Şunun için etiket arşivi: AKM

İstiklâl Marşı, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin millî marşı. Mehmet Âkif Ersoy tarafından kaleme alınan bu eser, 12 Mart 1921’de Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklâl Marşı olarak kabul edilmiştir.

Tarihçe

Türk Kurtuluş Savaşı’nın başlarında, İstiklâl Harbi’nin milli bir ruh içerisinde kazanılması imkânını sağlamak amacıyla Maarif Vekaleti, 1921’de bir güfte yarışması düzenlemiş, söz konusu yarışmaya toplam 724 şiir katılmıştır. Kazanan güfteye para ödülü konduğu için önce yarışmaya katılmak istemeyen Burdur milletvekili Mehmet Akif Ersoy, Maarif Vekili Hamdullah Suphi’nin ısrarı üzerine, Ankara’daki Taceddin Dergahı’nda yazdığı ve İstiklal Harbi’ni verecek olan Türk Ordusu’na hitap ettiği şiirini yarışmaya koymuştur. Yapılan elemeler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda, bazı mebusların itirazlarına rağmen Mehmet Âkif’in yazdığı şiir coşkulu alkışlarla kabul edilmiştir. Mecliste İstiklâl Marşı’nı okuyan ilk kişi dönemin Milli Eğitim BakanıHamdullah Suphi Tanrıöver olmuştur.

Mehmet Âkif Ersoy İstiklâl Marşı’nın güftesini, şiirlerini topladığı Safahat’a dahil etmemiş ve İstiklâl Marşı’nın Türk Milleti’nin eseri olduğunu beyan etmiştir.

Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katılmış, 1924 yılında Ankara’da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay’ın bestesini kabul etmiştir. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930’da değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör’ün 1922’de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe konmuş, toplamda dokuz dörtlük ve bir beşlikten oluşan marşın armonilemesini Edgar Manas, bando düzenlemesini de İhsan Servet Künçer yapmıştır. Üngör’ün yakın dostu Cemal Reşit Rey’le yapılmış olan bir röportajda da kendisinin belirttiğine göre aslında başka bir güfte üzerine yapılmıştır ve İstiklal Marşı olması düşünülerek bestelenmemiştir. Söz ve melodide yer yer görülen uyum (Prozodi) eksikliğinin (örneğin “Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” mısrası ezgili okunduğunda “şafaklarda” sözcüğü iki müzikal cümle arasında bölünmüştür) esas sebebi de budur. Protokol gereği, sadece ilk iki dörtlük beste eşliğinde günümüzde İstiklâl Marşı olarak söylenmektedir.

Metni

İSTİKLÂL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl…
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.

Ruhumun senden, İlâhi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne nâ-mahrem eli.
Bu ezanlar -ki şehadetleri dînin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerîhamdan, İlâhi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!

MEHMET AKİF ERSOY

davetiye

 

Artev Sanat Galerisi yeni yılın ilk sergisini 23 Ocak Cumartesi günü saat 15.00 ‘da açıyor. Ayrıca sergi; Hale Şakar Ürkmezgil, Alp Bartu, Bahattin Odabaşı, Basri Erdem ve Ali Candaş gibi önemli sanatçılara ev sahibeliği yapacak.

 

Şehnaz Hale Şakar Ürkmezgil Kimdir?

Şehnaz Hale Şakar Ürkmezgil (d. 1949, Ankara), Türk heykeltıraş. İstanbul’un Bakırköy ilçesinde yaşamaktadır. 1973 yılında eski adı ile DTGSYO (Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu), şimdiki adı ile Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Serbest – Grafik İllüstrasyon Bölümü’nden mezun oldu.

1973-1990 yılları arasında reklam sektöründe art direktör ve kreatif direktör olarak çalıştı. 1989 yılından sonra seramik ile başladığı çalışmalarını bronz heykele yönlendiren sanatçı, 1997 yılından bu yana figüratif tarzda, mermer yontu ve bronz döküm ile çalışmalarını sürdürmektedir.

hale ürkmezgil (2)KİŞİSEL SERGİLER:

1996  Gülmine Sanat Merkezi…Seramik Heykel

1998  Kıbrıs / Lefkoşa Saçaklı Ev…Bronz Heykel

2000  İst.The Marmara Opera Sanat Koridoru…Bronz Heykel

2000  Ankara / Karaca Sanat Galerisi…Bronz Heykel

2001  İst.The Marmara Opera Sanat Koridoru…Bronz Heykel

2002  Pera Sanat Galerisi …Bronz Heykel

2002  Ankara / Şekerbank Ömer Sunar Sanat Galerisi…Bronz Heykel

2004  Ankara / Galeri Sanat Yapım…Bronz Heykel

2005  Çağla Cabaoğlu Art Gallery…Bronz Heykel

2007  Bakraç Sanat Galerisi…Bronz Heykel ve Desen

2007  Karadeniz Ereğli / 14.Uluslararası Kültür Sanat Festivali…Bronz Heykel ve Desen

2010  Levent Tenis Klübü “Desenleme” Sergisi

2011  Bakraç Sanat Galerisi

2011  Doku Sanat Galerisi/İstanbul

2011  Doku Sanat Galerisi/Ankara

2012  Artev Sanat Galerisi

2012 Doku Sanat Galerisi / Heykel / Desen – İstanbul

2013 Doku Sanat Galerisi / Heykel -İstanbul

2014 Doku Sanat Galerisi / Heykel-İstanbul

2015 Doku Sanat Galerisi / Heykel – İstanbul

2015 Krişna Sanat Galerisi / Heykel / Desen – Ankara

 

YURT DIŞI SERGİLER / ETKİNLİKLER:

1997  Almanya / Hannover-Türk Evi

1997  Almanya / Köln-Atatürkçü Düşünce Derneği

2002  Umut Vakfı”Bireysel Silahsızlanma ve Bireysel Barış”Heykel Yarışması

Onun Silahı Sevgi ,heykeli ile Seçici Kurul Teşvik Ödülü

2002  Ankara Gazi Eğitim Üniversitesi Resim ve Heykel Müzesi”Sevgi Emektir”heykeli

2003  Fransa / ”Roumaziéres – Loubert – Sculptures dargile”Performans yarışması

2013 “90′ıncı yılda 90 Türk sanatçısı Berlin’de” konsepti ve “Özgür ve 90″  /T.C. Berlin Büyük Elçiliği

   FUAR VE BAZI KARMA SERGİLER

1992  Kadın Eserleri Kütüphanesi

1993  Pera Sanat Galerisi

1997  Yunus Emre Kültür Merkezi( Basad )

1998  Yunus Emre Kültür Merkezi

1999  Ankara / Su Ana Sanatevi

2000  10.Art İst Sanat Fuarı ( Su Ana Sanatevi )

2001  1.Ankara Sanat fuarı – Ankart ( Su Ana Sanatevi )

2001  İst. Menkul Kıymetler Borsası ( Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği )

2001  2001 Sanat Galerisi

2002  Uluslararası Çağdaş Sanat Buluşması Lütfü Kırdar ( Pera Sanat Galerisi )

2002  2.Ankara Sanat Fuarı – Ankart ( Galeri Oda )

2002  Artİst 12. İstanbul Sanat Fuarı – Tüyap ( Pera Sanat Galerisi )

2002  İzmir / Resim ve Heykel Müzesi Sanat Galerisi

2002  Çağla Cabaoğlu Art Gallery

2002  Harbiye Askeri Müze ( Basad )

2003  Bakraç Sanat Galerisi

2003  İstanbul Basın Müzesi Sanat Galerisi

2003  Uluslararası Çağdaş Sanat Buluşması Lütfü Kırdar ( Çağla Cabaoğlu Art Gallery )

2003  Artİst 13. İstanbul Sanat Fuarı – Tüyap ( Lebriz Com )

2003  Antalya / Ansan Sanat Galerisi

2004  8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Kadın Karması ( Pera Sanat Galerisi )

2004  Ankara / Galeri Sanat Yapım “Kadın”

2004  Artİst 14. İstanbul Sanat Fuarı  – Tüyap ( Lebriz Com )

2004  Uluslararası Çağdaş Sanat Buluşması Lütfü Kırdar ( Bakraç Sanat Galerisi )

2005  Artİst 15. İstanbul Sanat Fuarı – Tüyap ( Lebriz Com )

2005  Antalya / ahk interiors ( Çağla Cabaoğlu Art Gallery )

2005  Uluslararası Çağdaş Sanat Buluşması Lütfü Kırdar ( Bakraç Sanat Galerisi )

2006  8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Kadın Karması ( Pera Sanat Galerisi )

2006  Artİst 16. İstanbul Sanat Fuarı – Tüyap ( 2001 Sanat Galerisi )

2006  Art İstanbul Çağdaş Sanat Günleri – Antrapo ( Bakraç Sanat Galerisi)

2007  Ankara / Karaca Sanat Galerisi “10.Yıl”Kişisel Katılımcılar

2007  Ankara / Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği “37.Yıl”

2008  Beşiktaş Çağdaş 3. Sanat Fuarı MKM ( Ortaköy Sanat Galerisi )

2009  86/86 Cumhuriyet Sergisi (Cumhuriyet Sanat Galerisi Taksim Meydanı)

2009  Nişantaşı Sanat Parkı (Sinpa A.Ş / Şişli Belediyesi)

2010  Birleşmiş ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği (BRH) Sergi ve Work Shop

2010  Art Show 2010. MKM

2010  Doku Sanat Galerisi (Yaz Karma Sergisi)

2011 Artev  Sanat Galerisi

2011 Eskişehir Sukurusu Atölyesi  “Ucube Sergisi” / Eskişehir

2011 Nar Sanat İstanbul 8 Mart / 8 Kadın Sanatçı Sergisi

2011 “Ustaya Saygı” Heykel Sergisi MKM

2012  “42. Yılı için 142 sanatçı “BRHD

2012  Artev Sanat Galerisi

2012 Galeri Sanat Yapım (30.Yıl Sergisi) , Ankara

2013 Next Level, Ankara

2013 İstanbul ARTBOSPHORUS Çağdaş Sanat Fuarı

2013 Işık Üniversitesi Galerisi -Şile  8 Mart Dünya Kadınlar Günü

2014 GÖRSAV “Buluşma”-İstanbul

2014  Romen geneleksel Martişor Kutlaması ve   Dünya Kadınlar Günü ne adanmış “2014 Kadın Sanatçılar Günü”  Romanya Büyükelçiliği – Ankara

2014 Artev Sanat galerisi – İstanbul

2014 Doku Sanat Galerisi “Güz Karması” / İstanbul

2015 GÖRSAV “Cam Tavanı Delen Kadınlar” – İstanbul

2015 Bahçede Heykel / İstanbul

 

ali-candaş-sonALİ CANDAŞ KİMDİR?

Ali Candaş (d. 1940 Trabzon / Beşikdüzü), İstanbul ‘da yaşamaktadır. İlköğrenimini Erzurum Gazi İlkokulunda yaptı. 1952 yılında Erzurum Pulur Köy Enstitüsü’ne sınavla girdi.1956 yılında İstanbul, Çapa öğretmen Okulu resim semineri öğrencisi oldu. 1959 yılında Bu okuldan ilkokul öğretmeni olarak mezun oldu. Aynı yıl İstanbul- Çatalca Bahşayiş köyü öğretmeni oldu Aynı yıl Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nü ikincilikle kazandı. 1962 yılında resim-iş öğretmeni olarak Urfa Kız Öğretmen Okulu’na atandı. 1965’te Trabzon Karma Ortaokuluna nakli çıktı. Aynı yıl, Ordu, Perşembe Öğretmen Okulu resim-İş öğretmenliğine geçiş yaptı. 1971 yılında ilk kişisel sergisini bu şehirde açtı. 1973 yılında İstanbul-Çapa Öğretmen Okulu resim öğretmenliğine atandı. Bu okulda beş yıl çalıştıktan sonra 1978 yılında İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü’ne geçti. (Şimdiki adıyla Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü. Aynı kurumdan Prof. Ünvanı ile 2006 yılında kendi isteği ile emekli oldu.

 

Kişisel sergiler

  • 1971 Ordu Halk Kütüphanesi–Ordu
  • 1983 İstanbul -Ankara ;Taksim Sanat Galerisi-İstanbul –Parmakkapı İş Sanat Galerisi-İstanbul ,Turkuvaz Sanat Galerisi – Ankara
  • 1984 İstanbul – İzmir; Resim Heykel Müzesi – İzmir, Taksim Sanat Galerisi – İstanbul
  • 1985 Ankara Turkuvaz Sanat Galerisi – Ankara
  • 1986 İstanbul; Ankara Taksim Sanat Galerisi – İstanbul, Yaratım Sanat Galerisi – Ankara
  • 1987 İstanbul Ramko Sanat Merkezi – İstanbul
  • 1988 İstanbul, Ankara,İzmir;Dönüşüm Sanat Galerisi – Ankara, Leonardo Sanat Galerisi-İzmir, Gorbon Sanat Galerisi-İstanbul,Ümit Yaşar Sanat Galerisi-İstanbul
  • 1989 İstanbul Atatürk Sanat Galerisi- A.E.F. İstanbul, Altıneller Sanat Galerisi- İstanbul
  • 1990 Ankara Doku Sanat Galerisi- Ankara
  • 1991 Ankara Doku Sanat Galerisi – Ankara
  • 1992 Ankara, İzmir; Emlakbank Sanat Galerisi- Ankara, Leonardo Sanat Galerisi- İzmir
  • 1993 Bandırma, Ankara, İstanbul; Kocaeli Bandırma Belediyesi Sanat Galerisi-Bandırma,Doku Sanat Galerisi – Ankara

Alkent Actuel Art Galeri- İstanbul, Kocaeli Üniversitesi Sanat Galerisi– Kocaeli

  • 1994 İstanbul Karsu Tekstil Sanat Galerisi- İstanbul
  • 1995 İstanbul ,Ankara Doku Sanat Galerisi – Ankara, Alkent Actuel Art Galeri – İstanbul
  • 1996 Ankara, Antalya, İstanbul Doku Sanat Galerisi – Ankara,Türkiye Kalkınma Bankası Sanat Galerisi- Antalya,6.Sanat Fuarı – İstanbul, Karsu Tekstil Sanat Galerisi – İstanbul
  • 1997 Adapazarı, Ankara, Didim, İstanbul Sakarya Sanatevi – Adapazarı, Doku Sanat Galerisi – Ankara,Didim Sanat Galerisi – Didim, Doku Sanat Galerisi – Ankara, Meb Sanat Galerisi-İstanbul
  • 1998 Ankara Doku Sanat Galerisi – Ankara
  • 1999 İzmir, Ankara,Antalya Vakko Sanat Galerisi-İzmir, Doku Sanat Galerisi- Ankara, Orkun-Ozan Sanat Galerisi- Antalya
  • 2000 İstanbul, Ankara Garanti Sanat Galerisi – İstanbul, Doku Sanat Galerisi – Ankara
  • 2001 İzmir, Ankara Temizocak Sanat Galerisi – İzmir, Doku Sanat Galerisi – Ankara
  • 2002 İstanbul Doku Sanat Galerisi – İstanbul, Alkent Actuel Art Galeri – İstanbul
  • 2003 Ankara Doku Sanat Galerisi – Ankara
  • 2004 İstanbul, Adana; Ankara Atatürk Kültür Merkezi – Taksim – İstanbul, Doku Sanat Galerisi – Ankara, Sanatçılar Der. Galerisi – Adana, Myra Sanat Galerisi – İstanbul
  • 2005 İstanbul; Ankara Doku Sanat Galerisi – İstanbul, Doku Sanat Galerisi – Ankara, Bakraç Sanat Galerisi – İstanbul
  • 2006 İstanbul,Ankara Doku Sanat Galerisi – İstanbul, Doku Sanat Galerisi – Ankara, Cream Art Sanat Galerisi – İstanbul
  • 2007 İstanbul, Ankara Doku Sanat Galerisi – İstanbul, Doku Sanat Galerisi – Ankara
  • 2011 İstanbul, Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği sergi salonu –Fotoğraf Sergisi

