Şunun için etiket arşivi: 3

ataturk-egitmen-dinleti

ataturk-egitmen-dinletiNar Sanat Eğitim Kursu olarak atamızı yalnızca 10 Kasım ‘da değil her gün anma dilekleriyle 27 Kasım Pazar günü saat 18:00 ‘da yapılacak olan Atamızı Anma Etkinliğimizde Eğitmenlerimizin minik dinletisine herkes davetlidir. Atamızı bir gün değil, her gün anma dileğiyle..

 

 

ensemble-rustavi-narsanat

Nar Sanat Eğitim Kursu bünyesinde Azerbaycan,  Gürcistan ve Türk Kafkas dansçıları Bakırköy Leyla Gencer’de sahneye çıkıyor.

Kafkas dans ve müzik toplulukları Türkiye’de buluşuyor.

Savaş ve aşk temaları üzerine yapılandırılmış muhteşem kareografilere ve müziklere sahip Kafkas danslarında dünyanın en ünlü ekipleri Nar Sanat öncülüğünde bir araya gelecek. Azerbaycan’da virtüoz yarışması birincisi Ramin Hüseynov ve Çahargah Grubu, Gürcistan’dan Ensemble Rustavi Grubu, Türkiye’den Yetenek Sizsiniz Türkiye ikincisi Kafkas Kartalları sahne alacak. Etkinlik Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği öncülüğünde Bakırköy Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde Gerçekleşecek.

Tarih: 28 Ocak 2017, Cumartesi

Saat:19:30

Kayıt ve biletler için: 0212 570 80 68 veya 0553-465-50-36

ataturkuanma

Atatürk Haftası, 10 Kasım 1938 günü saat 09:05’te yaşamını yitiren Mustafa Kemal Atatürk’ün anısına düzenlenen; onun yurtseverliği, inkılap ve ilkelerinin anlatıldığı, radyo ve televizyonda Atatürk’ün konuşmalarının kendi sesinden dinletildiği, Atatürk’le ilgili filmlerin gösterildiği haftadır. 10-16 Kasım tarihleri arasına karşılık gelir.

10 Kasım günü Anıtkabir ziyaret edilmekte, başkent Ankara’da resmi tören yapılmaktadır. Türkiye’nin genelinde de yas tutulmaktadır. Her yıl 10 Kasım günü, saat 09:05’te trafikteki arabalar durur ve 4 dakika korna çalarak anma etkinliklerine destek verirler. Ayrıca, tüm bayraklar 10 Kasım günü yarıya indirilir.

turk-bayragi

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla etkinlik yapmış bulunmaktayız. Öğrencilerimizin performanslarını sergilediği bu etkinliğimizde ara parçalalarla eğitmenlerimiz de kendi performanslarını sergiledi. İşte etkinliğimizden görüntüler;

29-ekim-cumhuriyet-bayrami

Nar Sanat Eğitim Kursu olarak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla 30 Ekim 2016 tarihinde saat 19:00 ‘da etkinliğimizde Nar Sanat öğrencileri dinleti düzenleyecektir. Etkinlik Programımız sayfanın en altındadır.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı

turk-bayragiCumhuriyet Bayramı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet yönetimi ilan etmesi anısına her yıl 29 Ekim günü Türkiye’de ve Kuzey Kıbrıs’ta kutlanan bir millî bayramdır.

Cumhuriyet Bayramı’nın kutlandığı ülkelerde 28 Ekim öğleden sonra ve 29 Ekim tam gün olmak üzere bir buçuk gün resmî tatildir. 29 Ekimlerde stadyumlarda şenlikler yapılır, akşam ise geleneksel olarak fener alayları düzenlenir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyetin onuncu yılı kutlamalarının yapıldığı 29 Ekim 1933 tarihinde verdiği 10. Yıl Nutku’nda, bu günü en büyük bayram olarak nitelendirmiştir.

Cumhuriyet öncesi

Osmanlı Devleti, hüküm sürdüğü 624 yılda 36 padişah tarafından yönetilmiştir.

Padişah, şah, kral, hakan, imparator, sultan gibi tek kişiye dayalı yönetim sistemine “mutlakiyet” adı verilmiştir. Mutlakiyet yönetiminde egemenlik kayıtsız şartsız, tek bir kişidedir.

