Şunun için etiket arşivi: 2011

candide-yada-iyimserlikEskişehir’in Tepebaşı Belediyesi’nin Atila Özer Karikatürlü Evi 3 Nisan günü önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapacak. 2011 yılında kaybettiğimiz Eskişehirli karikatür sanatçısı Prof. Atila Özer’in anısına açılan Atila Özer Karikatürlü Ev’de, yine bugün hayatta bulunmayan dünyaca ünlü karikatür sanatçımız Turhan Selçuk’un “Candide ya da İyimserlik” isimli karikatür sergisi açılacak. Sergide, Selçuk’un, 1994 yılında Sever Tanilli’nin Voltaire’den çevirdiği “Candide ya da İyimserlik” kitabı için yaptığı desen çalışmaları sergilenecek.

Dünya Karikatür Müzeler Birliği, Atila Özer’in hayatını kaybetmesinden sonra onun doğum günü olan 3 Nisan gününü Dünya Karikatür Müzeleri Günü olarak ilan etmişti. Önümüzdeki 3 Nisan gününde Eskişehir’de açılacak sergide hem Atila Özer hem de Turhan Selçuk anılmış olacak. Açılışa Milliyet Gazetesi karikatür sanatçısı Ercan Akyol ile Cumhuriyet Gazetesi karikatür sanatçısı Kamil Masaracı’da katılacak.

 

tarihte-bugun-ne-oldu22 Mart, Gregoryen Takvimi’ne göre yılın 81. (Artık yıllarda 82.) günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 284 gün vardır.

Olaylar

  • 1737 – Osmanlı Devleti’nde Sadrazamlığa Yeğen Mehmed Paşa’nın yerine Hacı İvazzade Mehmed Paşa getirildi.
  • 1829 – Yunanistan’ın kuruluşuna ilişkin protokol, Londra’da düzenlenen konferansta Avrupa devletleri elçilerince imzalandı.
  • 1888 – İngiltere’de dünya futbolunun en eski futbol organizasyonu olan The Football League kuruldu.
  • 1921 – Kurtuluş Savaşı (Türkiye): Kuva-yi Milliye güçleri Fransız ordusu birliklerini Feke’yi terk etmek zorunda bıraktı.
  • 1933 – İlk düzenli toplama kampı olan Dachau Toplama Kampı kuruldu.
  • 1939 – Memelland (günümüz Klaipėda ve civarı) Almanya’ya katıldı.
  • 1941 – Refah şilebi bir denizaltı tarafından batırıldı, 168 kişi öldü. Bu saldırıyı hiçbir ülke üstlenmedi, gemiyi kimin batırdığı açıklığa kavuşamadı.
  • 1942 – II. Dünya Savaşı: İkinci Sirte Muharebesi (Kraliyet Donanması ile Regia Marina arasında meydana gelen deniz muharebesi)
  • 1942 – 6 ve daha fazla çocuğu olan ailelere ikramiye verilmesi kararlaştırıldı.
  • 1943 – Türkiye ile ABD arasında karşılıklı radyo yayın servisi açıldı.
  • 1944 – II. Dünya Savaşı: Monte Cassino’daki Alman direnişi kırıldı.
  • 1945 – Mısır, Suriye, Lübnan, Ürdün, Suudi Arabistan, Irak ve Yemen, Kahire’de Arap Birliği’ni kurdular.
  • 1963 – The Beatles’ın ilk albümü Please Please Me çıktı.
  • 1963 – Yassıada duruşmalarında idama mahkûm edilen, ancak müebbete çevrilen eski Cumhurbaşkanı Celâl Bayar’ın, tahliye kararı çıktı.
  • 1967 – Güney Kore’de Daewoo şirketi kuruldu.
  • 1968 – Paris’te, Nanterre Üniversitesi’nde, ABD’nin Vietnam’da yürüttüğü savaşa karşı çıkan ve eğitimde reform yapılmasını isteyen öğrenciler, Daniel Cohn-Bendit’in liderliğinde üniversitenin birinci amfisini işgal ederek, 68 olaylarını başlattı.
  • 1969 – Devrimci Milliyetçi Gençlik Kurultayı İstanbul’da toplandı. Kısa adı FKF olan Fikir Kulüpleri Federasyonu lideri Yusuf Küpeli ile Deniz Gezmiş bir manifesto yayımladılar. “Tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye” hedefi için mücadele programını açıkladılar.
  • 1982 – Yurtdışına kaçan Banker Kastelli’nin kasasına el konuldu; 70 banker ve banka yöneticisinin yurtdışına çıkışı yasaklandı.
  • 1986 – Mehmet Ali Ağca İtalya’da ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
  • 1988 – Türkiye İmar Bankası T.A.Ş kuruldu.
  • 1993 – Intel Pentium satışa sunuldu.
  • 1995 – Irak’ın kuzeyindeki harekatta 3 bin PKK mensubu çembere alındı, 200’ü öldürüldü, sekiz asker öldü, 11 er yaralandı.
  • 2001 – Diyarbakır DGM’de 5 yıl süren Yüksekova Çetesi davasında 15 sanığa 3 ile 30 yıl arasında değişen hapis cezaları verildi.
  • 2003 – Hakkında üç ayrı gıyabi tutuklama kararı bulunan işadamı Halil Bezmen cezaevine konuldu.
  • 2006 – Zamanının yaşayan en yaşlı hayvanı olarak kabul edilen kaplumbağa Adwaitya öldü.

