Şunun için etiket arşivi: animasyon

İKSV tarafından gerçekleştirilecek olan 33. İstanbul Film Festivali’nin afişi İnci Eviner imzası taşıyor

Film_afis_2014_50x7033- İstanbul Film Festivali’nin afişi ressam İnci Eviner ve İKSV kurumsal kimlik danışmanı Bülent Erkmentarafından hazırlandı. Afiş Eviner’in desen ve el yazılarını taşıyor.

Akbank’ın sponsor olduğu İstanbul Film Festivali 5-20 Nisan tarihlerinde düzenlenecek. Festivale başvuru süreci ise 31 Ocak Cuma akşamı doluyor.

İKSV, farklı sanat dallarının önemli isimlerinin yapıtları, desenleri veya el yazılarından İstanbul Festivalleri’nin tanıtım afişlerini oluşturmaya bu yıl da devam ediyor. Resimlerinden oluşturulan kolaj ve el yazıları, İKSV Kurumsal Kimlik Danışmanı Bülent Erkmen’in tasarımıyla 42. İstanbul Müzik Festivali’nin afişine dönüştürülen Güher ve Süher Pekinel ikilisinin ardından İnci Eviner de İstanbul Festivalleri afişlerinde imzası olan sanatçılar arasına katıldı.

İnci Eviner, Bülent Erkmen’le birlikte böyle bir çalışma ortaya çıkarmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Kendi işimde sözcükler olarak kullandığım figürlerle, Bülent Erkmen burada sinema için bir cümle kurdu. Kendi alanım olmayan sinema ve sinema izleyicisiyle afişlerde buluşmak çok güzel bir deneyim oldu.” dedi.

Bülent Erkmen, afişle ilgili olarak şu açıklamayı paylaştı: “İnci Eviner’in insan bedeninin gündelik hayat içindeki siyah-beyaz silüetlerini kullandım. Çömelme, kalkma, uzanma, uzatma, gerinme gibi İnci Eviner’in desenleri arasından seçtiğim bazı bedensel hareketleri yeniden kurgulayarak sinemanın hareketli görüntü oluşturma anlayışıyla ilişkilendirdim. Sinemanın bulunuşunda kullanılan, bir hareketin aşamalarını saptayan bir dizi görüntünün hızlı akmasıyla göz aldanmasına yol açan “fenakistiskop” aleti göndermesine sanatçının el yazısıyla yazılmış festival ismi dönüp duran desenlere eşlik etti.”

Festival başvurularında son günler!

Bu yıl onuncu kez Akbank sponsorluğunda düzenlenen 33. İstanbul Film Festivali’nin başvuru süresi sona eriyor. 31 Ocak Cuma akşamına kadar yapılacak başvurular arasından belirlenecek filmler, 33. İstanbul Film Festivali çerçevesinde “Altın Lale Ulusal Yarışma”, “Yarışma Dışı”, “Yeni Türkiye Sineması” ve “Belgeseller” bölümlerinde gösterilecek. Başvuruların 31 Ocak Cuma günü 17.00’ye kadar online başvuru sistemi üzerinden tamamlanmış olması gerekiyor. 33. İstanbul Film Festivali’ne uzun metrajlı kurmaca filmlerin yanı sıra, belgesel ve animasyon filmlerle de başvurulabiliyor.

Kaynak: [-]

Google, özel günlerde kişi ve olayları anmak için hazırladığı doodle’lara bugün bir yenisini ekledi. Google’ın anasayfasında beliren Doctor Who doodle’ı, 8 bit’lik bir oyun olarak belirdi. Google, Doctor Who doodle’ının bugüne kadar hazırlanan en büyük doodle olduğunu açıkladı.

whoodle

Ünlü bilim kurgu dizisi Doctor Who’nun 50’inci yılını kutlayan Google, özellikle dizinin hayranlarının çok seveceği animasyonlu bir doodle hazırladı.

Doctor Who’nun 11 kez hayata geri döndüğü karakterleri seçebildiğiniz oyunda, TARDIS zaman yolculuğu yaparak farklı senaryolarda ‘Google’ harflerini oluşturuyorsunuz. Harfleri toplamak için, Dalek gardiyanlarını geçmeniz gerekiyor.

Guardian’ın haberine göre, Google’ın hazırladığı en büyük animasyonlu doodle olan Doctor Who’nun hazırlanması 4 ay sürdü. Google’ın merkezinin bulunduğu Mountain View’deki Googleplex tesisinde, Doctor Who doodle’ına ‘Whoodle’ adı takıldı.

Bu hafta 2’si yerli 8 film vizyona girecek.Yönetmenliğini ve senaristliğini Filiz Alpgezmen’in yaptığı “Yabancı”, izleyicilerle buluşacak.

karayel-poyraz-1“Karayel Poyraz”

Haftanın yerli yapımlarından “Karayel Poyraz” filminin yönetmenliğini Levent İnanır üstlendi.

Oyuncu kadrosundaYüksel Arıcı, Numan ÇakırHikmet Karagöz,Yıldırım Beyazıt, Soner Arıca’nın yer aldığı filmin senaryosunuLevent İnanır ve Yıldırım Bayazıt yazdı. Komedi-dram türündeki filmde, İstanbul’dan Karadeniz bölgesine gidenfarklı ideolojideki gençlerin yaşamı konu ediliyor.
texas-testere“Teksas Katliamı 3D”

“Teksas Katliamı 3D” filminin yönetmen koltuğunda John Luessenhop oturuyor. Alexandra Daddario, Tania RaymondeThom BarryBill Moseleyve Shaun Sipos‘un izleyici karşısına çıkacağı gerilim türündeki filmin senaryosunu Debra Sullivan, Stephen Susco ve Adam Marcus kaleme aldı.

