Şehre Mono geliyor!

Türkiye’de müzik ve eğlenceye yön veren Pozitif Live, bu sene yepyeni bir festivali müzikseverler ile buluşturmaya hazırlıyor.

Mono Festivali

30 Haziran Cumartesi günü Solar Beach’te gerçekleşecek olan Mono Festival’de müzik dünyasının yenilikçi ve farklı tarzlarıyla dikkat çeken yerli ve yabancı isimleri, gündüz saatlerinden itibaren sahne alacak.
Güneşi, denizi ve kumsalı müzikle birleştiren ve aynı zamanda şehre taşıyan tek festival olan Mono, bu yaz unutulmayacak bir program ile müzikseverlerin karşısında olacak.

30 Haziran Cumartesi günü kapılarını sabah 10:00’da açacak olan Mono Festival’de 4 farklı sahne yer alıyor. Ana sahne ve Burn Electronica & Dubstep sahnesinde izleyeceğimiz dünyaca tanınmış isimler arasında, Punk’ı çingene ateşi ve Brecht etkili kabareler ile buluşturan etkileyici topluluk Gogol Bordello, izleyicilerini ilgi çekici kostümler eşliğinde New York’un gizemli arka sokaklarına, göçmenlerin dünyasına götürecek. Kanadalı New Wave ve Indie rock grubu Metric ise alternatif duruşları ve güçlü sahne performanslarıyla göz dolduracak. Son dönemlerin sıkıcı, monoton ruhundan kurtulmak isteyenlerin aradığı,hayranlarının tüm duyularının uyanmasını sağlayan derin ve vurucu new wave soundlu grup The Horrors ve alegorik tarzıyla seyirciyi büyüleyici, masalsı bir yolculuğa çıkarmayı başaran Danirmarkalı yeni yetenek Oh Land Mono Festival’de müzikseverleri bambaşka bir dünyaya taşıyacak. Yerli gruplardan ana sahnede müzikseverleri bekleyen isimse The Ringo Jets olacak.

80’leri, gerçek sentez ve prodüksiyonla ürettiği elektronika müzikte başarılı bir şekilde tekrar yansıtmayı başaran Com Truise ve 2010’dan beri yayınladığı sıradışı club trackleriyle beğeni toplayan Bok Bok da, Mono festival’de akıllara kazınacak performanslarla festivali doruğa taşıyacak. Grup Ses Beats ise Burn Electronica ve dubstep sahnesinde performans sergileyecek isimler arasında yerini alıyor.

ANA SAHNE

Oh Land

Oh Land

Elektro-pop ve deneysel tarzda şarkılarıyla tanınan müzisyen, söz yazarı ve dansçı Danimarkalı Oh Land, gerçek adıyla Nanna Øland Fabricius, müzik dünyasına 2008’de çıkardığı “Fauna” albümüyle adım attı. Kendi adını taşıyan ve 2011’de çıkardığı ikinci albümü sayesinde Danimarka listelerinde beşinci sıraya kadar yükseldi. Oh Land, opera sanatçısı bir anne ve kilise orgcusu bir babanın kızı olarak yetişti ve bunu müziğine de yansıtmayı başardı. Sahne performansının büyülü dünyasını kutsal olarak nitelendiren Danimarkalı şarkıcı,  alegorik özellikler taşıyan müziği ile konserlerinde seyirciyi bambaşka bir dünyaya götürüyor.

 

 

 

 

 

 

Gogol Bordello

Gogol Bordello

Punk’ı çingene ateşi ve Brecht etkili kabareler ile buluşturan Gogol Bordello, sahne enerjisiyle kitleleri harekete geçirip dinleyicilere bol tempolu anlar yaşatmayı başarıyor. Adını ideolojik olarak etkilendiği Rus yazar Nikolay Vasilyeviç Gogol’dan esinlenerek alan grup 1999 yılında kuruldu ve bir süre Rus düğünlerinde çingene müzikleri çaldı. Gogol Bordello, izleyicilere yaşattığı hiper-kinetik sarsıntılarla kısa sürede New York altkültürünün en popüler isimlerinden biri haline geldi. Roman punk ve roman folk tarzını benimseyen ve Türk seyircisinin de beğenisini kazanmayı başaran Amerikalı grup, izleyecileri olağanüstü kostümler eşliğinde New York’un gizemli arka sokaklarına, göçmenlerin dünyasına davet ediyor. Gogol Bordello, 2006’da Rock’n Coke’ta, 2008’de Efes Pilsen One Love gibi önemli festivallerde sahne aldı.

Metric

Kanadalı indie rock ve New Wave grubu Metric, vokal ve keyboard’da Emily Haines,

Metric

gitarist James Shaw, basist Josh Winstead ve davulcu Joules Scott-Key’den oluşuyor. 1998’de kurulan grup ilk albümleri “Old World Underground, Where Are You Now”u 2003’te çıkardılar ve bu albümle En İyi Alternatif Grup ödülüne aday gösterildiler. Asıl çıkışlarını 2009’da çıkardıkları dördüncü stüdyo albümleri “Fantasies” ile yapan Metric, Yılın En İyi Alternatif Albümü ve En İyi Grup ödüllerine sahip oldular. Festivallerdeki performanslarıyla seyirciye unutulmayacak anlar yaşatan ve müzik dünyasına kattıkları yenilikçi bakış açısından güç alan Metric, Haziran 2012’de çıkacak yeni albümleri “Synthetica”yı kariyerlerinin en iyi özeti olarak gösteriyor.

The Horrors

The Horrors

The Horrors 2005’te İngiltere’nin Southend on Sea bölgesinde kuruldu. Çıkış albümleri Stange House 2007 yayınlandı ve kısa sürede İngiltere albüm listesinde 37 numaraya ulaştı. 2009’da piyasaya çıkan Primary Colours’la 25’e ulaşan The Horrors, Temmuz 2011’de çıkardıkları Skying albümleriyle listenin 5. Sırasına yerleşti.

Plak ve DJ’liğe olan merakları sayesinde tanışan Rhys Webb, Faris Badwan ve Tom Cowan, 60’lar Garaj Rock, New Wave ve Post Punk’a duydukları ilgi sayesinde bir araya geldi. 2005’te Joshua Hayward ve Joe Spurgeon’ı da yanlarına alarak The Horrors’u kuran grup, çıkış singleları “Sheena Is a Parasite” ile halkın dikkatini çekti ve ikinci single’ları “Death at the Chapel” ile NME’ye kapak olma şansını yakaladı.  Müzik piyasasında hızla yükselen grup, Mart 2012’de İngiltere ve İrlanda’da sahne paylaşmak üzere Florence and The Machine’in Ceremonials turnesine katıldı.

Sahneye çıktıkları anda önce kendilerini, sonra seyirciyi coşturan grup, kaliteli müzikle çılgınlığı bir araya getiriyor.

Com Truise

Com Truise

Seth Haley, sahne adıyla Com Truise, New York ve sonrasında Princeton, New Jersey çıkışlı bir elektronik müzik adamı.

Sentez ve ağır prodüksiyonla yaptığı müziği, 1980’lerin tarzından etkilenmiş. Dinleyiciyle ilk buluşması AM Discs label üzerinden ücretsiz indirlebilen Cyanide Sisters EP’yle gerçekleşen Com Truise, Ghostly International’ın dikkatini çekmeyi başardı ve Cyanide Sisters yeniden basıldı. Hemen ardından Tron: Legacy Reconfigured albümünde bir remixi yer alakn Com Truise, 2011’de ilk albümü Galactic Melt’i piyasaya çıkardı. Neon Indian’ın Sleep Paralysist’ini, Twin Shadow’un Castles In The Snow’unu, Franklin’in  I Know’unu, Ana Lola Roman’ın Klutch’ını remixleyerek gittikçe müzik piyasasında adından söz ettirmeye başlayan Com Truise, Aralık 2011’de yayınladığı Foster the People’ın Helena Beat remixiyle büyük beğeni topladı.

BEACH BUMS

Mabbas

Mabbas

2000 yılından bugüne neredeyse hiç ara vermeden Türkiye’nin en kaliteli radyolarında DJ’lik, müzik dergilerinde yazarlık ve festivallerde direktörlük yapmış Mabbas, tam anlamıyla bir müzik adamı. Sırasıyla Radio Cool, FG 93.7, Radyo 92.3 ve Dinamo 103.8’de tanıştığı dinleyenleriyle  Kasım 2009’dan itibaren Pazar akşamları saat 21.00’de Radyo Eksen 96.2’de buluşan Mabbas, canlı canlı Mono Festival’de.

Club Bangkok

Club Bangkok,gece hayatı boşluğunu görüp şaşıran, sonrasında şaşırmayı bırakıp bir ‘club night’ başlatan üç enerjik gençten oluşmakta. 2010 ortalarında Doğu yanına Hakan Odabaşı ve Onur Yazıcı’yı alarak Bangkok gecelerinin İstanbul ayağına başladı. Bangkok DJ’leri bir yılı aşkın süredir bütün kalpleriyle sevdikleri bir playlist ile gelenlerin yüzünde gülümseme, ertesi gün de vücutlarında müthiş bir hangover bırakmayı başardı. The Clash, The Sonics, Sex Pistols gibi ‘Old-Skool-Indie’yi, 2004 sınıfından terk The Libertines, Futureheads ve arkadaşlarıyla birleştirip, her çalındığında tavandan ter akıtacak derecede dans ettiren Blur, Franz Ferdinand marşlarıyla karıştırınca insanların mutlu olmaması imkânsıza yakın.

Style-ist

Yetenekli DJ, elektro, elektroclash, elektropop ve breakbeat gibi müzik türleriyle önemli festival ve organizasyonlarda kendini kanıtlamış bir isim. Ayrıca dub ve reggae birleşimli sounduyla da sürprizlere açık olduğunu gösteriyor.