Doğumlar

  • 1459 – I. Maximilian, Kutsal Roma imparatoru (ö. 1519)
  • 1599 – Anthony van Dyck, Flaman ressam (ö. 1641)
  • 1799 – I. Wilhelm, Prusya kralı ve Alman İmparatorluğu imparatoru (ö. 1888)
  • 1868 – Robert A. Millikan, Nobel Ödülü sahibi ABD’li fizikçi (ö. 1953)
  • 1869 – Emilio Aguinaldo, Filipinler bağımsızlık mücadelesi önderi.
  • 1888 – Kuniaki Koiso, Japon asker ve siyasetçi (ö. 1950)
  • 1905 – Grigori Kozintsev, Sovyet sinema yönetmeni (ö. 1973)
  • 1907 – James Maurice Gavin, ABD’li asker (ö. 1990)
  • 1909 – Nathan Rosen, İsrailli fizikçi (ö. 1995)
  • 1913 – Vartan İhmalyan, Ermeni yazar (ö. 1987)
  • 1913 – Sabiha Gökçen, Türk pilot (ö. 2001)
  • 1924 – Osman Fahir Seden, Türk yönetmen (ö. 1998)
  • 1931 – Burton Richter, Amerikalı fizikçidir
  • 1947 – Érik Orsenna, Fransız politikacı ve roman yazarı
  • 1948 – Andrew Lloyd Webber, İngiliz müzisyen
  • 1949 – John Benjamin Toshack, Galli futbol adamı
  • 1959 – Carlton Cuse, Meksikalı yapımcı, senarist
  • 1966 – António Pinto, Portekizli sporcu
  • 1972 – Elvis Stojko, Kanadalı buz patenci
  • 1976 – Reese Witherspoon, ABD’li aktris
  • 1977 – John Otto, ABD’li müzisyen

Ölümler

  • 1832 – Johann Wolfgang von Goethe, Alman şair ve yazar (d. 1749)
  • 1953 – Ahmet Şükrü Oğuz, Türk siyasetçi (d. 1881)
  • 1958 – Mike Todd, Amerikalı film ve tiyatro yapımcısı (d. 1907)
  • 1993 – Samiha Ayverdi, Türk yazar (d. 1905)
  • 2001 – Sabiha Gökçen, Türk pilot (d. 1913)
  • 2001 – William Hanna, ABD’li prodüktör (d. 1910)
  • 2003 – Suna Korad, Türk opera sanatçısı (d. 1935)
  • 2004 – Ahmed Yasin – Hamas’ın kurucusu (d. 1938)
  • 2004 – Janet Akyüz Mattei, ABD’li astronom (d. 1943)
  • 2005 – Kenzō Tange, Japon mimar (d. 1913)
  • 2007 – Kadir Has, Türk işadamı (d. 1921)
  • 2010 – Özhan Canaydın, Galatasaray Spor Kulübü eski başkanı, iş adamı ( d. 1943 )
  • 2011 – Hamza Yanılmaz, Elazığ 23.Dönem milletvekili ,Elazığ eski belediye başkanı ( d. 1963 )

Tatiller ve Özel Günler

  • Dünya Su Günü
  • Dünya Çocuk Şiirleri Günü

14. Boston Türk Film Festivali (BTFF) Nuri Bilge Ceylan’ın “Kış Uykusu” adlı filmin gösterimiyle başlayacak.

kis-uykusu

Kuzey Amerika’daki en eski ve saygın Türk film festivallerinden ve ağırlıklı olarak uzun metrajlı filmlerden oluşan BTFF’nin bu yılki programında 23 film gösterilecek.

