İstanbul Modern Sinema, Türk sinema tarihinin en önemli yönetmenlerinden ve filmleriyle çığır açan Metin Erksan’ın dokuz filmini izleyiciyle buluşturuyor.

Erol Taş - Hülya Koçyiğit

19 Nisan – 29 Nisan tarihleri arasında gösterime sunulacak seçkide, Metin Erksan sinemasının olgunlaştığı ve en iyi ürünlerinin ortaya çıktığı 1960’lı yıllarda çektiği filmler yer alıyor. Bu filmler, Metin Erksan’ın günümüz Türk sinemasındaki etkisini, izlerini yansıtıyor.

“Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı program, 19 Nisan Perşembe günü saat 16.30’da  Kuyu filminin gösterimiyle başlayacak ve gösterimin ardından saat 18.30’da düzenlenecek söyleşiye filmin yapımcısı, Lale Film’in sahibi Necip Sarıcı, Kuyu filmini Türk sinema tarihinin en iyi filmi olarak niteleyen sinema yazarları Yeşim Tabak ile Burcu Aykar katılacaklar. Söyleşide filmin perde arkası irdelenecek ve Metin Erksan’ın 1968’de AltınKoza’da kazandığı “En İyi Yönetmen” ödülüyle ilgili  özel bir belgesel sunumu gerçekleştirilecek.

Metin Erksan, öznel, yenilikçi ve evrensel sinema diliyle Türk sinema tarihinde toplumsal gerçekçi akımı yaratan bir “auteur” olduğu gibi, uluslararası bir yarışmada birincilik ödülü alan ilk yönetmen. Sinemacı ve entelektüel kimliği iç içe geçen, sanat tarihiyle yakından ilgili olan Erksan, yıllarca sansürle mücadele etti ve filmleriyle olduğu kadar yazılarıyla da sinemaya büyük katkılar sağladı. “Erksan’ın tutkularının, eserlerindeki kişilerin tutkularıyla kaynaşarak, filmlerinin başka hiçbir rejisörün eserlerinde rastlanmayan o kendine has fırtınalı dünyasını” ortaya çıkardığını belirten Halit Refiğ, Metin Erksan’ın büyük sanat eserleri yaratmak için gereken ilk şartı başararak, kendi özel dünyasını kurduğunu vurguluyor.

“Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı programda ünlü yönetmenin Kuyu, Susuz Yaz, Yılanların Öcü, Sevmek Zamanı, Cingöz Recai Beyaz Cehennem, Dokuz Dağın Efesi, Gecelerin Ötesi, Mahalle Arkadaşları ve Suçlular Aramızda isimli filmleri gösterime sunulacak.

Türk sinemasının kilometre taşı ve Metin Erksan filmografisinin en önemli filmlerinden biri olan Susuz Yaz, 1964 yılında Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazandı.  Susuzluk ve kadınsızlık temasını işleyen bu köy filmi, Necati Cumalı’nın aynı adlı hikayesinden uyarlandı. Fakir Baykurt’un aynı adlı eserinden Metin Erksan’ın senaryolaştırdığı ve Karanlık Dünya filminden sonra sansürle en sert çatışmasını oluşturan, 1966 yılında Kartaca Film Şenliği’nde birincilik kazanan, “köy gerçeklerine dönüş” filmi Yılanların Öcü’nde Erksan fakirliği abartmadan, karton tipler değil gerçek ve direnen karakterler yaratarak, mülkiyet temasının altını çizdi. Türk sinemasının en iyi filmlerinden biri olarak değerlendirilen kült aşk filmi Sevmek Zamanı, bir kızın suretine aşık olan delikanlı ile o suretin sahibi kızın modern zamanlarda geçen aşk hikayesiydi. “Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı programın açılış filmi Kuyu ise Orhan Gencebay’ın müzikleri ve kuyu başındaki dramatik finaliyle 1969 yılında 1. Adana Altın Koza Film Şenliği’nde  “En İyi Film”,  “En İyi Yönetmen”, “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ve “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödüllerini kazandı, kimi eleştirmenlerce Türk sinemasının en iyi örneklerinden biri olarak nitelendirildi.

“Metin Erksan Siyah Beyaz” başlıklı programda yönetmenin gösterilecek diğer filmleri arasında Peyami Safa’nın polisiye romanından uyarlanan Cingöz Recai Beyaz Cehennem; Erksan’ın tarihsel gerçekçi hikayelerinden biri olan, Ege yöresinde Osmanlı Hükümeti’ne karşı isyan ederek dağa çıkan Çakıcı Mehmet Efe’nin serüvenini anlatan Dokuz Dağın Efesi; 1961’de Türk Filmleri Yarışması’nda “En İyi Senaryo” ödülünü alan ve toplumsal gerçekçi sinemanın başlangıcı olarak kabul edilen Gecelerin Ötesi; Steinbeck’in Sardalya Sokağı romanından esinlenen Mahalle Arkadaşları ve 1965’te İzmir Enternasyonal Fuarı 1.Film Şenliği’nde “En Başarılı Yönetmen” ve  1965’te Milano Film Festivali’nde “En İyi Sosyal İçerikli Film” ödüllerine değer görülen Suçlular Aramızda bulunuyor.

Cingöz Recai Beyaz Cehennem

Turan Seyfioğlu

1954, 88´, siyah beyaz

Oyuncular: Turan Seyfioğlu, Avni Dilligil, Neriman Köksal

Peyami Safa’nın polisiye romanından uyarlanan bu hırsız-polis hikayesi uluslararası biruyuşturucu çetesiyle mücadele eden Cingöz Recai’nin İstanbul’daki maceralarını anlatır. Hikaye, armatör Hüseyin Faik’in öldürülmesiyle başlar. Arkadaşı Leman’la bir gece gezmesinden dönen karısı Melahat, bindikleri taksi şoförü tarafından kaçırılmak istenir. Polislerce kurtarılıp evine getirilir. Evde kocasını boğulmuş olarak bulurlar. Arsen Lüpen tiplemesinden esinlenerek yaratılmış bu sakız çiğneyen, cesur ama tedbirli, zeki ama çapkın, sevimli sabıkalı rolünde Turan Seyfioğlu öne çıkıyor.

Dokuz Dağın Efesi

1958, 107´, siyah beyaz

Oyuncular: Fikret Hakan, Serpil Gül, Hayri Esen

Erksan’ın tarihsel gerçekçi hikayelerinden biri olan film, Ege yöresinde Osmanlı Hükümeti’ne karşı isyan ederek dağa çıkan Çakıcı Mehmet Efe’nin serüvenini anlatır. Babası, Hasan Çavuş tarafından öldürülen Çakıcı Mehmet, bunun üzerine intikam almaya

Çakıcı Geliyor - Dokuz Dağın Efsanesi

karar verir ve dağa çıkar. Anadolu’nun gerçekçi yaşantısınınn derinine bakan film Erksan’ın tüm kahramanları gibi yalnız ve tutkulu bir insanın destanını aktarır.

Gecelerin Ötesi

1960, 85´, siyah beyaz

Oyuncular: Kadir Savun, Erol Taş, Hayati Hamzaoğlu

Film, aynı mahallede yaşayan yedi gencin öyküsünü anlatır. Birbirlerinden farklı yaşantılara ve ideallere sahip  olan bu gençlerin tek ortak yanları,  paranın mutluluk getireceğine inanmalarıdır. Bunun için bir çete kurarlar ve benzin istasyonlarını soymaya başlarlar. Uzun yol şoförü Fehmi, ailesine bakmak zorunda olan dokuma işçisi Ekrem, Amerika’ya gidip şöhret olma hayaline kapılan rock’n roll meraklısı müzisyenler Sezai ve Yüksel, sanatından tatmin olmayan idealist tiyatrocu Cevat ve mutsuz ressam Ayhan… Her mahallede bir milyoner yetiştiren siyasi düzenin kurbanları üzerinden dönemin ekonomik yapısına ve sosyal yaşamına sert bir eleştiri getiren bu film, toplumsal gerçekçi sinemanın başlangıcı olarak kabul edilir. Gecelerin Ötesi 1961’de Türk Filmleri Yarışması’nda “En İyi Senaryo” ödülünü aldı.

Mahalle Arkadaşları

1961, 90´, siyah beyaz

Oyuncular: Efkan Efekan, Suna Selen, Kadir Savun

Erksan yine bir çetenin maceralarını anlatıyor: Steinbeck’in Sardalya Sokağı romanından esinlenen bu hikaye bir kızı seven fakir bir kaptanla, aylak arkadaşları üzerinedir. Sinema yazarı ve tarihçisi Giovanni Scognamillo’nun ifade ettiği gibi, “Sevimli mutlu serseriler, avare yaşamanın rahatlığı, sorumsuz olmanın tatlılığı, zengin kız-fakir delikanlı aşkı, kötü adam, vamp kadın, geleneklere bağlı gülünç baba, Erksan’ın hikayesinde kullandığı başlıca motiflerdi… Bu buruk güldürüde arkadaşlık savunuluyordu, küçük insanlar şirinlik kazanıyordu, burjuvalar sövülüyordu…”

Yılanların Öcü

1962, 102´, siyah beyaz

Oyuncular: Fikret Hakan, Nurhan Nur, Aliye Rona, Kadir Savun, Erol Taş

Fakir Baykurt’un aynı adlı eserinden Erksan’ın senaryolaştırdığı bu film, yönetmenin sansürle üçüncü ve en sert çatışmasını doğurdu. Dönemin siyasi sahnesinde yankı uyandıran, basının uzun süre ilgisini çeken Yılanların Öcü, bir “köy gerçeklerine dönüş” filmi.  Yaşlı anası Irazca, karısı ve üç çocuğuyla küçük toprağını ekerek geçimini sağlayan Kara Bayram yoksul bir köylüdür. Muhtar, köyün ortak arazisinden bir yeri Deli Haceli’ye satınca yapılacak evin kendi evinin önünde olmasına karşı çıkan Kara Bayram’ın huzuru kaçar. Erksan filmde fakirliği abartmadan, karton tipler değil gerçek ve direnen karakterler yaratarak mülkiyet temasının altını çizer.Yılanların Öcü  1966 yılında Kartaca Film Şenliği’nde birincilik kazandı.

Susuz Yaz

1963, 90´, siyah beyaz

Oyuncular: Erol Taş, Hülya Koçyiğit, Ulvi Doğan

Necati Cumalı’nın aynı adlı hikayesinden uyarlanan bu köy filmi, Berlin’de büyük ödül AltınAyı’ya layık görüldü. Hikayenin geçtiği İzmir’in Bademler köyünde dokuz ayda yapılan film susuzluk ve kadınsızlık temasını işler. Sosyolojik bir olayı “yalnız insan” dramıyla kaynaştıran filmde çiftçi Osman, arazisinde çıkan suyu kendi başına sahiplenmek ister, ancak suya ihtiyaçları olan diğer köylüleri karşısına alır. Bu çatışmada hapse düşen kardeşi Hasan’ın karısı Bahar’a da göz koyar. Sinema yazarı ve tarihçisi Giovanni Scognamillo, Susuz Yaz’ın “Toprak ve su mülkiyeti meselelerine, Türk köylüsünün cinsel davranışlarına, Erksan’ın kendi dünyası içinde doğru bir şekilde yaklaşmayı başardığı” için üstün bir sanat eseri olduğunu belirtiyor. Film, bir yandan köy yaşantısını, toplumsal davayı gözlemlese de asıl dayanağı üç karakterin arasındaki duygusal ilişkiler ve çatışmadır. Erksan bu filmde dönemin yıldız ekolüne karşı koyarak, sonrasında her biri Türk sinemasında değerli izler bırakan oyuncuların yetişmesini sağladı. Filmin müziği Manos Hacidakis tarafından bestelendi. Susuz Yaz, “Her bakımdan Türk sinemasının kilometre taşı” olarak nitelendiriliyor.