Karma Sergiler

SERGİLER – KARMA VE GRUP

  • 1973 İstanbul -Ankara DYO sergisi İzmir – Ankara – İstanbul , 34.Devlet Resim Sergisi- Ankara – İstanbul
  • 1975 İstanbul İstanbul Arkeoloji Müzesi Açık Hava Sergisi
  • 1976 İstanbul İrfan Ertem Sanat Galerisi – İstanbul
  • 1979 İstanbul Eğitimci Ressamlar Sergisi- Taksim Sanat Galerisi – İstanbul
  • 1983 İstanbul, Mersin, Ankara Günümüz Sanatçıları 4. Açık Hava Sergisi- İstanbul,Uluslararası 9. Mersin Festivali, Sergisi – Mersin,44. Devlet Resim Heykel Sergisi – Ankara
  • 1984 İstanbul , Ankara, Cezayir; İzmir Günümüz Sanatçıları 5. Sergisi – İstanbul, Enka Sergisi – İstanbul, İnönü Vakfı Sergisi – İstanbul, Türkiye –Cezayir Sergisi – Ankara – Cezayir, DYO Sergisi – İzmir – Ankara
  • 1985 İzmir, Ankara, İstanbul, Bursa Adalar Belediyesi Sergisi, DYO Sergisi – İzmir – Ankara – İstanbul – Bursa, 45. Devlet Resim – Heykel Sergisi – Ankara – İstanbul – İzmir, İzmir Ticaret Odası 100.yıl Sergisi – İzmir
  • 1986 İstanbul, Ankara, Eskişehir ,İzmir 1. Asya – Avrupa Bienali Sergisi – Ankara, Türkiye Jokey Klübü Sergisi – İstanbul

T.B.M.M. Egemenlik Sergisi, T.P.A.O. Atatürk Yarışması Sergisi – Ankara, Esbank Yunus Emre Sergisi – Eskişehir – Ankara – İstanbul – İzmir

  • 1987 İstanbul, Eskişehir, Ankara, Bursa, Tekirdağ, Trabzon Lisesi 100.yıl Sergisi- İstanbul, Esbank – Yunus Emre Sergisi – Eskişehir – İstanbul – Ankara – Bursa, Selahattin Taran Anısı Sergisi- İstanbul – Ankara, Bandırma Kuş Cenneti Festivali Sergisi – Ankara, Tekirdağ – Kiraz Festivali Sergisi – Tekirdağ, Tekel Sergisi – İstanbul
  • 1988 İstanbul,Ankara,Bandırma, Lahey, Eskişehir,T.B.M.M. Egemenlik Sergisi – Ankara, Pamukbank 37.yıl Sergisi- İstanbul

Bandırma Festivali Sergisi- Bandırma, Lahey Sergisi – Lahey, Yunus Emre Sergisi – Eskişehir,

  • 1989 İstanbul, Ankara Gorbon Sanat Galerisi Yaz Sergisi, Öğretim Üyeleri Sergisi- İstanbul, 50.Devlet Resim-Heykel Sergisi- Ankara
  • 1990 İstanbul, Avusturya,Salzburg AIAP (UPSD) Dayanışma Sergisi, İ.Ü.İşl.Fak. Kulübü karma Sergisi – İstanbul

Öğretim Üyeleri Sergisi – Viyana – Avusturya, Öğretim Üyeleri Sergisi – Salzburg

  • 1991 İstanbul, Avusturya Öğretim Üyeleri Sergisi – Gras – Avusturya, Dünya Kadınlar Günü Sergisi]] – İstanbul, İ.T.Ü. Sanatçı Elele Sergisi – İstanbul
  • 1992 İstanbul Geçmişten Günümüze Karma Sergisi – İstanbul, Benadam Sanat Galerisi – İstanbul
  • 1993 İstanbul, Ankara Kas Hastalıkları Derneği Sergisi – İstanbul, Haydarpaşa Numune Hastanesi Sergisi – İstanbul, Çıplak Estetiği Sergisi – Ankara
  • 1994 İstanbul R-Türk Kanser Derneği Sergisi – İstanbul, Kas Hastalıkları Derneği Sergisi – İstanbul, Maltepe Bel. Füsun Kahveci San. Gal. Sergisi – İstanbul
  • 1995 Kişinev, İstanbul Moldova Grup Sergisi – Kişinev, UPSD Bosna – Hersek Sergisi – İstanbul, Gazilerimize Ressam Desteği Sergisi – İstanbul, Afife Jale Sanata Evet Sergisi – İstanbul
  • 1996 Çatalca Çatalca Bel. Öğretim Üyeleri Sergisi – Çatalca
  • 1997 Avusturya Öğretim Üyeleri Sergisi – Viyana – Avusturya
  • 1998 İstanbul, Edirne Ardahan’dan Edirne’ye 75.yıl Sergisi – Ardahan – Kırklareli – Edirne, 75.yıl Sergisi- İstanbul
  • 1999 İstanbul, Ankara Hocalar ve Hocaların Hocaları Sergisi – Ankara – İstanbul
  • 2000 İstanbul, Ankara Ruhi Su ‘İmece’ Sergisi – İstanbul, Köy Enstitüleri 60.yıl Sergisi – Kadıköy – Ankara, Türk Çağdaşlaşmasında Kadın Sergisi – İstanbul, Yaz Karma Sergisi – Doku Sanat Gal. – Ankara, Ankart (Doku Sanat ile) Ankara, Yaz Karması- Doku Sanat Gal. – İstanbul
  • 2001 İstanbul, Ankara Yaz Karma Sergisi – Doku Sanat Gal. – Ankara, Yaz Karma Sergisi – Doku Sanat Gal. – İstanbul, İstanbul Sanat Fuarı (Doku Sanat Gal.) ile Cumhuriyet Sergisi A.E.F., Cumhuriyet Sergisi – Beşiktaş Kültür Merkezi – İstanbul
  • 2002 İstanbul, Bursa,Ankara Sasav Karma Sergisi – Maltepe-İstanbul,Uludağ Üniversitesi Sanat Galerisi Açılış Sergisi – Bursa

Pakpen Sanat Galerisi Açılış Sergisi – İstanbul, Karma Yaz Sergisi – (Doku sanat ile) İstanbul, T.C. Ziraat Bankası Koleksiyon Sergisi – Ankara, Neyran Sanat Galerisi Karma Sergisi – İstanbul

  • 2003 İstanbul, Edirne,Çanakkale, Bolu,Bandırma,Balıkesir, Eskişehir Ares Sanat Evi Karma Sergisi – İstanbul

Basri Erdem Koleksiyon Sergisi – İstanbul, Basri Erdem Koleksiyon Sergisi – Edirne, Basri Erdem Koleksiyon Sergisi – Çanakkale, Basri Erdem Koleksiyon Sergisi – Bolu İzzet Baysal Üniversitesi, Bandırma Festivali Sergisi – Bandırma, Balıkesir Liseliler Derneği Sergisi – Balıkesir, Balıkesir Bel. Kültür Sanat Eğitim Mer. Sergisi – Balıkesir, Tema Vakfı Yararına Sergi – İstanbul (Antik A.Ş.),Öğr. Üyeleri Sergisi – Anadolu Üni. – Eskişehir

  • 2004 İstanbul, Ankara Ulusal Kanal 150 Sanatçıyla Büyük Sergi – İstanbul, Bağımsız Cumhuriyet Partisi Sergisi – Ankara

Cumhuriyet için Resim – Heykel Sergisi – Ankara, Karma Sergi – Sasav – İstanbul, 2. Sanat Eğitimi Sempozyumu Sergisi – Ankara, Baskı Müzesi Destek Sergisi – İstanbul, Sasav Sergisi – İstanbul

  • 2005 İstanbul, Ankara Dört Ustadan Karma Sergi – Doku Sanat – Ankara, Ege Art Ege Üniversitesi Fuar Sergisi – İzmir, Gurup Sergisi – Cream Art Sanat Galerisi -İstanbul, Yeni Yıl Sergisi – Doku Sanat Gal. -İstanbul, Güney Asya İçin Dayanışma Sergisi – Ankara

Maltepe Üniversitesi. Sergisi – İstanbul, Doku Sanat Gal. Karma Sergisi – İstanbul, Kargaşa Sergisi – İstanbul

  • 2006 İstanbul İnkarı inkar Sergisi – İstanbul, Art İstanbul fuar Sergisi – Bakraç Sanatla – İstanbul
  • 2007 İzmir, Eskişehir Begüm Sanat Galerisi Karma Sergisi – İzmir, 17 Nisan Köy Enstitülüler Sergisi – Eskişehir

Ödüller

  • 1983 9.Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali Resim Yarışması

ÖDÜL

  • 1987 TBMM Milli Egemenlik ve Barış konulu Resim Yarışması

MANSİYON

  • 1987 4.Yunus Emre ‘Sevelim sevilelim’ Resim Yarışması
  • 1987 21. DYO Resim Yarışması

MANSİYON

  • 1988 TBMM Milli Egemenlik temasını da içeren Resim Yarışması

BİRİNCİLİK

  • 1988 Uluslararası Bandırma Kuş Cenneti Kültür ve Sanat Festivali

BAŞARI PLAKETİ YAYINLAR

  • 1987 Ramko Sanat Merkezi Kataloğu
  • 1992 Emlakbank Sergi Kataloğu
  • 1993 Alkent Actuel Art Sergi Kataloğu
  • 1994 Karsu Tekstil Sanat Gal. Kitapçığı
  • 2000 Garanti Sanat Galerisi Sergi Kataloğu
  • 2002 Alkent Actuel Art Kitabı (200 sayfa)
  • 2004 Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Sergisi Kitapçığı

 

Alp Bartu Kimdir?

ALP BARTU1947’de Manisa’da doğmuş, ilk ve orta öğrenimini Hatay, Adana ve Antakya illerinde yaptıktan sonra Marmara Üniversitesi’ne bağlı Eğitim Fakültesi’nin Resim Bölümü’nden 1976- 1977 akademik yılında mezun olmuştur.

Daha sonra birçok orta öğretim okul ve kuruluşlarında resim öğretmeni olarak görev aldıktan sonra 1993 yılında Maçka Teknik Plastik Sanatlar Bölümü’nden emekli olmuştur.

Resimleri yurtiçi ve yurtdışı özel koleksiyonlarla, banka koleksiyonlarında bulunmaktadır.

Alp Bartu toplumumuzun çeşitli kesimlerinden seçtiği konuları renk ve biçim düzenlemesiyle işlemiştir. Figür doğa ilişkisini sevinç, üzüntü ve heyecanla birleştirerek resimlerinde yansıtan sanatçı, İstanbul’da yaşamaktadır.

Alp Bartu’nun resminde, uyumlu ve dengeli bir biçimde bir araya getirilen insanlarının özellikle öne çıkmayışları, birbirinin arkasında yok olmayışları çok önemli bir özellik olarak göze çarpıyor. Bütünlük parça için değil, parçalar bütünlük içinde görevlendiriliyor. Resme bakan izleyiciler de dansçıların, balıkçıların, eğlenen insanların, çalgıcıların bir parçası oluyor. Her şeyin bu öbeğin(grubun) dengesi içinde bulunması çok önemli.

Bartu, çalışmalarında insan yüzlerini belirsizleştiren, kendine özgü kişisel bir biçem oluşturacak sanatsal anlatıma varabilmiş. Yüzlerin beyaz bir leke ile kapanması yeterli bulunmuş, yüzlerde ayrıntı yok, mimik yok bütünlük içindeki hareketlerde izleyicinin dikkatini başka yere çekecek ayrıntı yok. Resimdeki insanların hareketleri, bizleri, büyük bir etkiyle dikkatimizi iyice toplamaya, özellikle olayların içine sürüklemeye zorluyor.

Alp Bartu’nun yağlıboya resimlerini, insan ilişkilerinin bireyselliğini belirtmekten çok onların insancıl ilişkilerine ağırlık vermiş anlamda görmek gerek. İnsanların yüzlerinden çok genel anlatımını ele alan Bartu’nun, onların psikolojik yapısıyla da ilgilenmeyerek her birini bir arada bulunan kimliği belirsiz birer üye, bir öbeğin ya da topluluğun birlikteliğindeki bir varlık olarak gösterdiğini ve bu anlamda sağlanmış olan uyum ve bütünlüğe vardığını
görebiliyorsunuz.

 

basri erdemBasri Erdem Kimdir?

İlköğreniminin ardından, girdiği altı yıllık Kepirtepe İlköğretmen Okulu’nun sınavını kazanarak yatılı okuma hakkını elde etti. Okula kaydını yaptırarak; üç yıl boyunca öğrenim gördü. Öğretmen okullarının güzel uygulamalarından biri olan yeteneğe yönlendirme uygulamasından yararlanarak öğretmen okulunun üçüncü sınıfından dördüncü sınıfa geçerken; ders notlarının aritmetik ortalamasının yüksek oluşuna paralel resim yeteneğinin öğretmenleri tarafından keşfi ile 1963 yılında yetenek sınavıyla İstanbul Ortaköy İlköğretmen Okulu resim seminerine girdi. Kültür ve pedogojik derslerinin yanı sıra ağırlıklı olarak haftada sekiz saat da resim derslerinde temel sanat eğitimi aldı. 1966 yılında sınıf öğretmeni olarak mezun olan Erdem, bir yıl ilkokullarda sınıf öğretmenliği yaptı. Almış olduğu sanat eğitiminin dürtüsü ile şimdki adı Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi olan dönemin İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’nün uygulamalı yetenek sınavını kazanarak 1967yılında bölüme kaydını yaptırdı. Üç yıl gördüğü resim eğitiminin ardından resim öğretmeni olarak mezun olup; 1970 yılından 1974 yılına kadar Urfa Kız İlköğrtmen Okulu’nda resim öğretmenliği yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitim enstitülerine eleman kazandırmak amacıyla açmış olduğu sınavı başararak; 1974 yılında İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü, Grafik Dalı öğretmenliğine atandı. Altı yıl sonra Atatürk Yüksek Öğretmen Okulu öğretmenliğine atanan Basri Erdem, 1985yılında Marmara Üniversitesi’nde Lisans tamamladı. Doktoraya eşdeğer Sanatta yeterlik ünvanını 1986’da alan sanatçı , 1.Asya Avrupa Bienali’ne katıldı. 1987 yılında Doçent 1997 yılında da Profesör oldu. Yurt dışında çeşitli sanat etkinliklerine katılarak eserleri sergilenen Erdem, 2007 yılına kadar Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra, kendi isteği ile emekli oldu.

Halen Fevziye Mektepleri Vakfı üniversitesi olan Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görevine devam etmektedir.

Sergileri

  • 1997 Başak Sıgorta Sanat Galerisi İzmir
  • 1998 Mıknatıs sanat Galerisi Ankara
  • 1999 Akpınar Sanat Galerisi Ankara
  • 2000 Art Hall Sanat Galerisi İstanbul
  • 2001 Mıknatıs Sanat Galerisi Ankara
  • 2003 Galeri IV. Sanat Erguvan Kat istanbul
  • 2003 YEKÜV Nilüfer Gökay Eğitim ve Kültür Merkezi İstanbul
  • 2004 Kaynak Sanat Galerisi İstanbul
  • 2006 Palet Sanat Galerisi İstanbul
  • 2008 Art Park Galerisi Ankara
  • 2008 Bakraç Sanat Galerisi İstanbul
  • 2008 YEKÜV Nilüfer Gökay Eğitim ve Kültür Merkezi İstanbul

 

Bahattin Odabaşı Kimdir?

bahattinSivas Gürün’de 1947 yılında doğan Odabaşı, Eğitim Enstitüsü Resim Bölümünü birincilikle bitirdi. 1968 yılından bu yana yurtiçi ve yurtdışında 200’e yakın karma sergiye katılan ve kişisel sergi açan Odabaşı, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim Ana Sanat Dalı’nda yardımcı doçent olarak görev yaparken, 1996 yılında emekli oldu.

İstanbul Beykoz’daki özel atölyesinde 2006 yılından bu yana sanat çalışmalarını sürdüren Odabaşı, sanat fuarları ve sempozyumlara katılarak, birikimlerini sanat dünyası ile paylaşıyor.

Çağdaş Türk resim sanatında özgün bir doğa yorumcusu olarak tanınan Odabaşı, halen İstanbul Arel Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapıyor.

 

 

 

 

nar sanat sergi

Çocuk hobi grubumuzun bir yıl boyunca yaptığı çalışmalar bugün Nar Sanat Galeride sergilenecektir.

IMG_2404201-2015 eğitim dönemi boyunca çizim, kolaj ve benzeri çalışmalar yapan çocuklarımız çalışmalarını sergileyecekler.  Çocuk gelişiminde resim çizmenin pek çok faydası vardır. Özellikle grup derslerde çocuk bir sosyal gruba ayniyet geliştirmesi ve bunu sanat ile yapması elbette önemlidir. Söz konusu olan sadece teknik çalışma değil aynı zamanda çocuğun kişisel gelişimi de önemlidir. Resim, çocuğun küçük kas gelişimine yardımcı olduğu gibi bilişsel gelişimine de yardımcı olur, zekâsını geliştirir ve kişilik özelliklerini dışa vurur.  Hatta çocuğun kişisel gelişimini ve ruhsal durumunu incelemek için dahi çocuğun çizdiği resimlere bakmak pek çok pedagog ve pisikanalistler için önemlidir.

Çocuğun kişisel gelişiminde resim bu kadar önemli olunca elbetteki çocuklarımızın gerek teknik olarak gerekse gelişimini gözlemleme için sergilerimizi ziyarete bekliyoruz.

