, Türk siyasetçi (d. 1922)
  • 1985 – Şaziye Moral, Türk tiyatro oyuncusu (d. 1903)
  • 1988 – Şevket Rado, Türk şair, gazeteci ve yazar (d. 1913)
  • 1993 – Kemal Ilıcak, Tercüman gazetesi sahibi (d. 1932)
  • 2012 – Meral Okay, Türk, senarist, oyuncu, söz yazarı.(d. 1959)

Tatiller ve Özel Günler

  • Fırtına : Üçdokuzların 3. sü

tarihte-bugun-ne-oldu3 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 93. (artık yıllarda 94.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 272 gün vardır.

Olaylar

  • 1559 – İtalya Savaşı’nı bitiren barış anlaşması imzalandı.
  • 1879 – Rus ordusu tarafından alınan Osmanlı toprağı Sofya, Bulgaristan’ın başkenti ilan edildi.
  • 1906 – Lumiere Kardeşler renkli fotoğrafı icat etti.
  • 1918 – Çaldıran ve Saray’ın düşman işgalinden kurtuluşu.
  • 1922 – Josef Stalin ilk Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri oldu.
  • 1930 – Türk kadınlarına belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanıyan yeni Belediyeler Kanunu kabul edildi.
  • 1937 – 1961’e kadar, Türkiye’nin tek demir-çelik üreticisi olarak kalan Karabük Demir Çelik Fabrikaları’nın temeli, Başbakan İsmet İnönü tarafından, Zonguldak’ın Karabük köyünde atıldı.
  • 1948 – ABD Başkanı Harry Truman, ekonomik yardımları içeren Marshall Planı’nı imzaladı.
  • 1951 – İstanbul bir kumarhanede yakalanan Büyük Doğu dergisinin sahibi Necip Fazıl Kısakürek 30 lira para cezasına çarptırıldı.
  • 1954 – Adana’da, THY’na ait bir uçak düştü, 25 kişi öldü. Kazada arkeolog, felsefeci ve siyaset adamı Remzi Oğuz Arık da 55 yaşında yaşamını yitirdi.
  • 1958 – 3 bin nükleer karşıtı protestocu Londra’dan Atom Silahları Araştırma Kuruluşu’na doğru yürüdü.
  • 1960 – Moskova’da Bolşoy Tiyatrosu’nda sahneye çıkan opera sanatçısı Leyla Gencer, Verdi’nin ‘La Traviata’ adlı yapıtında büyük başarı kazandı.
  • 1963 – 27 Mayıs, Hürriyet ve Anayasa Bayramı olarak ilan edildi.
  • 1986 – IBM ilk laptop bilgisayarlarını tanıttı.
  • 1992 – Ankara’nın Çankaya ilçesi kaymakamlığına vekil olarak atanan Azize Düşer, Türkiye’nin ilk kadın kaymakamı oldu.
  • 2007 – Fransa’da hızlı tren, deneme sürüşünde saatte 574,8 km hıza erişerek dünya rekoru kırdı.

Doğumlar

  • 1783 – Washington Irving, ABD’li yazar, denemeci, biyografi yazarı ve tarihçi (ö. 1859)
  • 1881 – Alcide De Gasperi, İtalya Cumhuriyeti İlk başbakanı, devlet adamı ve politikacı (ö. 1954)
  • 1894 – Neva Gerber, ABD’li Aktör (ö. 1974)
  • 1915 – İhsan Doğramacı, Iraklı Türkmen ilk YÖK başkanı, doktor ve akademisyen (ö. 2010)
  • 1921 – Darío Moreno, Yahudi asıllı Türk sözyazarı ve şarkıcı (ö. 1968)
  • 1922 – Doris Day, ABD’li Aktör ve yapımcı
  • 1924 – Marlon Brando, ABD’li Aktör (ö. 2004)
  • 1927 – Fethi Naci, Türk yazar ve eleştirmen (ö. 2008)
  • 1930 – Helmut Kohl, Almanya başbakanı
  • 1934 – Jane Goodall, İngiliz primatolog, etolog ve antropolog
  • 1935 – Ahmet Yüksel Özemre, ilk Türk atom mühendisi, akademisyen ve yazar (ö. 2008)
  • 1958 – Alec Baldwin, ABD’li Aktör
  • 1961 – Eddie Murphy, ABD’li Aktör ve komedyen
  • 1963 – Criss Oliva, ABD’li müzisyen (ö. 1993)
  • 1972 – Sandrine Testud, Fransız tenisçi
  • 1978 – Matthew Goode, İngiliz Aktör
  • 1978 – Tommy Haas, Alman tenisçi
  • 1982 – Fler, Alman şarkıcı
  • 1982 – Cobie Smulders, Kanadalı Aktris
  • 1984 – Maxi López, Arjantinli futbolcu
  • 1985 – Jari-Matti Latvala, Fin Dünya Ralli Şampiyonası pilotu
  • 1985 – Leona Lewis, İngiliz şarkıcı
  • 1986 – Amanda Bynes, ABD’li Aktris
  • 1992 – Yuliya Efimova, Rus yüzücü

Ölümler

  • 1882 – Jesse James, Amerikalı haydut, (d. 1847)
  • 1897 – Johannes Brahms, Alman besteci (d. 1833)
  • 1950 – Kurt Weill, Alman besteci (d. 1900)
  • 1954 – Remzi Oğuz Arık, Türk arkeolog, yazar ve siyaset adamı (d. 1899)
  • 1982 – Warren Oates, ABD’li aktör (d. 1928)
  • 1990 – Sarah Vaughan, ABD’li şarkıcı (d. 1924)
  • 1991 – Graham Greene, İngiliz yazar (d. 1904)
  • 2000 – Terence McKenna, ABD’li yazar ve filozof (d. 1946)
  • 2015 – Kayahan, Türk pop şarkıcısı, besteci ve söz yazarı (d. 1949)

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından on birinci kez AKBANK sponsorluğunda düzenlenen 34. İstanbul Film Festivali 4-19 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Dünya sinemasının yeni örneklerinden ödüllü filmlere, Türkiye sinemasının en yenilerinden klasiklerine, yeni keşiflerden başyapıtlara, yönetmen ve oyuncuların katılımıyla yapılacak söyleşilerden partilere, şehrin gözü iki hafta boyunca festivalde olacak.

iksv

Gösterdiği filmlerin çeşitliliği ve niteliğiyle 34 yıldır önder konumunu koruyan İstanbul Film Festivali’ne sayılı günler kaldı. İstanbul Film Festivali bu yıl 4-19 Nisan tarihleri arasında, sinemaseverlere 2014 ve 2015 yıllarının en yenilerinden klasik başyapıtlara, usta yönetmenlerin son filmlerinden yaratıcılığın sınırlarını zorlayan keşiflere yine çok zengin bir program sunacak. Festival, 20’nin üzerinde bölümde 62 ülkeden 222 yönetmenin 204 filminin yanı sıra ücretsiz olarak gerçekleştirilecek usta sinemacıların katılacağı söyleşi ve atölye çalışmalarını, sinema dersleri ile özel etkinlikleri izleyicilerle buluşturacak.

Sinema Onur Ödülleri
oduller15

nbul Film Festivali tarafından her yıl sinema dünyasına imzasını atan isimlere verilen Sinema Onur Ödülleri ’ni bu yıl yönetmen ve yapımcı Yılmaz Atadeniz , müzisyen Cahit Berkay , oyuncu Nebahat Çehre , senarist ve yönetmen Safa Önal ve oyuncu Süleyman Turan alacak. Sinemanın beş usta ismine ödülleri, akşamı Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilecek 34. İstanbul Film Festivali Açılış Töreni ’nde takdim edilecek.

Festival kapsamında Yılmaz Güney ve Nebahat Çehre’nin başrollerinde yer aldığı, Yılmaz Güney ’in filmi Seyyit Han , yönetmenliğini Yılmaz Atadeniz ’in üstlendiği, Tamer Yiğit, Selma Güneri, Erol Taş ve Süleyman Turan’ın rol aldığı Maskeli 5ler ve Süleyman Turan’ın Ekrem Bora’yla başrolünü paylaştığı Temel Gürsu ’nun yönettiği Dikkat Kan Aranıyor filmleri de gösterilecek.

Festival programında neler var?

34. İstanbul Film Festivali bu yıl da sinemaseverlere 2015 yılında Sundance ve Berlin Film Festivalleri’nde prömiyerleri yapılan filmlerden, tartışma yaratan belgesellere, çocuk filmlerinden usta yönetmenlerin son başyapıtlarına zengin bir program sunacak. Festivalde Akbank Galaları, Ustalar, Dünya Festivallerinden, Yeni Bir Bakış, NTV Belgesel Kuşağı, Mayınlı Bölge, Antidepresan, Çocuk Mönüsü, Geceyarısı Çılgınlığı gibi klasikleşmiş bölümlerin yanı sıra bu yıla özel bölüm ve gösterimler gerçekleştirilecek.

Sinemaseverlerin iki hafta boyunca elinden düşürmediği, filmlerin bilgileri, festivalin çizelgesi, etkinlikleri ve tüm detaylarını içeren festival katalogu, festival sinemaları ve Biletix satış noktalarından 5 TL’ye alınabilir.

Festivalin yeni bölümleri

• Balkanlar: Ateşin Sineması: İstanbul Film Festivali bu yıl, yönetmen Kujtim Cashku’nun “Balkanlar öyküler ve öykücülerin diyarıdır”, Nuri Bilge Ceylan’ın “bir tür kişilik, bir tür ruh, bir öz” diye bahsettiği Balkan bölgesinin sinemasına özel bir bölüm ayırıyor. Profesör Dina Iordanova’nın aynı adlı kitabının başlığını taşıyan Balkanlar: Ateşin Sineması, bu özel bölgenin en iyi ve en güncel sinema örneklerini bir araya getirecek. Bölüm kapsamında Bulgaristan, Yunanistan, Sırbistan, Karadağ, Slovenya, Arnavutluk, Hırvatistan ve Makedonya Cumhuriyeti’nden 7 film gösterilecek.

• Aile Bağları: İstanbul Film Festivali’nin bu yılki bir diğer yeni bölümü ise oyuncu Aishwarya Rai’nin “Ailem hem zaafım hem kuvvetimdir” dediği, Brad Pitt’in “Aile riskli bir girişim” olarak bahsettiği, Haneke’nin de her filminde bir aile parçaladığı Aile Bağları. En çok kutsanan, en çok eleştirilen, en sık sömürülen toplumsal kurum olan aile içi bağlar festivalin bu bölümünde ele alınıyor, inceleniyor, hırpalanıyor, sorgulanıyor. Aile Bağları bölümünde 10 film izleyicilerle buluşacak.

• Özel Gösterim: Ufak Hakikatler: İstanbul Modern’in kuruluşunun 10. Yılında, Türkiye sinemasının 100. yılına ithafen gerçekleştirdiği bu projede İstanbul Modern Sinema’nın seçtiği beş yönetmen ve yönetmen ikilisi, Türkiye’de sinemayı referans alan birer kısa film çekti. İstanbul Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle, özellikle bu proje için üretilen ve ülkenin sinema tarihine güncel bir yaklaşımla katkı sağlayan bu kısa filmler, “Ufak Hakikatler” başlığı altında festivalde bir arada gösterilecekler.

• Alman Canlandırma Sineması: İstanbul Film Festivali ve Goethe-Institut işbirliğiyle hazırlanan bu bölümde Alman canlandırma sinemasından filmler yer alıyor. DOK Leipzig Uluslararası Belgesel ve Canlandırma Film Festivali’nin Canlandırma Bölümü Yöneticisi Annegret Richter’in hazırladığı program iki bölümden oluşuyor.

Latin Amerika’nın en gözde yönetmenlerinden Lisandro Alonso’nun tüm filmleri festivalde

Yeni Arjantin Sineması’nın en önemli temsilcileri arasında sayılan senarist ve yönetmen Lisandro Alonso’nun tüm filmleri Türkiye’de ilk defa festival kapsamında izleyiciyle buluşacak. Bu bölümde yönetmenin başrollerinde Viggo Mortensen’in oynadığı 2014 yapımı son filmi Hayal Ülkesi / Jauja’nın yanı sıra dörtleme olarak da adlandırılan Liverpool (2008), Hayalet / Fantasma (2006), Ölüler / Los muertos (2004) ve Özgürlük / La libertad (2001) gösterilecek. Festivalin bu özel bölümü, geleneksel kurgu teknikleriyle belgesel yapısını birleştiren Alonso’nun filmlerindeki kendine has büyüleyici ve gizemli atmosferi beyazperdede keşfetmek isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat.