Boston Güzel Sanatlar Müzesi’nde 19 Mart-25 Nisan’da gerçekleştirilecek festivalde, çağdaş Türk sinemasının seçkin örnekleri ve yönetmenleri bir kez daha Amerikalı seyirciyle buluşacak.

Birçok saygın ismin de konuk edileceği etkinlikte, yönetmenler Derviş Zaim, Tayfun Pirselimoğlu, Onur Ünlü, Reha Erdem, Erol Mintaş, Murat Düzgünoğlu ve Ankara Sinema Derneği Başkanı Ahmet Boyacıoğlu ile Boston Türk Festivali Belgesel ve Kısa Film Yarışması’nda en iyi film jüri ve seyirci ödüllerini kazanan Hasan Serin, Derya Durmaz, Beyza Boyacıoğlu ve Sebastian Diaz da yer alacak.

Ayrıca, ünlü oyuncu Hülya Koçyiğit, başrolünü üstlendiği Ömer Lütfi Akad’ın “Gelin” filminin gösterimine katılacak.

Festival programı Nuri Bilge Ceylan’ın “Kış Uykusu” filminin Boston Güzel Sanatlar Müzesi’nde gösterimi ile başlayacak ve ardından yine müzede bir açılış resepsiyonu düzenlenecek.

Festivalde Nisan Dağ ve Esra Saydam’ın Deniz Seviyesi, Onur Ünlü’nün İtirazım Var, Güliz Sağlam’ın Tepecik Hayal Okulu, Beyza Boyacıoğlu ve Sebastian Diaz’ın Tonita’s, Hasan Serin’in Ağrı ve Dağ, Derya Durmaz’ın Ziazan, Derviş Zaim’in Balık, Tayfun Pirselimoğlu’nun Ben O Değilim, Ozan Açıktan’ın Silsile, Erol Mintaş’ın Annemin Şarkısı, Tunç Şahin’in Karışık Kaset, Reha Erdem’in Şarkı Söyleyen Kadınlar, Çağan Irmak’ın Unutursam Fısılda, Atıl İnaç’ın Daire, Hüseyin Karabey’in Sesime Gel, Melisa Önel’in Kumun Tadı, Çiğdem Vitrinel’in Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, Kaan Müjdeci’nin Sivas, Murat Düzgünoğlu’nun Neden Tarkovski Olamıyorum ve Ömer Lütfi Akad’ın Gelin adlı filmleri gösterilecek.

Festival Direktörü Erkut Gömülü, bu yıl da kapsamlı ve zengin programla  sinemaseverlerin karşısına çıktıklarını dile getirerek, etkinliğin Türk sinemasının ve genç kuşak Türk yönetmenlerinin ABD’deki tanıtımına önemli katkıda bulunduğunu belirtti.

TÜRK SİNEMASINDA MÜKEMMELLİK ÖDÜLÜ ÜNLÜ’NÜN

Bu arada, dokuzuncu yılını kutlayan Boston Türk Film Festivali Türk Sinemasında Mükemmellik Ödülü’nün bu yılki sahibinin Onur Ünlü olduğu açıklandı. Yönetmene ödülü Boston Güzel Sanatlar Müzesi’nde düzenlenecek bir törenle takdim edilecek.

ÖMER LÜTFİ AKAD DA ANILACAK

Festivalde, 2011 yılında hayatını kaybeden yönetmen Ömer Lütfi Akad anısına, onun 1973 yılında çektiği Gelin filmi gösterilecek. Filmin dijital olarak yenilenen kopyası  Kuzey Amerika’da ilk kez gösterilecek, sinema sanatçısı Hülya Koçyiğit başrolünü üstlendiği filmin gösterimine ve ardından düzenlenecek söyleşiye katılacak.

RUSSELL CROWE’UN SON UMUT’UNA ÖZEL GÖSTERİM

Çanakkale Savaşı’nın 100. Yılı anısına, festival programında iki film yer alacak. Yönetmenliğini Tolga Örnek’in yaptığı Gelibolu belgeseli 25 Mart’ta gösterilecek. Yönetmenliğini Russell Crowe’un yaptığı, oyuncuları arasında Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz’ın da yer aldığı Son Umut filmi ise ABD’de sinemalarda vizyona girmeden önce, 23 Nisan’da festival kapsamındaki özel bir gösterimle ilk kez seyirciyle buluşacak.