Suçlular Aramızda

1964, 98´, siyah beyaz

Oyuncular: Belgin Doruk, Tamer Yiğit, Ekrem Bora

İstanbullu zengin bir ailenin konağında, oldukça kıymetli olduğu söylenen bir kolye çalınır. Hırsızın evin içinden bir kişi olduğu düşünülmektedir. Ancak şüphelerde sınıf farklılıkları, önyargılar hemen göze çarpar. İşin tuhaf yanı kolye sahtedir. Suçlular Aramızda, çalınan bu sahte kolyenin çevresinde dönüp dolaşan, ölen ve öldürülen karakterlerin hikayesidir. Farklı çevrelerde geçen ve bir polis romanını andıran olaylar aslında yine bir toplum eleştirisini ortaya çıkarır. Suçlular Aramızda, 1965’te İzmir Enternasyonal Fuarı 1.Film Şenliği’nde “En Başarılı Yönetmen” ve 1965’te Milano Film Festivali’nde “En İyi Sosyal İçerikli Film” ödüllerini aldı.

Sevmek Zamanı

1965, 89´, siyah beyaz

Oyuncular: Müşfik Kenter, Sema Özcan, Süleyman Tekcan, Deniz Çakır

Değeri sonradan anlaşılan kült bir aşk filmi. İnsan dramıyla, insanın içsel dünyasıyla ilgilenen, mekanı, öykü anlatımı, usta sahneleri ve diyaloglarıyla Türk sinemasının en iyi filmlerinden biri olarak değerlendirilir. Bir kızın suretine aşık olan delikanlı ile o suretin sahibi kızın modern zamanlarda geçen aşk hikayesidir. Döneminin popüler Türk filmlerinden tamamen ayrılan, aşkı farklı bir gözle, tutkuyu soyut bir yaklaşımla irdeleyen, Doğu masallarından borç aldığı ‘suret’ teması üzerinden kurgulanan filmi, Fransız sinema tarihçisi Georges Sadoul, “Sinemada sert bir sınıf çatışmasının en net göründüğü metin” olarak nitelendirdi. Halil, adada ustası Mustafa ile birlikte boyacılık yapmaktadır. Bir gün boyamaya girdiği boş köşklerden birinde duvarda asılı bir kadın resmi görür ve resme aşık olur. Bir yıl boyunca her gün köşke girer ve resmi seyreder; ta ki köşkün sahibinin kızı olan resimdeki Meral, iki arkadaşıyla köşke gelip Halil’i resmini seyrederken görene kadar. Meral, Halil’in kendisine aşık olduğuna inanarak bu aşka karşılık verir. Oysa Halil, Meral’e değil, onun resmine aşıktır.

Kuyu

1968, 84´, siyah beyaz

Oyuncular: Nil Göncü, Hayati Hamzaoğlu, Aliye Rona

Şiddet ve tutkunun bir arada işlendiği film, bir gazete haberinden yola çıkmıştır. Komşusu Fatma’ya deli gibi tutkun olan Osman kızı defalarca kaçırır, dağa kaldırır, evlenmeye ikna etmeye çalışır, başaramayınca bir ağaca bağlayarak tecavüz eder. Ama Fatma’nın intikamı acı olur. Dönemin köy hikayelerinin aksine toprak ağası karakterine yer vermeyen filmdeki dramatik çatışma, mülk sahibi olanların kendi çıkarlarını kovalarken başkalarına zarar vermelerinden kaynaklanır. Hastalıklı bir tutkuyla bir kadına sahip olma isteğinin sınırlarını gösterir. Nijat Özön “tam Erksan usulü bir kara sevda filmi diye nitelendirdiği filmin, “İnsanın derinliklerine bakışı, karakterlerin patolojik yalnızlıklarını neredeyse doğallaştırdığınadeğinerek, sinemanın değil, psikiyatrinin konusu olması gerektiğini belirtir. Orhan Gencebay’ın müzikleri ve kuyu başındaki dramatik finaliyle 1969 yılında 1. Adana Altın Koza Film Şenliği’nde  “En İyi Film”, “En İyi Yönetmen”, “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ve “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” ödüllerini kazanan film, kimi eleştirmenlere göre Türk sinemasının en iyi örneklerinden biridir.

Kaynak : [-]

Devlet Tiyatroları, 25-30 Nisan tarihleri arasında Ankara’da ”Küçük Hanımlar Küçük Beyler” Uluslararası Çocuk Tiyatroları Festivali düzenlemektedir.

Küçük Hanımlar Küçük Beyler festivali

Devlet Tiyatroları’ndan…

Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı”na tiyatro sanatı ile katkıda bulunmak, Türk tiyatrosunun dünya çocukları yoluyla yurt dışına açılımını sağlamak, tanıtmak ve yurt dışında bu daldaki gelişmeleri takip ederek kültürler arası gelişim ve değişime hizmet etmek amacıyla, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü 2005 yılından beri her yıl 25-30 Nisan tarihleri arasında Ankara’da “Küçük Hanımlar Küçük Beyler” Uluslararası Çocuk Tiyatroları Festivali’ni düzenlemektedir.

Festival, adını ve içeriğini büyük önder Atatürk’ün çocuklara yönelik şu cümlelerinden almıştır; “Küçük Hanımlar Küçük Beyler, Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek, Ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz!” Devlet Tiyatroları, başlangıcından itibaren festivalin kurumsallaşarak, dünyada düzenlenen çocuk ve gençlik tiyatrosu festivalleri arasında saygın bir yer edinebilmesi için çalışmaktadır. Bu amaçla günümüze değin ülkemiz çocuklarını çocuk tiyatrosunun farklı alanlarında uzman ve tanınmış ekiplerle buluşturmuş, çocuk tiyatrosunun çok farklı türlerini festival bünyesine katmış, profesyonel tiyatro yaşamını desteklemiştir.

Festivalde; kukla, gölge oyunu, kara tiyatro, dans tiyatrosu, opera, bale ve sokak tiyatrosu gibi farklı tekniklerin kullanıldığı çocuk oyunları; seminer ve söyleşi gibi etkinlikler yer almaktadır. Eğitim ve öğretimin en önemli parçası olan “SANAT”, çocukların ve gençlerin hayal dünyalarını geliştirip, yaratıcılıklarını ortaya koymaları için onlara sınırsız alan tanır. İlerideki büyük başarıların temelleri, küçük yaşlarda kurulan hayallerde atılır çoğu zaman. Bu nedenle çocukların ve gençlerin sanata yönlendirilmeleri, cesaretlendirilmeleri gerekir. Geniş ufuklara sahip bireylerin oluşturduğu bir toplum yaratmak da ancak bu yolla mümkündür. Özgür düşünebilmenin yollarından biridir sanat aynı zamanda… Bütün sanat dalları gibi tiyatro da insana, özgür düşünebilmenin yanı sıra kendini ifade edebilme olanağı verir. İster izleyici olsun ister sahnede yer alsın, her çocuk ve her genç tiyatronun renkli dünyası sayesinde keyifli bir yolculuğa çıkar ve bu çok özel sanat dalı, yarattığı her bir “cesur yürek”e, büyüme kaygısıyla geçen yıllar boyunca yaşama sevincinin, güzel ve dürüst dostluklar ile tatlı heyecanların eşlik etmesini sağlar. Bu desteğin en güzel yanı, yarının büyük izleyicilerinin tiyatroyla sımsıkı ve son derece güçlü bir bağ kurmalarını sağlamasıdır.

Festival Programı İçin Tıklayınız.

 

 

İBB’nin, Şehir Tiyatroları yönetmeliğinde yaptığı değişikliği protesto eden sanatçılar, Galatasay Lisesi önünden Tünel’e yürüdü

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir TiyatrolarıGörev ve Çalışma Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikler ve repertuar belirleme yetkisinin genel sanat yönetmeninden alınması sanatçılar tarafından protesto edildi.

Beyoğlun'da sanatçı eylemi 24 nisan 2012

“İSTANBUL ŞEHİR TİYATROSU EHLİLEŞTİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yeni yönetmeliğini protesto eden onlarca tiyatro sanatçısı, İstiklal Caddesi’ndeki Galatasaray Lisesi önünde toplandı. Sanatçılar ellerindeki “Muhafazakar Sanat”, “Şehir Tiyatroları Yok Edilemez”, “Korkuya Karşı Özgür Tiyatro” dövizlerle protesto gösterisine destek verdi. Aralarında Halil Ergün, Tarık Akan, Bülent Kayabaş, Ayşe Nil Şamlıoğlu, Erkan Can, Mehmet Ali Alabora, Mustafa Alabora, Rutkay Aziz, Fırat Tanış, Perihan Savaş gibi sanatçıların bulunduğu gruba CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran, CHP İstanbul milletvekili Süleyman Çelebi de destek verdi.

Grup adına basın açıklamasını tiyatro sanatçısı Engin Alkan yaptı. Alkan, “Herşeyin farkındayız. 1914’ten beri ehil ellerde olan İstanbul Şehir Tiyatrosu göz göre göre ehlileştirilmeye çalışılıyor. Dünyada herhalde ilk kez bir tiyatro, tiyatro insanlarından arındırılıyor. Sanatın içinden sanatçı kovuluyor. Tüm bunlar sanatı ve sanatçıyı hizaya sokma ve halkın gözünden küçük düşürme gayretleridir. Gerçekleri eğip bükerek hiçkimse sanatçı ve sanatçıyla halkın arasına nifak sokamaz. Hedefin ne olduğunu görüyoruz. Özgür düşünceden korkmayan herkes görüyor. Çok sesliliği tek bir notaya dönüştürecek olan muhafazakar sanat gibi söylemler demokratiktirleşme diye sunuluyor. Sanatsal yaratı, siyasi iradeye teslim edliyor. Oysa sanat ve demokrasi hiçbir siyasi iradenin faydacı beklentilerine göre yeniden tarif edilemez. Seçilmişlerin asıl görevi sanata asıl ihtiyacı olan özgür ortamı sağlayacak alt yapı oluşturmaktır” dedi.

24 nisan 2012 Şehir Tiyatroları için eylem

“HUKUKİ ZEMİNDE HAKKIMIZI ARAYACAĞIZ”
Sessiz kalmayacaklarını söyleyen Alkan, “Öncelikle dayatılan yeni yönetmeliğe karşı hukuki zeminde hakkımızı arayacağız. Yüz yıllık şehir tiyatrosu mirasını her zeminde savunacağız. Ustalarımıza, gelecek kuşaklara karşı üstlendiğimiz bu sorumluluğu ülkemizdeki, dünyadaki tüm sanat emekçileriyle paylaşıyoruz. Hedefimiz çağdışı yönetmelik dayatmaları yerine çağdaş ve özerk bir İstanbul Şehir Tiyatrosu yasasıdır” diye konuştu. Alkan, “Sayın belediye başkanının bir canlı yayında kurum sanatçılarına sunduğu öneriyi düstur kabul ediyoruz. Herkes kendi işini yapsın. Bizim işimiz tiyatro” dedi. Basın açıklamasının ardından tiyatro sanatçıları bağırarak yeni yönetmeliği protesto etti.

İSTİFA EDEN ESKİ SANAT YÖNETMENİNDEN ‘HERKES KENDİ İŞİNİ YAPSIN’ MESAJI
Protesto gösterisine katılan tiyatro sanatçısı Cem Davran, “Hayatımın tamamını şehir tiyatrolarında geçirdim. Şehir tiyatrosuna dayatılan yönetmelik asla ve asla bir sanat kurumunda uygulanamaz. Bu vandalca ve garabet bir yönetmelik. Bir an önce ilgili kişiler tarafından değiştirilmesi lazım” diye konuştu.Mehmet Ali Alabora da “Burada yapılacak şey çok net. Şehir tiyatro sanatçılarının diyalog için muhatap alınmaları. Bir yönetmelikle değil bir yasayla şehir tiyatrolarının özerk yapısının koruma altına alınması gerekiyor” diye konuştu.
Yönetmeliğin değiştirilmesine tepki olarak Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmenliği’nden istifa eden Ayşe Nil Şamlıoğlu, “Herkesin uzmanlaştığı alanda işini yapması lazım. Eğer herkes kendi bildiği işi yaparsa bu ülkenin çağdaş bir geleceği çok daha sağlam adımlarla ilerleyeceğine inanıyorum. Onun için ne olur herkes kendi işini yapsın” dedi.