Yakuza

Asıl adı Can Utkan olan DJ Yakuza’nın kariyeri Tokyo’da çaldığı çeşitli kulüplerde başladı. 1999 yılında Türkiye’ye dönen ve Radio Oxigen’de çalmaya başlayan DJ Yakuza, ağırlıkla drum’n bass ve break-beat tarzlarına yönelse de kendine ait farklı ve zengin bir dil yarattı. DJ’liğin yanısıra önemli caz müzisyenleriyle de ortak çalışmalar yapan sanatçı, prodüktör kimliği ile de değişik projelerde yeraldı. Cem Yıldız, Richard Hamer ve Murat Uncuoglu ile birlikte, elektronik altyapıyı Türk folk müziği ve enstrümental biçimlerle harmanlayıp geleneksel vurmalı çalgılarla örülmüş çok sesli ve “jazzy” bir kurgu ortaya çıkardıkları Orient Expressions grubunu kurdu. 2008 yılında DJ olarak ilk çalışması “Labyrint” yayınlandı. Birçok ülkede performans gösteren DJ Yakuza, İstanbul’un en eklektik ve keyifli elektronik müziklerini yapan isimlerden biri olarak gösterilmeye devam ediyor.

DearHead

Kuruldukları 2009 yılı itibari ile İstanbul elektronik müzik piyasasına yeni bir soluk getiren DJ ikilisi DearHead (Bengi Ünsal & Evrim Tüfekçioğlu), bol vokal ve ritimli parça seçimleri, farklı türleri birleştirmekteki ustalıkları ve sahnedeki enerjileri ile gönüllerde taht kurdu.

Dancing Birds Feel The Beat

Kiki, Babylon, Ghetto gibi mekânlarda modern zaman içinde “boogie night”lar yaptı Dancing Birds Feel the Beat ikilisi Sehnaz ve Sine… Biri Screamin’ Jay Hawkins, The Beach Boys, The Trashmen çaldı, diğeri setin başına geçtiğinde tam da bu zamanın kahramanlarını arka arkaya dizdi; Two Door Cinema Club, MGMT, La Roux, Interpol… Bu kez festival güzellemeleriyle setin başına geçecekler, eskiler yeniler bir yana sahnenin ortasına eğlence koyacaklar.

DİNAMO LOUNGE

Cervus

 

Türkiye’nin en geniş katılımlı DJ anketi “DJ Office Best DJs 2005” anketinde yılın en iyi DJ’i seçilen Cervus sahip olduğu yetenek ve vizyonla elektronik müzik piyasasının en sağlam isimlerinden. Başarılı DJ ve yapımcıyı canlı dinlemek isteyenler için harika bir fırsat.

Tutan

Türk müziğinin Barış Manço, Zeki Müren gibi ustalarının şarkılarını kendine has soundıyla mixleyen Tutan, House ve Techno konusundaki cüratkırlığını radyo programına da taşıyıp, her eserinde küçük deneyler yapan bir DJ.

Kaan Düzarat

1980 Eskişehir doğumlu; ama İstanbul’a İngiliz electro house soluğunu getirmesiyle bilinen, yıllardır Dinamo’da DJ’lik yapan ve Vesvese’yle sık sık İstanbul’u sallayan Kaan Düzarat, bu kez de Mono Festival’de.

(((emre)))

DJ’liğe 1997’de Açık Radyo’yla başlayan (((emre))), şimdilerde Dinamo FM’in vazgeçilmezlerinden. Kendisi Magma, Ministry, Captain Hook, Hangar – 2019, Milk, Çubuklu Hayal, Karga Bar, Zihni, Orange, 7th House, The Club 20 – Ankara, Wasp, Juke Box, Solar Beach, Minimüzikhol gibi mekan ve festivallerde çalarak seyircinin favorileri arasına girdi.

Agentorange

Agentorange ya da gerçek adıyla Mete Tavukçuoğlu, 90’lı yıllarda drum’n bass, big beat ve house müziğe ilgi duymaya başladı ve arkadaş partilerinde başlayan DJ’lik serüveni Türkiye elektronik müzik piyasasının en önemli isimlerinden biri olmasıyla devam ediyor. Agentorange’ın müziğinde breakler, techno, elektro ve bol vokal duyacak, ona hayran kalacaksınız.

 

Muzo

Türkiye’nin en sevilen radyocularından, Dinamo’nun çok yönlü ismi.

Bergiten

1993 yılında DJ’liğe başladı. Soulfultechno, Deephouse, Progressive house ve Breakbeat ağırlıklı müziğiyle birçok radyo ve klüpte çaldı. Bugün Dinamo’nun müzik direktörlüğünü yapıyor ve haftada bir dinleyenleriyle buluşup, hızından hiçbir şey kaybetmediğini herkese gösteriyor.

Doğukan İres

Lise yıllarında Depeche Mode’a olan hayranlığı sayesinde başlayan müzik serüveni Londra’nın ve İstanbul’un en popüler klüplerinde çalmasıyla sonuçlanan Doğukan İres, house, tech-house ve deep-house dolu bir performansla Mono Festival’de.

 

Kaynak : [-]

 

Merkez Bankası’nın, 206 tonluk külçe altın rezervinin yanı sıra paha biçilemeyen sanat koleksiyonu da bulunuyor. 104 ressamın eserlerinin yer aldığı bankanın sanat kasasında Osmanlı’dan kalma “efemera” isimli resmi yazışmalar, padişah fermanları ve asırlık hisse senetleri de yer alıyor.

Erdinç ÇELİKKAN

T.C. Merkez Bankası

Merkez Bankası, 206 tonluk külçe altın rezervinin yanı sıra paha biçilemeyen sanat koleksiyonuna da sahip bulunuyor. Banka koleksiyonu arasında Abidin Dino’dan Fikret Mualla’ya, Nuri İyem’den İbrahim Çallı’nın da bulunduğu 104 ressamın eserleri yer alıyor. Merkez’in zengin sanat kasasında Osmanlı’dan kalma “efemera” isimli resmi yazışmalar, padişah fermanları ve asırlık hisse senetleri de bulunuyor.

Cumhuriyetle yaşıt

Merkez Bankası, sanat koleksiyonu Cumhuriyetin ilk yıllarında oluşturulmaya başlandı. 1930’lu yıllarda Halil Paşa, İbrahim Çallı ve Hikmet Onat gibi Türk resim sanatının önder isimlerine ait yapıtlarla başlayan çalışma Şeref Adik, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Sabri Berkel gibi sanatçıların eserleriyle daha da zenginleşti. Merkez’in sanat müzesinde, aralarında Eyüboğlu’nun “Ankara’dan Görünüm”, Mahmut Cuda’nın “Beyaz Vazo”, İbrahim Çallı’nın “Çınaraltı” adlı tablolarının da bulunduğu yüzlerce eser sergileniyor. Türk sanat tarihinde güçlü bir bellek oluşturmayı hedefleyen Merkez Bankası’nın bu koleksiyonu, Türk resim sanatının ulaştığı düzeyi en iyi yansıtan koleksiyonlar arasında sayılıyor.

Hisse senetleri de var

Bankanın sanat kasasında, 1932-1941 yılları arasında Maliye Bakanlığı’nca ihraç edilmiş olan devlet iç borçlanma senetlerinden örnekler, 1902 tarihli Haydarpaşa Limanı AŞ ve Anadolu Demiryolu AŞ’ya ait hisse senedi örnekleri de yer alıyor. Koleksiyonda III. Selim ve II. Murat döneminden kalan değerli altınlar ve diğer padişahlara ait fermanlar da sergileniyor.

Osmanlı altınları ve fermanlar var

MERKEZ Bankası’nın koleksiyonundaki ilginç sanat eserleri de bulunuyor. Bunlar arasında da Osmanlı döneminde halkın Evrek-ı Nakdiye desenlerinde dokuduğu halılar; çeşitli tarihlerde banka şubelerinin kendi arasında yaptığı “efemera” denilen yazışma örnekleri; V. Mehmet Reşad döneminden başlayarak kullanılan kağıt paralar dikkat çekiyor.

Kaynak : [-]

2. Uluslararası Engelsiz Film Festivali tanıtım filmi için; Beste Bereket, Cengiz Bozkurt, Bennu Yıldırımlar, Tuğrul Tülek, Zeynep Çamcı, Mine Soley, Rüya Önal, İrem Altuğ, Ece Uslu, Ececan Gümeci, Burç Kümbetlioğlu ve Altan Akışık kamera karşısına geçti. Yönetmenliğini Burak Şenkal’ın yaptığı filmlerin jenerik müziği ise Mehmet İstanbulluoğlu’na ait.

Bu yıl 2.si düzenlenen festivalin tanıtım filmleri 4 farklı videodan oluşuyor ve ünlüler engellilerin sorunlarına dikkat çekiyorlar.
“Herkes için Eşit Saygı, Herkes için Eşit Yaşam Koşulları ve Adalet” ana temasından yola çıkılarak düzenlenen 2. Uluslararası Engelsiz Film Festivali 21-26 Mayıs tarihleri arasında izleyicilerle buluşacak.

Filimleri :

Festival sitesi için :  www.engelsizfilm.com

Kaynak : [-]

49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali için bu yıl 177 afiş başvurusu yapıldığı bildirildi.

49 antalya uluslar arsı film festivali

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve AKSAV Basın Danışmanı Akgün Keskin Sakarya, yaptığı yazılı açıklamada, Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Antalya Kültür Sanat Vakfı işbirliğiyle düzenlenen 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivalinin tanıtım materyallerinde kullanılacak afişi belirlemek, tasarım alanında çalışan kişileri desteklemek ve grafik sanatına katkıda bulunmak amacıyla afiş yarışması düzenlendiğini belirtti.

Yarışmaya başvuran kişi ve eser sayısındaki rekorun en son 2004 yılında kırıldığını, 41. Festival afişi için düzenlenen yarışmaya 103 grafik sanatçısının 150 eserle başvurduklarını ifade eden Sakarya, tek eserle katılma koşulu getirildiği halde bu yıl sanatçı sayısında olduğu gibi eser sayısında da 177 katılım ile rekor kırıldığı kaydedildi.