ABD yapımı filmin konusu şöyle: “Uzun zaman önce Teksas’ta küçük bir kasabada beş gencin başına bir felaket geldi. Korku ve dehşetin o gün gördükleri kadarını tahmin bile edemezlerdi. İçlerinden sadece biri hikayeyi anlatmak için kaçabilecekti ve onun sağ  kalışı bu tarifsiz dehşete görünürde son verecek bir olaylar zincirini tetikleyecekti. Az sayıda insanın bildiği, kurtulan bir kişi daha olduğuydu. Bir bebek bu delilikten saklanmış, o gün olanlardan ve kökeninden habersiz büyümüştü. Yıllar sonra, bir yetişkin olan Heather Miller hiç bilmediği bir büyükanneden kalan mirasını almak için doğduğu yere çağrılır. Heather,arkadaşları Nikki, Ryan ve Kenny eşliğinde Teksas’a doğruhareket eder…”

“Kötü Ruh”

Yönetmenliğini Fede Alvarez’in yaptığı “Kötü Ruh” filminde, Shiloh Fernandez, Jessica LucasLou Taylor PucciJane Levy,Elizabeth Blackmore oynuyor.
Korku türündeki ABD yapımı filmde, 20’li yaşlarda 5 arkadaşın bir kulübede kapalı kalması sonucu yaşadıkları olaylar izlenebilecek.
“Geçit Yok”

Aksiyon-gerilim türündeki “Geçit Yok” filminde, Arnold Schwarzenegger, Forest Whitaker, Peter Stormare, Jaimie Alexander, Johnny Knoxville izleyici karşısına çıkacak.

Yönetmen koltuğunda Jee-Woon Kim‘in oturduğu filmin senaryosu Jeffrey Nachmanoff ve Andrew Knauer imzası taşıyor. Filmde, sınır bölgesinde  şeriflik  yapan Owens’ın karşısına uyuşturucu kaçakçılığı yapan ve polislerce aranan bir uyuşturucu çetesi liderinin çıkmasıyla yaşanan gelişmeler anlatılıyor.
“Suç Ortağı”

Simon West’in yönettiği “Suç Ortağı” filminde, Nicolas CageJosh LucasDanny Huston, Mark Valley, Sami Gayle rol alıyor.

Senaryosunu David Guggenheim‘ın kaleme aldığı film, banka soygunu sırasında ihanete uğrayarak 8 yıl hapis yatan soyguncunun hikayesiyle başlıyor. Aksiyon türündeki filmde, soyguncunun, hapisten çıktıktan sonra sabıkalı geçmişini geride bırakıp uzun suredir görmediği kızıyla ilişkisini düzeltmeye çalışması konu ediliyor.
“Kayıp Balık Nemo 3D”

Animasyon türündeki 3 boyutlu “Kayıp Balık Nemo 3D” filmi, çocukları salonlara çekmeyi hedefliyor. Yönetmenliğini Andrew Stanton ve Lee Unkrich‘in üstlendiği filmin seslendirmelerini Eric Bana, Geoffrey Rush, Willem Dafoe, Ayça Bingöl, Ellen DeGeneres yaptı.

Senaryosunu Andrew Stanton, Bob Peterson ve David Reynolds‘ın yazdığı filmin konusu şöyle: “Dünyaya gelir gelmez annesini kaybeden Nemo babası tarafından büyütülmektedir. Artık İlkokul çağına geldiğinde babasının ilgisinden sıkılmaya başlar. Bir süzgeci küçük olduğu için babası okyanusta yüzmeyi Nemo’ ya yasaklamıştır. Bir gün Nemo, okyanusta yüzebileceğini ve o sırada yüzeyde duran cisme dokunabileceğini zanneder ve kendini bir anda bir insanın ellerinde bulur. Oğlunun insanlar tarafından yakalanıp götürüldüğünü gören babası, çok kararlıdır ne olursa olsun Nemo’yu bulacak ve eve geri getirecektir. Ancak okyanus sandığından çok daha tehlikelidir.”


Cesur_balik-2“Cesur Balık 2”

Senaryosunu Chris Denk ve Johnny Hartmann‘ın yazdığı 3 boyutlu animasyon türündeki “Cesur Balık 2” filminin yönetmenliğini Mark A.Z. Dippe yaptı. Seslendirmelerini Rob Schneider, Drake Bell, Jamie Kennedy, Frankie Jonas, Busy Philipps üstlendiği filmde, köpekbalıkları tarafından kaçırılan arkadaşlarını kurtarmak için yola çıkan “Pi” ve “Junior”ın başından geçenler konu ediliyor.

Çin’de “Türkiye Kültürü Yılı” kutlamaları kapsamında Jackie Chan’in yönettiği ve rol aldığı Chinese Zodiac (CZ12) filminin galası ve Çin geleneksel Bahar Bayramı kutlamaları için Çin’den Başkente film yapımcıları geliyor.

Film Yapımcıları Meslek Birliği (FİYAB) Koordinatörü Ayşe Sönmez, yaptığı açıklamada, Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Radyo Televizyon İdaresi Bakan Yardımcısı H.E Zhang’ın beraberinde Çin’in önemli film yapımcılarının da Türkiye’ye gelerek Türkiye-Çin ortak işleri hakkında konuşacaklarını belirtti.

29 Ocak’ta Kentpark’ta gerçekleştirilecek filmin galasına Türkiye’den de film sektöründen katılımın olacağını söyleyen Sönmez, Çinli heyetin Türkiye’de ortak projelere imza atmak için temaslarda bulunacağını dile getirdi.

Çin’le ortak animasyon film yapılacak

Sönmez, Çin’in sinemaya çok önem verdiğini ve dünyada sinema sektöründe ikinci sıraya yükseldiğini, Çinlilerin bu gücü kaybetmemek için çok çalıştığını kaydetti.