 

Adres  : Nar Sanat Galerisi (Adresi İçin lütfen TIKLAYINIZ)

Tarih    : 20 Haziran 2015

Saat        : 18:00

Tatile çıkan öğrencilerimiz dışında sergide resimleri yer alacak öğrencilerimizin adlarını aşağıda bulabilirsiniz.

IMG_2405

Selen EKTRİCİOĞLU

Sezgi EKTİRİCİOĞLU

Tuana ALĞAN

Buğra GÜNDÜZ

Boran SEÇEN

Mert ALTUN

Beray DOĞAN

Deniz AKBAY

Deniz KOPMAZ

Tuna YÜCEL

 

tarihte-bugun-ne-oldu410 Mayıs, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 130. (artık yıllarda 131.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 235 gün vardır.

Olaylar

  • 1497 – Amerigo Vespucci, Yeni Dünya’ya doğru yapacağı ilk yolculuk için İspanya’nın Cádiz kentinden ayrıldı.
  • 1503 – Kristof Kolomb, Cayman Adaları’na geldi ve burada gördüğü sayısız deniz kaplumbağasından dolayı buraya Las Tortugas adını verdi.
  • 1556 – Marmara denizi depremi meydana geldi.
  • 1799 – Cezzar Ahmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Akka’da Napolyon Bonapart’ın komutasındaki Fransız ordusunu yenilgiye uğrattı.
  • 1824 – Londra’nın Trafalgar Meydanı’nda bulunan ünlü müzesi The National Gallery halkın ziyaretine açıldı.
  • 1868 – Bugünkü adı Danıştay, olan Şura-yı Devlet kuruldu.
  • 1872 – Victoria Woodhull, ABD Başkanlığı’na aday olan ilk kadın oldu.
  • 1876 – Osmanlı devletinde basına sansür uygulaması başlatıldı.
  • 1907 – Anneler Günü, ilk kez ABD’nin Philadelphia kentinde kutlandı.
  • 1908 – Anneler Günü, ABD’de ilk kez olarak West Virginia Eyaleti’nin Grafton kentinde kutlandı.
  • 1919 – İtilaf Devletleri temsilcileri, Paris’te, Yunanların İzmir’i işgali konusunda karar aldı.
  • 1920 – ABD Komünist Partisi kuruldu.
  • 1920 – New York’ta mültimilyarder iş adamı Nelson Rockefeller, sahibi olduğu binanın ön cephesine Meksikalı ressam Diego Rivera’nın yaptığı duvar panosunda Lenin resmi olduğu için ressamı kovdu, panoyu parçaladı.
  • 1921 – Mustafa Kemal Paşa, TBMM’de Müdafaayı Hukuk Grubu’nu kurdu.
  • 1933 – Naziler Almanya’da Heinrich Mann, Upton Sinclair, Erich Maria Remarque gibi yazarların kitaplarını yakmaya başladı.
  • 1940 – 2. Dünya Savaşı: Winston Churchill, İngiltere Başbakanı olarak görevlendirildi.
  • 1941 – 2. Dünya Savaşı: Rudolf Hess, İngiltere ve Almanya arasında gerçekleşebilecek bir barış antlaşmasını başlatabilmek umuduyla İskoçya topraklarına gizlice paraşütle indi.
  • 1941 – 550 Alman uçağı Londra’yı bombaladı, yaklaşık 1.400 sivil öldü.
  • 1960 – ABD’ye ait USS Triton nükleer denizaltısı Dünya çevresini su altından dolaştığı ilk seferini tamamladı.
  • 1961 – TBMM, nispi temsil seçim sistemini kabul etti.
  • 1971 – Sıkıyönetim yasasında değişiklik yapıldı. Gözaltı süresi 30 güne çıkarıldı.
  • 1978 – İstanbul, Beyoğlu’ndaki tarihi Çiçek Pasajı çöktü. Enkaz altında kalan 12 kişi öldü, 16 kişi yaralandı.
  • 1981 – François Mitterrand, üçüncü kez katıldığı seçimlerde Fransa Cumhurbaşkanı oldu.
  • 1993 – Tayland’da Kader Oyuncak Fabrikası’nda çıkan bir yangın çoğu çocuk denecek yaşta genç kadınlardan oluşan 188 işçinin ölümüne yol açtı.
  • 1994 – Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ilk siyah devlet başkanı Nelson Mandela göreve başladı.
  • 1996 – DYP Genel Başkanı Tansu Çiller’in başbakanlıktan ayrılmadan 22 gün önce örtülü ödenekten 500 milyar lira çektiği açıklandı.
  • 2001 – Gana’da bir futbol maçında çıkan kargaşa ve panik sonucunda 120 seyirci yaşamını yitirdi.
  • 2002 – Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, Paris’te bir tren garının zemininde gerçekleştirdiği fotoğraf eylemini sona erdirdi.
  • 2010 – Deniz Baykal CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa ettiğini açikladı.

Doğumlar

  • 1890 – Clarence Brown, ABD’li sinema yönetmeni (ö. 1987)
  • 1895 – Christina Montt, Şilili oyuncu (ö. 1969)
  • 1899 – Fred Astaire, ABD’li sinema oyuncusu, dansçı ve şarkıcı (ö. 1987)
  • 1923 – Haydar Aliyev, Azeri devlet adamı, Azerbaycan cumhurbaşkanı (ö. 2003)
  • 1950 – Andrzej Szarmach, Polonyalı futbolcu
  • 1957 – Sid Vicious, Sex Pistols basçısı
  • 1960 – Merlene Ottey, Jamaikalı atlet
  • 1960 – Bono, U2 solisti
  • 1966 – Mustafa Yıldızdoğan, Türk şair
  • 1969 – Dennis Bergkamp, Hollandalı futbolcu
  • 1973 – Mahmud Qurbanov, Azeri futbolcu
  • 1973 – Rüştü Reçber, Türk futbolcu
  • 1974 – Sylvain Wiltord, Fransız futbolcu
  • 1975 – Merih Ermakastar, Türk şarkıcı ve sinema oyuncusu
  • 1977 – Nick Heidfeld, Formula 1 pilotu
  • 1982 – Farid Mansurov, Azeri güreşçi

Ölümler

  • 1696 – Jean de La Bruyere, Fransız yazar (d. 1645)
  • 1774 – XV. Louis, Fransa kralı (d. 1710)
  • 1829 – Thomas Young, İngiliz bilimadamı, dilbilimci (d. 1773)
  • 1850 – Joseph Louis Gay-Lussac, Fransız kimyager ve fizikçi (d. 1778)
  • 1863 – Stonewall Jackson, Amerika Konfedere Devletleri generali (d. 1824)
  • 1889 – Mihail Yevgrafoviç Saltıkov-Şçedrin, Rus hiciv ustası, romancı (d. 1826)
    https://www.high-endrolex.com/18
  • 1974 – Hal Mohr, ABD’li görüntü yönetmeni(d. 1894)
  • 1975 – Necdet Tosun, sinema sanatçısı (d. 1926 )
  • 1977 – Joan Crawford, ABD’li aktris (d. 1905)
  • 2002 – Yves Robert, Fransız aktör, yönetmen ve senarist (d. 1920)
  • 2005 – Ahmet Tufan Şentürk, Şair
  • 2008 – Leyla Gencer, Türk Opera Sanatçısı (d. 1928)

Tatiller ve Özel Günler

Dünya Psikologlar Günü

Tüyap Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliğiyle düzenlenecek 20. İzmir Kitap Fuarı, 18-26 Nisan 2015 tarihleri arasında Uluslararası İzmir Fuar Alanı’nda (Kültürpark) kapılarını açacak.

20.kitap fuarı
Şair Süreyya Berfe, 20. İzmir Kitap Fuarı’nın onur konuğu olacak. İlk şiiri 1962’de Yön dergisinde çıkan Süreyya Berfe,  şiirlerini Süreyya Kanıpak imzasıyla  1965’e kadar Düzlem, Zeren, Yelken, Şiir Sanatı, Türk Dili, Somut gibi dergilerde yayımladı. Daha sonraki şiir ve yazıları ise Papirüs, Yeni Dergi, Yazı, Forum, Oluşum, Soyut, Somut, Ant, Yeni Edebiyat, Yeni a, Birikim, Milliyet Sanat, Defter, Kitap-lık, Gösteri dergileriyle Yeni Gazete ve Ulus gazetelerinde yayımlandı. Süreyya Berfe’nin şiirleri 18 dile çevrildi.
İzmir Kitap Fuarı’na bu yıl 400 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılırken fuar süresince yaklaşık 150 kültür etkinliği gerçekleştirilecek. Bu etkinlikler ve imza günleri dokuz gün boyunca yüzlerce yazarı, okurlarıyla buluşturacak.

Girişin ücretsiz olduğu 20. İzmir Kitap Fuarı, 18-25 Nisan 2015 tarihleri arasında 11.00-20.00, fuarın son günü olan 26 Nisan 2015 tarihinde ise 11.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

20. Tüyap İzmir Kitap Fuarı Etkinlik Programı

18 NİSAN CUMARTESİ 2015
Konferans Salonu I

14.00-15.00
Aziz Nesin 100 Yaşında
Söyleşi: “Çağdaş Bir Aydın Olarak Aziz Nesin”
Konuşmacı: Zeynep Oral
Düzenleyen: Aziz Nesin Vakfı ve Yayınları-TÜYAP

15.15-16.15
Söyleşi: “Yaşar Kemal’in Ardından”
Konuşmacılar: Nebil Özgentürk, İnan Çetin
Düzenleyen: Yapı Kredi Yayınları

16.30-17.45
Melih Cevdet Anday 100 Yaşında
Panel: “Felsefeye de Öncülük Eden Şiiriyle Doğumunun 100. Yılında Melih Cevdet Anday”
Yöneten: Tuğrul Keskin
Konuşmacılar: Hikmet Altınkaynak, Nurduran Duman, Hüseyin Yurttaş, Yüksel Pazarkaya
Düzenleyen: TÜYAP

18.00-19.00
Söyleşi: “Zito i Panastasis! Yaşasın İsyan”
Konuşmacılar: Haydar Ergülen, Aydın Şimşek, Tuğrul Keskin
Düzenleyen: Everest Yayınları

18 NİSAN CUMARTESİ 2015
Konferans Salonu II

14.00-15.00
Söyleşi: “Toplumsal Sorunlar ve Roman”
Konuşmacılar: Faruk Duman, Seray Şahiner, Mehmet Anıl
Düzenleyen: Can Yayınları

15.15-16.15
Söyleşi: “Gün Ola’dan Kalfa’ya: Süreyya Berfe”
Konuşmacılar: Enver Ercan, Süreyya Berfe
Düzenleyen: TÜYAP

16.30-17.30
Söyleşi: “Bir Kenti Yeniden Var Etmek”
Konuşmacı: Burhan Sönmez
Düzenleyen: İletişim Yayınları

17.45–18.45
Söyleşi: “Bilim ve Toplum”
Konuşmacılar: Cem Terzi, Beno Kuryel, Diyar Saraçoğlu
Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın

19.00-20.00
Panel: “Komşu Aç Kapıyı! İran ve Türk Kadınlarının Şiiri-Dişil Dil”
Yöneten: Asuman Susam
Konuşmacılar: Arife Kalender, Haşim Hüsrevşahi
Düzenleyen: TÜYAP

18 NİSAN CUMARTESİ 2015
Konferans Salonu III

14.00-15.00
Söyleşi: “Osmanlı Gerçeği ve Yeni Osmanlıcılık”
Konuşmacı: Erdoğan Aydın
Düzenleyen: Literatür Yayıncılık

15.15-16.15
Söyleşi: “Beden Aklıyla Zayıfla”
Konuşmacı: Fevzi Özgönül
Düzenleyen: Hayy Kitap

16.30-17.30
Söyleşi: “Astroloji ile Metafiziğin Hayatımızdaki Önemi”
Konuşmacı: Nuray Sayarı
Düzenleyen: Destek Yayınları

17.45-18.45
Söyleşi: “Kalbin Anahtarı”
Konuşmacı: Aşkım Kapışmak
Düzenleyen: İnkılap Kitabevi

19.00-20.00
ABDULLAH RIZA ERGÜVEN Berfin Bahar Şiir Etkinliği
Yöneten: H. Hüseyin Yalvaç
Katılımcı Şairler: Recai Atalay, Bilsen Başaran, Zeki Büyüktanır, Veysel Boğatepe, Nalan Çelik, Nuri Dağdelen, Atila Er, Mehmet Genç, Sıtkı Salih Gör, Erdinç Gültekin, Ferhat İşlek, K. Kurtuluş İzbek, Hüsam Kurt, Sezer Odabaşıoğlu, Etem Oruç, Mine Ömer, Asım Öztürk, Timuçin Özyürekli, Coşkun Şimşekli, Kezban Şahin Taysun
Düzenleyen: Berfin Bahar Dergisi

19 NİSAN PAZAR 2015
Konferans Salonu I

13.00-14.00
Söyleşi: “Genç Edebiyat ve Uzakta Bir Roman”
Konuşmacı: Mine Soysal
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı

14.15-15.15
Panel: “Yayınlama Özgürlüğü Yolunda”
Yöneten: Faruk Şüyün
Konuşmacılar: Turgay Olcayto, Hakan Günday, Mine Söğüt
Düzenleyen: Türkiye Yayıncılar Birliği

15.30-16.30
Mehmet Kaplan 100 Yaşında
Panel: “Doğumunun 100. Yılında Mehmet Kaplan”
Yöneten: Sabahattin Çağın
Konuşmacılar: Yavuz Akpınar, Fazıl Gökçek, Rıza Bağcı
Düzenleyen: Dergah Yayınları

16.45-17.45
Söyleşi: “AKP’nin Yeni Türkiye’si Üzerine”
Konuşmacı: Fatih Yaşlı
Düzenleyen: Yordam Kitap

18.00-19.00
Söyleşi: “Kusursuz Ebeveynlik Mümkün mü?”
Konuşmacı: Neslim Güvendeğer Doksat
Düzenleyen: Yeşil Dinozor
19 NİSAN PAZAR 2015
Konferans Salonu II

13.15-14.15
Haldun Taner 100 Yaşında
Söyleşi: “Bir Güçlü Yazar, Bir Güzel İnsan: Haldun Taner 100 Yaşında”
Konuşmacılar: Demet Taner, Ayşegül Yüksel, Kerem Işık
Düzenleyen: Yapı Kredi Yayınları

14.30-15.30
Panel: “Süreyya Berfe Şiirinde İnsan Gerçekliği”
Yöneten: Enver Ercan
Konuşmacılar: Doğan Göçmen, H. Haluk Erdem, Mustafa Günay
Düzenleyen: TÜYAP-Yasakmeyve

16.00-17.00
Söyleşi: “Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Algı Yönetimi”
Konuşmacı: Onur Öymen
Düzenleyen: Remzi Kitabevi

17.15-18.15
Söyleşi: “Kuzey’den Güney’e Yazının Dili, Danimarkalı Yazarlarla İzmir Buluşması”
Yöneten: Hüseyin Duygu
Konuşmacılar: Anne-Sophie Lunding-Sorensen (Danimarka Yazarlar Sendikası Edebiyat Bölüm Başkanı) , Christian Jungersen (Yazar), Jakob Melander (Yazar), Jesper Boysen (Danimarka Kültür Enstitüsü Danışmanı) , Josefine Ottesen, C. Hakkı Zariç
Düzenleyen: Türkiye Yazarlar Sendikası
19 NİSAN PAZAR 2015
Konferans Salonu III

12.00-13.00
Söyleşi: “Rüya Analizleri”
Konuşmacılar: Nusret Kaya, Şafak Özhan
Düzenleyen: Destek Yayınları

13.15-14.30
Panel: “Oktay Akbal’a Mektuplar (Oktay Akbal’ın 92. Yaşgünü)”
Yöneten: Turhan Günay
Konuşmacılar: Hikmet Altınkaynak, Mustafa Balbay, Doğan Hızlan, Yüksel Pazarkaya
Düzenleyen: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

14.45-15.45
Şiir Dinleti: “Şiir Bizim Eski Yalnızlığımız”
Katılımcı Şairler: Şükrü Erbaş, Haydar Ergülen
Düzenleyen: Kırmızı Kedi Yayınları

16.00-17.00
Söyleşi: Masal’dan Geleceğe Osmanlı”
Konuşmacı: Mustafa Armağan
Düzenleyen: Timaş Yayınları

17.15-18.15
Aziz Nesin 100 Yaşında
Söyleşi: “Aziz Nesin ve Karikatür”
Konuşmacılar: Semih Poroy, Turhan Günay
Düzenleyen: Aziz Nesin Vakfı ve Yayınları-TÜYAP

18.30-19.30
Şiir Dinleti: “Bahar’ı Karşılayan Şiirler”
Katılımcı Şairler: Süreyya Berfe, Sina Akyol, Halim Yazıcı, Enver Ercan, Gülce Başer, Hakkı Zariç, Mustafa Engin Kılıç, Şakir Özüdoğru, Seçil Avcı, Neslihan Yalman, Gülçin Salihli, Mehmet Rayman, Onur Tekin, Ömür Özçetin, Gerd Laugesen
Düzenleyen: Yasakmeyve