Mutlakiyetle yönetilen ülkelerde ülkeyi yöneten kişiye yardımcı olması için meclis kurulurdu. Meclis üyeleri halkın isteklerini yöneticiye duyurur, yasa tasarısını hazırlardı. Bu yasa taslakları yönetici tarafından benimsendiğinde yasalaşırdı. Bu yönetim biçimi ise “meşrutiyet”tir. Meşrutiyette meclisin yetkileri sembolik düzeyde olabileceği gibi bir cumhuriyetteki kadar geniş de olabilir. Osmanlı Devleti’nde 1876 ve 1908 yıllarında olmak üzere iki kez meşrutiyet ilan edilmiştir.

İkinci Meşrutiyet’in ilanından 6 yıl sonra, 1914’te I. Dünya Savaşı başlamıştır. Dört yıl süren savaş, İttifak Devletleri ile birlikte olan Osmanlı İmparatorluğu’nun yenik sayılmasıyla sonuçlanmış ve Osmanlı toprakları İngiltere, Yunanistan, Fransa, İtalya gibi devletler tarafından işgal edilmeye başlamıştır.

Cumhuriyetin ilanı

mustafa-kemal-ataturkMustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919’da Osmanlı hükümeti tarafından, bölgede düzeni sağlaması için devletinin bir gemisi ile Samsun’a gönderilmiştir. Ülkenin çoğu ilinde kongreler düzenlemiş ve “Tek bir egemenlik var, o da milli egemenliktir. Milletin egemenliğini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” ilkesiyle, yurdun her tarafından gelen ulus temsilcilerini 23 Nisan 1920 günü Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nde toplamıştır. Meclis Mustafa Kemal Paşa’yı ‘Meclis Başkanı’ seçmiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde Büyük Millet Meclisi, Türk Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştır. Halk ve düzenli ordular düşman kuvvetlerine karşı savaş vermiş, omuz omuza mücadele etmiştir.

Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasının ardından TBMM 1 Kasım 1922’de saltanatı kaldırmıştır. Padişah Vahdettin, ‘vatan haini’ ilan edilmiş ve yurdu terk etmiştir.

24 Temmuz 1923 günü İsviçre’nin Lozan şehrindeki Lozan Üniversitesi’nde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileri ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika, SSCB ve Yugoslavya temsilcileri Lozan Barış Antlaşması’nı imzalamıştır. Bu antlaşma ile yeni bir devletin temelleri atılmış fakat devletin yönetim biçimi henüz belirlenmemiştir.

İkinci dönem Büyük Millet Meclisi, 11 Ağustos’ta ilk toplantısını yapmıştır ve 13 Ekim’de Ankara, başkent ilan edilmiştir. Bu dönemde Atatürk, egemenliğin ulusa dayandığı bir sistem olan cumhuriyet yönetiminin ilanı için hazırlıklar yapmaya başlamıştı. Atatürk 28 Ekim akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya’da yemeğe çağırmış ve “Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz,” demiştir.

29 Ekim günü Atatürk, milletvekilleri ile görüştükten sonra taslağı hazırlanan “Cumhuriyet” önergesini Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne vermiştir. Meclis önergeyi kabul etmiştir ve böylece Türkiye Devleti’nin yeni yönetimi biçimi Cumhuriyet, yeni ismi “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” olarak belirlenmiştir. Atatürk, kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı olmuştur. Halk da cumhuriyetin ilanını sevinç ve coşku ile karşılamıştır.

Cumhuriyette, Atatürk’ün de söylediği gibi, egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur. Ulus, kendini yönetme yetkisini, kendilerine temsil eden milletvekilleri aracılığı ile kullanır. Cumhuriyet yönetiminde, yurttaşın seçme ve seçilme hakkı vardır. Seçilen temsilciler, yasaları tasarlar ve yöneticileri ulus adına denetler. Ulus, seçimle yöneticileri seçebilir.

Bayram kabul edilmesi

29 Ekim 1923’te TBMM, Teşkilât-ı Esasiye Kanunu (1921 Anayasası)’nda yaptığı değişiklikle, devletin yönetim biçimini cumhuriyet olarak ilan etmiştir. Aynı gece bu ilan, atılan 101 pare top ile kutlanmıştır. 1924 yılında ise cumhuriyetin ilanı şenliklerle kutlanmıştır.

2 Şubat 1925’te, Hariciye Vekaleti’nce (Dışişleri Bakanlığı) düzenlenen bir kanun teklifinde 29 Ekim’in bayram olması önerilmiştir. Bu teklif Meclis Anayasa Komisyonu tarafından incelenmiş ve 18 Nisan’da karara bağlanmıştır. 19 Nisan’da ise teklif TBMM tarafından kabul edilmiştir. 628 sayılı bu kanun ile 29 Ekim, 1925’ten itibaren ülke içinde ve dış temsilciliklerde bayram olarak kutlanmaya başlamıştır.