Geçen sene Eskişehir’de gerçekleştirilen “Çin Animasyon Film Günleri”nden sonra Çinli heyetin ortak bir animasyon filmi çekmeyi kararlaştırdığını ifade eden Sönmez, Anadolu Üniversitesi işbirliğinde projeyi şekillendirmeye başladıklarını bildirdi.

Türkiye’de 2012 “Çin Kültürü Yılı” kapsamında Türkiye-Çin ortak yapımı ve Mustafa Altıoklar’ın yönetmenliğindeki “İzin Sırrı” adlı belgeselinin de tamamlandığını ifade eden Sönmez, Türkiye’ye gelen heyete belgeselden örnekler verip en kısa zamanda “İzin Sırrı”nı da düzenleyecekleri bir gala ile sunacaklarını anlattı.

Sönmez, belgesel çekerken Çin’in CCTV’nin arşivini ilk kez yabancı bir devlete açtığını, bu arşive Çinli yapımcıların bile girmesine izin verilmediğini, CCTV arşivine girebilmekten mutlu olduklarını belirtti.
Türkiye ve Çin arasındaki işbirliğin bu denli güven ve iyi niyete dayanmasının değeri animasyon filmiyle pekişeceğini vurguladı.

Türk filmleri Çin’de gezecek 

Sönmez, FİYAB’ın daha önce de Çin’de Türk filmleriyle yer aldığını hatırlatarak, Nisan ayındaki “Pekin Film Festivali”nde Türkiye panoraması yapacaklarını ve bunun için aralarında “Aşk Tesadüfleri Sever”, “Behzat Ç: Seni Kalbime Gömdüm”, “Adalet Oyunu”, “Zenne”, “Anadolu Kartalları”, “Çanakkale 1915” gibi filmlerin de bulunduğu 20 film seçkisi gönderdiklerini anlattı.

Çinlilerin Türk filmlerini başarılı bulduğunu, özellikle aksiyon ve komedi yapımlarını beğendiklerini söyleyen Sönmez, bu nedenle film festivalleri dışında, “Pekin, Şangay ve Gansu’da gezici Türk Film Günleri düzenleyeceklerini ifade etti.

Çinlilerin izledikleri filmden bir oyuncu görmeyi istediklerini, misafirperver olduklarını belirten Sönmez, gezici film günlerinde Türkiye’den de birçok oyuncuyu götüreceklerini sözlerine ekledi.

 

Kaynak : [-]  Tuğba Özgür Durmaz

Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi (Academy of Motion Picture Arts and Sciences) tarafından 1929’dan beri verilen Oscar ödülleri için bu yıl yarışacak adaylar belli oldu.

85. Akademi Ödülleri Töreni ise 24 Şubat’ta gerçekleştirilecek. Törende bu yıl 50. yaşını kutlayan James Bond’a özel bölüm ayrılacak.

Bu yıl Oscar’a damgasını vuran film, 12 dalda aday ilan edilen, yönetmenliğini Steven Spielberg’ün yaptığı “Lincoln”. Onu 11 kategoride aday gösterilen “Life of Pi” takip ediyor. Avusturyalı yönetmen Michael Haneke’nin bol ödüllü filmi “Amour” ise hem “En İyi Film” hem de “En İyi Yabancı Film” kategorisinde yer aldı.

En iyi kadın oyuncu:

Naomi Watts, “The Impossible”,
Jessica Chastain, “Zero Dark Thirty”,
Jennifer Lawrence, “Silver Linings Playbook”,
Emmanuelle Riva, “Amour”,
Quvenzhané Wallis, “Beasts of the Southern Wild”

En iyi erkek oyuncu:

Daniel Day Lewis, “Lincoln”,
Denzel Washington, “Flight”,
Hugh Jackman, “Les Miserables”,
Bradley Cooper, “Silver Linings Playbook”,
Joaquin Phoenix, “The Master”

En İyi Film adayları:

“Amour”,
“Argo”,
“Beasts of the Southern Wild”,
“Django Unchained”,
“Les Miserables”,
“Life of Pi”,
“Silver Linings Playbook”
“Zero Dark Thirty.”

Yardımcı kadın oyuncu kategorisinde açıklanan adaylar şöyle:

Amy Adams, “The Master”
Sally Field, “Lincoln”
Anne Hathaway, “Les Miserables”
Helen Hunt, “The Sessions”
Jacki Weaver, “Silver Linings Playbook”

Yardımcı erkek oyuncu kategorisinde açıklanan adaylar şöyle:

Alan Arkin, “Argo”
Robert De Niro, “Silver Linings Playbook”
Philip Seymour Hoffman, “The Master”
Tommy Lee Jones, “Lincoln”
Christoph Waltz, “Django Unchained”

En iyi yönetmen:

David O’Russell, “Silver Linings Playbook”,
Ang Lee, “Life of Pi”,
Steven Spielberg, “Lincoln”,
Michael Haneke, “Amour”,
Benh Zeitlin, “Beasts of the Southern Wild”,

En iyi görüntü: 

– Beasts of the Southern Wild,
– Silver Linings Playbook,
– Zero Dark Thirty,
– Lincoln,
– Les Miserables,
– Life of Pi,
– Amour,
– Django Unchained,
– Argo

En iyi Animasyon Filmi

– BraveMark Andrews and Brenda Chapman
– Frankenweenie
– ParaNorman
– The Pirates! Band of Misfits
– Wreck-It Ralph

En iyi Kostüm

– Jacqueline Durran, “Anna Karenina”
– Paco Delgado, “Les Misérables”
– Joanna Johnston, “Lincoln”
– MirrorEiko Ishioka, “Mirror”
– Colleen Atwood, “Snow White and the Huntsman”

 En iyi yabancı film

– Amour – Avusturya
– Kon-Tiki – Norway
– No – Chile
– A Royal Affair – Denmark
– War Witch – Canada

En iyi saç ve makyaj

– Howard Berger, Peter Montagna and Martin Samuel, “Hitchcock”
– Peter Swords King, Rick Findlater and Tami Lane, “The Hobbit: An Unexpected Journey”
– Lisa Westcott and Julie Dartnell, “Les Misérables”

Tüm dünyada binlerce kişinin oynadığı “Angry Birds” oyununun animasyon filminin 2016’da gösterime gireceği bildirildi.

