Rivayete göre; kötü ve mutsuz geçirdiği çocukluk dönemi, yalnızlığı, sağlık problemleri -özellikle sağır oluşu- Beethoven’ı hayata küstürmüştür. İntihara karar verir ve hatta vasiyetini bile hazırlar. Ancak görme engelli küçük bir kız, Beethoven’a yaşama bakışını tamamen değiştirecektir. Gözleri görmeyen genç kızın ayışığını hiç görememiş ve göremeyecek olması Bethooven’ı fazlasıyla derinden etkiler. Ve yaşama yeniden bağlanmasına en büyük sebep olur.

Ludwing van Beethoven1

Bir gün Beethoven, bir arkadaşı ile birlikte Viyana sokaklarında dolaşmaya çıkmıştır. Tam o esnada bir apartmandan piyano sesi geldiğini duyar ve kafasını kaldırıp bakar. Apartmanın ikinci katındaki cam açıktır ve Beethoven’ı büyüleyen ses oradan gelmektedir. Arkadaşına, çalan kişinin muhteşem çaldığını ve onu görmesi gerektiğini söyler.

Birlikte ikinci kata çıkıp kapıyı çalarlar. Kapıyı açan kadın, Beethoven’ı hemen tanır ve şok olur. Beethoven, piyano sesine geldiğini, çalan kişiyi çok merak ettiğini ve muhakkak görmek istediğini söyler. Kadın, piyanoyu çalanın kızı olduğunu ve tanışmaktan mutlu olacağını belirterek Beethoven ve arkadaşını içeri alır. Beethoven, piyano çalan kızın olduğu odaya girer. Annesi kıza, Beethoven’ın geldiğini söyler ve küçük kız çok heyecanlanır, hemen ayağa kalkar, fakat kız görme engellidir. Bunu gören Beethoven ise, “Lütfen benden bir şey isteyin.” der, maddi bir şey isteyeceklerini düşünerek. Kızın cevabı şu olur; “Ben hiç ayışığı görmedim, bana ayışığını anlatır mısınız?” Bu durumdan etkilenen Beethoven, bunun üzerine piyanonun başına geçer ve Ayışığı Sonatı’nı(Moonlight Sonata), doğaçlama olarak besteler.

“Bu hikaye tamamen rivayettir. Gerçek olup olmadığı kesin olarak bilinmemektedir.”

 

Kaynak : onedio.com

Nar Sanat İstanbul Eğitim ve Kültür Sanat Derneği‘ne bağlı Özel Nar Sanat Eğitim kursu eğitmen ve öğrencilerinin hazırladığı Nar Çiçekleri Yeni Yıl Dinletisi 27-28 Aralık 2014 tarihlerinde Nar Sahnesi‘nde.

Tarihler:

  • 27 Aralık 2014, Cumartesi
  • Saat: 19:30

Sahne Alacak Öğrenci ve Eğitmenlerimiz

Öykü Nehir Ufacık – Puck / J.Thompson

Eda Kölükfakı – Trumpet Tune / W.Duncomte

Square / E.Milne

Başak Sait – Sonata in G Allegro / J.Haydn

Sude Aldatmaz – Menuet / Mozart

Esma İhtiyar – Pluto / P.Wedgwood

Aleyna Güloğlu – Compture D’un autre ete / Yann Tiersen

Rüya Yıldız – Over The Rainbow / İ.Komokoviwo

                                                 Eşlik: Cem Cücenoğlu

Irmak Kaytan , Atakan Tokelli– Romans- Jingle Bells / Anonim

Arda Sert – Greensleves / Arrang:A.Mendels

Hava Nagila / İsrail Halk Şarkısı

Aslı Demirok– Lokomotif / Enver Tufan

İrem Koca – Caddelerde Rüzgar / Kayahan

Nur İlayda Budak – Allegro no:12 / Suzuki

Mina Fırıncı – Gündoğarken / J.Thompson

Yusuf Eren Mercan – Dalgaların Şarkısı / Enver Tufan

Bahar Ece Sarsın – Vals / Ole Halen

Mustafa Deniz Güler – Vals / Selmin Tufan

Faruk Baray Uludağ – Danse / G.D.Türk

Burcu Bozkurt – Old McDonald / J.Thompson

Deniz Bora – Ochi Cherrnye / Rus Halk Şarkısı

Ceren Kaya – Vals / J.B. Duvernoy

Tan Onur – Yıldızların Altında / Ali Rıza Bey

Godfather / N.Rota

  • 28 Aralık 2014, Pazar
  • Saat: 19:30

Ilgaz Özkaya – Balerin / J.Thompson

Nil Sahra Aksal – Bir Üflesem Düşersin / J.Thompson

İrem Su Dursun – Old McDonald / J.Thompson

Zeynep Ceylin Günenç – Kabile Dansı / J.Thompson

Lara Sadi – Je Veux un Toutau / Janet Vogt

Duru Keser – Jingle Bells / Anonim

Su Yüceyaltırık – Go Tell Aunt Rhody / Suzuki

Ela Özbaş – Komik Suratlar / J.Thompson

Berru Coplugil – Le Pirson / Leon Bates

Simge Karagözoğlu – Yenice Yolları / Anonim

                                          Eşlik: Cem Cücenoğlu

Egemen Hızlıbaş – Greensleaves / Arrang:A.Mendels

Selin Ünsal – Cielito Lindo / A.Varela&C.Fernandez

                                                Eşlik: Şeyma  Yürekir

Caner Bahadır – Yeşil Ördek / Anonim

İklim Keleş– Sonatin op20  No:1 J.L.Dussek

Madlen Arzuman– Vals / J.B.Duvernoy

İdil Deniz Bakır– Gertruden’in Rüyası Valsi / L.V.Beethoven

Erhan Karakaya– Karahisar Kalesi / Anonim

                                       Eşlik: Murat Hasgün

 

Programımıza tüm sanatseverler davetlidir

Ayrıntılı bilgi için arayınız: 0212 570 8068

nar-cicekleri-yeni-yil-dinletisi

Darülbedayi’den bugüne 100 yıllık bir sanat kurumu olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın (İBBŞT) 100 yıllık arşivinin talan edildiği ortaya çıktı.

Darülbedayi, Türkiye’de Batılı anlamda tiyatronun gelişmesinde önemli bir değişimi sağlayan, Osmanlıdaki ilk konservatuvar kurumudur.

Darülbedayi, Türkiye’de Batılı anlamda tiyatronun gelişmesinde önemli bir değişimi sağlayan, Osmanlıdaki ilk konservatuvar kurumudur.

En son “Cibali Karakolu” skandalıyla çalkalanan Şehir Tiyatroları’nda sular durulmuyor. 100 yıllık sanat kurumunun yaklaşık 100 bin materyalden oluşan arşivinin üçte birinin talan edildiği ortaya çıktı.

Cumhuriyet’ten Ceren Çıplak’ın haberine göre, kurumun Genel Sanat Yönetmeni Erhan Yazıcıoğlu ile Kütüphane Müdürü Enis Kayhan doğruladı.

Yazıcıoğlu, göreve geldiğinde arşivin talan edildiğinin tespit edildiğini, arşivi toparlamak amacıyla da arşivi kapattıklarını açıkladı.

Yazıcıoğlu, “100. yılımızı kutlarken arşivde hiçbir şeye ulaşamadım. Dosyaların içinde en önemli belgeler, kuruluş belgeleri, 1900’lü yılların gelişimini gösteren belgeler, müzelik eşyaların kayıp olduğunu tespit ettik. Vasfı Rıza Zobu ile Bedia Muvahhit’in fotoğrafları da vardı mesela” dedi.

Yazıcıoğlu, “İznim olmadan arşivden hiçbir şey çıkmayacak. Arşiv denetimde olacak. Bu arşiv artık yol geçen hanı değil. Dünyanın en önemli arşivine sahibiz” diye de ekledi.

Şu günlerde envanter oluşturmakla uğraşan Kütüphane Müdürü Kayhan ise yaklaşık 100 bin materyalden oluşan arşivde, 1930’lardan kalma nadir Osmanlı el yazmaları, Osmanlıca oyun metinleri, yerli ve yabancı kitaplar, dergiler, afişler, fotoğraf albümleri, piyes metinleri bulunduğunu belirtti.

Kayhan, arşivdeki birçok materyalin de sahaflarda bulunduğunu söyledi. Kayhan’ın arşivin halka açık bir arşiv olmadığını belirtmesi üzerine Yazıcıoğlu da bu nedenle arşivden belgelerin çalınmasının kurum içi çalışanlarla ilgili olabileceğine işaret etti.

Şu günlerde arşivin envanterini hazırladıklarını, kayıp parçaları araştırdıklarını belirten Kayhan, arşivde kayda girmemiş, sağda solda kalmış materyaller de olduğunu vurguladı.

‘Belgeler kiloyla satılmış’

İstanbul Büyükşehir Belediye Şehir Tiyatroları arşivinin talan edildiğinin ortaya çıkması üzerine, Erhan Yazıcıoğlu’ndan önceki genel sanat yönetmenleri Orhan Alkaya ve Hilmi Zafer Şahin’in görüşlerine başvurduk.

Hilmi Zafer Şahin, konuyla ilgili sorumuzu, “Eski süreçleri bilmiyorum. Geçmişteki süreçte yangın, taşınma vb. nedenlerle kayıplar olmuştur. Benim dönemimde arşivdeki materyallerin listesi çıkarıldı. Tarandı, düzenlendi”diye geçiştirdi.

Kendi döneminde arşivdeki materyalleri korumaya almaya çalıştıklarını ve belli bir noktada da önünü kestiklerini belirten Orhan Alkaya ise, “Çalınan, alınıp geri getirilmeyen çok fazla belge var maalesef. Sadece arşivden atılanlar bile paha biçilmez” diyerek arşivdeki talan olayını doğruladı.

Yıllar önce, arşivden çıkarılan 1928 tarihli evrakları hurdacıda bulduklarını, o evrakların kiloyla satıldığını öğrendiklerini açıklayan Alkaya, “Bu dağınıklığı anlatamam. Maalesef Türkiye’de arşiv yok etme alışkanlığı var. Biz elimizden geleni yaptık, en azından eldekileri kurtardık. Koruyoruz artık. Arşivdekiler kayda geçiyor” dedi.

Kaynak : Cumhuriyet | Ceren Çıplak 

İzmir’de İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde 20 Aralık’ta sevenleriyle buluşan Grup Yorum, bir hafta sonra bu kez İstanbul’da konser vermeye hazırlanıyor.

gruo yorum

Konserde amaçlarının Ruhi Su’yu bugünün müzikal zenginlikleriyle yeni kuşaklara anlatmak olduğunu dile getiren Grup Yorum , bunu da türkülerin tadını bozmadan, taklitçiliğe kapılmadan yapmaya çalıştıklarını belirtti.

ruhi-su

Grup Yorum, “30’uncu yılımıza yaklaştığımız şu günlerde, Ruhi Su’nun da aramızdan ayrılışının 30’uncu yılında, sizleri ustamızın o gür sesini yüreklerimizde hissedeceğimiz büyülü bir konsere davet ediyoruz” diyor. Konser 27 Aralık’ta İstanbul Bostancı Gösteri Merkezi’nde.

TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım AŞ tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile hazırlanan kitap fuarlarının, 2015 takvimi belli oldu

kitap-fuari

TÜYAP’tan yapılan açıklamaya göre, geçen yıl Adana, Bursa, İzmir, Diyarbakır ve İstanbul’da 1 milyon 301 bin 500 okur, kitaplarla ve yazarlarla buluştu.

Yılın ilk kitap fuarı 13-18 Ocak‘ta TÜYAP Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi‘nde kapılarını açacak. Çukurova 8. Kitap Fuarı’na 250 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılırken fuar süresince söyleşi, şiir dinletisi, panel ve çocuk etkinlikleri gibi 50 etkinlik gerçekleşecek. Bu etkinliklerde ve 6 gün boyunca düzenlenecek imza günlerinde onlarca yazar, okurlarıyla buluşacak.

Bursa Kitap Fuarı, bu yıl 14-22 Mart‘ta Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi‘ndekitapseverlerle buluşacak. Kitap Fuarı, Bursa’da Haldun Taner’in 100. yaşını kutlamaya hazırlanıyor. Fuar süresince Haldun Taner’in, yaşamı, eserleri ve tiyatroya sunduğu katkıları söyleşi ve panellerle ele alınacak. Fuar, 300 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla gerçekleşirken 80 kültür etkinliğiyle yüzlerce yazara ve şaire ev sahipliği yapacak.

TÜYAP kitap fuarları, baharı 20. kez İzmir’de karşılayacak. Bu sene 18-26 Nisan‘da Uluslararası İzmir Fuar Alanı‘nda (Kültürpark) gerçekleştirilecek 20. İzmir Kitap Fuarı, Aziz Nesin’in 100. yaşını çeşitli etkinliklerle kutlayacak. Fuara 400 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılırken fuar süresince yaklaşık 150 kültür etkinliği düzenlenecek. Bu etkinlikler ve imza günleri yüzlerce yazarı, okurlarıyla bir araya getirecek.

YENİ BİR FUAR: KARADENİZ KİTAP FUARI

TÜYAP kitap fuarları, takvimine yeni yılda Samsun ile devam edecek. İlk kez düzenlenecek Karadeniz KitapFuarı, 18-24 Mayıs‘ta TÜYAP Samsun Fuar ve Kongre Merkezi‘nde ziyaret edilebilecek. KaradenizKitap Fuarı kapsamında Melih Cevdet Anday’ın 100. yaşı, söyleşi ve panellerle kutlanacak. İlk kez gerçekleşecek fuara yaklaşık 150 yayınevi katılması ve fuar süresince 50’nin üzerinde kültür etkinliği düzenlenmesi bekleniyor.

34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 7-15 Kasım‘da kapılarını, 25. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarıile eş zamanlı TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi-Büyükçekmece’de açacak. İstanbul Kitap Fuarı’na yurt içi ve dışından 800’ün üzerinde yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılacak. Fuar boyunca 50’den fazlası çocuklara yönelik olmak üzere, 300’e yakın kültür etkinliği düzenlenecek.

2015 TÜYAP Kitap Fuarları:

Çukurova 8. Kitap Fuarı: 13-18 Ocak

Bursa 13. Kitap Fuarı: 14-22 Mart

20. İzmir Kitap Fuarı: 18-26 Nisan

Karadeniz Kitap Fuarı-Samsun: 18-24 Mayıs

34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı: 07-15 Kasım

1692 yılında, A. Boogert olarak bilinen bir sanatçı Flemenkçe bir kitap yazdı. Boogert’in amacı ana renkleri her varyasyonda birbiriyle karıştırarak yeryüzündeki tüm renkleri elde etmekti. İşin ilginç yanı, bu kitabı açtığınızda karşınıza yalnızca renkler çıkmıyor çünkü Boogert hangi rengi nasıl elde ettiğini de detaylı bir şekilde açıklamış. Böyle bir proje kulağa kolaymış gibi gelebilir fakat Boogert’in yazdığı kitabı görünce insanın ağzı açık kalıyor.

El ile yazılmış ve boyanmış bu 800 sayfalık kitabın adı Traité des couleurs servant à la peinture à l’eau. Kitap tarihçisi Erik Kwakkel’e göre bu kitabın yazılış amacı insanları renkler hakkında eğitmekti. Fakat işin ironik tarafı bu kitaptan yalnızca bir tane olması ve sadece çok az sayıda insanın kitaba ulaşabilmesiydi. İlk kez 1963 yılında yayınlanan Pantone Renk Kataloğu ile kıyaslanamaz elbette fakat günümüzde Fransa’da bulunan bu inanılmaz kitabın zamanının çok ötesinde bir çalışma olduğunu kimse inkar edemez.

İşte Boogert’in şaheserinden birkaç sayfa:

Kitabın ilk sayfaları.

ilk-pantone

Kitapta yalnızca renkler değil, renklerin nasıl elde edildiği bilgisi de bulunuyor.

ilk-pantone-2

Renkler bazı temalar etrafında ustalıkla gruplanmış.

ilk-pantone-3

Renk gruplarına isimler verilmiş.

ilk-pantone-4

Bir rengin siyah ve beyaz arasında kalan tüm tonları resmedilmiş.

ilk-pantone-5

Açık ve koyu tonların etkileri, üzerlerine yazılar yazılarak gösterilmeye çalışılmış.

ilk-pantone-6Kaynak: Onedio

 

new-yorkta-istanbul-esintisiDoğuyla batıyı birleştiren İstanbul’dan esintiler taşıyan üç boyutlu, metal, cam, mermer, bronz heykel ve yağlı boya resimlerin sunulduğu “İstanbul Esintisi” sergisi, New York’ta düzenlenen resepsiyonla sanatseverlerin ziyaretçine açıldı.

Türk Kültür Vakfı ve Armaggan Sanat ve Tasarım Galerisi işbirliğinde düzenlenen ve Türkiye’den birçok sanatçının eserlerinin yer aldığı “İstanbul Esintisi” sergisi, New York’ta yeni hizmete giren, tekstilden gıdaya pek çok alanda bağımsız tasarımcıyı bir araya getirerek aynı zamanda bir alışveriş platformu olarak hizmet veren Bene Rialto’da Amerikalı sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

Serginin açılışına New York Başkonsolosu Ertan Yalçın, Amerika Türk Koalisyonu Başkanı Lincoln McCurdy ile New York’ta yaşayan Türk toplumu temsilcileri ve Amerikalı sanatseverler katıldı.

Farklı teknik, stil ve bakış açılarını yansıtan Aslı Kutluay, Pembe Hilal Tüzüner, Meral Değer, Dinçer Güngörür, Ayşegül Kırmızı, Dilek Aydıncıoglu, Camekan, Nadia Arditti, Semra Özümerzifon ve Derya Özparlak gibi Türk sanatçıların eserlerinin yer aldığı serginin küratörlüğünü Şanel Şan Sevinç yapıyor.

Sergi, 15 Ocak 2015’e kadar ziyarete açık kalacak.

Sanatçı Fazıl Say, 2 yılda bir yapılan BİFO-SAY festivalinin bu yıl iptal edilmesiyle ilgili bir açıklama yaptı.

fazıl_say

Fazıl Say 2 yılda bir yapılan BİFO-SAY festivalinin bu yıl iptal edilmesiyle ilgili bir açıklama yaptı. “Ben ve ekibim ne devlete ne de bu holdinglere ihtiyaç duymuyoruz” diyen Say, Borusan’ın festivali iptal etmesinin ardından aldığı ihaleye dikkat çekti.

Say tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

“Dostlar

BORUSAN yönetimi (Ceo’su Agah bey) bugün tüm medyaya açıklamalar yapmış. Bir BİFO-SAY(Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Fazıl Say) festivalimiz vardı İstanbul’da. İki yılda bir olurdu. Bu yılki iptal edilmişti. Niye iptal edildiğini anlatmışlar basına. Tabi her zaman her şeye bir kılıf uydurulur.

İşin aslı ise şu;

Hatırlarsınız; Şu Antalya’da yaşanan haksızlık sebebi ile ben Gürer Aykal ile artık çalışamayacağımızı anlattım. Sadece ben mi anlattım? Gürer Aykal kendisi basına açıklamalar yaptı “bir daha Fazıl Say eseri yönetmem” dedi. Şimdi belli ki burada bir anlaşmazlık var. Evet keşke olmasaydı. Ama maalesef o “keşke”ler bu insanların egolarının önüne geçemiyor. Evet Antalya’da bu kavga oldu ama ben bunun Borusan ile olan Festivalimize yansımaması için gayret gösterdim. Bifo-Say festivali 4 konserden oluşuyordu. Bu 4 konserden sadece 1 tanesi Gürer beyin yöneteceği konser idi. Borusan 4 konserin tamamını iptal etmiştir. Okudunuz, hepsi ortada yazıldı.

gurer-aykal

Gürel AYKAL

 

Tekrar etmeye gerek yok. Ben hep şunu savundum. Gürer Aykal ile zaten olmuyor, o da istemeyecektir benim ile konser yapmayı -ki istemiyor. Ya 4 konser içinden onun yöneteceği o konseri de kaldırın, ya o konsere başka şef alalım. Gürer Aykal’a da ayrı bir kapsamda başka bir konser verilsin. Sonuçta adı ve konusu Fazıl Say olan bir festival de devam edebilsin.” Bunu savundum. Ama bu olmadı… Olmadığının zaten hemen ardından da Borusan bir ihale kazandı. Agah bey diyor ki “ihalenin bu konu ile alakası yoktur”,  ben diyorum ki ” Bilemiyorum, neden olmasın?”.

Dostlar kendi konserlerimizi organize ediyoruz. Türkiye’nin her yerinde konser veriyoruz. Gerekirse, Anadolu’da köylere gidip çalıyorum. Ben ve ekibim ne devlete ne de bu holdinglere ihtiyaç duymuyoruz. Başımızın çaresine bakarız. İyi müzik yaptığımız sürece de bu salonlardaki doluluk oranımız artıyor. Dünyanın her yerinde yılda 100 konserimiz var. Eserlerimiz her yerde çalınıyor. Tüm internette de yayılmış durumda. Her yıl 3-4 CD üretiyoruz. Çalışıyoruz. Deli gibi çalışıyoruz. Orkestra eserlerimin Türkiye’de çalınması durumuna gelince. Dünyanın her yerinde çalınıyor. Türkiye’de benim (Orkestra) eserlerimin çalınma olasılıkları kısıtlanmıştır. Bu durum tamamen siyasidir. CSO olayında gördünüz. Gürer Aykal ise tüm bu olaylarda kendini kullandırtmıştır. Kötü bir duruş sergilemiştir.

Dostlar,

Şunu sorun kendinize, Aykal ne kaybederdi Muammer Sun gibi duruş sergileyebilseydi?

Borusan’daki arkadaşlara başarılar dilerim. Ben her yıl 40-50 Orkestra ile çalıyorum fazla ihtiyacım yok illaki Borusan Orkestrası ile çalmaya. Herkes işine baksın. Bizi de artık rahat bırakın. Çalışan üretenleri rahatsız etmeyin.

Sevgiler, Saygılar.”

Kaunak : İleri Haber

Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes Film Festivali’nden büyük ödülle ayrılan filmi ‘Kış Uykusu’ Oscar yarışında elendi. Film, Oscar için yarışamayacak.

Nuri Bilge Ceylan'ın (solda) yönetmenliğini yaptığı 'Kış Uykusu'nun başrolleri arasında Haluk Bilginer yer alıyor.

Nuri Bilge Ceylan’ın (solda) yönetmenliğini yaptığı ‘Kış Uykusu’nun başrolleri arasında Haluk Bilginer yer alıyor.

Nuri Bilge Ceylan’ın “Kış Uykusu” filmi 87’nci Oscar Ödülleri’nden elendi.

87’nci Oscar adayları için yapılan ön elemede belirlenen 9 yabancı film Los Angeles’ta açıklandı.

Kazanan adaylar arasında, Yabancı Film katagorisinde Oscar’da aday gösterilen Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’da büyük ödül Altın Palmiye kazanan Kış Uykusu filmi yer alamadı.

kış_uykusu

Oscar başvuruları, 1 Ekim-15 Aralık tarihleri arasında yapılmıştı.

Oscar’da yarışacak 9 yabancı film ve yönetmenleri şunlar (Alfabetik sırayla):

Arjantin’den “Wild Tales”, Damián Szifrón,

Estonya’dan “Tangerines,” Zaza Urushadze,

Gürcistan’dan “Corn Island,” George Ovashvili,

Moritanya’dan “Timbuktu,” Abderrahmane Sissako,

Hollanda “Accused,” Paula van der Oest,

Polonya’dan “Ida” Paweł Pawlikowski,

Rusya’dan “Leviathan” Andrey Zvyagintsev,

İsveç’ten “Force Majeure” Ruben Östlund,

Venezuela’dan “The Liberator”, Alberto Arvelo.

Oscar’da yarışacak adaylar 5 Ocak’ta Los Angeles’taki Samuel Goldwyn Tiyatrosu’nda canlı olarak duyurulacak.

87’nci Oscar Ödülleri 22 Şubat 2015 Hollywood’taki Dolby Tiyatrosu’nda yapılacak törenle sahiplerini bulacak. Tören 225 ülkede ve bölgede televizyondan canlı yayınlanacak.

Kaynak:http://www.aljazeera.com.tr

Proje iletişim danışmanlığını Fotoğraf Eğitmenimiz Fulya BETEŞ ‘in  Yapmış olduğu ; Türk sinemasının 100. yılında sanatçı Ertan Toy tarafından seçilip minimalist bir üslupla yeniden yorumlanan Türk filmi afişleri sinemaseverler ile buluşuyor.

Türk Sinemasının İmgelerle Yüz Yılı

“Türk Sinemasının İmgelerle Yüz Yılı” Afiş Sergisi ile ziyaretçiler 20 Aralık 2014- 3 Ocak 2015 tarihleri arasında Kadıköy Belediyesi’nin desteğiyle TAK- Tasarım Atölyesi Kadıköy’de (Eski minimalist posters baskıÖzen Sineması) Türk sinemasının yüz yıllık sürecini oluşturulan temel imgelere yolculuğa çıkarılmaya hazırlanıyor.

Projede yer alan çalışmalar, Türkiye sinemasının farklı dönemlerine ait ve sinema tarihininde iz bırakan yirmi filmden araştırılıp seçilen en çok akılda kalan imgeleri içeriyor.

Eski Türk film afişlerinin sadeliğin ön planda olduğu modern bir anlayışla yeniden yorumlandığı proje aynı zamanda Türk sinemasının 100. yılında hafızalarda yer eden filmlerin yönetmenlerine saygı ve selam niteliği taşıyor. Eşkıya, Propaganda, Neşeli Günler, Turist Ömer, Hababam Sınıfı ve Arabesk gibi birçok unutulmaz film afişi ziyaretçilerin hafızalarını zorlayacağı eğlenceli bir zaman yolculuğuna tüm sinemaseverleri davet ediyor.

TAK (Tasarım Atölyesi Kadıköy) Hakkında:

minimalist posters baskı

Kamu, sivil ve özel işbirliği modeli ile Kadıköy Belediyesi, ÇEKÜL Vakfı ve Kentsel Strateji şirketi ortaklığında yürütülen TAK, Kadıköy’ün kentsel sorunlarının çözülmesi için yaratıcı buluşma ortamları sağlayarak, tasarımın gücü ile yenilikçi çözümler üretmeyi amaçlar.

Yenilikçi ve yaratıcı fikirlerin uygulamaya geçtiği buluşma ortamı Tasarım Atölyesi Kadıköy (TAK), fikirleri olan Kadıköylüler, projesi olan Tasarımcılar ve olanakları olan Destekçileri Kadıköy Belediyesi ile buluşturarak, ‘Tasarım Sizden, Uygulaması Bizden!’ sloganıyla yola çıktı.

Kadıköy’ün mekansal sorunlarının çözümünde strateji ve tasarım kavramlarını bir araya getirerek, stratejik tasarım yönetimi yaklaşımı ile yürütülen TAK, kamu, özel ve sivil sektör işbirliği ile yürütülen bir Tasarım Atölyesidir.

 TAK, Kadıköylüler, Tasarımcılar, Gönüllüler, Öğrenciler,  Destekçiler ve Kadıköy Belediyesi’nin ulusal ve uluslararası işbirlikleri kurarak fikir üretecekleri ve ürünlerini kamuoyu ile paylaşabilecekleri yenilik ve yaratıcılık mekanıdır.

Kadıköylüler, Tasarımcılar, Gönüllüler,  Destekçiler, Öğrenciler ve Kadıköy Belediyesi, ulusal ve uluslararası işbirlikleri kurarak fikir üretecekler ve ürünlerini kamuoyu ile paylaşabilecekler. TAK, fikir ve önerileriyle proje süreçlerine katılıp, yaşadıkları mahallenin tasarım stratejilerine katkıda bulunmak isteyen herkese açık!

Detaylı bilgi için:   http://www.kadikoytasarim.org

 

Önceki gün sona eren 2. İstanbul Tasarım Bienali, 100 binin üzerinde izleyici çekti

2.İstanbul-Tasarım-Bienali

İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından, Zoë Ryan küratörlüğünde “Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil” başlığıyla düzenlenen 2. İstanbul Tasarım Bienali, önceki gün sona erdi. Bu yıl ücretsiz olarak gezilebilen bienal, 6 hafta boyunca sergi ve etkinlikleriyle 100 binin üzerinde izleyiciye ulaştı.

Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nun tüm katlarında yaklaşık 2.300 metrekarelik bir alana yayılan 2.İstanbul Tasarım Bienali’nde 20’den fazla ülkeden katılan 200’ün üzerinde tasarımcı ve mimarın 53 projesi yer aldı.

33 AKADEMİK KURUM, 72 PROJE

2.tasarım bienali

Bienalin üniversitelerle işbirliği ile hazırlanan Akademi Programı sergisinde 33 akademik kurumun 72 projesi, üniversite kampuslarının yanı sıra Antrepo 7’de yer aldı. Kentin farklı bölgelerine yayılan 40 Tasarım Rotası, 22 panel, söyleşi ve konuşma, 12 film gösterimi, 5 kitap kulübü, 13 atölye çalışması ile 30’u aşkın paralel etkinlik gerçekleştirildi EKO Tasarım adı altındaki ücretsiz programı, hafta içi okul grupları ile gelen öğrencileri, hafta sonlarında aileleri ile birlikte ziyaret eden çocuk ve gençleri ağırladı.

Tur ve atölyeler kapsamında 56 okuldan 3.500’ü aşkın öğrenci İstanbul Tasarım Bienali sergisini gezdi.

nazim-hikmetÇağdaş Türkçe şiirin kurucularından biri olan Nazım Hikmet’in kültür mirasını devam ettirmek adına Boğaziçi Üniversitesi’nde ‘Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’ açıldı. Açılışa Orhan Pamuk görüntülü bir konuşma ile katıldı.

Türkiye’de bir üniversite bünyesinde ilk kez Nazım Hikmet adına bir merkez kuruldu. Yazar Murat Gülsoy’un öncülüğünde başlatılan proje, uzun bir araştırma ve ön çalışma sürecinin sonunda tamamlandı ve 15 Aralık’ta hayata geçirildi.

Buna göre Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde kurulan Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’nde özgün araştırmaların desteklenmesi planlanıyor. Ayrıca baraşırılı çalışmalar Nazım Hikmet Tez Ödülü ile onurlandırılacak.

Pamuk video konferansla katıldı

Merkezin açılışında görüntülü konferans yoluyla katılan Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, Nazım Hikmet’i şu sözlerle anlattı:

“Nâzım Hikmet’i anlamak onu tabu ve yasaklarla korunan bir başka put haline getirmek değil; onun bu olağanüstü yeteneğini nasıl büyük bir edebiyat haline getirdiğini adım adım görmektir.”

Ayrıca Nazım Hikmet’in kişiliğinden de etkilendiğini ve 1970’li yıllarda onun gibi şiirler yazmayı denediğini de belirten Pamuk konuşmasına şöyle devam etti:

“Benim şiirlerim çok kötüydü ama onun gibi olmak heyecanı vardı bende. Ben Lise 2’de okurken yayınlanan, Nâzım Hikmet’in hapishaneden Kemal Tahir’e gönderdiği mektuplar hayat yolunda bana çok yardımcı olmuştur. Nâzım Hikmet’in Orhan Kemal’e yazdığı mektupları da aynı heyecanla okurdum. Bu mektuplar beni toplumsal, eleştirel Türk edebiyatına da açmıştır.”

Nazım Hikmet’in kahramanlaştırılmasından da bahseden Pamuk bu konuya dair düşüncelerini şöyle aktardı:

“Biz kahramanlarımızı anlamak değil; onlara hayran olmak isteriz. Çoğumuzun menkıbename’leri tercih etmesi bu nedenledir. Kahramanlarımız hakkında tabular icat ederiz. Nâzım Hikmet’in hayatı da eserleri de bu türden tabu ve yasaklarla doludur. Atatürk döneminde Nâzım Hikmet hakkında açılan davalar, şairin çeşitli defalar sürgüne veya hapse gönderilmesine rağmen Atatürk’ü sevmeye devam etmesi; ancak hapisten çıkar çıkmaz Kuvayı Milliye Destanı’nı yarım bırakması böyle tabu bir konudur.”

Tarık Akan, Rutkay Aziz, Oya Baydar, Altan Öymen gibi tanınmış isimlerin yanı sıra akademik dünyadan, yayınevlerinden ve basından da pek çok kişi merkezin açılışında hazır bulundu.

Merkezde neler yapılacak?

Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi, edebiyat, tarih, sanat ve sosyal bilimler alanlarında disiplinler arası çalışmalar yapmak ve çağdaş Türkçe şiirin kurucu şairi şair Nazım Hikmet’i tanıtmayı planlıyor. Bu kapsamda Merkez, Türkiye’nin kültür ve sanat birikimi üzerine yapılacak özgün çalışmaları destekleyecek, araştırmacılar için uygun bir ortam hazırlayacak, ulusal ve uluslararası ölçekte bilgi paylaşımını sağlayan bir yapı oluşturacak. Ayrıca Türkiye’nin son iki yüzyıllık kültür ve sanat birikimi üzerine yapılan özgün akademik çalışmaları desteklemek üzere ‘Nâzım Hikmet Tez Ödülü’nün de her yıl verilmesi planlanıyor.

Kaynak: Al Jazeera