20 NİSAN PAZARTESİ 2015
Konferans Salonu I

11.15-12.00
Söyleşi: “Kuyruklular”
Konuşmacı: Mesut Tığlı
Düzenleyen: Yeşil Dinozor

12.15-13.00
Söyleşi: “Çocuklarımız Konuşuyor”
Yöneten: Elif Özyurt Yorulmaz
Konuşmacı: İnayet Efe Al
Düzenleyen: Top Yayıncılık-Ö. Nokta Koleji- TAKEV Koleji Narlıdere-Özel Yücel Tonguç Ortaokulu

13.15-14.15
Söyleşi: “Yaşadığım Coğrafya Karya”
Konuşmacı: Hamdi Topçu
Düzenleyen: Arkeoloji ve Sanat Yayınları

14.30-15.30
Söyleşi: “The Angry Crocodile”
Konuşmacı: David Simpson
Düzenleyen: Yeşil Dinozor

15.45-16.45
Söyleşi: “Genç Şairler Şiirin Bugününü Konuşuyor ve Şiirlerini Okuyor”
Katılımcı Şairler: Onur Akyıl, Müesser Yeniay, Duygu Kankaytsın, Özgün Ergen
Düzenleyen: Şiirden Yayıncılık

17.00-18.00
Söyleşi: “TÜYAP’tan 20 Yıllık Anılar…”
Konuşmacılar: Ümit Yaşar Işıkhan, Aydoğan Yavaşlı, Cem Seyhun Ünbay, Yaşar Aksoy, Savaş Ünlü
Düzenleyen: Uluslararası İzmir Araştırmaları Merkezi-Etki Yayınevi

18.15-19.15
Şiir Dinleti: “Ege Esintisi”
Yöneten: Zübeyde Seven Turan
Katılımcı Şairler: Halim Yazıcı, Muazzez Uslu Avcı, Hüseyin Peker, Sıtkı Salih Gör, Özlem Özbek, Mehmet Atal, Özgün Ergen, Mehmet Rayman, Ali Osman Arıkan, Belma Alper Uğurlu, Şen Çakır, Selami Şimşek
Düzenleyen: Edebiyatçılar Derneği
20 NİSAN PAZARTESİ 2015
Konferans Salonu III

11.15-12.00
Söyleşi: “Çocuklarımız Konuşuyor”
Yöneten: Batıgün Sarıkaya
Konuşmacılar: Asuman Portakal, Türkay Çakalağaoğlu
Düzenleyen: Top Yayıncılık-MEV Güzelbahçe Koleji-Ö. Rota Koleji-İzmir Türk Koleji

12.15-13.00
Söyleşi: “Rıfat Ilgaz’ın Şiirlerinde Çocuk”
Düzenleyen: Çınar Yayınları-İzmir Özel Türk Lisesi Çiğli Kampüsü Ortaokulu

14.15-15.15
Söyleşi: “Anılarla Çanakkale Destanı”
Konuşmacı: Ahmet Gürel
Düzenleyen: Ulusal Eğitim Derneği

15.30-16.30
Şiir Dinleti: “Dünya Barışına Tanık Olmak”
Yöneten: Ümit Yaşar Işıkhan
Düzenleyen: Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği

16.45-17.45
Panel: “Savaşın Savurdukları…”
Konuşmacılar: Nevzat Süer Sezgin, Aydın Çubukçu, Tekgül Arı
Düzenleyen: Notabene Yayınları

18.00-19.00
Şiir Dinletisi: “Üvercinka Şiir Dinletisi”
Sunan: Aydan Ay
Katılımcı Şairler: Abdullah Nefes, Dilruba Nuray Erenler, Günel Altıntaş, Elif Sorgun, İbrahim Hacıbektaşoğlu, Fügen Kıvılcımer, İhsan Topçu, Kaan Turhan, Nisa Günel, Niyazi Yaşar, Seyyit Nezir, Volkan Hacıoğlu
Düzenleyen: Sis Çanı-Broy Yayınevi, Üvercinka Dergisi

21 NİSAN SALI 2015
Konferans Salonu I

11.15-12.00
Okuma Etkinliği
Yöneten: Lider Hepgenç
Düzenleyen: Aziz Nesin Vakfı Yayınları

13.00-13.45
Söyleşi: “Yeni Gençlik Romanı: Dağ Sustu, Dağ Konuştu”
Konuşmacı: Hacer Kılcıoğlu
Düzenleyen: Günışığı Kitaplığı

14.00-15.00
Söyleşi: “Öykülerin İzinde Smyrna’dan İzmir’e”
Konuşmacı: Sara Pardo
Düzenleyen: TUDEM

15.15-16.15
Söyleşi: “Yaşama Hakkı”
Konuşmacı: Özlem İçer
Düzenleyen: Yeşil Dinozor

17.45-18.45
Söyleşi: “Siyaset ve Cinsiyetçi İkiyüzlülük”
Konuşmacı: Ayşegül Yaraman
Düzenleyen: Bağlam Yayınları

19.00-20.00
Söyleşi: “İzmir’de Yeni Bir Edebiyat Serüveni: Aykırı Kuş”
Yöneten: Aydın Şimşek
Konuşmacılar: PınarÜretmen, Seher Kaya, Figen Uğur Dölek, Caner Fidaner, Zeynep Çiftçi Kamburoğlu, Gonca Keskin, Efe Elmastaş
Düzenleyen: Kanguru Yayınları

21 NİSAN SALI 2015
Konferans Salonu III

11.15-12.00
Hikaye Okuma: “Levent ile Kendi Hikayeni Yaz”
Düzenleyen: Timaş Çocuk

12.15-13.00
Söyleşi: “Yüzüncü Yılında Çanakkale İçinde”
Konuşmacı: Hüseyin Yurttaş, Bilgehan Oğuz
Düzenleyen: Tekin Yayınevi

13.15-14.15
Söyleşi: “Çocuklarımız Konuşuyor”
Yöneten: Özden Ölmez Ceylan
Konuşmacı: Yunus Bekir Yurdakul
Düzenleyen: Top Yayıncılık-Cahide & Ahmet Dalyanoğlu Ortaokulu-Özel TAKEV Karşıyaka

14.30-15.30
Söyleşi: “Ege Köylerine Yolculuk”
Konuşmacılar: Vicdan Efe, Filiz Gülmez, Emel Kayın
Düzenleyen: Nezih-er Yayınları

15.45-16.45
Söyleşi: “Gelin Yüzleşelim”
Konuşmacı: Yılmaz Dikbaş
Düzenleyen: Nergiz Yayınları

17.00-18.00
Şiir dinleti: “İzmir’den Türkiye’ye Şiirler”
Yöneten: Yıldız Tokeri
Katılımcılar: Deniz Kavukçuoğlu, Yusuf Alper, Hüseyin Peker, Hidayet Karakuş, Neslihan Yalman, Mehmet Sadık Kırımlı, Yunus Bekir Yurdakul, Mazhar Alphan, Nedim Yaşar Gürsoy, Ömer Akşahan, Ufuk Gökçe, Mehmet Sarsmaz, Kubilay Kaplan, Mehmet Bardakçı, Örsan Gürkan Aplak, Sibel Kent, Tataryen Lokman, Yunus Koray
Düzenleyen: İzmir Edebiyat Platformu

18.15-19.15

Şiir Dinleti: “İmbatla Gelen”
Yöneten: Güzin Oralkan
Katılımcı Şairler: Özkan Mert, Mehmet Sarsmaz, Aslıhan Tüylüoğlu, Kevser Atay, Oğuz Tümbaş, Ahmet Çelik, Gökhan Cengizhan, Gülsüm Işıldar, Muhsine Arda, Mazhar Alphan, Nesrin Z. İnankul
Müzik: Mitat Karagenç (ney ve ud)
Düzenleyen: Edebiyatçılar Derneği

22 NİSAN ÇARŞAMBA 2015
Konferans Salonu I

12.00-12.45
Hikaye Okuma: “Şirin ile Kendi Hikayeni Yaz”
Düzenleyen: Timaş Çocuk

13.00-13.45
Söyleşi: “Mavisel Yener Çocuklarla Buluşuyor Okuyoruz, Eğleniyoruz, Düşünüyoruz, Düşlüyoruz”
Konuşmacı: Mavisel Yener
Düzenleyen: Bilgi Yayınevi

14.00-15.00
Söyleşi: “Edebiyat Fırtınası”
Konuşmacı: Mehmet Atilla
Düzenleyen: TUDEM

15.15-16.15
Yazar Atölyesi
Yöneten: Seçil Çömlekçi
Düzenleyen: Carpediem

16.30-17.30
Söyleşi: “Anna Karenina ve Tolstoy’da Kadın”
Konuşmacı: Tekin Sönmez
Düzenleyen: Nis Medya

17.45-18.45
Panel: “Merkez Dışındaki Küçük Edebiyatın Sorunları”
Yöneten: Berfo Bari
Konuşmacılar: H. Kovan Baqi, Şems Qemer
Düzenleyen: Na Yayınları
22 NİSAN ÇARŞAMBA 2015
Konferans Salonu III

11.15-12.00
Söyleşi: “Çocuklarımız Konuşuyor”
Yöneten: Burcu Atalas Hergül
Konuşmacılar: Ayşen Aydoğan, Çiğdem Sezer
Düzenleyen: Top Yayıncılık-Ö. Bahçeşehir Koleji-Ö. Çakabey Okulları-İzmir Amerikan Kültür Koleji

13.00-13.45
Söyleşi: “Şiirim Çocuk”
Sunum: Batıgül Sarıkaya
Katılımcılar: Ahmet Günbaş, Aytül Akal, Eşref Karadağ, Hidayet Karakuş, Mavisel Yener, Mehmet Atilla, Nursel Çetin, Şengül Kuran, Y. Bekir Yurdakul
Düzenleyen: Dil Derneği İzmir Temsilciliği

14.00-15.00
Söyleşi: “Anneler ve Kızları”
Yöneten: Mine Ömer Kaya
Konuşmacılar: Gönül Çatalcalı, Nalan Yılmaz, Vicdan Efe
Düzenleyen: Egeli Kadın Yazarlar Platformu

15.15-16.15
Panel: “Türk Şiirinde İzmir”
Yöneten: Yunus Koray
Konuşmacılar: Yusuf Alper, Hüseyin Peker, Cahit Kaya, Neslihan Yalman
Düzenleyen: İzmir Edebiyat Platformu

16.30-17.30
Panel: “Halim Yazıcı ile Caz Sokağı’ndan Geçenler”
Yöneten: Hüseyin Yurttaş
Konuşmacılar: Gülce Başer, Hüseyin Peker, Hüseyin Alemdar, Hülya Deniz Ünal
Düzenleyen: Caz Kedisi

18.00-19.45
Dil Derneği 28 Yaşında
Müzik: Bahar Almaç
Açış: Hakan Akdoğan, Y. Bekir Yurdakul
Sesleniş: Sevgi Özel
Sunucu: İffet Diler
Katılımcılar: Özel Çamlaraltı Lisesi Korosu, Özel Çakabey Okulları Pantomim Grubu, ÇYDD Evka-2 Çocuk Kulübü Şiir Topluluğu
Düzenleyen: Cumhuriyet Kitapları-Dil Derneği

23 NİSAN PERŞEMBE 2015
Konferans Salonu I

14.00-14.45
Atölye: “Yaratıcı Okuma Atölyesi: Yaşar Kemal ‘Neredesin Arkadaşım?’”
Uygulayan: Çiğdem Odabaşı
Düzenleyen: Yapı Kredi Yayınları

15.00-16.00
Söyleşi: “Türkiye’de Rejim Tartışmaları”
Konuşmacılar: Kurtul Gülenç, Dinçer Demirkent
Düzenleyen: Ayrıntı Yayınları-Ayrıntı Dergi

16.15-17.15
Söyleşi: “Peri Gazozu: Alışmaya Direnen Bir Hekimin Gözünden Türkiye Halleri”
Konuşmacı: Ercan Kesal
Düzenleyen: İletişim Yayınları

17.30-19.00
Söyleşi: “Fakir Baykurt ve Edebiyatı”
Konuşmacılar: Haluk Erdem, Ercan Kesal, Varlık Özmenek, Turhan Günay
Düzenleyen: Literatür Yayıncılık
23 NİSAN PERŞEMBE 2015
Konferans Salonu II

14.15-15.15
Söyleşi: “Kadının Her Cephede Savaşımı…… Çocuk Kadın, Anne Kadın, Müsait Kadın…”
Konuşmacılar: Gönül Çatalcalı, Feyza Hepçilingirler, Bilsen Başaran
Düzenleyen: Tekin Yayınevi

15.30-16.30
Söyleşi: “Çizgilerle Kurtuluş Savaşı”
Konuşmacı: Nuri Kurtcebe
Düzenleyen: Esen Kitap

16.45-17.45
Söyleşi: “Şiir – Şair – Okur Sarmalında Kitap ve Edebiyat”
Düzenleyen: Ozan Yayıncılık

18.00-19.00
Söyleşi: “Bireyin Aşk, Sıkıntı ve Yalnızlık Algısı: Edip Cansever’de Şairin Kanı”
Konuşmacılar: Veysel Çolak, Aslıhan Tüylüoğlu
Düzenleyen: İkaros Yayınları
23 NİSAN PERŞEMBE 2015
Konferans Salonu III

12.00-12.45
Okuma Atölyesi
Yöneten: Adem Dönmez
Düzenleyen: Carpediem

13.00-14.00
Söyleşi: “Masal Masal Aytül Akal”
Konuşmacı: Aytül Akal
Düzenleyen: UÇANBALIK

14.15-15.15
Atölye: “DÜNYALI ile Dergi Atölyesi”
Konuşmacılar: Yıldıray Karakiya, Müge Erel
Düzenleyen: TUDEM-DÜNYALI DERGİ

19.00-20.00
Söyleşi: “Seçimlere Doğru Halkın İktidarında Ne Yapacağız?”
Konuşmacı: Tacettin Çolak
Düzenleyen: Derleniş Yayınları
24 NİSAN CUMA 2015
Konferans Salonu I

11.00-11.45
Atölye: “Büyü-Küçül Oyunu”
Uygulayıcı: Koray Avcı Çakman
Düzenleyen: TUDEM

13.00-13.45
Söyleşi: “Bisiklet Yarışçıları Üzerine…Hayatımız Hep Yarış mı?”
Konuşmacı: Ferda İzbudak Akıncı
Düzenleyen: TUDEM

14.30-15.30
Söyleşi: “Orhan Kemal-Sessizlerin Sesi”
Konuşmacılar: Işık Öğütçü, Mazlum Vesek
Düzenleyen: Everest Yayınları

15.45-16.45
Söyleşi: “Şehitler Günlüğü”
Konuşmacı: Bilal Şimşir
Düzenleyen: Bilgi Yayınevi

17.00-18.00
Söyleşi: “Dedem Enver Paşa”
Konuşmacılar: Osman Mayatepek, Fatih Bayhan
Düzenleyen: Timaş Yayınları

18.15-19.15
Söyleşi: “Türkiye’de Spor Sosyolojisi”
Konuşmacı: Ahmet Talimciler
Düzenleyen: Bağlam Yayınları
24 NİSAN CUMA 2015
Konferans Salonu II

13.15-14.15
Söyleşi: “Dengbejlik Romanı”
Konuşmacılar: Roni War, Gani Türk
Düzenleyen: Ava Yayınları

14.30-15.30
Söyleşi: “Edebiyatta Kurgu mu, Sokağın Gerçekliği mi?
Konuşmacılar: Gündüz Öğüt, Kadir Aydemir, Alper Akdeniz
Düzenleyen: Yitik Ülke Yayınları

15.45-16.45
Söyleşi: “BADPoetry: Şiirin ve Müziğin Birlikteliği”
Konuşmacılar: Onur Akyıl, Gökben Derviş, Müslüm Çizmeci, İrfan Çınar, Mert Kamiller
Düzenleyen: Hayal Dergisi

17.00-18.00
Söyleşi: “Edebiyatımızda Mektuplar ve Dergicilik”
Konuşmacılar: Ahmet Özer, Taki Akkuş, M. Yaşar Bilen, Asım Öztürk, Timuçin Özyürekli
Düzenleyen: Doğu Kitabevi

18.15-19.15
Söyleşi: “Evrensel Belleğimiz, Arkeoloji Müzelerimiz”
Konuşmacılar: Ahmet Tuncay Karaçorlu, Özlem Şenyol, Alp Azeri
Düzenleyen: Doğal ve Kültürel Yaşam Girişimi