 

ETKİNLİK PROGRAMI

NİMA ABDULLAHİ   –  LOKOMOTİF(ENVER TUFAN)

ZEYNEP BAŞARAN –  DALGALARIN ŞARKISI (ENVER TUFAN)

EMRE ANAPALI-DORUK OKTAY-UMUT OKTAY     –     ŞÇO (AKIN ELDES)- TAÇO(HERMETO PASCAL)

TUĞBA SEHER KARANFİL  –  MELODİ (ALEXANDER BURKARD)

BURÇAK SEVEN  – ÇEKİRGE (ENVER TUFAN)

BETHANY TURLEY  –  ESKİ FRANSIZ ŞARKISI(P. İLYİÇ TSCHAİKOWSKY)

SU AZRA DAYIOĞLU  –  MİNUET (JEAN BAPTİSTE LULLY)

EGE YILMAZ  –  RUSSİAN FANTASİ (LEO PORTNOFF)

SELİNSU ÖKDEMİR  –  VALS (EVGENY GRİNKO)

MERT GÜNEŞ  –  IF I WERE A RİCH MAN (JEERY BACK)

GÜLCAN ATALAY  –  ETÜD (D.ALARD)

DENİZ KAPLAN  –  SANSAR VE AVCI(ÇOCUK MELODİSİ)

SENA ERTOP  –  LONG LONG AGO (THOMAS HAYNES BAYLY)

ECEM EREM KOCA  –  LA FOLİA (ARCANGELO CORELLİ)

ELA ÖZBAŞ  –  YALANCI(FRANSIZ EZGİSİ)

SÜMEYRA ASLAN ÇIKI  –  KARLI KAYIN(ZÜLFÜ LİVANELİ)

AYŞE ELA ŞENKAYA  –  ÇANLAR-OLD MCDONALD(J.THAMPSON)

İKLİM KELEŞ  –  SARABANDE(GEORGY FRİDERİC HANDEL )

ZEYNEP ADA UÇ  –  JOHN THAMPSON

NEZİHE NİLDEN TUNA   –  AYDEDE (Y.İMAN)

EREN ÖZDEN  –  ANNEM (Y.İMAN)

indian
Hindistan’ın Bombay şehrinde düzenlenen Indian Cine Festivali’nden Jüri Özel Ödülü’yle dönüyor

Farklı ülkelerde açtığı uluslararası sergilerle ve avant-garde, belgesel, animasyon, klip, video-art ve deneysel film gibi çeşitli türlerde ödüllü kısa filmleriyle tanınan yönetmen ve senarist Ozan Adam’ın uzun metraj filmi “Körler / Jaluziler İçin”, Hindistan’ın Bombay şehrinde düzenlenen Indian Cine Festivali’nden Jüri Özel Ödülü’yle dönüyor. Kült, animasyon, kopya veya komedi olmayan uluslararası ödüllü İlk Uzun Metraj Türk Bilim Kurgu Filmi olarak Türk sinema tarihine geçen “Körler / Jaluziler İçin” filmi Türkiye’de ilk kez 33. İstanbul Film Festivali’nde izleyiciyle buluşmuş ve film eleştirmenlerinin büyük beğenisini kazanmıştı.

indian

 

“‘Turist Ömer’ ve ‘Badi’ gibi kült motiflerin ötesine geçemeyen bilimkurgu üretimimiz, nasıl örneklerle karşılarsa karşılaşsın ‘yenilikçi’ olarak addedilebilir. “Körler-Jaluziler İçin”, bu avantajdan faydalanırken, Soğuk Savaş atmosferinde geçen ‘deneysel-gerilla dolgu bellek bilimkurgusu’ şablonuyla yol alıyor. Böylece bağımsız ruhuyla yerli bilimkurgu tarihimizin kilometre taşlarından birine dönüşüyor… Kısa filmlerindeki ‘deneysel’, ‘animasyon’ ve ‘video-art’ katkısıyla bilinen Ozan Adam, evrensel bir bilimkurgu filmine imza atıyor burada… Yönetmenin Chris Marker’ın “Dalgakıran”ında (“La Jetée”, 1962) fotoğraflarla yaptığını seviyor olması yüksek ihtimal. Stan Brakhage ve Maya Deren gibi deneysel sinemanın figürleriyle de haşır neşirdir… Filmini de anlar, ara yazılar ve birbirinden bağımsız sahneler üzerine inşa ediyor. 94 dakikada ise bunu finale ulaştırmayı beceriyor. Buradan yükselirken ise soruları ‘dolgu bellek’, ‘anı yaratımı’, ‘paralel evren’ gibi meselelerde arıyor.