Akıllı telefonuygulaması olarak 2009’da piyasa sürülen oyunun yapımcısı Rovioşirketi, 3 boyutlu animasyon filmi için, daha önce “Iron Man (Demir Adam)”, “Despicable Me (Çılgın Hırsız)” ve“Ice Age (Buz Devri)”filmlerinin yapımcılığını üstlenen John Cohen ile anlaştıklarını duyurdu.

Piyasa sürüldüğünden bu yana Angry Birds oyunu oynadığını belirten Cohen, oyunun beyaz perdeye aktarılmasına katkıda bulunacağı için çok mutlu olduğunu kaydetti.

Üç yıl önce piyasaya sürüldükten sonra bir milyardan fazla kez yüklenen Angry Birds’in yan ürünleri de satış rekorları kırıyor. En son piyasa sürülen “Angry Birds Star Wars”da, orijinal Star Wars’a paralel olarak kuşlar asiler, domuzlar ise imparatorluk olarak canlandırılıyor.

Kaynak :[-]

Türkiye’de kısa film alanında etkin bir platform oluşturan Akbank 9. Kısa Film Festivali’nin jüri üyeleri belirlendi

Yeni fikirleri desteklemeyi ve kısa film kültürüne katkı sağlamayı amaçlayan festival, 18-28 Mart 2013’te yapılacak. Festival kapsamında, kurmaca, belgesel ve canlandırma dalında kısa film yarışması düzenlenecek. Her üç kategoride ”en iyi film” seçilecek ve eserlerin yönetmenleri Akbank Sanat tarafından 8 bin lira ile ödüllendirilecek.

Son katılım tarihi 31 Aralık olarak açıklanan yarışmanın ön eleme jürisinde oyuncu ve oyuncu koçu Bahar Kerimoğlu, Maltepe Üniversitesi öğretim görevlisi Serkan Öztürk ve yönetmen Selim Evci yer alıyor.

Festivalin kurmaca kategorisi jüri üyeleri ise oyuncuDemet Evgar, yönetmen Emin Alper, görüntü yönetmeni Gökhan Tiryaki, yönetmen Cemil Ağacıkoğlu ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı’dan oluşuyor.

Belgesel kategorisinin jüri üyeleri yönetmen Aslı Özge, yazar ve yönetmen Derviş Zaim, Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selahattin Yıldız, yönetmen Rüya Arzu Köksal ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı olarak belirlendi.

Festivalin canlandırma kategorisine katılacak eserler ise ressam Cemal Erez, Uykusuz dergisi çizeri Galip Tekin, Canlandıranlar Derneği ve Asifa Türkiye Başkanı Berat İlk, Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Çizgi Film (Animasyon) Bölümü Başkanı Doç. Dr. Fethi Kaba ve Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı’dan oluşan jüri üyeleri tarafından değerlendirilecek.

Akbank 9. Kısa Film Festivali yarışması başvuru formları, Akbank Sanat’tan ya da ”www.akbankkisafilm.com” ve ”www.akbanksanat.com” adreslerinden temin edilebilecek.

 

23 Kasım 2012’de Türkiye’de gösterime girecek olan, “Otel Transylvania” 3D Animasyon filminin yaratıcı kadrosunda,Hollywood animasyon filmlerinde bir çok başarılı çalışmaya imza atan bir Türk de bulunuyor.

Adam Sandler ile stüdyoda geçen 2 sene;  Yönetmenliğini Genndy Tartakovsky’nin yaptığı ve başrol seslendirmelerini, Hollywood’un önde gelen aktörlerinden Adam Sandler, Selena Gomez, Andy Samberg, Jon Lovitz gibi ünlülerin yaptığı filmde, Dracula’nın insanlardan uzakta kurduğu ve işletmeciliğini yaptığı “Hotel Transylvania”nın içerisinde geçen ilginç ve eğlenceli hikayesi “3D animasyon” filmi olarak beyaz perdeye taşındı.

Yapımına 2006 yılında başlanan ve bitim aşamasına kadar 6 yılda 6 değişik direktörün görev aldığı film Sony Pictures stüdyolarına yaklaşık 100 milyon dolara maloldu.

Şimdiye kadar hem Amerika hem de dünya pazarında yaklaşık 300 milyon dolar gibi bir hasılat elde edilen film, altı senelik bir çalışma sonrası yapımcılarının yüzünü güldürdü.

Filmin yapım aşamasında büyük bir rol oynayan ve daha önce “Aslan Kral”, “Pocahontas”, “Herkül”, “Surf’s Up”, “Treasure Planet”, “Cloudy With Chance of Meatballs” gibi Hollywood’un bir çok önemli animasyon filminde hikaye artistliği yapan Kaan Kalyon ile Sony Pictures stüdyolarında özel bir roportaj gercekleştirdik.

Malibu’da restoran garsonluğundan Hollywood’a, animasyon dünyasına

Ögrencilik yıllarında, Los Angeles Malibu’da bir restoranda garsonluk yapan Kaan Kalyon, 80’li yıllarda Amerika’nın ünlü “Talk Show” ustası Johnny Carson ile tanışdıktan sonra hayatının değiştiğini söylüyor.

Restoran adisyonlarının arkasına çizdigi figürlerinin Johnny Carson tarafından fark edilip kendisinin “Walt Disney Film” stüdyolarında çalışmasının tavsiyesi üzerine, o zamana kadar çizmiş olduğu bütün amatör çizimlerini bir pazar poşetine koyup, “Walt Disney Film” stüdyolarının yolunu tutan Kaan Kalyon’un Hollywood’a giriş macerası böyle başlamış.