“BUNLAR HEP GERİYE TEPTİ, YİNE TEPECEKTİR”
Sanatçı Halil Ergün, “Bu uygulamayı yapanlar bunu düşünsünler. Bu 28 Şubat müdahalesinden farklı bir şey değildir. Sanatsal kurumlara sanata toplum mühendisliği dayatmak çok görüldü bu ülkede. Bunlar hep geriye tepti, bu da tepecektir. Yazarın bir tanesi parayı veren düdüğü çalar demiş. Kimin parasını kime çalıyorlar ? Belediyenin orada harcadığı para halkın kültürel ihtiyaçlarının parasıdır ” dedi. Sanatçı Rutkay Aziz “Öncelikle tiyatroyu tiyatrocular yönetecektir. Gelip giden belediye başkanlarının tiyatrosu değildirşehir tiyatroları. İstanbul’un ve Türkiye’nin tiyatrosudur. Bırakacaksın tiyatroyu da tiyatrocular yönetecektir” diye konuştu. Ardından onlarca tiyatr sanatçısı Galatasaray Lisesi önünden Tünel Meydanı’na kadar alkışlar, sloganlar ve ıslıklar eşliğinde yürüdü.

 

Sanatçıların tepkisi

ADANADA TİYATROCULARDAN İSTANBUL’DAKİ MESLEKTAŞLARINA DESTEK EYLEMİ
ADANA’da tiyatro oyuncuları, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda repertuvarı belirleme yetkisinin, genel sanat yönetmeninden alınıp, belediye bürokratlarına verilmesini prostesto edip, meslektaşlarına destek verdi.
Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nun önünde bir araya gelen Adana’daki devlet ve şehirtiyatrolarında çalışan oyuncular, Çukurova Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü öğrencileri ve çok sayıda sanatsever “Şehir tiyatroları yok edilemez” sloganları attı.

Eyleme ünlü tiyatro sanatçıları, Şebnem Sönmez, Güler Ökten, Zerrin Sümer, Tilbe Saran Eda Çatalçam, Evren Ercan, Serpil Göral ve Maria Akgüllü de katıldı. Tiyatro oyuncusu Şebnem Sönmez, gerçekleştirdikleri eylemin 71 ilde eş zamanlı yapıldığını ve 10 bine yakın tiyatro oyuncusu ve tiyatroemekçisinin İstanbul Şehir Tiyatroları’ndaki kabul edilemez uygulamalara ortak tepki gösterdiğini söyledi.

Şebnem Sönmez, “İstanbul Şehir Tiyatroları’nın yönetmeliği bir gecede değiştirildi. Genel sanat yönetmenin bütün yetkileri elinden alındı, yerine belediye atanan bir bürokrat yönetim kurulu başkanı oldu. Bunun üzerine Genel Sanat Yönetmenimiz olan Ayşenil Şamlıoğlu ve tüm yönetim kurulu üyeleri istifa etti.Tiyatrocu arkadaşlarımız, ortak bir tavır gösterip, dayanışma sağladı. Anadolu’nun dört bir yanındaki meslektaşlarımız da bu dayanışmaya destek veriyor olması bizleri gururlandırdı” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın ABD’ye gitmeden birkaç saat önce “Eğer memnuniyetsiz bir durum varsa, tekrar revize edebiliriz” dediğini iddia eden Sönmez, “O açıklamanın ardından 5 günde 15 bin imza toplandı ve eylemler düzenlendi. Amacımız Kadir Topbaş, Türkiye’ye geldiğinde toplanan imza ve sosyal medyadaki mesajları iletilerek, bizlerle yani şehir tiyatrosu oyuncularıyla buluşmasını sağlamak. Bu buluşmada bizler kendisine bu konuyla ilgili yeni öneriler sunarak yönetmeliğin kaldırılmasını isteyeceğiz” diye konuştu.
Bir süre daha alkışlarla tempo tutup, protestolarını sürdüren tiyatrocular, olaysız dağıldı.

DHA

ANKARALI TİYATROCULARDAN DA YÖNETMELİK PROTESTOSU 
Tiyatro sanatçıları, İstanbul Şehir Tiyatroları’nda yapılan yönetmelik değişikliğini, Ankara’da yaptıkları eylemle protesto etti.

Büyük Tiyatro önünde toplanan ve tiyatro sanatçılarından oluşan kalabalık, ”Korkuya karşı özgür tiyatro”, ”Şehir tiyatroları yok edilmez” yazılı pankartlar açarken, bir tiyatro oyuncusu da adalet heykeli gibi giyinerek hiç hareket etmeden açıklama süresince bekledi.

Kültür Sanat-Sen, Detis, Tobav, Tomeb, Işık-Der, Santekder, Kültür-İş, Nazım Hikmet Kültür Merkezi,Ankara Halk Tiyatrosu, Ankara Sanat Tiyatrosu, DTCF Mezunları Derneği ve ASSA adına basın açıklamasını okuyan tiyatro sanatçısı Şahin Ergüney, İstanbul Şehir Tiyatroları yönetimliğinde yapılan değişikliğin, sanatı ve sanatçıyı hizaya sokma ve halkın gözünde küçük düşürme gayreti olduğunu öne sürdü.

İstanbul Şehir Tiyatroları’nın 1914’ten beri ehil ellerde olduğunu belirten Ergüney, ”Tiyatro göz göre göre ehlileştirilmeye çalışılıyor. Dünyada her halde ilk kez bir tiyatro, tiyatro insanlarından arındırılıyor. Sanatın içinden, sanatçı kovuluyor. Bilinsin ki gerçekleri eğip bükerek hiç kimse halkla sanatçı arasına nifak sokamaz” diye konuştu.

Ergüney, yeni yönetmeliğe karşı huhuki zeminde de haklarını arayacaklarını ifade ederek şunları kaydetti:

”Çok sesliliği tek bir notaya dönüştürecek ‘muhafazakar sanat’ gibi söylemler, demokratikleşme diye sunuluyor. Sanatsal yaratı, sanatsal iradeye teslim ediliyor. Oysa sanat ve demokrasi hiçbir siyasi iradenin faydacı beklentilerine göre yeniden tarif edilemez. Seçilmişlerin asıl görevi, sanata ihtiyacı olan özgür ortamı sağlayacak alt yapıyı oluşturmaktır. Onlar bunu sadece sanatçı için değil, halk için yapmak zorundadır. Eğer yapmazlarsa sanat sessiz kalır”

Topluluk, açıklamanın ardından sloganlar atarak dağıldı.

NE OLMUŞTU?
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis Komisyonu’ndan çıkan kararla Şehir Tiyatroları Görev ve Çalışma Yönetmeliği’nde değişiklik yapılmış, Şehir Tiyatroları’nın bundan sonraki repertuarını tamamı edebiyatçılardan oluşan bir kurulun belirlemesi kararlaştırılmıştı.

Kaynak :  [-]  

Bitlis Sanat Tiyatrosu Bir İlki Gerçekleştirdi

Bitlis Sanat Tiyatrosu

Bitlis Sanat Tiyatrosu, 28.Uluslararası Amatör Tiyatro Toplulukları Festivali’ne davet edildi.

Bitlis Sanat Tiyatrosu, 28. Uluslararası Amatör Tiyatro Toplulukları Festivali’ne davet edildi.

Bitlis Sanat Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Gökmen Okdayan, gazetecilere yaptığı açıklamada, Bitlistarihinde bir ilki gerçekleştirerek, uluslararası ölçekte düzenlenen, tiyatro festivaline katılan ilk ekip olduklarını söyledi.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde, bu festivale davet edilen tek tiyatro ekibi olduklarını kaydeden Okdayan, şöyle konuştu:

“Denizli Belediyesi, her yıl Uluslararası Amatör Tiyatro Toplulukları Festivali düzenliyor. Bunun uluslararası olması çok önemli. Bitlis tarihinde, uluslararası anlamda düzenlenen tiyatro festivaline davet edilen tek ekip biz olduk. Festivale HollandaKazakistanMakedonyaMacaristan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti,Kosova‘dan tiyatro ekipleri katılacak. Bununla beraber İstanbul, Ankara, Antalya, Denizli, Hatay, Muğla ve Aydın’dan gelen ekipler de festivalde yer alacak. Bu büyük organizasyona Doğu ve Güneydoğu AnadoluBölgelerinden davet edilen tek tiyatro ekibiyiz. Bu büyük bir başarı. Bu ekibimizin ve Oyuncularımızın başarısıdır. Bu anlamda Oyuncularımızı hepsini tek tek tebrik ediyor, hepsine teşekkür ediyorum.”

-“Kısıtlı imkanlarla başarıyı yakaladık”

Bitlis‘te tiyatro faaliyetlerini sürdürmenin çok kolay olmadığını kaydeden Okdayan, çok kısıtlı imkanlara rağmen büyük başarılar yakaladıklarını ifade etti.

Okdayan, şunları dile getirdi:

“Ekibimiz, çok kısıtlı imkanlarla, 20 metre kare bir alanda çalışmalarını sürdürüyor. Sadece OyundanOyuna sahneyi görebilen bir ekibiz. Böyle kısıtlı imkanlarla bu başarıyı elde etmişsek, destek verildiği takdirde, daha büyük başarılara imza atacağımıza inanıyorum. Bu konuda Bitlisli iş adamlarından ve bürokratlardan destek bekliyoruz. Çünkü daha iyi yerlere gelmek için daha çok desteğe ihtiyacımız var. Tüm bu koşullarda bizden hiçbir zaman desteklerini esirgemeyen, Bitlis Eğitim ve Tanıtım Vakfı (BETAV) başta olmak üzere, Bitlis Belediye Başkanı Fehmi Alaydın ve Kızıltaş Gayri Menkul Yatırım Ortaklığı’na sonsuz teşekkür ediyoruz.”

 

Kaynak : [-]   

Rembrandt ve Çağdaşları sergisi 10 Haziran’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde.

Sergi

sanat duyuru

İSTANBUL

■ Murat Sarıyar’ın“Varolmayanlar” isimli sergisi 24 Nisan – 15 Mayıs tarihleri arasında Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu.

■ Koray Ariş’in retrospektif sergisi 25 Nisan – 9 Haziran tarihleri arasında İş Sanat Kibele Galerisi’nde.

■ Lyndl Hall ve Erdem Taşdelen’in sergisi 26 Nisan – 23 Mayıs tarihleri arasında kadar Eski Sanatorium’da.

■ “Anne”lere isimli karma sergi 27 Nisan – 12 Mayıs tarihleri arasında Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ Yavuz Tanyeli’nin “Bora’s Blues” isimli sergisi 24 Nisan’a kadar TEM Sanat Galerisi’nde. (0212 2470899)

■ 20 genç ressamın “bir” kavramını yorumladığı sergi 25 Nisan’a kadar Art&Design Gallery’de.

■ Bir isimli karma sergi 25 Nisan’a kadar Armaggan Art Gallery’de.

■ Sabahattin Tuncer’in resim sergisi 25 Nisan’a kadar Doruk Sanat Galerisi’nde. (0212 252 05 35)

■ Maximilian Eder’in sergisi 25 Nisan’a kadar rh+artgallery’de. (0212224 74 31)

■ Ümit Mindek’in “Yansımalar” adlı seramik ve suluboya sergisi 27 Nisan’a kadar Ürün Sanat Galerisi’nde. (0216 363 12 80)

■ A. Kadir Ekinci’nin “Uzak Işık” adlı fotoğraf sergisi 27 Nisan’a kadar İfsak’ta. (0212 292 42 01)

■ Hunt Slonem’in sergisi 27 Nisan’a kadar Mabeyn Galeri’de. (0212 261 60 60)

■ Ceija Stojka’nın “KZ- KÂBUSLARI” adlı sergisi 27 Nisan’a kadar Schneidertempel Sanat Merkezi’nde. (0 212 249 01 50)

■ No 1 isimli karma sergi 28 Nisan’a kadar Nesrin Esirtgen Collection’da.