Yarışma jürisinin belirleyeceği ödüllerin 16 Mayıs Çarşamba günü saat 10.30’da Antalya Kültür Merkezi’nde düzenlenecek basın toplantısıyla kamuoyuna duyurulacağını bildiren Sakarya, şunları kaydetti:

”Yarışmada birincilik ödülüne değer görülen sanatçı 5 bin, ikincilik ödülü sahibi sanatçı 2 bin, üçüncülük ödülü sahibi sanatçı da bin lira para ödülüyle

49 antalya uluslar arası film festivali afişlerinden

ödüllendirilecek. Birincilik ödülüne değer görülen afiş festivalin tanıtım materyallerinde kullanılacak. Jürinin sergilenmeye değer gördüğü afişler, ödüllü afişlerle birlikte festival programı kapsamında açılacak sergide sinemaseverlerle buluşturulacak.’ ‘

Kaynak : [-]

 

Bosnalı ”Çocuklar”ı Cannes Film Festivali’ne gidiyor.

 

Çocuklar-Djeca -yönetmen Aida Begiç

Bosnalı savaş çocuklarının hikayelerini anlattığı ”Çocuklar” (Djeca) adlı filminin dünya prömiyeri Cannes Film Festivali’nin resmi bölümlerinden “Un Certain Regard”da yapılacak olan yönetmen Aida Begiç, ”Korkunç şartlar altında dünyaya gelen insanları çok merak ediyordum. Bu konuyu ve kimsesiz çocukları araştırarak yeni filmimin konusunu buldum” dedi.

Cannes Film Festivali’nde 2008 yılında ”Kar” (Snijeg) filmiyle Semaine de la Critique Bölümü’nün ”büyük ödülü”nü (Grand Prix) alan ve daha sonra bu filmi ABD’li ünlü yönetmen Angelina Jolie’ye ilham olan Bosnalı genç yönetmen Aida Begiç, 16-27 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek Cannes Film Festivali’nde ”dünya prömiyeri” yapılacak ”Çocuklar” filmiyle ilgili AA’ya açıklama yaptı.

Bir filmin gösterime gireceği en iyi yerin ”Cannes Film Festivali” olduğunu vurgulayan Begiç, bu nedenle kendi adına ve Bosna-Hersek adına çok mutlu olduğunu söyledi.

Begiç, bir önceki filmi olan ”Kar”da Boşnakların hayallerini ele aldığını ve yeni filmi için araştırma yaparken ”Boşnakların hayallerine ne olduğunu?” kendi kendine sorduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

”Hayallerimizi, hatıralarımıza değiştirdiğimizin düşüncesine vardım. Sanki cesaretimizi kaybetmiş ve bir şekilde hayal kurmayı bırakmışız gibi. ‘Kar’ filmindeki olaylar savaş sonrası, 1996 yılında, hala bu ülkede güzel şeyler olabileceğine inandığımız zamanlarda geçiyor. Fakat 16 yıl sonra, sonsuz bir şimdiki zamanı yaşıyoruz sanki. Sanki geleceğe artık inanmıyoruz, 2-3-10 sene sonra ne yapacağımızın bile hayallerini kurmuyoruz. Bu tür düşünceler ‘Çocuklar’ filmi için ana fikir oldu.”

Filmin başrol oyuncusu Rahima’nın, 1992 yılında savaş başladığında 5 yaşında, erkek kardeşi Nedim’in ise savaşta doğduğunu dile getiren Begiç, ”Böyle korkunç şartlar altında dünyaya gelen insanları çok merak ediyordum. Bu konuyu ve kimsesiz çocukları araştırarak yeni filmimin konusunu buldum” dedi.

Aida Begiç, ”Çocuklar” filminin çekimlerinin Saraybosna’nın Otes bölgesinde yapıldığını ifade ederek, bu bölgenin hikayesinin de trajik olduğunu kaydetti.

Otes’in savaş öncesi yapıldığını ve savaş sırasında ilk cephe hattında olduğu için tamamen yıkıldığını anlatan Begiç, ”Otes’te şimdi büyük bir çelişki var. Savaş zamanında harabeye dönmüş ve hala kurşun izleri taşıyan binaların yanı sıra, yepyeni, inanılmaz güzellikte villaları da burada görebilirsiniz” diye konuştu.

-”Sanat soruları ön plana çıkarmak için vardır”-

Begiç, sanatın, birisinin yargılanması ya da sonuçlara varılması için var olmadığını, aksi takdirde böyle bir sanatın propaganda olacağını belirterek, profesyonel anlamda sanatın gerçeklerden oluşması gerektiğini dile getirdi.

”Günlük hayatımızda savaş var olduğu takdirde, sanat da var olacaktır” diyen Begiç, ”Sanat soruları ön plana çıkarmak için vardır. Eğer bu filmi izleyen insanlar, çocuklarımıza, yeni nesillere nasıl bir dünya bıraktığımız hakkında kendilerine soru soruyorlarsa, bu benim için işimi başarıyla tamamlamışımdır demek” diye konuştu.

-Ünlü yönetmen Kaplanoğlu ile ortak yapım-

Begiç, TRT’nin de desteklediği filmin uluslararası ortak yapımcılarından birinin de Semih Kaplanoğlu olduğunu vurgulayarak, ”Semih Kaplanoğlu saygı duyduğum bir yönetmen. Kendisiyle İstanbul’da tanıştım ve ilk toplantımızdan sonra beraber çalışmaya karar verdik. İşbirliğimiz çok ilginçti. Yapımcı olan bir yönetmenle çalışmak çok farklı” dedi.

Aida Begiç, başörtüsü takmasıyla ilgili de ”başörtüsünün bir kadının kişisel tercihi olduğunu” belirterek, şöyle konuştu:

”Bu işte (yönetmenlik) kadın olarak başarılı olmak zaten çok zor. Bir kadın için otoriter ya da yönetmen gibi davranmak, bir erkeğe göre çok daha zor. Özellikle başörtülü olduğunuz zaman, çünkü o zaman herkesin kafasında, pozitif ya da negatif olsun, hakkınızda belli bir düşünce oluşuyor. İnsanlar cahilliklerinden dolayı sizi yargılıyorlar. Bizim sorunumuz da genelde onlara karşı iç dünyamızı açmamak, onların sorunu ise bizim dünyamızı tanımak istememeleri.”

Başrollerini Marija Pikiç ve Ismir Gagula’nın paylaştığı ”Djeca”, Bosna’daki savaşta yetim kalan 5 yaşındaki Rahima ile savaş yıllarında doğan kardeşi Nedim’in hayat hikayesini ve mücadelesini anlatıyor.

Kaynak: [-]

Michelangelo ve Raphael ilk kez Türkiye’ye geliyor!

The Great Masters İnteraktif sergisi

16. yüzyıl İtalya’sının en ünlü üç ustasının bilim ve sanatta nasıl izler bıraktıklarını anlatan The Great Masters Sergisi dünyada ilk kez Türkiye’de sergilenecek.

İnteraktif sergi, 1 Haziran – 31 Temmuz’da Arter Tasarım ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi işbirliği ile Tophane-i Amire Büyük Salon’da gerçekleşecek. İsveçli sergi tasarım şirketi Excellent Exhibitions AB tarafından tasarlanan “The Great Masters” sergisi dünyaca ünlüİtalyan küratörler Alessandro Vezzosi ve Francesco Buranelli tarafından hayata geçirildi. “The Great Masters”, 2010 yılında Göteborg, İsveç’te açılan ve 130 bin kişi tarafından ziyaret edilen “:And There Was Light” sergisinin geliştirilmiş bir versiyonu.

Sergide ziyaretçiler dokunmatik ekranlar vasıtasıyla Raphael’in yapmış olduğu resimler ve eskiRoma kalıntılarını ölçme ve düzenleme çalışmalarını görebilir, Leonardo’nun icatlarının mekanik özelliklerini deneyimleyebilir, Sistine Şapeli’nin tavanını boyamanın zorluğunu anlayabilirler. Sergi, 3 ünlü usta üzerinden yola çıkarak, keşifler çağı olarak bilinen 16. YY. İtalya’sını ve Rönesans’ı anlatıyor.

Serginin Giriş bölümünde yer alan medya odasında sunulacak 3 dakikalık bir film gösterimi, Rönesans döneminin yaratıcı 3 ustası hakkında genel bir bilgilendirme yapacak ve ziyaretçileri sergiye hazırlayacak. Bir başka bölüm olan Adli İnceleme’de “Mona Lisa” başta olmak üzere ünlü eserler detaylı olarak incelenecek. Ardından dünyanın en ünlü resimlerinden olan “Son Yemek” gerçek ölçüsünde ziyaretçi ile buluşacak. Ziyaretçilerin Leonardo da Vinci’nin kullandığı tekniklerle tanışacağı bu bölümde perspektif, renk, postür ve oranın uyumu konu edilecek. Sergi mimariye de yer veriyor ve Raphael ile Michalengelo tarafından yapılan St. Peters Bazilikası’nın yanı sıra dönemin yapıları için kaç kişinin çalıştığı, ne kadar zamanda inşa edildiği anlatılacak. Dokunmatik ekranlar sayesinde Sistine Şapeli’ni ziyaretçiler detaylı bir şekilde inceleyebilecek.
Serginin biletleri sergi mekanında bulunan My Bilet gişesinden ve My Bilet web sitesinden temin edilebilecek. Sergi hakkında detaylı bilgi serginin web sitesinde ve My Bilet’te.