Türkiye sinemasının başyapıtlarından Metin Erksan imzalı “Yılanların Öcü” yenilenmiş kopyasıyla festivalde

YILANLARIN OCU (METIN ERKSAN)  (3)

İstanbul Film Festivali, Groupama işbirliğiyle sekiz yıldır Türkiye sinemasının önemli yapıtlarını yenileyerek sinemaya yeniden kazandırılmalarını sağlıyor. Türk Klasikleri Yeniden kapsamında bu yıl Türkiye sinemasının başyapıtları arasında sayılan Metin Erksan ’ın 1962 yapımı filmi Yılanların Öcü restore edilerek beyazperdeye taşınacak. Film, Fanatik Film tarafından restore ediliyor. Yılanların Öcü’ nün yenilenmiş kopyası yapılacak gala gösteriminin ardından ’da izleyicilerle buluşacak.

Festival Onat Kutlar’ı Anıyor

onat

 

Sinematek’in 50. kuruluş yılı özel gösterimi: “Il Gattopardo”

İstanbul Film Festivali, Festivalin kurucularından Onat Kutlar’ı , ölümünün 20. yıl dönümünde özel bir gösterimle anıyor. Onat Kutlar ve arkadaşları tarafından 1965 yılında kurulan Türk Sinematek Derneği’nin bu yıl kuruluşunun 50. yılı . Onat Kutlar’ın favori yönetmenlerinden Visconti ’nin 1963 yılı yapımı başyapıtı Il Gattopardo / Leopar festival kapsamında gösterilecek. Onat Kutlar’ın 1967 yılında Sinematek’in yayını olan Yeni Sinema Dergisi’ne yazdığı Visconti yazısı da festival katalogunda yer alacak. Sinematek yıllarının, misyonunun ve mirasının tartışılacağı söyleşi günü İstanbul Modern’de yapılacak.

34. İSTANBUL FİLM FESTİVALİ ULUSLARARASI YARIŞMA
iksv yabancı
Gerçeklik / Réalité / Reality / Quentin Dupieux / Fransa-BelçikaNeden Tarkovski Olamıyorum / Why Can’t I Be Tarkovsky / Murat DüzgünoğluAltın Çağ / Huang jin shi dai / The Golden Era / Ann Hui / Çin-Hong Kong

Vahşi Yaşam / Vie Sauvage / Wild Life / Cédric Kahn / Belçika-Fransa

Taşa Yazılmış Hatıralar / Bîranînen li ser kevirî / Memories On Stone / Shawkat Amin Korki / Almanya-Irak

Itsi Bitsi / Ole Christian Madsen / Danimarka

Star / Zvezda / Star / Anna Melikyan / Rusya

Kara Ruhlar / Anime Nere / Black Souls / Francesco Munzi / İtalya-Fransa

Yüzündeki Sır / Phoenix / Christian Petzold / Almanya

Bana Bak Philip / Listen Up Philip / Alex Ross Perry / ABD

Çılgın Kalabalıktan Uzak / Far From The Madding Crowd / Thomas Vinterberg / ABD-İngiltere

Fanusta Yaşayanlar / Vonarstræti / Life in a Fishbowl / Baldvin Zophoniasson / İzlanda-Finlandiya-İsveç-Çek Cumhuriyeti

ULUSAL YARIŞMA

altın lale_iksv6

– Limonata / Lemonade / Ali Atay

– Eksik / Lack / Barış Atay

– Nefesim Kesilene Kadar / Until I Lose My Breath / Emine Emel Balcı

– Kümes / The Coop / Ufuk Bayraktar

– Misafir / The Visitor / Mehmet Eryılmaz

– Yeni Dünya / The New World / Caner Erzincan

– Saklı / Secret / Selim Evci

– Kar Korsanları / Snow Pirates / Faruk Hacıhafızoğlu

– Hasret / Yearning / Ben Hopkins

– Sarmaşık / Ivy / Tolga Karaçelik

– Gece / Night / Erden Kıral

Festival biletleri ne zaman, nerede satışa çıkıyor?
iksv sinema
Festival biletleri 28 Mart Cumartesi günü 10.30’ta Biletix satış kanalları, Atlas ve Rexx sinemalarında açılacak ana gişelerden satışa çıkacak.Bilet fiyatları  Hafta içi gündüz seansları (11.00, 13.30, 16.00 ) yalnızca 5 TL; Hafta içi 19.00 ve hafta sonu (11.00, 13.30, 16.00, 19.00) tam 17 TL, öğrenci ile 65 yaş ve üstü 12 TL; Tüm 21.30 seansları 17 TL; Atlas ve Rexx sinemalarında yapılacakAkbank Galaları ilk gösterimlerinin biletleri 20 TL.

Ayrıntılı program için: İKSV Film

Facebookİstanbul Film Festivali

Twitteristfilmfest

Bu yıl festival programında 23 ülkeden 40 kukla tiyatrosu topluluğu 42 gösteriyi 38 gösteri mekânında 153 kez sahneleyecek. Biri Norveç’ten gelen 4 sergi sanatseverleri ağırlayacak. Biri profesyonel sahne sanatçıları, üçü çocuklar için dört atölye çalışması festival programını zenginleştirecek. İlköğretim okulları arası kukla oyunu yarışmasında heyecanlı saatler yaşanacak. Dünyanın en büyük kukla festivallerinden biri bir kez daha İzmir’de devam ediyor.

izmir kukla günleri

9. İzmir Uluslararası Kukla Günleri 5 Mart’ta başladı. İzmir bir kez daha dünyanın en ünlü kuklacılarıyla tanışıyor. Avrupa’nın lider kukla festivali olarak tanınan etkinlik İzmir’i dünyaya tanıtıyor…

23 ülke, 40 kukla tiyatrosu grubu, 42 farklı gösteri, kentin her yanındaki 38 gösteri mekânında 150’nin üzerinde temsil, biri Norveç’ten 4 sergi, biri profesyonel sahne sanatçıları için, üçü çocuklar için 4 atölye çalışması, ilköğretim okulları arası bir kukla oyunu yarışması ve daha birçok etkinlik…

Burgas State Puppet Theatre - Bulgaristan

Burgas State Puppet Theatre – Bulgaristan

9. İzmir Uluslararası Kukla Günleri 5 – 22 Mart 2015 tarihleri arasında İzmir’de, bir kez daha dünyanın en büyük kukla festivallerinden biri olarak gerçekleşecek. Festivale bu yıl 23 ülkeden sanatçılar katılacak, 40 kukla tiyatrosu grubu, 42 ayrı oyunu, 38 gösteri mekânında 150’nin üzerinde gösterimle 50.000’den fazla seyirciyle buluşturacak. Bu yıl festivalde yine dünyanın birçok ünlü kukla tiyatrosunun yanı sıra, sergiler, atölye çalışmaları ve bir kukla oyunu yarışması yer alacak.

Chıldren’s Theatre of Republıc of Srpska - Sırbistan

Chıldren’s Theatre of Republıc of Srpska – Sırbistan

Festival programında, her yıl olduğu gibi, değişik kukla teknikleriyle oynatılan oyunlar bulunuyor. Programdaki farklı yaş gruplarına yönelik oyunlar festival süresince her yaştan izleyiciye kukla sanatının her türünden en iyi örnekleri sunarken, keyifli anlar yaşatacak.
Festival direktörü Selçuk Dinçer İzmir’in kukla dünyasında çok bilinen bir merkez durumuna geldiğini ve ülkemizde modern kukla sanatının gelişimine öncülük ettiğini söyledi. Selçuk Dinçer “İzmir Uluslararası Kukla Günleri İzmir’in en önemli kültür markalarından biri ve İzmir’in adını dünyaya duyuruyor. Sevindirici olan bir diğer şey de, İzmir’de modern kukla sanatının festivalimize paralel bir şekilde hızla gelişiyor olması. Çok yakında dünyanın önemli kukla festivallerinde İzmirli grupların oynayacağı kukla gösterilerinin boy göstereceğine hiç şüphe yok.” diye konuştu.

Demmeni  Marionette Theatre - Rusya

Demmeni Marionette Theatre – Rusya

Festivalin en önemli etkinliklerinden biri de Hayali Suat Veral’ın Karagöz tasvirlerinden oluşan sergi. Bugüne değin açılmış en kapsamlı Karagöz tasvirleri sergisi olacak sergi aynı zamanda daha önce hiçbir tasvir ustasının yapmadığı büyüklükte tasvirleri de içeriyor. Suat Veral’ın 1 metre boyundaki tasvirleri Türk Gölge Oyunu Karagöz adına önemli bir yenilik.

Ensemble Material Theater - Almanya

Ensemble Material Theater – Almanya

Bu yıl festivale katılan ülkeler ve gruplar şöyle: Amerika (Paul Zaloom), Almanya (Ensemble Material Theatre), Arjantin (Objetable Theatre), Avustralya (Perth Theatre Company), Avusturya (Gundberg Figurentheater & Musik), Bulgaristan (Burgas State Puppet Theatre, Mila Theatre, Pro Rodopi Art Center, Theatre Trio, Varna State Puppet Theatre, Vidin State Puppet Theatre), Estonya (Nuku Theatre), Fransa (Centre De Creations Pour L’Enfance), Güney Kore (Hyundai Puppet Theatre), Gürcistan (Fingers Theatre), Hindistan (Katkatha Puppet Arts Trust), İngiltere (Storybox Theatre), İran (Marble Puppet Theatre), İspanya (Trukitrek Puppet Company), İsrail (The Galilee Multicultural Theatre, Train Theatre), İtalya (Teatro Necessario, Teatro Telaio Brescia), Norveç (Hordaland Teater), Polonya (Teatr Nemno), Romanya (Lightwave Theatre Company, Teatrul Tandarica, Teatrul De Marionete Gepetto), Rusya (Tomsk Regional Puppet and Actor Theatre, Demmeni Marionette Theatre), Sırbistan (Children’s Theatre of Republic of Srpska), Slovenya (Lutkovno Gledalisce Ljubljana), Türkiye (Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Hayalperest Kukla Tiyatrosu, İlker Kılıçer Kukla Tiyatrosu, Kuklita Kukla, Küçük Salon Oyuncuları, Hayali Suat Veral, Tiyatro Oyun Kutusu, Uçaneller Kukla Evi), Yunanistan (Nevma Theatre)

Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu - Türkiye

Giresun Belediyesi Şehir Tiyatrosu – Türkiye

Festivalin bu yılki destekçileri: Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İpragaz A.Ş., Kipa AVM, Recordati İlaç, Aliağa Belediyesi, Bornova Belediyesi, Karşıyaka Belediyesi, Konak Belediyesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Amerikan Büyükelçiliği, Avustralya Büyükelçiliği, Avusturya Kültür Ofisi, Dimitrie Cantemir Romen Kültür Merkezi, İzmir Alman Kültür Merkezi, Institut Ramon Llull, İsrail Dışişleri Bakanlığı, İzmir İtalyan Konsolosluğu, Kore Cumhuriyeti İzmir Fahri Konsolosluğu, Enrico Aliberti, Forum Bornova A.V.M., Froma Kimya, Han Tiyatrosu, İduğ, İzmir Özel Tevfik Fikret Okulları, İzmir Magazin Gazetecileri Derneği, Bizim İzmir, Haber Türk, Hürriyet, Milliyet, Posta, Yeni Asır, İsmira Otel


Festival programıyla ilgili detaylı bilgiler festivalin www.izmirkuklagunleri.com adresindeki internet sitesinde bulunabilir.

Sanatçıların hepsi elbette kedi sever diye bir kural yok. Fakat ilginç bir şekilde sanat dünyasında belkide ençok işlenen hayvan kedidir diyebiliriz. Hal böyle olunca da sanatçı ve kedi ilişkisini gözler önüne serecek aşağıdaki derlemeyi yapmaya çalıştık. Kimbilir belkide iyi bir sanatçı olmak için; iyi bir gözlemci olmak gerek ve kedilerinde gözlem yeteneğini gör ardı edemeyiz. Bu durum bir anlamda ortak özellik olmuyor mu? Ortak özellikleri olanlar arasında bir dostluğun gelişmesinden daha doğal ne olabilir? Sadece bu mu, elbette değil.? Herkes için farklı bir anlam ifade etse de kedi bakmak, sıcaklığını hissetmek, ayaklarının altında dolanması veya gelip kucağında yatması huzurda verir. Ne kadar oyuncu , dikkafalı, hareketli olsa da bir okadar da miskindir ve huzur verdiği de bir gerçek. Mark Twain şöyle der: “Tanrı’nın yarattıkları arasında kırbaçla dize gelmeyecek tek bir mahluk vardır. O da kedidir.”ermiş kedi

Elbette Kedi seven sanatçılar aşağıdakilerle sınırlı değil. Daha buraya alamadığımız eski, yeni pek çok sanatçı var. Bir kısmını biz size gösteriyoruz diğerlerini siz bulun…

 

Edgar Allan Poe 1 Edgar Allan Poe

(d. 19 Ocak 1809 – ö. 7 Ekim 1849), ABD’li şair, kısa öykü yazarı, editör ve edebiyat eleştirmeni.