■ Luk Berghe’nin “Ütopya Kolleksiyonu” adlı sergisi 28 Nisan’a kadar Mimarlık Araştırmaları Stüdyosu MARS’ta. (0212 2454850)

■ Temür Köran’ın “Seyir” isimli sergisi 28 Nisan’a kadar Evin Sanat Galerisi’nde. (0 212 265 81 58)

■ Youssef Nabil’in “Hiç Gitmedin” adlı sergisi 28 Nisan’a kadar GALERİST’te. (02122324902)

■ Kesintisiz Avangard isimli karma sergi 28 Nisan’a kadar Kuad Galeri’de. (0212 227 00 08)

■ Şule Ulusoy’un “Yaşamın içinden Anlatımlar…” isimli sergisi 28 Nisan’a kadar Terakki Sanat’ta. (0 212 351 00 60)

■ Hesaplaşma adlı karma sergi 28 Nisan’a kadar Akbank Sanat’ta.

■ Ali İbrahim Öcal’ın “Patetik Koridor” isimli ikinci kişisel sergisi 28 Nisan’a kadar DAİRE’de. (0212 252 52 59)

■ Murat Akagündüz’ün “Cennet – Cehennem” adlı sergisi 28 Nisan’a kadar Galeri Manâ’da. (0212 243 66 66)

■ Mehlika Baş’ın sergisi 28 Nisan’a kadar ARKEOPERA SANAT GALERİSİ’nde. (02122499226)

■ İstanbul Aydın Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Elemanları Sergisi 28 Nisan’a kadar İstanbul Aydın Üniversitesi’nde.

■ Sezin Aksoy’un “Transmutasyon” sergisi 28 Nisan’a kadar Cahalabi Art Gallery’de.

■ Merih Tekin Bender’in sergisi 28 Nisan’a kadar Vakıfbank İstanbul Genel Müdürlük Fuayesi’nde. (0212 316 70 70)

■ Jale Nejdet Erzen’in sergisi 29 Nisan’a kadar Mine Sanat Galerisi’nde. (0 2 1 2 2 3 2 3 8 1 3)

■ Buket Güreli’nin “Bakakalırım…” adlı sergisi 29 Nisan’a kadar Adasanat’ta.

■ Buket Güreli’nin sergisi 29 Nisan’a kadar Adasanat Etkinlik Salonu’nda. (0212 245 56 23)

■ Zeynep Akgün’ün “Koma” isimli sergisi 29 Nisan’a kadar Artgalerim Nişantaşı Sanat Galerisi’nde. (0212 314 23 23)

■ Hale Işık’ın “Düğümler” isimli sergisi 29 Nisan’a kadar Harmony Sanat Galerisi. (0216 553 21 67)

■ Sezgin Sander’in “Yeniden Görmek” isimli sergisi 30 Nisan’a kadar Ayşe Takı Galerisi’nde. (0 2 1 2 343 21 54)

■ Olca Uzunokur’un baskıresim sergisi 30 Nisan’a kadar Galeri FE’de. (0 216 368 63 78)

■ Yiğit Uygur’un fotoğraf sergisi 30 Nisan’a kadar Nuru Ziya Suites’te.

■ Birsel Bosut Gürbüz’ün “Mavi Kareler” isimli sergisi 30 Nisan’a kadar Kızıltoprak Sanat Galerisi’nde. ( 0216 418 38 06)

■ İsmail Gülgeç’in sergisi 30 Nisan’a kadar İstanbul Karikatür ve Mizah Merkezi’nde.

■ Fatih Merter’in ‘Saklı Senfoni’ isimli sergisi 1 Mayıs’a kadar Ekavart Gallery’de. (0212 252 81 31)

■ Bjarne Melgaard’ın sergisi 2 Mayıs’a kadar GaleriArtist’te. (0212 227 68 52)

■ Volker März ’ın “Volkan Kadınları / The Woman of The Vulcano” isimli sergisi 4 Mayıs’a kadar Art 350’de. (0216 369 80 50)

■ İsmet Vildan Alptekin’in “Paris’in Çatıları” isimli fotoğraf sergisi 4 Mayıs’a kadar Galeri Işık’ta.

■ Recep Batuk’un sergisi 4 Mayıs’a kadar Galeri Espas’ta. (0212 227 70 17)

■ Erol Akyavaş’ın sergisi 5 Mayıs’a kadar Galeri Nev’de. (0212 252 15 25)

■ Serap Atala’nın sergisi 5 Mayıs’a kadar Artev Sanat Galerisi’nde. (0216 449 46 75)

■ Şevket Sönmez’in sergisi 5 Mayıs’a kadar Galeri Merkur’de. (212 225 37 37)

■ Aylin Ataç’ın “Devinim” isimli sergisi 5 Mayıs’a kadar Ormo Sanat Galerisi’nde. (0212 252 00 47)

■ La La La İnsan Adımları – Boijmans Van Beuningen Müzesi Koleksiyonundan Ber Seçki isimli sergi 6 Mayıs’a kadar İstanbul Modern’de. (0 212 334 73 53)

■ Şafak Taner’in “Geriye/De/Kalan” isimli sergisi 6 Mayıs’a kadar G-art’ta.

■ Basako, Josef Danner, Cemal Demir, Hüseyin Işık’ın sergisi 6 Mayıs’a kadar Art Suites Gallery’de.

■ Aydemir Ökmen’in “Renk Senfonileri” isimli resim sergisi 6 Mayıs’a kadar Galeri Selvin’de. (212263 74 81)

■ Kat Malikleri Toplantısı isimli karma sergi 6 Mayıs’a kadar GaleriBu’da. (212263 74 81)

■ Serap Atala’nın sergisi 7 Mayıs’a kadar Artev’de. (0216 449 46 75)

■ Elmas Deniz’in “ELMAS” isimli sergisi 8 Mayıs’a kadar Maçka Sanat Galerisi’nde.

■ Zeynep Birced’in “Beats per Unit” isimli sergisi 8 Mayıs’a kadar Gama Sanat Galerisi’nde.

■ Seyit Mehmet Buçukoğlu’nun “Sözün İzi” isimli sergisi 8 Mayıs’a kadar Galeri Linart’ta. (0212 247 47 29)

■ Oyun Alanları: Grafik Tasarımcıların Deneysel Üretimleri Hakkında Bir Sergi isimli sergi 9 Mayıs’a kadar Siemens Sanat’ta. (0212 334 11 04)

■ Figen Batı’nın “der’in” isimli sergisi 9 Mayıs’a kadar Odakule Sanat Galerisi’nde.

■ Charles Csuri’nin “Zamanın Eskiz Defterleri” isimli sergisi 10 Mayıs’a kadar Sabancı Üniversitesi’nde. (0216 483 90 97)

■ Charles Csuri’nin sergisi 10 Mayıs’a kadar Kasa Galeri, Karaköy’de.

■ Jochen Proehl’ın “Unearthed” sergisi 10 Mayıs’a kadar cda Projects’te. (0212 251 12 74)

■ Doğu Çankaya’nın sergisi 12 Mayıs’a kadar Galeri/Miz’de. (0212 241 76 66)

■ Gülten İmamoğlu’nun sergisi 12 Mayıs’a kadar Rumeli Cad. Birlik Apartmanı’nda.

■ Lebibe Sonuc’un “Femina” isimli sergisi 12 Mayıs’a kadar Derinlikler Sanat Merkezi’nde. (0212 291 82 55)

■ Tarih Nehri ve Segment isimli sergiler 13 Mayıs’a kadar BORUSAN CONTEMPORARY’de.

■ Franz Ackermann’ın “Transit” isimli sergisi 13 Mayıs’a kadar Dirimart’ta. (0212 291 34 34)

■ Ayşe Wilson’ın “biz küçükken” başlıklı sergisi 13 Mayıs’a kadar Pg Art Gallery’de. (0212 252 80 00)

■ Güzhan Müstecaplıoğlu’nun sergisi 13 Mayıs’a kadar Füsun İnan Art Gallery’de. (0212 232 40 49)

■ Dr. Demir Fıtrat Onger koleksiyonundaki “Paris Ekolü Sanatçıları Sergisi 14 Mayıs’a kadar Maçka Modern Sanat Galerisi’nde.

■ Van Gogh Alive isimli sergi 15 Mayıs’a kadar Karaköy Antrepo 3’te.

■ Gül Erali ’nin Seramik Heykel Sergisi 15 Mayıs’a kadar Hobi Sanat Galerisi’nde.

■ Mehmet Ulusel’in “Meşguliyetle Tedavi 2” isimli sergi 15 Mayıs’a kadar Gallery 2’de. (212 291 37 91)

■ Horasan’ın “Labirent” isimli sergisi 19 Mayıs’a kadar PiArtworks’te. 80212 293 67 09)

■ Mehmet Aksoy’un 50. yıl sergisi 20 Mayıs’a kadar Tophane-i Âmire’de.

■ Esma Paçal Turam’ın “Günlerden Bir Gün” isimli sergisi 20 Mayıs’a kadar Apel’de. (0212 292 72 36)

■ Yılmaz Güney 74. Doğum Yılı Sergisi 22 Mayıs’a kadar Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde. (0216 386 26 81)

■ Belkıs Balpınar’ın “Artkilim Sergisi” sergisi 22 Mayıs’a kadar Çırağan Palace Kempinski Sanat Galerisi’nde. (0212 327 00 12)

■ Nevin Aladağ’ın sergisi 26 Mayıs’a kadar RAMPA’da.

■ Mona Hatoum’un “Hâlâ Buradasın” isimli sergisi 27 Mayıs’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)

■ Nevin Aladağ’ın “Sahne” isimli sergisi 27 Mayıs’a kadar ARTER’de. (0212 243 37 67)

■ Hayal İncedoğan’ın “Rüzgâr Yabanidir” isimli sergisi 27 Mayıs’a kadar Amerikan Hastanesi “Operation Room”da.

■ Musevitoğlu Atölyesi Resim Sergisi 31 Mayıs’a kadar Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde. (0212 259 77 40)

■ Mustafa Köseoğlu’nun sergisi 31 Mayıs’a kadar Alta Sanat Galerisi’nde. (0212 282 69 65)

■ Sean Lee’nin “Ev Ödevi” isimli sergisi 2 Haziran’a kadar The Empire Project’te.

■ Dünden Sonra isimli fotoğraf sergisi 3 Haziran’a kadar İstanbul Modern’de. (0 212 334 73 53)

■ Yaşayan, Savaşan Osmanlı ve Dioramaları sergisi 6 Haziran’a kadar Büyük Mabeyn Köşkü’nde.

■ Rembrandt ve Çağdaşları sergisi 10 Haziran’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde.

■ Adalar, Mimarlar, Binalar isimli sergi Haziran 2012’ye dek Adalar Müzesi’nde. (0216 382 64 30)

■ Goya’nın “Zamanının Tanığı” isimli sergisi 29 Temmuz’a kadar Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde.

ANKARA

■ Minyatür ve Kat’i Sergisi – minyatür, kat’i – 24 Nisan’a dek – ANKÜSEV Sanat Galerisi’nde. (0 312 447 71 67)

■ Ahmet Yeşil – resim – 25 Nisan’a dek – Galeri Soyut’ta. (0312 438 86 70)

■ Mehmet Susuz – yağlıboya, ağaç baskı – 27 Nisan’a dek – Ziraat Bankası Kuğulu Sanat Galerisi’nde. (0 312 466 05 40)

■ Serpil Kapar – resim – 28 Nisan’a dek – Helikon Sanat Galerisi’nde. (0 312 441 78 01)

■ Erol Akyavaş – resim – 28 Nisan’a dek – Galeri Nev’de. (0 312 437 93 90)

■ Müjgan Özkaya Yılmaz – resim – 30 Nisan’a dek – Gözde Sanat Galerisi’nde. (0 312 442 11 31)

■ Ertuğrul Ateş – resim – 30 Nisan’a dek – ARETE Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 08 81)

■ Abdurrahman Kaplan – desen – 4 Mayıs’a dek – Krişna Sanat Merkezi’nde. (0 312 418 02 53)

■ Adnan Turani – resim – 5 Mayıs’a dek – Nurol Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 86 70)

■ Nevzat Akoral – resim – 8 Mayıs’a dek – Armoni Sanat Galerisi’nde. (0 312 440 43 24)

İZMİR

■ Tahir Ün’ün “Naylon Barınaklar” konulu fotoğraf sergisi 27 Nisan’a dek Çizgelikedi Görsel Kültür Merkezi’nde izlenimde.