 

Kaynak : [-]


İsmindeki statik kelimesine karşın tarzının en dinamik grubu olan İngiliz dörtlü 65daysofstatic 12 Mayıs’ta Bronx’ta…

65daysofstatic

Künye:
Yer :Bronx
Tarih :12 Mayıs 2012 – Cumartesi
Saat :21:00
Tel: :0212 293 53 98
Adres :İstiklal Cad. Terkos Çıkmazı No: 8
Tünel/Beyoğlu

2004 yılında debut albümleri “The Fall of the Math” ve takip eden üç yıl içinde yayınlanan “One Time for All Time” ve “Destruction of Small Ideas” ile müzik dünyasının en başarılı ilk çıkışlarından biriyle karşımızdaydı 65daysofstatic. Post-rock, math-rock gibi yeni tür tanımları onların progresif yapısı için de kullanılıyordu yalnız grubun müziğindeki elektronik öğeler ve kaotik sound onları çok farklı bir yere taşıyor ve 65daysofstatic herhangi bir sınırlamaya tabi tutulamayan kendine özgü çizgisinde dinleyiciler ve eleştirmenlerden tam puan alıyordu. Robert Smith’in özel daveti üzerinde The Cure 2007 turnesinde grupla beraber sahne alan ve dünya çapında yüzbinlerce kişiye çalan Joe Shrewsbury, Paul Wolinski, Rob Jones ve Simon Wright birlikteliğindeki ilk albümden beri sabit olan kadronun en belirgin özelliklerinden biri de canlı performanslarındaki yoğun enerji. Ülkemize ilk defa gelecek olan Sheffield dörtlüsü 65daysofstatic izleyiciyi kendine tutsak eden canlı performanslarından birini bu kez İstanbul dinleyicisiyle Bronx Pi Sahne’de sergileyecek.

Bilet fiyatları
52.00 TL
Gösterim Tarihleri :

  • 12.05.2012 21:00

Kaynak : [-]

Başkentte kültür sanat

sanat duyuru

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, bugün ve yarın, Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu’nu ağırlayacak.
ANKARA Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, bugün ve yarın, Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu’nu ağırlayacak.

Antonio Pirolli’nin yöneteceği konserde Solistler Cemi’i Can Deliorman, Soprano Evren Ekşi, Mezzo Soprano Chiara Amaru, Bas Tenor Enea Scala eşlik edecek.

Bilkent Senfoni Orkestrası, 12 Mayıs’ta J. Rodrigo’nun “Concierto Madrigal”, N. Koshkin’in “Beş Gitar için Konçertino”, G. Bizet’in “L’Arlesinne” adlı yapıtlarını dinleyicilerin beğenisine sunacak.

Ankara Devlet Tiyatrosu bu hafta 10 oyun, Ankara Devlet Opera ve Balesi 7 eser ve “Anthion Ensemble” konseriyle izleyiciyi selamlayacak.

Bugün başlayacak “Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali”, 17 Mayıs’a kadar sanatseverlerle birlikte olacak.

Başkentte hafta boyunca gerçekleştirilecek kültür sanat etkinliklerinden bazıları şöyle:

-Tiyatro-

Büyük Tiyatro: Yönetmenliğini Şakir Gürzumar’ın yaptığı “Genç Osman” adlı yapıt, 13 Mayıs’ta izlenebilir. Turan Oflazoğlu’nun kaleme aldığı eserin dekor tasarımı Sertel Çetiner’e, giysi tasarımı Gülümser Erigür’e ait. Işık düzenini Şükrü Kırımoğlu’nun, müziklerini Can Atila’nın hazırladığı oyunun koreografisi Handan Özer’e ait. Yapıtta, Akın Erozan, Tolga Tuncer, İlhan Kantarcı, Kutay Sungar, Ahmet Erkut, Nusret Şenay, Cahit Çağıran, Kayhan Sarıgöllü, Uğur Kaya, Mine Medya Haktanır, İhsan Sanıvar, Neşe Baykent, Füsun Akay, Fikret Ergin, Halit Güngör, Nejat Armutçu, Efe Ünsal, Sibel Durak, İbrahim Korumaz, Zeki Tüzün, Nazlı Polattaş, Ülker Kılıçaslan, Batu Ergün, Cihan Kaymak, Volkan Özman, Çağılman Öztornacı, Çağlar Ekinci, E.Irmak Bavkır, Erdem Serkan Saraç, Aytek Şayan, İlhan Deliktaş, İrfan Atav, Kadir Samet Karaman, Kıvanç Değirmenci, Nazım Hikmet Çalışkan, Sabri Akdemir, Velican Demirel, Okan Koç, Umut Saçar, Atalay Şahin, Abdülaziz Öktem, Burak Soyak, Engin Bostancı, Eren Demir, Ferhat Kıratlı, Fırat Göngör, Hüseyin Erdoğan, Hüseyin Sinan Hürkardeş, Kartal Can Ermiş, Kayhan Çelik, Onur Sanatlın, Orhan Kara, Ömür Eliaçık, Sercan Özyazıcı, Serkan Ulus, Tarık Şengil, Serkan Çalık, Hasan Üreten, Hüseyin Özdemir ve İpek Gürol rol alıyor.

Cüneyt Gökçer Sahnesi: Faruk Erem’in yazdığı, Mehmet Baydur’un oyunlaştırdığı, Volkan Özgömeç’in yönettiği “Elma Hırsızları” 10-13 Mayıs tarihleri arasında görülebilecek. Faruk Erem’in “Bir Ceza Avukatının Anıları” adlı eserinden Mehmet Baydur tarafından oyunlaştırılan eser, hukuk ve yasaların adil olması zorunluluğunu farklı sosyal çevrelerden insanların yaşanmış gerçek hayat hikayeleriyle anlatıyor. Dekor tasarımı Kerem Çetinel’e, ışığı Kazım Öztürk’e ait eserin müziği Cem İdiz imzasını taşıyor. Eserde, Ahmet Türkoğlu, Oktay Dal, Edip Tümerkan, Levent Şenbay, Tolga Çiftçi, Çağrı Evren Turan başlıca rolleri paylaşıyor.

Şinasi Sahnesi: “Soğuk Bir Berlin Gecesi” adlı oyun, bugünden başlayıp 13 Mayıs’a kadar sahne alacak. Barış Eren’in yazıp yönettiği oyunun dekoru Sinan Yardımedici’ye, giysi tasarımı Günnur Orhon’a, ışık düzeni Zeynel Işık’a ait. Olcay Kavuzlu, Fulya Koçak, Ferahnur Barut, Eray Eserol, Adnan Erbaş ve Mahmut Işık rol alıyor. Yapıt Almanya’da dili, dini ve kültürü farklı olduğu için ötekileştirilen Tarık’ın yaşadıklarını anlatıyor.

Küçük Tiyatro: William Shakespeare’nin yazdığı, Zeynep Avcı’nın dilimize çevirdiği, “Venedik Taciri” adlı eser, bugünden itibaren 13 Mayıs’a kadar seyredilebilecek. Erhan Gökgücü’nün yönetmenliğini yaptığı eserin dekor ve giysi tasarımı Ali Cem Köroğlu’na, dans düzeni Canan Kırımsoy’a, müzik düzeni İhsan Bengier’e ait. Oyunda, Tolga Tecer, Erdinç Doğan, Bülent Çiftçi, Ercan Eker, Cebrail Esen, Dilek Bozkurt, Seda Oksal, Hüseyin Baylan, Tamer Levent, Şevki Çepa başlıca rolleri paylaşıyor.

Akün Sahnesi: “Nazım Hikmet’in ‘Memleketimden İnsan Manzaraları’ndan Onbir Tablo” adlı eser, bugün, yarın ve 12 Mayıs’ta sahne alacak.

“Pal Sokağı Çocukları” isimli gençlik oyunu, 12 ve 13 Mayıs’ta sahnelenecek.

“Sunay Akın Anlatıyor” 14 Mayıs’ta sanatseverlerle buluşacak.

Altındağ Tiyatrosu: “Haydi Karına Koş” oyunu, 10-13 Mayıs tarihleri arasında izlenebilecek. Ray Cooney’nin kaleme aldığı, Ali Hürol’ün yönettiği eser, “John” adlı çapkın erkeğin birbirinden habersiz eşleri Barbara ve Mary arasındaki koşuşturmasını ve beraberinde yaşanan komik olayları işliyor.

İrfan Şahinbaş Sahnesi: “Orkestra” adlı yapıt bugün, yarın ve 12 Mayıs’ta görülebilecek.

Stüdyo Sahne: Nikolay Vasiliyeviç Gogol’un “Bir Delinin Hatıra Defteri”, 11 ve 13 Mayıs’ta görülebilir. Sylvie Luneau ile Roger Coggio tarafından uyarlanan, Coşkun Tunçtan’ın Türkçeleştirdiği yapıtın proje tasarımı ve yönetmenliğini Cem Emüler üstleniyor. Eserde, 1960’lı yıllarda Türk tiyatrosunun büyük ustası Genco Erkal’ın iki farklı yorumla sahneye getirdiği Aksenti İvanoviç Poprişçin karakterini Erdal Beşikçioğlu canlandırıyor. Tek kişilik oyunun dekor ve giysi tasarımı Sertel Çetiner’in, ışık düzeni Seyhun Ayaş ile Zeynel Işık’ın, müzik, ses ve efekt tasarımı da Tayfun Gültutan’ın imzasını taşıyor. Gogol’un içinde yaşadığı Rus toplumunun genel yapısını ve bireylerini büyük bir dikkatle tahlil ettiği eser, yazarın birbirinden ilginç gözlemlerini yansıtması açısında önem taşıyor. Hayatın gerçeklerini kabul edemeyen ve hezeyanlar içinde olan bir adamın adım adım deliliğe giden dramını gözler önüne seren yapıtta Beşikçioğlu, sahneye kurulan özel bir vinçle seyirci karşısına çıkıyor.

Oda Tiyatrosu: Şahin Örgel’in yazdığı, Murat Çidamlı’nın yönettiği “Yosunlar” adlı yapıt 11-12 Mayıs’ta izlenebilecek. Dekoru Hakan Dündar’a, kostümü Töre Özsel’e ait eserde Neşet Erdem, Şemsettin Zırhlı, Aslı Artuk Şener rol alıyor.

-Uçan Süpürge 15. kez kadınlar için havalanacak-

Sanatseverler, bugün başlayan “Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali”ne 17 Mayıs’a kadar katılabilecek.

Festival, bugün Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde yapılacak açılış töreniyle başlayacak. Gecede Hale Soygazi’ye “Uçan Süpürge Onur Ödülü”, Füsun Demirel ve Serra Yılmaz’a “Bilge Olgaç Başarı Ödülleri” verilecek.