24 NİSAN CUMA 2015
Konferans Salonu III

14.00-15.00
Panel: “Kıyam ve Kıtal: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Devletin İnşası ve Kolektif Şiddet”
Yöneten: Vangelis Kechriotis
Konuşmacılar: Güney Çeğin, Güven Gürkan Öztan, Oktay Özel
Düzenleyen: Tarih Vakfı

15.15-16.15
Aziz Nesin 100 Yaşında
Söyleşi: “Aydın Gazeteci Oyun Yazarı Öykücü-Romancı Şair Aziz Nesin”
Yöneten: Namık Kuyumcu
Konuşmacılar: Ünal Ersözlü, Haluk Işık, Mehmet Sadık Kırımlı, Hülya Deniz Ünal
Düzenleyen: Türkiye Yazarlar Sendikası

16.30-17.30
Söyleşi: “Dünden Yarına Süreyya Berfe’nin Şiiri”
Konuşmacılar: Ahmet Bozkurt, Duygu Kankaytsın, Ali Özgür Özkarcı, Altay Ömer Erdoğan
Düzenleyen: TÜYAP

17.00-18.00
Söyleşi: “1984’ten Önceki 25 Yılda Kürtlerin Silahsız Mücadelesi”
Konuşmacılar: İsmail Beşikçi, Celal Temel
Düzenleyen: İsmail Beşikçi Vakfı Yayınları

25 NİSAN CUMARTESİ 2015
Konferans Salonu I

12.00-12.45
Söyleşi: Kayı Söyleşileri : “Osmanlı’yı Anlamak”
Konuşmacı: Ahmet Şimşirgil
Düzenleyen: Timaş Yayınları

13.00-14.00
Söyleşi: “Tarih Tıbbı Konuşturdu 2”
Konuşmacı: Talha Uğurluel
Düzenleyen: Timaş Yayınları

14.15-15.15
Aziz Nesin 100 Yaşında
Söyleşi: “Edebiyatımızın İkon Kişiliği: Aziz Nesin”
Konuşmacı: Feridun Andaç
Düzenleyen: Aziz Nesin Vakfı ve Yayınları-TÜYAP

15.30-16.30
Söyleşi: “Devir”
Konuşmacı: Ece Temelkuran
Düzenleyen: Can Yayınları

16.45-17.45
Söyleşi: “İnatçı Köstebek: Çağrı Merkezi Çalışanları ya da 21. Yüzyılın Proletaryası”
Konuşmacılar: Gamze Yücesan Özdemir, Hayri Erdoğan
Düzenleyen: Yordam Kitap

18.00-19.00
Söyleşi “Yeniden Yaratılmanın Coşkusuyla Ataol Behramoğlu-Nihat Behram Mektuplaşmalar”
Konuşmacılar: Ataol Behramoğlu, Nihat Behram, Onur Behramoğlu
Düzenleyen: Tekin Yayınevi
25 NİSAN CUMARTESİ 2015
Konferans Salonu II

12.00-13.00
Söyleşi: “Sarmaş Dolaş İki Kitap, Biri Ötekinin Tanığı: Yazarla Editörü Söyleşiyor”
Konuşmacılar: Habib Bektaş, Ayşegül Utku Günaydın
Düzenleyen: DELİDOLU

14.30-15.30
Söyleşi: “Teferruat’ın Anlattığı Hikaye”
Konuşmacı: Pınar Öğünç
Düzenleyen: İletişim Yayınları

15.45-16.45
Söyleşi: “Göçebeliğin Büyüsü”
Konuşmacılar: Nedim Gürsel, Seza Yılancıoğlu
Düzenleyen: Doğan Kitap

17.00-18.00
Söyleşi: “Prof. Dr. Nuri Bilgin’in Anısına”
Konuşmacılar: Melek Göregenli, Gülgün Meşe
Düzenleyen: Bağlam Yayınları

18.15-19.15
Söyleşi: “Utanç ve Onur: Ermeni Soykırımı’nın 100. Yılı”
Konuşmacılar: Aydın Çubukçu, C. Hakkı Zariç
Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın

25 NİSAN CUMARTESİ 2015
Konferans Salonu III

11.00-11.45
Söyleşi: “Orhan Keskin ile Sınav Maratonu”
Konuşmacı: Orhan Keskin
Düzenleyen: Körfez Yayınları

12.00-13.00

Söyleşi: “Çıkış Yolu”
Konuşmacı: Metin Feyzioğlu
Düzenleyen: Bilgi Yayınevi

13.15-14.15
Söyleşi: “Atatürk ve Cumhuriyet’i Yeniden Okumak”
Konuşmacı: Sinan Meydan
Düzenleyen: İnkılap Kitabevi

14.30-15.30
Söyleşi: “İstanbul’lu Bir Aşk Yaşadığımız”
Konuşmacı: Enver Aysever
Düzenleyen: Doğan Kitap

15.45-16.45
Söyleşi: “Medya ve Türkiye”
Konuşmacı: Mustafa Hoş
Düzenleyen: Destek Yayınları

17.00-18.00
Şiir Dinleti
Katılımcı: Ahmet Telli
Düzenleyen: Everest Yayınları

26 NİSAN PAZAR 2015
Konferans Salonu I

12.00-12.45
Söyleşi: “Demokratik Özgürlükçü İslam”
Konuşmacı: İhsan Eliaçık
Düzenleyen: Tekin Yayınevi

13.00-14.00
Söyleşi: “Öteki Bahçe ve Hayata Dair”
Konuşmacı: Ali Kırca
Düzenleyen: Doğan Kitap

14.15-15.15
Söyleşi: “Marksizm Okumaları Üzerine: Ne Okumalı, Nasıl Okumalı”
Konuşmacı: Haluk Yurtsever
Düzenleyen: Yordam Kitap

15.30-16.30
Söyleşi: “Sanat-Direniş-Teslimiyet”
Konuşmacılar: Nihat Behram, Tuğrul Keskin
Düzenleyen: Everest Yayınları

18.00-19.00
Söyleşi: “Karanlıktan Çıkış Mümkün mü?”
Konuşmacılar: Yalçın Küçük, B. Sadık Albayrak
Düzenleyen: Tekin Yayınevi

26 NİSAN PAZAR 2015
Konferans Salonu II

12.00-13.00
Söyleşi: “İşimle Başım Dertte”
Konuşmacı: Toprak Işık
Düzenleyen: DELİDOLU

14.30-15.30
Söyleşi: “Türkiye’de El Kaide’yi Kimler Büyüttü?”
Konuşmacı: Hüseyin Hakkı Kahveci
Düzenleyen: Togan Yayıncılık

15.45-16.45
Söyleşi: “Türkiye’nin Geçmişindeki Yarın”
Konuşmacılar: Kemal Kocabaş, Halil Vural, Haluk Erdem, Hidayet Karakuş
Düzenleyen: Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği (YKKED)

26 NİSAN PAZAR 2015
Konferans Salonu III

12.00-12.45
Söyleşi: “Allah’a Yaklaşmak”
Konuşmacı: Uğur Koşar
Düzenleyen: Destek Yayınları

13.00-14.00
Söyleşi: “Türklerin Tarihi”
Konuşmacı: İlber Ortaylı
Düzenleyen: Timaş Yayınları

14.15-15.15
Söyleşi: “Milli İrade”
Konuşmacı: Banu Avar
Düzenleyen: Remzi Kitabevi

15.30-17.00
Söyleşi: “Mahalleden Arkadaşlar”
Konuşmacılar: Ahmet Kural, Murat Cemcir, Selçuk Aydemir, Erdal Tosun, Korhan Herduran, Ayhan Taş
Düzenleyen: İnkılap Kitabevi

17.15-18.15
Söyleşi: “İzmir’in Seçimi, Türkiye’nin Seçimi”
Konuşmacı: Zeki Gül, Ertuğrul Kürkçü, Aydın Çubukçu
Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın

tarihte-bugun-ne-oldu1 Nisan, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 91. (artık yıllarda 92.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 274 gün vardır.

Olaylar

  • 527 – Bizans İmparatoru I. Justin, yeğeni I. Justinian’ı veliahtı ilan etti.
  • 1564 – İlk “1 Nisan” şakaları Fransa’da yapılmaya başlandı. Bu yıl değiştirilen takvime göre, eski yılbaşı sayılan Nisan’ın 1’i, yerini yeni yılbaşı 1 Ocaka bırakmaktaydı. Nisan’ın ilk günü yeni yıl kutlamaya alışmış olan halk ve yeni takvim uygulamasını beğenmeyenler, çeşitli şakalar yapmaya başladılar. Fransızlar, bu şakalaraPoisson D’avril (Nisan balığı) adını verdiler.
  • 1778 – Oliver Pollock, doların simgesini yarattı.
  • 1826 – Samuel Morey İçten yanmalı motorun patentini aldı.
  • 1867 – Singapur, Britanyalı kolonisi oldu.
  • 1873 – İngiliz buharlı gemisi “SS Atlantic”, İskoçya açıklarında battı: 547 kişi öldü.
  • 1873 – Namık Kemal’in Vatan Yahut Silistre adlı oyunun ilk temsili İstanbul’daki Gedikpaşa Tiyatrosu’nda gerçekleşti.
  • 1916 – Mustafa Kemal, Miralaylığa (Albaylığa) yükseltildi.
  • 1921 – Metristepe’deki 10’uncu Yunan Tümeni’nin geri çekilmesinin ardından taarruza geçen Türk birlikleri, İkinci İnönü Muharebesi’ni kazandı.
  • 1924 – Münih’teki darbe girişimi dolayısıyla Nazi lideri Adolf Hitler 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Fakat sadece 9 ay hapis kaldı ve bu sırada Mein Kampf (Kavgam) adlı kitabını yazdı.
  • 1926 – 30 Ağustos’un, Zafer Bayramı olarak kutlanması hakkındaki kanun kabul edildi.
  • 1928 – Ankara Borsası Maliye Bakanı Fuat Ağralı tarafından açıldı.
  • 1939 – İspanya’da milliyetçiler İspanya İç Savaşı’nın resmi olarak bittiğini açıkladılar.
  • 1948 – Soğuk Savaş: Sovyetler Birliği’nin direktifleri doğrultusunda Doğu Almanya hükûmetine bağlı askeri güçler Batı Berlin’i karadan ablukaya aldı.
  • 1948 – İstanbul Fındıklı’daki Güzel Sanatlar Akademisi binası yandı.
  • 1949 – Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine katıldı.
  • 1949 – İrlanda Bağımsız Devleti ni oluşturan Güneydeki 26 vilâyet birleşerek İrlanda Cumhuriyeti’ni oluşturdu.
  • 1949 – Newfoundland, Kanada’ya katıldı.
  • 1950 – BM, Kudüs’ün ikiye bölünmesi planını kabul etti.
  • 1954 – Migros şirketi kuruldu.
  • 1955 – Kıbrıs’lı Rumlar, adanın İngiltere’den bağımsız olmasını öngören EOKA hareketini başlattılar.
  • 1955 – Kıbrıs’ta Türk Mukavemet Teşkilatı faaliyete geçti
  • 1957 – Batı Almanya’da bilim adamları nükleer silahlar üzerine çalışmayı reddetti.
  • 1958 – Kıbrıs’ta EOKA’cılar İngilizlere savaş ilan etti. EOKA’nın lideri Grivas Türklere de gözdağı verdi.
  • 1961 – 27 Mayıs’tan sonra faaliyetleri yasaklanan siyasi partilerin faaliyetleri kısmen serbest bırakıldı.
  • 1963 – Eski Cumhurbaşkanı Celâl Bayar intihar edeceğini açıkladı.
  • 1964 – Başpiskopos Makarios’un Kıbrıs Türk Alayı’nın garnizonuna dönmesi önerisi Türk hükümetince reddedildi.
  • 1969 – Münir Nurettin Selçuk’un Amerika’da verdiği konser 525 televizyon tarafından naklen yayınladı.
  • 1970 – Richard Nixon, ABD’de satılan tütün ürünlerinde uyarı yazılarının yer almasını öngören ve televizyon ve radyoda tütün ürünlerinin reklamlarının yapılmasını yasaklayan kararnameyi imzaladı.
  • 1971 – Robert Kolej olaylar nedeniyle 4 günlüğüne kapatıldı.
  • 1975 – Ondokuz Mayıs Üniversitesi kuruldu.
  • 1976 – Apple Computer, Steve Jobs ve Steve Wozniak tarafından kuruldu.
  • 1979 – Humeyni, İran İslam Cumhuriyeti’ni ilan etti.
  • 1979 – Balıkçılar 1 Nisan gününü Balık Bayramı ilan etti. Kumkapı’da 2 saat içinde halka 1,5 ton balık dağıtıldı.
  • 1980 – May Yayınları sahibi Mehmet Ali Yalçın yayıncıların kâğıt sorunuyla ilgili olarak Ankara’da Sanayi ve Teknoloji bakanıyla görüştüğü sırada kalp krizi geçirerek öldü.
  • 1981 – Milli Güvenlik Konseyi emniyet mensuplarıyla çarşı ve mahalle bekçilerinin dernek kurmasını yasakladı.
  • 1981 – Yaz saati uygulaması ilk kez Sovyetler Birliği’nde de hayata geçirildi.
  • 1988 – Mardin’e bağlı Nusaybin ilçesinin dağlık kesiminde çıkan çatışmada 20 PKK militanı ile bir binbaşı ve bir er öldü.
  • 1991 – Varşova Paktı feshedildi.
  • 2001 – Yugoslavya’nın eski başkanı Slobodan Miloşeviç, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanmak üzere polise teslim oldu.
  • 2001 – Hollanda, eşcinsel evliliği yasallaştıran dünyanın ilk ülkesi oldu.
  • 2002 – Genelkurmay başkanlığı genel sekreterliği, hükümetin Afganistan’da görev yapan ISAF’ın komutasının devralınmasını ilke olarak benimsediğini, Tümgeneral Akın Zorlubaşkanlığında bir keşif heyetinin bu ülkeye gönderileceğini bildirdi.
  • 2002 – Ötanazi Hollanda’da yasallaştı.
  • 2005 – 24. Uluslararası İstanbul Film Festivali “Yaşam Boyu Başarı Ödülü”, sinema sanatçısı Sophia Loren’e verildi.
  • 2005 – 10 yıldır süren 61 sanıklı Hizbullah davasında 22 tetikçi ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
  • 2009 – Hırvatistan ve Arnavutluk NATO’ya katıldı.

Doğumlar

  • 1220 – Go-Saga, Japonya imparatoru (ö. 1272)
  • 1578 – William Harvey, İngiliz tıp doktoru (ö. 1657)
  • 1815 – Otto von Bismarck, Alman politikacı (ö. 1898)
  • 1831 – Albert Anker, İsviçreli ressam (ö. 1910)
  • 1852 – Edwin Austin Abbey, ABD’li ressam (ö. 1911)
  • 1868 – Edmond Rostand, Fransız tiyatrocu (ö. 1918)
  • 1873 – Sergey Rahmaninov, Rus piyanist ve besteci (ö. 1943)
  • 1902 – Maria Poliduri, Yunan şair (ö. 1930)
  • 1906 – Alekzander Sergeyeviç Yakovlev, Rus mühendis ve uçak tasarımcısı (ö. 1989)
  • 1920 – Toşiro Mifune, Japon oyuncu (ö. 1997)
  • 1926 – Reha Yurdakul, Türk sinema oyuncusu (ö. 1988)
  • 1929 – Milan Kundera, Çek yazar
  • 1932 – Debbie Reynolds, Amerikalı oyuncu, dansçı ve şarkıcıdır
  • 1933 – Pars Tuğlacı, Ermeni asıllı Türk yazar
  • 1937 – Yılmaz Güney, oyuncu, yönetmen (ö. 1984)
  • 1938 – Ali MacGraw, ABD’li sinema oyuncusu
  • 1942 – Savaş Dinçel, Türk oyuncu, karikatürist ve film yönetmeni. (ö. 2007)
  • 1947 – Neşe Karaböcek, Türk şarkıcı
  • 1955 – İlhan İrem, Türk ses sanatçısı ve besteci
  • 1958 – Hüseyin Altın,Türk Şarkıcı ve oyuncu
  • 1959 – Helmuth Duckadam, Rumen futbolcu
  • 1960 – Yalçın Menteş, tiyatro sanatçısı ve televizyon yıldızı
  • 1966 – Mehmet Özdilek, Türk eski futbolcu ve teknik direktör
  • 1967 – Mehmet Taştan, hukukçu ve şair.
  • 1976 – Clarence Seedorf, Surinam doğumlu Hollandalı futbolcu
  • 1976 – Asım Pars, Boşnak asıllı Türk basketbolcu
  • 1980 – Randy Orton, ABD’li profesyonel güreşçi
  • 1986 – Haminu Dramani, Ganalı futbolcu