■ Aphrodisias Sanat Merkezi, yarından itibaren 12 Mayıs’a dek “Enerjik Bakış” fotoğraf sergisini ağırlayacak.

■ Sezin Haşıcı’nın özgün baskıresim ve resim sergisi, 16 Mayıs’a dek Ege Üniversitesi 50. Yıl Köşkü Sanat Galerisi’nde izlenimde.

■ Emin Özdemir’in özgün baskıresim sergisi, Ege Üniversitesi MÖTBE Kültür Merkezi’nde 4 Mayıs’a dek görülebilir.

■ Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksek Okulu Sanat Galerisi, 27 Nisan’a dek Akademisyen Ressam Hatice Keten’in resim sergisine ev sahipliği yapacak.

■ Engin Tosun Kaytmaz’ın “Objektifime Takılanlar” başlıklı fotoğraf sergisi, 8 Mayıs’a dek İzmir Devlet Resim Heykel Müzesi ve Galerisi’nde görülebilir.

■ Eren Eyüboğlu’nun retrospektif sergisi 2 Haziran’a dek İş Sanat İzmir Galerisi’nde.

■ Naile Akıncı resim sergisi, 5 Mayıs’a dek Selçuk Yaşar Resim Müzesi ve Sanat Galerisi’nde izlenimde.

■ Kore Resim Sanatı Sergisi 10 Mayıs’a dek Resim Heykel Müzesi Kültürpark Sanat Galerisi’nde izlenimdi.

■ Mustafa Ağatekin’in cam sergisi, 25 Nisan’a dek Konak Belediyesi Güzelyalı Kültür Merkezi’nde.

Tiyatro

İSTANBUL

■ Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde “Anitan’ın Aşkı ya da Antigone New York’ta” cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahneleri Salon 1’de “Ölüleri Gömün” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Cevahir Sahneleri Salon 2’de “Sihirli Hediyeler Migros” bugün, salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi 12.00 ve 14.00, pazar 14.00. Küçük Sahne’de “Kontrabas” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00. Küçükçekmece DT Sahnesi’nde “Kırmızı Şemsiye” salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi, pazar 14.00. Üsküdar Stüdyo Sahne’de “Michelangelo”perşembe, cuma, cumartesi 20.00, pazar 15.00. Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Çocuktan Al Haberi” salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi 14.00, pazar 12.00. (0 212 292 39 00)

■ İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Perşembenin Hanımları” çarşamba, cumartesi 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.00. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Nekrassov” çarşamba, perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde “Toros Canavarı”çarşamba 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.00. Haldun Taner Sahnesi’nde “Dullar” çarşamba, cumartesi 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.00. Ümraniye Sahnesi’nde “İstanbul Hatırası” çarşamba, cumartesi 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.00. Üsküdar Musahipzade Sahnesi’nde “Hedda Gabler”çarşamba, cumartesi 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.00. Ü. Kerem Yılmazer Sahnesi’nde “İntiharın Genel Provası”çarşamba, cumartesi 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, pazar 15.00. (0 212 661 38 94)

■ Bakırköy Belediye Tiyatroları Müşfik Kenter Sahnesi’nde “Külhanbeyli Müzikali” cuma 20.30, çocuk oyunu “Benim Güzel Pabuçlarım” cumartesi 11.00, “Hangisi Babası” cumartesi 20.30, çocuk oyunu “Hoşu’nun Utancı” pazar 11.00, “www.aşkbu-mu.com” pazar 15.30. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Şişman Domuz” salı 20.30, “Medeni Hali: Kadın” çarşamba 20.30. ( 0 212 661 38 94)

■ Ortaoyuncularda “Nasri Hoca ve Muhalif Eşeği” cuma, cumartesi 20.00, pazar 18.00. (0 212 251 18 65)

■ Dostlar Tiyatrosu “Ben Bertolt Brecht” Sabancı Üniversitesi salı 20.00, çarşamba 20.30 Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi, perşembe 20.30 Kozzy, cuma 20.30 Muammer Karaca Tiyatrosu, “Kerem Gibi” cumartesi 20.00 Büyükçekmece Belediyesi Kültür Merkezi (0 212 252 59 35)

■ Kenter Tiyatrosu’nun “Kraliçe Lear” oyunu cuma 20.30 Kadıköy Halk Eğitim Merkezi. “Aşk Mektupları” cumartesi 20.00. (0 212 246 35 89)

■ Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu nda “Beni Yeniden Sev” bugün 20.30 Ataköy Yunus Emre Kültür Merkezi, salı 20.30 Kozyatağı Kültür Merkezi, cumartesi 20.30 Caddebostan Kültür Merkezi, (0 212 478 06 00)

■ Kumbaracı50’de “444” bugün 20.30, “Gerçek Hayattan Alınmıştır” salı, çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi 20.30, “Taze Canlandırmalar”pazar 15.00. (0 212 243 50 51)

■ Dot’ta “Süpernova” çarşamba, perşembe, cuma, cumartesi, pazar 21.00 (0 212 232 44 40)

■ Maya Sahnesi’nde “Yeni Bir Hayat İçin” çarşamba 20.30, “Eleni’den Mektuplar” perşembe 20.30, “Van Gogh” cuma 20.30, “Kültürel Çoğulcu Tiyatro” pazar 13.00, “Alem Buysa Kral Übü” pazar 20.30. (0 212 252 74 52)

■ İkincikat’ta “Cam Yapraklar” salı, “Yalnız Batı” çarşamba, “Yok oğlum, biz evdeyiz” perşembe, “Limonata” cuma, cumartesi, “Tetikçi” pazar (0 212 292 32 47)

■ Krek’te “Bayrak” bugün 20.30. (0 212 311 78 24)

ANKARA

■ Büyük Tiyatro’da, “Kerbela” 24 Nisan’da saat 20.00’de, 29 Nisan’da saat 15.00’te. (0 312 324 22 10)

■ Oda Tiyatrosu’nda, “Yosunlar” 24-28 Nisan tarihleri arasında saat 18.30’da. (0 312 311 11 69)

■ Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde, Tiyatro Pembe Kurbağa tarafından sahnelenecek “Küçük Deniz Kızı” adlı çocuk oyunu 28 Nisan’da saat 10.30’da. (0 312 442 30 50)

■ Mavi Sahne’de, “Mutfak Cadıları” 27, 28 Nisan’da saat 20.00’de, 29 Nisan’da, saat 17.00’de, “Cinfikir/Her Şey Doğaçlama Çocuk Oyunu”29 Nisan’da saat 12.00’de. (0 312 241 02 33)

■ Ankara Sanat Tiyatrosu’nda, “Zübük” 25, 27 Nisan’da saat 20.00’de, 22 Nisan’da saat 15.30’da, 29 Nisan’da saat 15.30’da, “Genç Oyuncular Sahnesi/Sur Dibinde/konuk oyun” 29 Nisan’da saat 19.30’da. (0 312 417 76 76)

■ Ertan Gösteri Merkezi’nde, Ankara Deneme Sahnesi’nce sahnelenecek “Kadınları İsyanı” adlı oyun her pazartesi saat 20.00’de. (0 312 212 32 31)

ADANA

■ Devlet Tiyatroları – Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali, bu hafta sonu görkemli bir gösteriyle son bulacak. Bugün ve yarın 20.00’de Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu oyuncularının, Ayşe Bayramoğlu’nun yazdığı, Tilbe Saran’ın yönettiği, ‘Düğün’ adlı oyunla tiyatroseverlerin karşısına çıkmasının ardından Ankara Devlet Tiyatrosu, Tennessee Williams’ın ünlü oyunu ‘Sırça Kümes’ ile çarşamba, perşembe ve cuma günleri 20.00’de sahnede olacak. Festivalin kapanışını ise geçen yıl,‘Malaya’ adlı gösteriyle sıra dışı bir performans sunan Hollandalı ‘Close Act Grubu’ yapacak. Bu yıl da 19.00’da Atatürk Parkı’ndan başlayarak Tren Garı’na kadar olan güzergâhta, ‘Pi Leau’ adlı sokak gösterisini sunacak olan konuk sanatçıların renkli ve görkemli gösterisinde sanatseverleri, zengin görsel şovlarla anlatılan etkileyici bir hikâye bekliyor. (0322 3523355)

■ Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatrosu oyuncuları, Üstün Dökmen’in yazdığı, Ali Hürol’un sahneye koyduğu, ‘Komşu Köyün Delisi’ adlı oyunu, çarşamba günü 20.00’de, cumartesi günü ise 15.00’te yeniden sahneleyecek. (0322 4580008)

SAMSUN

■ Samsun Devlet Tiyatrosu’nda 24 Nisan Salı ve 25 Nisan Çarşamba günü AKM Büyük Sahne’de Adana Devlet Tiyatrosu’nun hazırladığı“Kayıp Bolluk Ülkesi” adlı çocuk oyunu küçük sanatseverler için sahnelenecek. Ücretsiz oyunun biletleri Devlet Tiyatroları gişelerinden temin edilebilecek. (0 362-431 50 00)

 

Müzik

İSTANBUL

■ ‘Kadıköy Süreyya Operası Sahnesi’nde bugün saat 20.00’de “23 Nisan Özel Konseri – Suna Kan (keman), İdil Biret (piyano)” konseri izlenebilir. (0 216 346 15 31)

■ ‘Nardis Jazz Club’ta bugün saat 21.30’da “Eylül Biçer”, yarın saat 21.30’da “Münip Utandı Konseri”, çarşamba günü saat 21.30’da “Şirin Soysal ile Caz Klasikleri”, perşembe günü saat 21.30’da “Önder Focan Quartet”, cuma günü saat 22.30’da “Janusz Szprot ‘Young @ Hearts’”, cumartesi günü saat 22.30’da “Ece Göksu ‘MASAL’” konseri izlenebilir. (0 212 244 63 27)

■ ‘Akbank Sanat’ta yarın saat 20.00’de “Jazz İst Quartet Feat. Daniel Thomas”, cuma günü saat 20.00’de “Sevil Ulucan Weinstein – Piyanist: Gülnare Şekinskaya” konseri izlenebilir. (0 212 252 35 00)

■ ‘Borusan Müzik Evi’nde yarın saat 20.00’de “Erdem Şimşek & Erkan Oğur”, çarşamba günü saat 20.00’de “Samir Odeh-Tamimi & Hezarfen Ensemble”, perşembe günü saat 20.00’de “Spiral Quartet –Paristanbul”, cuma günü saat 20.00’de “Trio Raro”, cumartesi günü saat 21.30’da “Timuçin Şahin – Mivos Quartet Plays Timuçin Şahin”konseri izlenebilir. (0 212 336 32 80)

■ ‘Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda yarın saat 20.00’de “Aylin Şengün Taşçı: Osman Ziyagil”, çarşamba günü saat 20.00’de “Franz Von Chossy” konseri izlenebilir. (0 212 231 54 97)

■ ‘Babylon’da yarın saat 21.30’da “Lokal Anestezi Special Guest: Tolga Çevik”, çarşamba günü saat 21.30’da “Aydın Esen Grup: Transfusion X”, perşembe günü saat 21.30’da “Elif Çağlar ‘M-U-S-I-C’”, cuma günü saat 22.30’da “Büyük Ev Ablukada”, cumartesi günü saat 22.00’de“Oldies But Goldies 2 Mekânlı Parti” konseri izlenebilir. (0 212 292 73 68)

■ ‘Jolly Joker Balans’ta çarşamba günü saat 21.00’de “Sixpence None The Richer”, cuma günü saat 22.00’de “Göksel”, cumartesi günü saat 22.00’de “Yaşar” konseri izlenebilir. (0 212 249 07 49)

■ ‘Salon’da çarşamba günü saat 21.30’da “Fuat Güner Project”, cuma günü saat 22.30’da “Ida Sand”, cumartesi günü saat 22.30’da “Mystery Jets” konseri izlenebilir. (0 212 334 07 52)

■ ‘Türker İnanoğlu Maslak Show Center’da çarşamba günü saat 21.00’de “Volkan Konak” konseri izlenebilir. (0 212 286 66 86)

