Nar Sanat
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
    • Müzik Eğitimleri
      • Gitar Eğitimi
      • Piyano Eğitimi
      • Keman Eğitimi
      • Bateri Eğitimi
      • Şan Eğitimi
      • Bağlama Eğitimi
      • Akordeon Eğitimi
      • Flüt Eğitimi
      • Kanun Eğitimi
      • Saksafon Eğitimi
      • Org Eğitimi
      • Ud Eğitimi
      • Solfej Eğitimi
      • Klarnet Eğitimi
      • Viyolonsel (Çello) Eğitimi
    • Görsel Sanatlar
      • Resim Kursları
      • Kara Kalem
      • Karikatür
      • Fotoğraf
    • Sahne Sanatları
      • Tiyatro
      • Diksiyon
      • Senaryo ve Kısa Film
      • Yaratıcı Drama
      • Yaratıcı Drama Liderliği
      • Yetişkinler için Drama
    • Dans Kursları
      • Bale
      • Halk Dansları (Folklor) Kursu
      • Modern Dans
      • Hip Hop
        • Çocuk HipHop Dans
        • Yetişkin HipHop Dans
      • Oryantal dans kursu
        • Zumba
      • Düğün Dansı
      • Latin Dansları
        • Tango
        • Salsa
        • Swing – Lindy Hop
        • Vals
        • Bachata
        • Samba
        • Lambada
        • Rumba
        • Cha Cha
        • Flamenko
        • Merenge
    • Koro
      • Türk Halk Müziği
      • Türk Sanat Müziği
  • Kurumsal
    • About Us
    • Basında Biz
    • Haberler
    • Akademik Yazılar
  • İletişim
  • Menu Menu
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail

Şunun için etiket arşivi: 2015

Sanat Haberleri

Sirkeci Garı, İstanbul Kent Müzesi olacak

TCDD ile İBB arasında yapılacak protokolün ardından, tarihi gar müze olarak kullanılacak.

istanbul-gari-istanbul-kent-muzesi

Halkalı seferlerinin Marmaray nedeniyle sonlandırılması sonrası kapalı kalan, Marmaray açıldıktan sonra tekrar faaliyete geçen Sirkeci Garı’na bağlı binalar İstanbul Kent Müzesi, İstanbul Demiryolu Müzesi olarak dizayn edilecek. Protokole göre, Sirkeci Garı içinde bulunan binaların müze olarak kullanabilmesi amacıyla yapılacak proje çalışmaları, plan tadilatı, binalara ilişkin onarım, yenileme, restorasyon İBB tarafından yapılacak. İstanbul Demiryolu Müzesi olarak kullanılacak kısım ise TCDD’ye teslim edilecek. Hazırlanan projeler TCDD’nin onayına sunulacak, TCDD’nin onaylamadığı hususlar projelerde revize edilecek.

11 Mart 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/03/istanbul-gari-istanbul-kent-muzesi.jpg 1375 1900 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-03-11 16:32:272015-03-11 16:32:27Sirkeci Garı, İstanbul Kent Müzesi olacak
Sanat Haberleri

Hayat Kısa, Sanat Uzun: Bizans’ta Şifa Sanatı Yeni Bakışlar

PERA-MUZESİHayat Kısa, Sanat Uzun: Bizans’ta Şifa Sanatı sergisi kapsamında bir sempozyum düzenliyor. Adını Hippokrates’in ünlü aforizmasından alan sergi, Bizans’ta şifa sanatı ve pratiğini, Roma döneminden geç Bizans dönemine uzanan bir süreçte incelemeyi amaçlıyor.

Küratörlüğünü Brigitte Pitarakis’in yaptığı sergide, antik dünyanın kutsal şifacıları Apollo ve Asklepios ile rasyonel tıbbın ve farmakolojinin kurucuları Hippokrates ve Dioskorides’in altyapısını oluşturduğu Bizanslılar’ın şifa metodları (inanç, büyü, rasyonel tıp), İstanbul’daki şifa ve mucize merkezleri, doktor azizler gibi çeşitli konular; ulusal tıp ve botanik elyazmaları, mermer oyma eserler, ikonalar, rölikerler, muskalar, tıp aletleri, bitki örnekleri, antropolojik veriler, nadir baskı kitap, gravür ve arşiv fotoğrafları aracılığıyla anlatılıyor.

14 Mart Cumartesi, 09:30

Katılım ücretsizdir, kayıt gerekmemektedir.
Simultane tercüme yapılacaktır.

AYRINTILI PROGRAM

Sempozyum Hayat Kısa, Sanat Uzun : Bizans’ta Şifa Sanatı – Yeni Bakışlar

14 Mart Cumartesi 2015

09:30 Çay – Kahve

09:45 Açılış Konuşması: Brigitte Pitarakis

I.Oturum Başkan: Koray Durak

Şifaya Dair Algılar ve Endişeler

10:00-10:30 Derek Krueger (Kuzey Carolina, Greensboro Üniversitesi) Bizans’ta Şifa ve Kurtuluş

10:30-11:00 Frederick Lauritzen (Venedik) On Birinci Yüzyıl Konstantinopolisi’nde Bedeni ve Ruhu Sağaltmak

11:00-11:30 Christos Merantzas ve Brigitte Pitarakis (Patras Üniversitesi ve CNRS, Paris) Cinlerin Gürültüsünden Cennetin Melodisine: Bizans’ta Şifa Tartışma ve Çay – Kahve Arası (20 dakika)

Şifa Mabetleri ve Pagan Mirası

11:50-12:20 Şehrazat Karagöz (İstanbul Arkeoloji Müzeleri) Gerçekten Efsaneye Hekim Tanrı Asklepios

12:20-12:50 Philipp Niewöhner (Dumbarton Oaks, Washington, D.C.) Anadolu’nun Şifa Pınarları: Pagan Mirasın Sorunu Tartışma ve Öğle Yemeği

II. Oturum Başkan: Philipp Niewöhner

Şifa Mabetleri ve Azizlerin Hayat Öyküleri

14:30-15:00 Halûk Çetinkaya (Mimar Sinan Üniversitesi, İstanbul) Konstantinopolis’te Kosmidion

15:00-15:30 Anna Lampadaridi (CNRS/IRHT Section grecque, UPR 841, Paris). Yunan Mucize Metinleri Külliyatında Şifa: Trabzonlu Aziz Eugenios Örneği Tartışma ve Çay – Kahve Arası (20 dakika)

Tıbbi Uygulamalar, Şifa ve Hastalık

15:50-16:20 Petros Bouras-Vallianatos (King’s College, Londra) Geç Bizans’ta Tıbbi Teori ve Uygulamalar

16:20-16:50 Koray Durak (Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul) Egzotik İlaçlar ve Bizans Tıbbının Gelişimi

16:50-17:20 F. Arzu Demirel (Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Burdur) İskeletlerden Elde Edilen Veriler Işığında Anadolu Bizans Toplumlarında Sağlık

Tartışma ve Kapanış

07 Mart 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/03/PERA-MUZESİ.jpg 460 499 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-03-07 13:25:042015-03-07 13:25:04Hayat Kısa, Sanat Uzun: Bizans’ta Şifa Sanatı Yeni Bakışlar
Sanat Haberleri

En Eski Sanat Eseri 540 Bin Yıllık

Endonezya’da 19. yy’da bulunan, yüz binlerce yıl öncesinden kalma midye kabuğu üzerinde, insan eliyle yapılmış ilk sanat eseri olabileceği düşünülen izler bulundu.

en-eski-sanat-eseri en-eski-sanat-eseri-2

Bilim insanları modern insanın atasına ait en eski sanat eserinin bulunmuş olabileceğini açıkladı. Endonezya’nın Cava adasında bulunan ve 430 ila 540 bin yıl öncesine ait olduğu düşünülen deniz kabuğu üzerinde zik zak şeklinde şekiller tespit edildi. Araştırmacılar, deniz kabuğu üzerindeki oymanın modern insanın ataları tarafından yapılan ilk sanata işaret ediyor olabileceğini belirtti.

Hollanda’nın Leiden Üniversitesi’nden Josephine Joordens, Homo erectus tarafından yapılan M şeklindeki zik zakların ve çiziklerin ne amacı taşıdığını henüz bilmediklerini, ancak türün sandıklarından daha akıllı olabileceğini ifade etti. Joordens, “Modern insanlar olarak yok olan diğer tüm insan türlerini daha aptal sanıyoruz. Ancak böyle olduğunu düşünmüyorum… Atalarımızın yeteneklerini daha iyi anlamaya çalışmalıyız” yorumunda bulundu.

Hollanda’nın Naturalis müzesinde bulunan, 1890’larda Endonezya’dan çıkarılmış 166 deniz kabuğu üzerinde yapılan incelemeler, kabukların yüzeylerinin keskin hale getirilerek kesme veya kazımak için kullanılmış olabileceklerini gösterdi. Üzerinde çizikler bulunan kabuğun ise bir köpekbalığı dişiyle işlendiği düşünülüyor. Yüz binlerce yıl önce koyu bir yüzeye sahip olan kabuğun üzerinde, çiziklerin beyaz izler bıraktığı tahmin ediliyor.

Merak ile gelen bulgu

Homo erectus’un taş aletleri kullanmakta yetenekli oldukları bilinmesine rağmen, Endonezya’da geçmişte yapılan araştırmalar az sayıda antik taş eşya ortaya çıkarmıştı. Joordens, deniz kabuğu üzerindeki çiziklerin önemli el becerisi gerektirdiğini belirterek Homo erectus’un taş dışında kabukları da kullanabildiğini anladıklarını söyledi.

Homo erectus türünü keşfeden Hollandalı araştırmacı Eugene Dubois, 19. yy’da maymundan insana geçiş yaptığına inandığı bir türe ait deliller bulmak için koloni halindeki Endonezya’ya gitmişti. 1891 yılında ‘Cava Adamı’ adını verdiği ve 1,9 milyon ile 100 bin yıl önce yaşamış insan türünü keşfetti. En son araştırmada kullanılan kabuklar da, kendi elleriyle toplandı.

Köpekbalığı dişi gibi sivri nesnelerle kabukların birçoğunda delik açtıkları belirlenen Homo erectus’un, yumuşakçalardan beslenmek için kolay bir yola başvurduğu anlaşıldı. Homo erectus, beslenmek için kullandığı deniz kabuklularını daha sonra eşya olarak da kullanıyordu. Birçok kabuğun kesici bir alet kullanılmak için işlendiğine dikkat çeken Joordens, ilk sanat eseri olabileceği düşünülen kabuğun ise ne anlam taşıdığını anlamanın çok güç olduğunu belirtti.

Joordens, Cava’daki kazı alanı Trinil’de bulunan kabuğun sırrını çözmek için, “O günlerde Homo erectus’un aklından ne geçtiğini anlamamız gerekiyor” ifadesini kullandı. Bilim insanları, Endonezya’daki yaşama şekilleri araştırılarak Homo erectus hakkında daha birçok bilgiye ulaşabileceklerini belirtti.

Kaynak: Livescience ve Al Jazeera

05 Mart 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/03/en-eski-sanat-eseri.jpg 420 640 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-03-05 12:07:452015-03-05 12:07:45En Eski Sanat Eseri 540 Bin Yıllık
Sanat Haberleri

140 sanatçının emeği ile hazırlanan ArToros isimli sergi, İstanbul’da

1’inci ArToros Uluslararası Alternatif Turizm Kültür-Sanat Çalıştayı ve Festivali, 20 ülkeden 140 sanatçıyı İstanbul’da ağırladı.