“Walt Disney Film” stüdyoları tarafından yeteneği keşfedilen ve “Kaliforniya Sanat Enstitüsü”nde burslu olarak film eğitimi alan Kalyon, okul sonrası “Walt Disney” ile kontrat imzalamış ve ilk çalışmasını dünya animasyon film tarihi içerisinde büyük bir yeri olan “Aslan Kral”ın “I just want to be a King” sahnesini çizerek yapmış.

Hikayenin çizgi karakterlere dönüşmesi

Animasyon filmlerinin en önemli bölüm aşamasının bu bölüm olduğunu söyleyen Kalyon, “Bizler hikayeyi okuduktan sonra, motion pictures filimlerine göre çok daha fazla zaman harcıyoruz. Bazı seneryoların yapım aşamasının çizgi karakterlere dönüşümünün 1 ila 5 seneye kadar uzayabiliyor” diyor.

Kalyon örnek olarak “Disney” yapımı olan “Herkül” için yaklaşık sadece 1 seneyi Yunanistanve Türkiye’de karakter ve tarihi gözlem yaparak geçirdiklerini ve “Sony Pictures” yapımı olan “Surf’s Up” için ise yine yaklaşık 1 sene boyunca filmin yapım aşamasından önce San Diego hayvanat bahçesinde penguenlerle birlikte vakit geçirdiklerini, onların davranış ve hareket biçimlerini inceledikden sonra çizim aşamasına geçildiğini belirtiyor.

Kalyon ayrıca bu işe gonül veren gençler içinde, eğer animasyon dünyasında başarılı olmak istiyorsanız sadece güzel çizim yapmanın yeterli olmadığını, film yapım aşaması hakkındaeğitim alınmasının gerektiğini, genç animatörlerin çok iyi bir hayat gözlemcisi olmalarının gerektiğini söylüyor.
Şimdiye kadar çalıştığı filmler içerisinde yapım aşamasında en çok süre harcadıkları filmin Hotel Transylvania olduğunu belirten Kalyon, Adam Sandler’ın projeye katılması ile her şeyin yapım aşamasında daha da eğlenceli olduğuna da deyiniyor.

Kalyon, “Adam tam bir basketbol hastası, basketbol oynamayı çok seviyor, onun için stüdyoda basketbol sahası kuruldu. Her fırsatta çalışanlarla basketbol maçı yapıyor ve onun takımı maçı kazanana kadar mücadele bitmiyordu” diyor.

Ayrıca seslendirme sırasında bol bol çikolata yemesiyle ve bütün çalışanlara da yedirmesiyle Adam Sandler’ın aynı beyazperde filmlerinde olduğu gibi çok eğlenceli bir kişilik olduğunu söylüyor.

Türk sineması Hollywood’da nasıl başarılı olur?

Türk sinemasının son yıllardaki çıkışını başarılı bulduğunu ama Hollywood için yapılan filmlerde özellikle senaryo aşamasında acele davranıldığını düşünen Kalyon, “Hollywood için film yapmak ve bu filmlerin ödül törenlerinde boy göstermesini istiyorsak, özellikle hikaye seçimlerinde ve filmin bitiş aşamasından sonra çok önemli yeri olan pazarlama sürecinin önemli olması gerekiyor” diye tavsiyede bulunuyor.

Kalyon, özellikle yabancı filmlerin Hollywood’a gelmeden önce çok iyi bir halkla ilişkiler departmanının kurulmasının ve bunun ayrıca devlet tarafından desteklenmesinin gerektiğini söylüyor.

Kaynak : [-] Hazırlayan : Barbaros Tapan

Uluslararası Sanatçı Filmleri, 20-25 Kasım 2012 tarihleri arasında İstanbul Modern Sinema’da Belleğin Kırılmaları, İlişkisel Bellek ve Tektipleşmebaşlıklı üç tematik gösterim programıyla izleyiciyle buluşuyor.

İstanbul Modern, güncel video, animasyon ve kısa filmleri dünyanın farklı köşelerine taşıyan Uluslararası Sanatçı Filmleri (Artists’ Film International) programını sunuyor. Dünyanın farklı bölgelerinden 12 sanat kurumunun ortaklığıyla yürütülen gösterim programı, ortak kurumlar tarafından davet edilen 19 sanatçının güncel video, animasyon ve kısa filmlerinden oluşuyor.

Üç farklı başlıktan oluşan Uluslararası Sanatçı Filmleri özel gösterim programlarında Sefer Memişoğlu, Alejandro Cesarco, Corin Sworn, Nguyen Trinh Thi, Liu Chuang, Sriwhana Spong, Liu Chuang, Aleksandar Jestrovic Jamesdin, Aslı Çavuşoğlu, Camila Rocha, Karim Debbagh, Ben Hagari, Bengü Karaduman, Anetta Mona Chişa & Lucia Tkacova, Hatice Güleryüz,  Berat Işık ve Özlem Günyol & Mustafa Kunt’un çalışmaları yer alıyor.

2008 yılında Art in the Auditorium adıyla Londra’nın köklü sanat kurumu Whitechapel Gallery tarafından başlatılan projeye İstanbul Modern, geçmiş yıllarda İnci Eviner, Ergin Çavuşoğlu ve Ali Kazma’nın çalışmalarıyla katılmıştı.  Bu yıl dünyanın farklı  bölgelerinden 12 sanat kurumunun ortaklığıyla gerçekleştirilen Uluslararası Sanatçı Filmleri için her ortak kendi ülkesinden bir sanatçının video, film veya animasyon çalışmasını seçti. Bu şekilde oluşturulan uluslararası video havuzu, yıl içinde ortak kurumlarda düzenlenen gösterim programları ya da sergilerle izleyiciyle buluşuyor.