Amerikan Gotik edebiyatın öncülerinden biridir. ABD’nin ilk kısa hikâye yazarlarından olan Poe modern anlamda korku, gerilim ve polisiye türlerinin de öncüsüdür. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Edgar Allan Poe 

Mark Twain

2 Mark Twain

Samuel Langhorne Clemens (30 Kasım 1835 – 21 Nisan 1910), daha çok takma adı Mark Twain olarak bilinir, Amerikalı mizahçı,satirist, roman yazarı, yazar ve öğretmen. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Mark Twain 

George Bernard Shaw

3 George Bernard Shaw

(d. 26 Temmuz 1856, Dublin, İrlanda – 2 Kasım 1950, Hertfordshire, İngiltere), İrlandalı yazar. Oyun yazarı olarak ünlenen yazar, altmıştan fazla oyuna imza atmıştır. Hem 1925’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü hem de 1938’de Pygmalion ileOscar’ı alarak, bu iki ödülü de alabilen ilk ve tek insan olmuştur. Sosyalizm ve kadın haklarının koyu bir savunucusu olmuştur. Shaw,vejetaryen olmasının yanında ayrıca içki ve sigaradan da hayatı boyunca kaçınmıştır. Ayrıca resmi eğitime de karşı çıkmıştır. Shaw, 94 yaşına geldiği 1950’de, ağaç budarken merdivenden düştükten sonra oluşan yaralarının iyileşmemesi sonucunda olaydan birkaç gün sonra ölmüştür.  Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : George Bernard Shaw

 

Hermann Hesse4 Hermann Hesse

(takma adı: Emil Sinclair); 2 Temmuz 1877, Calw; 9 Ağustos 1962, Montagnola, İsviçre. Almanya’da doğmuş İsviçreli yazar ve ressam.[1]

20. yüzyılın en önemli yazarlarından biridir. İlk şiirini yirmi beş yaşında yazmıştır. 1904’te serbest yazarlığa başlamış olup romanları, öyküleri, denemeleri, şiirleri, politik makaleleri ve kültür alanındaki eleştirel yazılarıyla tüm dünyada 100 milyonu aşkın okura ulaşmıştır. Kendini kanıtlama, kendi olma, yazarın kendini yansıtması, bireyin kendini aşması gibi temaları içeren Bozkırkurdu, Siddharta, Peter Camenzind, Demian, Narziss ve Goldmund, Çarklar Arasında ve Boncuk Oyunu romanları yazarın en tanınan edebi eserleridir.

1946’da Nobel Edebiyat Ödülü olmak üzere 1954’te de bilim ve sanat alanında Pour le Mérite Ödülü’nü almıştır.  Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Hermann Hesse

 

Pablo Picasso5 Pablo Picasso

 

tam adı ile Pablo Diego José Francisco de Paula Juan Nepomuceno María de los Remedios Cipriano de la Santísima Trinidad Ruiz y Picasso (25 Ekim 1881 – 8 Nisan 1973), İspanyol ressam ve heykeltıraş. 20. yüzyıl sanatının en iyi bilinen isimlerindendir. Georges Braque ile birlikte kübizm akımının temelini atmıştır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Pablo Picasso

Ezra Pound6 Ezra Pound

Ezra Weston Loomis Pound (30 Ekim 1885 – 1 Kasım 1972), ABD’li şair, çevirmen, deneme yazarı. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :Ezra Pound

Aldous Huxley7 Aldous Huxley

Aldous Leonard Huxley, (d. 26 Temmuz 1894, Surrey-İngiltere – ö. 22 Kasım 1963, Los Angeles). İngiliz yazar.

İngiltere’nin Sussex bölgesindeki Godalming’de doğdu. Birçok ünlü bilim adamı ve sanatçı yetiştirmiş olan Huxley ailesinden geliyordu. Eton College’da okuduğu sıralar gözlerindeki bir rahatsızlık yüzünden kör olma tehlikesiyle karşılaşınca, öğrenimine ara vermek zorunda kaldı. Sonradan Oxford Üniversitesi’ndeki Balliol College’da okudu.

Romanları ve denemeleriyle tanınmış olmasına karşın kısa hikâyeler, şiir, gezi yazıları, film hikâyeleri ve senaryolar ile de uğraşmıştır. Roman ve denemelerinde sosyal norm ve idealleri, bilimin insan yaşamında yanlış kullanılımını eleştirmiştir.Parapsikoloji ve mistik temelli felsefelerle ilgilenmiş ve bu konularda yazılar kaleme almıştır. Özellikle Türkçeye “Kalıcı Felsefe” adıyla tercüme edilen “Perennial Philosophy” adlı eseri Perennial Felsefeyi çeşitli çevrelerde yeniden gündeme taşımıştır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :Aldous Huxley

 William Faulkner 

8 William Faulkner

William Cuthbert Faulkner (d. 25 Eylül 1897 – ö. 6 Temmuz 1962) Nobel ödüllü, ABD’li yazar. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :William Faulkner

Jorge Luis Borges9 Jorge Luis Borges

Jorge Francisco Isidoro Luis Borges Acevedo veya bilinen adıyla Jorge Luis Borges (d. 24 Ağustos 1899 – ö. 14 Haziran 1986),Arjantinli öykü ve deneme yazarı, şair ve çevirmen. Büyülü gerçekçilik akımının önde gelen isimlerindendir ve gerçeküstücülük konusunda yazdığı denemeleri ile ünlüdür.

Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Jorge Luis Borges

Zelda Fitzgerald10 Zelda Fitzgerald

Zelda Sayre Fitzgerald (24 Temmuz 1900 – 10 Mart 1948),  Montgomery, Alabama doğumlu, bir Amerikalı romancı ve yazardır. Eşinin gölgesinde kalan yazarlığının yanı sıra Zelda’nın  yazar olan eşi F. Scott Fitzgerald ile olan aşkı ile bilinir.

1930 yılında Zelda Fitzgerald şizofreni teşhisiyle hastaneye kaldırıldı. bu dönem sürekli yazdı. kocası da onun kaldığı kliniğe yakın ev kiraladı ve görüşmeye devam ettiler. 1940 yılında Scott Fitzgerald kalp krizi geçirerek öldü. 8 sene sonra akıl hastanesinde yangın çıktı ve Zelda Fitzgerald yanarak öldü. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : (İngilizcedir) Zelda Fitzgerald

Ahmet Hamdi Tanpınar11 Ahmet Hamdi Tanpınar 

(d. 23 Haziran 1901; İstanbul) – (ö. 24 Ocak 1962, İstanbul), Türk romancı, öykücü , şair, öğretmen, çevirmen, edebiyat tarihçisi, siyasetçi.

Cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerinden olan Ahmet Hamdi Tanpınar; “Bursa’da Zaman” şiiri ile geniş bir okuyucu kitlesi tarafından tanınmış bir şairdir. Şiir, hikâye, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi gibi bir çok alanda eser veren sanatçının başlıca eserleri Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanları, Beş Şehir adlı şehir monogrofisidir.

Bir bilim adamı olarak “XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi” adlı eseriyle edebiyat tarihçiliğine yeni bir görüş ve bakış açısı getirmiştir.

TBMM VII. dönem Maraş milletvekilidir.  Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Ahmet Hamdi Tanpınar

Salvador Dalí12 Salvador Dalí

Salvador Domingo Felipe Jacinto Dalí i Domènech, kısaca Salvador Dalí (d. 11 Mayıs 1904 – ö. 23 Ocak 1989), Katalansürrealist ressam. Gerçeküstü eserlerindeki tuhaf ve çarpıcı imgelerle ünlenmiştir. En iyi bilinen eseri olan Belleğin Azmi,ni 1931’de bitirmiştir.

Dalí, ressamlığın yanı sıra heykelcilik, fotoğrafçılık ve filmcilikle de ilgilenmiş, Amerikan animasyoncu Walt Disney ile beraber yaptığıDestino adlı kısa çizgi film, 2003’te “en iyi kısa animasyon filmi” dalında Oscar adayı olmuştur.

Katalonya doğumlu olan Dalí, 711 yılında İspanya’yı fethetmiş olan Mağribiler’in soyundan geldiğini iddia etmiş, “süslü ve cafcaflı olan her şeye, lüks hayata ve doğu kıyafetlerine olan düşkünlüğünü” de “Arap kökeni”ne bağlamıştır.[1]

Dalí hayatı boyunca, sanatıyla olduğu kadar eksantrik giyimi, davranışları ve sözleriyle de dikkat çekmiş, bu durum kimi zaman, onun sanatını takdir edenleri de etmeyenler kadar usandırmıştır.[2] Bu davranışların getirdiği kötü şöhret, Dalí’nin geniş kesimlerce tanınmasını sağlamış ve eserlerine duyulan ilgiyi arttırmıştır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Salvador Dalí

 Jean-Paul Sartre13 Jean-Paul Sartre

Tam adı: Jean-Paul Charles Aymard Sartre (21 Haziran 1905, Paris – 15 Nisan 1980, Paris), ünlü Fransız yazarve düşünür. Felsefi içerikli romanlarının yanı sıra her yönüyle kendine özgü olarak geliştirdiği Varoluşçu felsefesiyle de yer etmiş; bunların yanında varoluşçu Marksizm şekillendirmesi ve siyasetteki etkinlikleriyle 20. yüzyıl’a damgasını vuran düşünürlerden biri olmuştur. O, her şeyden önce bir anlatıcı, denemeci, romancı, filozof ve eylemci olarak yalnızca Fransız aydınlarının temsilcisi olmakla kalmamış, özgün bir entelektüel tanımlamasının da temsilcisi olmuştur.  Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Jean-Paul Sartre

Samuel Beckett

14 Samuel Beckett

13 Nisan 1906; Foxrock, Dublin – 22 Aralık 1989, Paris, İrlandalı yazar, oyun yazarı, eleştirmen ve şair.20. yüzyıl deneysel edebiyatının önde gelen yazarlarından biridir. James Joyce’un takipçisi olduğu için “son modernistlerden”, daha sonraki pek çok yazarı etkilemiş olduğu için de “ilk postmodernistlerden” biri olarak değerlendirilir. Beckett ayrıca, Martin Esslin’in “Absürt Tiyatro” olarak adlandırdığı akımın en önemli yazarı sayılmaktadır. Eserlerinin çoğunu Fransızca ya da İngilizce yazıp, diğer dile kendisi çevirmiştir. En bilinen eseri Godot’yu Beklerken’dir.

Beckett’in eserleri sade ve temel olarak minimalisttir. Bazı yorumlara göre, çağdaş insanın durumu hakkında oldukça kötümser, hattahiççi eserler vermiştir. Gittikçe daha kısa ve özlü eserler veren Beckett, bu kötümserliği kara mizah yoluyla anlatır. “Roman ve drama türlerinde yeni formlarda oluşturduğu eserlerini, modern insanın yoksunluğu üzerine kurguladığı” için, 1969’da Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Beckett, ayrıca 1984’te Aosdána’da Saoi seçilmiştir.

Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Samuel Beckett

Frida Kahlo15  Frida Kahlo

Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderon (6 Temmuz 1907 – 13 Temmuz 1954), Meksikalı ressam.  Bir yirminci yüzyıl popüler kültür ikonu haline gelen ressam, resimlerinin yanı sıra inişli çıkışlı özel yaşamı ve politik görüşleri ile tanınır. Sanatı, sürrealist olarak tanımlanmışsa da kendisi bu tanımı reddetmiştir.