Kaynak: Habertürk

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası (BİFO), Pelin Halkacı Akın’ın solistliğinde “BİFO ile Barok Zamanı” konseriyle bu akşam Lütfi Kırdar Anadolu Auditorium’da İstanbullulara klasik müzik ziyafeti sunacak.

borusan-istanbul-flarmoni-orkestrasi

Vivaldi: Dört Mevsim, No. 1–4, Op. 8
Gabrieli: 13. Sonat
Telemann: Yaylılar ve Sürekli bas için Sol Majör Konçerto Grosso, TWV 52:G1
Bach J.S.: 3. No.lu Orkestra Süiti’nden “Air on G-string”
Lully: Le Bourgeois gentilhomme, LWV 43; 4. Perde 4, 5. Sahneden: “March pour la cérémonie Turcs”
Pergolesi: L’Olympiade Uvertürü
Händel: Music for the Royal Fireworks

BİFO, konzertmeister’ı Pelin Halkacı Akın’ın solistliği ile muhteşem bir barok akşamında kışın soğuğunu üzerinizden alacak. BİFO izleyicisinin başarılı çalışmalarını yakından takip ettiği Akın, solistliğinin yanı sıra eğitmen olarak da oldukça yoğun bir programa sahip. Sanatçı, Türkiye’deki tüm genç müzisyenlere örnek olacak şekilde, ülke çapındaki konser salonlarında parlak kariyerini zirveye taşımaya devam ediyor. Claudio Abbado, Seiji Ozawa, Pierre Boulez, Semyon Bychkov ve Daniele Gatti gibi ünlü orkestra şefleriyle çalışarak Avrupa’nın önde gelen konser salonlarında gerek orkestra ile gerekse solo konserler vermiş olan Akın, 2011 yılında Yolculuk adlı albümünü kaydetti. Bu albümünde de, dünya çapında eğitmen olarak katıldığı ustalık sınıfları ve solo konserlerinde de yalnızca yabancı bestecilerin değil, Türk bestecilerin yapıtlarına da büyük önem vererek çok önemli bir görevi üstlenen sanatçı, tüm klasikseverler ve tüm zamanlar için özlenen barok dönem yapıtlarından oluşan bir program sunacak.

Kaynak: Seç Haber

İspanyol çocuk ve gençlik edebiyatının en çok okunan, onlarca ödüllü yazarlarından Jordi Sierra i Fabra tarafından kaleme alınan Kafka ve Gezgin Bebek Türkçede!

kafka-ve-gezgin-bebek

Franz Kafka’nın ölmeden bir yıl önce, küçük bir kız çocuğuna yazdığı mektuplardan esinlenen Jordi Sierra i Fabra, Kafka’yı bir oyuncak bebek postacısı olarak karşımıza çıkarıyor. İspanya, İngiltere, İtalya, Galiçya ve Brezilya’da yayımlanmasının ardından birçok ödül alan, ayrıca Peru, Brezilya, Fransa ve İspanya’da tiyatro ve baleye uyarlanan Kafka ve Gezgin Bebek’i, Vapur’un ilk kitabı olarak gurur duyuyoruz.

Libros Kitap
Vapur Dizisi
1. kitap
KAFKA VE GEZGİN BEBEK
Yazar: Jordi Sierra i Fabra
Resimleme: Pep Montserrat
Türkçesi: Serdar Çelik
Yayın Yönetmeni: Adnan Özer
Editör: İpek Baysan

123 sayfa
1. baskı: Şubat 2015
ISBN: 978-605-84631-0-3

Franz Kafka, ölmeden bir yıl önce, küçük bir kız çocuğuna mektuplar yazmıştı… 1923 yılında Almanya, Steglitz Parkı’nda gezerken karşılaşmıştı bu kız çocuğuyla. Oyuncak bebeğini yitiren kız çocuğunun ağlayışı karşısında “teslim olan” Kafka, o an yepyeni bir karakter yarattı: Oyuncak bebek postacısı! Çocuğa, bebeğinin kaybolmadığını, seyahate çıktığını ve kendisinin de bir oyuncak bebek postacısı olduğunu söyledi. Bebeğin mektuplarını getirecekti ona… Kafka ertesi sabah uyandı ve kendisini bir oyuncak bebek postacısına, aynı zamanda bir oyuncak bebeğe dönüşmüş olarak buldu… Küçük kıza, üç hafta boyunca oyuncak bebeğin ağzından mektuplar yazdı ve bebek postacısı olarak parka gidip, mektupları küçük kıza teslim etti.