Bu yıl Sefer Memişoğlu ve 2011 yapımı BREEZE adlı videosunu seçen İstanbul Modern, proje ortaklarından gelen çalışmalara ek olarak, Türkiye’den başka sanatçıların videolarına da programda yer verdi. Programın küratöryal çalışmasını İstanbul Modern’den Çelenk Bafra ve asistan küratör Senem Sekban yaptı. Ayrıca, 24 Kasım Cumartesi günü saat 16:00’da İstanbul Modern’in konuğu Sefer Memişoğlu’nun videolarının toplu gösterimi yapılacak ve sanatçıyla bir söyleşi düzenlenecek.

Uluslararası Sanatçı Filmleri programının 2012 yılı ortakları arasında, İstanbul Modern’in yanı sıra Whitechapel Gallery, Londra, İngiltere, GAMeC /Galleria d’Arte Moderna, Bergamo, İtalya, Fundacion Proa, Buenos Aires, Arjantin, Ballroom Marfa, Marfa, Texas, ABD, City Gallery Wellington, Wellington, Yeni Zelanda, San Art, Ho Chi Minh City, Vietnam, Para/Site, Hong Kong, Çin, Belgrade Cultural Centre, Belgrad, Sırbistan, Cinematheque de Tanger, Tangier, Fas, New Media Center, Haifa, İsrail, Neuer Berliner Kunstverein Video-Forum, Berlin, Almanya bulunuyor.

Malatya Film Festivali’ne zengin program

Kerem Akça, bu yıl üçüncü kez düzenlenen Malatya Film Festivali’nin programını değerlendirdi

Malatya Film Festivali, 9-15 Kasım 2012 tarihleri arasına denk gelen üçüncü yılında bambaşka bir temanın yanında Kristal Kayısı ödüllü ulusal ve uluslararası yarışmalarıyla da işlevlerini sürdürüyor. 140 filmi bulan programda özellikle Türkiye prömiyerini yapacak yabancı eserlerle dikkat çeken etkinlik, Antalya’da yarışmayan filmlerle de ‘ulusal yarışma’ rekabetini kızıştıracak gibi. Üzerine tuğlalar koyarak festival çatısı adına doğru adımların festivali olan organizasyon için ilerisi açık. Amerikan bağımsız sinemasının ustalarından John Sayles’in özel konuk olarak şehre gelip 9 Kasım’daki açılış töreninde onur ödülü alacak olması ise bir başka önemli detay.

Her geçen yıl program kalitesi açısından çıtayı daha da yükseklere koyan Malatya Film Festivali, bu sene ‘Orta Doğu ve Barış’ teması eşliğindeki etkinliklerle de ağını genişletecek. Bu klasik eğilimin yanında esasen ulusal ve uluslararası programın yoğunluğu konusunda bir dikkat çekicilik görmek mümkün. Elbette seminer, sergi ve atölye etkinliklerinin yanında önemsenmeyen ‘sinema tekniği’ üzerine İngilizce kitaplardan biri daha Türkçe’ye çevrilmiş haliyle basılıp dağıtılacak. Böylece tabiri caizse bütçe ‘boş’a gitmemiş olacak.

Üç önemli filme Türkiye prömiyeri

Uluslararası programa baktığımızda ana danışman Alin Taşçıyan’ın katkılarıyla oluşturulan seçki bir hayli kuvvetli. 140 filmlik program, ‘yok artık!’ tepkilerine de yol açabilir. Hatta daha da ileri gidersek, beş salondaki gösterimlere nasıl bu kadar filmin sığabileceğini de düşünmeden kendimizi alamıyoruz. Zira programa bakınca hem 11. Filmekimi veya 19. Adana Altın Koza Film Festivali’nde Türkiye prömiyerini yapan sevdiğimiz yönetmenlerin vizyona girecek filmleri, hem 31. İstanbul Film Festivali’nde beğeni toplayan eserleri, hem de Türkiye prömiyerini Malatya’da yapacak yapımlara rastlamak mümkün.

Özellikle Demián Bichir’e Oscar adaylığı getiren, Chris Weitz imzalı “A Better Life”, farklı bir gelenek geliştirmesiyle dünyada yankı uyandıran Çek animasyonu “Alois Nebel” ve Kanada’nın ‘Yabancı Dilde En İyi Film’ kategorisinde iddialı Oscar aday adayı “Savaş Cadısı” (“Rebelle”) bu konuda en dikkat çekenler. Elbette “Düşler Diyarı” (“Beasts of the Southern Wild”) ve “Yas” (“Soog”) gibi ilk filmlerle, ya da Michael Haneke, Bernardo Bertolucci, Abbas Kiarostami, Christian Petzold gibi yönetmenlerin son işleriyle zenginleşen programın diğer nadide örneklerinin arasında da kaybolabilirsiniz.

Yarışmalarda çetin rekabet

Uluslararası yarışmanın ‘büyüme hikayesi’ni odağına alan film listesi ise iddialı ve çetin bir rekabete sahne olacak gibi. “Düşler Diyarı”nın bana kalırsa 2012’nin en iyi filmlerinden biri olma özelliğiyle, “Taş Kafa”nın (“Rundskop”, 2011) Hollanda’nın “Yeraltı Peygamberi” (“Un Prophète”, 2009) kimliğiyle, “Hayır”ın (“No”) Pinochet katmanlı politik tabanıyla dikkat çekici bir incelemeye tabi tutulması, bunların yanında ‘rahat izlenir, sıkmayan Avrupa sineması örnekleri’nin de kafasını uzatmasıyla zor bir süreç ortaya çıkacak.

Ulusal yarışmada ise Antalya’nın ‘ilk film yarışması’nın aksine “Devir”, “Yük” gibi Derviş Zaim ve Erden Kıral’ın, “Tepenin Ardı” ve “Zerre” gibi yılın en önemli ilk filmlerinin bulunduğu toplamdan bir yarışma algısı oluşacak. Bu da hem Malatya halkı, hem de festivalcilik adına önemli bir gelişme. Zira bu kategoride çekişme Antalya’dan daha keskin yaşanacak orası kesin.