Festivalde, film gösterimlerinin yanı sıra söyleşiler, film okuma etkinlikleri, sergiler ve birçok sürprizle yer alacak. “Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali”nde bu yıl Fas’tan Filistin’e, Şili’den Estonya’ya, Norveç’ten ABD’ye 115 film gösterilecek.

Genç kadın oyuncuları yüreklendirmek, onların sinema yolculuklarını destekleyerek bu alandaki üretimlerine dikkat çekmek ve Türk sinemasında kadınlara yönelik güçlü, olumlu rollerin yazılmasını teşvik etmek amacıyla verilen “Genç Cadı Ödülü”nün dördüncüsü bu yıl sahibini bulacak.

ODTÜ ile Ankara ve Hacettepe üniversitelerinde özel gösterimler ve söyleşiler düzenlenecek olan festival kapsamında, kurmaca uzun metraj filmlerin gösterimleri Kızılırmak Sineması’nda, kısa metraj ve belgesel filmler Alman Kültür Merkezi’nde yapılacak.

-Opera-bale-

Opera Sahnesi: “Tannhauser” adlı yapıt 12 ve 16 Mayıs’ta seyirciyle buluşacak.

Richard Wagner tarafından 1845’te yazılmış ve bestelenmiş eserde, kutsal ve kutsal olmayan aşk arasındaki ilişkileri ve insanların ruhunun aşk ile kurtulması anlatılıyor.

Tahtta sadece 93 gün kalan ve geçirdiği sinir buhranları nedeniyle akli dengesinin bozuk olduğu gerekçesiyle saltanatı sona erdirilen “V. Murad”‘ın yaşamının konu edildiği bale, bugün ve 14 Mayıs’ta izleyiciyle buluşacak. Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin yeni eserinde bestekar padişah Murad’ın, Emre Arıcı ve Bujor Hoinic tarafından düzenlenen kendi eserleri kullanılıyor. Duygusal bir yapıya sahip olan padişahın ruh dünyasının da işlendiği eserde, saltanat kayığı, Çırağan Sarayı ve saray yaşamı görkemli dekorlarla izleyicinin karşısında oluyor.

Modern Dans Topluluğu’nun “Bir Yaz Gecesi Rüyası” adlı gösterisi 15 Mayıs’ta sahnelenecek.

Leyla Gencer Sahnesi: Müzikli gösteri “Pekin Operası” 12 Mayıs’ta dinleyicilerin beğenisine sunulacak.

Çocuk müzikali “Uyuyan Güzel”, 13 Mayıs günü küçük izleyicilerin beğenisine sunulacak.

Operet Sahnesi: Müzikli gösteri “Seslerle Anadolu” 13 Mayıs’ta seyredilebilir.

Ankara Devlet Opera ve Balesi ile Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) sanatçılarından oluşan “Anthion Ensemble” 15 Mayıs’ta konser verecek.

Çocuk Balesi Yıl Sonu Temsili, 14 ve 15 Mayıs’ta sunulacak.

-Konser-

CSO: Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, bugün ve yarın, Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu’nu ağırlayacak.

Antonio Pirolli’nin yöneteceği konserde Solistler Cemi’i Can Deliorman, Soprano Evren Ekşi, Mezzo Soprano Chiara Amaru, Bas Tenor Enea Scala eşlik edecek.

19 Mayıs’ta Atütürk Spor Salonu’nda verilecek Gençlik ve Spor Bayramı Konserinde dinleyiciyle buluşacak orkestrayı, şef Emin Güven Yaşlıçam yönetecek.

BSO: Bilkent Senfoni Orkestrası, 12 Mayıs’ta Tulio Gagliardo Varas’ın yönetiminde sahne alacak. Orkestraya gitarda Olga Kamornik, Asya Selyutina, Soner Egesel, Kağan Korad ve Kürşad Terci eşlik edecek. J. Rodrigo’nun “Concierto Madrigal”, N. Koshkin’in “Beş Gitar için Konçertino”, G. Bizet’in “L’Arlesinne” adlı yapıtları dinleyicilerin beğenisine sunulacak.

Antalya’da Kültür-sanat

Antalya 3. Uluslararası Tiyatro Festivali, İtalya’nın ünlü sokak tiyatrosu grubu Studio Festi’nin “Gezegenler” gösterisiyle açılacak

Antalya 3. Uluslararası Tiyatro Festivali, İtalya’nın ünlü sokak tiyatrosu grubu Studio Festi’nin “Gezegenler” gösterisiyle açılacak.

Türkiye’nin tarihi ve sanatsal dokusunu uluslararası platformda paylaşmayı amaçlayan 3. Uluslararası Tiyatro Festivali, Antalya Devlet Tiyatrosu’nun ev sahipliğinde 14-25 Mayıs tarihleri arasında yapılacak. Festival, İtalya’nın ünlü sokak tiyatrosu grubu Studio Festi’nin 14 Mayıs’ta Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştireceği “Gezegenler” isimli gösterisiyle başlayacak. Hollanda Ro Tiyatrosu, 11 annenin gerçek bir mutfakta yemek pişirdiği ve seyirciyle paylaştığı “Anneler” oyunu ile 15 ve 16 Mayıs’ta sahnede olacak.

Festivale katılacak 10 topluluk, 7’si yabancı, 5’i yerli 12 oyun sahneleyecek. Festival, Çin Sokak Tiyatrosu’nun “Ejderha ve Aslan” oyunuyla 25 Mayıs’ta kapanacak.

-Antalyalılar tiyatroya doyacak-

Festival boyunca Antalyalılar, Romanya Deva’s Art Tiyatrosu’nun ünlü Meksikalı ressam Frida Kahlo’nun hayatından yola çıkan “Frida” dans gösterisini, Rusya Vakhtangov Tiyatrosu “Vanya Dayı”yı, İsviçre Markus Zohner Tiyatrosu “Don Juan”ı sunacak.

KKTC’den Lefkoşe Belediye Tiyatrosu da Yiğit Sertdemir’in komplo teorisi üzerine kurulu “Ortak Bölenlerin En Büyüğü” isimli komedisi ile festivale katılacak.

Devlet Tiyatroları da Antalya 3. Uluslararası Tiyatro Festivali’nde 4 oyunla yer alacak. Ankara Devlet Tiyatrosu, Haldun Dormen imzalı oyunu “Kantocu” ve ünlü çocuk klasiği “Pal Sokağı Çocukları”, İstanbul Devlet Tiyatrosu da “Ölüleri Gömün” ve “Benerci Kendini Niçin Öldürdü-” oyunlarıyla Antalyalılarla buluşacak.

Festival kapsamındaki sokak tiyatrolarının gösterileri Cumhuriyet Meydanı, Yat Limanı ve Konyaaltı Caddesi’nde yapılacak, oyunlar ise Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.

-Sezonun son prömiyeri “Satılmış Nişanlı”-

Bedrich Smetana’nın bestelediği üç perdelik komik opera eseri “Satılmış Nişanlı” Antalya’da sahnelenecek. Antalya Devlet Opera ve Balesi’nin (ANTDOB) ilk kez sanatseverlerle buluşturacağı eserin prömiyeri bugün Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek. Kenan Korbek’in sahneye koyduğu ve Türkçe olarak sahnelenecek “Satılmış Nişanlı” 12 Mayıs Cumartesi günü Antalyalılar’ın beğenisine sunulacak.

ANTDOB’un bu sanat sezonundaki son prömiyer eseri olan “Satılmış Nişanlı”da kalabalık bir sanatçı topluluğu sahne alıyor. Solistlerin yanı sıra koro, orkestra ve bale sanatçılarının da yer aldığı eser dekor ve kostümleriyle de ilgi çekiyor.

Orkestrayı şef Hakan Kalkan’ın yönettiği eserin koro şefi ise Caner Ruhselman. Neslihan Öztürk’ün koreografi çalışmalarını üstlendiği eserde, dekor Gürcan Kubilay’a, kostüm Gülay Korkut’a, ışık ise Mustafa Eski’ye ait. İlk kez 1866 yılında sahnelenen eser, Bohemya’nın kırsal bir köyünde geçiyor. Eser, iki köylü gencin birbirine olan aşkı ve onların hırslı aileleri arasında geçen olayları anlatıyor.

ANTDOB’un hazırladığı müzikli oyun “Türküyem”, 13 Mayıs’ta Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak. Erdal Tuğcular’ın türkülerin düzenlemelerini ve kompozisyonunu yaptığı eserin librettosu Fatih Şanal’a ait.

-Senfoni’den “Bahar Konseri”-

Antalya Devlet Senfoni Orkestrası, Bahar Konserleri dizisinin üçüncüsünü yarın Muratpaşa Belediyesi Kent Meydanı’nda gerçekleştirecek. Antalya Valiliği’nce yürütülen 9 Mayıs Avrupa Günü kutlamaları kapsamında düzenlenecek konserde orkestraya solist olarak trombonda Tuncay Kayış ve Trombone Orkestrası, kemanda Melodi Kayış eşlik edecek. Konserde, şef Orhan Şallıel’in yönetimindeki orkestra, klasik hafif müzikten caza kadar geniş bir yelpazede parçalar seslendirecek.

-Kepez Belediye Tiyatrosu-

Kepez Belediyesi Tiyatrosu (KBT), Cevat Fehmi Başkut’un yazdığı, Abdullah Sürekli’nin yönettiği iki perdelik “Hacıyatmaz” oyunuyla yarın ve 12 Mayıs’ta sanatseverlerle buluşacak.

Topluluk, 12 Mayıs’ta minik sanatseverler için Tülin Tümtürk Yılmaz’ın “Ağaç Ev” adlı çocuk oyununu sahneleyecek.

Eserler, Erdem Bayazıt Kültür Merkezi’nde izlenebilecek.

-19. Liselerarası Ulusal Tiyatro Şenliği-

Antalya Büyükşehir Belediye Tiyatrosu’nun, Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle düzenlediği 19. Liselerarası Ulusal Tiyatro Şenliği sürüyor. Şenlik kapsamında bugün İzmir Namık Kemal Lisesi “Kör Dövüşü”, yarın Sivas Cumhuriyet Lisesi “Kurban”, 14 Mayıs’ta Sakarya Cemil Meriç Sosyal Bilimler Lisesi “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye”, 15 Mayıs’ta Konya Anadolu Lisesi “Reis Bey”, 16 Mayıs’ta Van Özalp Anadolu Lisesi “Ne Öyle, Ne Böyle” oyunlarını sahneleyecek.

-Sergi-

Kepez Belediyesinin düzenlediği “Macaristan Kültür Günü” etkinliği kapsamında Nijat Ayvaz’ın “Macaristan’a bakış ve Macaristan’da Türk izleri” konulu resim sergisi bugün Erdem Bayazıt Kültür Merkezi’nde ziyarete sunulacak. Sergi yarına kadar gezilebilecek.

Güneydoğu’da Kültür Sanat

Diyarbakır DT, “Bugün Git Yarın Gel” oyununu seyircisiyle yeniden buluşturacak

Diyarbakır Devlet Tiyatrosu (DDT), “Bugün Git Yarın Gel” oyununu seyircisiyle yeniden buluşturacak.

Valantin Kataev’in yazdığı, Göksel Kortay’ın çevirip uyarladığı, Orkun Gülşen’in yönettiği oyunda, dürüst ve namuslu bir memurun başından geçen trajikomik olaylar anlatılıyor.

Oyunda, Dilek Mengi, Gonca Coşkun, Özgün Çoban, Özden Gököz, Ercan Kılıçaslan, Birce Birsel Çağlar, Sevi Demirçivi, Mümtaz Aydoğan Mengi, Serkan Ekşioğlu, Kerem Corogil ve İrem Ölmez rol alıyor.

Dekoru Güven Öktem, kostümü Funda Karasaç, ışık düzeni Suat Uçar’a ait oyun, bugün, yarın ve 13 Mayıs’ta Cahit Sıtkı Tarancı Kültür Sanat Merkezi Orhan Asena Sahnesi’nde izlenime sunulacak.

DDT, pazar günü ise Özlem Saraç’ın Frank Baum’dan uyarlayarak yazdığı, müzikleri Erkin Hadimoğlu ve Ender Gündüzlü’ye, şarkı sözleri müzikalin yönetmeni Metin Arslan’a ait “Oz Büyücüsü” adlı çocuk oyunuyla, minik seyircilerinin kalplerini bir kez daha fethedecek.

Kostüm tasarımı Esra Selah, dekor tasarımı Seyhan Kırca, ışığı İzzettin Biçer’e ait müzikalde Gonca Coşkun, Özden Gököz, Mümtaz Mengi, Fatih Yurdakul, Pelin Tozkoparan, Birce Birsel Çağlar, Kerem Corogil, Uğur Çınar ve Ozan Hafızoğlu rol alıyor.

Pop-rock türündeki iki perdelik müzikalde, evinden uzaklaşan bir kız çocuğunun hayallerine kavuşması için Oz Büyücüsü’ne ulaşması anlatılıyor.

DDT ayrıca bu akşam, Hristo Boyçev’in yazdığı, Zurap Sıkharulıdze’nin yönettiği, çevirisini Hüseyin Mevsim’in yaptığı “Titanik Orkestrası”nı Siirt’te tiyatroseverler için sahneleyecek.

Yaşamın kıyısında kalmış insanların her şeye rağmen bekleyişlerinin anlatıldığı oyunda, Ali Çelik, Uğur Çınar, Ozan Hafızoğlu, Pelin Tozkoparan ve Fatih Yurdakul rol alıyor.

-Mardin-

Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi Dilek Sabancı Sanat Galerisi’nde açılan, küratörlüğünü fotoğraf tarihçisi Engin Özendes’in üstlendiği “Seyreyle Ara Güler Mardin’de” sergisi devam ediyor.

Usta fotoğrafçı Ara Güler’in sergide yer alan fotoğrafları, “Tanımak ve Anlamak” ile “Yüz Yüze” başlıklı iki bölüm halinde sergileniyor. 114 eserin yer aldığı sergi, bir yıl süreyle açık kalacak.

Eskişehir’de Kültür-sanat

Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, “Azizlikler”, “Gayri Resmi Hürrem”, “Dost”, “Kanlı Nigar”, ve “Küçük Kara Balık” adlı oyunlar sahnelenecek

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, “Azizlikler”, “Gayri Resmi Hürrem”, “Dost”, “Kanlı Nigar” ve “Küçük Kara Balık” adlı oyunlar sahnelenecek.

Aziz Nesin’in öykü, şiir, masal, taşlama ve köşe yazılarından Genco Erkal’ın sahneye uyarladığı “Azizlikler” oyununda, Özlem Akdoğan, Hakkı Kuş, Zafer Ergül, Ali Eyidoğan ve İsmail Dündar rol alıyor. Oyun, yarın Tepebaşı Sahnesi’nde saat 20.00’da izlenebilinecek.

Özen Yula’nın yazdığı, Gökhan Soylu’nun yönettiği “Gayri Resmi Hürrem” adlı oyunda Özlem Boyacı, Özlem Baykara Danacı ve Çiğdem Altuğ rol alıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun iç yüzünü ve imparatorluktaki kadın hakimiyetini farklı bir dille ele alan oyun, 16 ve 17 Mayıs’ta Tepebaşı Sahnesi’nde saat 20.00’da seyircisiyle buluşacak.

Tulga Serim’in ünlü halk ozanı Aşık Veysel Şatıroğlu’nun yaşamından ve röportajlarından derlediği tek kişilik “Dost” oyunu, 12-13 Mayıs’ta saat 20.00’da Tepebaşı Sahnesi’nde izlenebilecek. Oyunda Aşık Veysel’i Kazım Sinan Demirer canlandırıyor.

Türk tiyatrosunun klasikleri arasında sayılan Sadık Şendil’in “Kanlı Nigar” adlı oyunun yönetmenliğini Münir Canar üstleniyor. Emre Basalak, Özlem Boyacı, Mahide Yumbul Cantürk, Murat Danacı, Mustafa Kılıkcı, Alp Sunaoğlu, Tolga Tümer, Elif Melda Yılmaz, Ercüment Yılmaz ve Pınar Bekaroğlu’nun rol aldığı oyun, 12 Mayıs’ta saat 20.00’da Sanat ve Kültür Sarayı’nda izlenime sunulacak.

Kitapları dünyanın birçok diline çevrilen İranlı yazar Samed Behrengi’nin ödüllü çocuk masalı “Küçük Kara Balık” Şehir Tiyatroları sanatçısı Ali Eyidoğan tarafından oyunlaştırıldı.

Dünyaya meraklı küçük bir balığın özgürlüğe uzanan yolculuğunun anlatıldığı oyunda Emre Demirci, Zuhal Lale, Ozan Çolak, Şayan Noyan, Çisem Erdoğan, İlker Alemdar ve Saffet Öztürk rol alıyor. Oyun, 12 Mayıs’ta saat 14.00’da, 15 Mayıs’ta ise saat 11.00’da Çağdaş Cam Sanatları Müzesi Çocuk Sahnesi’nde sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Bursa’da Kültür-sanat

Bursa Devlet Tiyatrosu, “Bu da Benim Karım” ile çocuk oyunu “Çizmeli Kedi”yi sahneleyecek

Bursa Devlet Tiyatrosu (BDT), “Bu da Benim Karım” ile çocuk oyunu “Çizmeli Kedi”yi sahneleyecek.

Sandberg ve Firner’in yazdığı, Hale Kuntay’ın çevirdiği, Bora Özkula’nın yönettiği, “Bu da Benim Karım” adlı komedinin dekor tasarımını Murat Gülmez, kostüm tasarımını Funda Çebi, ışık tasarımını Rahmi Özan yapıyor.

Berrin Balkanlar, Jale Çiçek, Taner Turan, Süheyla Zeybek, Muharrem Dalfidan ve Ayşe Dinç’in rol aldığı oyun, hayatın içinden bir güldürmece sunuyor.

Titiz, temizlik hastası, baskın karakterli bir kadın ile eşi arasında geçenleri komik dille anlatan, herkesin kendi hayatından bir şeyler bulabileceği oyun, Ahmet Vefik Paşa (AVP) Sahnesi’nde bugün ve yarın saat 20.00’de, 12 Mayıs Cumartesi günü ise 15.00 ve 20.00’de tiyatroseverlerle buluşacak.

Charles Perrault’un yazdığı, Metin Arslan’ın çevirdiği “Çizmeli Kedi” adlı çocuk oyununu ise Berrin Kulya Balkanlar yönetiyor. Dekor ve kostüm tasarımını Aytuğ Dereli, ışık tasarımını Ali Karaman, dans düzenini Berrin Kulya Balkanlar’ın yaptığı oyunda, Harun Türköz rol alıyor.

Oyun, AVP Sahnesi’nde bugün ve 13 Mayıs Pazar, 14.00’te sahneye konulacak.

-Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu-

Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu ise “Karagöz Dadım Olsana” adlı gölge oyununu sahneliyor. Tayfun Özeren’in yazdığı ve sahnelediği oyun 4 yaş ve üzerindeki çocuklara hitap ediyor. Gölge oyunu, bugün ve yarın saat 11.00 ve 14.00’te, Karagöz Müzesi Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak.

Tiyatro, Tayyare Kültür Merkezi’nde, 16 Mayıs Çarşamba 11.00 ve 14.00’te, “Güliver Devler Ülkesinde” adlı oyunu sahneye koyacak.

Şehir Tiyatrosu, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kaleme aldığı, Ayşegül Çelik Şahin’in uyarlamasıyla Ertan Akman’ın yönettiği ve geçkin yaşına rağmen bambaşka bir hayatın peşinde sürüklenen dul bir kadının yaşamının komik bir dille anlatıldığı “Kaynanam Nasıl Kudurdu” adlı oyunu, Tayyare Kültür Merkezi’nde bugün ve yarın saat 20.30’da sahneleyecek.

Amerikan Edebiyatı’nın korku ve gerilim yazarı olan Ira Levin’in kaleme aldığı, Hale Kuntay’ın Türkçeye çevirdiği “Ölüm Tuzağı” adlı oyun da Şehir Tiyatrosu tarafından sahneye konacak. Mustafa Kurt’un yönettiği oyun, para ve şöhret tutkusunun insanları nasıl baştan çıkardığını anlatıyor. Oyun, bugün ve yarın saat 20.30’da Tayyare Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.

Trabzon’da kültür sanat -13. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali devam ediyor

Trabzon’da, 13. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali devam ediyor.
Trabzon Devlet Tiyatrosu tarafından düzenlenen ve açılışı 2 Mayıs’ta yapılan festivale, ev sahibi Türkiye’nin yanı sıra Gürcistan, Yunanistan, Macaristan, İngiltere, Romanya, Makedonya, Rusya, İtalya, Letonya ve Afganistan’ın tiyatro toplulukları katılıyor. Ayrıca Hollanda ve Avusturya ekipleri de sanatseverlere dans ve müzik gösterileri sunuyor.
Festival kapsamında bugün İngiltere’nin Stacy Makishi Tiyatrosu ”Uçuşa Geçiş: Gerçek Hikaye” adlı oyunu, Konya Devlet Tiyatrosu ise ”Dört Köşe Palyaço” adlı çocuk oyununu sahneleyecek. 11 Mayıs’ta Romanya’nın Baia Mare Tiyatrosu ”Barut Fıçısı” adlı oyunu izleyiciyle buluşturacak.
Festivalin ev sahibi Trabzon Devlet Tiyatrosu ise ”Ben Feuerbach” adlı oyunu, 12 Mayıs’ta sahneye koyacak. Festivalin 12. gününde Makedonya Devlet Opera ve Balesi ”Kapılar”, 13. gününde Rusya’nın Kemedianty Tiyatrosu ”Mumu” adlı oyunu sahneleyecek.
Festivalin son günü olan 15 Mayıs’ta ise İtalya Uluslararası Tiyatro Merkezi ”Çıkış” adlı oyunu sahneleyecek ve aynı akşam festival, kapanış töreni ile sona erecek.
Tiyatro oyunları Atapark Haluk Ongan Sahnesi ve Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi’nde saat 18.00 ve 20.00’de, çocuk oyunu ise saat 13.00’te sahnelenecek. 

Zonguldak’ta Kültür Sanat

Zonguldak’ta kültür sanat etkinlikleri kapsamında İzmir Devlet Tiyatrosu, “Budala” adlı tiyatro oyununu sahneleyecek.

Zonguldak‘ta kültür sanat etkinlikleri kapsamında İzmir Devlet Tiyatrosu, “Budala” adlı tiyatro oyununu sahneleyecek.

İzmir Devlet Tiyatrosu, Dostoyevski‘nin yazdığı, Oya Menteşe’nin çevirdiği, Simon Gray’ın düzenlediği ve Bozkurt Kuruç’un yönettiği “Budala” adlı oyunu, 11-12 Mayıs’ta Atatürk Kültür Merkezi’nde izleyenlerle buluşturacak.

Oyunda, Mustafa Çolak, H. Emre Başer, Ümit Dikmen, Cemalettin Çekmece, Arif Yavuz, Doğan Yağcı, Hülya Savaş, Neşe Arat, Yağmur Gören, Nilgün Öğrük Aklın, Bengi Ebru Atakan, Nurhayat Boz, Serkan Kunter, Türker Alpugan, Ceyhun Tutal, Pınar Uyanık, Elif Göksüner, Özlem Kamalıoğlu, Ömer Polat, EgeIşık, Murat Altan, Ender Şeviker, Gökçe Çiçek Özülkü, Gerçek Öner, Çiğdem Kamir ve Sayit Gürbüzer rol alıyor.

Dostoyevski‘nin “en önemli aşk romanı” kabul edilen Budala’nın kahramanı Mışkin’in iyiliği, erdemi temsil eden, kötülere rağmen iyilikten vazgeçmeyen, insanlarla alışverişten arınmış, hoşgörüyle kucaklayıp, karşılıksız sevmekten başka yetisi olmayan kişiliği irdeleniyor. Oyunda, “iyi olmak gerçekten mümkün müdür, yoksa bu budalalık mıdır” sorusunun yanıtı aranıyor.

Kaynak: [-]  [-] [-]

 

 

 

http://www.haber3.com


“Can”, “İkizler Firarda”, “Can Dostum”, “Koruyucu”, “Aşk ve Para” ve “Efsanelerin Dansı: Anadolu Ateşi” bu hafta vizyona girecek filmler…

İkizler FirardaBu hafta üçü yerli olmak üzere toplam 6 yeni film vizyona girecek.

Can

Raşit Çelikezer’in yazıp yönettiği “Can” filmi, anne-baba olmayı, sabretmeyi, sevgiyi, gururu ve pişman olmayı anlatıyor.

Selen Uçer, Serdar Orçin, Yusuf Berkan Demirbağ, Erkan Avcı, Zeynep Yalçın, Cengiz Bozkurt ve İdil Yener’in oyuncuları arasında yer aldığı filmin konusu şöyle:

“Mutlu bir evlilik yapan Ayşe ve Cemal, normal yollardan çocuk sahibi olamayınca Cemal’in zoruyla illegal yollara başvururlar. Başından beri bu duruma karşı tavır alan Ayşe, çocuğu bir türlü bağrına basamaz ve çocuk 1 yaşına gelirken Cemal evi terk eder. Çocukla bir başına kalan Ayşe, ondan kurtulmak için her yolu dener, ancak başarılı olamaz. Cemal’in ise artık bambaşka bir hayatı vardır.”

 

İkizler Firarda

Yönetmenliğini Yusuf Füven’in yaptığı bir aile komedisi olan “İkizler Firarda” filmi, iki kızın annelerini arama maceralarını beyaz perdeye taşıyor.

Bir sohbet sırasında babalarının konuşmalarını yanlış anlayan ikiz kardeşler, yıllar önce ölen annelerinin yaşadığını zannederek, Bursa’ya onu aramaya gider. Muhtardan aldıkları adresleri gezerken başlarından pek çok olay geçer.

Çekimleri Bursa’da gerçekleştirilen filmde, Necmi Yıldırım, İkranur Demirtaş, Ferganur Demirtaş, Nagehan Başer, Sümer Tilmaç, Cengiz Küçükayvaz, Oya Aydoğan ve Seda Sayan rol alıyor.

Can Dostum

Bugüne kadar gösterildiği ülkelerde elde ettiği yüksek gişe hasılatı ile dikkati çeken Fransız yapımı “Can Dostum” (Intouchables), hikayesini gerçek bir olaydan alıyor.

Geçirdiği bir kazadan sonra boynundan aşağısı felç olan zengin aristokrat Philippe, cezaevinden henüz salınmış genç göçmen Driss’i bakıcısı olarak işe alır. Herkes Driss’in bu iş için uygun olmayacağını düşünürken, Philippe ona inanır ve bir şans vermek ister.

Dünya dursa yan yana gelmeyecek olan bu iki karşıt dünya görüşünün çarpışmasının ve zamanla çılgın bir dostluğa dönüşmesinin komik, duygusal ve insanı derinden etkileyen hikayesini anlatan film, hayatın daha önce görmezden gelinmiş olan güzelliklerinin fark edilmesini sağlıyor.

Yönetmenliğini Olivier Nakache ve Eric Toledano’nun üstlendiği filmde François Cluzet, Omar Sy, Anne Le Ny ve Audrey Fleurot rol alıyor.

Koruyucu

Haftanın tek aksiyon filmi, Boaz Yakin’in yönetmenliğini gerçekleştirdiği “Koruyucu” (Safe).
Jason Statham, Chris Sarandon, James Hong, Anson Mount, Robert John Burke, Reggie Lee ve Catherine Chan’in rol aldığı filmin konusu şöyle:
“Çinli yeraltı suç örgütü Triadlar, 10 yaşındaki Çinli matematik dahisi Mei’yi memleketi Nanjing’den kaçırarak, örgütün rüşvet ve haraç çarkının kasası olarak kullanılmak üzere Amerika’ya gönderir. Böylece örgüt tek bir bilgisayar ya da yazılı belge kullanmayacak, bütün sayılar küçük kızın aklında olacaktır.

Rus mafyasıyla başı derde giren ikinci sınıf bir kafes dövüşçüsü olan Luke Wright, evsiz, beş parasız ve toplumdan soyutlanmış halde New York sokaklarında yaşamaktadır. Olaylar sonucu Rus mafyası, polis ve Triadlar arasında kalan Mei’yi, Luke Wright kurtarır ve kendi yok edilen hayatını da geri almak için şehrin altını üstüne getirir.”

Aşk ve Para

“Aşk ve Para” filminin (One for the Money) başrolünde oynayan Katherine Heigl, Janet Evanovich’in on sekiz ciltlik polisiye romanının sevilen kadın kahramanı Stephanie Plum’ı canlandırıyor.

Yönetmenliğini Julie Anne Robinson’ın yaptığı filmin konusu şöyle:
“New Jersey’de doğup büyüyen, gururlu bir kadın olan Stephanie, acilen nakit paraya ihtiyaç duymaktadır. Son çare olarak kefalet senedi veren şirketinde tahsilat ajanı olarak çalışmak için kuzenini ikna eder.

İlk olarak Vinny’nin en büyük borçlusu olan eski polis memuru, cinayet zanlısı ve geçmişte sonu kötü biten bir aşk macerası yaşadığı Joe Morelli hedefindedir. Ancak işin içine girdikçe Morelli’ye yöneltilen suçlamaların sağlam temelli olmadığını anlayan Stephanie, işine burnunu sokan ailesi, cinayete meyilli bir boksör, arka arkaya ölen tanıklar ve Morelli’yi bulduğunda ondan etkilenmesi gibi sorunların da devreye girmesiyle, yeni işinin düşündüğü kadar kolay olmadığını görür.”

Efsanelerin Dansı: Anadolu Ateşi

Mustafa Erdoğan’ın genel sanat yönetmenliğini yaptığı ve 85’den fazla ülkede 30 milyon kişi tarafından izlenen “Anadolu Ateşi” gösterisi, “Efsanelerin Dansı: Anadolu Ateşi” adıyla üç boyutlu olarak beyaz perdeye aktarıldı.

Çekimleri geçen yıl ağustos ayında Aspendos’ta yapılan dans gösterisinin 3D sinema filmi, detaylı ve titiz çalışmalar sonucunda 100 kişilik bir animasyon ve profesyonel 3D çekim ekibi tarafından 6 ayda gerçekleştirildi.

Balıkesir”in Burhaniye ilçesinde, 23. Burhaniye-Ören Turizm Kültür ve Sanat Festivali kapsamında düzenlenecek olan 11. Necati Ender Fotoğraf Yarışması başladı.

Necati Ender


Balıkesir”in Burhaniye ilçesinde, 23. Burhaniye-Ören Turizm Kültür ve Sanat Festivali kapsamında düzenlenecek olan 11. Necati Ender Fotoğraf Yarışması başladı.

Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, 23. Burhaniye-Ören Turizm Kültür ve Sanat Festivali kapsamında düzenlenecek olan 11. Necati Ender Fotoğraf Yarışması başladı.

Yarışmanın konusunun Su olarak belirlendiğini bildiren avukat Hasan Ender, yarışmaya katılacak eserlerin Belediye Halkla İlişkiler Birimi veya Hürriyet Caddesi Ender İş Merkezi Kat.2 No:4 adresine teslim edilmesini istedi. Fotoğraf sanatçısı Necati Ender anısına düzenlenen yarışma başladı. 23. Burhaniye-Ören Turizm Kültür ve Sanat Festivali kapsamında gerçekleştirilecek olan 11. Necati Ender Fotoğraf Yarışması’nın bu yıl ki konusu Su olarak belirlendi. Yarışmaya bir kişinin en fazla 4 fotoğrafla katılabileceğini açıklayan avukat Hasan Ender, fotoğrafların 18×24 ebadında olacağını söyledi. Son başvuru tarihinin 28 Haziran olduğunu anlatan Ender, yarışmaya sadece amatör fotoğrafçıların katılabileceklerini bildirdi.

Kaynak:[-]

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki Rembrandt ve Çağdaşları-Hollanda Sanatının Altın Çağı sergisini ziyaret etmek için son bir ay!

Karanlıkla Işığın Buluştuğu Yerde

Rembrandt

Rembrandt ve Çağdaşları – Hollanda Sanatının Altın Çağı

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki Rembrandt ve Çağdaşları-Hollanda Sanatının Altın Çağı sergisini ziyaret etmek için son bir ay! Rembrandt ve çağdaşlarından öte, daha çok Rembrandt ve öğrencilerinin eserlerinin yer aldığı sergi, “altın çağı”n ışığı ile göz kamaştırıyor adeta. Özellikle güneş ışığı ile içimizin iyiden iyiye ısındığı bu günlerde, müzenin konumundan istifade ederek Boğaz’ın tadını çıkarma fırsatını da kaçırmamak gerek. Emirgan’daki Sabancı Köşkü’nden erguvanlarla renklenmiş, mis kokan manzaraya ‘tepeden’ baktıktan sonra, bu sene 10. Senesini kutlayan Müze, sizi ülkeler ötesi, yüzyıllar öncesi bir yolculuğa davet ediyor. Bu kez ağırlanananlar, Rijksmuseum ile ortak bir çalışmanın sonucunda, Türkiye’de.

Sergideki eserleri seyretmek, tarihte iki galerilik bir yolculuğa çıkmak için, çok detaylı bir resim bilgisine sahip olmak gerekmiyor. Tam da bu noktada atlamadan hatırlatmak gerekir ki, müze girişinde dileyen misafirlere ücretsiz ‘audioguide’ sunuyorlar. Böylece müzedeki 73 tablodan öne çıkan 25’ini detaylı bir şekilde inceleyebiliyorsunuz, gördüklerinizin ötesinde, tablolarda kullanılan metaforlarla ve resim teknikleri ile ilgili bilgiler ediniyorsunuz. Kuşkusuz serginin en öne çıkan eseri, Rembrandt Harmensz van Rijn tarafından, ressamın 28 yaşında resmettiği, Rotterdamlı Bira Üreticisi Dirck Jansz Pesser’in Eşi tablosu. Tablo öyle düşünülerek konumlandırılmış ki, sergide, hemen yamacındaki Frans Hals tablosu, Maritge Claesdr Voogt Portresi ile yanyanalığı tesadüf

Rembrandt çağdaşları

değil. Böylece sadece ‘karanlıkla’ değil ‘gerçekçilikle’ ışığın buluştuğu noktada buluyor insane kendini. Jansz Pesser’in eşi yüzünü size çevirip, sizinle konuşmaya başlayacakmış gibi beklemek çok da şaşılası değil. Bununla beraber “İnci Küpeli Kız” ile zihinlerimizde yer etmiş, Johannes Vermeer’in seçme eserlerini de seyrinize sunan müzede, bu eserlerden en göz dolduranlardan Aşk Mektubu’nu da seyreylerken, dinlemeyi de unutmayın. Perspektifin büyüleyiciliği ve ‘an’a tanıklık ediyormuş hissi sizi adeta resmin içine çekecek. Ailelerin bir çoğunun zamanın ‘fotoğraf albümü’ mantığı ile duvarlarını süslediği portreleri, tarihe tanıklık imkanı sağlarken, aynı dönemde özellikle natürmort tablolarda kullanılan ışık oyunları sayesinde şimdilerde televizyonlarda, sinemalarda deneyimlemeye başladığımız 3. Boyutun yüzyıllar öncesinde keşfini hissediyorsunuz. Renklerin canlılığı ise değme yüksek çözünürlüklü görüntüye rakip çıkıyor. İki katlı sergide, ikinci galeride daha çok denizcilik üzerine tablolar yer alıyor. Her iki katta ise tablolarla bir bütünlük içinde, 18 obje bulunuyor, bir çokları yine öyle güzel takdim ediliyor ki, adeta yanına koyduğu resimin içinden alınmış hissini veriyor. Bir boyut daha katıyor seyir keyfine. Jan Steen de sergide dikkat çeken bir başka isim, özellikle hiciv vurgusu ile insanı betimlemeleriyle de güldürmeyi başarıyor.

Sergide Altın Çağ ile birlikte dönemin yaşantısına, dönemin insanının günlük hayatına da böylece tanıklık edebiliyor, dönemle ilgili bir çok bilgi edinebiliyorsunuz. Altını çizmeden de edemeyeceğim, müzedeki eserlerin konumlandırılması, ve özellikle de tam da sloganına uygun şekilde “karanlıkla ışığın buluşturulması” öyle profesyonelce yapılmış ki, sizi her tablonın adeta içine itiyor, o dünyaya hızlıca girmenizi sağlıyor ve üstelik gezerken sizi hiç mi hiç yormuyor.

Müze’de en alttaki galeride misafirlerin seyrine sunulan bir diğer sergi ise Sakıp Sabancı’nın özel ilgisi sayesinde oluşturulmuş koleksiyon eserlerinden oluşan, “Bir Ülke Değişirken – Tanzimattan Cumhuriyete Türk Resmi” sergisi. Burada da zihinlerimize kazınmış bir çok ünlü Türk ressamının eserlerini inceleme fırsatı buluyorsunuz. Özellikle Tanzimat Dönemi ve sonrasında Türkiye Cumhuriyeti ilk dönem eserlerinin seyre sunulduğu bu bölümde; Şehzade Abdülmecid Efendi, Osman Hamdi Bey, Fikret Muallâ, Halil Paşa, İzzet Ziya, İbrahim Çallı gibi önemli şahsiyetlerin eserleri, Türk resim sanatının gelişimine de oldukça ışık tutuyor. Resmin, insanı resmenin “günah” olmaktan çıkarak ve hatta ‘nü’ resmin deneyimlendiği, modernleşen ülke ile parelel bir sanat anlayışına da böylece tanıklık edebiliyorsunuz. Elbette yüzyıllar öncesi Hollandalı dokunuşları seyreyledikten sonra bambaşka bir dönemde ve ülkede olduğunuzu hissettiriyor bu sergideki tablolar.

Emirgan’a kısa bir ziyaret yapıp, köşk’te baharın ve sanatın tadını çıkarmanın tam da vakti. Sonrasında kendinizi Emirgan Korusu’nda çimlere sereserpe bırakabilir ya da sahilde kendinize bir kahve ısmarlayabilirsiniz. Keyfinize keyif katacağı kesin !

Pazartesi günleri hariç, hergün ziyarete açık olan müze, Çarşamba akşamları da ücretsiz gezi imkanı sunuyor. Son tarihse 10 Haziran! Keyifli seyirler, iyi yolculuklar !

 

Kaynak : [-] Ceren Öner

Mecidiyeköy’deki eski Likör Fabrikası arazisini, dünyanın sayılı yaşam ve iş merkezlerinden birine dönüştürecek proje hazırlandı. Fabrika binası ise aslına uygun olarak yenilenerek, kültür ve sanat merkezi olacak.

T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş ve Viatrans A.Ş. – Meydanbey Ortak Girişimi tarafından hazırlanan proje ile Mecidiyeköy eski Likör Fabrikası arazisi üzerinde yaşam ve iş merkezi yükselecek. Proje, İstanbul’a yeni bir kültür, sanat ve moda merkezi de kazandıracak.

Projede Likör Fabrikası aslına uygun olarak yenilenerek kültür, sanat ve moda merkezine dönüşecek. Emre Arolat’ın mimarlığını üstlendiği projenin detayları, yarın düzenlenecek basın toplantısı ile açıklanacak.