O zamanlar çekilen “The Illustrated Man” (1969) ile ‘paralel evren’ kavramı ışığındaki akrabalık tartışılır. Ama sanki “Zardoz” (1974), “Sessiz Dünya” (“The Quiet Earth”, 1985), “Gerçeğe Çağrı” (“Total Recall”, 1990), “Aç Gözünü” (“Abre Los Ojos”, 1997) gibi eserlerle bildiğimiz ‘bilinçaltında gezinen bilimkurgu’ şablonuyla bağ kuruyor Ozan Adam… Buradan itibaren ise ‘clean slate’ (sil baştan) yapılan zihin, ‘mind resetter’ (beyin sıfırlama) ile parçalanıyor. Bunun sonucunda karşımıza rüyalardan karmaşık bir dünya tablosu çıkıyor. Araya giren uyarılar da bir süre sonra bir dedektiflik öyküsünü canlandırıyor… Adam, açılış ile kapanış arasındaki dengeyi de iyi kurmuş… Maya Deren ve Stan Brakhage usulü deneysel bir iş, eklemlenen incelikli hikaye ile yürüyor nihayetinde… En fazla “Upstream Color” (2013) ve “Başka Bir Dünya” (“Another Earth”, 2010) gibi gerilla bilimkurgu başarılarıyla akrabalık kuran bir yapıt bu.

“Körler-Jaluziler İçin”, “Gerçeğe Çağrı”nın aksiyon mizansenini bağımsız bir ruhla inşa etmesiyle değerli… Finaldeki bakış açısından ikiye bölünen ‘dürbünle perdeye bakma’ anı ise biraz “Kutsal Motorlar” (“Holy Motors”, 2012), biraz “Mulholland Çıkmazı”nı (“Mulholland Dr.”, 2001) çağrıştırıyor. Ama film, gerçek bir gizemin peşinde koşmuyor. Ne anlatacağını baştan büyük puntolarla söylüyor… Adeta Hal Hartley’nin bilimkurgu çekmesi ve “Gerçeğe Çağrı”ya imza atmasıyla oluşabilecek durum, 60’ların bağımsız yaklaşımıyla şekil alıyor. ‘Soğuk Savaş’ korkusunun oluşabilecek tek şirket bazlı bir rejimle gelebileceği noktaya dikkat çekiliyor.

” (Kerem Akça, film eleştirmeni). “KÖRLER / JALUZİLER İÇİN” Synopsis İnsanların sadece belli bir süre belli bir kişi ( karakter ) olarak paralel gerçekliklerde yaşadıkları bir dünyada herkesin hafızaları düzenli olarak silinmekte ve uyandıklarında yaşayacakları hayatın kendilerine uygun şekilde uyarlanmış hafızaları yüklenmektedir. Seintn ise hafızası tam olarak silinemediği için geçmişten kalan diğer karakterlerin kişiliklerinin hafızalarından kalıntılarla ve bu durumun getirdiği beklenmedik sonuçlarla yaşamaya mahkumdur. Bundan dolayı çok kişiliklilik sendromu, kişilik bölünmesi gibi pisikolojik sorunlarla mücadele etmek durumundadır fakat kendisi bu durumun farkında değildir ve dolayısıyla toplumun düzenini tehdit eden özelliklere sahip olduğu için bir suçlu olarak aranmaktadır

pavarotti-istanbul

İzleyiciyi büyülü bir serüvene çıkaran ve müziğin farklı türlerini sentezleyen müzikal tiyatro şovu Belcanto The Luciano Pavarotti Heritage, 17-18 Aralık 2016 tarihlerinde Volkswagen Arena’da sanatseverlerle buluşacak

Pavarotti

Son yüzyılın en ünlü tenoru Luciano Pavarotti’nin mirasına saygı niteliğindeki müzikalde, 12 şarkıcı, yedi müzisyen ve yedi dansçı sahne alacak. Ünlü gösterilere imza atan Franco Dragone’nun küratörlüğünü üstlendiği müzikal şovda, “Rönesans’tan Barok’a Belcanto”, “18. yüzyıldan İtalyan ve Avrupa güldürücü operası”, “Giuseppe Verdi”, “Giacomo Puccini”, “Napoliten şarkısı” ve “Dünyadan Belcanto” olmak üzere altı ana tema sahnelenecek.