■ ‘Ghetto’da perşembe günü saat 21.30’da “Jehan Barbur”, cuma günü saat 22.30’da “Erkin Koray”, cumartesi günü saat 22.30’da “Movits!”konseri izlenebilir. (0 212 251 75 01)

■ ‘Fulya Sanat’ta perşembe günü saat 20.00’de “Borusan Quartet”konseri izlenebilir. (0 212 215 60 29)

■ ‘İş Sanat Kültür Merkezi’nde perşembe günü saat 20.00’de“Madredeus” konseri izlenebilir. (0 212 316 10 83)

■ ‘Lütfi Kırdar Anadolu Auditorium’da perşembe günü saat 20.00’de“Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası – Leyla Gencer Anısına Carmen”konseri izlenebilir. (0 212 373 11 00)

■ ‘Susanna Baca’nda cuma günü saat 20.00’de “Avea Sıradışı Konserleri” kapsamında Aya İrini Müzesi’nde, cumartesi günü saat 20.30’da Bahçeşehir Kültür Sanat Merkezi’nde izlenebilir. (0 216 556 98 00)

■ ‘İstanbul Live’da cuma günü saat 21.00’de “Babazula”, cumartesi günü saat 21.30’da “Cem Adrian” konseri izlenebilir. (0 541 889 10 90)

■ ‘Bach, Before and After’ konserleri kapsamında cuma günü saat 20.30’da St. Antuan Kilisesi’nde, cumartesi günü saat 19.30’da Sirkeci Garı Büyük Salon’da “Vladimir Rejlek –Jaroslav Tuma” konseri izlenebilir. (0 212 249 18 39)

ANKARA

■ Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan Doç. Ebru Karaağaç (keman) ve Prof. Dr. Anatol Jagoda’nın (piyano) vereceği konser 28 Nisan’da saat 13.00’te. (0 312 442 30 50)

■ Anadolu Gösteri Sanatları Merkezi’nde, Mustafa Ceceli’nin vereceği konser, 27 Nisan’da saat 21.00’de, Volkan Konak’ın vereceği konser 28 Nisan’da saat 20.00’de. (0 312 286 12 11)

 Kaynak : [-]

Şehir Tiyatroları’nın başına belediye bürokratlarının atanmasının ardından sanatçıların gösterdiği tepkiler sürüyor. “Şehir Tiyatroları Yok Edilemez” diyen sanatçılar, yarın Galatasaray Lisesi önünde buluşacak.

tiyatro

Şehir Tiyatroları’nın başına belediye bürokratlarının atanmasına karşı sanatçıların tepkisi sürüyor. Sanatçılar yarın bir kez daha “Şehir Tiyatroları Yok Edilemez” demek ve son dönemde gündeme getirilen “muhafazakar sanat” anlayışını protesto etmek üzere Galatasaray Lisesi önünde buluşacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Sanatçıları Derneği (İŞTİSAN) buluşmaya çağrı amacıyla bir de video yayımladı. (Video İçin Tıklayınız)

13 Nisan’da yeni tiyatrolar yönetmeliği ile ilgili bir basın açıklaması yapan İŞTİSAN, yandaş medyada bir süredir Şehir Tiyatroları’na yönelik saldırıların sebebinin bu yönetmelikle anlaşıldığını, amacın 98 yıldır sanatçıları tarafından yönetilen tiyatronun belediye bürokratlarına teslim edilmesi olduğunu vurgulamıştı. Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu önünde dernek adına yapılan açıklamayı okuyan Şehir Tiyatrosu sanatçılarından Aslı Öngören, yeni yönetmelikle Şehir Tiyatrosu’nun resmen bir sanat kurumu olmaktan çıkarılarak basit bir şube müdürlüğüne dönüştürüleceğini ifade etmişti. Öngören, “Tüm bunlar 98 yıllık bir sanat kurumunun, bir büyük mirasın sonu demektir. Yalnız onun da değil, ülkemizin tüm kültür ve sanat ortamını muhafazakarlaştırma harekatıdır bu”diye konuşmuştu.

Yer             : Galatasaray Lisesi önünde buluşacak

Tarih        : 24.04.2012 

Saat            :11:00

Dünyanın en seçkin kuklalarını İstanbul’da buluşturan Uluslararası İstanbul Kukla Festivali (www.istanbulkuklafestivali.com) bu yıl 15’inci yılını 15 farklı ülkeden seçkin grupları ağırlayarak kutluyor. 3 – 13 Mayıs arasında pek çok farklı mekanda düzenlenecek festival kapsamında iki sergi , konferans ve workshop ta yer alıyor.

15.istanbul kukla festivali

İstanbul’u yıllardır rengarenk bir kukla şölenine çeviren Uluslararası İstanbul Kukla Festivali bu yıl 15’inci yılını kutluyor.Cengiz Özek’in Sanat Yönetmenliğinde 3 – 13 Mayıs arasında gerçekleştirilecek festival, masa kuklasından ipli kuklaya, gölge oyunundan video performanslarına, gelenekselden moderne, zengin içeriğiyle seyirciyle buluşmaya hazırlanıyor.
15’inci Uluslararası Kukla Festivali bu yıl, yaptığı araştırmalarla ‘Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun genç kuşaklara kalmasını sağlayan ve ‘Karagöz’ adlı kitabıyla Karagöz geleneğini ölümsüzleştiren ünlü edebiyatçı Cevdet Kudret anısına düzenleniyor. Ayrıca festivalin Onur Ödülü günümüzün en iyi tasvir yapımcıları arasında yer alan ve kukla sanatını yeni kuşaklara sevdiren Ali Kıyak’a verilecek.

Festival bu yıl 13 Ülkeyi Konuk Ediyor

Endonezya gölge kuklası - Java'nın Sülieti

Kukla Festivali 15’inci Yılında 13 ülkeden seçkin gruplarla Mayıs ayında Fransız Kültür Merkezi, İtalyan Kültür Merkezi, Kukla İstanbul, Kozzy Kültür Merkezi, AFL Kültür Merkezi-Göztepe,Caddebostan Kültür Merkezi, Kenter Tiyatrosu, Pera Müzesi, Oyuncular Sahnesi, Maya Sahnesi, İstanbul Metrosu – Taksim girişi, Halkalı Kültür ve Sanat Merkezi, Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi Forum İstanbul, Başakşehir Kültür ve Sanat Merkezi, Marmara Forum ve İstanbul sokaklarında şehri renklendiriyor.
Festival, İtalyan Kültür Merkezinde İtalya’nın en beğenilen kukla gruplarından Walter Broggine’nin ölmek isteyip, bir türlü ölemeyen kuklanın başına gelen komik olayların  sahnelediği Solo adlı performansla açılışını yapıyor.
Bu yıl birbirinden çok özel grupları ağırlayan festivalde ABD’den Company Scoot Land modern varyete şovu, Kolombiya’dan El Bau de la Fantasia masa kuklası tekniği,Peru’dan Jose Navorro yerel özelliklerini içinde barındıran ipli kukla tarzındaki A la Carte adlı varyete, kuklanın başkenti sayılan Çek Cumhuriyeti Prag’tan Karromtogrubunun ipli kukla tekniğindeki inanılmaz görsellikteki sirki, Hollanda Lichtbende adlı grubun dev ekranda şiirsel gölge oyunu, Singapur’dan Mascots and Puppets Specialists grubun pırıltı ve ışıltılarla dolu varyete tekniğindeki gösterisi, Fransa’dan insan ve kukla ilişkisini mükemmel bir görsellikle seyirciyle paylaşan Rue  Barreegrubu, Romanya’nın köklü kukla tiyatrolarından Tandarica’nın Voltaire’in Candite adlı eserinden hareketle hazırladıkları, büyüklere yönelik, zaman zaman cinsellik kokan, eğlenceli oyununu, Şili’den Teatrapo grubunun tango yapan şuh ve cilveli kuklası, İspanya’nın Titeres Cachirulo grubundan masa kuklası tekniğinde enerjik kuklaları Ole Ole yer alıyor.

Festival Çin Yılı’nda Pekin Gölge Tiyatrosunu Konuk Ediyor


Ayrıca bu yıl ülkemizde Çin yılı olması nedeniyle Pekin Gölge Tiyatrosu, festivale çok özel bir gölge oyunuyla konuk oluyor. Türkiye’den ise Tiyatro TemAlem Buysa Kral Übü ve Lahana SarmaAhşap Çerçeve, Dona Rosita’nın Dokunaklı Güldürüsü, Hamlet, Semaver Kumpanya’dan uzun yıllardır sahnelerde kalan Hoca Nasrettin, Bülent Aksu’dan modern bir Karagöz uyarlaması, Kültür AŞ. Gösteri Sanatları merkezinin sahnelediği Leyle ile Mecnun adlı halk hikayesini , Trup adlı grubun son oyunu Küçük Bir Kukla Süiti, Tiyatro Yeniden’den Küçük Prens ve Çiçek’i, Cengiz Özek gölge tiyatrosundan dünyada bir çok ödüle layık görülen, Büyülü Ağaç ve Çöp Canavarı adlı modern yaklaşımlı Karagöz gösterileri yer alıyor.

İki Sergi İki Konferans
Festival kapsamında, Cengiz Özek’in özel koleksiyonundan seçkiyle Endonezya gölge tiyatrosunun seçkin örneklerinden oluşturulan ‘Java’nın Sülieti’ Forum İstanbul’da ilgilileriyle buluşuyor. Dünyanın en tanınmış kuklacılarının fotoğraflarını çekerek büyük ve önemli bir fotoğraf arşivi oluşturan Mario Foli, Ülkemizden de Hayali Torun Çelebi ve Cengiz Özek’in fotoğraflarını arşivine eklemişti…İşte bu büyük Fotoğraf sanatçısının çalışmalarını merak edenler için Mario Foli-Kukla ve Kuklacı başlıklı segisini İstanbul Taksim metrosunda yürüyen yol katında görebilecekler..
Konferans kapsamında ise festivalin konuğu  Romanya’dan Mrs. Carmen Stanciu . ‘Dünya Kuklası’ üzerine vereceği Konferans Mimar Sinan Üniversitesi Sahne Dekorları ve Kostümü bölümünde gerçekleşerek festivali renklendirecek.

Festival bu yıl festival, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı desteği ve İtalyan Kültür Merkezi,  Cervantes Kültür Merkezi, Fransız Kültür Merkezi, ABD İstanbul Başkonsolosluğu, Hollanda İstanbul Başkonsolosluğu, Çek Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu, Romanya İstanbul Başkonsolosluğu, Şehir Hatları, Forum İstanbul, Marmara Forum, Medya Takip, Ulaşım A.Ş Kadıköy, Beşiktaş, Beyoğlu, Küçükçekmece, Başakşehir Belediyeleri işbirliğiyle gerçekleşecek.

Bu yıl Tam 25 TL. Öğrenci 15 TL. den satışa çıkan festival biletleri, www.mybilet.com  adresinden ya da oyunlardan bir saat önce, oyunun oynanacağı salon girişinden alınabilecek.
Geniş bilgi için, www.istanbulkuklafestivali.com adresi yada 0212 234 16 02 –0212 nolu telefonlar aranabilir.

 

Kaynak : 1- [-]  

                   2-[-]

 

Pera Müzesi, dünyaca ünlü usta Goya’nın 230 eserinden oluşan “Goya Zamanın Tanığı” sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi 29 Temmuz’a kadar ziyaret edilebilir.

Francisco de Goya (1746-1828)

Pera Müzesi, bu kez de büyük usta Goya’nın eserlerini Türkiye’ye getirdi. Suna ve İnan Kıraç Vakfı’nın kurduğu Pera Müzesi’ndeki Goya Zamanın Tanığı sergisi 29 Temmuz’a kadar ziyarete açık.

Çağdaş sanatın en büyük ismi olarak anılan Goya’nın eserleri ilk defa Türkiye’ye geldi. Sergi, Prado Müzesi dahil, İspanya’nın çeşitli müzeleri ile İtalya’dan gelen kraliyet portreleri, gravür ve yağlıboyalardan oluşan 218’i gravür 230 parçadan oluşuyor.