Cennet Kültür ve Sanat Merkezi, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Küçükçekmece Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen ArToros isimli sergiye ev sahipliği yaptı. 1.ArToros Uluslararası Alternatif Turizm Kültür-Sanat Çalıştayı ve Festivali kapsamında gerçekleştirilen karma serginin açılışına Küçükçekmece Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Salih Çevik, Antalya Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Başkanı Mithat Yolcu, sanatçılar ve çok sayıda sanatsever katıldı.

Artoros
140 SANATÇININ EMEĞİ VAR

Sergide, farklı dallarda üretim yapan, 20 ülkeden 140 sanatçı Ürünlü Altınbeşik Mağarası, Ormana, Üzümdere, İbradı/Antalya bölgesinde buluşarak, bölgeyi yansıtan birçok özgün sanat eserini üreterek, sanatseverlerin beğenisine sundu.

Böyle bir sergiye Küçükçekmece’de ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Küçükçekmece Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Çevik, emeği geçenlere teşekkür etti.

“İYİ Kİ SANAT VAR”

Sergide eseri bulunan Artoros sanatçısı Neslihan Yazır, mutluluğunu, “Herkes kendi ülkesini tanıtırsa, bu ülke farklı yerlere gelebilir. Bizler Torosları İstanbul’a taşıdık. İyi ki sanat var” sözleriyle dile getirdi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak sanatı ve sanatçıyı desteklediklerini ifade eden Mithat Yolcu ise, Başkan Karadeniz ve ekibine teşekkür etti. Dünya sanatçılarını kültürel mirasımızla buluşturması açısından önem taşıyan sergi, 10 Mart’a kadar CKSM’de izlenebilir.

04 Mart 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/03/Artoros.jpg 520 780 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-03-04 11:41:402015-03-04 11:41:40140 sanatçının emeği ile hazırlanan ArToros isimli sergi, İstanbul’da
Sanat Haberleri

Aklı başındalıkla mücadele yolları

Ortalama yüz deliye bir akıllının düştüğü ülkemizde bizi gülümseten bir yazı okuyalım…

kavga

Ailenizden veya yakın çevrenizden birinin aklının başında olması daima zor bir durumdur, ama doğru adımları atarak bu duruma başa çıkabilirsiniz.

Burada en önemli nokta kendinizi veya toplumu suçlamamaktır: Yakınınızın aklının başında olması hiçbir şekilde sizin suçunuz değildir. Zira yakın çevre ( ve toplumun geneli) bireyi delirtmek için elinden gelen her şeyi yapar. Buna rağmen akıl sağlığını koruyan kişinin sorunu büyük bir ölçüde psikolojiktir veya stres kaynaklıdır. Bununla birlikte, şayet doğru şekilde müdahale edilmezse, aklı başındalık zamanla ilerleyip geri dönülmesi zor bir noktaya gelebilir. işte kliniğimizin sizin için derlediği öneriler:

aklı başında

  • Aklı başında bireyin en önemli çıkmazı sorunlarla yüzleşme eğilimidir. Onun kafasını dağıtmaya, dikkatini zihnindeki sorundan başka yere çekmeye çalışın. Bunun için kafanıza bir huni geçirip karşısında tef çalmanız gerekse bile hiç çekinmeyin.
  • Aklını yitiriş bir birey sorunlarla nasıl başa çıkacağını bilir: Kendini alışverişe, tüketime, yemeye ve içmeye verir, olayı görmezden gelir veya hiç olmamış gibi davranır. Aklı başında olan birey ise kişisel veya toplumsal bir sorunla karşılaştığında, hiçbir şeyi değiştiremeyeceğinden bihaber olduğu için gereksiz yere tepki verir, sonuçta hem kendini mutsuz eder, hem de toplumun huzurunu kaçırır.
  • Gerçekçi beklentilere sahip olun. Aklı başındalık tedavi edilebilir olsa da hemen düzelebilecek bir sorun değildir. Mucize beklemektense kaydettiği küçük ilerlemeleri teşvik edin.
  • Onu aranıza alın. Sizinle daha çok vakit geçirdikçe kendi saplantılarının anlamsızlığını daha iyi görecektir.
  • Sosyalleşmenin yalnızca belli türlerini teşvik edin. Yakınınızın aklı başında olan başka bireylerle temasta bulunmasına izin vermeyin, zira bu yakınlaşma zararlı tavırların güçlenmesine neden olacaktır. Ülkemizde her aklı başında bireye karşı yüz deli bulunduğundan böyle bir teması engellemek zor değildir.
  • Aklı başında olan yakınınıza yardım ederken kendinizi de korumayı ihmal etmeyin. Aklı başındalık bulaşıcı olmakla birlikte, fikir alışverişinin bu rahatsızlığı güçlendirdiği klinik deneylerle kanıtlanmıştır.
  • Bütün çabalarınıza rağmen yakınınızda bir gelişme görmezseniz ona nanik yaparak tepkinizi göstermekten çekinmeyin. Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı naniktir.

Kaynak: dunyalilar.org

Özge Duygu Gürkan – Beni siz delirttiniz! / Metis

01 Mart 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/03/kavga.jpg 371 670 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-03-01 15:28:182015-03-01 15:28:18Aklı başındalıkla mücadele yolları
Sanat Haberleri

Artık var olmayan 10 Antik dönem medeniyetini bilmek ister misiniz?

Şimdilerde hiç bir izi kalmamış ama kendi zamanlarında bin yıllarca dünyaya hükmetmiş saklı medeniyetler. Elbette aşağıda saydıklarımızın dışında da medeniyetler var fakat bazıları neredeyse özel meraklılar ve ilgileri dışında pek bilinmiyor…

1  100

 

1- Vinka Medeniyeti

2 Vinka-Medeniyetijpg

İşte karşınızda hiç duymadığınız ama Avrupa’nın en eski tarih öncesi medeniyeti olan Vinkalar. Yaklaşık 1500 yıl bugünkü Sırbıstan ve Romanya topraklarında hüküm süren Vinkaların, milattan önce 5500 yıllarında kurulduğu tahmin ediliyor.

Haklarındaki ilk bulgulara 20. yüzyılda ulaşılan Vinkaların, metal işçiliğine ilgilerine, dünyanın ilk bakır işleyen medeniyeti olduklarına ve Avrupa’da ilk madencilik faaliyetlerini yürüttüklerine dair de güçlü kanılara varıldı.

Her ne kadar Vinka Medeniyeti’nin yazıyı kullandığına dair resmi bir bulgu olmasa da, yazı öncesi kullanılan sembollerin burada da yaygın olduğuna dair kanı uyandıran ve M.Ö. 4000 yılına tarihlenen birtakım taş tabletlere ulaşıldı. Bunların yanı sıra, bazı mezarlarda bulunan hayvan şekilli heykeller, Vinkaların hem çocuklara hem de sanata karşı özel bir ilgilerinin olduğunu gösterir nitekilteydi. Aynı zamanda çok da düzenli bir medeniyet kuran Vinkaların şehirlerinde çöp toplama alanları ve mezarlıklar bulunuyordu.

2-Harappan (İndus Vadisi) Uygarlığı

3 Harappan-İndus-Vadisi-Uygarlığı

İndus Vadisi Uygarlığı ya da Harappa Uygarlığı, İndus vadisinin bel kemiğini oluşturduğu çok geniş bir bölgeye yayılmış, Güney Asya’daki en eski kent uygarlığıdır. MÖ 3300 yılları dolaylarında bir kent uygarlığı şeklini aldığı kabul edilmektedir. Uygarlığa ilişkin ilk arkeolojik buluntular, 1921 yılında Pakistan’ın Pencap eyaletinde Harappa ve 1922 yılında Sind eyaletindeki Mohenco-daro antik yerleşimlerinde bulunmuştur.

Bu iki kentin dışında yüzün üstünde kent, kasaba ve köyde hüküm sürdüğü bilinen İndus Uygarlığı’nın 250-500 kadar karakterden oluştuğu sanılan yazı dili henüz çözülememiştir.

İndus Irmağı’nın verimli ovalarında taşkınları önleyecek, daha verimli tarım yapılmasını sağlayacak teknikleri geliştiren uygarlık, İndus Vadisi boyunca yayılmıştır. Ağırlıklı olarak buğday, arpa, bezelye, pamuk ve susam tarımı yapılmaktadır ve kedi, köpek, sığır, kümes hayvanları, manda, domuz ve deve evcilleştirilmiştir. Fildişi takılardan, filin de evcilleştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır.

Arkeolojik bulguların büyük bir bölümü, ince işlemeli mühürlerdir. Mühürlerde insan, hayvan ve Şiva figürleri kullanılmıştır. Bulgular, Mezopotamya ve Mısır uygarlıklarıyla ticari ilişkilerde bulunulduğunu göstermektedir.

Uygarlık, MÖ 2. binyıl ortalarında kentlere saldıran Ari kabilelerce yıkılmıştır.

3-Norte Chico Uygarlığı

4 Norte-Chico-Uygarlığı

Modern Peru’nun kuzey sahillerinde yeşeren Norte Chico uygarlığı, M.Ö. 3000 yıllarında bugünkü Peru civarlarında Amerika kıtasının en sofistike medeniyetini kurmuştu. Bu uygarlığın, 1200 yılın ardından M.Ö. 1800 yıllarında gerilemeye başladığı sanılıyor. En net arkeolojik verilere ulaşılan kazı yeri olarak ise Supe Vadisi’ndeki Caral bölgesi olarak kabul görüyor.

Günümüz Peru’sunun olduğu alanda 20’den fazla büyük şehir kuran Norte Chicolular, gelişkin bir mimari ve tarım bilgisine de sahiptiler. Kurdukları inanılmaz karmaşık sulama sistemleri, o dönemlerde Amerika kıtasının başka hiçbir yerinde rastlanmayan bir yöntemle inşa edilmişti.

Norte Chico’nun bir medeniyet olarak kabul görüp görmemesi üzerine de bir tartışma bulunmaktadır. Bu her ne kadar aynı zamanda “medeniyet” tanımına dair bir tartışma da olsa, genellikle sanat formu veya şehirleşme olarak kabul edilen bulgular, bu konuda aydınlatıcı olarak kabul ediliyor; ki bu ikisi de Norte Chico’da bulunmuyor. Bu tartışmayı akademisyenlere bırakacak olursak, Norte Chico’nun kendinden sonra gelen Güney Amerika uygarlıklarına çok çeşitli konularda öncülük yaptığını kesinlikle söyleyebiliriz.

 4-Elam Ülkesi
5 Elam-Ülkesi

Elam Ülkesi, bugünkü İran topraklarının çoğu ve bir kısım Irak toprağında yeşeren bir uygarlıktı. Dünyanın da en eskilerden biri olan bu uygarlık, İran topraklarındaki en eski medeniyettir. Sümer ve Akat uygarlıklarıyla yakın komşu olan Elamlılar, kendilerine özgü bambaşka bir dil kullanıyorlardı.