Kafka’nın yazdığı mektuplara hiçbir zaman ulaşılamasa da bu olayın doğruluğu, bir dönem hayatını paylaştığı Dora Dymant tarafından onaylanmıştır. Bir Kafka araştırmacısı olan Klaus Wagenbach, yıllarca parkın çevresindeki evleri tek tek dolaşarak, komşularla görüşmeler yaparak, gazetelere ilan vererek küçük kızı bulmaya çalışmışsa da başarıya ulaşamamıştır. Ancak bu beklentisini hiçbir zaman kaybetmemiş, uzun yıllar boyunca parka gitmeye devam etmiştir ve halen XX. yüzyılın önemli yaratıcılarından biriyle ilgili en önemli belgelerden biri olan bu mektupların sahibi veya elinde bulunduranı ile karşılaşma umudunu içinde taşıyarak araştırmalarına devam etmektedir.

Jordi Sierra i Fabra, 8 Mayıs 2004 günü El Pais gazetesinin Babelia ekinin iç kapağında César Aira’nın yazdığı Gezgin Bebek adlı makaleyi okumuş ve Kafka’nın küçük kızla yaşadıklarını hikâyeleştirmiştir. Fabra, kitabın son bölümünde, hikâyenin yazılış serüvenini anlatır ve şöyle der: “Ben bu günahı işlemek için kendime izin verdim ve bu mektupları yeniden yazdım, yarım kalan hikâyeyi tamamladım, hayal ürünü bir final yarattım. Gerçek böyle veya başka türlü olmuş olabilir, bunun çok fazla önemi olduğunu sanmıyorum. Olayın kendisi o kadar güzel ki geri kalan hiçbir detayın önemi kalmıyor aslında. Tek bildiğim şey şu ki, o mektuplar benim yarattıklarımdan çok daha mükemmel ve aydınlıktılar mutlaka.”

26 Temmuz 1947’de Barselona’da doğan Jordi Sierra i Fabra, çocukluk yıllarından itibaren yazar olmak istemiştir. Ailesi bu işte gelecek görmediği için onu pek desteklemese de Fabra bu tutkusundan vazgeçmemiş ve İspanyol çocuk ve gençlik edebiyatının en çok okunan, en başarılı yazarlarından biri olmuştur. Hayattaki ikinci tutkusu müzik olan Jordi Sierra i Fabra, 70’li yıllarda Disco Express adlı müzik dergisinde müzik eleştirmenliği yapmış, ünlü müzisyenlerle dünyayı dolaşmıştır. Popular 1 adlı rock müzik dergisini kurmuş ve Disco Express’te yönetici olmuştur. İlerleyen yıllarda 24 müzik antolojisi, rock müzik tarihi kitapları, Beatles Sözlüğü gibi birçok kitap yayımlar ve satış rekorları kırar. Çocuk ve gençlik edebiyatı kitapları Hollanda, Yunanistan, Japonya, Bulgaristan, Potekiz, Slovenya, Fransa, Almanya gibi ülkelerde yayımlanır. Ülkesinde ve dünyada onlarca ödül alan Jordi Sierra i Fabra 2004’te İspanya kütüphaneleri istatistiklerinde gençler tarafından en çok okunan yazar olur. Kafka ve Gezgin Bebek, 2007 yılında İspanyol Kültür Bakanlığı Ulusal Ödülü’nü alır; 2008’de Brezilya Ulusal Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Kurumu, Kafka ve Gezgin Bebek’i En İyi Çeviri dalında ödüllendirir. Fabra, Kafka ve Gezgin Bebek’le 2009’un En İyi Katalanca Kitabı dalında Protagonista Jove Ödülü’ne ikinci kez değer görülür. 2010’da Peru’da tiyatro sahnesine taşınan Kafka ve Gezgin Bebek, aynı yıl Madrid’de de sahnelenmeye başlar; 2011-2012 yılları arasında Bask’tan Tanttaka Tiyatrosu, Galiçya’dan Emedous Tiytrosu ve Katalan Albena Tiyatrosu Kafka ve Gezgin Bebek’in yeni bir tiyatro versiyonunu sahneye taşıyarak tüm İspanya’yı dolaşır. Kitapları milyonlarca satan Jordi Sierra i Fabra, çocuk ve gençlik edebiyatı alanındaki eserleri ve hem sosyal hem de kültürel alandaki katkıları nedeniyle 2012 yılında Cervantes Chico Prize’a değer görülmüştür. 2013’te tüm eserleri dolayısıyla İber Amerikan Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Ödülü’nü kazanan yazar, bu ödülü 2013 Guadalajara Kitap Fuarı’nda yapılan törenle almıştır. Kafka ve Gezgin Bebek son olarak 2013’te Fransa’da bale olarak sahnelenmiştir. 2005 yılından bu yana, gençlerin katıldığı ve onları yazarlığa teşvik etmeyi amaçlayan Jordi Sierra i Fabra Edebiyat Ödülü verilmektedir.
Arka kapak

Franz Kafka’nın, ölümünden bir yıl önce yaşadığı sıra dışı olay neydi?