Genel anlamda bakınca ise Malatya’nın kalkınması gereken portföyünü sinemayla dolduran süreç, devam ediyor. Belli ki etraftaki filmlerin durumu incelenip nokta atışı eserlerden bir program ‘danışmanlar kurulu’nun katkısıyla oluşturulmuş. Kristal Kayısı ödülünün de içeriye dahil edilmesi ise belli miktarda maddi ödülleri devreye sokuyor. Lafın özü hiçbir zahmetten kaçınılmamış bu sene. Bu noktadan sonra Malatya halkının 2011’de azalan ilgisinin 2012’de geri dönmesi ve organizasyonun kulaktan kulağa yayılma sürecinin hızlanması kalıyor.

 Malatya Film Festivali’nden örnek bir kaç film:

1-Sevmek Zamanı

2-Düşler Diyarı (Beasts of the Southern Wild)

3-Yalnız Kovboy (Lone Star)

4-Çocuklar (Djeka)

5-Azrail’i Beklerken (Poulet aux Prunes)

6-Barbara

7-Tepenin Ardı

8-Savaşın Gölgesinde (Lore)

9-Elena

10-Tepelerin Ardında (Dupa Delauri)

11-Yas (Soog)

12-Amigo

13-Alois Nebel

14-A Better Life

15-Savaş Cadısı (Rebelle)

16-Yük

17-Devir

Kaynak : [-]     Haber : Kerem AKÇA

 

Mısır’ın başkenti Kahire, ” Kahire Avrupa Film Panoraması ” festivaline ev sahipliği yapıyor

Mısır’ın başkenti Kahire, bu yıl beşincisi düzenlenen, 22 Avrupa ülkesinden 26 film ve 30 animasyon filmi gösteriminin yapılacağı ”Kahire Avrupa Film Panoraması” festivaline ev sahipliği yapıyor. Türkiye’nin de Boşnak yönetmen Aida Begic’in “Çocuklar” (Djeca) adlı filmiyle katılacağı festival 3-9 Ekim tarihlerinde düzenlenecek.

Yapımcı ve aynı zamanda festivalin organizatörü Marianne Khoury ”Çocuklar” filminin Türkiye, Bosna, Almanya ve Fransa ortak yapımı, uzun metrajlı bir film olduğunu söyledi.

Cannes Film Festivali jüri özel ödülü ve Saraybosna Film Festivali’nde en iyi kadın oyuncu ödüllerini kazanan film, Bosnalı iki yetim çocuğun ahlaki değerlerini yitirmiş bir toplum içerisindeki hayat hikayelerini anlatıyor.

Khoury filmle ilgili yaptığı değerlendirmede “Film Bosnalı Müslümanların savaş sırasında yaşadıklarını gözler önüne seriyor. Yönetmenin kullandığı gelişmiş ses teknolojileriyle silah ve patlama sesleri en güzel şekilde veriliyor. Bu seslerin çocukların psikolojisine yaptığı etkiler gözler önüne seriliyor” ifadelerine yer verdi.

Türk sinemasının uluslararası bir kaliteye ulaştığını ifade eden Khoury, Türk sinemacılarla birlikte çalışmak ve bu kaliteli filmleri Mısırlı sinemaseverlerle buluşturmak istediklerini söyledi.

İlk olarak 2004 yılında düzenlenen festivalle ulaşılmak istenen hedef konusunda “Mısır izleyicisini Amerikan filmleri dışında farklı kaliteli filmlerle buluşturmayı amaçlıyoruz. Cannes, Berlin ve Toronto gibi uluslararası film festivallerinde ödül kazanmış filmlerle sanatsal zevk düzeyini yükseltmeye çalışıyoruz” dedi.

Festivali düzenleyenlerin, kültürün, toplumun gelişmesi ve yaratıcı fikirlerin ortaya atılmasında çok önemli bir rol oynadığına inandıklarını söyleyen Khoury, “Uluslararası Mısır Filmleri” şirketinin 2004 yılında bu inançla yola çıktığını ifade etti.

Khoury, “Festivalle birlikte Mısır halkı dünya çapında düzenlenen festivallerde ödül almış en yenifilmleri ve belgeselleri izleme olanağı buluyor” dedi.

“Kahire Avrupa Film Panoraması” Ken Loach’ın yönetmenliğini yaptığı ve 2012  Cannes Film Festivali jüri ödülünü kazanan İngiliz yapımı “Meleklerin Payı” (The Angel’s Share) filmi ile açılacak.

Festival süresince gösterilecek filmler arasında Paulo Taviana ve Vittorio Taviana;nın yönettiği “Sezar Ölmeli” (Cesare deve morire) adlı hapishane ve mahkumları anlatan İtalyan filmi de yer alıyor.

Toplam 56 filmin gösteriminin yapılacağı festivale katılacak ülkeler arasında Türkiye, Fransa, Almanya, Hollanda, Bosna, Rusya, Belçika, İsviçre, İspanya, Norveç, İsveç, Romanya ve Polonya yer alıyor.

Borusan Kültür Sanat, müzisyen/DJ kimliğiyle tanınan Arkın (Mercan Dede) ve ressam Carlito Dalceggio’nun Montreal’den İstanbul’a uzanan serüvenini sanatseverlerle buluşturuyor. “İçsel aydınlanma, evrensel özgürlük” sloganıyla kapılarını açan “Revolution Revelation” sergisi 24 Mayıs–25 Temmuz 2012 tarihleri arasında Borusan Müzik Evi’nde ziyaret edilebilecek. Serginin art book’u için Arkın’ın yakın dostu, yazar Elif Şafak bir önsöz hazırlayacak.