Ölümler

  • 1528 – Francisco de Peñalosa, İspanyol yazar (d. 1470)
  • 1865 – Giuditta Negri Pasta, İtalyan şarkıcı (d. 1798)
  • 1910 – Andreas Achenbach, Alman manzara ressamı (d. 1815)
  • 1918 – Nigâr Hanım, Türk şair (d. 1856)
  • 1930 – Cosima Wagner, Alman piyanist ve besteci (d. 1837)
  • 1944 – Hazım Körmükçü, Türk tiyatrocu (d. 1898)
  • 1950 – Recep Peker, Türk politikacı ve eski başbakan (d. 1889)
  • 1976 – Max Ernst, Alman gerçeküstücü ressam (d. 1891)
  • 1978 – İsmail Hakkı Baltacıoğlu, Cumhuriyet döneminin ilk rektörü, eğitimci, yazar, hattat, siyasetçi (d. 1886)
  • 1984 – Marvin Gaye, ABD’li şarkıcı (d. 1939)
  • 1991 – Martha Graham, ABD’li dansçı (d. 1894)
  • 2002 – Aptullah Kuran, Mimar Sinan konusunda yaptığı araştırmalarla tanınan mimarlık tarihçisi (d. 1927)
  • 2005 – Naci Tanrısever (Karamanoğlu Naci Bey), Cumhuriyetin Tapu Kadastrosunu kuran, 16 eski dil bilen hayattaki tek kişi sıfatıyla ölene kadar emekliliği yasakolan Milli Savunma Bakanlığı uzman bilirkişisi, şair, İstiklal Madalyası sahibi (d. 1901)
  • 2012 – Ekrem Bora, Türk sinema oyuncusu (d. 1932)

Tatiller ve Özel Günler

  • 1-7 Nisan: Kanserle savaş haftası
  • 1 Nisan Şaka Günü

Leonardo Da Vinci’nin genel olarak uyduğu prensipleri öğrenince başarmak için gereken özellikleri de görmüş oluyoruz adeta.

da-vinci-profile-650x325

 

1) Curiosita (Merak)

1 merak

Yaşama doymak bilmeyen bir merak ve devamlı öğrenme için acımasız bir arayış anlamına gelir. prensibi açıklayıcı olarak ” büyük beyinler büyük sorular sorarlar” cümlesini kullanabiliriz. Da vinci ruhunun dinamosu devamlı olarak öğrenme arayışında olmaktır. Bunun için hiçbir konu, hiçbir dal ayrımı yapmaksızın, çevremizdekilerin düşünecek ve söyleyeceklerinden çekinmeden, merakımızı kaybetmeden sormak, araştırmak, öğrenmek gereklidir. Leonardo bu konuda ” tıpkı demirin kullanılmama nedeniyle pas tutması ve durgun suyun kokuşması veya soğuğun buza dönüşmesi gibi, kullanılmadığı sürece zekamız ziyan olur.” demiştir.

2) Dimastrazione (İspat)

2 Dimastrazione-ispat

 

Bilgiyi deneme yolu ile test etme, sebatkarlık ve hatalardan ders alma arzusu anlamına gelir. Öğrenmek tek başına yeterli değildir. Öğrenilen her şey mutlaka denenerek test edilmeli, doğruluğuna ondan sonra karar verilmelidir. Bunun için bizden önce ortaya atılmış her türlü teoriye, bize sunulmuş her türlü bilgiye ilk başta şüpheli yaklaşmalı, onu elimizdeki ve elde edebileceğimiz imkanlarla yeniden test etmeli, daha önce yapılmış hataların farkına vardığımızda üstüne giderek doğru bildiğimizi ispata çalışmalıyız.

Tüm zamanların en büyük dahisi kabul edilen leonardo bile büyük hatalar ve şaşırtıcı gaflar yapmıştır. Kendiside bu konuda “bana öyle geliyor ki bütün kesin kanaatlerin anası olan deneye dayanmayan, kökeni veya vasıtaları birinci elden, denenmemiş veya beş duyudan biriyle sınanmamış bilimler yararsız ve hatalarla doludurlar” demiştir. Bunun için hatalardan, önümüze çıkan güçlüklerden ders alarak, öğrendiğimiz her yeni bilginin doğruluğunu mutlaka test edip ondan sonra hafızalarımıza kazımamız gerekir.

3) Sensazione (Hissetme)

3 Sensazione-Hissetme

 

Duyguların özellikle hayati deneyimlerin bir aracı olan görüşün devamlı olarak rafine edilmesi anlamına gelir. bir önceki bilginin test edilmesinin esas olduğu açıklanmıştı. İşte bu testlerin yapılması insanın görme, duyma, tat alma, dokunma ve hissetme duyuları ile yapılır. Bu testlerin başarılı olması için bu duyguları geliştirmek esas olmalıdır. insanın doğduğu gibi duyularını sabit tutması başarıyı tökezler. Bu amaçla duyularımıza hitap eden her türlü dış etkeni algılama, anlama ve öğrenme çalışmaları, pratikleri yapmalıyız. Mzik dinlemeli, resim çizmeli, müzeler gezmeli, kitap okumalıyız. değişik yiyecek ve içecekler tatmalı, çevremizdeki her şeye dokunmalı, canlı, cansız varlıkları hissetmeli, onları tüm beden ve duyularımızla algılamaya çalışmalıyız.

4) Sfumato (Pus)

4 pus

 

Belirsizliği, paradoksu ve kararsızlığı kucaklama arzusu anlamına gelir. Güçleri uyandırıp deneyimleri artırırken ve duyular geliştirilip kesinleştirilirken mutlaka bilinmeyenlerle karşılaşılacaktır. İşte insanın zihnini bu belirsizliklere karşı açık bulundurması yaratıcı potansiyelini serbest bırakmasının tek ve en güçlü gizidir. Gelişen dünyada başarılı olmak için belirsizlikler altında çalışmaya alışmalıyız. Paradoksla karşılaştığımızda sükunetimizi koruyarak etkili ve sağlıklı bir zihne sahip olabiliriz. Kısaca koşulların her gün değiştiği dünyamızda her an bir şeylere şaşırmaya, fazla heyecan göstermemeye ortaya belirginlerden çok belirsizlikler çıkacağına kendimizi hazırlamalı ve alıştırmalıyız.

5) Arte/Scienza (Bilim & Sanat)

Arte-Scienza -Bilim -Sanat

 

Bilim ve sanat, mantık ve hayal arasındaki dengenin geliştirilmesi, “bütün beyin” ile düşünme anlamına gelir. Prensibin özü kişinin beyninin tümünü kullanmasıdır. Hiçbir insan tek bir yeteneği veya birkaç yeteneği olan biri değildir. her insan doğuştan her türlü yeteneğe sahiptir. Yaşadığı ortam, koşullar, çevresindeki insanlar, kişinin beyninde ilgili bölümlerin gelişmesine neden olur. Fakat asıl olan insanın kendisinin beyninin tümü ile düşünerek tüm yeteneklerini geliştirmesidir. Bunun için günlük yaşamda yaptığımız her şeyi çok yönlü düşünmeliyiz. onunla ilgili her türlü ince ayrıntıya girmeliyiz. Elimizdeki işi hem bilim hem de sanatsal olarak değerlendirip, bilim ve sanat kurallarına uygun ve aynı zamanda mantık kurallarına uygun ve hayal gücümüzü zorlayıcı şekilde ortaya koymalıyız. Mesela bir at resmi çizeceğimiz zaman hayal gücümüzü çalıştırmalı, mantığımıza uygun çizmeliyiz. Çizerken sanatsal açıdan bakmalı ama bilimsel olarak at anatomisine uygun çizmeliyiz.

6) Corporalita (Vücudi Olma)

Corporalita -Vücudi Olma

 

Zerafetin her iki elide aynı şekilde kullanabilmenin fitressin ve dengenin sağlanması anlamına gelir. Kişinin başarılı olması için öncelikle kendisiyle barışık olması gerekir. Bunu sağlayacak bir etkende insanın sağlıklı, zarif ve dengeli bir vücuda sahip olmasıdır. Bunun için kişinin sahip olduğu fiziki yapısını geliştirmesi gerekir. Bunu sağlamak amacıyla kişi; stresten uzak durmalı, zihnini şen tutmalı, dengeli bir beslenme yapmalı, uykusunu düzenli olarak almalı, zarafetine dikkat etmeli ve sağlığını korumalıdır. Kısaca tüm organlarının düzenli ve dengeli çalışmasına dikkat etmeli, organlarının kullanım kapasitelerini devamlı ve metotlu olarak geliştirmektir.

7) Connessione (İlişkilendirme)

7 Connessione -İlişkilendirme

Bütün olanların ve her şeyin ilişkisini anlamak ve değerlendirmek, sistemli düşünme anlamına gelir. Bu prensip daha önce sayılan altı prensibin sebep ve sonuçlarını ilişkilendirmeyi, bir arada değerlendirmeyi anlatır. Kısaca yaşadığımız her şeyi bir biriyle olan ilişkisini anlama çalışmalı, her şeyi bir arada değerlendirmeliyiz. Bu bölümde anlatılan yedi da vinci prensibini hayata uygularken şu sorular sorulmalıdır;

– Doğru soruları soruyor muyum?
– Hatalarımdan ve tecrübelerimden ders alma yeteneğimi nasıl geliştirebilirim, düşünme bağımsızlığımı nasıl geliştirebilirim?
– Yaşım ilerlerken duyularımı keskinleştirmek için planım nedir?
– Yaşamın paradokslarını göğüslemek için yaratıcı gerilimi muhafaza yeteneğimi nasıl geliştirebilirim?
– İşte ve evde bütün beynimle düşünebiliyor muyum?
– Vücut ve zihnin dengesini nasıl geliştirebilirim?
– Yukarıdaki bütün unsurlar nasıl birbirine uyar? Her şey her şeye nasıl bağlanır?

Dünyanın uzmanlaşma ve dallarına ayrılma yolunda hızla ilerlediği bir dönemde, yaratıcının verdiği yaratıcılık özelliklerimizi geliştirerek, yaşamımızı kolaylaştırmaya olan ihtiyacımızı bize sağlayacak da vinci ruhunu kullanmak hiçte zor olamayan bir yöntemdir.

Kaynak : habermass.com

Sanat Makaleleri, Sanat Haberleri, Aforizmalar, Bugün tarihte ne oldular, derken şiiri unutmamalıyız değil mi?

şiir yazmak

Bugün Pazar

Bugün pazar.
Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak
bu kadar mavi
bu kadar geniş olduğuna şaşarak
kımıldanmadan durdum.
Sonra saygıyla toprağa oturdum,
dayadım sırtımı duvara.
Bu anda ne düşmek dalgalara,
bu anda ne hürriyet, ne karım.
Toprak, güneş ve ben…
Bahtiyarım…

Nazım Hikmet Ran

****

Şikayet

Ne garip adamım ben.

İçinde hazzım bulunan ızdıraptan

şikayet edip duruyorum.

Halil Cibran

****

RUBAİ

Niceleri geldi, neler istediler;
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler;
Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler.

Ömer Hayyam

 ****

Bensiz seni senden
Başkası anlamaz
Sensiz beni benden
Başkası anlamaz
Senden benden bize
Olanca varmadan
Bizsiz bizi bizden
Başkası anlamaz

Özdemir Asaf

*** 

Konuşsam sessizlik Sussam ayrılık

Resmin rehindir gurbetimde
Gurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasaba
Ve senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin

Alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sana
Sar, büyüt ellerinle, konuk et sıcaklığına
Konuk et kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana…

Ve akşam, bir kez daha
Saçlarını topla ve dağıt sesini rüzgârlara
?Bir of çeksen karşıki dağlar yıkılır?

Çekmiyorsun!

Akarsuları imrendiren yüzün de
Sabahçı kahveler de biliyor
Görüşmeyeli yorgunum
Yıkık kentler kanadı sevinçlerimle
Görüşmeyeli ya sen nasılsın
Adım, adresim durur mu defterinde?
Şimdi siirt’te koyun kokulu bir gecedeyim
Beynimde iklimsiz papatyalar
Ve kuşatılmış bir akşam duruyor penceremde

Sokakların gün batınca neden boşaldığını
Ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum
Konuşsam: sessizlik/gitsem: ayrılık

Sonra kıpırtısız yasladım göğsümü boğulmuş güne
Al bu çağrıları sulara göm, o uzak sulara
Gurbetini rehnetme özlemimde?

Yılmaz Odabaşı

***

Anayasası İnsanın

Paul Eluard için yazılmıştır

Kan yasası bu insanın:
Üzümden şarap yapacaksın
Çakmak taşından ateş
Ve öpücüklerden insan!

Can yasası bu insanın:
Savaşlara yoksulluklara
Ve binbir belaya karşın
İlle de yaşayacaksın!

Us yasası bu insanın:
Suyu şavka döndürüp
Düşü gerçeğe çevirip
Düşmanı dost kılacaksın!

Anayasası bu insanın
Emekleyen çocuktan
Uzayda koşana dek
Yürürlükte her zaman

Can Yücel

***

Aramızda

Sevgilim sevgilim
Kuzey sanrısı gibidir
Geceyi beşe filan böler
Sonra ayılar hüzünden ölmez
Sevgilim sevgilim
Açlıktan ölür onlar

İşte bundan ötürü
Hüznü artık bir ayıya bıraktım
Sevgilim sevgilim
Bir ayıya
İster ormanda kullansın
İster buzdağında

Hayatın kutlu olsun sevgilim
Ki sana değişe değişe aktım
Kimi zaman bir japon gibi uykusuz kaldım
-Uykusuz kalır mı onlar bilmem aslında-
Sevgilim sevgilim
Bir orman gibi çoğal aramızda
Şehirden bir çocuk olarak şurda burda
Bir sabuntozu markasında köpürerek
Çınarın tutsaklığını
Ve menekşenin tutsaklığını
Ve menekşenin sevincini yaşa
Sevgilim sevgilim
Hüzüne yer var hayatımızda

Turgut Uyar

***

Seni günlere böldüm

Seni günlere böldüm, seni aylara
Daha yıllara, yüzyıllara böleceğim
Ve her zaman söyleyeceğim ki beni anla
Böyle eskitilmiş de olsa bu kalbi
Minesi çatlamış bir diş gibi
Durduracağım karşında.
Şiirler söylenir, şiirler biter
Biz bu sevdayı neresine sakladıktı sen ona bak da
Kahverengi avuçlarına mı gözlerinin
Tam oradan mı kahverengi yağan bir aydınlığa.
Bütün günler yenileşir her bekleyişte
Ve bütün dünler, bütün geçmişler
Kapısını açarsın ki bir de, hiç kimseler yok
Çaresiz, benim sana gelişim de hep böyle.
Dün akşama doğru turuncu bir bulut geçti
Sonra bütün bulutlar hep birden geçti
Anılar, anılar, belki hepsi bir kelime.
Edip Cansever

***

dokunmasam parmağına
beni unutacak
sanırsın

oysa artık hiç düşünmüyorum
kaç kişinin pulun tadını
ki
kaç kişinin cizlavetin adını bildiğini

düşünmeden sadece
yumuşak bir bantla bağlayın gözlerimi

biliyorsun
hâlâ intiharın  yaşlanmış haliyim
bana aldırmayın
şakaydı hepsi

hiç görmedim rusların
aystafenosa girdiğini
ama iyi bilirim
bir ülkenin üç kuruşa satıldığını
bir çocuğun yalnızlığını
bir babanın yoksunluğunu
dini kurgulayıp
annesini cennete almamayı
ah ulan ah
kör sessizlikler
kaç cümle ile yazıyorum
bir bilseniz
yağmurun tavanda dağılmasını
kaç cümle
ile ağacın
ormana küsmesini
ben seni değil
sessizliğini
özlüyorum
desem
çığlık

çığlık çığlık
sevişmek istersin
bir yalnız bırak hele
bir yalnız bırak beni
yapmam gereken işler var daha
daha şiir yazmalı
seni sevmeli
küfretmeli
çay içmeli
rakının dibini görmeli
anneme gitmeli
dünyayı kurtarmalı
ve
savaşları bitirmeliyim
yok yapamıyorsam
muhakkak
intihar etmeliyim

bir yalnız bırak
bana  beni
hele bak
bi’bak neler olacak

Naci Özcan – A.Cann

***

ve daha niceleri… devam edelim istiyorsanız [email protected] a mail atın her hafta seçki yapalım veya kendi şiirinizi gönderin yayınlayalım.

“Üvey evlât gibiyiz”

İki genç balet, sitemkâr. Türkiye’de yeterince ilgi görmediklerinden yakınıyorlar. ABD’de düzenlenen Grand Prix Klasik Bale Yarışması’nda Deniz Akarslan klasik balede birinci, Berkay Günay da modern dansta ikinci oldu. Önlerinde New York finali var. Ama ceplerinde beş kuruş para yok.