Kafka, 1923 yılında bir gün Berlin’deki Steglitz Parkı’nda gezinirken, yürek yakıcı şekilde ağlayan küçük bir kız çocuğuna rastlar. Küçük kız, oyuncak bebeğini kaybetmiştir. Onu sakinleştirmek isteyen Kafka, hayal gücüyle bir hikâye uydurur: Bebek kaybolmamış, seyahate çıkmıştır. Kafka da bir oyuncak bebek postacısıdır ve oyuncak bebek, gittiği her yerden küçük kıza mektup yollayacaktır…

O günün gecesi Kafka, oyuncak bebeğin dilinden, küçük kıza mektup yazmaya koyulur.

Ertesi gün yine aynı parkta buluştuklarında, küçük kız, sevgili bebeğinden ilk mektubu alır…

Dünya edebiyatının en büyük yazarlarından Kafka’nın bir oyuncak bebek postacısı olarak karşımıza çıktığı bu hikâye nasıl gelişecektir?

Kafka’nın gerçekten yazdığı, ama küçük kızda kaldığı için hiçbir zaman bulunamayan mektuplar, Jordi Sierra i Fabra’nın kaleminde hayat buluyor…

Kaynak: Akşam

Nar Sanat İstanbulEğitim ve Kültür Sanat Derneği’nin sahibi olduğu Bakırköy’de bulunan M.E.B. Özel Nar Sanat Eğitim Kursu öğrencilerin 2011 -2012 Eğitim döneminin sone ermesi ile beraber yaz eğitimleri başladı. 3 yıldır Nar Sanat öğrenci ve eğitmenlerinin bir araya gelerek gerçekleştirdikleri etkinlikler her yıl olduğu gibi Bakırköy’de sanat rüzgarları esmesini sağladı… Aşağıda 2011-2012 eğitim dönemi boyunca öğrendiklerini sergileyen öğrenci ve onları yetiştiren eğitmenler ile etkinlikleri izleyen veli ve konukların bir kısmını görebilirsiniz. (Yarın resim ekleme devam edecektir)

 

Yepyeni Albümleri A Retrospective’in Avrupa Turnesi Kapsamında 19 Temmuz’da Kuruçeşme Arena’da!

Pink Martini

“Sympathique”, “Hang on Little Tomato”, “Hey Eugene!” ve “Splendor in the Grass“ albümleri ileTürkiye’de büyük bir hayran kitlesine sahip, her albümleri ile altın plak kazanan Pink Martini, grubun 17 yıllık kariyerlerini özetlediği yepyenibest of albümleri “A Retrospective“’in Avrupaturnesi kapsamında 3 özel konser için Türkiye’de.

Pink Martini 27. Uluslararası İzmir Festivali kapsamında 8 Temmuz’da Çesme Açıkhava Tiyatrosunda, 9 Temmuz’da Ankara’da OdtüMezunlar Derneği Vişnelik Tesisleri’nde ve 2005 yılında açılışını yaptığı Kuruçeşme Arena’da 19 Temmuz’da hayranları ile buluşacak.

Samurayların aşk şarkılarından 1930’ların Küba müziğine, Fransızca şansonlardan Brezilyasokak şarkılarına kadar dinlemesi en keyifli şarkıları tozlu raflardan bulup çıkaran topluluk, ChinaForbes’un sağlık nedenleri ile kısa bir ara vermesi nedeniyle 2011 Mart ayında gruba katılan Storm Large’ın kulak pası silen sıcak vokali ve yepyeni şarkıları ile yine unutamayacağınız konserlerle Pasion Turca himayesinde Türkiye’de.

Pink Martini Hakkında 

Pink Martini

“Pink Martini’nin hayatı seven enerjisini ve orijinalliğini sıkıştırabilecek bir kalıp ya da tanım yok…”BBC Music Review.

Pink Martini 1994 yılında Klasik piyano eğitimi alan Harvard mezunu Thomas M. Lauderdale tarafından Portland’da kuruldu.

Pink Martini kurulduğu günlerde politik tavrı olan, sivil toplum örgütlerinin yardım ve bilinçlendirme amaçlı organizasyonlarında sahneye çıkan bir orkestra olarak yola çıkmıştı.