Borusan Müzik Evi’nin 2010 yılı Ocak ayındaki açılışını müzik ve canlı resim performansıyla yapan Arkın (Mercan Dede) ve Carlito Dalceggio, bu kez renkli, sıra dışı bir sergiyle İstanbul’da. Sanatçılar, Borusan Müzik Evi’nde herkesi içsel bir devrime ve aydınlanmaya davet ediyor. Daha önce defalarca müzik ve resmi bütünsel bir performansa dönüştüren projelerde yan yana çalışan ikili, “Revolution Revelation” adlı sergide ilk kez iki görsel sanatçı olarak bir araya geliyor. Sergiye aklı değil gönlü karıştırdıklarını söyleyen Arkın ve Carlito, kendilerini “Romantik Asiler” olarak tanımlıyor.

“Revolution Revelation” sergisinde “revolution” temasını Carlito Dalceggio, “revelation” temasını ise Arkın (Mercan Dede) temsil ediyor. “Revolution” yani “devrim” yeni bir bilinç düzeyine ulaşmak için egodan kurtulmaya, kabuklardan ve maskelerden sıyrılmaya bir davet niteliği taşıyor. “Revelation” yani “perdelerin kalkması” ise bunu izleyen ve tamamlayıcısı olan içsel dönüşümü tarif ediyor. Yaşamı ve üretimlerini iç içe var olan bir döngü olarak gören iki sanatçı, birbirlerinden uzaklaşırken dönüp dolaşıp aynı noktadan daha fazla bilinçlenmiş, daha aydınlanmış olarak geçilebileceğini kanıtlıyor.

Stüdyo Montreal’den İstanbul’a taşındı

Serginin hazırlıklarına Ocak ayında Carlito Dalceggio’nun Montreal’daki stüdyosunda başlayan ikili, üç aylık bir çalışmanın ardından Nisan başında atölyelerini İstanbul’a taşıdı. Borusan Müzik Evi’nin atölyeye dönüştürdükleri birinci katında yaklaşık kırk gün boyunca geceli gündüzlü çalışan Arkın ve Carlito, üretim sürecini sanatseverlerle paylaşmak için stüdyolarını ziyarete açtı. İstanbulluların, atölyenin kontrollü kaosuna, rengârenk ortamına ve enerjisine hayran kaldıklarını dile getiren iki sanatçı, izleyenlerin çoğu zaman ellerine bir fırça alarak atölyeye dâhil olmak istediklerini ve bazılarını kıramadıklarını söylüyorlar.

4 metrelik dev Buddha, kartondan evler ve sürprizler…

Borusan Müzik Evi’nin altı katına yayılan “Revolution Revelation”da tuval, heykel, karışık teknik, enstalasyon, müzik ve video olmak üzere 60’a yakın çalışma yer alıyor. Sergide Carlito’nun tuval üzeri boya ve üç boyutlu resim çalışmaları, Arkın’ın ise kolaj ağırlıklı çalışmaları dikkat çekiyor. İkilinin birlikte yarattıkları eserlerin de bulunduğu serginin en ilgi çeken yapıtı ise normalde konserlerin düzenlendiği 2’inci ve 3’üncü katları kaplayan 4 metrelik Buddha heykeli… Parçalar halinde İstanbul’a getirilen ve sadece 4 gün içinde monte edilerek tamamlanan dev Buddha heykeli, izleyenlere dış dünyanın gerçekliğinden kısa bir süreliğine de olsa uzaklaşma olanağı sunuyor. Bu rengârenk ve devasa Buddhayı çevreleyen kartondan dört farklı ev ise ortak bir hikâye etrafında birleşiyor. Üç boyutlu gözlük ve “black light” ile bakıldığında farklı detaylar sunan karton evler, müzik ve video enstalasyonlarıyla ziyaretçilerini kendi dünyalarına davet ediyor. Carlito’nun her sergisinde mutlaka bir atıfta bulunduğu Picasso’nun Guernica’sına yaptığı gönderme ise sergideki dikkat çeken eserlerden bir diğeri…

Bu sergide “dokunmamak yasak!”

Sergide yer alan bazı eserlerin üzerinde yazan “Dokunmamak Yasaktır!” ifadesi çağdaş sanat galerilerinin izleyiciyi kuşatan “klinik” havasına farklı bir yaklaşım sunuyor. Sergide ayrıca ziyaretçilerin dilediklerini yazıp çizebilmesi için rengârenk tebeşirler, fırçalar, boyalar ve büyükçe bir pano ile bir daktilo bulunduran Arkın ve Carlito, izleyicilerin tüm eserlere dokunabilmesinin bu serginin en önemli yönlerinden biri olduğunun altını çiziyorlar.

Serginin öyküsünü 40 bin kare fotoğraf anlatıyor

Sergiye paralel olarak Borusan Müzik Evi’nin en üst katında Kanadalı fotoğraf sanatçısı Jarrett Gibbons’ın, “Revolution Revelation”ın Montreal’den İstanbul’a uzanan sürecini belgelediği fotoğraflarından bir seçki ve 40 bin kare fotoğraftan oluşturduğu stop frame animasyon filmi ziyaretçileri bekliyor.

“Revolution Revelation”a ilişkin detaylı bilgi ve sanatçıların manifestosuna, bu sergi için özel olarak hazırlananwww.revolutionrevelation.be adresinden ulaşılabilir.

Arkın (Mercan Dede) ve Carlito Dalceggio’nun “Revolution Revelation” adlı sergisi 24 Mayıs–25 Temmuz 2012 tarihleri arasında Borusan Müzik Evi’nde görülebilir.

REVOLUTION REVELATION”

Arkın& Carlito Dalceggio

24 Mayıs–25 Temmuz 2012

Ziyaret Günleri: Salı–Cumartesi

Saat: 11.00–19.00

Web sitesi

http://www.revolutionrevelation.be/

 Kaynak : [-]