Büyük bestekarların opera repertuarları, pop, rock, Anglo-Amerikan müzikalleri ve Avusturya-Fransız operetleri ile Belcanto the Luciano Pavarotti Heritage, sanatseverlere müzikal bir şovun yanı sıra görsel olarak da bir şölen sunacak.

antalya-film-festivali

Kerem Akça, 53. Antalya Film Festivali’ndeki ödül töreni heyecanını değerlendirdi.

antalya film festivali

16 Ekim’de başlayan 53. Uluslararası Antalya Film Festivali Pazar gecesi EXPO’daki törenle son bulacak. Ulusal yarışmada “Albüm” ve “Tereddüt” önde, onları “Siyah Karga”, “Babamın Kanatları” ve “Rauf” izliyor.

TÜRK KÜLTÜRÜYLE YOĞRULMUŞ ‘RÜYA’ TANIMI

“Rüya” ve “Toz”la, iki kadın hikayesi ile 12 filmlik yarışmayı noktaladım. Derviş Zaim, bu kez bir bilimkurgu filmine imza atmış. Ama işin içine dini ve kültürel motifler de sokmuş. Yedi Uyurlar efsanesini ‘aynı karakteri oynayan dört oyuncu’ kurallı olarak canlandırmış. Ana karakterin cami yapmak isteyen bir mimar olması da aslında ‘çizimler’ üzerinden ‘klonlanma’, ‘reenkarnasyon’ ya da ‘seri üretim’in adını koyuyor.

“Rüya”da Taner Tokgöz’ün beceriksizliği ile “Gölgeler ve Suretler” (2010) ve “Devir”deki (2012) adeta beyaz tülbentle kaplanan çerçeveler yeniden canlanıyor. Ama ne olursa olsun son 50 dakikada bir dönüş görüyoruz. O bölümde kağıt üstünde “Hücre” (“The Cell”, 2001) ile “Aç Gözünü” (“Abre Los Ojos”, 1997) arası, Müslümanların ‘bilinçaltında gezinen bilimkurgusu’, ‘uyku hastalığı’ damarıyla canlanıyor. Ama filmde 80’lerde izlediğimiz, “Başlangıç”ın (“Inception”, 2010) esin kaynağı “Dreamscape”in (1984) teknolojisi bile yok.

Açıkçası Yunan mitolojisindeki Cerberus ile eşleştirilebilecek Kıtmir, kutsal bir yol açarak eksik paydaları kapatıyor. Ama bir karakteri fazlaca oyuncunun canlandırdığı “Palindromes” (2004) devrimini göremiyoruz. Zaim’in düşüşünü perçinleyen “Rüya”, türsel yaklaşımıyla ilgi odağı olabilir.

Mimarlık estetiğine getirdiği yorumla da bir fikir jimnastiğine yol açıyor. Cami tasarımından başlayan dramatik yapısında zaman harcamadan son düzlüğe geçse ve teknolojiyle ilişkisini daha güncel hale getirme şansına kavuşsa ‘tutarlı’ veya ‘sahici’ durabilirmiş. Ama özellikle Boğaziçi Köprüsü’ne bakan köpek imgesi fazlasıyla pespaye duruyor.

“Toz” ise kötü sinematografisinin zaaflarını taşıyor. Nihayetinde de bu topraklardaki kadın sinemacıların ‘tek direnişçi kadın karakter yazayım yeterli’ yanılsamasını yansıtıyor. Öykü Karayel, kendisine anlatılan tiplemeyle ‘Afganistan’a göç’ün hüzünlü anlarını tadıyor. Oraya bakış inandırıcı dönüşlerle canlandırılmıyor. TV piyasasından bilinen Ferhat Uzundağ’ın boyutsuz görüntüleri filmi uçuruma sürüklüyor.

ÖNEMLİ ÖDÜLLERİ İKİ FİLM HAK EDİYOR

Son düzlüğe girilirken “Albüm” ve “Tereddüt”ün festival öncesi hissettirdiği ağırlık yerli yerinde duruyor. Bu seneki ulusal jüri sanki Semih Kaplanoğlu’nun gücünü ve kararlarını yansıtmak için belirlenmiş gibi. Ama üyelerin adedine bakınca kadınların ağır basması, bunların ikisinin de yabancı olması ibreyi Ustaoğlu’na döndürebilir. Diğer ödüllerde ise “Rüzgarda Salınan Nilüfer” ve “Toz”a sempati olabilir.