Thomas M. Lauderdale’in Harvard’dan sınıf arkadaşı China Forbes, orkestraya 1995’te katıldı. Pink Martini kurulduğu ilk günlerden beri farklı dillerde, farklı kültürlerin şarkılarını dünyaya sunmaya ve dünyaca ünlü Senfoni orkestralarıyla sahne almaya devam ediyor.

The Boston Pops, San Francisco Senfoni Orkestrası, Hollywood Bowl Orkestrası ve Los AngelesFilarmoni orkestrası gibi ünlü orkestralarla zengin bir evrensellik yakalayan Pink Martini daha önceki üç albümüyle 2 milyondan fazla satış rakamına ulaştı.

Pink Martini Sympathique adlı ilk albümlerini 1997’de yayınlar yayınlamaz Fransa’nın ünlü “Victoires de la Musique “ ödüllerinde “Yılın şarkısı” ve “ En İyi Yeni Sanatçı” kategorilerinde aday olarak uluslararası bir fenomen haline geldi.

2004, yılında yayınlanan ikinci albümleri “Hang on Little Tomato”, Amazon albüm satışları listesinde 1 numara olmayı başarmıştı. Grubun üçüncü albümleri Hey Eugene! hem Billboard en çok satan albümler listesinde ilk 30’da yeraldı hem de ikinci kez Amazon albüm satış listelerinde 1 numara olmayı başardı.

Pink Martini’nin yeni stüdyo albümleri “Splendor in the Grass”ı da kendi plak şirketleri Heinz Records etiketiyle çıkardılar.

Kendilerini “Dünyanın değişik köşelerinden melodileri ve ritimleri bir araya getirip, modern bir formda sunan müzik arkeologları” şeklinde tarif eden topluluğun kurucu üyesi piyanist Thomas M. Lauderdale, “Bir müzik belgeseli hazırlıyor gibiyiz; dünya vatandaşı ve müzik elçileri olarak, her zaman değişik kültürlerin geleneklerini, dillerini, tarihlerini bilmek ve çalışmak zorundayız. ABD’li bir grubuz, ancak zamanımızın büyük bir bölümünü Avrupa’da geçiriyoruz. En büyük amacımız, hangi kültürden olursa olsun, dünya üzerinde çok geniş bir dinleyici kitlesine seslenebilmek” diye ekliyor.

Türkiye’deki konserleriyle de büyük ilgi gören topluluk Türkiye sevgisini ülkemizdeki turnelerinde çektirdikleri resimler ile “Hang on Little Tomato” albümlerinin kartonetine taşıyarak göstermişti. Avrupa’daki ilk performansını Cannes Film Festivali’nde gerçekleştiren Pink Martini özellikle Fransa, İspanya, Portekiz, Belçika, İsviçre, Yunanistan, Lübnan gibi ülkelerde kapalı gişe konserlere imza atıyor.

Los Angeles, Oregon, Seattle, New Jersey, San Antonio ve Kansas City senfoni orkestralarıyla birlikte konserler veren topluluk, 2003 yılında Frank Gehry’nin mimari şaheseri Los Angeles Filarmoni’nin yeni evi Walt Disney Konser Salonu’nun açılışını yaptığı gibi 2005’te Türkiye’de de Kuruçeşme Arena’nın açılışını yapmıştı.

Televizyonların ünlü dizileri de Pink Martini şarkılarını soundtrack olarak kullanmak için birbirleriyle yarışıyorlar. The West Wing’den Desperate Houseviwes’a kadar Pink Martini’nin şarkıları şimdiye kadar birçok ünlü dizide kullanıldı.

2011 sonbaharinda 2 yepyeni albüme imza atan Pink Martini, ilk olarak Saori Yuki ile ‘1969’ albümünü ardından da 17 yıllık hikayelerini özetledikleri ‘piyasaya çıkardı. ‘1969’ Pink Martini, efsanevi Japon sanatçı Saori Yuki 2007 yılında Pink Martini’nin “Taya Tan” adlı şarkıyı yeniden yorumlamasıyla başlayan ortak hikayelerini 1969 yılının en güzel şarkılarını biraraya getirerek hazırladıkları sımsıcak bir albüm. 1969 albümü “Blue Light Yokohama”, “Yuuzuki”, “Mayonaka noBossa Nova (Geceyarısı Bossa Nova’sı)” gibi Japonya’nın en ünlü şarkılarını ve Pink Martini tadında yorumlanan “Yoake no Scat (Yeni Bir Şafak Melodisi)” gibi Saori Yuki’nin en meşhur şarkılarını içeriyor. Albümde Fransızca, Japonca ve İngilizce 12 şarkı bulunuyor.