Deniz ile Berkay, başarının sırrı 'disiplin' diyor. İkili, her gün 7 saat çalışıyor. [Fotoğraf: Hüseyin Narin/Al Jazeera Türk]

Deniz ile Berkay, başarının sırrı ‘disiplin’ diyor. İkili, her gün 7 saat çalışıyor. [Fotoğraf: Hüseyin Narin/Al Jazeera Türk]

Deniz Akarslan ve Berkay Günay, iki genç balet. Biri 16, diğeri 17 yaşında. Her ikisi de İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale bölümü öğrencisi.

Başak Çubukçu Prodüktör

Yazıyı Hazırlayan: Al Jazeera Türk Kanalı’nda Kıdemli Haber Prodüktörü .
Başak Çubukçu

 

Deniz ve Berkay, geçen günlerde Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen Grand Prix Klasik Bale Yarışması’nda birincilik ve ikincilik elde etti. Deniz, klasik dalda birinci oldu. Berkay da modern dansta ikinci. Bu derece, onların yaşıtları arasında Türkiye adına elde edilmiş en önemli derece.

Deniz, Berkay ve hocalarıyla prova arasında görüştük.

Grand Prix Klasik Bale Yarışması’nda elde ettikleri dereceler önemli çünkü Deniz ve Berkay, uluslararası arenada ilk kez boy gösterdi. İlk tecrübelerinde kendilerinin dahi beklemediği bir gururu yaşadılar. Aslında elde ettikleri başarı, yarı final. Asıl önlerinde daha zorlu bir etap var: final elemesi… Her ikisi de çok sıkı çalışıyorlar.

Deniz Akarslan ve Berkay Günay, iki genç balet. Biri 16, diğeri 17 yaşında. Her ikisi de İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Bale bölümü öğrencisi.

Deniz ve Berkay, geçen günlerde Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen Grand Prix Klasik Bale Yarışması’nda birincilik ve ikincilik elde etti. Deniz, klasik dalda birinci oldu. Berkay da modern dansta ikinci. Bu derece, onların yaşıtları arasında Türkiye adına elde edilmiş en önemli derece.

Deniz, Berkay ve hocalarıyla prova arasında görüştük.

Grand Prix Klasik Bale Yarışması’nda elde ettikleri dereceler önemli çünkü Deniz ve Berkay, uluslararası arenada ilk kez boy gösterdi. İlk tecrübelerinde kendilerinin dahi beklemediği bir gururu yaşadılar. Aslında elde ettikleri başarı, yarı final. Asıl önlerinde daha zorlu bir etap var: final elemesi… Her ikisi de çok sıkı çalışıyorlar.

Birbirlerini rakip olarak görmüyorlar aksine onlar tek vücutlar.

“İsmim açıklandığında sağa sola bakıyordum. Deniz dürttü. Anlamadım, beklemiyordum çünkü. Deniz’i de yanındaki Kanadalı çocuk dürttü. Bizim için sürprizdi. New York için Allah büyük.”

Amaçları, dünyaca ünlü bale okullarından burs kazanmak. Deniz’in gönlünde yatan aslan, The Royal Ballet… Berkay’ınki de Het National Ballet School.

“Bizim için çok önemli, geleceğimizi aydınlatacak. Yarışmaya, istediğimiz okulların kapıları açılsın, önümüz açılsın diye girdik. Birincilik ya da ikincilik değildi amacımız. İsim duyurmak değil. Bu yarışma sayesinde bize burs alabiliriz.”  

Konservatuardan hocaları Sergo Tereshenko’nun yüzü, öğrencilerinin 600 yarışmacı arasından dereceye girmesinden dolayı gülüyor. Tereshenko, öğrencilerini savaşçı olarak görüyor.

Deniz ile Berkay'ı finale hazırlayan Sergo Tereshenko, "Bursu kazanırlarsa büyük olay. Bir Türk kazanmış olacak" diyor. Fotoğraf: Hüseyin Narin

Deniz ile Berkay’ı finale hazırlayan Sergo Tereshenko, “Bursu kazanırlarsa büyük olay. Bir Türk kazanmış olacak” diyor. Fotoğraf: Hüseyin Narin

“İkisi de savaşçı karaktere sahip. Savaşçıysan başarılı olursun. Bunlar ilk kez yurtdışında sahneye çıkan çocuklar. Deniz, başta sahnede ufak bir fare gibiydi. Korkudan tir tir titriyordu. Ama kendisini sonradan yavaş yavaş toparladı. Demek ki asker karakteri var. Çalışkan. Sadece Allah vergisiyle olmaz, çalışmak lazım. Bunu her ikisi de yaptı.”

“Türkiye’de kıymet yok”

Çocukluk yaşlarından bu yana baleyle iç içeler. Bale, hayatlarının merkezinde değil. Bale, hayatlarının ta kendisi. Disiplini elden bırakmıyorlar. Günde yedi saat çalışıyorlar. Onlara göre bu, stadyumu altı kere turlamakla eş değer… Geri kalan saatlerde yemek yiyor, arkadaşlarıyla vakit geçiriyorlar.

Birinciliği elde eden Deniz Akarslan’a göre kabiliyet önemli ama asıl önemli olan disiplin.

“Baleye olan ilgim dokuz yaşında başladı. Teyzemin çocukları balet ve balerin. Biliyor musunuz, çocukken bale gösterisi izlerken gider televizyona sarılırmışım. Annem ve babam ne kadar aydın insan olsalar da bu duruma önceleri önyargıyla yaklaşmışlar. Sıcak bakmamışlar. Teyzem, kabul ettirdi baleyi. Bale, benim hayatım. Okuldaki çalışmamız, saat 19.30’da bitecek. Buradan çıkıp Kabataş vapuruna bineceğim. Bir saat sonra evde olacağım, yemek yiyemeden yatacağım. Sabah 08.00’de yine burada olacağım. Başarının sırrı bu. Hayatınızda sadece bale olmalı ve sadece disiplin. Olmadan çok zor, kabiliyet kurtarmıyor.”

Gençler, azimli. Elde ettikleri başarının bilincindeler ve hayallerinin avuçlarının arasından kaçmasına izin vermeyecek kadar da kararlı. Final, onların mesleklerini sürdürebilmeleri için tek şansları. En azından onlar böyle yorumluyor ve görüyor. İkincilikle dönen Berkay Günay açıklık getiriyor:

Berkay Günay'ın ailesi bale eğitimi için Mersin'den İstanbul'a taşındı. [Fotoğraf: Hüseyin Narin/Al Jazeera Türk]

Berkay Günay’ın ailesi bale eğitimi için Mersin’den İstanbul’a taşındı.
[Fotoğraf: Hüseyin Narin/Al Jazeera Türk]

“Baleye Türkiye’de devam etmek gibi bir hayalim yok. Tamamen yurtdışı odaklı. Bale, yurtdışında daha değer görüyor ve maddi olarak da daha doyurucu. Çünkü değer verilen bir sanat dalı. Bizim en büyük şanssızlığımız, bu meslek için Türkiye’de doğmak. Futbolcu olmak isterdim, o zaman daha çok değer buluyorsun, bu ülkede. Kıymet yok, tek kırıldığımız nokta bu. Yurtdışında sokakta ‘Ben baletim’ diyebiliyorsun göğsünü gere gere. Ama burada biraz belli etsen gelecek tepkiler hep aynı. Direkt bel altı çalışıyorlar bize.”Finalde de başarılarını devam ettirebilirlerse burs kazanma şansları olacak. Hocaları aynı zamanda devlet sanatçısı olan Sergo Tereshenko bunun elde edilmesi zor bir fırsat olduğunu söylüyor.

“New York çok zor etap. Orada kazanırlarsa burs kazanacaklar. Burs kazanınca okul seçecekler. Düşünün Royal Bale’den gelmiş burs. Kendi imkanlarıyla girmeye kalksa yıllık en az 30 bin pound ödemesi lazım. Bursu kazanırsa, hiç para ödemeyecek. Daha da ötesi bir Türk kazanmış olacak. Okul çok etkili, bunun için çalışıyorlar. İnşallah kazanırlar.”

Paraları yok

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nın iki genci ve hocalarını yurtdışına götürecek ne yazık ki bütçesi yok. Aileler devreye girip ekibi Amerika Birleşik Devletleri’ne yollayabilmek için kredi başvurusunda bulundular.

Ancak her koyun kendi bacağından asılır misali, iş başa düşmüş. Bir yandan elemelere hazırlanıp diğer taraftan kapı kapı kaynak aramaya başladılar. İlk etap için zor olsa da kaynak buldular. Deniz ve Berkay, o sürecin çok sancılı olduğunu anlatıyor.

Deniz Akarslan, balenin Türkiye'de sanatın parçası olarak görülmediğini söylüyor. [Fotoğraf: Hüseyin Narin/Al Jazeera Türk]

Deniz Akarslan, balenin Türkiye’de sanatın parçası olarak görülmediğini söylüyor.
[Fotoğraf: Hüseyin Narin/Al Jazeera Türk]

“Okulun tuvaletini yenilemek için bile bütçe çıkmıyor. Amerika’ya gibi bir yere dört kişiyi yollamaları çok zor. Okul yönetimi, bize yardımcı olamayacaklarını açıkladı. Verseler de borç olarak verebileceklerini söylediler. Her yere başvurduk. Lions’a başvurduk. Onlar olmasa gidemezdik. Sadece uçak için değil, oteli de hallettiler.”Gençler kaynak bulmak pahasına şirketlerin markalarını üstlerinde taşımaya bile razı olmuşlar.

“Biz şirketlere şunu da dedik: ‘Biz öylesine gidelim-gelelim demiyoruz. Sizi de temsil edeceğiz. Bize tişört, çanta verin. Onları taşıyalım. Hem sizin adınızı da taşımız oluruz.’ Ama kimse yanaşmadı.”

Berkay Günay, kendilerine ters gelse de bunu yapmaya mecbur olduklarını dile getiriyor.

“Keşke böyle olmasa… Ama başka türlü olmuyor. Kabul etmiyorlar. Yurtdışına baktığımızda aslında bize gelmeleri gerekiyor, Türkiye’de kapı kapı dolaştık. Hocamız kaç yaşında, onun bize sadece bale öğretmesi gerekirken insanların kapısında bekledi. Oraya gidebilmek bizim için çok zordu.”

New York için de ceplerinde paraları yok. Yine sancılı bir süreç onları bekliyor. Final, nisan ayında.

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı, Osmanlı'dan günümüze gelen iki sanat kurumundan biri. [Fotoğraf: Hüseyin Narin/Al Jazeera Türk

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı, Osmanlı’dan günümüze gelen iki sanat kurumundan biri.
[Fotoğraf: Hüseyin Narin/Al Jazeera Türk

Okul binası yetersizİstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı binası, Kadıköy’de. 1986’dan bu yana bina arayışları devam ediyor. Bale Ana Sanat Dalı Başkanı Oral Yazıcı, mevcut binanın bale için uygun olmadığını ifade ediyor.Yazıcı, Deniz ve Berkay’ın tüm bu olumsuzluklar içinden nasıl sıyrıldıklarına şaşırdığını söylüyor:

Oral Yazıcı: Balenin içinde bulunduğu durum, 10 yıl önce çok daha iyiydi. Her geçen yıl daha da kötüye gidiyor. Fotoğraf: Hüseyin Narin

Oral Yazıcı: Balenin içinde bulunduğu durum, 10 yıl önce çok daha iyiydi. Her geçen yıl daha da kötüye gidiyor. Fotoğraf: Hüseyin Narin

“Bu okul, bale yapmaya müsait değil. Konservatuara müsait değil. 55 yaşındayım, ben 30 yıldır buradayım. Şu okulda biz geldiğimiz günden beri bina arıyoruz. Salonlarımız uygun değil. Aynı salonda orkestra çalışıyor, müzik çalışıyor. Bu çocuklar nasıl çıktılar, bazen düşünüyorum. Şaşırıyorum.”

Bunlara rağmen konservatuarda yaptıklarını mucize olarak değerlendiriyor. Aslına bakarsanız haksız da değil. Verdiği örnek de bunu gösteriyor:

“Fiziki olarak bu bina konservatuara uygun değil. Sadece bale değil, gidin bakın çocuklar tuvaletlerde çalışıyor. Klarnetini ya da keman gitarını alıyor tuvalette çalışıyor. “

Kaynak :  aljazeera.com.tr

Bugüne yakışacak aforizmalar  Eflatun (platon)’a ait Aforizmalar. Buyrun size felsefe ve aforizma.