Açıkçası böyle dengeler ortaya çıkabilir. “Siyah Karga”, “Rauf” ve “Babamın Kanatları” ise Kürt sinemasının görsel-işitsel açıdan tutarlı olabileceğini gösteren işler. “Albüm” ile “Tereddüt”ün arkasında sıralarını bekliyorlar. Birincisi kadın hikayesi olmasıyla aslında bazı ödüllere uzanabilir. “Albüm” ve “Tereddüt” bir şekilde hakkını alır, ama bazı sürpriz kararlar da görebiliriz.

KADIN OYUNCU EN ÇEKİŞMELİ DAL

Ama ‘En İyi Erkek Oyuncu’da Menderes Samancılar’ı sadece “Mavi Bisiklet” ve “Rauf”un çocuk oyuncuları sarsabilir. O da tartışmalı olur. ‘En İyi Kadın Oyuncu’ en çekişmeli dal. “Tereddüt”ün Funda Eryiğit’i ile Ecem Uzun’una ortak ödül gidebilir. Şebnem Bozoklu, Şebnem Hassanisoughi, Songül Öden, Öykü Karayel de doğrudan yarışın içinde.

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’da “Toz”un belki de ‘ana imajı’ Muhammed Cangören, “Rüya”daki oyunculuklara profesyonellik katan Mehmet Ali Nuroğlu ve “Babamın Kanatları”nın Müsaib Ekici’si ödül bekliyor. En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’da Ecem Uzun ve Kübra Kip’in şansı var.

JÜRİ ÜYELERİNİN KADIN AĞIRLIKLI OLMASI NEYE YOL AÇAR?

En İyi Sinematografi ikinci en çekişmeli dal. “Albüm”, “Siyah Karga”, “Rauf” ve “Tereddüt”ten biri alırsa kimse bir şey demez. Aksi kararlar tartışmalı olur. ‘En İyi Kurgu’ için net bir aday yok, ama “Babamın Kanatları”, “Rüya” ve “Tereddüt” bir şeyler yapabilir.

En İyi Müzik’te “Babamın Kanatları”nın ağırlığı var. ‘En İyi Senaryo’da aslında “Rüzgarda Salınan Nilüfer”, “Rüya” ve “Tereddüt” arasında bir ‘kadın hikayeleri’ yarışı görülüyor. Olursa bunlardan çıkar bir şey. Diğer metinler bir hayli zayıf.

Açıkçası kadın jüri üyelerinin dengesi ile Semih Kaplanoğlu’nun belirgin ağırlığı her şeyi belli edecek. Azınlık hikayeleri mi, sosyal gerçekçi damar mı, diyalogları öne çıkarma arzusu mu, direnişe geçen kadınlar mı, çocuk tiplemelerin duygusal boyutu mu, yoksa sinemanın evrensel tarafı mı zafere ulaşacak? Bunu Pazar gecesi göreceğiz.

Kerem Akça’ya göre ödülleri alacaklar:

En İyi Film: Tereddüt
En İyi İlk Film: Babamın Kanatları
En İyi Yönetmen: Mehmet Can Mertoğlu (Albüm)
En İyi Senaryo: Rüzgarda Salınan Nilüfer
En İyi Erkek Oyuncu: Menderes Samancılar (Babamın Kanatları)
En İyi Kadın Oyuncu: Songül Öden (Rüzgarda Salınan Nilüfer)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Ecem Uzun (Tereddüt)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Muhammed Cangören (Toz)
En İyi Görüntü Yönetimi: Siyah Karga
En İyi Kurgu: Rüya
En İyi Sanat Yönetimi: Rauf
En İyi Müzik: Babamın Kanatları
Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü: Orhan Pamuk’a Söylemeyin’in ekibi
Behlül Dal Jüri Özel Ödülü: Mavi Bisiklet ve Rauf’un çocuk oyuncuları
Seyirci Ödülü: Orhan Pamuk’a Söylemeyin Kars’ta Çektiğim Filmde Kar Romanı da Var

Kerem Akça’ya göre ödülleri alması gerekenler:

En İyi Film: Albüm
En İyi İlk Film: Babamın Kanatları
En İyi Yönetmen: Yeşim Ustaoğlu (Tereddüt)
En İyi Senaryo: Rüya
En İyi Erkek Oyuncu: Menderes Samancılar (Babamın Kanatları)
En İyi Kadın Oyuncu: Şebnem Hassanisoughi (Siyah Karga)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Ecem Uzun (Tereddüt)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Mehmet Ali Nuroğlu (Rüya)
En İyi Görüntü Yönetimi: Siyah Karga
En İyi Kurgu: Babamın Kanatları
En İyi Sanat Yönetimi: Rauf
En İyi Müzik: Babamın Kanatları
Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü: Orhan Pamuk’a Söylemeyin’in ekibi
Behlül Dal Jüri Özel Ödülü: Genç Pehlivanlar’ın pehlivanları
Seyirci Ödülü: Tereddüt

Kerem Akça’ya göre Antalya Film Festivali’nin yarışmasındaki filmlerin sıralaması:

1-Albüm
2-Tereddüt
3-Siyah Karga
4-Babamın Kanatları
5-Rauf
6-Rüya
7-Rüzgarda Salınan Nilüfer
8-Orhan Pamuk’a Söylemeyin Kar Romanı da Var
9-Mavi Bisiklet
10-Genç Pehlivanlar
11-Toz
12-Eşik

istanbul-bienali

Beatriz Colomina ve Mark Wigley küratörlüğünde gerçekleşecek 3. İstanbul Tasarım Bienali, 22 Ekim tarihinde sanatseverlere kapılarını açıyor.

istanbul tasarım bienali

İnsanın 200.000 yıl boyunca tasarımla kurduğu ilişkiyi, arkeolojiden son teknolojiye, tıptan mimarlığa, bilimden iletişime birçok farklı alanda inceleyen bienalde, farklı kıtalardan 250’nin üzerindeki katılımcının projeleri yer alacak.

Tasarım ve insan kavramları arasındaki ilişkiyi inceleyen bienalin sergileri beş farklı mekana yayılacak. Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, Studio-X İstanbul, Alt Sanat Mekanı ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde izleyiciyi ağırlayacak.

3. İstanbul Tasarım Bienali, 22 Ekim-20 Kasım tarihleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek.

hacivat-karagoz

Frankfurt Kitap Fuarı’ndaki çocuk yayınları bölümünün en ilgi çekici etkinlik Karagöz oldu.

karagoz

Frankfurt Kitap Fuarı’nda sahnelenen Karagöz gölge oyunu, ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığınca fuarın 3 numaralı çocuk yayınları bölümünde oluşturulan çocuk kitapları standında, Almanya’da öğretmenlik yapan iki arkadaş Ercan Karahan ve Hasan Basri Dursun tarafından sahnelenen Karagöz gölge oyunu etkinlik alanını ziyaret eden yetişkinlerden ve çocuklardan büyük ilgi görüyor.

Gölge oyunu sanatçısı Ercan Karahan, Almanya’da yaşadığını, öğretmenlik mesleğinin yanı sıra hobi olarak Karagöz sanatıyla ilgilendiğini söyledi. Karahan, çocukların Karagöz gölge oyununu gördüğünde büyülendiği yorumunu yaparak, şunları aktardı:

“Normalde de mesleğimizi yaparken pedagojik konuları Karagöz gölge oyunu üzerinden çocuklara iletmeye çalışıyoruz. Almanya’daki yeni kuşaklara bu kültürü vermek, yaşatmak, canlı tutmak, unutturmamak için çaba gösteriyoruz.”

Karagöz oyununda orjinaline uygun, elle boyanmış deri tasvirler kullandıklarını belirten Karahan, “Malzemeleri ise İstanbul’dan, Üsküdar’dan tedarik ediyoruz. Sahneyi, diğer birçok malzemeyi ise kendimiz yaptık. Öğrencilerimizden de epey olumlu bir yankı alıyoruz. Umarız gelecekte de başarılı bir şekilde devam ederiz” diye konuştu.

Karahan, Almanya’da normalde kütüphanelerde de Karagöz gölge oyununu sahnelediklerini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Yabancı çocuklara Karagöz’ü sunuyoruz, çok farklı geliyor, çok ilgi gösteriyorlar. Türk çocuklar da katılıyor. Türk kültürüne ait Karagöz’ü Almanca olarak görmeleri, seyretmeleri, Türk çocukların da öz güvenlerini arttırıyor. Bizim kültürel bagajımızda bir şeyler var diye gurur duymaya başlıyor ve bizi taklit etmeye çalışıyorlar, amacımız da zaten bu.”

hacivat-karagoz

Çocukların artık elektronik bir çağda yaşadığına dikkati çeken Karahan, Karagöz gölge oyununun çocukların motor gelişimlerine de faydalı olduğunu gözlemlediğini vurguladı.

ÇOCUK YAYINLARINDA EN ÇOK KARAGÖZ’E İLGİ

Karagöz sanatçısı Dursun ise, Türkçe öğretmenliği yaptığını dile getirerek, “Almanya’da Türkçe dersimde de Karagöz gölge oyununu kullanıyorum. Çocuklar çok ilgi gösteriyorlar, kendileri gelip oynatmak istiyorlar. Perde önünden çok perde arkasıyla ilgilenenler oluyor. Bazen gelip Karagöz’ü kendileri konuşturuyorlar” ifadelerini kullandı. Karagöz gölge oyununun çocukların gündeminde kalmasının önemli olduğuna vurgu yapan Dursun, “Çocuklar artık genelde üç boyutlu çizgi filmlerle dijital ortamda vakit geçiriyorlar. Karagöz’ü görünce ellerini dokundurup kendileri oynatıyorlar. Karagöz’le her istediğini söyletebilirsin. Çocuklara temizliği de anlatırsın, iyiliği de anlatırsın, büyük bir imkan sağlıyor. Çocuklara da bu sebeple daha değişik geliyor. Animasyon ortamından çıkıp, elle tutulur, kendisinin de dahil olduğu bir şeyle muhatap oluyorlar” dedi.

Dursun, fuar boyunca binlerce çocuğun ve yetişkinin Karagöz gölge oyununu izlediğini, sahne arkasına gelip bilgi aldığını kaydederek, “Fuardaki çocuk yayınları bölümünün en ilgi çekici etkinliğini yapmış olduk. Hem Türk kültürünü tanıttık hem de yetişkin çocuk birçok ziyaretçinin eğlenceli zaman geçirmelerini sağladık” dedi.

Türkiye’den birçok yayınevinin çocuklara yönelik yayımladığı çok sayıda kitabın da yer aldığı stantta, minikler Karagöz izlemenin yanı sıra kitaplara da ilgi gösteriyor. Fuar bugün sona eriyor.

kustuyu-portre

Ressam Krystle Missildine, tuval olarak kuştüylerini kullanarak hayvan portreleri çiziyor.

kustuyu-portre

ABD’li ressam Krystle Missildine, 2011 yılında kızını dünyaya getirdikten sonra evde kalmaya başlayınca en büyük tutkusunu hayata geçirdi. Missildine, büyük tuvaller yerine hayvan tüylerini seçti ve üzerlerine hayvan portreleri çizmeye başladı. Ressam, minik tuvallerini sahip olduğu beş kuşundan ya da papağanı olan arkadaşlarından elde ediyor. İşte Missildine’in renkli kalemlerle çizdiği kuş tüyü üzeri portreler…

 

  • Avrupalı Robin

    Avrupalı Robin
  • Kırmızı Panda

    Kırmızı Panda
  • Hindi tüyü üzerinde kaplan

    Hindi tüyü üzerinde kaplan
  • Hindi tüyü üzerinde kedi

    Hindi tüyü üzerinde kedi
  • Boston Terrier

    Boston Terrier
  • Amazon papağanı tüyü üzerinde Sarı Başlı Amazon Papağanı

    Amazon papağanı tüyü üzerinde Sarı Başlı Amazon Papağanı
  • Anemon çiçeği ve papağan balığı

    Anemon çiçeği ve papağan balığı
  • Gül

    Gül
  • Boston Terrier

    Boston Terrier
  • Lori papağanı

    Lori papağanı
  • Krystle Missildin’in çalışma anı

    Krystle Missildin'in çalışma anı

 

 

hale-urkmezgil-yonetiminde

hale-urkmezgil-yonetimindeHeykel Sanatçısı Hale ÜRKMEZGİL Cuma günleri   13:00 – 17:00  saatleri arasında eğitimine devam etmektedir.Değerli öğrencilerimiz  bahçemizde kahvelerini yudumlarken kendisiyle eğitsel-sanatsal sohbetler etme fırsatı bulmaktadırlar.Siz de bu güzel ortamda sanatla iç içe,keyifli,tecrübe kokan saatlerde Heykel Sanatçımız Hale ÜRKMEZGİL  ‘ den   hayal ettiğiniz resim eğitimini cumartesi günleri  13:00 – 17:00 saatleri arasında alabilmek  için bizimle iletişime geçmeniz yeterli olacaktır.