Jorge Ben’in ünlü “Mas Que Nada” , Peter Paul & Mary “Puff, The Magic Dragon” şarkısı ve Peggy Lee’nin ünlü “Is That All There Is” şarkısına kadar uluslararası ünlü şarkılara da yeni yorumlar getiren albüm , bir Japon efsanesi olan Saori Yuki’yi de Türkiye’deki dinleyici ile buluşturuyor.

‘1969’ albümü ile aynı anda grup 17 yıllık kariyerlerini özetledikleri 8 yepyeni şarkı ile destekledikleri en iyiler – best of çalışması ‘A Retrospective’ piyasaya çıkardı.

Türkiye satışları ile birçok kez altın plak kazanan topluluk Türkiye’yi Monica Molina, Buika, Mariza gibi birçok dünya starını ile ilk kez buluşturan Pasion Turca’nın himayesinde üç dev konserle İzmir, Ankara ve İstanbul’da.

Samurayların aşk şarkılarından 1930’ların Küba müziğine, Fransızca şansonlardan Brezilya sokak şarkılarına kadar dinlemesi en keyifli şarkıları tozlu raflardan bulup çıkaran topluluk, China Forbes’un sağlık nedenleri ile kısa bir ara vermesi nedeniyle gruba 2011 Mart ayında katılan Storm Large’ın kulak pası silen sıcak vokali ve yepyeni şarkıları ile yine unutamayacağınız konserlerle Pasion Turca himayesinde Türkiye’de.

 Kaynak : [-]

Michelangelo ve Raphael ilk kez Türkiye’ye geliyor!

The Great Masters İnteraktif sergisi

16. yüzyıl İtalya’sının en ünlü üç ustasının bilim ve sanatta nasıl izler bıraktıklarını anlatan The Great Masters Sergisi dünyada ilk kez Türkiye’de sergilenecek.

İnteraktif sergi, 1 Haziran – 31 Temmuz’da Arter Tasarım ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi işbirliği ile Tophane-i Amire Büyük Salon’da gerçekleşecek. İsveçli sergi tasarım şirketi Excellent Exhibitions AB tarafından tasarlanan “The Great Masters” sergisi dünyaca ünlüİtalyan küratörler Alessandro Vezzosi ve Francesco Buranelli tarafından hayata geçirildi. “The Great Masters”, 2010 yılında Göteborg, İsveç’te açılan ve 130 bin kişi tarafından ziyaret edilen “:And There Was Light” sergisinin geliştirilmiş bir versiyonu.

Sergide ziyaretçiler dokunmatik ekranlar vasıtasıyla Raphael’in yapmış olduğu resimler ve eskiRoma kalıntılarını ölçme ve düzenleme çalışmalarını görebilir, Leonardo’nun icatlarının mekanik özelliklerini deneyimleyebilir, Sistine Şapeli’nin tavanını boyamanın zorluğunu anlayabilirler. Sergi, 3 ünlü usta üzerinden yola çıkarak, keşifler çağı olarak bilinen 16. YY. İtalya’sını ve Rönesans’ı anlatıyor.

Serginin Giriş bölümünde yer alan medya odasında sunulacak 3 dakikalık bir film gösterimi, Rönesans döneminin yaratıcı 3 ustası hakkında genel bir bilgilendirme yapacak ve ziyaretçileri sergiye hazırlayacak. Bir başka bölüm olan Adli İnceleme’de “Mona Lisa” başta olmak üzere ünlü eserler detaylı olarak incelenecek. Ardından dünyanın en ünlü resimlerinden olan “Son Yemek” gerçek ölçüsünde ziyaretçi ile buluşacak. Ziyaretçilerin Leonardo da Vinci’nin kullandığı tekniklerle tanışacağı bu bölümde perspektif, renk, postür ve oranın uyumu konu edilecek. Sergi mimariye de yer veriyor ve Raphael ile Michalengelo tarafından yapılan St. Peters Bazilikası’nın yanı sıra dönemin yapıları için kaç kişinin çalıştığı, ne kadar zamanda inşa edildiği anlatılacak. Dokunmatik ekranlar sayesinde Sistine Şapeli’ni ziyaretçiler detaylı bir şekilde inceleyebilecek.
Serginin biletleri sergi mekanında bulunan My Bilet gişesinden ve My Bilet web sitesinden temin edilebilecek. Sergi hakkında detaylı bilgi serginin web sitesinde ve My Bilet’te.

 

Kaynak : [-]