Her ne kadar en az 1000 yıl bölgede varlıklarını korumuş olsalar da, bugün onlara dair bilgimiz çok çok az. Bunun en büyük sebebi de Elam kültüründe yazının bilgi toplama veya belgeleme aracı ya da edebi bir anlatım yolu olarak değil, sadece devlet büyüklerinin övüldüğü bir anlatım olarak kullanılmasıdır. Bu sebepten kendilerinden sonra gelen nesiller ve medeniyetler üzerindeki etkileri de çok azdır.

5-Dilmun Medeniyeti

6 Dilmun-Medeniyeti1

Dilmun uygarlığı, bölgede ilk izlerine milattan önce 4000 yıllarında rastlanan çok gelişmiş bir ticaret kolonisiydi. Sümer kaynakları, kentin bu uygarlığa ait çok zengin bir envanter kaynağı olduğunu gösteriyor. Antik kentin en önemli bölümüyse yapay tepelerin en üst kısmında yer alan ve yakın bir tarihe kadar Portekizliler tarafından kullanılmış olan göz kamaştırıcı tarihi liman.

Bahreyn’de bulunan Qal’at-al-Bahrain antik kenti, milattan önce 2300 yılında kurulmuş, bilinen en eski arkeolojik yerleşkelerden biri. İnsan eliyle oluşturulmuş yapay tepelerden meydana gelen kent, bölgedeki en önemli uygarlıklardan biri olan Dilmun uygarlığına da başkentlik yapmış.

6-Hatti İmparatorluğu

7 Hatti-İmparatorluğu

Hatti, MÖ 2500-2000/1700 yıllarında Anadolu’da yaşamış bir uygarlıktır ve hatta Anadolu Yarımadası’nın bilinen en eski adı Hatti Ülkesi’dir.

İlk defa Mezopotamya yazılı kaynaklarında Akkad sülalesi döneminde kullanılan bu adlandırma, MÖ 7. yüzyıl Asur yıllıklarında görüldüğü üzere, MÖ 630 tarihlerine değin süregelmiştir. Böylece Anadolu en az 1500 yıl boyunca Hatti Ülkesi olarak tanındı. Bu ad o denli yerleşmişti ki Anadolu’da Hattilerden sonra yaşayan Hititler yaşadıkları ülkeden söz ederlerken, Hatti Ülkesi deyimini kullandılar. Bu ve bazı arkeolojik bulgular nedeniyle uzun yıllar boyunca Hititler ve Hattilerin aynı ırk ya da akraba ırklar oldukları varsayıldı.

Kültürel açıdan baktığımızda Anadolu Hatti sanatının Hititler tarafından alındığını ve köklü Hatti geleneğinin Hititler’de yaşadığını görürüz. Hatti yer isimleri, şahıs isimleri, efsaneleri Hitit kültüründe yer bulmuştur. Gerek Alaca Höyük gerekse son yıllarda yapılan arkeolojik kazılar Hatti kültürünün gücünü ortaya koymaktadır. Anadolu’ya ne zaman geldikleri bilinmeyen, belki dağınık gruplar halinde gelmiş olan Hititler bu gücün bir parçası olmuşlardır.

7-Punt Ülkesi

8 Punt-Ülkesi

Kral Sahure’nin hükümdarlığından (İÖ yaklaşık 2450) III. Ramses zamanına kadar (İÖ yaklaşık 1170), en az bin üç yüz yıl eski Mısırlılar düzenli olarak Punt diye bildikleri bir bölgeye ticari seferler yapmışlardır. Punt’un Mısır’ın güneyinde bir yerde olduğu bilinmekteyse de çağdaş bilim adamları bunun tam yerini ve Mısır ticari heyetlerinin hangi kara ve deniz yolundan gittikleri konusunu uzun zamandır tartışmaktadırlar.

Punt Ülkesi ve halkı hakkındaki bilgimiz metinlerden ve resimlerden gelmektedir. Resimlerde çizilmiş sahneler ve kazınmış yazılar, tüccarların oraya altın, aromatik reçineler, ince tahtalar, fildişi ve vahşi hayvanlar (zürafa, maymun ve babunlar) gibi egzotik şeyler almak üzere gönderildiğini göstermektedir. Bazı Yeni Krallık tapınak ve mezarlarındaki resimlerde Puntlar, koyu kızıl tenli ve ince yüz hatlı insanlar olarak gösterilmiştir. Bunlar daha eski dönemlerden kalma resimlerde uzun saçlıyken, 18. Hanedan sonrasından başlayarak daha kısa saçlı olarak resmedilmişlerdir.

Punt, bir zamanlar günümüz Somali’si olarak düşünülmüşse de, artık Punt Ülkesi’nin, resimlerdeki ve rölyeflerdeki bitki ve hayvanların daha çok bulunduğu Güney Sudan’da ya da Etiyopya’nın Eritre bölgesinde olduğu iddia edilmektedir.

8-Hurri Uygarlığı

9 Hurri-Uygarlığı

Hititleri her yönden etkileyen bir diğer unutulmuş medeniyet ise Hurriler’di. Mezopotamya bölgesindeki bazı yer ve insan isimlerinin Hurri dilinde yazıldığına dair M.Ö. 3000 civarına tarihlenen kimi kayıtların ortaya çıkarılmasıyla, milattan önce 2000 dolaylarında Orta Doğu’nun büyük bir kesiminde hüküm süren Hurriler’in, bu tarihten önce de bölgede olduklarına dair kanılar giderek güçleniyor.

Bu medeniyete dair ulaşabildiğimiz tüm bilgilerin, komşu medeniyetler olan Sümer, Hitit ve Mısır’dan geliyor olması da bu konuda kafa karışıklıklarına yol açıyor.

En büyük şehirlerinden biri olan Urkeş, kuzeydoğu Suriye’de yer alıyordu ve Hurri dilinde yazılmış en eski tabletlerin yanı sıra ünlü “Louvre Aslanı” heykeli de burada bulundu.

9-Zapotekler

10 Zapotekler

Çoğu kişinin Mayalar ve Aztekler ile ilgili ufak da olsa fikri varken, Zapotek uygarlığı neredeyse tamamen unutulmuştur. Hem yazı hem de tarım alanlarında bölgelerinin lideri olan bu unutulmuş medeniyet, Kuzey Amerika’nın da ilk şehir devletlerinden biri olarak kabul edilen Monte Alban’ı kurmuşlardır. Milattan önce 5. yüzyılda bu şehir 25.000 dolaylarında bir nüfusa sahipti ve yaklaşık 1200 sene boyunca da ayakta kalmıştı.

Meksika ve Orta Amerika’yı savaş, diplomasi ve haraçlar yoluyla büyük oranda kontrolü altında tutan Zapotek medeniyetinin yok oluşuna dair pek bir bilgiye sahip değiliz ne yazık ki. Ancak en büyük şehirlerinin neredeyse hiç hasar almadan terk edilmiş olması, bize bu yok oluşun aniden gerçekleştiğini anlatıyor.

Zapotekler, günümüzde Meksika’daki bir etnik azınlık olarak varlıklarını sürdürmekte ve yaklaşık 400.000 kişi Zapotek dilini konuşmaktadır.

10-Nok Medeniyeti

11 Nok-Medeniyeti

İsimlerini, kültürlerine dair ilk kalıntıların bulunduğu Nijerya’daki bölgeden alan Nok Medeniyeti, yaklaşık 1200 yıl kadar Afrika’da yaşamış ve M.S. 200 dolaylarında da yok olmuştur.

İçinde bulundukları coğrafi bölgenin kaynaklarını, aynı onlardan önceki ve sonraki sayısız medeniyetin yaptığı gibi hunharca tüketen Nokluların sonunu bu tüketimin getirdiğine dair teoriler bulunuyor. Ancak kesin olan bir şey varsa, o da Nok Medeniyeti’nin bölgedeki Yoruba ve Benin gibi diğer kültürleri oldukça fazla etkilediğidir.

En bilinen kültürel varlıkları, kilden ürettikleri heykeller olan Noklar, aynı zamanda demiri eritmeyi başaran ilk Afrika medeniyeti olma özelliğine de sahip. Ancak bunu kendilerinin bulmadığı ve Kartacalılardan öğrendikleri  düşünülmektedir, keza tarihsel olarak demirin eritilmesi bakırdan sonra gelir. Ayrıca bu topraklarda bakır eritildiğine dair hiçbir bulguya da rastlanmamıştır.

Kaynakça: dunyalilar.org

 

27 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/02/1-100.jpg 371 670 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-27 18:41:482015-02-27 18:41:48Artık var olmayan 10 Antik dönem medeniyetini bilmek ister misiniz?
Sanat Haberleri

“Konçerto ve Bach Alla Turca” adlı bale gösterileri Samsun’da

Samsun Devlet Opera ve Balesi, J.Sebestian Bach’ın müzikleri eşliğinde “Konçerto ve Bach Alla Turca” adlı bale gösterilerini sahneye taşıyor.

devlet-opera-balesi

Marco Cantalupo ile Katarzyna Gdaniec tarafından sahneye konulan, libretto ve koreografisi hazırlanan gösteri iki bölümden oluşuyor. Birinci bölüm olan Konçerto’da; J.S.Bach’ın klavsen eserinin eşliğinde heybetli bir masanın üstünde, altında ve etrafında dört kişilik bir grup tarafından oynanan, vücutların gerginliği ve hareketliliğinin girdabının ortasındaki tek bir sabit noktayı temsil eden bir toplantı yansıtılıyor. Dört karakter arasında oluşan karmaşık ilişkisel değişim, Bach’ın tempolarına göre ritimleniyor: hızlanan enerji ve yürek parçalayan tutkulu ilişkiler patlamasına karışarak, bazen amansız ve hızlı bazen yavaş ve rahat. Bir ebedi çekişme, ayrıklık ve karşıtlık alegorisi gibi, dört karakter tükenene kadar, son notaya kadar, karşılıklı uzlaşma ve ortak görüşü elde edene kadar savaşıyorlar.

İkinci bölüm Bach Alla Turca ise; Anjelika Akbar’ın Bach’ın müziğini piyano ve oryantal perküsyonlarla bir araya getirerek Bach A L’Orientale’de yaptığı düzenlemeler ile Mehmet Balkan’ın Bach’dan ve Bach A L’Orientale’den ilham alarak hayat verdiği koreografiden oluşuyor. Bach Alla Turca, kadın erkek ilişkilerinin soyut formda ve dansla anlatıldığı bir modern dans niteliğini taşıyor.

Bu iki güzel gösteri, 28 Şubat ve 14 Mart saat 20:00’de Büyük Salon’da sahnelenecek.

Kaynak: Seç Haber

26 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/02/devlet-opera-balesi.jpg 599 899 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-26 13:05:422015-02-26 13:05:42“Konçerto ve Bach Alla Turca” adlı bale gösterileri Samsun’da
Sanat Haberleri

Dünyanın Kemanları Festivali Cemal Reşit Rey Salonunda

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu (CRR), mart ayını Dünya Kemanları Festivali ile açacak.

dunyanin-kemanlari-festivali

İBB Cemal Reşit Rey Konser Salonu, mart ayının ilk haftasında İstanbulluları müzikal anlamda farklı kültürlerin lezzetleriyle buluşturmaya devam ediyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu (CRR), mart ayını Dünya Kemanları Festivali ile açacak.