Ressam Diego Rivera’nın eşidir. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Frida Kahlo

John Fante16 John Fante

John Fante (d. 8 Nisan 1909 – ö. 8 Mayıs 1983) İtalyan asıllı ABD’li romancı, kısa hikâye yazarı, senarist. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : John Fante 

Albert Camus17 Albert Camus 

(7 Kasım 1913 – 4 Ocak 1960), Fransız bir yazar ve filozoftur. Varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri olarak tanınır; fakat Camus kendini herhangi bir akımın filozofu olarak görmediğinden, kendini bir “varoluşçu” ya da “absürdist” olarak tanımlamaz.[kaynak belirtilmeli] 1957’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanarak, Rudyard Kipling’den sonra bu ödülü kazanan en genç yazar olmuştur.[kaynak belirtilmeli] Ödülü aldıktan 3 yıl sonra bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Albert Camus

Julio Cortázar18 Julio Cortázar

Arjantin’in en büyük yazarlarından biri olan Cortázar, 1914’te Ixelles, Brüksel Bölgesi’nde doğdu. Arjantin’de eğitim gördü. 1938’dePresencia adlı şiir kitabı yayınlandı. Üniversitede öğretim görevlisiyken Peron yönetimine karşı girişilen eyleme katılınca hapse girdi, daha sonra üniversiteden ayrıldı. İlk kısa öykü kitabı Bestiario 1951’de yayımlandı. UNESCO’da çevirmen olarak çalışmak üzereParis’e yerleşti, en ünlü kitaplarını da bu kentte yazdı. Öykülerinde fantastik öğelere yer veren, gerçek dünyayla olağandışı yaşantıları iç içe geçiren Cortázar’ın edebiyat dışında ilgilendiği şeyler arasında mitoloji, antropoloji, psikoloji, boks, sinema ve fotoğrafçılık da vardır. Julio Cortázar 1984 yılında Paris’te öldü.  Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :Julio Cortázar

William S. Burroughs

19 William S. Burroughs

William Seward Burroughs II (5 Şubat 1914 – 2 Ağustos 1997), ABD’li roman ve deneme yazarı. Jack Kerouac ve Allen Ginsberg ile birlikte beat akımını başlatan yazarlardan biri olarak tanınır. Yazılarının çoğu yarı otobiyografikolarak tanımlanabilir. Beat kuşağının en renkli yazarlarından biri olan William S. Burroughs, oldukça ilginç bir yaşam sürmüştür. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : William S. Burroughs

Doris Lessing.20 Doris Lessing

Doris Lessing, (doğum adıyla Doris May Tayler; d. 22 Ekim 1919, Kermanşah, İran – 17 Kasım 2013, Londra, İngiltere), Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Britanyalı yazar. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Doris Lessing.

Boris Vian21 Boris Vian 

( d. 10 Mart 1920 – ö.23 Haziran 1959) Fransız yazar, şair, müzisyen, şarkıcı, gazeteci, senarist, oyuncu, eleştirmen,çevirmen ve maden mühendisi. Vernon Sullivan takma adıyla da yazdı. Daha çok yazdığı roman ve tiyatro oyunları ile tanınır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Boris Vian

Charles Bukowski22 Charles Bukowski 

Charles Bukowski (16 Ağustos 1920 – 9 Mart 1994), asıl adı Heinrich Karl Bukowski olan Amerikalı yazar ve şair. Yapıtlarında bazen Henry Chinaski ismini de kullanmıştır. Hayatının çoğunu ABD’nin Los Angeles şehrinde geçirmiştir.

Eserlerinde genellikle toplum dışı insanları ve depresyonu konu alması ve alkolizme yakın bir hayat tarzını anlatmasıyla ünlüdür. Bunun nedeni olarak kendisinin bu hayatı yaşaması gösterilebilir. Bukowski’nin yazılarında kendi hayatını yazıp yazmadığı tartışma konusu olmuştur; hayranlarının bir kısmı bunları kurguladığını, çoğunluğu ise yaşamadan bu tip kurguları yapmasının mümkün olmayacağını ve o karakterde bir insanın bu hayatı sürmesinin zaten doğal olduğu görüşünü savunmaktadır.   Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Charles Bukowski

Jean-Louis “Jack” Kerouac23 Jack Kerouac 

Jean-Louis “Jack” Kerouac (12 Mart 1922 – 21 Ekim 1969) Kanadalı-ABD’li romancı ve şairdir. Yakın arkadaşları Allen Ginsbergve William S. Burroughs ile birlikte Beat Kuşağı akımının kurucusu ve Yolda (On The Road) adlı romanıyla bu akımın simgesi olarak kabul edilir.Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Jean-Louis “Jack” Kerouac

 Marlon Brando 24 Marlon Brando 

(d. 3 Nisan 1924, ö. 1 Temmuz 2004) 20. yüzyılın en önemli sinema oyuncusu olarak gösterilen,Oscar ödüllü Amerikalı aktör.Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Marlon Brando

Truman Capote   25 Truman Capote

Truman Capote (d. 30 Eylül 1924 – ö. 25 Ağustos 1984), ABD’li yazar. Truman Streckfus Persons olarak New Orleans’ta dünyaya gelen Capote’nin kısa öyküleri, romanları, romanları ve kurgusal olmayan yazıları arasında sinemaya da uyarlanmış Tiffany’de Kahvaltı ve Soğukkanlılıkla da yer alır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Truman Capote

Allen Ginsberg26 Allen Ginsberg

(1926–1997) ABD’li şair ve savaş karşıtı.   Allen’ın yazdığı Howl/Uluma şiiri, Beat kuşağı’nın manifestosu olarak bilinir. Şiirinde birçok konuya değinen Allen, şiirin birkaç dizesini yazar Carl Solomon’a adamıştır. 90’lı yılların başından itibaren, birçok ödül alan Allen, 5 Nisan 1997 günü, East Village, Manhattan’da aramızdan ayrılmıştır. Ölüm sebebi, hepatit ve son yıllarda başına bela olan tümördür. Ölümünden önce, 30 Mart 1997’de “Yapmayacağım Şeyler (Nostalji)” adlı şiirini yazmıştır.   Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Allen Ginsberg

 

Marilyn Monroe27 Marilyn Monroe (1 Haziran 1926 – 5 Ağustos 1962; asıl adı Norma Jeane Mortenson), ABD’li sinema oyuncusu, şarkıcı ve model. 20. yüzyılın en ünlü sinema yıldızlarından, seks sembollerinden ve pop ikonlarından biriydi. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Marilyn Monroe

Jacques Derrida 28 Jacques Derrida

(d:15 Temmuz 1930-El-Biar,Cezayir; ö: 8 Ekim 2004-Paris) Fransız bir filozof, edebiyat eleştirmeni veYapısökümcülük olarak bilinen eleştirel düşünce yönteminin kurucusudur. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Jacques Derrida

Bilge Karasu29 Bilge Karasu

(1930, İstanbul – 13 Temmuz, 1995), Türk öykü, roman, deneme yazarıdır. Aynı zamanda felsefeci yanı olan Karasu, metinlerinde felsefi sorunları işlemiş ya da onun metinleri felsefi incelemenin konusu olarak görülmüştür.Postmodern romanınTürkiye’deki önemli isimleri arasında değerlendirilmektedir.Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Bilge Karasu

 Elvis Presley

30 Elvis Presley

Elvis Aaron Presley[1][2](8 Ocak 1935, Tupelo, Mississippi – 16 Ağustos 1977, Memphis, Tennessee), ABD’li şarkıcı, müzisyen,aktör. Dünya çapında Rock’n Roll’un kralı ya da kısaca kral olarak tanınır. Diğer lakabı olan Elvis The Pelvis ise 1950’li yıllarda kendisine takılmıştır.[3] Böyle söylenmesinin nedeni ise ilginç dansı olduğu kadar argo bir ifade ile o zamanların tutucu toplumunda yakışıklı ve seksi olduğunu ifade etmek amaçlı uygun bir argo söylem daha doğrusu modern bir deyim olmasıdır.[4] Presley’in sahip olduğu en büyük avantajlardan biri ise sesiydi. Zenci ve beyaz tonlarını rahatlıkla kullanabiliyordu. Kilise müziğinden, popüler müziğe;Rock’n Roll’dan Blues tarzına kadar çok çeşitli türlerde eserler verdi. It’s Now or Never gibi opera tarzında yakın parçalar seslendirdi.My Way gibi bazı cover çalışmalarının şöhreti asıllarını dahi geride bıraktı.  Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :      Elvis Presley

Georges Perec

31 Georges Perec

(d. 7 Mart 1936, Paris, Fransa– ö. 3 Mart 1982, Ivry, Fransa), Fransız sosyolog ve edebiyatçıdır. Tüm yaşamıParis’te geçti. II. Dünya Savaşı’nda henüz 3 yaşındayken babasını kaybetti. Annesi 1942’de Paris’te ortadan kayboldu. SonradanAuschwitz kampında öldüğü öğrenildi. Akrabaları tarafından büyütüldü. İlk romanı Les Choses 1965’de yayınlandı ve Renaudot Ödülü aldı. Bu tarihten sonra yirmiye yakın kitap yazdı. 1969’da yayınlanan La Disparition (Kayboluş) adlı romanını hiç E harfi kullanmadan yazdı. 1978’de yayınlanan La vie mode d’emploi en önemli yapıtlarındandır ve Médicis Ödülüne değer görülmüştür. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Georges Perec

Stephen King

32 Stephen King

(d. 21 Eylül 1947; Portland, Maine), ABD’li hikâye ve roman yazarı.  Genellikle gerilim ve korku türünde eserler vermiştir. Kitaplarının çoğu Türkçe’ye de çevrilmiştir. İlk romanı Göz (Carrie) 1974 yılında yayınlanmıştır. Özellikle 1982 yılında başlayıp, 2005 yılında sona erdirmiş olduğu Kara Kule (The Dark Tower) serisi ile ünlüdür. Yeşil Yol (The Green Mile), Esaretin Bedeli (Rita Hayworth and Shawshank Redemption) gibi pek çok kitabı senaryolaştırılıp beyaz perdeye aktarılmıştır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız :  Stephen King

Haruki Murakami

33 Haruki Murakami

Haruki Murakami (Japonca: 村上春樹)(d. 12 Ocak 1949, Kyoto ) Japonya’nın 20. yüzyıldaki en önemli ve popüler yazarlarından birisidir. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Haruki Murakami

Neil Gaiman

34 Neil Gaiman

Neil Richard Gaiman (d. 10 Kasım 1960) birçok çizgi romanı da kapsayan bilim kurgu ve fantezi yazarıdır. İngiliz olmasına karşın 2005 itibariyle Minneapolis, Minnesota yakınlarında oturmaktadır. 1985-2007 yılları arasında Mary T. McGrath’le evli olup Holly, Maddy ve Michael isimlerinde üç çocuğu doğdu. Daha sonra 2011’de Amanda Palmer’la evlendi. Kendisi aynı zamanda Sandmanisimli çizgi roman serisinin de yaratıcısıdır. Anansi Boys, Amerikan Tanrıları, Yıldız Tozu, Koralin, Mezarlık Kitabı isimli kitapları da bulunmaktadır. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Neil Gaiman

Kurt Cobain

35 Kurt CobainKurt Donald Cobain (20 Şubat 1967 – 5 Nisan 1994), ABD’li şarkıcı-söz yazarı, müzisyen ve sanatçı, Nirvana grubunun vokali, ritim ve solo gitaristidir.

Cobain, 1985 yılında Krist Novoselic ile birlikte Nirvana’yı kurmuş, ‘Bleach’ isimli ilk albümlerini bağımsız olan plak şirketi Sub Pop’dan1989 yılında çıkartmışlardır. DGC Records ile imzalanan anlaşma sonrasında, grubun ikinci albümü ‘Nevermind’ 1991 senesinde yayınlandı ve “Smells Like Teen Spirit” ile çığır açan bir başarı yakaladılar. ‘Nevermind’ın başarısının ardından Nirvana, X Kuşağı’nın ‘bayrağı önde götüren grubu’ olarak etiketlendi ve Cobain ‘bir neslin sözcüsü’ olarak nitelendirildi. Ancak Cobain’in kendi kişisel sorunlarının sık sık medyanın ilgisini çekmesi ve onun mesajının kamuoyu tarafından yanlış yorumlanması yüzünden sık sık rahatsızlandı ve sinirlendi. Nirvana, son stüdyo albümü ‘In Utero’ (1993) ile dinleyicilere meydan okudu.

Hayatının son yıllarında Cobain eroin bağımlılığı, ünü ve imajının yanı sıra kendisi ve eşi Courtney Love’ı çevreleyen baskılar ile mücadele etti. Ayrıca hastalığı ve mide ağrıları da son yıllarında mücadele ettiği diğer faktörlerdi. 8 Nisan 1994 tarihinde Cobain,Seattle’daki evinde ölü bulundu. Resmî açıklamada kendisini av tüfeğiyle kafasından vurduğu açıklandı. Öldüğü zaman içinde bulunduğu koşullar halk tarafından sıkça tartışılan bir konu haline gelmiştir. Nirvana, sadece ABD sınırları içinde 25 milyon albüm sattı, dünya çapında ise bu rakam 50 milyonu geçti. Daha Fazlası için Lütfen isme tıklayınız : Kurt Cobain

ve Bonus

Niyazi TOPTOPRAK

niyazi totoprak

1950 yılında İstanbul’da doğdu. İlki 1969 yılında olmak üzere şimdiye değin 150 den fazla kişisel resim sergisi açtı. Sayısız karma sergiye eser verdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünü bitiren sanatçı bazı ödüller ve mansiyonlar kazandı. Niyazi Toptoprak’ın özel, resmi ve yurtdışı koleksiyonlarda birçok eseri bulunmaktadır.

Ressam Niyazi, kendi üslubunu oluşturmuş sanatçılardandır. Öyle ki O’nun resmini imzasına bakmadan da tanıyabilirsiniz. Yağlı boya ve pastel malzemelerini büyük bir ustalıkla kullanır. Doğayı kendi üslubuna uydurur. Hayvan resimleri de yapar ama bunların arasında kediye özel bir yer vermiştir. Bir serginin davetiyesinde şöyle demektedir.