platon-eflatun

*    Akıllı adamlar söyleyecek sözleri olduğu için, aptallar illa konuşmak zorunda oldukları için konuşurlar.
*    Doğru düşünce bilgidir.
*    Bilginin elde edilmesi, bizi iyiye ulaştıracaktır.
*    Mutluluk bilgi ile kazanılır.
*    Boş bir kafa, şeytanın çalışma odasıdır.
*    Bilge insanlar konuşurlar çünkü söyleyecek bir şeyleri vardır. Aptal insanlar konuşurlar çünkü bir şey söylemek zorundadırlar.
*    Cesaret, tehlike karşısında akıl ve zekanın kullanılmasıdır.
*    Düşünmek, ruhun kendi kendine konuşmasıdır.
*    Bir insan tanrıların varlığına hiç inanmasa da, eğer aynı zamanda dürüst bir mizacı varsa, böyle kişiler insanlardaki kötülükten nefret eder; yanlışlıklara karşı olan nefretleri, onları yanlış işler yapmaktan uzaklaştırır; haksızlıktan kaçınırlar ve namuslu yaşarlar.
*    Karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla affedebiliriz. Hayattaki gerçek trajedi yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır.
eflatun-platom*    Bilirken susmak, bilmezken söylemek kadar kötüdür.
*    İnsanın kendini fethetmesi zaferlerin en büyüğüdür.
*    Kendini bilmek ruhunu bilmektir.
*    Gözlemle,dinle,sus,az yargıla,çok sor!
*    Yeryüzünde barışı sağlayacak sihirli değnek analarla öğretmenlerin elindedir. Eğitim demek, vücutta ve ruhtaki güzelliği ve mükemmelliği son mertebesine kadar geliştirmek demektir.
*    Makamını kaybedersen üzülme! Güneş de her sabah doğar ve akşam batar.
*    Bir insanın akıllı olmasına bir şey dediğimiz yok. Yeter ki; aklını başkalarına kabul ettirmeye çalışmasın.
*    Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir.
*    Müziğini değiştirirseniz sitenin duvarları yıkılır.
*    Müziğin insanı götüreceği yer güzellik sevgisidir.
*    Demokrasinin esas prensibi, halkın egemenliğidir. Ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. Eğer bu sağlanamazsa demokrasi, otokrasiye geçebilir. Halk övülmeyi sever. Onun için, güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir.
*    Kendini idare etmesini bilmeyenler, kendi yurttaşlarını yönetmek iddiasında bulunamazlar.
*    İktidar, iktidara düşkün olmayan ve iktidardan gelecek yararlara ihtiyacı bulunmayanlara verilmelidir.
*    Kendini yönetirsen dünyayı yönetecek gücü bulabilirsin
*    Bir zorba, ne zaman düşman ülkeyi işgalle veya anlaşmayla sustursa ve artık düşmandan korkacak bir şey kalmasa, tekrar bir başka savaşı başlatmalıdır ki insanlar bir lidere ihtiyaç duysun.
*    Şehir halkı huy ve tabiat itibariyle iyi olmadıkları zamanlarda istibdat idaresine ihtiyaç duyabilir. İdareci karakter itibariyle müstebitse istibdat ozaman kötülenebilir. Köleler ve kötüler için istibdat en üstün iyiliktir..Telhis-u Nevamis-ul Eflatun s52
*    Devlet işleri, devlet içinde idare edenlerle idare edilenlerin yönetime katılmasıyla gerçekleşir. Telhis-u Nevamis-ul Eflatun s48
*    İnsanoğlu, bilgeliği sevenler siyasi gücü ellerine alana kadar veya siyasi gücü ellerinde tutanlar bilgeliği sevene kadar problemlerin bittiğini görmeyecek.(Sokrates haksız yere öldürüldükten sonra sarfettiği söz.)
*    Kötülüklerin ilki ve en büyüğü, haksızlıkların cezasız kalmasıdır.
*    Hak ve doğrulukla galip olan şahıs faziletli şahıs, hak ve doğrulukla galip olan şehir de faziletli şehirdir. Telhis 29
*    Oğullarım büyüdüğünde, dostlarım onları cezalandırmanızı istiyorum sizden; eğer servetini veya herhangi bir şeyi erdemden daha çok önemserlerse veya aslında hiçbir şey değilken bir şeymiş gibi davranırlarsa, hayatta göreceğiniz iş ne olursa olsun, erdem olmayınca elde edeceğiniz her şeyin, yapacağınız her işin sonunda utanç ve kötülük vardır.
*    Kötülüğün yolu yakındır kolay ulaşılır ona. İyiliğin önüne ise alınteri ve vicdanı koymuştur Tanrı.
*    Terbiyenin gâyesi, insanlarda bulunan kabiliyetleri geliştirmektir.
*    Beden terbiyesi ruhu eğitmek içindir. Bedenlerin doğrulup düzelmesi ruhun doğrulup düzelmesini sağlar. Telhis-u Nevamis-ul Eflatun s43
*    Güzel adetler kullanıldığı ölçüde pekişir, sağlamlaşır. şayet ihmal edilirse silinip gider. Gençler ve çocuklar bunu bilemez. Öyleyse bu onlara kabul ettirlip yaptırılır. Telhis-u Nevamis-ul Eflatun s39
*    İyi görüp beğenen yani düzgün insan kanuna sarılır. Telhis-u Nevamis-ul Eflatun s46
*    Kabilecilik ailecilik kanunsuzdur, fayda sağlamaz. Telhis-u Nevamis-ul Eflatun s46
*    Bir hüküm, bütün insanların aynı şekilde sarılması gereken şey değildir. Mesela ihtiyarın raksı gibi. Telhis-u Nevamis-ul Eflatun s40
*    Adet ve kanunlar iyilik ile kabul edilmelidir.İyilik ve fayda bundadır. Baskı ve kölelik yolu ile kabul ettirilmesi ile doğacak zarar sayılamaz.
*    Her şey de iyi kötü olabilir. Musıkide iyi olan; karakteri sağlamlaştıran, insanı cömertliğe ve cesarete, iyi ve faydalı ahlaka sevk eden musıki iyidir. TNE s.38
*    İnsana aklı kazandıracak olan şey yalnız ve yalnız edeptir.Telhis-u Nevamis-ul Eflatun s47
*    Edebini kaybeden kimse kötülükten zevk alır.Telhis-u Nevamis-ul Eflatun s47
*    Edep sahibi yalnızca iyiliklerden zevk alır.
*    Kanun sahibinin en önemli vazifesi; gayret gösterip edebi gerçekleştirmek ve yerleştirmektir.
*    Edep, devlet başkanları ve benzeri kişilerin tabiatına yerleşince bunu neticesi olarak iyilikler çoğalır, bunlar iyi olarak görülüp beğenilir. Böylece halk da bunların gerçek olduğuna inanır ve iyiliklerin kabulünde birleşir. İşte istenen istikamet budur.Telhis-u Nevamis-ul Eflatun s48
*    İdareciler edepli olmadıkları zaman hem kendi işleri hem de idareleri altında bulunanların işleri bozulur. Telhis-u Nevamis-ul Eflatun s48
*    Nefsin hastalığı kendisinde ilahi siyaset adabının bulunmamasıdır.Telhis-u Nevamis-ul Eflatun s48
*    İşlerin doğru düzgün yürümesi için şehrin halkına edepli bir başkan lazımdır.Telhis-u Nevamis-ul Eflatun s48
*    Devlet işleri içten gelen bir sevgi, edep ve kamil akıl ile yürütülmezse onun sonu ÇÖKÜŞ ve YOK OLUŞTUR.Telhis-u Nevamis-ul Eflatun s50
*    Hakikatte şehir bir yer veya insanlar topluluğundan ibaret değildir..Şehir olmanın gerekleri vardır.Bunlar:halkının kanun kabul eder olması gerekir.İlahi bir idarecisinin bulunması, halkınında  övülüp beğenilecek bir takım huyları bir takım adetlerini görülmesi, coğrafyasının halkın ihtiyaçlarını sağlayacağı zaruri şeylerin temininine imkan erecek elverişli tabiatı olmalıdır.Telhis-u Nevamis-ul Eflatun s51
*    Şehir halkı ne kadar iyi olursa , idarecileride o kadar çok ilahi vasıfta olur.Telhis-u Nevamis-ul Eflatun s52
*    Bilirken susmak bilmezken söylemek kadar çirkindir.
*    Her şeyin en mühim noktası, başlangıçtır.
*    Küçük şeylere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir.
*    Görünen değişiyor, görünmeyen değişmiyor.
*    Felsefe, doğruyu bulma yolunda, düşünsel bir çalışmadır.
*    Beden ruhun mezarıdır…
*    Nefsinin öğretmeni, vicdanının öğrencisi ol.
*    Bir karenin kenarlarıyla köşegenlerinin rasyonel orantılı olmadığı gerçeğinden habersiz olan, insan sıfatına layık değildir.
*    Öğretmenlik her şeyden evvel bir tanrı sanatıdır.
*    Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın, yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır.
*    Sadece ölüler savaşların sonunu görmüştür.
*    Bilinen bir şey hakkında araştırma yapmak gereksiz, bilinmeyen bir şey hakkında araştırma yapmak imkansızdır.
*    Eşcinsellik, barbarlar tarafından ve aynen büyük fikirleri kölelerinin öğrenmesi açıkça liderin işine gelmediği için felsefeyi sevmedikleri gibi, eşcinselliğin yaratma eğiliminde olduğu güçlü dostlukların ve ateşli aşkların da liderin işine gelmediği despot hükümetlerin yönetimi altında yaşayan insanlar tarafından ayıp karşılanır.
*    Nerede eşcinsel ilişkiye girmenin ayıp olduğu kaanati varsa, bunun suçlusu kısmen yasaların kötülüğü, kısmen yöneticilerin despotluğu ve kısmen yönetilenlerin korkaklığıdır.
*    Dost hem iyi görünen hem de iyi olan insandır.
*    Sorgulanmayan bir hayat, yaşanmaya değmez.

* İyi insanlar sorumlu davranmak için yasalara ihtiyaç duymazlar, kötü insanlar ise yasaları bir şekilde aşar.

 

Kaynak : narteks.net

Üniversite öğretiminin genç kişiyi bir konuda uzmanlaştırma ve meslek kazandırma amacını güttüğü hepimizce bilinir ve benimsenmiştir. Fakat bu sadece pratik amaçtır; ötesinde asıl amaç gerçekleşmeyi bekler: Bir kişiliğin olgunlaşması.

eğitim-felsefe.

 

Öğretim, öğretenin edinmiş olduğu bilgileri öğrenene aktarmaktır. Elbette bu düşündürerek ve tartışarak yapılır. Öğrenci ezberlemeyecektir; daha doğrusu, öğrendikleri arasında, sonraki bilgilenmeleri için belleğinde tutması zorunlu olmayanları kenarda tutup, gerektiğinde hatırlayacak, ama zorunlu olanları, geçici olsa bile unutmayacaktır.

Eğitim, öğretimle birliktedir ama öğretimden nitelikçe farklıdır. Öğretim verilir, eğitim alınır. Öğretmen, “eğitim veriyorum” derse, yanılıyordur; çünkü eğitilmenin özünde alıcı, özümseyici, duyarlı olmak vardır. Öğrenci kendini, öğrendikleriyle birlikte bu nitelikleri edinme yönünde geliştirir. Öyleyse öğretmen, “öğretiyorum” deyişinde kalmayacak, “öğrencimin eğitim almasına yardımcı oluyorum” da diyecektir.

Öğretim bir sınıftaki bütün öğrencileredir. Eğitim ise öğrenenle öğreten arasında karşılıklı ve sürekli ilişki, iletişim gerektirir. Bu durum öğretimin her alanı için geçerlidir.

Örnek olarak hukuk öğreniminde bir dersi, Roma hukukunu alalım. Bu ders sadece hukuk tarihi bakımından değil, hukukun yüksek amaçları bakımından önemlidir. Ama bu dersin hakkını vermek için sadece Romalıların ne gibi yasalar yaptıklarını öğrenmek değil, güzel bir deyişimizle, “tarihin imbiğinden geçmek” gerekir. Bu, tarihsellik bilincinin kazanılmasıdır, eğitimdir.

Felsefenin öğretim-eğitiminde bu tür sorunlar, güçlükler baştan çözülür. Baştan olmazsa hiç başlayamaz ve hiç çözülemez. İlk iş felsefeyle uğraşmaya başlayan öğrencinin fikrini almaktır, -felsefe hakkında değil, çünkü bunu henüz edinmemiştir; her gün kullandığımız kavramlar hakkında: amaç, anlam, değer, ölçü, nicelik, nitelik, hak, adalet, gelenek, inanç, toplumsallaşma, özgürleşme gibi. Gencin bu genel sorunları içselleştirmesi, kendine mal etmesi, yaşadıklarıyla, gözlemledikleriyle bağıntılar kurması, edindiği bilginin dışında kalmaması için de etkince hesaplaşmaya girmesi, ilgisini sürekli kılar. Bunu başardıkça, felsefe tarihinin bizden en uzak çağlarında konuşmuş kişiler, şimdiye gelir, onunla yeniden konuşurlar.

Çocukları felsefe öğrenimine başlayan anne babalar haklı olarak bu soruyu sorarlar. Çocukları onlara “Platon’un Devlet diyaloğunu okuyoruz ve adalet üzerine tartışıyoruz” cevabını verince, eğer açık görüşlü iseler, “tartışarak kim çözmüş, baksana o zamandan beri çözüme ulaştırılamamış” demezler, ama bu tartışmanın, edineceği meslekte çocuklarına ne sağlayacağını bilmek isterler. Bunun doğrudan cevabı yoktur. Olsaydı, yüzyıllardır ve her uğraşanın ömrü boyunca tartışılmazdı. Ama buna rağmen felsefe sadece tartışma değildir, çünkü böyle olsaydı çoktan bıkkınlık getirir ve artık kimse uğraşmazdı.

Sorunlar hem güncel hem geneldir. M.Ö. 5. yüzyılda Attika’da ve çevresinde “sophistes” (bilgeler) denilen bir grup insan kent kent dolaşarak tüm inançları sarsan konuşmalar yapıyorlardı. Onlara göre din bir icattı. Devlet, ya güçlülerin zayıfları ezmesinin ya da zayıfların güçlüleri baskı altında tutmasının aracıydı ve nasıl olursa olsun bu aracı kullananlar sağlıklı kişiler değildi. Eğitim kanıksanmış yutturmaca kanaatlerinin yeni kuşaklara öğretilmesiydi. Bu adamlar gittikleri yerlerde hem dinleniyor, bazen seviliyor ama çoğunlukla kovuluyordu. Onlar zaten bilineni eleştiriyorlardı. Ele geçirdikleri hiçbir şey yoktu ama yüzyıllar sonra bizim düşüncemizi aydınlatıyorlar. Kısaca anlattığım tarihsel olay, felsefenin karşıt kültürünün doğuşudur.

Sürdürümü sadece Hellas’da kalmadı; çeşitli biçimlerle Anadolu’da da yaşadı, fakat 15. yüzyılın ilk çeyreği içinde tükendi. Son temsilcisi Şeyh Bedrettin’dir. O, cennette cennetlikleri eğlendiren hurilerin, cehennemde yanan ve daha da yanması için günahkarların taşıdığı odunların hayal olduğunu şöyle söylüyor: “Hayaldirler, çünkü algıya verilmemişlerdir.” Felsefi çekirdeğini hemen gördüğümüz bu dünyevi dünya görüşünün nasıl oluştuğu, sonradan nasıl kesildiği ve Cumhuriyete kadar Türkçe’de özgün felsefenin olmayışının nedenleri çok yönlü katılımla açıklığa kavuşturulabilir. Bu bir eksikliğimizdir. Eksikliği kapatmak için tüm insan bilimlerinin ortak araştırmalar yapması gerekiyor.

Karşıt kültür karşıtını yok etmez; tersine geliştirir. Felsefe olmasaydı, ilahiyat olmazdı, sadece din yorumları olurdu. Gerek Hıristiyan gerek İslam ilahiyatı felsefi tartışmalar içerir. Farabi ilahiyatın felsefe kürsüsünden cevaz almasını ister; bu tutumla da vahiyi akılsal açıklamaya çalışır. Farabi öldüğünde cenaze namazını halife kıldırdı, halk kıldı, ulema kılmadı, çünkü o Medinet-ül Fazıla’daki (bilgeler şehrindeki) en yüksek yeri filozofa ayırmıştı. Ölçülülüğü, söz ölçüsünü, kavrayan aklın açıklaması toplumsallığı geliştirir. İslamiyet zulme karşı doğmuş yayılmış, toplumsallaşmış, dünya dini olmuştur. Tarihi böyleyken nasıl oluyor da din konularında yetkili kişiler, en azından dini bayramlarda “kardeşlerim birbirinize işkence etmeyiniz” demiyorlar? Demezlerse ve topluma açıkça, yöneticiye korkusuzca hitap etmezlerse, o zaman, karşılarında karşıt kültürü keskince, uzlaşmazca bulurlar.

Karşıt kültür 9-10’uncu yüzyıllarda Arapça felsefeyi doğurdu. Diller arası iletişim kurulmuştu. Önce Süryaniceye sonra Arapçaya çevrilen Grekçe eserler, yazar ve metin karışıklıklarına rağmen, ve Arapça düşünürlerin özgün katkılarıyla, Avrupalınınkinden üçyüz yıl önce, hem de artık halk dili olmayan Latince gibi değil, konuşulan Arapçada bir yeniden doğuşu, Renaissance’ı getirdi. Bu canlanış 14-15. yüzyıllarda, tarihin en büyük medeniyeti olan Endülüs’de doruğa ulaştı. Tarihin imbiği bize en büyük düşünsel mirasımızın neler ve nerelerde olduğunu gösteriyor. Avrupa Renaissance’ının Endülüs’e borcu vardır ve bunu henüz iyice anlamış değildir. Anlasaydı, yüzyılımızdaki faşizmlerine kültürel bir set çoktan çekmiş olurdu.

Ama Avrupalının gözardı edemeyeceğimiz bir yeteneği de var: çelişkisini kavrayabilme ve aşabilme. Avrupalı için hukuk yaşanan bir olaydır. Bilim, bir nesneyi elinde evirip çevirebilmektir, nesnenin özelliklerini dışsallıkta ve pratik amaçlar için kullanımında bırakmayıp atomik yapısına girerek anlamaktır. Eğitimin amacını “hoca dedi ki” den çıkarıp, bunu defterden silip yerine “ben düşünüyorum”u (cogito) geçirebilmektir.Dünyaya egemenlik ve sömürgenlik Avrupalının bir yüzü, bilim sanat ve felsefedeki yaratıcılığı öbür yüzüdür. Başarılarını egemenlik için kullandı; şimdi bunun getirdiği çelişkileri çözmeye çalışıyor. Bizim Avrupalı karşısında duruşumuz ancak tam bağımsız bir duruş olursa onu anlayabiliriz ve kendimizi anlatabiliriz. Bu duruş Cumhuriyetimizin ilk iki onyılında gösterildi, sonra yitirildi.

UNESCO felsefe haftasındayız. Bu bir kutlama haftası değildir, ne UNESCO’yu ne de felsefeyi. Bu günler çağrı günleridir. Somut eyleme geçme günleridir. UNICEF, UNESCO’nun çocukların sağlığı ve eğitimiyle ilgili birimidir. Şimdi, daha önce söylediğim, yazdığım bir düşünceyi yeniden sunmak ve bu toplantının kapanış bildirgesine dahil edilerek UNICEF’e çağrı olarak iletilmesini düşünmenizi istiyorum: Dünyanın her ülkesinden bir temsilci çocuk seçilerek hepsinin UNICEF yetkilileri eşliğinde, kan gövdeyi götüren bölgelere, öncelikle Irak ve Filistine götürülmesi ve olayların içinde onlara “siz böyle olmayın” denilmesi, gelecekteki eğitim için talebimdir. Bunun ötesinde sizlere söyleyeceğim bir şey yoktur.

Saygılarımla.

Prof. Dr. Uluğ Nutku

***

Referans: Felsefeciler Derneğinin “UNESCO Felsefe Haftası” dolayısıyla düzenlediği “Eğitim ve Felsefe” başlığındaki sempozyumda konuşma. Ankara, 19 Kasım 2005.

Kaynak : Dünyalılar

Samsun Atatürk Kültür Merkezi (AKM) önünde bulunan gitar çalan çocuk heykeli kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce kırıldı.

gitar-calan-cocuk

Heykeldeki gitarın kırıldığını belirten Samsun Devlet Opera ve Balesi Müdürü ve Sanat Yönetmeni Mehmet Ortaç, durumu fark ettikten sonra Büyükşehir Belediyesi yetkililerine haber verdiklerini belirtti. Ortaç, “Üzücü bir durum. Bunlar belediyemizin yaptığı güzel şeyler. Her nerede olursa olsun şehrimize güzellik katan bu tür heykellere daha duyarlı olup bunları korursak şehrimizin güzelliğini de korumuş oluruz. Vatandaşlarımızı bu konularda daha duyarlı olmaya, bu tür şeyleri yapanları gördüklerinde en azından polise ihbar etmeye çağırıyorum. Şehrimizi, güzelliklerini korumak adına vatandaşlık bilinci ile daha titiz olursak şehrimiz kazanır” dedi.

Belediye yetkilileri ise heykelin yeniden düzenlendikten sonra yerine konulacağını ifade etti.

Kaynak: Sözcü