1 ve 2 Mart tarihlerinde gerçekleştirilecek olan Dünya Kemanları Festivali birçok masterclassa sahne olacak. Festivale; Ara Malikian, Ayla Erduran, Ani Schnarch ve Yarub Smarait’in de içlerinde yer aldığı dünyaca ünlü keman virtüözleri katılacak. Cihat Aşkın’ın koordinatörlüğünü üstleneceği festivalin ilk akşamı Ayla Erduran şerefine Onur Gecesi düzenlenecek. Program, Grammy ödüllü Parker Quartet yaylı çalgılar dörtlüsünün kapanış konseriyle son bulacak.

‘Don’t worry, be happy’ şarkısıyla bir zamanlar tüm dünyaya ‘mutlu ol’ diyen Grammy Ödüllü sanatçı Bobby McFerrin, son albümü olan “Spirityouall” ve en güzel şarkıları ile 3 Mart Salı günü 20.00’de CRR’de İstanbullu müzikseverlerle buluşacak. Dünyaca ünlü ses virtüözü McFerrin, eşsiz yorumu ve sahne performansı ile dinleyicilere uzun süre hafızalardan silinemeyecek büyülü bir akşam yaşatacak.

Piyano başında bir evliya olarak tanınan dünyanın en önde gelen piyanistlerinden Maria João Pires, önemli bir atılım gerçekleştiren genç kuşak sanatçılarından Miloš Popović ile birlikte 6 Mart Cuma günü 20.00’de CRR’de eşsiz bir resital sunacak. İkili, Schubert ve Beethoven’in piyano için yazılmış dünyaca ünlü unutulmaz eserlerini dinleyicilerle paylaşacak.

Türkiye’nin çeşitli orkestralarının önde gelen; solo, orkestra ve oda müziği kariyerlerine sahip ve alanında virtüöz sanatçılarından Muhittin Dürrüoğlu, Bülent Evcil, Selçuk Akyol, Cihangir Nuvasil, Engin Güngördü ve Cem Akçora’dan oluşan Troia Wind Ensemble, 7 Mart Cumartesi günü 20.00’de muhteşem bir oda müziği konseri sunacak.

Dünya Kadınlar Günü’nde ‘İstanbul’un Hanım Bestekârları’

Türk Sanat Müziği’ne özgün yorumlarıyla zenginlik katan İncesaz Grubu, Dünya Kadınlar Günü için hazırlanan ‘İstanbul’un Hanım Bestekârları’ programını 8 Mart Pazar günü 20.00’de İBB Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda dinleyicilere sunacak. Konserde; Mehveş Hanım, Neveser Kökdeş ve Leyla Saz gibi İstanbul’un en önemli hanım bestekârlarının şarkılarına da yer verilecek. Programda, Ezgi Köker ve Bora Ebeoğlu’nun seslendireceği şarkılara viyolonselde Hakkı Öztürk ve klarnette Evrim Güvemli eşlik edecek.

İşte programın detayları:

1 Mart Pazar

Dünyanın Kemanları Festivali – 1. Gün

Festival Koordinatörü, Cihat Aşkın
Ani Schnarch Ustalık Sınıfı (Masterclass)
Saat:10.00

(Ustalık sınıfına katılım için, 26 Şubat Perşembe günü Saat:16.00’a kadar http://crrkonsersalonu.org/?p=iletisim adresinden müracat edebilirsiniz. Adaylar, yukarıda bulunan linke özgeçmişlerini göndererek katılabilirler, Ustalık sınıfında aktif olarak yer alacak adaylar ise 27 Şubat Cuma günü web sitemiz üzerinden açıklanacaktır. Katılım ücretsizdir.)

Ani Schnarch

Rumen – İsrailli – İngiliz kemancı, birçok prestijli ödülün sahibi olan Schnarch, kuşağının en heyecan verici ve çok yönlü kemancılarından biri olarak anılıyor.

İtalya ve İngiltere’de bulunan New Virtuosi Mastercourse & Festival’i Sanat Danşmanı olan Ani, İsrail’deki ünlü Keshet Eilon keman okulunun da kurucusu ve fakülte üyesi.

Dünyanın Kemanları Açılış Etkinliği
Saat: 14.00

Söyleşi: Dünyanın Kemanları
Moderatör: Cihat Aşkın
Katılımcılar: Emre Aracı, Ertuğ Korkmaz, Ani Schnarch, Amnon Weinstein, Ara Malikian, Yarub Smarait, Mehmet Emin Bitmez

(Dünyanın Kemanları Söyleşisi, Fuaye Alanında Gerçekleştirilecektir. Katılım Ücretsizdir.)

Sergi Açılışı: Kemençe’den Kemana Akdeniz’de Bir Yolculuk (Amnon ve Avshi Weinstein)
Saat: 15.00

Amnon Weinstein

Uluslararası üne sahip büyük usta, keman yapım üstadı ve restoratörü Amnon Weinstein dünyada pek çok yardım ve eğitim amaçlı projenin öncülüğünü yaptı. İsrail ve dünyada pek çok prestijli orkestra ve sanatçı ile çalıştı.
Viyola ve trompet sanatçısı olan Weinstein zanaatını çocukluk yıllarında kendisi gibi keman yapım üstadı olan babasından öğrendi.

Avshalom Weinstein

İsrailli usta bir keman yapımcısı olan babası Amnon Weinstein tarafından yetiştirilen Avhsalom Weinstein, 3. kuşak keman yapımcısıdır.

2006 yılında Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları (CAKA) projesine davet edildi ve o zamandan beri projede yer alıyor. Son iki yıldır usta bir keman ve yay yapımcısı olan Daniel Schmidt ile çalışan Avshalom, kendi atölyesini 2009 yılında İstanbul’da açtı. Atölyede keman, viyola, çello ve yay için satış, yapım, sertifika ve danışma hizmeti sunuluyor.

(Sergi Fuaye Alanında gerçekleştirilecektir. Festival boyunca, ücretsiz gezilebilir.)

Akdeniz’den Tatlar
Saat: 16.00

Ara Malikian, keman
Yarub Smarait, keman
Mehmet Emin Bitmez, ud
Cihat Aşkın, keman
(Konser ücretsizdir.)

Ara Malikian

Ara Malikian şüphesiz ki jenerasyonunun en zeki ve etkileyici kemancılarından biri. Sahip olduğu kendine özgü stili, kökeni ve zengin müzikal tecrübeleri onu müzik dünyasının en özgün ve yenilikçi seslerinden biri yapıyor.

Yarub M. Smarait

1988’de Ürdün’ün başkenti Amman’da doğmuş ve büyümüş olan keman sanatçısı Yarub Smarait, henüz 4 yaşındayken keman dersleri almaya başladı. Amman’daki Ulusal Müzik Konservatuvarı’nda başlamış olduğu derslerden sonra konservatuvar orkestrasına girdiğinde 11 yaşındaydı.
Aynı zamanda bir ses teknisyeni olan Yarub, İspanya’daki Berklee Müzik Okulu’nda modern enstalasyon alanında burslu olarak yüksek lisans yapıyor.

Mehmet Bitmez

Günümüzde dünyadaki ud virtüözlerinden biri olarak gösterilen Bitmez, öğrenim yılları ve sonrasında da Tanburi Cemil Bey’in makam ve icra anlayışını analiz ederek, ileri teknik, üslup ve tavrı üzerine kapsamlı araştırmalar yaptı.
İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda öğretim görevlisi olarak görevini sürdürmektedir.

Cihat Aşkın

Prof. Ayhan Turan’ın sınıfından mezun olan Cihat Aşkın, daha sonra Londra’da Royal College of Music ve The City University’de Mastır ve Doktora programlarını bitirerek yurda döndü.
CAKA, Andante’nin düzenlediği 2011 Donizetti Klasik Müzik Ödülleri’nde Yılın Klasik Müzik Etkinliği ödülüne layık görüldü. Basın tarafından “Bu toprağın kemancısı” olarak onurlandırılan sanatçı, konserlerinde Jean-Baptiste Vuillaume (1846) ve Joseph Gagliano (1796) kemanları ile çalmaktadır.

Vieuxtemps İstanbul’da
Saat: 18.00

19. yüzyılın en önemli keman virtüözlarından biri olan Henri Vieuxtemps’ın İstanbul seyahatinin müzikli anlatımı

Katılımcı Sanatçılar Emre Aracı ve Cihat Aşkın, Roberto Issoglio

(Etkinlik, Fuaye alanında gerçekleştirilecektir. Katılım ücretsizdir.)

Emre Aracı

Müzik tarihçisi, besteci ve orkestra şefi Emre Aracı Edinburgh Üniversitesi’nden BMus (Hons.) ve PhD dereceleri ile mezun oldu.
1987’den beri Birleşik Krallık’ta yaşamakta olan Dr Emre Aracı Türkiye-Avrupa müzik ilişkileri üzerine yoğunlaştığı araştırmalarını Nurol Holding ve Çarmıklı Ailesi desteği ile sürdürmektedir.

Roberto Issoglio

Müzisyen solist olarak ulusal ve uluslararası Oda Müziği topluluklarında çalışmış; 2002’de, BBC Orkestrası ve Londra Filarmoni Orkestrası ve daha sonra Berliner Philharmoniker’ın müzisyenleriyle birlikte çalmıştır.
Roberto Issoglio beş yıldır Pâques de Cervo (IM) Festivali’nin Oda Müziği Geliştirme Kursları’nın Sanat Yönetmenliği’ni ve Mozart İtalya Derneğinin Torino Kürsüsü Başkanlığı’nı yürütmekte, aynı zamanda Marcello Abbado ve çok ünlü başka yorumcularla birlikte ulusal danışmanlık yapmaktadır.

Ayla Erduran Onur Gecesi

Saat: 20.00

Ayla Erduran, keman
Cihat Aşkın, keman
Tatjana Masurenko, viyola
Can Okan, piyano
Rahşan Apay, viyolonsel
Yelda Özgen, viyolonsel

Ayla Erduran

İstanbul’da dünyaya gelen sanatçı, önce annesiyle kemana başlamış, dört yaşında Karl Berger’in öğrencisi olmuş, ilk resitalini on yaşında, Ferdi Ştatzer eşliğinde, Saray Sinemasında vermiştir. 1946-51 yılları arasında Paris Ulusal Konservatuvarı’nda Benedetti ve Benvenuti ile eğitim görerek keman bölümünden mezun olmuştur.

Erduran’ın yaşamını anlatan, Evin İlyasoğlu’nun yazdığı “Ayla’yı Dinler misiniz?” başlıklı biyografik roman Remzi Kitabevi tarafından 2002’de; Erhan Karaesmen’in yazdığı “Evrenimizi İç Işıklarıyla Aydınlatanlar: Ayla Erduran Müzik ve Keman” başlıklı kitap SCA tarafından 2007’de yayımlanmıştır. Amerika’dan Uzakdoğuya, dünyanın her yerinde CD’leri satılan Sanatçı’nın kayıtları ülkemizde “Ayla Erduran Arşiv Serisi” başlığı altında Lila Müzik’ten yayınlanmıştır.

Tatjana Masurenko

Müzik eleştirmenlerinden olumlu tepkiler alan viyola sanatçısı Masurenko, 15 yıldır hem solo hem de oda müziği sanatçısı olarak müziğin içinde.