“Kedi resmi yapmamış ressam yoktur denebilir. Çünkü kedi, biçimi, devinimi, yetenekleri ve yetkinlikleri ile resim yapan birinin ilgisinden ve hayranlığından uzak kalamaz. Günlük yaşamını güzelliğin coşkusu ile zenginleştirebilen iyi insanlar için de bu böyledir.

Kedi kraldır. Kedi her zaman güzeldir; kristal bir kadehteki kırmızı şarabı bembeyaz masa örtüsüne devirirken de, ipek bir halıya işerken de, yalnız bir bilge gibi soyluca ölürken de. Görkem ve incelik bir arada olmayı en çok bir kedinin yanındayken sever. Kedi, güzelliğini tartışmaya kalkan sevimsizlerle alay bile etmez.”

Ressam Niyazi Toptoprak çalışmalarına devam etmektedir.

Sanatın bir çok işlevi olduğunu biliyoruz. Bazen geleceğe an bırakma, bazen kendini ifade, bazen içini dökme v.b. nasıl adlandırırsanız adlandırın insanlıkla beraber, görünürde hiç bir yaşamsal zorunluluk (!) olmadığı halde insanlar resim, müzik, heykel, dans, sözlü veya yazılı edebiyat ve daha pek çok dalda sanat eseri üretmişler. Hangi inanç ve kültürde olursa olsun sanatın var oluştan bu yana üretimini engellemek mümkün olmamıştır.

mağara dönemi

Her ne kadar bugün gazeteler düşen haberlere göre IŞİD veya daha öncesinde Afganistan’da El kaide veya daha başka toplumlarda birçok sanat dalı yasaklansa da sanatın varlığını kimse tamamen yok edemedi edemeyecekte. Bakalım sadece (!) yeme, içme, barınma, üreme ve hayatta kalma çabası içerisinde olan insanlar resim sanatına dair neler yapmışlar

1- Magura Mağarası (Bulgaristan)

1

 

Bulgaristan’ın Kuzeybatısında yer alan Magura Mağarası’ndaki bu çizimler günümüzden önce 8000 ila 4000 yıl öncesine tarihleniyor. Devasa mağarada, duvarlara çizilmiş en az 700 resim var. Dans eden ve avlanan insanlar, çeşitli vahşi hayvanlar bu tasvirlerden bazıları. Ayrıca bu resimlerin yarasa dışkısı ile çizilmesi de oldukça ilginç.

2- Eller mağarası (Arjantin)

2

Orijinal adıyla Cueva de las Manos, Arjantin’in güneyinde yer alıyor. Duvara betimlenen çizimlerin günümüzden önce 13.000 ila 9.000 yılları arasına tarihlendiği düşünülüyor. Mağara, ismini duvardaki el şablonlarından alıyor. Duvardaki ellerin genellikle sol el olması, ressamların sağ ellerinde püskürtme boruları tuttuklarını düşündürtüyor.

3- Bhimbetka (Hindistan)

3

Bhimbetka, Hindistan’ın merkezinde bulunan ve 600’den fazla resim olan bir mağara. Resimlerden en eskisi ise 12.000 yıl öncesine tarihleniyor. Genelde kırmızı ve beyaz boyalardan yapılmış fakat zaman zaman yeşil ve sarı renkler de görülüyor. Resimlerde mağarada yaşayan insanların hayatları tasvir edilmiş. Bunların yanı sıra, kaplanlar, aslanlar ve timsahlar gibi hayvanlar da resmedilmiş.

4- Serra da Capivara (Brezilya)

4

Serra da Capivara, Brezilya’da yer alan ve içinde birçok kaya sığınağı bulunan bir ulusal park. Resimlerin tarihleri 25.000 yıl öncesine kadar gidiyor. Ritüel sahneleri, avlanma sahneleri ve hayvanlar resmedilmiş. Resimlerin kabul edilen tarihi şu an için bir tartışma konusu çünkü insanların o bölgede yaşadığı zamanla çatışıyor.

5- Las Gaal (Somali)

5

Las Gaal, Somali’de bulunan dev bir mağara kompleksi. Buradaki mağara sanatının, Afrika Boynuzu olarak adlandırılan bölgenin en erken örneklerini oluşturduğu düşünülüyor. Günümüze kadar oldukça iyi korunarak gelen çizimlerde, tören cübbesi içinde inekler, insanlar, zürafalar ve evcilleştirilmiş köpekler betimlenmiş.

6- Acacus Dağları (Sahra Çölü)

6

Sahra Çölü’nde bir dağ dizisi. 14.000 yıl öncesine dayanan kaya sanatlarıyla ünlü. Buradaki çizimler oldukça ilginç çünkü çizimlerde yer alan ormanlara ve göllere bakıldığında bölge daha yağışlı bir yer gibi gösterilmiş.

7- Chauvet Mağarası (Fransa)

7

Fransa’nın güneyinde yer alan Chauvet Mağarası’ndaki çizimler 32.000 yıl öncesine kadar gidiyor. Mağara adını, 1994’te burayı keşfeden Jean-Marie Chauvet’den alıyor. Mağara, en önemli tarih öncesi sanatlarından biri olarak gösteriliyor ve 2014’te UNESCO tarafından Kültürel Miras Listesi’ne alındı.

8- Kakadu Kaya Çizimleri (Avustralya)

8

Avustralya’nın kuzeyinde yer alan Kakadu kaya çizimlerinden bazıları 20.000 yıl öncesine tarihleniyor. Kakatu Ulusal Parkı, Abarjin kaya sanatının büyük bir miktarını içeriyor. Bölgede neredeyse 5000’i aşkın sanat alanı bulunmuş durumda.

9- Altamira Mağarası (İspanya)

9

İspanya’nın kuzeyinde bulunan mağarada bulunan çizimler, ancak 19. yüzyılın sonlarında keşfedilebilmiş. Resimlerin oldukça yüksek kalitede ve iyi korunmuş olması tarihlendirmesini sorgulatmış olsa da daha sonra tarihlendirmesi kanıtlanmış.

10- Lascaux Mağarası (Fransa)

10

Fransa’nın güneyinde yer alan mağaradaki resimler 17.000 yaşında ve içlerinden bazıları dünyadaki en ünlü mağara sanatı oalrak kabul ediliyor. En ünlüsü ise “Boğaların Büyük Salonu” isimli resimdir. Bu resimde boğalar, atlar ve geyikler bulunur. Mağara şu anda ziyaretlere kapalıdır fakat ziyaretçiler için bir kopyası yapılmıştır.

11- Sulawesi Adası (Endonezya)

11

Endonezya’nın Sulawesi Adası’nda bir mağarada bulunan kaya resimlerinden olan el şablonları 40.000 yıl öncesine tarihleniyor. Domuzlar ve el şablonları resmedilmiş.

Kaynak : arkeofili.com

Bir süredir aforizma yayınlıyoruz bugün sırada Che Guevara var. Elbette bu büyük devrimcinin hayatını aforizmalarından sonra okuya bilirsiniz.İyi okumalar.

Che Guevara - 1959

Che Guevara – 1959

*    Ne kadar farklı olursa olsun; sana ait olmayana tenezzül etme, Ve ne kadar basit olursa olsun senin olandan Asla vazgeçme.
*    Ayakkabılarımın altı delikti ; ama üstü her zaman boyalıydı.
*    Aç insanların karnını doyurduğum zaman bana kahraman diyorlar. Bunların neden aç olduğunu sorduğum zaman ise; bana komünist diyorlar.
*    Vur, korkak herif, sonuçta sadece bir adam öldüreceksin. (Ölmeden önce, katiline)
*    Belki Hiç Birşey Yolunda Gitmedi Ama Hiçbir Şey De Beni Yolumdan Etmedi!”
*    Hayatta Öyle Seçimler Yap Ki; Kazandığın Şeyler, Kaybettiklerine Değsin…
*    Hayatta Daima Gerçekleri Savun! Takdir Eden Olmasa Bile, Vicdanına Hesap Vermekten Kurtulursun.
*    Kaybetmekten Korkma; Birşeyi Kazanman Için Bazı Şeyleri Kaybetmelisin. Ve Unutma; Kaybettiğinde Değil, Vazgeçtiğinde Yenilirsin.
*    Birşeyi Yapmak Için, Onu Çok Sevmelisiniz. Birşeyi Sevmek Için, Ona Delicesine Inanmalısınız.
*    Kaybettiğin Tek Savaş, Uğrunda Savaşmaktan Vazgeçtiğindir.
*    Ölüm seni yanıltmasın.. düşün yaşayanları alnını korkusuzca kaldır kimin yanındasın yerin neresi, ve senin en çaresiz anında tek silahın nedir?
*    Ben Ernesto’ydum sadece Ernesto, sizde sadece birşey olarak var olursunuz.Che olmayı kendim istedim, sizde inanırsanız olursunuz, inanırsanız.
*    Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin… Savaş sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa ve silahlarımız elden ele geçecekse ve başkaları mitralyöz sesleriyle, savaş ve zafer naralarıyla cenazelerimize ağıt yakacaklarsa ölüm hoş geldi, safa geldi…
*    Devrimcinin görevi devrim yapmaktır.
*    Gerçekçi olalım, imkansızı isteyelim.
*    Devrimden başka bir hayat yoktur.
*    Bir yalan, hangi amaç için söylenmiş olursa olsun, her zaman, en kötü gerçekten daha kötüdür.
*    Şansın yok, bunu kullan!
*    Bir, iki, birden çok Vietnam yaratalım.
*    Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.
*    Savaşan, kaybedebilir. Savaşmayan, çoktan kaybetmiştir.
*    En önemlisi,dünyanın neresinde olursa olsun her haksızlığı kendinize karşı yapılmış gibi hissetme kaabiliyetinizi koruyabilmenizdir. Bu bir devrimcinin en önemli özelliğidir.
*    Dizlerimin üzerinde yaşamaktansa,ayaklarımın üzerinde ölmeyi tercih ederim.
*    Bir devrimci başkasına atılan tokadı kendi yüzünde hissedendir..
*    Bir çiçeği katledebilirsiniz ama baharı asla!
*    Bizim gibi kaşifler burjuvalara otel parası ödemektense ölmeyi tercih ederler.
*    Yağmur komünisttir; çünkü herkese eşit yağar. Rüzgar ise kapitalisttir zayıf olanı yıkar.
*    Düşmanın Yoksa, Hayatta Hiç Başarılı Olamadın Demektir.
*    Yoksula Gülmedim, Zenginliğe Özenmedim, Faşistleri Sevmedim, Ezilenleri Dövmedim, Ben Devrimci Doğdum, Devrimci Öleceğim.

Ernesto Che Guevara kimdir?

Che Guevara 22 yaşında iken, yıl 1951.

Che Guevara 22 yaşında iken, yıl 1951.

Ernesto “Che” Guevara, kısaca Che Guevara ya da el Che, (14 Mayıs 1928- 9 Ekim 1967), Arjantinli doktor, marksistpolitikacı, Küba gerillaları ile Enternasyonalist gerillaların lideri ve devrimcidir.

Tıp eğitimi alırken Latin Amerika’yı baştan başa dolaştı ve bu sayede birçok insanın karşı karşıya kaldığı yoksulluğu doğrudan gözlemleyebildi. Bu deneyimler sonucunda bölgedeki ekonomik eşitsizliği ortadan kaldırmanın tek yolunun devrim olduğuna ikna olarak Marksizm’i incelemeye başladı ve Başkan Jacobo Arbenz Guzmán’ın önderliğinde Guatemala’nın sosyal devrimine katıldı.

Bir süre sonra 1959 yılında Küba’da yönetimi ele geçiren Fidel Castro’nun askeri nitelikli 26 Temmuz Hareketi’nin bir üyesi oldu. Yeni hükümette çeşitli önemli görevlerde bulunduktan, gerilla savaşı teorisi ve uygulamaları üzerine makaleler ve kitaplar yazdıktan sonra diğer ülkelerdeki devrimci hareketlere katılmak üzere 1965 yılında Küba’dan ayrıldı. İlk olarak Kongo-Kinşasa’ya (sonraları Kongo Demokratik Cumhuriyeti) daha sonra da CIA ve Amerikan Ordusu Özel Harekât Birlikleri’nin ortak operasyonu sonrası yakalanacağıBolivya’ya gitti. Guevara 9 Ekim 1967’de Vallegrande yakınlarındaki La Higuera’da Bolivya Ordusu’nun elindeyken öldürüldü. Son saatlerinde yanında bulunanlar ve onu öldürenler, yargısız infaz edildiğine tanıklık etmişlerdir.

Ölümünden sonra Guevara dünya üzerinde sosyalist devrimci hareketlerin sembolü haline gelmiştir. Guevara’nın Alberto Kordatarafından çekilen fotoğrafı “dünya üzerindeki en ünlü fotoğraf ve 20. yüzyılın sembolü” olarak nitelenmiştir.