Serginin 19 Nisan’daki açılışında konuşan küratör Maria Oropesa, İspanyol ressam Francisco Goya için, “zamanının en kilit ismi” nitelemesinde bulunurken, “Goya anlatılması gereken birisi. Herkesi şaşırtan biri ve bunun yanında iyi bir psikolog. İnsan ruhunu onun kadar anlayan çok az isim var” dedi.

Oropesa, Goya Zamanın Tanığı sergisini de şöyle anlattı: “Bu sergide Goya nasıl oluyor, nasıl doğuyor Victor Hugo’yu dahi kendine nasıl hayran bırakıyor bunlara tanık olacaksınız.”

Serginin küratörlüğünü Marisa Oropesa ve Maria Toral yapıyor. Sergideki eserlerin değeri 8 milyon Euro’dan fazla.

Francisco de Goya y Lucientes, 1746-1828 arasında yaşadı. Zaragozalı bir yaldız ustasının oğlu olan Goya, zamanının en büyük İspanyol ressamlarından biri oldu. Henüz ilk işleriyle bile çok yetenekli bir portre ressamı olduğunu gösterdi. Çizimleri, seçtiği renkler ve çizgileriyle kısa sürede kraliyet mensuplarını ve sanat camiasının önde gelenleri arasında tanındı. Birçok dük, kont ve Kral Carlos IV onunla çalıştı.

Francisco de Goya (1746-1828)

Goya, 1792’de tamamen sağır oldu. Bu onun ruh sağlığını çok olumsuz etkiledi, içine kapandı ve kendini tümüyle resimlerine verdi. Bu tarihten sonraki eserlerinin daha sert ve saldırgan bir niteliktedir. 1808’de başlayan İspanyol İç Savaşı Goya’yı çok etkiledi; Goya bu dönemde diğer ressamlardan sıyrılarak savaşın karanlık ve korkunç yüzünü çizdi; savaşı gurur duyulacak bir durummuş gibi göstermedi. Bu farklılık sanata yeni bir soluk getirdi.

1819’da ruh sağlığı iyice kötüledi ve Goya bu tarihten sonra evinin duvarlarını çok karanlık ve korkutucu resimler ve figürlerle donattı.

Seksen iki yaşında, hasta ve yarı kör bir durumda son tablosu olan Sütçü Kadın’ı çizdi. Bu tablo sanat camiasında önemli bir yere sahiptir.

Goya’nın gravürlerinin yanı sıra sipariş üzerine yaptığı saray resimleri de olduğu düşünüldüğünde Goya’nın eserlerinin yaşadığı döneme ait bilgi verdiği ve belge niteliği taşıdığuı söylenebilir.

Goya, kendisinden sonra gelen Manet, Picasso ve Francis Bacon gibi önemli isimleri etkiledi. Ressamın eserlerinin büyük bir bölümü Madrid’de Museo del Prado’da sergileniyor. (IC)

 

Kaynak: [-]

Zeki Demirkubuz, Dostoyevski’nin ‘Yeraltından Notları’ndan serbest uyarladığı filmini anlattı.

Zeki Demirkubuz

Demirkubuz’un İstanbul Film Festivali’nden 5 ödülle dönen filmi şimdi sinemalarda. Demirkubuz, “Benim filmimde kötü, iyi, doğru, yanlış yok” diyor. “Gerçek dururken karşıtlardan beslenen bir dil bana çok aşağılık geliyor.”

Lermontov’un “Çağımızın Kahramanı” kitabını anlatırken söylediği sözleri hatırlatıyor Zeki Demirkubuz: “Tatlı yediğiniz yeter. Mideniz bozuldu. Biraz da acı yiyin.” Başrollerinde Engin Günaydın’ın yer aldığı ve İstanbul Film Festivali’nden beş ödülle dönen yeni filmi “Yeraltı”nda yönetmen, yine hiçbirimizin inkâr edemediği karanlık noktalarımıza iniyor.

Dostoyevski’nin “Yeraltından Notlar” kitabından esinlenen Demirkubuz filmin baş karakteri Muharrem’le benzeştiğini söylüyor. Film, insanın kötüden de pekâlâ beslendiğini, dibe vurmanın dayanılmaz bir zevke dönüştüğüne odaklanıyor: “İnsan zararına olan bir şeyi yapmaz diyorsak, onu mahveden bir şeyden de aldığı zevk ya da çıkar olabileceğini neden düşünmüyoruz?”

– Murathan Mungan’ın en iyi filmi size vermek için çok çabaladığı konuşuldu. Bu jüriden ödül bekliyor muydunuz?

Yıllar yılı sinemacılardan sıtkı sıyrılmış biri olarak İstanbul Film Festivali’ne, jüride Murathan Mungan’ı görünce katıldım. Özel bir ahbaplığımız yok. Tek kriterim bana garezi olmayan birilerinin olması jüride. İnsanlarda filmlerimden çok kişiliğimle bir etki uyandırıyorum. Özellikle sinema çevresinde (gülüyor). Türk toplumunda adalet duygusu yaratılmış değil. Türk insanı ihtirastan, gizlenmiş “ben” duygusundan hareketle kendini var ediyor. Bunun da en somut karşılığı biraz sanatçılarda, biraz da ‘Yeraltı’ndaki gibi mürekkep yalamışlarda.

– Filmde geçen “Mürekkep yalamışların arasındaki husumet kan davasından daha beterdir” sözü filmin ana cümlelerinden biri mi sizin için de?

Bütün Cumhuriyet tarihi aydınlarının özetidir o cümle. Bir cümle daha var, bulduğumda ve yazdığımda yağlarımı eriten: “Aklın i..leştirdiği insan tipi.” Cinsiyetçilik olarak algılanmasın bu tabii. Bu bir dil. Ahlaktan, gururdan, şereften yoksun bir akıl insanı i..leştirir. Adam çok zekidir. Atom bombasını yapar, gider insanların kafasına atar.

– Muharrem için ne kötü, ne iyi diyebiliyoruz. Herkes gibi karmaşık, biraz da acılarından da beslenen bir tip.

Benim hiçbir filmimde kötü, iyi, doğru, yanlış yok. Gerçek dururken karşıtlardan beslenen bir dil bana çok aşağılık geliyor. Bu ülkedeki dünyayı anlama çabasının, muhakeme etme

Yeraltı - Zeki Demirkubuz Film Afişi

gücünün, aydın duygusunun en aşağılık yanı bu. Her şeyi karşıtlarla anlatmak. Yoksa Muharrem’e biri sapık der, biri kıskanç der. Zaten sistem bizim böyle düşünmemizi istiyor.

– Filmi izlerken ne zaman Muharrem gibi olacağım acaba diye düşünenler çok oldu. Siz ne düşünüyorsunuz?

Bir mesaj aldım geçen gün. “Senin Allah’ın yok mu? Ben bundan sonra nasıl yaşayacağım. Kendimi kandırıyordum, hayat ne güzel gidiyordu” demiş (gülüyor).

– Diğer filmlerdeki karakterlerinizle çok karşılaştırılıyor Muharrem. Bu sizi rahatsız etmiyor mu?

Aksine çok hoşuma gidiyor. 18 senedir aynı şeyi sayıklayıp duran bir adamım. İnsanın muğlaklığı ve belirsizliği. İnsan akılcı bir varlıktır, yararına olmayan bir şeyi yapmaz diyorsak zararına gibi gözüken, onu mahveden bir şeyden de aldığı zevk ya da çıkar olabileceğini neden düşünmüyoruz? Dostoyevski’nin “Ye-raltından Notlar”ı yazmasına neden olan şey de bu. Ben insanları kendileriyle barıştırıyorum. Yoksa ben de insanların gözlerini doldurarak hikâye anlatmasını bilirim. Sen de sıkılmadın mı bu kadar mıymıntılıktan?

Yeraltı’nın Muharrem’i Engin Günaydın, İstanbul FilmFestivali’nde ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülüne değer görüldü.

Kaynak: Cumhuriyet – AYŞEGÜL ÖZBEK

Küçük parmakların büyük yeteneği

“Küçük Yetenekler” konseri Ensemble Feverish Music Uluslararası Kültür Ajansı’nın katkılarıyla Zafer Yümlü önderliğinde gerçekleştirildi.

Ege Üniversitesi 50.Yıl Köşkü Sanat Galerisi’nde gerçekleşen “Küçük Yetenekler” konseri Ensemble Feverish Music Uluslararası Kültür Ajansı’nın katkılarıyla Zafer Yümlü önderliğinde gerçekleştirildi.

Alanlarında profesyonel sanatçılardan oluşan Ensemble Feverish Vienna Mozart Orchestra, Basel Festival Orchestra ve Sao Paulo Philarmony Orchestra gibi pek çok orkestra, topluluk ve solist sanatçıyı bünyesinde bulunduruyor.
modege
Ege Üniversitesi 50. Yıl Köşkü Zeynep Önder, Raci Demir ve Mustafa Ocak adlı üç yeteneği konuk etti. Konserde hünerlerini sergileyen minik parmaklar Bach, Mozart, Beethoven gibi ünlü sanatçılar ve bunların yanında yerli ezgiler de kullanıldı.

İzmirli besteci Adnan Saygun’dan eserler çalındı. 200 yıllık olan 50. Yıl Köşkü Sanat Galerisi’ndeki konser, dinleyicileri 500 yıl geriye

"Küçük Yetenekler" konseri Ensemble Feverish Music Uluslararası Kültür Ajansı

1600 1700’lü yıllarda büyük konser alanlarının olmadığı küçük oda şeklindeki alanların olduğu, daha sıcak bir ortamın var olduğu, zil çalınca herkesin sustuğu ve konserin başladığı zamanlara götürdü ve zil çalınarak konser başlatıldı.modege

Konser küçük sanatçılara teşekkür belgelerinin verilmesiyle son buldu ve dinleyiciler konserden çok memnun ayrıldı.

Kaynak : [-]

 

 

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği 3. Antalya Televizyon Ödülleri sahiplerine verildi.

3. Antalya Televizyon Ödülleri

Antalya Kundu Turizm Bölgesi’ndeki Mardan Palace Otel’de düzenlenen ödül törenine sanatçılar kırmızı halıdan geçerek geldi. Şıklıklarıyla dikkati çeken sanatçılar, basın mensuplarına poz verdi.
Melike Öcalan ve Caner Cindoruk’un sunduğu gecede bir süre önce yaşamını yitiren Meral Okay için hazırlanan film gösterildi. Filmin gösterimi sırasında bazı sanatçıların gözyaşlarını tutamadıkları görüldü.
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, yaptığı konuşmada, bir süre önce yaşamını yitiren Meral Okay, Ayten Alpman, Ekrem Bora ve Ümit Usta’yı andı. Televizyon sektörünün sadece Türkiye’de değil, artık uluslararası alanda da adını dünyaya duyurduğuna dikkati çeken Akaydın, ”Onlarla gurur duyuyoruz. Bu yarışmanın sonuçları ne olursa olsun, bütün sanatçıları ve arkasındaki teknik elemanları alkışlıyoruz. Onlar bizim kalbimizde taht kurmuş olarak Antalya’dan ayrılacaklardır” dedi.

Radyo Onur Ödülü Boran’a, Onur Ödülü Bugay’a

3. Antalya Televizyon-Ödülü töreni

Gecede bu yıl ”Radyo Onur Ödülü”ne layık görülen, ancak rahatsızlığı nedeniyle törene katılamayan Orhan Boran ile telefon bağlantısı kuruldu. 60 yıllık çalışma hayatında çeşitli vesilelerle ödüllerle onurlandırıldığını anlatan Boran, ”Fakat bu gece lütfedilen ödülün bambaşka bir değeri var. Beni davet etme lütfunda bulunarak, 10 küsür senedir gözlerden ırak ama gönüllerden uzak olmadığımı gösterdi, bu beni çok mutlu etti. İkincisi zor bir sağlık savaşından geçiyorum. Bu ödülün bana verilmesi de moralimi son derece yükseltti. Bu ödül için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.

Orhan Boran’ın ödülünü teslim alan Beyazıt Öztürk de, ”Şu an buraya çıkınca anladım, ödül almaktan çok bir ustaya ödül götürmek acayip bir duyguymuş” diye konuştu.

”Onur Ödülü” ise Türk televizyonlarının beğenilen dizisi ”Bizimkiler”in yapımcısı Umur Bugay’a verildi. Bugay ödülünü, ”Bizimkiler” dizisinde ”Ali” karakterini canlandıran Atılay Uluışık’tan aldı. Umur Bugay, kendileri gibi yıllarını sanata ve yazıya adamış kişilerin anılmasının ve ödüllendirilmesinin çok hoş bir duygu olduğunu dile getirdi. Bugay, televizyon yapımlarında çalışanların çok güç koşullarda görev yaptıklarına dikkati çekerek, ”Sanatımızın onuru adına insanlık dışı maddi manevi sömürüye son vermek için yapacağınız her türlü mücadelede yanınızda olacağımı bilmenizi isterim” dedi.

”Jüri Özel Ödülleri” ise oyuncu Tarık Ünlüoğlu ile spor programı dalında yarışan ”Bay Tahmin” programına verildi. Jüri Başkanı Faruk Bayhan da Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’dan ”Onur Ödülü” aldı. ”Toplumsal sorumluluk ödülü” ise Mahsun Kırmızıgül’ün oldu. Kırmızıgül’ün ödülünü Onur Tuna aldı.

Dizilere ödül yağdı!

Gecede ”En iyi dram kadın oyuncu” ödülü, ”Öyle Bir Geçer Zaman ki” dizisindeki performansıyla Ayça Bingöl’ün oldu. ”En iyi dram erkek oyuncu” ödülünü ”Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi”ndeki rolüyle Erdal Beşikçioğlu aldı.

Yalan Dünya dizisi, komedi dalında verilen ödüllerin 5’ini alarak, en çok ödül alan dizi oldu. ”En iyi komedi dizisi”, ”En iyi komedi erkek oyuncu”, ”En iyi komedi yardımcı kadın oyuncu”, ”En iyi komedi yardımcı erkek oyuncu”, ”En iyi komedi yönetmeni” dalında ödüle layık görülen Yalan Dünya’nın Senaristi Gülse Birsel, ”Bir gün 45 dakikalık bir komedi dizisi yapmak istiyorum. Tek hayalim bu” dedi.

Öyle Bir Geçer Zaman ki, ”En iyi drama kadın oyuncu”, ”En iyi drama dizisi yardımcı erkek oyuncu”, ”En iyi drama dizisi yardımcı kadın oyuncu”, ”En iyi dizi film müziği”, Muhteşem Yüzyıl ise ”En iyi dizi film görüntü yönetmeni”, ”En iyi dizi film sanat yönetmeni”, ”En iyi drama dizisi senaryo”, ”En iyi dönem dizisi” olmak üzere 4’er dalda ödüle layık görüldü.

Bir süre önce yaşamını yitiren Meral Okay’ın senaryo dalıda ödül alması, salonda duygusal anlar yaşanmasına neden oldu. Salonda bulunanlar gözyaşlarına hakim olamazken, Okay, uzun süre ayakta alkışlandı.

Gecede Fırat Tanış da söylediği parçalarla izleyicilere keyifli dakikalar yaşattı.

3. Antalya Televizyon Ödülleri

Ödüller

Jüri başkanlığını Faruk Bayhan’ın yaptığı 3. Antalya Televizyon Ödülleri’nde ödül alan isimler şöyle oldu:

En iyi Dram Dizisi: Hayat Devam Ediyor

En İyi Komedi Dizisi: Yalan Dünya

En İyi Gençlik Dizisi: Elde Var Hayat Sınav

En İyi Dönem Dizisi: Muhteşem Yüzyıl

En İyi Dram Dizisi Kadın Oyuncu: Ayça Bingöl (Öyle Bir Geçer Zaman Ki)

En İyi Dram Dizisi Yardımcı Kadın Oyuncu: Meral Çetinkaya (Öyle Bir Geçer Zaman Ki)

En İyi Dram Dizisi Erkek Oyuncu: Erdal Beşikçioğlu (Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi)

En İyi Dram Dizisi Yardımcı Erkek Oyuncu: Hüseyin Avni Danyal (Öyle Bir Geçer Zaman Ki)

En İyi Dram Dizisi Yönetmen: Yıldız Hülya Bilban (Hayat Devam Ediyor)

En İyi Dram Dizisi Senaryo: Meral Okay (Muhteşem Yüzyıl)

En İyi Komedi Dizisi Kadın Oyuncu: Demet Evgar (1 Kadın 1 Erkek)

En İyi Komedi Dizisi Erkek Oyuncu: Olgun Şimşek (Yalan Dünya)

En İyi Komedi Dizisi Yardımcı Kadın Oyuncu: Gupse Özay (Yalan Dünya)

En İyi Komedi Dizisi Yardımcı Erkek Oyuncu: Bartu Küçükçağlayan (Yalan Dünya)

En İyi Komedi Dizisi Yönetmen: Jale Atabey Özberk (Yalan Dünya)

En İyi Komedi Dizisi Senaryo: Burak Aksak (Leyla ile Mecnun)

En İyi Dizi Film Görüntü Yönetmeni: Ercan Özkan (Muhteşem Yüzyıl)

En İyi Dizi Film Sanat Yönetmeni: Nilüfer Giritlioğlu (Muhteşem Yüzyıl)

En İyi Dizi Film Müzik: Nail Yurtsever, Cem Tuncer (Öyle Bir Geçer Zaman Ki)

En İyi Ana Haber Bülteni Sunucusu: Cem Öğretir (ATV)

En İyi Çocuk Programı: Pepee (TRT Çocuk)

En İyi Ekonomi ve Sektör Programı: Finans Cafe (CNBC-E)

En İyi Güncel Sanat Programı: Gece Gündüz (NTV)

En İyi Haber/Tartışma Programı: Haberaktif (TV 8)

En İyi Kadın Programı: Derya’nın Dünyası (Kanaltürk TV)

En İyi Komedi Programı: Koca Kafalar İle Baba Haber Bülteni (Kanal D)

En İyi Kültür İçerikli Program: Üstün Dökmen’le Küçük Şeyler (Star TV)

En İyi Magazin Programı: Show Kulüp (Show TV)

En İyi Sağlık Programı: Doktorum (Kanal D)

En İyi Sohbet Programı: Muhabbet Kralı (TV 8)

En İyi Spor Programı: Bizim Stadyum (TV 8)

En İyi Talk Show/Müzik-Eğlence Programı: Disko Kralı (TV 8)

En İyi Bilgi/Kültür İçerikli Yarışma Programı: Kim Milyoner Olmak İster (ATV)

En İyi Şov İçerikli Yarışma Programı: Survivor Ünlüler-Gönüllüler (Show TV)

En İyi Belgesel Yapım: Yüz Karası Değil, Ekmek Parası (İz TV)

Kaynak : [-]

İKSV’nin 2012 sürprizleri devam ediyor: Indie-folk müziğin dünyada en sevilen isimlerinden, Kanadalı şarkıcı, besteci ve gitarist Feist, Türkiye’deki ilk konserini vermek üzere 25 Ağustos’tasantralistanbul Kıyı Amfi’de olacak.

feist

İpeksi sesi, güçlü gitarı ve şarkı yazarlığı ile dinleyenleri ve müzik piyasasını kendine hayran bırakan Feist, İKSV’nin konuğu olarak 25 Ağustos Cumartesi akşamı santralistanbul Kıyı Amfi’deki konseriyle hayranlarının uzun süren bekleyişine son verecek.

Indie folk müziğin dünyada en sevilen solistlerinden biri olan Leslie Feist, şimdiye kadar 4 defa Grammy Ödülleri’ne aday gösterildi. Feist, 2012 yılında Juno Ödülleri’nde Yılın Sanatçısı Ödülü de dâhil olmak üzere 3 Juno alarak, bu ödüllerinin sayısını toplam 11’e çıkardı. Başarılı solo kariyerinin yanı sıra halen bir üyesi olduğu indie müzik grubu Broken Social Scene ve Norveçli ikili Kings of Convenience ile yaptığı çalışmalarla kendine büyük bir hayran kitlesi edinen Feist uzun zamandır beklenen isimlerden biri.

Konser Biletleri
Feist konserinin biletleri 20 Nisan Cuma gününden itibaren Biletix satış kanalları (BİLETİX satış noktaları, BİLETİX çağrı merkezi (0216 556 98 00), biletix.com) ve İKSV merkezinden satışa çıkacak. Lale Kart sahipleri için indirimli ön satış dönemi Siyah ve Beyaz Lale Üyeleri için 18 Nisan, Kırmızı ve Sarı Lale Üyeleri için 19 Nisan.

Feist konserinin bilet fiyatları ise 90 TL, 70 TL, 60 TL ve 50 TL olacak.

Kings of Convenience’tan Beck’e Herkes Feist’a Hayran
Jane Birkin, Republic of Two, Beck ve Wilco gibi önemli sanatçıların albümlerine konuk olan Feist’in özellikle Kings of Convenience ile yaptığı çalışmalarla da kendine büyük bir hayran kitlesi edindi. Feist, Kings of Convenience’ın 2004 yılında yayınladığı ikinci albümü Riot on an Empty Street de yer alan “Know-How” ve “The Build-Up” parçalarına yaptığı vokallerle büyük beğeni topladı.

Peaches’dan Broken Social Scene’e

feist

Şarkıcı, besteci ve gitarist Feist, ressam bir baba ve seramik sanatçısı bir annenin çocuğu olarak 1976 yılında Kanada’da dünyaya geldi. Müzik hayatına 15 yaşındayken kurduğu Placebo adındaki punk grubuyla başlayan Feist grubuyla Battle of the Bands yarışmasına katıldı ve Ramones’un ön grubu olarak konser verdi. Bir süre Noah Mintz’in solo projesine basgitar ile eşlik eden Feist ardından dünyaca ünlü Kanadalı indie grubu The Divine Right’a katılarak üç yıl boyunca dünya turnelerine katıldı. Feist, bir sonraki yıl ise aynı zamanda ev arkadaşı olan elektro punk sanatçısı Peaches adıyla tanınan Merrill Nisker’le ile turne gerçekleştirdi. Peaches konserlerinde sahne arkasında çalışan Feist, The Teaches of Peaches albümünde de yardımcı vokal olarak yer aldı.

Feist, 1999 yılında Toronto’da kurulan, Kanadalı sevilen indie rock grubunun da bir üyesi. 2001 yılından beri Broken Social Scene’in konserlerinin yanı sıra albümlerinde de vokal olarak yer alan Feist, 2009 Haziran ayında, Broken Social Scene’in biyografisi This Book Is Broken’ın piyasaya çıkması şerefine eski ekip arkadaşlarıyla bir konser verdi.

Solo Kariyeri
Feist, ilk solo albümü Monarch (Lay Your Jewelled Head Down)’ı 1999 yılında yayımladı. 2004 yılında ise dünya çapında 500 bin satış rakamına ulaşan ikinci solo albümü Let it Die’ı yayımladı. Bu albümü ile pek çok ödül alan Feist, dünya çapında tanınan bir isim oldu. Let It Die’daki şarkıların remixlerinin bulunduğu albüm; Gonzales, Jamie Lidell, The Postal Servis ve King of Convenience’ın katkılarıyla Open Season adıyla 2006 yılında yayınlandı.

Feist, The Reminder adlı üçüncü albümünü 2007 yılında piyasaya çıkardı. Bu albümde yer alan “1234” isimli şarkısı bir reklam filminde kullanıldı ve internetten en çok indirilenler listesinde ilk 10’a yerleşti; Amerika müzik listelerine ise 8 numaradan giriş yaptı. Şarkı aynı zamanda The Times tarafında yılın en iyi ikinci şarkısı seçildi. The Reminder albümü dünyada bir milyon kopya sattı ve Amerika’da altın plak, Kanada’daki Juno ödüllerinde ise Yılın En İyi Albümü ödülünü aldı.

Feist’in geçtiğimiz yıl yayınlanan dördüncü stüdyo albümü Metals US Billboard listelerine 7 numaradan giriş yaptı. İlk haftasında 38 bin kopya satan albüm müzik eleştirmenlerinden de tam not aldı.