Can Okan

25 Mart 1986 tarihinde İstanbul’da doğdu. Beylerbeyi Lütfi Erçin İlkokulu’nda öğrenim görmekteyken, piyano öğrenimine 1994 yılında Meliha Doğuduyal ile başladı.
Can Okan, MSGSÜ Devlet Konservatuari’nda Prof. Metin Ülkü ile piyano ana sanat dalındaki doktora eğitimine, orkestra şefliği bölümünde araştırma görevliliğine ve devlet sanatçısı İdil Biret ile düzenli çalışmalarına devam etmektedir.

Yelda Özgen Öztürk

Ankara’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda viyolonsel, oda müziği ve orkestra dersleri aldı. Halen İTÜ Türk Musiki Devlet Konservatuvarı’nda yardımcı doçent olarak çalışmakta ve İTÜ Dr. Erol Üçer Müzik İleri Araştırmalar Merkezi’nde Müdür Yardımcılığı görevini sürdürmektedir.

2 Mart Pazartesi
Dünyanın Kemanları Festivali

Dünyanın Kemanları Festivali – 2. Gün
Aşkın Ensemble
Saat: 18.00

Ertuğ Korkmaz, şef
Ani Schnarch, keman
Aşkın Ensemble
Aşkın Ensemble, günümüzün kaliteli müzik ihtiyacına cevap verebilmek, oda müziği projeleri oluşturmak, müziğe sıradışı bir yorum getirmek ve genç müzisyenlerin gelişimlerini desteklemek amacı ile Cihat Aşkın tarafından 09 Mart 2007 tarihinde kuruldu.
Müzik eleştirmenlerinden olumlu tepkiler alan Aşkın Ensemble, en büyük desteğini genç ve yaratıcı müzisyenlerinden almakta ve çalışmalarını bağımsız olarak sürdürmektedir.

Ertuğ Korkmaz

Orkestra Şefi – Kompozitör

11 yaşında Ankara Devlet Konservatuvarı’nda Prof. Mehmet ERTEN ile Trompet çalışmalarına başladı. 1975 yılında Kompozisyon bölümüne kabul edildi ve Prof. Erçivan SAYDAM ile Armoni, Kontrapuan çalışmalarına başladı. 2003 yılında International Rostrum of Composers jürisi seçilen Ertuğ Korkmaz aynı yılın Mart ayında Müzik ve Sahne Sanatları alanında kurucu üye olarak Başkent Üniversitesi kadrosuna katılmıştır. Sanatçı halen Orkestra Akademik Başkent Sanat Yönetmenliği ve Daimi Orkestra Şefliği görevlerini sürdürmektedir.

Ani Schnarch

Rumen – İsrailli – İngiliz kemancı, birçok prestijli ödülün sahibi olan Schnarch, kuşağının en heyecan verici ve çok yönlü kemancılarından biri olarak anılıyor. Romanya doğumlu Schnarch, kemana 7 yaşında başladı ve çalışmalarına İsrail’de devam etti. Bartok ve Ysaye ağırlıklı resital programları büyük alkış alan sanatçının, yine Bartok’un keman ve piyano için yazmış olduğu eşsiz eserlerini seslendirdiği performansı çeşitli ülkelerde radyo, TV ve web üzerinden yayınlanıyor. Yoğun konser takviminin yanı sıra, Ani aynı zamanda Londra Kraliyet Müzik Okulu’nda aranan bir profesör olarak, Avrupa, ABD, Kanada, İsrail ve Japonya’da ustalık sınıfları veriyor, sayısız uluslararası keman yarışmalarına jüri olarak davet ediliyor. İtalya ve İngiltere’de bulunan New Virtuosi Mastercourse & Festival’i Sanat Danşmanı olan Ani, İsrail’deki ünlü Keshet Eilon keman okulunun da kurucusu ve fakülte üyesi.

Dünyanın Kemanları Festivali Kapanış Konseri

Saat: 20.00

PARKER QUARTET

Daniel Chong, keman
Ying Xue, keman
Jessica Bodner, viyola
Kee-Hyun Kim, viyolonsel

Program

S.PROKOFIEV İki numaralı Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, Fa Majör, Op.92
J. WIDMANN 3 Numaralı Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, “Jagdquartett”
J. BRAHMS Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, Si bemol Majör, Op. 67

Muhteşem… (New York Times)

Hayal gücü ile dolu bir yorum anlayışı, olağanüstü bir virtüözite, (Washington Post)

Kusursuz bir mükemmeliyet (Boston Globe)

2002’de kurulan Parker Quartet “klasik müziğin laboratuarı” olarak bilinen yaylı çalgılar dörtlüsü oluşumunda, kısa sürede kuşağının önde gelen topluluklarından biri olmuş, başarılı çalışmaları büyük övgülerle, hattâ müzik endüstrisinin en prestijli ödüllerinden Grammy ile taçlandırılmış.
Gördükleri esaslı öğrenimi bir de Cleveland Quartet, Kim Kashkashian, György Kurtág, ve Rainer Schmidt gibi ustalarla pekiştiren topluluk üyeleri bu konserde yaylı çalgılar dörtlüsü için üretilmiş literatürden oldukça farklı kimliklerde üç eser sunacak: Prokofiev, Widmann ve Brahms müzikal gramerleri ve farklı deyişleriyle bu çeşitliliği yansıtacak üç isim.

3 Mart Salı / 20.00

Bobby McFerrin ‘spirityouall’

Bobby McFerrin, vokal
Gil Goldstein, piyano
David Mansfield, keman
Armanda Hirsch, gitar
Jeff Carney, bas
Louis Cato, davul
Madison McFerrin, vokal
Bir zamanlar tüm dünyaya ‘mutlu ol’ diyebilen adam, mesajını tekrarlamak üzere geliyor. Bobby McFerrin 3 Mart’ta İstanbul’da..

Onun davetkar müziğini, şifalı sesini duymak ve ruhlarımızı aydınlatmak için 3 Mart 2015’teki İstanbul konseri çok iyi bir şans.

6 Mart Cuma / 20.00

Maria João Pires, Miloš Popović Dört El ve Solo Piyano Resitali

Program

L.v.Beethoven Piyano Sonatı No 21 “ Op. 53 “Waldstein”
F. Schubert “Lebensstürme” D 947, 4 El Piyano için
F. Schubert “Fantazi” Fa minör, D 940, 4 El Piyano için
L.v.Beethoven Piyano Sonatı No 32 Op.111

Piyano başında bir evliya… Sadece çalışıyla değil, ona özünü veren duyarlılığı, kimliği, duruşuyla da apayrı bir yeri olan, dünyanın en önde gelen piyanistlerinden Maria João Pires, bu dikkat çekici buluşmada genç kuşaktan, 2000’li yıllarla birlikte önemli bir atılım gerçekleştiren Miloš Popović ile birlikte, aynı sahneyi paylaşacak.

Konserdeki partneri Miloš Popović ise, Haydn, Beethoven, Schumann ve Chopin gibi klasiklerin yanı sıra, keman sanatçısı Lorenzo Gatto ile kaydettiği, Enescu, Martinů ve Mokranjac’ın eserlerine yer verdikleri albümle dikkat çekiyor.

7 Mart Cumartesi / 20.00

Troia Wind Ensemble

Muhittin Dürrüoğlu, piyano
Bülent Evcil, flüt
Selçuk Akyol, obua
Cihangir Nuvasil, klarnet
Engin Güngördü, fagot
Cem Akçora, korno

Program

L. Van Beethoven Piyano ve üflemeli dörtlü için Beşli
F. Poulenc Piyano ve üflemeli beşli için Altılı
C. Nielsen Üfelemeli Beşli

Türkiye’nin çeşitli orkestralarının önde gelen; solo ,orkestra ve oda müziği kariyerlerine sahip ve alanında virtüöz sanatçılarından Bülent Evcil, Selçuk Akyol, Cihangir Nuvasil, Engin Güngördü ve Cem Akçora ‘dan oluşan oda müziği topluluğu, ilk kez 2009 yılında bir araya gelmiş ve çalışmalarına başlamıştır. Konserlerinde oda müziği repertuvarının önde gelen büyük bestecilerine yer veren topluluk, Brüksel Kraliyet Konservatuvarı’nda profesör ve dünyaca ünlü Türk piyano sanatçısı Muhiddin Dürrüoğlu ile de performanslar sergilemektedir. Konser programına devam eden topluluk, İstanbul konseri için; içinde NIELSEN , POULENC ve BEETHOVEN ‘in eserlerinin yer aldığı bir program sergileyecektir.

8 Mart Pazar / 20.00

İncesaz

Ezgi Köker, solist
Bora Ebeoğlu, solist
Cengiz Onural, gitar
Murat Aydemir, tanbur
Taner Sayacıoğlu, kanun
Emre Erdal, klasik kemençe
Volkan Hürsever, kontrbas
Türker Çolak, ritim saz

“İstanbul’un Hanım Bestekârları”

İncesaz bu konserde Cengiz Onural ve Murat Aydemir’in bestelerinden oluşan klasik İncesaz repertuvarının yanı sıra Dünya Kadınlar Günü’ne özel Mehveş Hanım, Neveser Kökdeş, Leyla Saz gibi İstanbul’un en özel hanım bestekarlarının şarkılarına da yer verecek. Son albümleri Geçsin Günler’in solistleri Ezgi Köker ve Bora Ebeoğlu’nun seslendireceği şarkılara Hakkı Öztürk (Viyolonsel) ve Evrim Güvemli (Klarnet) konuk sanatçı olarak katılacak.

26 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/02/dunyanin-kemanlari-festivali.jpg 1266 1900 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-26 11:17:442015-02-26 11:17:44Dünyanın Kemanları Festivali Cemal Reşit Rey Salonunda
Sanat Haberleri

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) ile Barok Zamanı Konseri

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO), Pelin Halkacı Akın’ın solistliğinde “BİFO ile Barok Zamanı” konseriyle bu akşam Lütfi Kırdar Anadolu Auditorium’da İstanbullulara klasik müzik ziyafeti sunacak.

borusan-istanbul-flarmoni-orkestrasi

Vivaldi: Dört Mevsim, No. 1–4, Op. 8
Gabrieli: 13. Sonat
Telemann: Yaylılar ve Sürekli bas için Sol Majör Konçerto Grosso, TWV 52:G1
Bach J.S.: 3. No.lu Orkestra Süiti’nden “Air on G-string”
Lully: Le Bourgeois gentilhomme, LWV 43; 4. Perde 4, 5. Sahneden: “March pour la cérémonie Turcs”
Pergolesi: L’Olympiade Uvertürü
Händel: Music for the Royal Fireworks

BİFO, konzertmeister’ı Pelin Halkacı Akın’ın solistliği ile muhteşem bir barok akşamında kışın soğuğunu üzerinizden alacak. BİFO izleyicisinin başarılı çalışmalarını yakından takip ettiği Akın, solistliğinin yanı sıra eğitmen olarak da oldukça yoğun bir programa sahip. Sanatçı, Türkiye’deki tüm genç müzisyenlere örnek olacak şekilde, ülke çapındaki konser salonlarında parlak kariyerini zirveye taşımaya devam ediyor. Claudio Abbado, Seiji Ozawa, Pierre Boulez, Semyon Bychkov ve Daniele Gatti gibi ünlü orkestra şefleriyle çalışarak Avrupa’nın önde gelen konser salonlarında gerek orkestra ile gerekse solo konserler vermiş olan Akın, 2011 yılında Yolculuk adlı albümünü kaydetti. Bu albümünde de, dünya çapında eğitmen olarak katıldığı ustalık sınıfları ve solo konserlerinde de yalnızca yabancı bestecilerin değil, Türk bestecilerin yapıtlarına da büyük önem vererek çok önemli bir görevi üstlenen sanatçı, tüm klasikseverler ve tüm zamanlar için özlenen barok dönem yapıtlarından oluşan bir program sunacak.