Aile geçmişi ve gençliği

 Aleida March, Camilo (h), Hilda (h), Che ile Celia (h) Aleida'nın dostlarıyla(h), 1963.

Aleida March, Camilo , Hilda , Che ile Celia Aleida’nın dostlarıyla, 1963.

 

Ernesto Guevara, İspanyol ve İrlanda asıllı bir ailenin beş çocuğunun en büyüğü olarakArjantin’in Rosario şehrinde dünyaya gelmiştir. Annesinin ve babasının soyu Basklara dayanır.Bask[›] Doğum belgesinde doğum tarihi olarak 14 Haziran 1928 görünmesine karşılık bazı kaynaklarda aynı yılın 14 Mayıs günü doğduğu belirtilmektedir.[7]

Guevara’nın atalarından Patrick Lynch 1715 yılında İrlanda’da Galway’de doğmuş, İrlanda’yı terk edip İspanya’nın Bilbao şehrine, oradan da Arjantin’e gitmiştir. Guevara’nın büyük büyükbabası Francisco Lynch 1817’de büyükannesi Ana Lynch 1868’de doğmuştur.Ana Lynch’in oğlu ve Che’nin babası Ernesto Guevara Lynch 1900 yılında doğmuştur. Guevara Lynch 1927’de Celia de la Serna y Llosa ile evlenmiş ve üç erkek, iki kız çocukları olmuştur.

Guevara, çocukluğunda, bu sol eğilimli üst sınıf ailede bile dinamik kişiliği ve radikal görüşleriyle bilinirdi. Her ne kadar yaşamı boyunca onu etkileyecek olan astım krizlerinden ıstırap çekse de mükemmel bir atlet olmuştur. Bu engeline rağmen hevesli bir rugby oyuncusuydu ve ‘’Fuser’’ (aşırı saldırgan oyun tarzı nedeniyle verilen, azgın, kudurmuş anlamına gelen ‘’El Furibundo’’ sözcüğü ile annesinin soyadı olan ‘’Serna’’dan oluşturulmuş bir takma isim) lakabıyla anılmaktaydı. Guevara babasından satranç öğrendikten sonra 12 yaşından itibaren yerel turnuvalara katılmaya başladı. Ergenlik döneminde şiire, özellikle de Pablo Neruda’nın şiirlerine merak saldı. . Guevara, Latin Amerika’da kendi sınıfında yaygın olduğu üzere yaşamı boyunca şiir yazdı. Pek çok konuya meraklı, hevesli bir okuyucuydu, ilgilendiği kitaplar Jack London ve Jules Verne’in macera klasiklerinden, Sigmund Freud’un cinsellik üzerine denemelerine ve  Bertrand Russell’ın toplum felsefesi üzerine tezlerine kadar giden bir çeşitlilik gösteriyordu. Ergenliğinin son dönemlerinde fotoğrafçılığa merak saldı ve vaktinin önemli kısmında insanları, gittiği yerleri ve sonraları da arkeolojik alanları fotoğrafladı.

Guevara, tıp öğrenimi için 1948’de Buenos Aires Üniversitesi’ne girdi. Kesintili öğrenim hayatını, Mart 1953’te tıp öğrenimini bitirip aynı yılın 12 Haziran’ında diplomasını alarak noktaladı.  Uzman hekimlik yapabilmek için gerekli klinik eğitimi tamamlayıp tamamlamadığı açık değildir. Eğer bu klinik eğitimi tamamlamadıysa “doctor en medicina” (tıp doktoru) değil de “médico” (pratisyen hekim) olmuş olabilir.

Guevara öğrenciliği boyunca Latin Amerika’da uzun yolculuklara çıktı. 1951 yılında eski arkadaşı biyokimyager Alberto Granado, yıllardır konuştukları Güney Amerika seyahati için tıp eğitimine bir yıl ara vermesini önerdi. Kısa süre sonra, ‘’La Poderosa II’’ (Güçlü II) adını verdikleri 500 cc.lik 1939 model Norton marka motosikletle Alta Gracia’dan yola çıktılar. Peru’da Amazon Nehri kıyısındaki San Pablo cüzzam kolonisinde gönüllü olarak birkaç hafta geçirmeyi düşünüyorlardı. Guevara’nın bu yolculuğu anlattığı seyahat notları “Notas de viaje’’ 2004 yılında “Diarios de motocicleta” (Motosiklet Günlükleri) adıyla sinemaya uyarlanmıştır.

Bu yolculuk sırasında kitlelerin yoksulluğunu, baskıyı ve güçsüzlükleri yakından gözlemleyen ve Marksizm’den etkilenen Guevara, Latin Amerika’daki ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin tek çözümünün devrim olduğu sonucuna vardı. Yolculukları, Latin Amerika’ya ayrı uluslardan oluşan bir karma yapı olarak değil de kurtuluşu ancak kıta çapında bir strateji ile gerçekleşebilecek tek bir vücut olarak bakmasını sağladı. Sınırları olmayan ve tek bir ‘’mestizo’’ (Avrupalı ve yerli melezi) kültürle bağlanmış birleşik İber-Amerika kurabilmeyi hayal etmeye başladı İber-Amerika[›]. Bu düşünce, sonraki devrimci eylemlerinde öne çıkacaktı. Arjantin’e döner dönmez, Güney ve Orta Amerika’da kaldığı yerden gezilerine devam edebilmek için tıp öğrenimini hızla bitirdi.

Guatemala

che guevera -gerilla

Guevara, 7 Temmuz 1953’te, Bolivya, Peru, Ekvador, Panama, Kosta Rika, Nikaragua,Honduras ve El Salvador’dan geçip aralık ayının son günlerinde Guatemala’ya vardı. O sıralarda popülist bir hükümetin başındaki Başkan Jacobo Arbenz Guzmán özellikle toprak reformu ve diğer değişikliklerle bir toplumsal devrim yapmaya çalışıyordu. Beatriz halasına yazdığı mektupta Guatemala’ya bir süre yerleşmesinin sebebini şöyle açıklıyordu: “Guatemala’da gerçek bir devrimci olabilmek için gerekli ne varsa yapacağım ve kendimi mükemmelleştireceğim.” Ğ

Jon Anderson’a göre Guevara’nın Guatemala’daki ana siyasi bağlantısı Perulu sosyalist Hilda Gadea’ydı. ‘’American Popular Revolutionary Alliance’’ (APRA) (Amerikan Popüler Devrimciler İttifakı. Lideri Víctor Raúl Haya de la Torre olan siyasi bir oluşum.) üyesi olan Gadea, Arbenz hükümetindeki birçok üst düzey politikacıyı Guevara ile tanıştırdı. Daha önce Kosta Rika’da tanıştığı ve Fidel Castro ile bağlantılı bir grup Kübalı sürgünle de bağlantı kurdu. Bu sürgünlerin arasında Küba’nın Oriente eyaletindekiBayamo’da bulunan ‘’Carlos Manuel de Céspedes’’ barakalarına yapılan saldırıyla bağlantısı olan Antonio ‘’Nico’’ López de vardı.[11]. LopezGranma Küba’ya çıktıktan kısa süre sonra ‘’Ojo del Toro’’ köprüsünde hayatını kaybedecekti.[12] Siyah İsa ile ilgili dinî eşyaların satışında bu ‘’moncadista’’lara katılan Guevara aynı zamanda Venezuelalı iki sıtma uzmanına da yardımcı olmuştur. Bu sıralarda, Arjantinlilere özgü, “hey”, “dostum”, “birader” anlamına gelen “che” ünlemini çok sık kullanması nedeniyle ünlü “Che” takma adını kullanmaya başlamıştır (/tʃe/olarak telaffuz edilir). Yalnızca Arjantin, Paraguay ve Uruguay ile Brezilya’nın güneyinde kullanılan bu sözcük, kullananın Rio de la Plata bölgesinden geldiğini gösterir.

Ekonomik durumu genellikle pek iyi değildi ve Hilda’nın ziynet eşyalarını rehine vermek zorunda kalmıştı. 15 Mayıs 1954’te Komünist Çekoslovakya’dan Arbenz hükümetine destek olarak gönderilen yüksek kalitede Skoda piyade ve hafif topçu silahları İsveç gemisi ’’Alfhem’’ ile Puerto Barrios’a ulaştı. Bu silahların miktarı CIA tarafından 2.000 ton ve ilginç bir şekilde John Lee Anderson tarafından da 2 ton olarak tahmin edilmektedir. (Anderson’ın tahmin ettiği miktarın yazım hatası olduğu sanılmaktadır çünkü bu rakamdan bahseden güvenilir kayıt sayısı çok azdır.) Guevara yeni bir vize almak üzere kısa süre için El Salvador’a geçti ve Guatemala’ya geri döndü.

Bu sırada CIA tarafından desteklenen Carlos Castillo Armas liderliğindeki darbe başlamıştı. Arbenz karşıtı kuvvetler, Çekoslovak silahlarının trenler yardımıyla dağıtılmasını durduramıyorlardı ancak güçlerini toparladıktan sonra hava desteğinin yardımıyla ilerlemeye başlamışlardı.

Guevara birkaç günlüğüne Komünist Gençlik tarafından örgütlenen silahlı milislere katılmış, bu grubun harekete geçmemesi üzerine tekrar tıbbi hizmetlere dönmüştür. Darbenin ardından Guevara çarpışmak için gönüllü oldu ancak Arbenz yabancı destekçilerinin ülkeyi terketmesini istiyordu. Gadea tutuklandıktan sonra Guevara kısa süre için Arjantin konsolosluğunda saklandı ve sonra Meksika’ya geçti.

Arbenz hükümetinin CIA destekli bir darbeyle devrilmesi üzerine, Guevara’nın Amerika Birleşik Devletleri’nin emperyalist bir güç olduğuna ve Latin Amerika ve diğer gelişmekte olan ülkelerdeki sosyoekonomik eşitsizlikleri düzeltmeye çalışan hükümetlere karşı koyacağına dair görüşleri kesinleşti. Bu onun sosyalizmin ancak silahlı mücadele sonunda elde edilebileceği ve bu koşulları da ancak silahlanmış bir halkın savunabileceği yönündeki düşüncelerini kuvvetlendirmiştir.

Küba

Eylül 1954’te Meksika’ya gelişinden kısa süre sonra, Guevara Nico López ve Guatemala’dan tanıdığı diğer Kübalı sürgünlerle arkadaşlığını tazeledi. Haziran’da López onu Raúl Castro ile tanıştırdı. Birkaç hafta sonra Küba’daki siyasi hapishaneden salıverilen Fidel Castro Meksika’ya geldi ve 8 Temmuz 1955’te Raúl, Guevara’yı Fidel Castro ile tanıştırdı. Bütün gece süren ateşli bir sohbetin ardından Guevara, Castro’nun aradığı esin kaynağı devrim lideri olduğuna kanaat getirerek Küba diktatörüFulgencio Batista’yı devirmek için kurulan ‘’26 Temmuz Hareketi’’ne katıldı. Grubun doktoru olmasına karar verildiyse de hareketin diğer üyeleriyle askerî eğitime katıldı, eğitimin sonunda eğitmenleri AlbayAlberto Bayo tarafından en göze çarpan öğrenci olarak nitelendirildi. Bu sırada Gadea, Guatemala’dan gelmişti ve Guevara ile ilişkileri devam ediyordu. 1955 yazında hamile olduğunu söyleyince, Guevara hemen evlenmelerini önerdi. 18 Ağustos 1955’te evlendiler ve 15 Şubat 1956’da Hilda Beatriz adını verdikleri kızları doğdu.

25 Kasım 1956’da Tuxpan, Veracruz’dan Küba’ya doğru yola çıkan Granma yatında Kübalı olmayan tek kişi Guevara’ydı. Karaya çıkar çıkmaz Batista’nın askerlerinin saldırısına uğrayan ekibin yarısı hemen orada veya yakalandıktan sonra öldürüldü. Guevara, bu çatışmada kaçan bir yoldaşın düşürdüğü cephaneyi almak için tıbbî malzeme çantasını bıraktığını ve o ânı, doktordan savaşçıya dönüştüğü an olarak hatırladığını yazar.  Hayatta kalan 15–20 isyancı kaçarak Sierra Maestra dağlarına saklanır ve Batista rejimine karşı gerilla savaşına girişir.

Yoldaşları tarafından cesareti ve askerî yeteneği nedeniyle saygı gören Guevara isyancılar arasında bir lider, bir Comandante Comandante[›] olur.. Birçokları için de “acımasızlığı” nedeniyle korkulan kişidir. Muhbir, kaçak ve casus olarak suçlu bulunan birçok kişinin infazından sorumludur. 1958 Aralığının son günlerinde devrimin en önemli olaylarından olanSanta Clara’ya saldıran “intihar timi”ni (isyan ordusundaki en tehlikeli işleri bu tim yapıyordu) yönetti.Generallerinin ve özellikle de General Cantillo’nun ‘’Central America’’ isimli çalışmayan şeker fabrikasında Castro ile buluştuğunu ve isyan lideri ile ayrı bir barış pazarlığı yaptığını öğrenen Batista 1 Ocak 1959’da Dominik Cumhuriyeti’ne kaçmıştır.

7 Şubat 1959’da zafer kazanan hükümet tarafından Guevara “doğuştan Küba vatandaşı’’ ilan edildi. Kısa süre sonra Meksika’dan Granma yatıyla yola çıkmadan önce, ayrıldığı Gadea ile evliliğini resmen sona erdirmek için boşanma işlemlerine başladı. 2 Haziran 1959’da, 26 Temmuz Hareketi’nin Küba doğumlu bir üyesi olan ve 1958 sonlarından beri birlikte yaşadığı Aleida March ile evlendi. 

La Cabaña hapishanesinin komutanlığına atandı ve 2 Ocak 1959’dan 12 Haziran 1959’a kadar altı ay boyunca üstlendiği bu görevdeyken Batista rejiminin memurlarının, BRAC gizli servis (Buró de Represión de Actividades Comunistas/Komünist eylemlerin bastırılmasından sorumlu servis) mensuplarının, savaş suçlusu olduğu iddia edilenlerin ve siyasî muhaliflerin yargılanması ve infazından sorumlu oldu. TIME dergisine göre, yönettiği yargılamaların “adil” olmadığı iddia edilmekteydi. Daha sonra Ulusal Toprak Reformu Enstitüsü’nde önemli bir göreve geldi INRA[›] ve Küba Merkez Bankası’nın başkanı oldu. BNC[›] (sık sık parayı kınadığı ve yürürlükten kaldırılmasını desteklediği için bu horgörüyü göstermek adına Küba paralarını takma adı olan “Che” ile imzalamıştır).

Bu sıralarda satranca olan ilgisi tekrar canlanan Guevara Küba’da yapılan ulusal ve uluslararası turnuvalara katılmıştır. Özellikle genç Kübalıları oyunu öğrenmeleri için teşvik ediyor ve onların ilgisini çekecek etkinlikler düzenliyordu.

1959 yılından itibaren Guevara Küba’dan, diğer ülkelerdeki devrimci hareketlere yardım etti ama bunların tümü başarısızlıkla sonuçlandı. İlk deneme Panama’da yapılmıştı, diğer bir eylem de 14 Haziran’da Dominik Cumhuriyeti’nde yapıldı. (“El Argelino” diye de bilinen Henry Fuerte ve Enrique Jiménez Moya önderliğinde.)

1960 yılında Guevara ‘’La Coubre’’ silah gemisi patlamasında kurbanlara yardım etti. Kurtarma operasyonu sırasındaki ikinci patlamayla birlikte ölü sayısı yüzü aşmıştır.[26] Bu patlamada ölenlerin cenaze töreninde Alberto Korda Che’nin ünlü fotoğrafını çekmiştir. La Coubre’nin sabotaj ya da kaza sonucu mu patladığı bilinmemektedir. Sabotaj olduğunu iddia edenler, sorumlu olarak Merkezî Haberalma Örgütü’nü (CIA),[27] ve sabotajı yapan kişi olarak da merkezî eyaletlerdeki Batista karşıtı güçlerden Guevara’nın rakibi olan ve daha sonra CIA ajanı olduğu sanılan William Alexander Morgan’ı gösterirler.[28] Kübalı sürgünler, patlamanın sorumlusunun Guevara’nın SSCB’ye sadık rakipleri olduğunu ileri sürerler. [29]

Guevara daha sonra Sanayi Bakanı MININD[›] olarak Küba sosyalizminin açık ve kesin bir hale gelmesine yardımcı olmuş, ülkenin önde gelen kişileri arasına girmiştir. “Gerilla Savaşı’’ adlı kitabında silahlı başkaldırıya önayak olacak geniş örgütlere gerek duymadan küçük bir gerilla grubu (‘’foco’’) tarafından başlatılan Küba modeli devrim fikrinin tekrar edilmesini savunmuştur. El socialismo y el hombre en Cuba (1965) (Küba’da sosyalizm ve insan) adlı denemesinde sosyalist devletle birlikte “yeni bir insan” biçimlendirmenin gerekliliğini savunur. Bazıları Guevara’yı bu ‘’yeni insan’’ın alımlı ve yalın bir modeli olarak görür.

1961 yılındaki Domuzlar Körfezi İşgali’nde Guevara çarpışmalara katılmamıştır. Castro’nun emriyle Küba’nın en batısındaki Pinar del rio eyaletindeki bir kuvvetin başına geçmiş ve burada sahte çıkarma kuvvetini püskürtmüştür. Bu harekât sırasında yüzünden kurşun yarası almış ama kendi silahının kazara ateş almasıyla yaralandığını söylemiştir.

Guevara 1962 Ekim ayında ortaya çıkan Küba Füze Krizi’ne neden olan Sovyet nükleer balistik füzelerinin Küba’ya getirilmesinde anahtar rol almıştır. Birkaç ay sonra İngiliz gazetesi ‘’Daily Worker’’ ile yaptığı görüşmede eğer füzeler Küba kontrolünde olsaydı başlıca ABD şehirlerine doğru bu füzeleri kullanacağını söylemiştir.

Daha detaylı okuma için LÜTFEN TIKLAYINIZ:

 

İspanyol sinemasının en büyük ödülü olan ve İspanya Sinema Akademisi tarafından verilen Goya ödülleri sahiplerini buldu. “La isla minima” filmi 10 ödül birden aldı.

goya-odulleri

İspanya Sinema Akademisi Başkanı Enrique Gonzalez Macho, sinema biletlerine uygulanan yüzde 8’lik katma değer vergisinin 2013 yılında yüzde 21’e çıkartılmasının sinemaya çok büyük zarar verdiğini, bir kez daha dile getirdi. Krizin etkisiyle İspanya’da sinemaların kapandığını, film üretiminin düştüğünü hatırlatan Macho, İspanyol hükümetine “Bu vergiyi artık düşürme zamanı gelmiştir” çağrısını yaptı.

Goya Onur Ödülü’nü alarak gecede öne çıkan isimlerden 54 yaşındaki Antonio Banderas da “Geçmişe baktığımızda kendimi yaşlı, geleceğe baktığımda ise çocuk görüyorum. Bu ödülü kariyerimin ikinci yarısının başlangıcı olarak görüyorum” dedi. Banderas, “sinema kariyerimden dolayı onun yanında olamadığım günler için özür diliyorum” diyerek, ödülünü kızı Stella del Carmen’e ithaf etti.

Banderas’a ödülünü veren ünlü yönetmen Pedro Almodovar ise konuşmasına salonda bulunan Eğitim, Kültür ve Spor Bakanı Jose İgnacio Wert’i eleştirerek başladı. Salondaki davetlilere hitap ederken “Sinema ve kültürün dostları. Sayın Wert siz buna dahil değilsiniz” diyen Almodovar’ın bu sözü gala gecesinin en polemikli bölümü oldu. İspanyol Bakan Wert, iki yıl önce de Goya ödül gecesinde İspanyol sanatçıların eleştirilerine maruz kalırken, geçtiğimiz yıl bu ödül törenine katılmamıştı.

Yaklaşık 4 saat süren gecenin sonunda merakla beklenen “En İyi Film” ödülünü “La isla minima” kazanırken, ödülü ünlü İspanyol artist Penelope Cruz verdi.

29. Goya ödüllerinin dağıtımı şu şekilde oldu:

Goya Onur Ödülü: Antonio Banderas

En İyi Film: La isla minima

En İyi Yönetmen: Alberto Rodriguez (La isla minima)

En İyi Kadın Oyuncu: Barbara Lennie (Magical Girl)

En İyi Erkek Oyuncu: Javier Gutierrez (La isla minima)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Carmen Manchi (Ocho apellidos vascos)

En İyi Yardımcsı Erkek Oyuncu: Karra Elejalde (Ocho apellidos vascos)

En İyi Senaryo: Alberto Rodriguez ve Rafael Cobos (La isla minima)

Gelecek Vaat Eden En İyi Kadın Oyuncu: Nerea Barros (La isla minima)

Gelecek Vaat Eden En İyi Erkek Oyuncu: Dani Rovira (Ocho apellidos vascos)

En İyi Sanat Yönetmeni: Pepe Dominguez (La isla minima)

En İyi Montaj: Jose M. G. Moyano (La isla minima)

En İyi Görüntü Yönetmeni: Alex Catalan (La isla minima)

En İyi Müzik: Julio de la Rosa (La isla minima)

En İyi Avrupa Filmi: İda (Pawel Pawlowsky – Polonya)

En İyi İberya-Amerika Filmi: Relatos Salvajes (Damian Szifron – Arjantin)

En İyi Belgesel: Paco de Lucia: La Busqueda (Ziggurat films)

Kaynak: Medya

Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes Film Festivali’nden büyük ödülle ayrılan filmi ‘Kış Uykusu’ Oscar yarışında elendi. Film, Oscar için yarışamayacak.

Nuri Bilge Ceylan'ın (solda) yönetmenliğini yaptığı 'Kış Uykusu'nun başrolleri arasında Haluk Bilginer yer alıyor.

Nuri Bilge Ceylan’ın (solda) yönetmenliğini yaptığı ‘Kış Uykusu’nun başrolleri arasında Haluk Bilginer yer alıyor.

Nuri Bilge Ceylan’ın “Kış Uykusu” filmi 87’nci Oscar Ödülleri’nden elendi.

87’nci Oscar adayları için yapılan ön elemede belirlenen 9 yabancı film Los Angeles’ta açıklandı.

Kazanan adaylar arasında, Yabancı Film katagorisinde Oscar’da aday gösterilen Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’da büyük ödül Altın Palmiye kazanan Kış Uykusu filmi yer alamadı.

kış_uykusu

Oscar başvuruları, 1 Ekim-15 Aralık tarihleri arasında yapılmıştı.

Oscar’da yarışacak 9 yabancı film ve yönetmenleri şunlar (Alfabetik sırayla):

Arjantin’den “Wild Tales”, Damián Szifrón,

Estonya’dan “Tangerines,” Zaza Urushadze,

Gürcistan’dan “Corn Island,” George Ovashvili,

Moritanya’dan “Timbuktu,” Abderrahmane Sissako,

Hollanda “Accused,” Paula van der Oest,

Polonya’dan “Ida” Paweł Pawlikowski,

Rusya’dan “Leviathan” Andrey Zvyagintsev,

İsveç’ten “Force Majeure” Ruben Östlund,

Venezuela’dan “The Liberator”, Alberto Arvelo.

Oscar’da yarışacak adaylar 5 Ocak’ta Los Angeles’taki Samuel Goldwyn Tiyatrosu’nda canlı olarak duyurulacak.

87’nci Oscar Ödülleri 22 Şubat 2015 Hollywood’taki Dolby Tiyatrosu’nda yapılacak törenle sahiplerini bulacak. Tören 225 ülkede ve bölgede televizyondan canlı yayınlanacak.

Kaynak:http://www.aljazeera.com.tr

İstanbul’a yerleşen Amerikalı heykeltıraş Carole Turner ’ın, yaptığı heykel sergisi açıldı.

Carole-Turner-Pofuduk

Sert malzemelerden, ‘yumuşak’ nesneler üretme fikrine duyduğu derin tutkusuyla tanınan sanatçı, İstanbul’daki ilk kişisel sergisinde de bu arayışına devam ediyor. “Pofuduk” isimli sergisinde Turner, yontma taş ve çelik sac kullanarak yarattığı, yumuşacık ve şehvetli figürler; göz alıcı ve kıvrımlı, kümelenmiş formlar ve dalga dalga bulutlardan oluşan bir koleksiyonla çıkıyor sanatseverlerin karşısına.

Carole Turner’ın heykelleri uluslararası organizasyonlarda sergilenmiş; sanatçı pek çok ülkede anıt heykeller yapmak üzere görev almıştır. Carole Turner’ın eserleri çeşitli müzelerin koleksiyonları, belediyeler, heykel parkları gibi kamusal alanların yanı sıra ve İtalya, Arjantin,Almanya, Vietnam, Rusya, Güney Kore, Polonya, Romanya, Meksika, Mısır, Türkiye, Çin, Avusturya, Bulgaristan, Costa Rica, ABD’deki çeşitli kurumlarda da görülebilir.

Carole Turner’ın “Pofuduk” isimli heykel sergisini 4-30 Haziran 2014 tarihleri arasında Galeri Selvin 2 ’de görebilirsiniz.

Dünyanın en büyük uluslararası sinema festivali sayılan Cannes Film Festivali yarışma filmlerine ait resmi liste perşembe günü düzenlenecek basın toplantısıyla kesinleşecek.

Nuri Bilge Ceylan

Nuri Bilge Ceylan

Dünyanın pek çok ünlü yönetmeninin birbirinden iddialı filminin yarışacağı Festival’e Türkiye’den ödüllü yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın “Kış Uykusu” Fatih Akın’ın ise “The Cut” filmiyle yarışmaya katılması bekleniyordu fakat son anda yapılan açıklama ile yarışmadan çekildiğini belirtti.  Artık Cannes’ın önemli isimleri arasında yer alan ve ‘Bir Zamanlar Anadolu’ filmiyle Jüri Büyük Ödülü’nü alan Ceylan, Emir Kusturica, Ken Loach gibi dev aktörlerle yarışacak. Yarışma filmlerine ait resmi liste Perşembe günü düzenlenecek basın toplantısıyla kesinleşecek.

Dünya sinemasının kalbi Mayıs ayında iki hafta boyunca Cannes’da atacak. Uluslararası Cannes Film Festivali’nin 67’incisi bu sene yine 14-25 Mayıs tarihleri arasında Fransa’nın sahil kenti Cannes’da yapılacak. 25 Mayıs’taki Avrupa Parlamentosu seçimleri nedeniyle ödül töreni 24 Mayıs Cumartesi akşamı düzenlenecek. Her yıl büyük ilgi gören festival afişine bu yıl İtalyan aktör Marcello Mastroianni ilham kaynağı oldu. Festival, Mastroianni’nin, Federico Fellini’nin yönettiği ve 1963 yılında Cannes Film Festivali’nde gösterilen ‘Sekiz buçuk’ adlı filminden alınan fotoğrafıyla, bir yandan ‘dünyaya açık ve özgür İtalyan ve Avrupa sineması’, bir yandan da onun en büyük temsilcilerinden Marcello Mastrroianni’yi onurlandırmak istiyor.

6. kez kadın jüri başkanı

Jane Campion

Jane Campion

Geçtiğimiz yıl Fransız sinemasının genç ismi Audrey Tautou’nun sunduğu açılış seramonisini bu yıl Lambert Wilson sunacak.

Yine geçen yıl ünlü yönetmen Steven Spielberg’in üstlendiği Jüri Başkanlığını bu yıl Yeni Zelandalı kadın yönetmen Jane Campion yapacak. Festival’de 1993 yılında « Piyano dersleri » adlı filmiyle Altın Palmiye ödülü kazanan Campion Festival’e başkanlık eden 6’ıncı kadın olacak. Kısa film yarışma jürisine (Jury des courts métrages ) İranlı yönetmen Abbas Kiarostami, Eleştiri Haftası jürisine (Semaine de la critique) İngiliz Andrea Arnold, Belli Bir Bakış (Un Certain Regard) jürisine de Arjantinli yönetmen Pablo Trapero başkanlık edecek.

Tartışmalı ‘Grace de Monaco’ filmiyle açılış

Festival, Monaco Prensesi Grace’i anlatan ve Nicole Kidman’ın başrol oynadığı “Grace” filmi ile açılacak. Yönetmen Olivier Dahan ile yapımcısı Harvey Weinstein arasındaki tartışmalar nedeniyle bir türlü sinemalarda gösterime giremeyen film Festival’in açılış filmi olacak. Ancak senaryoya itiraz eden Monaco hanedanı Grimaldi ailesi, filmin gösterimine katılmayacak. Başrol oyuncusu Nicole Kidman ise, Festival’in 2001’deki açılış filmi olan ‘Moulin Rouge’ da olduğu gibi kırmızı halıda ilk boy gösteren sanatçı olacak. Festival’in müdavimlerinden biri haline gelen Kidman, geçtiğimiz yıl da jüri üyesi olmuştu.
Tartışmalı diğer filmlerden Abel Ferrera’nın, IMF eski Başkanı Dominique Strauss Kahn’ın seks skandalını anlatan ve Gerard Deaprdieu’nun başrolde oynadığı filmi ‘DSK, Welcome to New York’ ile Woody Allen’ın Cannes’da çektiği ‘Magic in the Moonlight’ filmlerinin listeye girmesi ise sürpriz olacak.

 Yarışacak muhtemel liste 

Dardenne Kardeşler : Deux jours, une nuit (başrolde Marion Cotillard),

David Cronenberg: Maps to the Stars (başrolde Robert Pattinson, Julianne Moore ve John Cusack)

Tommy Lee Jones : The Homesman,

Ryan Gosling : How to Catch a Monster (Eva Mendes ve Christina Hendricks),

Emir Kusturica (On The Milky Road : Başrolde Monica Bellucci

Nuri Bilge Ceylan : Kış Uykusu (Sommeil d’hiver)

Fatih Akın :The Cut , (Katılmayacağını açıkladı)

Ken Loach : Jimmy’s Hall,

Atom Egoyan : The Captive,

Xavier Dolan : The Mummy,

Denys Arcand: Le règne de la beauté,

Alejandro Gonzalez Inarritu : The Birdman,

David Michod : The Rover ,

Mike Leigh : Mr Turner,

Roy Anderson : A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence,

Thomas Vinterberg Far From the Madding Crowd

Mathieu Amalric : La Chambre bleue,

Benoit Jacquot 3Cœurs

Xavier Beauvois : La Rançon de la gloire,

Pascale Ferran : Bird People, Olivier Assayas : Clouds of Sils Maria

Michel Hazanavicius : The Search

Jean Luc Godard : L’Adieu (3D)

Kaynak :[-]

Fatih Sultan Mehmet ile Bizanslı Anna’nın imkansız aşkını konu edinen, 2008 yılında yaşamını yitiren ünlü soprano Leyla Gencer’in yakın dostu olan Pier Luigi Pizzi tarafından sahnelenen opera, büyük beğeni topladı. İtalyan operasında Romantik dönemin öncülerinden Rossini’nin, prömiyerinin yapıldığı Napoli San Carlo Tiyatrosu için hazırladığı ‘II. Mehmet Operası’, Roma’daki tarihi Opera Tiyatrosu Costanzi sahnesinde yeniden hayat buldu. Rossini’nin 28 yaşındayken bestelediği ve dram eserlerinden ‘en karmaşık’ ve ‘yenilikçi olanı’ diye tanımlanan II. Mehmet, Türklerle ilgili operalar içinde en önemlilerinden biri kabul ediliyor. Libretto (sözet) yazarlığını Cesare della Valle’nin yapmış olduğu ve 28 Mart’ta Romalı sanatseverlerle buluşan söz konusu esere başarılı isimlerin eli değerken, orkestra şefliğini Roberto Abbado, rejisörlüğünü ise Pier Luigi Pizzi üstlendi.

FATİH SULTAN MEHMET’İ CANLANDIRMAK ZOR

İtalya-da Bir-Türk-Il-Turco-In-Italia

Sanat tarihine 40’a yakın opera eseri kazandırmış olan Rossini, hem orkestra, hem de solistler için hazırladığı zor besteleriyle tanınıyor. Bu eseri yöneten şef ve Fatih Sultan Mehmet’i canlandıranların sayısının az olması da biraz buna bağlanıyor.

Rejisör Pizzi’nin sahnesinde 2’nci Mehmet rolünü, bas Mirco Palazzi ile bas Roberto Tagliavini dönüşümlü olarak üstlendi. Basın mensuplarına açılan gösterimde sahnede yer alan ve 2009 yılında yine Rossini’nin ‘İtalya’da Bir Türk’ (Il Turco In Italia) adlı eserindeki Türk genci Selim’i canlandıran 38 yaşındaki Tagliavini, beğeni topladı.

Tagliavini’nin, halkının gururuna layık güçlü bir komutan, sultan figürünü, aynı zamanda gerçek aşk hissini tatmaya çalışan insan olarak harmanlamayı başarması, beğenilerin nedeni oldu.

ESERİN DEĞERİ 194 YIL SONRA ANLAŞILDI

Gerçekte böyle bir aşk hikayesinin var olup olmadığı bilinmese de, bir sultanı kendisine meftun eden Anna’yı, sopranolar Marina Rebeka ve Carmela Remigio, onun babası rolündeki Venedikli komutan Paolo Erisso’yu ise Arjantinli tenör Juan Francisco Gatell ile Giulio Pelligra dönüşümlü olarak oynadı. 3 Aralık 1820 tarihinde Napoli San Carlo Tiyatrosu’nda ilk kez ve daha sonra revize edilerek Venedik’te 1922’de yeniden sahnelenmiş olan eser, fiyaskoyla sonuçlandı. Bundan ötürü Rossini bu eseri, 1926 yılında yeniden elden geçirerek, ‘Korinthos Kuşatması’ adı altında yapılandırdı.

20’nci Yüzyıl’ın sonlarına doğru; 1985 yılında Pesaro kentinde yeniden sahnelenene kadar adeta unutulan II. Mehmet operasının o dönemde beğenilmeyen ilk versiyonu, artık sanat çevrelerinde Rossini’nin şaheserlerinden biri olarak anılıyor.

ROMA’DA İLK KEZ SERGİLENMESİ TEPKİ ÇEKTİ

II. Mehmet operası, Osmanlı İmparatorluğu’nun 7’nci padişahı; Fatih Sultan Mehmet ile Venedik hakimiyetindeki Eğriboz (Negroponte) Kuşatması sırasında (1470) aşık olduğu Bizanslı Anna’nın hikayesini anlatıyor. Gerçek kimliğini bilmeden II. Mehmet’e aşkının karşılığını veren Venedikli Anna, daha sonra aşk ile yurt sevgisi arasında gidip gelen bir kadının içinde debelenip durduğu çelişkiler yumağını ele alıyor.

Rejisör Pizzi, Rossini’nin iki ayrı son hazırladığı eseri sahnelerken, yasak aşkı vurgulamak için trajik olanı, yani Anna’nın intihar etmesini tercih etmiş. Sultan Mehmet Anna’yı öldürmek istese de, Anna bu zevki ona, yani düşmanına yaşatmıyor.

LEYLA GENCER MÜZESİNİ O HAYATA GEÇİRDİ

Bu eseri sahneye koyduktan sonra övgü dolu sözlerle karşılaşan 83 yaşındaki ünlü opera rejisörü, sahne ve kostüm tasarımcısı Pier Luigi Pizzi, 2008 yılında vefatına kadar Milano’daki La Scala Tiyatrosu’nda opera sanatçıları için kurulan akademide sanat yönetmenliği yapan ünlü soprano Leyla Gencer ile de yıllarca çalışma fırsatı bulmuştu.

Milano’daki evinin bütün eşyaları İstanbul’da sergilenmeye başlanan Gencer, müzenin yerleştirmesini de ölümünden önce “Beni ve evimi kimse senin kadar iyi tanımıyor” sözleriyle yakın dostu Pier Luigi Pizzi’ye vasiyet etmişti.

“II. Mehmet operası, gerçekten mükemmel bir yapıya sahip. Rossini’nin aceleci, ama parlak şöhretinin bir ürünü” diyen Pizzi, aynı eseri 2005’te de Venedik’teki Teatro La Fenice’de, aynı kostümlerle sahnelemişti. Pizzi, Roma’dakinde trajik bir sonu seçmesine karşın, Venedik’te mutlu sonla bitirmeyi uygun bulmuştu.

Pizzi, eseri değerlendirirken “Bu, her şeyden önce büyük bir aşk hikayesi. Anna, allak bullak olmuş bir kadın; ilk aşkı, babası ve vatanına karşı olan sorumlulukları arasında hesaplar yapıyor” dedi. Pizzi, Fatih Sultan Mehmet’i ise, “Aşık, genç bir lider, bir fatih olmasından ziyade büyük insani bir karakter” diye nitelendirdi.

Pizzi, kültüre olan katkılarından dolayı geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano tarafından ‘Şövalye’ unvanı ile ödüllendirildi.

Dramı destekleyen sade ve gri bir sahne tasarımıyla göze çarpan, 2 perdeden oluşan opera, 8 Nisan’da son kez Romalı sanatseverlerle buluşacak.

SULTAN ABDÜLMECİT’TEN ROSSİNİ’YE NİŞAN

Opera sanatının ana yurdu olan İtalya’da, II. Mehmet’in sanat dünyasına kazandırılmasının üzerinden yaklaşık 200 yıl geçmesine karşın ilk kez Roma’da sahnelenmiş olması ise bazı opera uzmanı yazarların tepkisini çekti. 1830’dan sonra opera bestelemeyi bırakmasına rağmen Rossini’nin, Sultan Abdülmecit’e 1853 yılında iki marş bestelediği ve bu nedenle Mecidiye Nişanı’yla ödüllendirildiği de geçen yıllarda ortaya çıkmıştı.