Kaynak: Seç Haber

26 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png 0 0 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-26 10:33:132015-02-26 10:33:13Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO) ile Barok Zamanı Konseri
Sanat Haberleri

”Fransa’nın Oscar’ı” olarak bilinen Cesar Sinema Ödülleri sahiplerini buldu

”Fransa’nın Oscar’ı” olarak bilinen Cesar Sinema Ödülleri’ne bu yıl ”Timbuktu” filmi damgasını vurdu.

timbiktu

Moritanyalı yönetmen Abdurrahman Sissako’nun imzasını taşıyan ”Timbuktu, ”en iyi film” seçildi. Timbuktu, ayrıca ”en iyi yönetmen”, ”en iyi senaryo”, ”en iyi montaj”, ”en iyi ses”, ”en iyi görüntü” ve ”en iyi müzik” olmak üzere toplam 7 dalda ödüle layık görüldü.

En iyi kadın oyuncu ödülünü Adèle Haenel, “Les Combattants” filmindeki performansıyla alırken, en iyi erkek oyuncu ödülü “Yves Saint Laurent” filminde başrolü oynayan Pierre Niney’in oldu.

Adèle Haenel

Adèle Haenel

Bu yıl 40’ıncı kez dağıtılan Cesar Sinema Ödülleri’nde Kristen Stewart’a en iyi yardımcı kadın oyuncu, Sean Penn’e ise ”Cesar Onur Ödülü” verildi.

Kristen Stewart

Kristen Stewart

Alman yönetmen Wim Wenders de “Das Salz der Erde” (Dünyanın tuzu) adlı yapımıyla “belgesel” dalında ödülün sahibi oldu.

22 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/02/timbiktu.jpg 293 801 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-22 13:33:032015-02-22 13:33:03”Fransa’nın Oscar’ı” olarak bilinen Cesar Sinema Ödülleri sahiplerini buldu
Sanat Haberleri

Aforizma sırası bugün Che Guevara’da.

Bir süredir aforizma yayınlıyoruz bugün sırada Che Guevara var. Elbette bu büyük devrimcinin hayatını aforizmalarından sonra okuya bilirsiniz.İyi okumalar.

Che Guevara - 1959

Che Guevara – 1959

*    Ne kadar farklı olursa olsun; sana ait olmayana tenezzül etme, Ve ne kadar basit olursa olsun senin olandan Asla vazgeçme.
*    Ayakkabılarımın altı delikti ; ama üstü her zaman boyalıydı.
*    Aç insanların karnını doyurduğum zaman bana kahraman diyorlar. Bunların neden aç olduğunu sorduğum zaman ise; bana komünist diyorlar.
*    Vur, korkak herif, sonuçta sadece bir adam öldüreceksin. (Ölmeden önce, katiline)
*    Belki Hiç Birşey Yolunda Gitmedi Ama Hiçbir Şey De Beni Yolumdan Etmedi!”
*    Hayatta Öyle Seçimler Yap Ki; Kazandığın Şeyler, Kaybettiklerine Değsin…
*    Hayatta Daima Gerçekleri Savun! Takdir Eden Olmasa Bile, Vicdanına Hesap Vermekten Kurtulursun.
*    Kaybetmekten Korkma; Birşeyi Kazanman Için Bazı Şeyleri Kaybetmelisin. Ve Unutma; Kaybettiğinde Değil, Vazgeçtiğinde Yenilirsin.
*    Birşeyi Yapmak Için, Onu Çok Sevmelisiniz. Birşeyi Sevmek Için, Ona Delicesine Inanmalısınız.
*    Kaybettiğin Tek Savaş, Uğrunda Savaşmaktan Vazgeçtiğindir.
*    Ölüm seni yanıltmasın.. düşün yaşayanları alnını korkusuzca kaldır kimin yanındasın yerin neresi, ve senin en çaresiz anında tek silahın nedir?
*    Ben Ernesto’ydum sadece Ernesto, sizde sadece birşey olarak var olursunuz.Che olmayı kendim istedim, sizde inanırsanız olursunuz, inanırsanız.
*    Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin… Savaş sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa ve silahlarımız elden ele geçecekse ve başkaları mitralyöz sesleriyle, savaş ve zafer naralarıyla cenazelerimize ağıt yakacaklarsa ölüm hoş geldi, safa geldi…
*    Devrimcinin görevi devrim yapmaktır.
*    Gerçekçi olalım, imkansızı isteyelim.
*    Devrimden başka bir hayat yoktur.
*    Bir yalan, hangi amaç için söylenmiş olursa olsun, her zaman, en kötü gerçekten daha kötüdür.
*    Şansın yok, bunu kullan!
*    Bir, iki, birden çok Vietnam yaratalım.
*    Birşeyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birşeyi sevmek için, ona delicesine inanmalısınız.
*    Savaşan, kaybedebilir. Savaşmayan, çoktan kaybetmiştir.
*    En önemlisi,dünyanın neresinde olursa olsun her haksızlığı kendinize karşı yapılmış gibi hissetme kaabiliyetinizi koruyabilmenizdir. Bu bir devrimcinin en önemli özelliğidir.
*    Dizlerimin üzerinde yaşamaktansa,ayaklarımın üzerinde ölmeyi tercih ederim.
*    Bir devrimci başkasına atılan tokadı kendi yüzünde hissedendir..
*    Bir çiçeği katledebilirsiniz ama baharı asla!
*    Bizim gibi kaşifler burjuvalara otel parası ödemektense ölmeyi tercih ederler.
*    Yağmur komünisttir; çünkü herkese eşit yağar. Rüzgar ise kapitalisttir zayıf olanı yıkar.
*    Düşmanın Yoksa, Hayatta Hiç Başarılı Olamadın Demektir.
*    Yoksula Gülmedim, Zenginliğe Özenmedim, Faşistleri Sevmedim, Ezilenleri Dövmedim, Ben Devrimci Doğdum, Devrimci Öleceğim.

Ernesto Che Guevara kimdir?

Che Guevara 22 yaşında iken, yıl 1951.

Che Guevara 22 yaşında iken, yıl 1951.

Ernesto “Che” Guevara, kısaca Che Guevara ya da el Che, (14 Mayıs 1928- 9 Ekim 1967), Arjantinli doktor, marksistpolitikacı, Küba gerillaları ile Enternasyonalist gerillaların lideri ve devrimcidir.

Tıp eğitimi alırken Latin Amerika’yı baştan başa dolaştı ve bu sayede birçok insanın karşı karşıya kaldığı yoksulluğu doğrudan gözlemleyebildi. Bu deneyimler sonucunda bölgedeki ekonomik eşitsizliği ortadan kaldırmanın tek yolunun devrim olduğuna ikna olarak Marksizm’i incelemeye başladı ve Başkan Jacobo Arbenz Guzmán’ın önderliğinde Guatemala’nın sosyal devrimine katıldı.

Bir süre sonra 1959 yılında Küba’da yönetimi ele geçiren Fidel Castro’nun askeri nitelikli 26 Temmuz Hareketi’nin bir üyesi oldu. Yeni hükümette çeşitli önemli görevlerde bulunduktan, gerilla savaşı teorisi ve uygulamaları üzerine makaleler ve kitaplar yazdıktan sonra diğer ülkelerdeki devrimci hareketlere katılmak üzere 1965 yılında Küba’dan ayrıldı. İlk olarak Kongo-Kinşasa’ya (sonraları Kongo Demokratik Cumhuriyeti) daha sonra da CIA ve Amerikan Ordusu Özel Harekât Birlikleri’nin ortak operasyonu sonrası yakalanacağıBolivya’ya gitti. Guevara 9 Ekim 1967’de Vallegrande yakınlarındaki La Higuera’da Bolivya Ordusu’nun elindeyken öldürüldü. Son saatlerinde yanında bulunanlar ve onu öldürenler, yargısız infaz edildiğine tanıklık etmişlerdir.

Ölümünden sonra Guevara dünya üzerinde sosyalist devrimci hareketlerin sembolü haline gelmiştir. Guevara’nın Alberto Kordatarafından çekilen fotoğrafı “dünya üzerindeki en ünlü fotoğraf ve 20. yüzyılın sembolü” olarak nitelenmiştir.

Aile geçmişi ve gençliği

 Aleida March, Camilo (h), Hilda (h), Che ile Celia (h) Aleida'nın dostlarıyla(h), 1963.

Aleida March, Camilo , Hilda , Che ile Celia Aleida’nın dostlarıyla, 1963.

 

Ernesto Guevara, İspanyol ve İrlanda asıllı bir ailenin beş çocuğunun en büyüğü olarakArjantin’in Rosario şehrinde dünyaya gelmiştir. Annesinin ve babasının soyu Basklara dayanır.Bask[›] Doğum belgesinde doğum tarihi olarak 14 Haziran 1928 görünmesine karşılık bazı kaynaklarda aynı yılın 14 Mayıs günü doğduğu belirtilmektedir.[7]

Guevara’nın atalarından Patrick Lynch 1715 yılında İrlanda’da Galway’de doğmuş, İrlanda’yı terk edip İspanya’nın Bilbao şehrine, oradan da Arjantin’e gitmiştir. Guevara’nın büyük büyükbabası Francisco Lynch 1817’de büyükannesi Ana Lynch 1868’de doğmuştur.Ana Lynch’in oğlu ve Che’nin babası Ernesto Guevara Lynch 1900 yılında doğmuştur. Guevara Lynch 1927’de Celia de la Serna y Llosa ile evlenmiş ve üç erkek, iki kız çocukları olmuştur.

Guevara, çocukluğunda, bu sol eğilimli üst sınıf ailede bile dinamik kişiliği ve radikal görüşleriyle bilinirdi. Her ne kadar yaşamı boyunca onu etkileyecek olan astım krizlerinden ıstırap çekse de mükemmel bir atlet olmuştur. Bu engeline rağmen hevesli bir rugby oyuncusuydu ve ‘’Fuser’’ (aşırı saldırgan oyun tarzı nedeniyle verilen, azgın, kudurmuş anlamına gelen ‘’El Furibundo’’ sözcüğü ile annesinin soyadı olan ‘’Serna’’dan oluşturulmuş bir takma isim) lakabıyla anılmaktaydı. Guevara babasından satranç öğrendikten sonra 12 yaşından itibaren yerel turnuvalara katılmaya başladı. Ergenlik döneminde şiire, özellikle de Pablo Neruda’nın şiirlerine merak saldı. . Guevara, Latin Amerika’da kendi sınıfında yaygın olduğu üzere yaşamı boyunca şiir yazdı. Pek çok konuya meraklı, hevesli bir okuyucuydu, ilgilendiği kitaplar Jack London ve Jules Verne’in macera klasiklerinden, Sigmund Freud’un cinsellik üzerine denemelerine ve  Bertrand Russell’ın toplum felsefesi üzerine tezlerine kadar giden bir çeşitlilik gösteriyordu. Ergenliğinin son dönemlerinde fotoğrafçılığa merak saldı ve vaktinin önemli kısmında insanları, gittiği yerleri ve sonraları da arkeolojik alanları fotoğrafladı.

Guevara, tıp öğrenimi için 1948’de Buenos Aires Üniversitesi’ne girdi. Kesintili öğrenim hayatını, Mart 1953’te tıp öğrenimini bitirip aynı yılın 12 Haziran’ında diplomasını alarak noktaladı.  Uzman hekimlik yapabilmek için gerekli klinik eğitimi tamamlayıp tamamlamadığı açık değildir. Eğer bu klinik eğitimi tamamlamadıysa “doctor en medicina” (tıp doktoru) değil de “médico” (pratisyen hekim) olmuş olabilir.

Guevara öğrenciliği boyunca Latin Amerika’da uzun yolculuklara çıktı. 1951 yılında eski arkadaşı biyokimyager Alberto Granado, yıllardır konuştukları Güney Amerika seyahati için tıp eğitimine bir yıl ara vermesini önerdi. Kısa süre sonra, ‘’La Poderosa II’’ (Güçlü II) adını verdikleri 500 cc.lik 1939 model Norton marka motosikletle Alta Gracia’dan yola çıktılar. Peru’da Amazon Nehri kıyısındaki San Pablo cüzzam kolonisinde gönüllü olarak birkaç hafta geçirmeyi düşünüyorlardı. Guevara’nın bu yolculuğu anlattığı seyahat notları “Notas de viaje’’ 2004 yılında “Diarios de motocicleta” (Motosiklet Günlükleri) adıyla sinemaya uyarlanmıştır.

Bu yolculuk sırasında kitlelerin yoksulluğunu, baskıyı ve güçsüzlükleri yakından gözlemleyen ve Marksizm’den etkilenen Guevara, Latin Amerika’daki ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin tek çözümünün devrim olduğu sonucuna vardı. Yolculukları, Latin Amerika’ya ayrı uluslardan oluşan bir karma yapı olarak değil de kurtuluşu ancak kıta çapında bir strateji ile gerçekleşebilecek tek bir vücut olarak bakmasını sağladı. Sınırları olmayan ve tek bir ‘’mestizo’’ (Avrupalı ve yerli melezi) kültürle bağlanmış birleşik İber-Amerika kurabilmeyi hayal etmeye başladı İber-Amerika[›]. Bu düşünce, sonraki devrimci eylemlerinde öne çıkacaktı. Arjantin’e döner dönmez, Güney ve Orta Amerika’da kaldığı yerden gezilerine devam edebilmek için tıp öğrenimini hızla bitirdi.

Guatemala

che guevera -gerilla

Guevara, 7 Temmuz 1953’te, Bolivya, Peru, Ekvador, Panama, Kosta Rika, Nikaragua,Honduras ve El Salvador’dan geçip aralık ayının son günlerinde Guatemala’ya vardı. O sıralarda popülist bir hükümetin başındaki Başkan Jacobo Arbenz Guzmán özellikle toprak reformu ve diğer değişikliklerle bir toplumsal devrim yapmaya çalışıyordu. Beatriz halasına yazdığı mektupta Guatemala’ya bir süre yerleşmesinin sebebini şöyle açıklıyordu: “Guatemala’da gerçek bir devrimci olabilmek için gerekli ne varsa yapacağım ve kendimi mükemmelleştireceğim.” Ğ

Jon Anderson’a göre Guevara’nın Guatemala’daki ana siyasi bağlantısı Perulu sosyalist Hilda Gadea’ydı. ‘’American Popular Revolutionary Alliance’’ (APRA) (Amerikan Popüler Devrimciler İttifakı. Lideri Víctor Raúl Haya de la Torre olan siyasi bir oluşum.) üyesi olan Gadea, Arbenz hükümetindeki birçok üst düzey politikacıyı Guevara ile tanıştırdı. Daha önce Kosta Rika’da tanıştığı ve Fidel Castro ile bağlantılı bir grup Kübalı sürgünle de bağlantı kurdu. Bu sürgünlerin arasında Küba’nın Oriente eyaletindekiBayamo’da bulunan ‘’Carlos Manuel de Céspedes’’ barakalarına yapılan saldırıyla bağlantısı olan Antonio ‘’Nico’’ López de vardı.[11]. LopezGranma Küba’ya çıktıktan kısa süre sonra ‘’Ojo del Toro’’ köprüsünde hayatını kaybedecekti.[12] Siyah İsa ile ilgili dinî eşyaların satışında bu ‘’moncadista’’lara katılan Guevara aynı zamanda Venezuelalı iki sıtma uzmanına da yardımcı olmuştur. Bu sıralarda, Arjantinlilere özgü, “hey”, “dostum”, “birader” anlamına gelen “che” ünlemini çok sık kullanması nedeniyle ünlü “Che” takma adını kullanmaya başlamıştır (/tʃe/olarak telaffuz edilir). Yalnızca Arjantin, Paraguay ve Uruguay ile Brezilya’nın güneyinde kullanılan bu sözcük, kullananın Rio de la Plata bölgesinden geldiğini gösterir.

Ekonomik durumu genellikle pek iyi değildi ve Hilda’nın ziynet eşyalarını rehine vermek zorunda kalmıştı. 15 Mayıs 1954’te Komünist Çekoslovakya’dan Arbenz hükümetine destek olarak gönderilen yüksek kalitede Skoda piyade ve hafif topçu silahları İsveç gemisi ’’Alfhem’’ ile Puerto Barrios’a ulaştı. Bu silahların miktarı CIA tarafından 2.000 ton ve ilginç bir şekilde John Lee Anderson tarafından da 2 ton olarak tahmin edilmektedir. (Anderson’ın tahmin ettiği miktarın yazım hatası olduğu sanılmaktadır çünkü bu rakamdan bahseden güvenilir kayıt sayısı çok azdır.) Guevara yeni bir vize almak üzere kısa süre için El Salvador’a geçti ve Guatemala’ya geri döndü.

Bu sırada CIA tarafından desteklenen Carlos Castillo Armas liderliğindeki darbe başlamıştı. Arbenz karşıtı kuvvetler, Çekoslovak silahlarının trenler yardımıyla dağıtılmasını durduramıyorlardı ancak güçlerini toparladıktan sonra hava desteğinin yardımıyla ilerlemeye başlamışlardı.

Guevara birkaç günlüğüne Komünist Gençlik tarafından örgütlenen silahlı milislere katılmış, bu grubun harekete geçmemesi üzerine tekrar tıbbi hizmetlere dönmüştür. Darbenin ardından Guevara çarpışmak için gönüllü oldu ancak Arbenz yabancı destekçilerinin ülkeyi terketmesini istiyordu. Gadea tutuklandıktan sonra Guevara kısa süre için Arjantin konsolosluğunda saklandı ve sonra Meksika’ya geçti.

Arbenz hükümetinin CIA destekli bir darbeyle devrilmesi üzerine, Guevara’nın Amerika Birleşik Devletleri’nin emperyalist bir güç olduğuna ve Latin Amerika ve diğer gelişmekte olan ülkelerdeki sosyoekonomik eşitsizlikleri düzeltmeye çalışan hükümetlere karşı koyacağına dair görüşleri kesinleşti. Bu onun sosyalizmin ancak silahlı mücadele sonunda elde edilebileceği ve bu koşulları da ancak silahlanmış bir halkın savunabileceği yönündeki düşüncelerini kuvvetlendirmiştir.

Küba

Eylül 1954’te Meksika’ya gelişinden kısa süre sonra, Guevara Nico López ve Guatemala’dan tanıdığı diğer Kübalı sürgünlerle arkadaşlığını tazeledi. Haziran’da López onu Raúl Castro ile tanıştırdı. Birkaç hafta sonra Küba’daki siyasi hapishaneden salıverilen Fidel Castro Meksika’ya geldi ve 8 Temmuz 1955’te Raúl, Guevara’yı Fidel Castro ile tanıştırdı. Bütün gece süren ateşli bir sohbetin ardından Guevara, Castro’nun aradığı esin kaynağı devrim lideri olduğuna kanaat getirerek Küba diktatörüFulgencio Batista’yı devirmek için kurulan ‘’26 Temmuz Hareketi’’ne katıldı. Grubun doktoru olmasına karar verildiyse de hareketin diğer üyeleriyle askerî eğitime katıldı, eğitimin sonunda eğitmenleri AlbayAlberto Bayo tarafından en göze çarpan öğrenci olarak nitelendirildi. Bu sırada Gadea, Guatemala’dan gelmişti ve Guevara ile ilişkileri devam ediyordu. 1955 yazında hamile olduğunu söyleyince, Guevara hemen evlenmelerini önerdi. 18 Ağustos 1955’te evlendiler ve 15 Şubat 1956’da Hilda Beatriz adını verdikleri kızları doğdu.

25 Kasım 1956’da Tuxpan, Veracruz’dan Küba’ya doğru yola çıkan Granma yatında Kübalı olmayan tek kişi Guevara’ydı. Karaya çıkar çıkmaz Batista’nın askerlerinin saldırısına uğrayan ekibin yarısı hemen orada veya yakalandıktan sonra öldürüldü. Guevara, bu çatışmada kaçan bir yoldaşın düşürdüğü cephaneyi almak için tıbbî malzeme çantasını bıraktığını ve o ânı, doktordan savaşçıya dönüştüğü an olarak hatırladığını yazar.  Hayatta kalan 15–20 isyancı kaçarak Sierra Maestra dağlarına saklanır ve Batista rejimine karşı gerilla savaşına girişir.

Yoldaşları tarafından cesareti ve askerî yeteneği nedeniyle saygı gören Guevara isyancılar arasında bir lider, bir Comandante Comandante[›] olur.. Birçokları için de “acımasızlığı” nedeniyle korkulan kişidir. Muhbir, kaçak ve casus olarak suçlu bulunan birçok kişinin infazından sorumludur. 1958 Aralığının son günlerinde devrimin en önemli olaylarından olanSanta Clara’ya saldıran “intihar timi”ni (isyan ordusundaki en tehlikeli işleri bu tim yapıyordu) yönetti.Generallerinin ve özellikle de General Cantillo’nun ‘’Central America’’ isimli çalışmayan şeker fabrikasında Castro ile buluştuğunu ve isyan lideri ile ayrı bir barış pazarlığı yaptığını öğrenen Batista 1 Ocak 1959’da Dominik Cumhuriyeti’ne kaçmıştır.

7 Şubat 1959’da zafer kazanan hükümet tarafından Guevara “doğuştan Küba vatandaşı’’ ilan edildi. Kısa süre sonra Meksika’dan Granma yatıyla yola çıkmadan önce, ayrıldığı Gadea ile evliliğini resmen sona erdirmek için boşanma işlemlerine başladı. 2 Haziran 1959’da, 26 Temmuz Hareketi’nin Küba doğumlu bir üyesi olan ve 1958 sonlarından beri birlikte yaşadığı Aleida March ile evlendi. 

La Cabaña hapishanesinin komutanlığına atandı ve 2 Ocak 1959’dan 12 Haziran 1959’a kadar altı ay boyunca üstlendiği bu görevdeyken Batista rejiminin memurlarının, BRAC gizli servis (Buró de Represión de Actividades Comunistas/Komünist eylemlerin bastırılmasından sorumlu servis) mensuplarının, savaş suçlusu olduğu iddia edilenlerin ve siyasî muhaliflerin yargılanması ve infazından sorumlu oldu. TIME dergisine göre, yönettiği yargılamaların “adil” olmadığı iddia edilmekteydi. Daha sonra Ulusal Toprak Reformu Enstitüsü’nde önemli bir göreve geldi INRA[›] ve Küba Merkez Bankası’nın başkanı oldu. BNC[›] (sık sık parayı kınadığı ve yürürlükten kaldırılmasını desteklediği için bu horgörüyü göstermek adına Küba paralarını takma adı olan “Che” ile imzalamıştır).

Bu sıralarda satranca olan ilgisi tekrar canlanan Guevara Küba’da yapılan ulusal ve uluslararası turnuvalara katılmıştır. Özellikle genç Kübalıları oyunu öğrenmeleri için teşvik ediyor ve onların ilgisini çekecek etkinlikler düzenliyordu.

1959 yılından itibaren Guevara Küba’dan, diğer ülkelerdeki devrimci hareketlere yardım etti ama bunların tümü başarısızlıkla sonuçlandı. İlk deneme Panama’da yapılmıştı, diğer bir eylem de 14 Haziran’da Dominik Cumhuriyeti’nde yapıldı. (“El Argelino” diye de bilinen Henry Fuerte ve Enrique Jiménez Moya önderliğinde.)

1960 yılında Guevara ‘’La Coubre’’ silah gemisi patlamasında kurbanlara yardım etti. Kurtarma operasyonu sırasındaki ikinci patlamayla birlikte ölü sayısı yüzü aşmıştır.[26] Bu patlamada ölenlerin cenaze töreninde Alberto Korda Che’nin ünlü fotoğrafını çekmiştir. La Coubre’nin sabotaj ya da kaza sonucu mu patladığı bilinmemektedir. Sabotaj olduğunu iddia edenler, sorumlu olarak Merkezî Haberalma Örgütü’nü (CIA),[27] ve sabotajı yapan kişi olarak da merkezî eyaletlerdeki Batista karşıtı güçlerden Guevara’nın rakibi olan ve daha sonra CIA ajanı olduğu sanılan William Alexander Morgan’ı gösterirler.[28] Kübalı sürgünler, patlamanın sorumlusunun Guevara’nın SSCB’ye sadık rakipleri olduğunu ileri sürerler. [29]

Guevara daha sonra Sanayi Bakanı MININD[›] olarak Küba sosyalizminin açık ve kesin bir hale gelmesine yardımcı olmuş, ülkenin önde gelen kişileri arasına girmiştir. “Gerilla Savaşı’’ adlı kitabında silahlı başkaldırıya önayak olacak geniş örgütlere gerek duymadan küçük bir gerilla grubu (‘’foco’’) tarafından başlatılan Küba modeli devrim fikrinin tekrar edilmesini savunmuştur. El socialismo y el hombre en Cuba (1965) (Küba’da sosyalizm ve insan) adlı denemesinde sosyalist devletle birlikte “yeni bir insan” biçimlendirmenin gerekliliğini savunur. Bazıları Guevara’yı bu ‘’yeni insan’’ın alımlı ve yalın bir modeli olarak görür.

1961 yılındaki Domuzlar Körfezi İşgali’nde Guevara çarpışmalara katılmamıştır. Castro’nun emriyle Küba’nın en batısındaki Pinar del rio eyaletindeki bir kuvvetin başına geçmiş ve burada sahte çıkarma kuvvetini püskürtmüştür. Bu harekât sırasında yüzünden kurşun yarası almış ama kendi silahının kazara ateş almasıyla yaralandığını söylemiştir.

Guevara 1962 Ekim ayında ortaya çıkan Küba Füze Krizi’ne neden olan Sovyet nükleer balistik füzelerinin Küba’ya getirilmesinde anahtar rol almıştır. Birkaç ay sonra İngiliz gazetesi ‘’Daily Worker’’ ile yaptığı görüşmede eğer füzeler Küba kontrolünde olsaydı başlıca ABD şehirlerine doğru bu füzeleri kullanacağını söylemiştir.

Daha detaylı okuma için LÜTFEN TIKLAYINIZ:

 

21 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/02/Che_Guevara_1959.jpg 480 353 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-21 18:09:572015-02-21 18:09:57Aforizma sırası bugün Che Guevara’da.
Sanat Haberleri

52 Sanatçı’dan “Doğa Seni Çağırıyor” (Nature is Calling You) Sergisi

doga-seni-cagiriyor‘Doğa Seni Çağırıyor’ adlı sergi, Türkiye’den 52 sanatçıyı bir araya getirdi. Farklı kuşaklardan sanatçıların doğaya duyarlılıklarını anlatan sergiyi Doğal Hayatı Koruma Vakfı gerçekleştiriyor.

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) öncülüğünde açılan ‘Doğa Seni Çağırıyor’ sergisi ziyarete açıldı. Sergide Türk çağdaş sanatının 52 temsilcisi, Denizhan Özer’in küratörlüğünde çevre ve doğa meselelerine farklı bakış açıları getiriyor.

8 Mart 2015’e kadar İstanbul’daki Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde ziyarete açık olacak sergide, küresel iklim değişikliği, enerji kaynaklarının kullanımı, düzensiz kentleşme, su kaynaklarının kullanımı ve kirlenmesinin yanı sıra doğal yaşam da işleniyor.

Dünyada omurgalı hayvan türlerinin sayısının son kırk yılda yüzde 52 oranında azalmış olması canlıların yaşam alanlarının insan işgali ile daralması gibi konular üzerinde de duran ‘Doğa Seni Çağırıyor’ sergisinde aralarında Ayşe Tanay Ülgen, Tomur Atagök ve Ergin İnan’ın da bulunduğu 52 sanatçının çalışmaları yer alıyor.

Sergide eseri bulunan sanatçılar:

Ahmet Nerey, Ahmet Umur Deniz, Akın Ekinci, Aslı Altınışık, Aslı Özok, Aydın Ayan, Ayşe Tanay Ülgen, Ayşenur Köksal, Bedri Baykam, Burçin Erdi, Çetin Pireci, Deniz Gökduman, Deniz Uluğ, Devrim Erbil, Eda Çığırlı, Ekrem Kahraman, Emel Yurdakul, Ergin İnan, Eylül Köksümer, Fatma Mollaoğlu, Fevzi Karakoç, Gizem Enuysal, Hakan Kalay, Hayri Ağan, Hülya Küpçüoğlu, Hülya Sözer, Hüsnü Koldaş, Işıl Güleçyüz, İrfan Okan, Joel Menemşe, Kemal İskender, Leyla Küçük, Mahir Güven, Mahmut Aydın, Mehmet Özenbaş, Murat Mizrahi, Muzaffer Akyol, Nedret Sekban, Pınar Yeşilada, Resul Aytemür, Serap İskender, Suat Akdemir, Süleyman Erdal, Şifa Girinci, Tan Taşpolatoğlu, Tomur Atagök, Vasıf Pehlivanoğlu, Veysel Günay, Yağmur Yılan, Yasemin Kuşi, Yıldız Doyran, Zahit Büyükişleyen.

21 Şubat 2015/tarafından admin
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2015/02/doga-seni-cagiriyor.jpg 644 976 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2015-02-21 15:44:192015-02-21 15:44:1952 Sanatçı’dan “Doğa Seni Çağırıyor” (Nature is Calling You) Sergisi
Page 10 of 14«‹89101112›»

Archive

  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Şubat 2025
  • Eylül 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Aralık 2023
  • Kasım 2023
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Haziran 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021
  • Ağustos 2021
  • Haziran 2021
  • Mart 2021
  • Şubat 2021
  • Ocak 2021
  • Aralık 2020
  • Kasım 2020
  • Ekim 2020
  • Eylül 2020
  • Ağustos 2020
  • Temmuz 2020
  • Haziran 2020
  • Mayıs 2020
  • Nisan 2020
  • Mart 2020
  • Şubat 2020
  • Ocak 2020
  • Aralık 2019
  • Kasım 2019
  • Ekim 2019
  • Eylül 2019
  • Ağustos 2019
  • Temmuz 2019
  • Haziran 2019
  • Mayıs 2019
  • Nisan 2019
  • Mart 2019
  • Şubat 2019
  • Ocak 2019
  • Aralık 2018
  • Kasım 2018
  • Ekim 2018
  • Eylül 2018
  • Ağustos 2018
  • Temmuz 2018
  • Haziran 2018
  • Mayıs 2018
  • Nisan 2018
  • Mart 2018
  • Şubat 2018
  • Ocak 2018
  • Aralık 2017
  • Kasım 2017
  • Ekim 2017
  • Eylül 2017
  • Ağustos 2017
  • Temmuz 2017
  • Haziran 2017
  • Mayıs 2017
  • Nisan 2017
  • Mart 2017
  • Şubat 2017
  • Ocak 2017
  • Aralık 2016
  • Kasım 2016
  • Ekim 2016
  • Eylül 2016
  • Ağustos 2016
  • Temmuz 2016
  • Haziran 2016
  • Mayıs 2016
  • Nisan 2016
  • Mart 2016
  • Şubat 2016
  • Ocak 2016
  • Aralık 2015
  • Kasım 2015
  • Ekim 2015
  • Eylül 2015
  • Ağustos 2015
  • Temmuz 2015
  • Haziran 2015
  • Mayıs 2015
  • Nisan 2015
  • Mart 2015
  • Şubat 2015
  • Ocak 2015
  • Aralık 2014
  • Kasım 2014
  • Ekim 2014
  • Eylül 2014
  • Ağustos 2014
  • Temmuz 2014
  • Haziran 2014
  • Mayıs 2014
  • Nisan 2014
  • Mart 2014
  • Şubat 2014
  • Ocak 2014
  • Aralık 2013
  • Kasım 2013
  • Ekim 2013
  • Eylül 2013
  • Ağustos 2013
  • Temmuz 2013
  • Haziran 2013
  • Mayıs 2013
  • Nisan 2013
  • Mart 2013
  • Şubat 2013
  • Ocak 2013
  • Aralık 2012
  • Kasım 2012
  • Ekim 2012
  • Eylül 2012
  • Ağustos 2012
  • Temmuz 2012
  • Haziran 2012
  • Mayıs 2012
  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Haziran 2010
  • Nisan 2010
  • Ekim 1999
  • Eylül 1999

Categories

  • Bizden Haberler
  • Güncel Haberler
  • News
  • Personal
  • Sanat Haberleri

Facebook

Instagram

No images available at the moment

Follow Me!

Bize Ulaşın

T.C. M.E.B.
Özel Nar Sanat Eğitim Kursu

Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 34145 Bakırköy, İstanbul  Türkiye

( Eski Town Center’in -Şuan Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı-, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )

Çalışma saatlerimiz haftanın 7 günü  09:00 – 21:00 saatleri arasındadır.

+90 212 570 80 68

+90 530 880 71 80

[email protected]

Bağlantılar

  • Sanat Haberleri
  • Nar Sanat İstanbul Eğitim Ve Kültür Sanat Derneği
  • M.E.B. Sertifika Vermeye Yetkili Kurumlar
  • Site Haritası
  • Güncel Haberler

Konum

© Telif Hakkı - Nar Sanat - Enfold WordPress Theme by Kriesi
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
  • Kurumsal
  • İletişim
Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön