İspanyol çocuk ve gençlik edebiyatının en çok okunan, onlarca ödüllü yazarlarından Jordi Sierra i Fabra tarafından kaleme alınan Kafka ve Gezgin Bebek Türkçede!

kafka-ve-gezgin-bebek

Franz Kafka’nın ölmeden bir yıl önce, küçük bir kız çocuğuna yazdığı mektuplardan esinlenen Jordi Sierra i Fabra, Kafka’yı bir oyuncak bebek postacısı olarak karşımıza çıkarıyor. İspanya, İngiltere, İtalya, Galiçya ve Brezilya’da yayımlanmasının ardından birçok ödül alan, ayrıca Peru, Brezilya, Fransa ve İspanya’da tiyatro ve baleye uyarlanan Kafka ve Gezgin Bebek’i, Vapur’un ilk kitabı olarak gurur duyuyoruz.

Libros Kitap
Vapur Dizisi
1. kitap
KAFKA VE GEZGİN BEBEK
Yazar: Jordi Sierra i Fabra
Resimleme: Pep Montserrat
Türkçesi: Serdar Çelik
Yayın Yönetmeni: Adnan Özer
Editör: İpek Baysan

123 sayfa
1. baskı: Şubat 2015
ISBN: 978-605-84631-0-3

Franz Kafka, ölmeden bir yıl önce, küçük bir kız çocuğuna mektuplar yazmıştı… 1923 yılında Almanya, Steglitz Parkı’nda gezerken karşılaşmıştı bu kız çocuğuyla. Oyuncak bebeğini yitiren kız çocuğunun ağlayışı karşısında “teslim olan” Kafka, o an yepyeni bir karakter yarattı: Oyuncak bebek postacısı! Çocuğa, bebeğinin kaybolmadığını, seyahate çıktığını ve kendisinin de bir oyuncak bebek postacısı olduğunu söyledi. Bebeğin mektuplarını getirecekti ona… Kafka ertesi sabah uyandı ve kendisini bir oyuncak bebek postacısına, aynı zamanda bir oyuncak bebeğe dönüşmüş olarak buldu… Küçük kıza, üç hafta boyunca oyuncak bebeğin ağzından mektuplar yazdı ve bebek postacısı olarak parka gidip, mektupları küçük kıza teslim etti.

Kafka’nın yazdığı mektuplara hiçbir zaman ulaşılamasa da bu olayın doğruluğu, bir dönem hayatını paylaştığı Dora Dymant tarafından onaylanmıştır. Bir Kafka araştırmacısı olan Klaus Wagenbach, yıllarca parkın çevresindeki evleri tek tek dolaşarak, komşularla görüşmeler yaparak, gazetelere ilan vererek küçük kızı bulmaya çalışmışsa da başarıya ulaşamamıştır. Ancak bu beklentisini hiçbir zaman kaybetmemiş, uzun yıllar boyunca parka gitmeye devam etmiştir ve halen XX. yüzyılın önemli yaratıcılarından biriyle ilgili en önemli belgelerden biri olan bu mektupların sahibi veya elinde bulunduranı ile karşılaşma umudunu içinde taşıyarak araştırmalarına devam etmektedir.

Jordi Sierra i Fabra, 8 Mayıs 2004 günü El Pais gazetesinin Babelia ekinin iç kapağında César Aira’nın yazdığı Gezgin Bebek adlı makaleyi okumuş ve Kafka’nın küçük kızla yaşadıklarını hikâyeleştirmiştir. Fabra, kitabın son bölümünde, hikâyenin yazılış serüvenini anlatır ve şöyle der: “Ben bu günahı işlemek için kendime izin verdim ve bu mektupları yeniden yazdım, yarım kalan hikâyeyi tamamladım, hayal ürünü bir final yarattım. Gerçek böyle veya başka türlü olmuş olabilir, bunun çok fazla önemi olduğunu sanmıyorum. Olayın kendisi o kadar güzel ki geri kalan hiçbir detayın önemi kalmıyor aslında. Tek bildiğim şey şu ki, o mektuplar benim yarattıklarımdan çok daha mükemmel ve aydınlıktılar mutlaka.”

26 Temmuz 1947’de Barselona’da doğan Jordi Sierra i Fabra, çocukluk yıllarından itibaren yazar olmak istemiştir. Ailesi bu işte gelecek görmediği için onu pek desteklemese de Fabra bu tutkusundan vazgeçmemiş ve İspanyol çocuk ve gençlik edebiyatının en çok okunan, en başarılı yazarlarından biri olmuştur. Hayattaki ikinci tutkusu müzik olan Jordi Sierra i Fabra, 70’li yıllarda Disco Express adlı müzik dergisinde müzik eleştirmenliği yapmış, ünlü müzisyenlerle dünyayı dolaşmıştır. Popular 1 adlı rock müzik dergisini kurmuş ve Disco Express’te yönetici olmuştur. İlerleyen yıllarda 24 müzik antolojisi, rock müzik tarihi kitapları, Beatles Sözlüğü gibi birçok kitap yayımlar ve satış rekorları kırar. Çocuk ve gençlik edebiyatı kitapları Hollanda, Yunanistan, Japonya, Bulgaristan, Potekiz, Slovenya, Fransa, Almanya gibi ülkelerde yayımlanır. Ülkesinde ve dünyada onlarca ödül alan Jordi Sierra i Fabra 2004’te İspanya kütüphaneleri istatistiklerinde gençler tarafından en çok okunan yazar olur. Kafka ve Gezgin Bebek, 2007 yılında İspanyol Kültür Bakanlığı Ulusal Ödülü’nü alır; 2008’de Brezilya Ulusal Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Kurumu, Kafka ve Gezgin Bebek’i En İyi Çeviri dalında ödüllendirir. Fabra, Kafka ve Gezgin Bebek’le 2009’un En İyi Katalanca Kitabı dalında Protagonista Jove Ödülü’ne ikinci kez değer görülür. 2010’da Peru’da tiyatro sahnesine taşınan Kafka ve Gezgin Bebek, aynı yıl Madrid’de de sahnelenmeye başlar; 2011-2012 yılları arasında Bask’tan Tanttaka Tiyatrosu, Galiçya’dan Emedous Tiytrosu ve Katalan Albena Tiyatrosu Kafka ve Gezgin Bebek’in yeni bir tiyatro versiyonunu sahneye taşıyarak tüm İspanya’yı dolaşır. Kitapları milyonlarca satan Jordi Sierra i Fabra, çocuk ve gençlik edebiyatı alanındaki eserleri ve hem sosyal hem de kültürel alandaki katkıları nedeniyle 2012 yılında Cervantes Chico Prize’a değer görülmüştür. 2013’te tüm eserleri dolayısıyla İber Amerikan Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Ödülü’nü kazanan yazar, bu ödülü 2013 Guadalajara Kitap Fuarı’nda yapılan törenle almıştır. Kafka ve Gezgin Bebek son olarak 2013’te Fransa’da bale olarak sahnelenmiştir. 2005 yılından bu yana, gençlerin katıldığı ve onları yazarlığa teşvik etmeyi amaçlayan Jordi Sierra i Fabra Edebiyat Ödülü verilmektedir.
Arka kapak

Franz Kafka’nın, ölümünden bir yıl önce yaşadığı sıra dışı olay neydi?

Kafka, 1923 yılında bir gün Berlin’deki Steglitz Parkı’nda gezinirken, yürek yakıcı şekilde ağlayan küçük bir kız çocuğuna rastlar. Küçük kız, oyuncak bebeğini kaybetmiştir. Onu sakinleştirmek isteyen Kafka, hayal gücüyle bir hikâye uydurur: Bebek kaybolmamış, seyahate çıkmıştır. Kafka da bir oyuncak bebek postacısıdır ve oyuncak bebek, gittiği her yerden küçük kıza mektup yollayacaktır…

O günün gecesi Kafka, oyuncak bebeğin dilinden, küçük kıza mektup yazmaya koyulur.

Ertesi gün yine aynı parkta buluştuklarında, küçük kız, sevgili bebeğinden ilk mektubu alır…

Dünya edebiyatının en büyük yazarlarından Kafka’nın bir oyuncak bebek postacısı olarak karşımıza çıktığı bu hikâye nasıl gelişecektir?

Kafka’nın gerçekten yazdığı, ama küçük kızda kaldığı için hiçbir zaman bulunamayan mektuplar, Jordi Sierra i Fabra’nın kaleminde hayat buluyor…

Kaynak: Akşam

Bir düredir aforizmları yayanlamaya başladık. Bugün sıra Buddha’nın Bakalım Gautama Buddha neler söylemiş. Elbette Aforizmaların ardından ‘Buddha Kimdir?’sorusunun cevabını bulabileceksiniz.

buddha

 

*    Önce kendi gideceğin yolu öğren, sonra öğretmeye kalk
*    Kendine bir ışık ol, kendi hakikatının içine doğru tut.
*    İnsanlar arasında nehri geçip karşı kıyıya ulaşan azdır. Büyük bir çoğunluk nehrin kıyısında bir aşağı bir yukarı doğru koşup durur.
*    Formlar, benlik/ruh değildir; algılama benlik değildir, kavrayışlar benlik değildir, mental oluşumlar ve hisler de “ben” değildir, hiçbiri “ben”/”ruh” değildir, bunların hepsi değişime tabiidir ve kalıcı değildir.
*    Nedensellik, etkileşim, koşullar ve ayırt edici algılama…Dört büyük element bunlardandır.
*    Fiziksel objelerin aslında kendilerinden gerçekliklerinin olmadığını öğretiyorum, bunların ancak zihnin ürünleri olduğunu söylüyorum, aslında hepsi bir hayaldir. Bunların duyularla algılandığı ve ayırt edildiği doğrudur fakat aslında diğer yandan hiçbirinin kendiliğinden kendi doğaları, gerçeklikleri yoktur. Onlar gerçekte görülmüyorlar ama zihin tarafından ‘tasarımlanıyorlar’. Bir bakıma kavranabiliyorlar ama bir bakıma da gerçekte kavranamıyorlar.
*    Nefret hiçbir zaman nefretle yok edilemez. Nefret sevgiyle yok edilir bu ölümsüz kanundur.
*    Öfkeyi sevgiyle, kötülüğü iyilikle yen. Açgözlülüğü cömertlikle, yalanı gerçekle yen.
*    Hınca hınçla cevap verilirse, hınç ortadan kalkar mı?
*    Uykuda yaşayan insanı uyandırmak için belirli şartların yerine getirilmesi gerekir. Belirli şartlar sağlanamazsa farkındalık oluşmaz.
*    İnsan isimlere, formlara ve maddesel dünyaya bağlanır ve onların zihnin bir yanılsaması olduğunu, zihinde oluştuğunu unutur ve hata yapar böylece zihnin özgürlüğü engellenmiş olur.
*    Bizim olan her şey düşüncelerimiz sonucundadır. Düşüncelerimizde kurulur,düşüncelerimizde oluşur. Eğer bir kimse kötü düşünceyle konuşur ya da davranırsa onu tıpkı tekerleğin kağnı çeken bir öküzü izlemesi gibi, acı izler.
*    Nedensellikler, zerreler, en küçük şeyler, madde, fiziksellikler hepsi gerçekte zihinde oluşan, zihnin oluşturduğu şeylerdir.
*    Sizi kendinizden başka hiç kimse kurtaramaz. Kendi kendinize ışık olun.
*    Bir şeye sırf kulaktan duydunuz diye körü körüne inanmayın, birkaç kuşaktan beri itibar görüyorlar diye, geleneklerin de doğru olduğuna inanmayın. Sırf hocalarınızın ya da rahiplerin otoritesine dayanıyor diye hiçbir şeye inanmayın. Ancak bizzat hissettiğiniz, denediğiniz ve doğru olarak kabul ettiğiniz, kendinizin ve başkalarının hayrına olan şeylere inanın ve tutumunuzu onlara uydurun.
*    Bu dünyayı bir hava kabarcığı bir serap gibi düşün. Dünyayı böyle gören kişiyi ölüm görmez.
*    Damı basit yapılmış bir eve yağmur dolması gibi, derin düşünmeyen beyine de tutku öyle dolar.
*    Derin düşünen bilge kişinin tek bir günlük yaşamı, bilgisiz ve kontrolsüz kişinin bütün bir yaşamından daha değerlidir.
*    Nasıl ki okçu okların düz olmasına özen gösterir,usta da dağınık düşüncelerini öyle toparlayıp yönlendirir.
*    Kimse ‘nasıl olsa bana zararı dokunmaz’ diyerek küçücük de olsa kötülük düşünmesin. Su damlalarının damlaya damlaya su kabını doldurması gibi, budala kimse de azar azar toplayarak kendini kötülükle doldurur.
*    Gökten altın yağsa insanın arzuları doyurulamaz. İsteğin küçük bir zevk verdiğini ve aslında acıya neden olduğunu bilen kişi, bilge kişidir.
*    Bizden nefret edenlerden nefret etmeden yaşayalım. Gelin, bizden nefret edenler arasında nefretten kurtulmuş olarak yaşayalım.
*    Sağlık en büyük hediyedir, doyumluluk en büyük zenginlik, güven en iyi akrabalıktır. Nirvana ise en büyük mutluluk.
*    Başkalarının kusurları kolayca görülür ama kendi kusurumuz görülmez; kişi komşusunun kusurlarını ayıklar bulur, kendi kusurlarını ise kumarda hile ile zar saklar gibi saklar.

budha heykeli
*    Yaşayan varlıkların hepsi; zayıf, güçlü, uzun, kısa, büyük, orta veya küçük görünen, görünmeyen; doğmuş olan veya doğmakta olan, hepsi mutlu olsun! Kimse kimseyi aldatmasın, kimse kimseyi küçümsemesin, kimse kimseye öfke ile darılma ile zarar vermek istemesin.
*    Geçmişte kim olduğunu bilmek istiyorsan, şu an kim olduğuna bak. Kim olacağını bilmek istiyorsan, ne yaptığına bak.
*    Aklınla ve sağlıklı zihninle uzlaşmıyorsa hiçbir şeye inanma, onu ben demiş olsam bile.
*    Kin taşımak yanan bir kömür parçasını başkasına atmak için eline almak gibidir. Sadece kendini yakarsın.
*    Bırakmayı öğren. Mutluluğun anahtarı budur.
*    Övmek veya yermek bilge kişinin dengesini bozamaz.
*    Bir derdin varsa, derman bulmaya çalış; bulamıyorsan da, onu dert etme.
*    Buddha denizinin kıyıları yoktur.
*    Bu dünyayı yaratan, zihninizdir.
*    Ne anne, ne baba ne de herhangi bir akraba insana iyi yönetilen bir akıldan daha fazla yararlı olabilir.
*    Bir kişinin kendi kendini yenerek kazandığı zafer, bir başkasının savaşta bin kişiyi bin kez yenerek kazandığı zaferden daha iyidir.
*    Bütün biçimler gerçek dışıdır, bunu idrak edebilen kişi acılara tepki vermez; işte bu saflık yoludur.
*    Varlığın öteki kıyısına vardığında önce, sonra ve ortada olandan vazgeç.
*    Öfkeniz yüzünden cezalandırılmayacaksınız, öfkeniz tarafından cezalandırılacaksınız.
*    İnsan hayatı aslında acılardan ibarettir; bu acıların sebebi bencil ve doymak bilmez isteklerdir; insanın bencilliği ve istekleri sona erdirilebilir; sonuçta bütün bu doymak bilmez arzu ve iştah ortadan kaldırıldığında, ulaşılan durum nirvana olarak adlandırılır. Bencillik ve isteklerden kaçışın yöntemi, “Sekiz Katlı Asil Yol” diye adlandırılır: Doğru görüş, doğru niyet, doğru konuşma, doğru hareket, doğru geçim kaynağı, doğru çaba, doğru düşünme ve doğru meditasyon.

Kaynak : narteks.net

siyad-logoÖdüllere yıl boyu gösterime giren 108 filmden dokuzu çeşitli dallarda adaylık kazandı.

Bu yıl Kış Uykusu on dalda on üç adaylık elde ederken, bu filmi yedi dalda elde ettiği sekiz adaylıkla Kusursuzlar takip etti.İtirazım Var, Köksüz ve Sivas ise yedi dalda aday oldu.Unutursam Fısılda dört dalda beş adaylık elde ederken; Ben O Değilim dört dalda dört adaylık, Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku ve Pek Yakında ise ikişer adaylık elde etti.

Bu yılın en dikkat çekici adaylıklarından birisi ise yardımcı erkek oyuncu dalında gerçekleşti. Kış Uykusu dört oyuncusuyla birden bu dalda adaylık ederek, SİYAD ödülleri tarihinde bir ilke imza attı. Kış Uykusu, müzik hariç bütün dallarda aday olurken, en son 2004 yılında Yazı Tura on alda 13 adaylık elde etme başarısını göstermişti.

Kusursuzlar kadın oyuncu; Unutursam Fısılda ise yardımcı kadın oyuncu dallarına ikişer aday verdi. Sivas’ın çocuk oyuncusu Doğan İzci’nin erkek oyuncu dalında aday gösterilmesi de bir diğer ilgi çekici sonuç oldu.

SİYAD üyelerinin iki turlu elektronik oylaması sonucunda ödüller, 11 Mart 2015 Çarşamba akşamı Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda gerçekleştirilecek gecede sahiplerini bulacak.

Aynı gece Nebahat Çehre, Yavuz Turgul, Atilla Özdemiroğlu, Genco Erkal’a onur ve İrfan Demirkol’a da özel emek ödülü takdim edilecek.

47. SİYAD Ödülleri adayları şöyle:

En iyi film

İtirazım Var – U10 Film

Kış Uykusu – Zeyno Film, MementoFilms, BredokFilms

Köksüz – Zoe Film, Re Prodüksiyon, Mars Product

Kusursuzlar – Giyotin Film

Sivas – Kaan Film, Coloured Giraffes, Ret Film

En iyi yönetim

Deniz Akçay – Köksüz

Nuri Bilge Ceylan – Kış Uykusu

Ramin Matin – Kusursuzlar

Kaan Müjdeci –  Sivas

Onur Ünlü – İtirazım Var

Mahmut Tali Öngören- En iyi senaryo

Deniz Akçay – Köksüz

Ebru Ceylan, Nuri Bilge Ceylan – Kış Uykusu

Kaan Müjdeci – Sivas

Onur Ünlü – İtirazım Var

Emine Yıldırım – Kusursuzlar

Cahide Sonku- En iyi kadın oyuncu performansı

Farah Zeynep Abdullah – Unutursam Fısılda

Esra Bezen Bilgin – Kusursuzlar

Melisa Sözen – Kış Uykusu

Ahu Türkpençe – Köksüz

İpek Türktan Kaynak – Kusursuzlar

En iyi erkek oyuncu performansı

Erdal Beşikçioğlu – Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

Haluk Bilginer – Kış Uykusu

Doğan İzci – Sivas

Ercan Kesal – Ben O Değilim

Serkan Keskin – İtirazım Var

En iyi yardımcı kadın oyuncu performansı

Demet Akbağ – Kış Uykusu

Lale Başar – Köksüz

Hümeyra – Unutursam Fısılda

Zerrin Tekindor – Pek Yakında

Işıl Yücesoy – Unutursam Fısılda

En iyi yardımcı erkek oyuncu performansı

Savaş Alp Başar – Köksüz

Nejat İşler – Kış Uykusu

Serhat Kılıç – Kış Uykusu

Ayberk Pekcan – Kış Uykusu

Nadir Sarıbacak – Kış Uykusu

En iyi müzik

Ahmet K. Bilgiç, Okan Kaya, Taner Yücel – İtirazım Var

Barış Diri – Kusursuzlar

Kenan Doğulu – Unutursam Fısılda

GiorgosKoumendakis – Ben O Değilim

Harun Tekin – Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

En iyi görüntü yönetimi

ArminDierolf, Martin Solvang – Sivas

Deniz Eyüboğlu Aydın – Kusursuzlar

Vedat Özdemir – İtirazım Var

AndreasSinanos – Ben O Değilim

Gökhan Tiryaki – Kış Uykusu

En iyi kurgu

Emre Boyraz – İtirazım Var

Ruşen Dağhan – Köksüz

Bora Gökşingöl, Nuri Bilge Ceylan – Kış Uykusu

YorgosMavropsaridis – Sivas

TheronPatterson – Kusursuzlar

En iyi sanat yönetimi

Gamze Kuş – Kış Uykusu

Soydan Kuş – Unutursam Fısılda

Hakan Yarkın – Pek Yakında

NataliYeres – Ben O Değilim

Emre Yurtseven, Meral Efe Yurtseven – Sivas

En iyi belgesel film adayları

Bir Varmış Bir Yokmuş- Kazım Öz

Diyar- Devrim Akkaya

Motör-Kopya Kültürü ve Popüler Türk Sineması- Cem Kaya

Tepecik Hayal Okulu- Güliz Sağlam

Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek- ReyanTuvi

En iyi kısa film adayları

8 Haziran- Burak Çevik

Durak- Serdar Çotuk & Buğra Uğur Sofu

Kor- Cihan Sağlam

Müjdeler Var Yurdumun Toprağına Taşına, Erdi Sinemam 100 Şeref Yaşına!- Melik Saraçoğlu & Hakkı Kurtuluş

Pudrasız- Umut Subaşı

Kadın Kadına Öykü Yarışması ‘ Ses’ temasıyla 10. Kez kadınların öykülerine yer veriyor. Kaos GL Derneği’ nin 2006 yılından bu yana sürdürdüğü yarışmanın bu yıl ki öyküleri için son başvuru tarihi 17 Nisan 2015.

içses

İç ses, diye söylendim,

Başımda rüzgar vardı

Başımda uğultular…

Kalbim usulca kıpırdardı

Ve ses çıkarırdı dokununca

‘Didem Madak’

 

‘Varoluşla başladı ilk ses. İlk kalp atışla. Sonra gözlerimizi açtığımızda,sesler iki oldu üç oldu… Bir kadın bir kadına aşık olduğunda da o sesler bir şarkı oldu belki de. Neye, kulak verdiğinizde, varlığınızı duyumsamıştınız? Bir ses edin, gelin birlikte şarkı söyleyelim…. Sözleriyle yola çıkan 10. Kadın Kadına Öykü yarışması kadınların seslerini kattığı öykülere yer veriyor.

Mutlu Aşk Vardır’ dan Ses’ e
Duyduğumuz ve duyumsadığımızdır SES. Peki ya “duymak” için tek yol dilden kulağa uzanan titreşim midir? Misal ellerimizi titreten, gözlerimizin de akan ve akıtan akışkan bir sesi yok mudur?. Biz, ağzımızı bıçağın açamadığı; açsa da dile gelmediğimiz ve gelemediğimiz, ses çıkartamadığımız anlarda bazen ellerimiz ve gözlerimizle kendimizi duyururuz. Seslerimizi saklandıkları yerden çıkarmak, daha yakından ve derinden duymak… Kendi duymak isteyişimizden biliriz, duyurmak da kolay değildir çoğu zaman. Dillerle, gözlerle, ellerle çıkan sesler birbirinin içini gördü, değişimi başlattı. O sesler birbirine dokundu, birbirini bulup çoğaldı, birken bin oldu. Bundandır ki bu sene öykülerimizi birbirimize ses vermek için yazıyoruz, ses’imizi kaleme alıyoruz.

Sesimize ses vererek geldik 2006 ‘ dan bu yana.

Nasıl başladık?
2006 yılında “Mutlu Aşk Vardır” temasıyla yola çıktığımızda hedef “belleklere kazınmış karanlık bir imajı silmek”ti. O güne dek kadınların kadınlara olan aşkını anlatan filmler, romanlar ve öykülerde canavarlaştırılmış lezbiyenler ve biseksüel kadınlar görmüştük sadece. Ruhsal çalkantılar içinde gidip gelen, şiddetle bezeli, yaralayıcı ve sonu illa ki mutsuz biten ilişkilere tanık edilmiştik. Mutlu ve umutlu öykülere hasret kalmıştık. Kurgu ya da gerçek, kendi hikâyelerimizi kendimiz anlatalım, ezberleri bozalım, bizi görmezden gelenlere, hiçe sayanlara ve duygularımızın üzerinde tepinenlere inat birbirimize öykülerimizle gülümseyelim istemiştik.

Nasıl devam ettik?
İkinci yarışmamızda “İlk Adım, İlk Kadın, İlk Aşk”dedik ve “ilk”lerin hissettirdikleriyle buluştuk yeniden. Üçüncü yarışmamızda, kadınların kaleminden akan “Ten ve Tutku” dolu öyküleri okuduk coşkuyla. 2009 yılında, bu coşkuyla “Ütopya”larımızın peşine düşelim dedik. Beşinci yarışmamızda, ütopyalarımızın gülümsemesini hep yanımızda taşıyarak, gördüklerimize, duyduklarımıza, yaşadıklarımıza ve bunların bize düşündürdüklerine, hissettirdiklerine geri döndük ve “Bir Kadın (mı) Sevdim(?)” dedik. “Her Yerdeyiz” diyerek saklandığımız, hapsedildiğimiz mekânlardan seslendiğimiz altıncı yarışmanın ardından, “Mor”a boyanmış öykülerimizle yedinci, “Yol” öykülerimizle mücadelemize yeni yollar açarak sekizinci yarışmamızı gerçekleştirdik. Son olarak geçen sene “Bir Mücadeledir Aşk” ile sevgimizin kendiliğinden mücadelesini anlattık.

10. Kadın Kadına Öykü Yarışması Başvuru Koşulları

• Yarışma, Türkiye’de ya da yurt dışında yaşayan bütün kadınlara açıktır.

• Yarışmaya daha önce yayınlanmamış öyküler katılabilir.

• Öyküler bilgisayar çıktısı olarak 2 kopya halinde gönderilmelidir. Metinler 12 punto ve Times New Roman karakterinde yazılmış olmalıdır.

• Bu formatta yazılacak öyküler en fazla 4 sayfa olmalıdır. Belirtilen format dışında yazılarak gönderilen öyküler değerlendirmeye alınmayacaktır.

• Öykülerle birlikte metnin flash belleğe ya da CD ye kaydedilmiş elektronik bir kopyası da gönderilmelidir. (Cezaevindeki kadınlar ve bilgisayar kullanma olanağı bulamayanlar, durumlarından jüriyi haberdar etmeleri halinde bu koşuldan muaf tutulacaktır).

• Adaylar yarışmaya en fazla üç farklı öykü ile katılabilirler.

• Öykülerin üzerine yazarın adı yazılmayacak, öykünün giriş/ilk sayfasının sol üst köşesinde rumuz belirtilecektir. Birden fazla öykü gönderen katılımcılar, tüm öyküleri için aynı rumuzu kullanacaklardır. Farklı katılımcıların rumuzlarının aynı olması durumunda Yarışma Yönetimi başka bir rumuz verebilir.

• Adaylar, rumuzlarının yazılı olduğu kapalı bir zarfın içine öykünün/ öykülerin adını, kendi adları, soyadlarını, rumuzlarını, posta ve e-posta adreslerini, telefon/ faks numaralar ile yarım sayfayı geçmeyen imzalı özgeçmişlerini içeren bilgileri öyküleri ile birlikte elden ya da posta yoluyla teslim edeceklerdir. Başvuru tarihinden sonra elimize ulaşan öyküler değerlendirmeye alınmayacaktır. Yarışmaya gönderilen öyküler, değerlendirmeye alınsın ya da alınmasın, yazarlarına iade edilmez.

• Yarışmaya katılan yazarların öyküleri, sonuçların açıklanmasından sonra Kaos GL’nin web sitesinde, ilk üçe giren öyküler Kaos GL dergisinde yayımlanacaktır. Öyküler, yazarları ya da Kaos GL dışında üçüncü kişiler tarafından izinsiz kullanılamaz.

• Katılım ücretsizdir.

• Kaos GL, bu öykülerden oluşan bir kitap hazırlama ve yayınlama hakkını da saklı tutar.

 

Ödüller:
Birinci olan öykünün sahibi  400 tl

İkinci  olan öykünün sahibi  300 tl

Üçüncü olan öykünün sahibi 200 tl kazanacak.

Yarışma ile ilgili gelişmeleri Kaos GL’ nin web sayfasından takip edebilirsiniz.

 

Değerlendirme:
1- Öyküler “Öykü Değerlendirme Jürisi” tarafından değerlendirilecektir.

2- Öykü Değerlendirme Jürisi, öykülerin toplumsal cinsiyet rolleri eşitliği yaklaşımıyla yazılıp yazılmadığını da dikkate alarak değerlendirme yapacaktır.

3- Öykü Değerlendirme sonuçları Kaos GL’nin www.kaosgl.org adresindeki web sayfasında açıklanacaktır.

4- Elenen öyküler, sahiplerine iade edilmeyecektir.
Öykülerin Gönderileceği Adres: 
Kaos GL Derneği
GMK Bulvarı, 29/12, Demirtepe/ Kızılay – Ankara

Daha fazla bilgi almak isterseniz kadı[email protected] adresi ile iletişime geçebilirsiniz.

merkez-bankasi-ozel-koleksiyonu-canakkalede-sergilenecekÇanakkale Savaşları’nın 100. yılında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, kuruluşundan bu yana oluşturduğu sanat koleksiyonundan özel bir seçkiyi, “Kırmızıdan Maviye, Çağdaş Türk Resim Sanatı” adlı sergiyle Çanakkale’de sanatseverlerle buluşturacak.

Çanakkale Belediyesi tarafından restore edilerek seramik müzesi olarak hizmet veren tarihi Müstahkem Mevki Er Hamamı, şehrin en büyük sergisine evsahipliği yapmaya hazırlanıyor. Farklı bir kavramsal temayla savaşın yıldönümüne metaforik bir yaklaşımla ve Türk resim sanatının ustalarının eserleriyle katkıda bulunulacak. Sergi, kırmızı ve mavi tonların dominant kılındığı ve bu renklerin stratejik öneme sahip olduğu Türk resminin usta sanatçılarının seçkin eserlerinden oluşuyor, Türk resminin klasik, modern ve çağdaş örneklerini, karşılaştırmalı biçimde biraraya getiriyor. Türk resim sanatının gelişimini ve değişimini, kırmızı ve mavinin yoğunlukta olduğu bir düşünsel kavram eşliğinde, sergi mekanını kullanarak bir pasaj halinde özgün eserlerle gözler önüne seriyor. 18 Mart 2015 tarihinde açılacak serginin saati 18.03 olarak belirlendi. 28 Nisan 2015 tarihine kadar Çnakkale Belediyesi Seramik Müzesi’nde ziyaret edilebilecek serginin küratörlüğünü ise Ahmet Albayrak üstleniyor.

“Kırmızıdan Maviye, Çağdaş Türk Resim Sanatı” sergisinde Merkez Bankası Sanat Koleksiyonu’ndan seçilen, 28 sanatçının 32 eseri yer alıyor. Bunlar mekanın belleğiyle bütünleşen bir algıyı temel alırken tarihi bir yerde, sonradan müzeye dönüştürülen bir hamamda kurgusal ve koordineli bir biçimde konumlanıyor. Sergi mekanının giriş bölümü, eserlerin üzerinde birincil derecede hakim olan kırmızı rengin dışavurumsal ve tinsel yapısıyla mekanı kullanırken sergi mekanının üst katı ise meditatif, şiirsel ve soyut bir biçimde, eserlerde dominant şekilde var olan mavi pigmentin dolaşımıyla mekansal algıyı harekete geçiriyor. Klasik bir koleksiyon sergisi olma yerine düşündürmeye, farklı bir sergi deneyimine davet eden sergi, konsept olarak renk kavramının Türk resmindeki düşünselliğine, problematiğine de işaret ederken aynı zamanda Türk resminin çağdaşlaşma görüntüsünü de özgün bir seçkiyle ortaya koyuyor.

Kaynak: Çanakkale

Türk mitolojisi, tarihi Türk halklarının inanmış oldukları mitolojik bütüne verilen isimdir. Eski efsaneler, Türk halklarının eski ortak inancı Tengricilikten öğeler taşımaktan ziyade sosyal ve kültürel temalarla doludur. Bunların bazıları sonradan İslâmî öğeler ile değiştirilmiştir.

Türk mitolojisi, birçok araştırmacıya göre aynı Tengricilik’te de olduğu gibi tek tanrıcı bir temelden, zamanla çok tanrıcı bir biçime doğru gelişmiştir. Ayrıca tarihi Türk halklarının temasa geçtikleri Zerdüştlük, Mani dini ve Budizm de Türkler’in mitolojisinden izler taşımaktadır. Türk halklarının mitolojilerinde çok önemli yer edinmiş ve farklı şeylerle özdeşleştirilmiş birçok hayvan miti vardır. Fakat bunlardan 9 hayvan özellikle önemlidir. Halkların ve kültürlerin evrilmesiyle beraber elbette mitolojide de bazı değişiklikler olabilmektedir. Genelde uzun yıllar alan bu evrilme bazen aniden ve şiddetle de olabilmektedir. Bu nadir durum gerçekleşmesine şahit olmak ilginç bir durum.  Sırayla bu 9 hayvana bir göz atalım ve ensonunda elbette bu ani ve şiddetli mitolojik hayvanımıza da göz atalım…

9-Kartal

kartal

Türklerin milli simgelerinden olan kartal, şamanist uygulamalarda çok yaygın olarak karşımıza çıkar. Yakutların en yüksek ruhları taşıdığına inanılan hayvan, Gök Tanrı’nın timsali olarak ya da şaman ruhunu ifade etmek amacıyla Dünya Ağacı’nın tepesinde tasavvur ediliyordu.Hayvan ata ya da yardım ruhlardan birini temsilen zaman zaman şaman elbisesi üzerinde yer alıyordu. Önemli bir türeme simgesiydi. Özellikle Göktürk ve Uygur devirlerinde kartal ve diğer yırtıcı kuşlar, hükümdar ya da beylerin timsali, koruyucu ruhun ve adaletin simgesiydi. Güneşi ve aynı zamanda güç ve kudreti ifade ediyordu.

Kartalın hükümdarlık, güç, kuvvetle ilgili simgesel anlamları İslamiyetten sonra da devam etmiş, hatta zaman zaman arma olarak da kullanılmıştır. Söz konusu yırtıcı kuş ya da kuşlar bu anlamları ifade eder biçimde gerek küçük sanatlarda gerekse mimari eserler üzerinde kabartma olarak yaygın bir biçimde kullanılmıştır.

8. Kartal Başlı Griffon

Grifonlar

Grifonlar göğü, tan ağarışını, ilim, irfan, kuvvet gibi kavramları ifade eder. Türk sanatında özellikle kartal başlı grifonlar yaygın olarak görülür. MÖ II. binyılda Shang devrine ait koyun kürek kemiklerinde yırtıcı kuşların Gök Tanrı’nın simgesi olduğu ifade edilir.

7. Kurt

 kurt1

Kurdun proto-Türk topluluklarında bir totemken, Hun devrinde ata kültünün bir parçası haline geldiği görülmektedir. Türk dünyasının çeşitli yerlerinde kaya veya mezar taşları üzerinde ya da şaman elbisesi ya da malzemelerinde tanrı-kurt tasvirlerine rastlanır.

Kurtla ilgili olarak zamanla gelişen hayvan-ata kavramı devlet, hükümdarlık vb. unsurların simgesi de olmuş, gök ve yer unsurlarıyla ilgili çeşitli anlamlar kazanmıştır. Türk-Çin mücadeleleri esnasında beyaz kurdun haraç veya vergi olarak değer kazanması onun Türkler arasındaki önemine işaret eder. Kurt, Oğuz Kağan Destanı’nda da yol gösterici bir unsur olarak karşımıza çıkar.

Kurdun Türk kozmolojisinde göz unsuruna bağlı olarak aydınlığın ve buna bağlı unsurların simgesi olduğu anlaşılmaktadır. Kurt öğesinin biçim değiştirme temasıyla da ilgisi vardır; örneğin Oğuz Kağan Destanı’nda gök kurdun bir ışıkla beraber ortaya çıkması buna işaret etmektedir.

6. Garuda

GARUDA

Hint mitolojisinde önemli yeri olan Garuda, Türk mitolojisinde de yer almıştır. Garuda; bir kartalın gagası, pençeleri ve başına sahiptir. Gövdesi, kol ve bacakları insan görünümündedir. Annesi Vinata, babasıysa Kasyapa’dır. Hayat Ağacı’nın dalları üzerinde bir yuvada bulunan yumurtadan çıkmıştır. Garuda’yla ilgili birçok efsane vardır. Bu efsanelerde Garuda, ya kutsal yılanlar olan nagalarla mücadele eder, ya da tanrılara karşı gelerek onlarla savaşır. Tanrılarla giriştiği bir mücadelede başarılı olamayınca tanrı Vişnu’nun binek hayvanı olur.

5. Ayı

ayıresmi

Türk mitolojisinde önemli bir yer tutmakla beraber hiçbir zaman kartal, at ya da kurt kadar önemli olmamıştır. Yapılan araştırmalarda, Türkler ve çevrelerindeki topluluklarda görülen orman kültünün, birtakım Türk topluluklarındaki ayı kültü ve simgeciliğinin temelini oluşturduğu anlaşılır. Ayı orman tanrı ya da orman ruhunun simgesidir. Başkurtlar gibi bazı Türk toplulukları ata saydıkları ayıdan türediklerine inanırlardı. Öte yandan Yakutlar ayı kafatası üzerinde ant içiyorlardı. Ayı elbiseleri, şamanlar arasında makbuldü. Şamanın göğe yaptığı yolculuğu esnasında bazen ayı da bir yardımcı ruh olarak kullanılıyordu.

4. Ejderha

Ejderha Figürleri

Ejderha, bütün dünyada Çin mitolojisi ve sanatına ait kabul edilirse de Türk mitolojisi ve sanatında da büyük yer tutmuştur. Bu masal hayvanı, gök ve yer-su unsurlarına bağlı olarak geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Türk kozmolojisinde yer ejderi ve gök ejderinden söz edilir. Yeraltında ya da derin sularda bulunan yer ejderi bahar dönümünde yerin altından çıkıyor, pullar ve boynuzları oluşarak gökyüzüne yükseliyor, bulutların arasına karışıyordu. Böylece yağmur yağmasını sağlayarak, bereket ve refahın oluşmasına katkıda bulunuyordu.

Türklerde özellikle erken dönemlerde bereken, refah, güç ve kuvvet simgesi olarak kabul edilmiş bu efsanevi yaratık, Ön Asya kültürleriyle ilişkiye geçildiğinde bu anlamları zayıflamış ve daha çok altedilen kötülüğün simgesi olmuştur.

3. Aslan

aslan

Türk sanatında aslan figürleri daha çok Budizmle birlikte görülmekle beraber, Altaylarda Pazırık kurganlarından çıkarılan eserler üzerinde aslan-grifon tasvirlerine rastlanması bu hayvanın Türklerde daha erken devirlerden itibaren tanındığını gösterir. Hayvan mücadele sahnelerinde aslan gök unsuruna uygun olarak zafer kazanan konumdadır ve iyi-kötü, aydınlık-karanlık gibi kavram çiftlerinden olumlu olan tarafa karşılık gelmektedir. Dolayısıyla birçok hayvan için geçerli olduğu gibi aslan da savaş, zafer, iyinin kötüyü yenmesi, kuvvet ve kudret simgesi olmuştur.

Aslanın postu ve yelesi de yiğitlik simgesi olarak kullanılmıştır. Bu nedenle Türklerde uzun saçın yaygın olmasıyla aslan yelesi arasında simgesel ilişki kurulmuştur.

2. Kaplan

kaplan

Kaplan, Türk mitolojisi ve sanatında, Çin’dekine paralel bir şekilde yer alır. Türk kabilelerinin ve yiğitlerinin en eski tözlerindendir. Türklerde kaplanın yiğitlik ongunu ya da simgesi olması, aynı zamanda astrolojiyle ilgiliydi. Dört anayönden birine ait olan ak ya da benekli pars, dört büyük yıldız grubundan birinin de timsaliydi.Aslan gibi kaplan da bir taht simgesidir. Öte yandan zıt kavramların savaşına işaret eden hayvan mücadele sahnelerinde kaplanın galip hayvan olarak, yani olumlu unsura karşılık gelecek şekilde gösterilmiştir.

1. At

 

akhal-teke

Şamanist törenlerde at, şamanın gökyüzüne çıkacağı bineği ve kurbanlık hayvan olarak önem kazanmıştır. Çoğu kere Gök Tanrı’nın simgelerinden biri olarak önem kazanmakta ve kurban olarak da sunulmaktadır. Şaman, at yardımıyla yer altına ya da öteki dünyaya geçebildiği için at ölümün de simgesi olmuştur.

Türklerle ilgili bir çok efsane, destan ve hikayede at, sahibinin yakın arkadaşı zafer ortağı, en değerli varlığı sayılmıştır. Savaştaki faydaları dolayısıyla kuvvet ve kudret timsali de olmuştur. At sürüleri ise zenginliğin ifadesi olarak görülür.

At, Türk kozmolojisinin çeşitli unsurlarına göre de anlam kazanmaktadır; örneğin su unsurunun hayvan biçimli timsali, attır. Öte yandan su kökenli atlar denilen ve sudan çıkan kanatlı atları anlatan efsaneler de bu unsurlarla ilgilidir. Diğer bir tür efsanevi at ise; gök kökenli attır. Bu atlar da kanatlı olarak düşünülmüşlerdir.

BONUS: Trafo Kedisi

1trafo kedisiVe elbette olayın gelişimine katkıda bulunan ve kayıtlara geçmiş kedileri  aşağıdaki galeride bulabilirsiniz.

Kaynak onedio.com ve internet

sanatSERGİ

İSTANBUL

– Ömer Kaleşi sergisi 24 Şubat’a kadar Tem Sanat Galerisi’nde görülebilir. (212) 2470899

– Suna Atalı Er’in “Düşler” adlı resim sergisi Venüs Sanat Galerisi’nde 25 Şubat’a kadar görülebilir. (0216) 565 3572

– “Özel Koleksiyon Sergisi” 25 Şubat’a kadar Sanat Yorum’da görülebilir. (212) 542 43 05

– Mehmet Arslan’ın “Memleket Hali” adlı karikatür sergisi 26 Şubat’a kadar Levent Kültür Merkezi’nde görülebilir. (0212) 325 7371

– “Çanakkale Destanının İlk Halkası – Troyalı Hektor” sergisi Rahmi M. Koç Müzesi Sergi Salonu’nda 27 Şubat’a kadar görülebilir. (0212) 369 6600

– “Soğuk. Ilık. Sıcak” adlı karma sergi 27 Şubat’a kadar ARTNEXT İstanbul’da görülebilir.(0212) 999 3990

– Özgür Yener’in “Dizin” adlı sergisi Düş Yolcusu Sanat Durağı Çiftehavuzlar’da 27 Şubat’a kadar görülebilir. (0212) 3869903

– Alp Çoksoyluer, Alper Derinboğaz, Ayşe Gül Süter, Buşra Tunç, Candaş Şişman, Deniz Kader, Erdal İnci, Korhan Erel, Osman Koç, Ozan Türkkan ve Refik Anadol’un eserlerinin yer aldığı “Dalgalar” adlı sergi Block Art Space’de 28 Şubat’a kadar görülebilir. (212) 292 83 82

– Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Belçikalı grup Het LABO işbirliğinde gerçekleştirilen “CuriosiTIES: Kravata Meraklı Bakış” başlıklı sergi Marmara Üniversitesi Sultanahmet yerleşkesindeki Cumhuriyet Müzesi’nde 28 Şubat’a kadar görülebilir. (212) 518 16 00

– Murat Palta’nın Türkiye’deki ilk kişisel sergisi “Tasvir-i Beyaz Perde” x-ist’te 28 Şubat’a kadar izlenebilir. (212) 291 77 84

– Balkan Naci İslimyeli’nin son yapıtlarından oluşan “Bir Şey Söyle” adlı sergisi 28 Şubat’a kadar Eğitim, Kültür ve Araştırma Vakfı’nda (EKAV) görülebilir. (0212) 252 8131

– “Sins / Günahlar” sergisi 28 Şubat’a kadar G-art Beyoğlu’nda görülebilir. (212) 2436622

– Melih Akbıyık’ın “Ertelenmiş Resimler” adlı sergisi Galatea Art Galeri’de 28 Şubat’a kadar görülebilir. (0212) 245 3320

– “Bazı Yüzler Unutulmaz” adlı küratöryal sergi 28 Şubat’a kadar Nişantaşı-Galeri Eksen’de görülebilir. (0212) 219 0850

– “Olasılıklar ve Tercihler” adlı karma video seçkisi 1 Mart’a kadar Mixer Açık Depo’da görülebilir. (0212) 243 54 43

– 15 sanatçının işlerinin yer alacağı “El Sanatları Karma Sergisi” Üsküdar Belediyesi Altunizade Kültür Merkezi’nde 1 Mart’a kadar görülebilir.

– Hamparsum Demircioğlu’nun “Yanılsamalar” adlı sergisi 2 Mart’a kadar Pera Sanat Galerisi’nde görülebilir. (0212) 2523082

– Sevtap Yılmaz’ın “Geçmişten Geleceğe” adlı sergisi 5 Mart’a kadar Galeri Artist Çukurcuma’da görülebilir. (212) 251 91 63

– Konstantin Sterkhov ve Tansu Özmen ikilisinin eserlerinden oluşan, Suluboya Resim Sergisi 5 Mart’a kadar ARTEV Sanat Galerisi’nde görülebilir. (0216) 449 4675

– Nesrin Esirtgen Collection tarafından genç sanatçılara görünürlülük sağlamayı amaçlayan “Open Call – Open Door” sergisi 6 Mart’a kadar görülebilir. (0212) 243 7853

– Yüksel Tamtekin’in resim sergisi Bakraç Sanat Galerisi’nde 6 Mart’a kadar görülebilir. (0216) 410 91 97

– Yusuf Taktak’ın “Yukarıdan Aşağıya Soldan Sağa 19152015” adlı sergisi Maçka Sanat Galerisi’nde 7 Mart’a kadar görülebilir. (0212) 240 8023

– Işıl Gönen’ in “Herkes Kendi Kendinde” adlı solo sergisi Derinlikler Sanat Merkezi’nde 7 Mart’a kadar izlenebilir.

– Aylin Beyoğlu’nun “Kılavuzun Günlüğü” adlı resim sergisi 7 Mart’a kadar Artisan’da görülebilir. (0212) 2479081

– “Joan Miró: Kadınlar, Kuşlar, Yıldızlar” sergisi 8 Mart’a kadar Sakıp Sabancı Müzesi’nde izlenebilir. (0212) 277 2200

– Tan Oral’ın “Eğlencelik Çizgiler” adlı karikatür sergisi Schneidertempel Sanat Merkezi’nde 8 Mart’a kadar görülebilir. (0212) 249 01 50

– Alp Bartu ve Mustafa Ayaz’ın sergileri Doku Sanat Galerileri İstanbul’da yarından itibaren 9 Mart’a kadar görülebilir. (0212) 2462496

– Orhan Taylan’ın resim sergisi 10 Mart’a kadar Kızıltoprak Sanat Galeri’nde 10 Mart’a kadar görülebilir. (0216) 418 3806

– Zeynep Deniz Özmen’in “Özgürce” adlı resim sergisi Venüs Sanat Galerisi’nde 28 Şubat-11 Mart tarihleri arasında görülebilir.

– “Küçük Yüzler, Büyük Bedenler” adlı karma sergi 13 Mart’a kadar Elgiz Müzesi’nde izlenebilir. (0212) 290 2525

– “Mimarlık tarihçisi, restoratör, koleksiyoner Ekrem Hakkı Ayverdi” sergisi İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nde 14 Mart’a kadar görülebilir. (0212) 334 0900

– 40 fotoğrafçının 1600 portre fotoğrafından oluşan “Yüz Kumbarası” adlı fotoğraf sergisi 19 Mart’a kadar Fransız Kültür Merkezi’nde görülebilir. (0212) 393 8111

– “Sevgili Kedilerimiz” adlı karma sergi Ürün Sanat Galerisi’nde 19 Mart’a kadar izlenebilir. (0216) 363 1280

– Gürcü heykeltıraş Amiran Tevzadze’nin heykel sergisi Galeri Selvin 2’de 20 Mart’a kadar görülebilir. (212) 263 74 82

– Mustafa Pancar’ın “Yol Kenarı” adlı sergisi yarından itibaren Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde 21 Mart’a kadar görülebilir. (0212) 230 1976

– Maide Bulak’ın “Kent ve Sessizlik” adlı sergisi Galeri ARK’ta 22 Mart’a kadar görülebilir. (216) 3694900

– Sadi Diren’in retrospektif sergisi D’Art Sanat Galerisi’nde 22 Mart’a kadar görülebilir.

– “Nevruz” adlı karma sergi Galeri Apel’de 28 Mart’a kadar görülebilir. (212) 2927236

– Nermin Er sergisi Galeri Nev’de 27 Şubat’tan itibaren 28 Mart’a kadar görülebilir. (212) 2521525

– Mehwish Iqbal’ın “Subliminal Manzaralar” adlı sergisi 28 Mart’a kadar Kare Art Galeri’de görülebilir. (0212) 2197719

– Bedri Baykam, Erden Cantürk, Philippe Deutsch, Koray Erkaya, Damien Guillaume, Tetsuro Higashi, Uwe Ommer, Arto Pazat ve Hugh Holland’ın eserlerinin yer aldığı “Çırılçıplak” adlı grup sergisi 26 Şubat-29 Mart tarihleri arasında Piramid Sanat’ta görülebilir. (212) 2973121

– Nikolaj Bendix Skyum Larsen’in “End of Dreams” (Düşlerin Sonu) adlı sergisi SALT Galata’da 29 Mart’a kadar görülebilir. (212) 334 22 45

– Ali Kazma’nın “Zamancı” adlı sergisi Galeri ARTER’de 5 Nisan’a kadar görülebilir. (0212) 2433767

– Burhan Doğançay’ın “Picture The World” sergisi 7 Haziran’a kadar Doğançay Müzesi’nde görülebilir. (0212) 244 7770

– “Ressam ve Resim: Mehmet Güleryüz” adlı retrospektif sergi İstanbul Modern’de 28 Haziran’a kadar Süreli Sergiler Salonu’nda görülebilir. (0212) 334 7300

ANKARA

– Necati Seydi Ferdioğlu – resim – 25 Şubat’a dek – Stillife Art’ta. (0 312 441 01 45)

– Oya Kınıklı – resim – 25 Şubat’a dek – Medya Sanat Galerisi’nde. (0 312 428 39 55)

– 6+1 İhtimal – resim – 26 Şubat’a dek – Platform A by Armoni Art Gallery’de. (0 312 440 43 24)

– Aykut Tanrıseven – resim – 27 Şubat’a dek – İsmail Altınok Sanat Merkezi’nde. (0 312 433 30 34)

– Mehmet Kapçak – resim – 28 Şubat’a dek – Krişna Sanat Galerisi’nde. (0 312 418 02 53)

– Mehmet Emin Erdoğdu – resim – 28 Şubat’a dek – Nurol Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 86 70)

– Ekrem Kutlu – resim – 28 Şubat’a dek – Galeri Akdeniz’de. (0 312 441 29 99)

– Ayşe Mutlu – resim – 10 Mart’a dek – Galeri N’de. (0 312 436 36 64)

– Geçişler – resim – 13 Mart’a dek – Atlas Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 59 04)

– Anahita Şems – resim – 14 Mart’a dek – GaleriM Sanat Galerisi’nde. (0 312 235 50 06)

– Antonio Cosentino – resim – 14 Mart’a dek – Nurol Sanat Galerisi’nde. (0 312 468 86 70)

– Aslı Kutluay – resim – 19 Mart’a dek – Taurus Sanat Merkezi’nde. (0 533 443 54 54)

ADANA

– Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı kuruluşlarından DYO’nun 60. yılı dolayısıyla düzenlediği resim yarışmasında derece alan ve sergilenmeye değer bulunan resimlerin yer aldığı, ‘36. Resim Ödülleri ve Sergisi’ etkinliği 75. Yıl Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi 28 Şubat tarihine dek sanatseverlerin izlenimine açık olacak. (0322 4578013)

– Ayber Altunkaya’nın, ‘Su Yüzü Ebru Sergisi’ AÇS Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sanatseverler, Altunkaya’nın doğanın hemen tüm renklerini kullandığı çalışmalarının yer aldığı sergiyi 27 Şubat tarihine dek izleyebilecek. (0322 4534445)

MERSİN

– Çiğdem Bucak Telli’nin yağlıboya çalışmalarının yer aldığı resim sergisi Altamira Sanat Galerisi’nde sürüyor. Sergi 06 Mart tarihine dek sanatseverlerin izlenimine açık tutulacak. (0324 2330312)

GAZİANTEP

– Hüseyin Yıldırım’ın kişisel resim sergisi Sanko Sanat Galerisi’nde sürüyor. Yıldırım’ın leke usulüyle, renk ağırlıklı çalışmalar ve doğal soyutlamalarla renklerin büyüsünü tuvaline yansıttığı eserlerinden oluşan sergiyi, sanatseverler 06 Mart tarihine dek her gün 10.00-22.00 saatleri arasında gezebilecek. (0342 3666066)

İZMİR

– Zerrin Ulusoy Atak’ın heykelleri ile Ebru Yücesoy Bayar’ın resimleri İzmir Türk Amerikan Derneği’nde.

– Merey Şenocak’ın “İçi Dışı Altüst // Insıde Outsıde Turned Upsıde Down” adını verdiği ve kürasyonunu Cansu Çakar’ın üstlendiği sergisi 3 Mart’a kadar K2 Galeri’de.

– Arkas Sanat Merkezi’nde, “Osmanlı Halı Sanatı” adı altında düzenlenen ve 56 halının yer aldığı sergi, 14 Haziran’a kadar açık kalacak.

– Folkart Galeri, aralarında Pablo Picasso ve Salvador Dali gibi ünlü ressamların eserlerinin de yer aldığı sergiyle kapılarını açtı. Sergide, Pablo Picasso, Auguste Rodin, Salvador Dali, Eugène Delacroix, Le Corbusier, Man Ray, Joseph Beuys, Georg Baselitz gibi dünya sanatına yön veren sanatçıların, eserleri yer alıyor. Ayrıca Abidin Dino, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve İbrahim Balaban başta olmak üzere birçok ünlü Türk sanatçının eserleri de, 15 Mart’a kadar görülebilecek.

MÜZİK

İSTANBUL

– Ülker Sports Arena’da “Moon Landing” turnesi kapsamında James Blunt konseri 27 Şubat’ta saat 19.00’da. (0216 687 2100)

– Nardis Jazz Club’te bugün 21.30’da Bora Çeliker 4tet; salı 21.30’da Saygun Arpeli konseri; çarşamba saat 21.30’da Sanat Deliorman konseri; perşembe 21.30’da Dave Allen Trio; cuma 22.30’da Cansu Tanrıkulu Band; cumartesi 22.30’da Ece Göksu 4tet konserleri var. (0212 232 98 30)

– Akbank Sanat’ta perşembe saat 20.00’de Eivind Aarset Trio; cumartesi 16.00’da Genç Yetenekler konseri var: Şule Berna Kondaş (viyolonsel), Selin Nardemir (viyolonsel), İlayda Aydın (viyolonsel), Yasin Kula (viyolonsel), Aslı Ayben Özdemir (keman), Yemen Dursun (viyolonsel) ve korrepetitör Zümrüt Alieva. (0212 252 35 00-01)

– Süreyya Operası’nda bugün saat 20.00’de “2005’ten 2015’e Borusan Quartet” konseri, cuma saat 20.00’de Alman Bestecileri Konseri var. (0216 346 15 31)

– İş Sanat’ta cuma saat 20.00’de Ravi Coltrane Quartet konseri var. (0212 316 10 83)

– Millî Reasürans Konser Salonu’nda Parlayan Yıldızlar Poyraz Baltacıgil (çello) konseri var. (0212 230 1976)

– Moda Sahnesi’nde salı saat 20.30’da İncesaz Türküleri “Elif” konseri, cuma saat 21.30’da Can Güngör albüm tanıtım konseri var. (0216 330 58 01)

– Bostancı Gösteri Merkezi’nde cumartesi saat 21.00’de Nil Karaibrahimgil konseri. (0216 362 1161)

– Salon İKSV’de cuma cumartesi saat 21.30’da Garanti Caz Yeşili kapsamında Moddi konseri var. (0212 334 0752)

– Notre Dame de Sion Fransız Lisesi’nde cumartesi saat 19.30’da Orçun Orçunsel (piano) konseri. (212 219 16 97)

– Neve Şalom Sinagogu’nda perşembe saat 20.00’de Barok kemanın öncüsü Sigiswald Kuijken konseri var. (0212 244 1576)

– St. Antuan Kilisesi’nda cuma saat 27 Şubat 19.30’da Gevende konseri var. (0212 244 0935)

– Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde cumartesi saat 21.00’de Bülent Ortaçgil, Erkan Oğur, İsmail Hakkı Demircioğlu konseri var. (0216 336 29 07)

– Jolly Joker İstanbul’da bugün saat 21.00’de Halil Sezai; yarın saat 21.00’de 21.00’de Hakan Altun – Hüsnü Şenlendirici, çarşamba saat 21.00’de Emre Kaya, perşembe saat 21.00’de Simge, cuma saat 22.00’de Yeni Türkü, cumartesi saat 22.00’de Model konseri var. (0212 249 0749)

– Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde bugün saat 22.30’da Murat Hasan – Cem Özkan Project, yarın saat 22.30’da No Land; çarşamba saat 22.30’da Gece ve ardından Özge Fışkın, perşembe saat 22.30’da Bulutsuzluk Özlemi, cuma saat 22.30’da Pinhani ardından Koray Candemir, cumartesi saat 22.00’de Elif Çağlar – Bilal Karaman konseri.

– garajistanbul’da salı saat 20.00’de Eluveitie, perşembe saat 22.00’de Vassiliki Papageorgiou, cuma saat 21.00’de Kurban, pazar saat 18.00’de Hayko Cepkin konseri var. (0212 244 4499)

– Babylon’da çarşamba saat 20.30’da Mirkelam, perşembe saat 20.30’da Cingi Performans Queen, cuma saat 22.00’de Aeroplane, cumartesi saat 22.00’de Oldies But Goldies konseri var. (0212 292 73 68)

ANKARA

– CSO Konser Salonu’nda, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın şef Adrian Prabava yönetiminde vereceği, Raphael Wallfish’in (viyolonsel) solist olarak yer alacağı konser 26, 27 Şubat’ta saat 20.00’de, şef Antonio Pirolli yönetiminde vereceği, Gülsin Onay’ın (piyano) solist olarak yer alacağı konser 5, 6 Mart’ta saat 20.00’de. (0 312 310 72 90)

– BSO Konser Salonu’nda, Bilkent Senfoni Orkestrası’nın şef Santtu-Matias Rouvali yönetiminde vereceği, Michel Arrignon (klarnet) ve HÜADK Muzaffer Arkan Kadınlar Korosu’nun solist olarak yer alacağı “İhsan Doğramacı Anısına” başlıklı konser 25 Şubat’ta saat 20.00’de, şef Patrycja Pieczara yönetiminde vereceği, Marta Klimasara (marimba) ve Tolga Salman’ın (bandoneon) solist olarak yer alacağı, Murat Gürmen, Yasemin Oğuz, Macit Şirin ve Deniz Kusun’un danslarıyla eşlik edeceği “Dünya Kadınlar Günü Konseri”, 7 Mart’ta saat 20.00’de. (0 312 290 17 75)

İZMİR

– String Inspirations Quintet’vereceği konser bugün saat 20.00’de Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde.

– İzmir Devlet Tiyatrosu, Konak Sahnesi’nde hafta boyunda Vişne Bahçesi adlı oyunu sergileyecek.

TİYATRO

İSTANBUL

– Devlet Tiyatroları Beykoz Ahmet Mithat Efendi Sahnesi’nde Cevahir Sahneleri Salon 2’de “Güneş Batarken Bile Büyük” salı 20.00, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00. Küçük Sahne’de “Geçtim Ama Tiyatrodan” salı, çarşamba, perşembe, cuma 20.00, cumartesi 15.00 ve 20.00, pazar 15.00, Küçükçekmece DT Sahnesi’nde “Paşa Paşa Tiyatro Yahut Ahmet Vefik Paşa” perşembe, cumartesi 20.00, Üsküdar Stüdyo Sahne’de “İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı” salı, perşembe 20.00. Üsküdar Tekel Sahnesi’nde “Cimri” çarşamba, cuma, cumartesi 20.00. (0 212 292 39 00 )

– İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları F. Reşat Nuri Sahnesi’nde “Lillian” çarşamba 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde “Kerbela” çarşamba 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde “İstanbul Efendisi” perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Haldun Taner Sahnesi’nde “Yolcu” çarşamba 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Ümraniye Sahnesi’nde “Cibali Karakolu” perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30. Üsküdar Müsahipzade Sahnesi’nde “Bir Yaz Gecesi Rüyası” çarşamba 15.00 ve 20.30, perşembe, cuma 20.30, cumartesi 15.00 ve 20.30 (0 212 455 39 20)

– Bakırköy Belediye Tiyatroları Müşfik Kenter Sahnesi’nde “Romeo ve Juliet” cuma 20.30, “Hayvan Çiftliği” cumartesi 20.30. “Güneşin Çocukları” pazar 11.00, “Hayvan Çiftliği” pazar 15.30. Turhan Tuzcu Sahnesi’nde “Ben O İstanbul’u Çok Sevdim” çarşamba, perşembe 20.30. (0 212 414 96 47)

– Ortaoyuncular’da “Nasri Hoca ve Muhalif Eşeği” cuma 20.00, “Ferhangi Şeyler” cumartesi 20.00. (0 212 251 18 65)

– Dostlar Tiyatrosu’nun “Bir Delinin Hatıra Defteri” çarşamba 20.30 Kadıköy Halk Eğitim Merkezi, cuma, cumartesi 20.30 Kenter Tiyatrosu, “Ben Bertolt Brecht” perşembe 20.30 Trump Kültür ve Gösteri Merkezi. (0 212 246 35 89)

– Oyun Atölyesi “Testosteron” bugün ve yarın 20.30, “Nehir” çarşamba 19.00, “Dolu Düşün Boş Konuş” perşembe, cuma 20.30, cumartesi 16.00. (0 216 345 39 39)

– Kumbaracı50’de “Gökten Gelen Adam” bugün 20.30, “Evim Güzel Evim” salı 20.30, “Bir İdam Mahkûmunun Son Günü” çarşamba 20.30, “O.B.E.B” perşembe, cuma 20.30, “Hak” cumartesi 20.30. (0 212 243 50 51)

ANKARA

– Akün Sahnesi’nde, “Sarı Naciye” adlı oyun 24, 25, 26, 27, 28 Şubat’ta saat 20.00’de, “Keloğlan Keleşoğlan” adlı oyun 1, 8 Mart’ta saat 20.00’de, “Vanya Dayı” 3, 4, 5, 6 Mart’ta saat 20.00’de, 7 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de. (0 312 427 19 71)

– Altındağ Tiyatrosu’nda, “Kuaförde Bir Gün” adlı oyun 24, 25, 26, 27 Şubat’ta saat 20.00’de, 28 Şubat’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 1 Mart’ta saat 15.00’te, “Yeşilçam” adlı oyun 3, 4, 5, 6 Mart’ta saat 20.00’de, 7 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de, 8 Mart’ta saat 15.00’te, “Miyhavlar Tiyatrosu” adlı çocuk oyunu 24, 26 Şubat’ta ve 3 Mart’ta saat 11.00’de. (0 312 316 59 02)

– Büyük Tiyatro’da, “Hedda Gabler” adlı oyun 1 Mart’ta saat 15.00’te, “Çalıkuşu” adlı oyun 3, 6 Mart’ta saat 20.00’de, 8 Mart’ta saat 15.00’te. (0 312 324 22 10)

– Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesi’nde, “Macbeth” adlı oyun 24, 25, 26, 27, 28 Şubat’ta saat 20.00’de, 1 Mart’ta saat 15.00’te, “Cymbeline” adlı oyun 3, 4, 5, 6, 7 Mart’ta saat 20.00’de. (0 312 240 00 91)

– Küçük Tiyatro’da, “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye” adlı oyun 24, 25, 26, 27, 28 Şubat’ta saat 20.00’de, 1 Mart’ta saat 15.00’te, “Kuaförde Bir Gün” adlı oyun 3, 4, 5, 6 Mart’ta saat 20.00’de, 7 Mart’ta saat 15.00 ve 20.00’de. (0 312 311 11 69)

– Oda Tiyatrosu’nda, “Nehir” adlı oyun 24, 25, 26, 27, 28 Şubat’ta saat 18.30’da, “Kontrabas” adlı oyun 3, 4, 5, 6, 7 Mart’ta saat 18.30’da. (0 312 311 11 69)

– Stüdyo Sahne’de, “İyiyim” adlı oyun 24, 27 Şubat’ta saat 20.00’de, 1 Mart’ta saat 15.00’te, “Meraklısı İçin Öyle Bir Hikâye” adlı oyun 3, 6 Mart’ta saat 20.00’de, 8 Mart’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)

– Tatbikat Sahnesi’nde, “Aklımdaki Kadınlar” adlı oyun 24, 25 Şubat’ta saat 20.00’de, “İyiyim” adlı oyun 3, 4 Mart’ta saat 20.00’de. (0 312 467 71 72)

– İrfan Şahinbaş Atölye Sahnesi’nde, “Nihayet Bitti” adlı oyun 25, 26 Şubat’ta ve 4, 5 Mart’ta saat 20.00’de, 28 Şubat’ta ve 7 Mart’ta saat 15.00’te. (0 312 397 30 24)

– 75. Yıl Sahnesi’nde, “Euridice’nin Elleri” adlı oyun 25, 26 Şubat’ta saat 18.30’da, 28 Şubat’ta saat 15.00’te, “Mevlana Aşk ve Barış Çığlığı” adlı oyun 4, 5 Mart’ta saat 18.30’da, 7 Mart’ta saat 15.00’te. (0 312 432 27 46)

– Tiyatro Pembe Kurbağa’da, “Küçük Denizkızı” adlı çocuk oyunu 28 Şubat’ta saat 12.00’de. (0 312 418 02 98)

– Ankara Sanat Tiyatrosu’nda, “Beş Para Etmez Varyete” adlı oyun 1 Mart’ta saat 15.30’da, “Selamün Kavlen Karakolu” adlı oyun 27 Şubat’ta saat 20.00’de, 28 Şubat’ta saat 15.30 ve 20.00’de. (0 312 417 76 76)

ADANA

– Adana Devlet Tiyatrosu (ADT)bu hafta da sahneyi konuk Sivas Devlet Tiyatrosu’na bırakıyor. Sivaslı konuk sanatçılar, Recep Bilginer’in yazdığı, M. Nurullah Tuncer’in yönettiği, ‘Yunus Emre’ adlı eseri yarından itibaren hafta içi 20.00’de cumartesi 15.00 ve 20.00’de tiyatroseverlere sunacak. Besteleri Ruhi Su’ya ait oyunda başlıca rolleri Mehmet Demiralp, Kerem Yücel, Begüm Şahin, Ömer Eryiğit, Ufuk Bostancı, Can Atak, Mustafa Yıldıran, S. Veysel Zurnazanlı, Burçhan Göze ve Bediha Albayrak paylaşıyor. ADT oyuncuları ise, Azade Küçükaycan’ın yazıp yönettiği, ‘Merhaba Hayat’ adlı müzikli danslı çocuk oyununu çarşamba günü 14.00’te pazar günü ise 11.00’de küçük tiyatro severlere sunmayı sürdürüyor. Oyunun karakterleri Jülide, Büyük Ayıcık ve Minik Ayıcık’ın çocuklara renkler ve sayılar ile mevsimleri diyaloglarla anlatması oyun sırasında renkli görüntülerin ortaya çıkmasına sahne oluyor. (0322 3523355)

– Çukurova Belediyesi Şehir Tiyatrosu, David Gieselmann’ın yazdığı, ‘Bay Kolpert’ adlı oyunu Orhan Kemal Kültür Merkezi’nde sahnelemeyi sürdürüyor. Adana Devlet Tiyatrosu sanatçılarından Murat Aslan’ın yönettiği, komedi-gerilim türündeki, ‘Bay Kolpert’te Salih Akbalı, Dilek Kont, Mehmet Avcı, Burak Zerayalp, Ahmet Eldek ve Zeynep Ak rolleri paylaşıyor. ÇBŞT oyuncuları, ‘Baş Kolbert’i perşembe akşamları 20.00’de tiyatroseverler ücretsiz yineliyor. (0322 2345325)

– Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Yunan yazar Dimitri Psathas’ın yazdığı, Turgut Bağır’ın yönettiği, ‘Yalancı Aranıyor’ adlı oyununu sahnelemeyi sürdürüyor. Ergün Özfırıncı, Halil İbrahim Kurum, Özlem Özel, Nermin Salman, Orhan Kuşçu, Dilek Polat, Önder Özcan, Tufan Naharcı, Feridun Yıldırım, Semih Yeşil, Çağla Yeleç ve Hüseyin İnan Biçir’in rol paylaştıkları politik güldürü her cumartesi 15.00 ve 20.00’de tiyatroseverler için yineleniyor. BBŞT oyuncuları Nurhan Özgür’ün yazdığı, Dr. Rasim Aşın’ın yönettiği, ‘Dede Korkut Kitabı’ adlı masalsı çocuk oyununu da salı ve çarşamba günleri 14.30’da, cumartesi günleri de 11.00’de yineliyor. (0322 4589347)

– Seyhan Belediyesi Tiyatrosu oyuncuları, müzikli çocuk oyunu, ‘Çizmeli Kedi’yi küçük tiyatroseverler için sahnelemeyi sürdürüyor. Dekor ve kostümleriyle küçük sanatseverlerin büyük ilgi gösterdiği oyun, çarşamba 14.00, pazar 13.00’te ücretsiz yineleniyor. (0322 4327474)

OPERA BALE

ANKARA

– Opera Sahnesi’nde, “Carmen” adlı opera eseri 2 Mart’ta saat 20.00’de, “I. Puritani” adlı opera eseri 4, 7, 11, 30 Mart’ta saat 20.00’de, “Akdeniz Esintisi” adlı bale eseri 5 Mart’ta saat 20.00’de, “Attila” adlı opera eseri 9 Mart’ta saat 20.00’de, “Coppelia” adlı bale eseri 12, 14, 26 Mart’ta saat 20.00’de, “MDT/Cinderella” adlı modern dans gösterisi 16 Mart’ta saat 20.00’de, “Çanakkale Geçilmez” adlı konser 18 Mart’ta saat 20.00’de, “Harem” adlı bale eseri 19 Mart’ta saat 20.00’de, “MDT/Sanatın İfadesi” adlı modern dans gösterisi 20 Mart’ta saat 20.00’de, “BDT/Dostlar Beni Hatırlasın” adlı dans tiyatrosu 21 Mart’ta saat 20.00’de, “Saraydan Kız Kaçırma” adlı opera eseri 25, 28 Mart’ta saat 20.00’de, “Bir Yaz Gecesi Rüyası” adlı modern dans gösterisi 28 Mart’ta saat 14.00’te. (0 312 324 68 01)

MERSİN

– Mersin Devlet Opera ve Balesi, William Shakespeare’in ölümsüz aşk öyküsü, ‘Romeo ve Jüliet’in operaya uyarlanan eserini cumartesi günü 20.00’de Mersin Kültür Merkezi Opera Sahnesi’nde seslendirecek. Şef İbrahim Yazıcı’nın yönetiminde sahnelenecek olan Librettosu Jules Barbier ve Micher Carre’ye, müziği Charles Gounod’a ait eser 5, 19 ve 24 Mart tarihlerinde de yinelenecek. (0324 2379130)

cnr-kitap-fuariCNR Holding Fuarcılık Grup Başkanı H. Cem Şenel, 27 Şubat’ta açılacak Kitap Fuarı’nda, Çanakkale Savaşları ile ilgili bugüne kadar hiç ortaya çıkmamış resimlerden oluşan serginin olacağını belirterek, bu konuda çok ciddi derleme yaptıklarını söyledi.

CNR Holding tarafından Basın Yayın Birliği işbirliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle düzenlenen ve Anadolu Ajansı’nın Global İletişim Ortağı olduğu fuar, 27 Şubat-8 Mart arasında açık kalacak

Yeşilköy’deki CNR Expo’da okurla buluşacak fuara ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Şenel, bu yıl ikincisi gerçekleştirilecek fuarın temasının, Çanakkale Savaşları’nın 100. yılı olduğunu belirterek, CNR olarak İstanbul gibi bir metropolün en az iki, hatta daha fazla fuarı kaldıracağını kaydetti.

Fuarın kitap okuma alışkanlığının geliştirilmesine çok ciddi fayda sağlayacağına inandığını dile getiren Şenel, geçen yıl iki holde yapılan fuarın, bu sene üç hole taşındığını anlattı.

Şenel, “Geçen sene 250 katılımcımız vardı, bu sene 350 oldu. Geçen sene 200 marka temsil edilmişti, bu sene 400 civarında temsil edilecek. Fuarı yaklaşık 26 bin metrekarelik bir alanda yapacağız” dedi.

Çok sayıda etkinliğin yer alacağı fuara, özellikle gençler ve öğrencilerin ilgisini çekmeyi, onları okumaya teşvik etmeyi amaçladıklarını ifade eden Şenel, şöyle konuştu:

“Çanakkale Zaferi, tarihimizde çok önemli yer tutan bir hadisedir. Özellikle gençlerimize, çocuklarımıza ve tabii ki vatandaşlarımıza da bu zaferin önemini bir kez daha hatırlatmak istiyoruz. Fuar süresince ana temamız; Çanakkale Zaferi. 100. yıl dönümü dolayısıyla çok çeşitli etkinliklerimiz olacak. En önemlilerinden biri gün ışığı görmemiş, çok sayıda fotoğraftan oluşan sergimiz var. Özellikle öğrencilerimizin onu görmesini şiddetle tavsiye ediyorum. CNR olarak bu konu bizim için de çok hassas olduğu için çok heyecanlıyız. Çanakkale Savaşları ile ilgili bugüne kadar hiç ortaya çıkmamış resimler olacak. Çok ciddi derleme yaptık. Bu konuyla ilgili çalışmalar yaklaşık bir yıldır sürüyor. Ziyaretçilerimizin çok ilgisini çekecek. İlk defa görecekleri çok sayıda fotoğraf olacağını düşünüyoruz.”

Fuarda, Çanakkale Savaşları ile ilgili bugüne kadar yayınlanmamış yayınların olacağını, yayıncıların Çanakkale ilgili çok sayıda yayın neşredeceğini ve birçoğunu ilk defa fuar sırasında sunacaklarını aktaran Şenel, geçen yıl fuara katılımın çok tatminkar olduğunu, bu yıl ise bu oranın en az yüzde 60 artmasını beklediklerini kaydetti.

CNR Holding Fuarcılık Grup Başkanı H. Cem Şenel, “Çok iyi organize olduk, çok iyi duyuruldu fuar. Zaten yapısı nedeniyle çok ilgi çeken bir fuar. Bizim lokasyonumuzdan dolayı öğrencilerin, özellikle ulaşımı çok kolay, toplu taşıma kullanarak insanlar çok rahat gelebilecekler” görüşlerine yer verdi.

Ticari faaliyetten çok sosyal bir etkinlik olan fuarla özellikle genç nesillerin okuma alışkanlığını geliştirmesine aracı olmanın kendileri için keyif verici olacağını belirten Şenel, etkinliği büyütmek, çok ziyaret edilen bir fuar yapmak için bütün güçleriyle çalıştıklarını bildirdi.

Şenel, bu anlamda İstanbul’un, çok büyük bir potansiyel olduğunu, daha fazla kitap fuarı yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.

14. !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, dün gece NuPera’da yapılan ödül töreniyle sona erdi.

14-f-istanbul

!f İstanbul’un 2015 ödülleri belli oldu! Bu yıl sekizincisi düzenlenen Keş!f Yarışması’nın kazananı Brezilya’dan “August Winds/Ağustos Esintisi”yle Gabriel Mascaro olurken, Aşk ve Başka Bi’ Dünya Yarışması’nın birincisi Suriye ve Fransa ortak yapımı “Silvered Water, Syria Self-Portrait/Gümüş Suyu: Suriye Otoportresi” seçildi. Türkiye’den Kısalar İzleyici Ödülü ise Orhan İnce’nin yönettiği Adem Başaran’ın oldu!

if

Selen Uçer’in sunuculuğunu yaptığı gecede Keş!f Yarışması Ödülleri, Aşk & Başka Bi’ Dünya ve Türkiye’den Kısalar İzleyici Ödülleri sahiplerini buldu.

Keş!f Ödülü Brezilyalı yönetmenin

August Winds 3

Sinema dünyasından usta isimlerin “sinemada cesur hikâye anlatımı ve biçimsel arayış” kriterlerini gözeterek, en çok “İlham Veren Yönetmen”i seçtikleri Uluslararası Keş!f Yarışması’nda bu yıl ABD, Avustralya, Brezilya, Estonya, Fransa, Hollanda, Irak, İsrail,Yunanistan, Türkiye ve Ukrayna’dan toplam 9 film, 15.000 dolar para ödüllü Keş!f Ödülü için jüri karşısındaydı.

Mehmet Kurtuluş, Lila Yacoub, Matias Piñeiro, Grant Gee ve Signe Byrge Sørense’den kurulu Keş!f Jürisi, Brezilya yapımı “August Winds/Ağustos Esintisi”nin yönetmeni Gabriel Mascaro’yu “yılın ilham veren yönetmeni” seçti. Jüri adına ödül gerekçesini okuyan Lila Yacoub ve Mehmet Kurtuluş; “Keşif Ödülü’nü, derinliğinin kaynağını basitliğinde bulan bir filme veriyoruz. Dünyanın ücra bir köşesinde günlük yaşamı gösteren film, her şeyden önce, manyetik görüntüler ve punk sesler aracılığıyla nefes alma hissi yaratmayı başarıyor. Filmin, durgunluk ve değişim üzerinde bir ritm oluşturan kaşifliğinin, bizlerde yarattığı sürpriz hissi günlerdir yerini koruyor. Bir başka ilham veren yönü ince tonu olan filmin en büyük gücü ise, yaşayanlar ve ölüler arasındaki tansiyonu ve belirsizlikleri sıradışı bir başarıyla yakalayan, o kara alt akıntıyı yaratmış olması. Bu yıl Keş!f Ödülü, Gabriel Mascaro’nun Ağustos Esintisi filmine gidiyor” dedi.

SİYAD’ın seçimi Ghobadi’den yana oldu

Aslı Daldal, Esin Küçüktepepınar ve Metin Gönen’den oluşan Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) jürisinin seçimi ise Irak Kürdistanı yapımı “Mardan”ın yönetmeni Batin Ghobadi’den yana oldu.

SİYAD jürisi adına gerekçeyi okuyan Esin Küçüktepepınar ve Metin Gönen şunları söyledi: “SİYAD jürisi olarak, bir yandan Kürdistan’ın coşku uyandıran coğrafyası ile epik bir kurgusal evren yaratıp, diğer yandan geçmişin travmalarıyla şekillenen trajik bir yerel hikâye ile Kürt halkının nezdinde tüm Orta Doğu halklarının acılı tarihini sinematografik bir yaratıcılıkla anlatırken, sadece acı ve mağduriyet ifade etmek yerine bu çılgın topraklarda öncelikle kendi aidiyetine, kendi geçmişine, kendi halkının var oluşuna eleştirel ve yaratıcı bir sine-gözle bakarak içinde bulunduğumuz durumu düşünerek öznel bir özgürleşmeye seyircinin kendisini de davet eden evrensel bir sinematografik sesleniş olduğu için SİYAD Ödülü’nü Batin Ghobadi’nin “Mardan” filmine veriyoruz.”

Yılın en yaratıcı müdahalesi Suriye filmine

!f İstanbul’un geçen yıl başlattığı ve aktivist filmlerin yarıştığı 10 bin dolar değerindeki Aşk & Başka Bi’ Dünya Ödülü için ise ABD, Danimarka, Fransa, Hindistan, İrlanda, Kanada,Kolombiya, Norveç, Polonya, Rusya, Suriye ve Ukrayna’dan toplam 8 film yarıştı. Arsinée Khanjian, Marie Olesen ve Pınar Selek’ten oluşan jüri, “yılın en yaratıcı müdahalesi” olarak; Suriyeli yönetmen Ossama Mohammed’in, Suriye’de yaşayan Kürt yönetmen Wiam SimavBedirxan’ın internet yoluyla gizlice gönderdiği görüntülerle birlikte yönettikleri, Suriye veFransa ortak yapımı “Silvered Water, Syria Self-Portrait/Gümüş Suyu: Suriye Otoportresi”ni seçti.

Jüri adına gerekçeyi okuyan Arsinée Khanjian, şunları söyledi: “Festivalin yarışma için belirlediği misyonun ışığında, biz Aşk ve Başka Bi’ Dünya Yarışması jürisi olarak dünyanın acı çektiğini ve sivil halkların olumlu değişime katkı sağlama sorumluluğunu taşıdığına inanıyoruz. Bu film bizi baskı, işkence, şiddet, çaresizlik ve ölümle yüz yüze getirdi. Cüretkâr ve yüksek sesli; ancak şiirsel, samimi; ve kişisel ancak kolektif. Film, hem insanların özgürlük savaşının hem de devletlerin güç ve zorbalıklarını koruma adına kendi halklarına hizmet etmeyi ve halklarını korumayı ihmal etmelerinin zamandan bağımsız bir anlatımı. Film, biz jüri üyelerini tam anlamıyla sersemletti. Filmin oluştuğu 1001 fotoğraf ve video vahşilikleriyle, doğal olarak, bizi de can evimizden vurdu. Ama aynı zamanda bize yıkımı nasıl algıladığımızı sorgulattı ve dünyada yaşanan acıyı ve umudu nasıl aradığımızı bir kez daha hatırlattı. Görülen ve söylenen her şey ile bu film gerçek bir sinema eseri; sinemanın tüm araç ve yöntemlerini en iyi ve yaratıcı şekilde kullanıyor ve keşfediyor. Kullanılan her sözcük, ses ve görüntü bu hünerli eserin bütünlüğünü tanımlamak için önemli parçalar. Ossama Mohammed ve Wiam Simav Bedirxan’ın yönettiği Gümüş Suyu: Suriye Otoportresi, sürgün edilmenin ve kuşatılmanın perişanlığını yakalanabilecek en evrensel dille anlatıyor.”

Kısa izleyicisi Adem Başaran’ı seçti

Gecede ayrıca, 1890 sponsorluğunda düzenlenen Türkiye’den Kısalar bölümü kapsamında verilen İzleyici Ödülleri’nin sahipleri de belli oldu. 18 kısanın gösterildiği bölümde en iyi kısa Orhan İnce’nin yönettiği Adem Başaran seçilirken, Nehir Tuna’nın kısası Basur ikinciliği, Muhammet Beyazdağ’ın Çirok/Hikâye adlı kısa belgeseli de üçüncülüğü aldı. 2012’de “Ali Ata Bak” adlı kısasıyla da aynı ödülü almış olan İnce, !fİstanbul’un konuğu olarak yurt dışındaki bir festivale konuk olma hakkı kazandı.

Şimdi sıra Ankara ve İzmir’de!

12-22 Şubat tarihlerinde gerçekleşen !f İstanbul bu sene de dünyanın dört bir yanından ödüllü bağımsızlar ve ustaların son filmleri Türkiye’de ilk kez seyirciyle buluşturdu. Bu yıl 42 ülkeden 115 filmin gösterildiği festivali 80 bin kişi izledi. Festival, 26 Şubat’ta Ankarave İzmir’e doğru yola çıkacak ve 1 Mart’ta sona erecek.

Dünyanın en prestijli ödülleri olarak kabul edilen Oscar’lar 87. kez sahiplerini buldu. Dolby Tiyatrosu’nda düzenlenen gecenin sunuculuğunu Neil Patrick Harris yaptı. İşte 2015 yılı Oscar ödülüne layık görülen filmler ve oyuncular…

87.nobel

Dolby Tiyatrosu’nda düzenlenen gecenin sunuculuğunu Neil Patrick Harris yaptı. Harris, müzikal performansı ve esprileriyle salonda büyük beğeni topladı. California eyaletine bağlı Los Angeles kentindeki, Hollywood Kodak Tiyatrosu’nda düzenlenen törenle, 2015 yılı Oscar’ları 87. kez sahiplerini buldu.

87. OSCAR ÖDÜL TÖRENİ’NE DAMGA VURAN KONUŞMA

Törene “En İyi Yardıcı Kadın Oyuncu” kategorisindeki ödülü alan Patricia Arquette’nin konuşması damga vurdu. “Amerika’da kadınların eşit haklara sahip olmasının vakti geldi” diyen Arquette’ye en büyük destek aynı kategoride yarıştığı Meryl Steep’ten geldi.

KIRMIZI HALIDA ŞIKLIK YARIŞI

Alınan ödüllerin yanı sıra kırmızı halıda her zaman olduğu gibi göz kamaştırıcı bir şıklık yarışı vardı. Emma Stone, Elie Saab imzalı elbisesiyle gecenin en çok beğenilen isimlerinden biri oldu. Gri’nin Elli Tonu’nun yıldızı Dakota Johnson ise kırmızı Saint Laurent tuvaletiyle tüm övgüleri topladı.

28018608

 

EN İYİ FİLM

(Birdman)

28018609

EN İYİ YÖNETMEN

Alejandro G. Inarrutu (Birdman)

Julianne Moore

EN İYİ KADIN OYUNCU

Julianne Moore (Still Alice)

Eddie Redmayne

EN İYİ ERKEK OYUNCU

Eddie Redmayne (The Theory of Everything)

Birdman

EN İYİ ÖZGÜN SENARYO

Birdman (Alejandro G. Iñárritu, Nicolás Giacobone, Alexander Dinelaris, Jr. & Armando Bo)

Graham Moore

EN İYİ UYARLAMA SENARYO

The Imitation Game (Graham Moore)

Simmons

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU

J.K. Simmons (Whiplash)

Patricia Arquette

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU

Patricia Arquette (Boyhood)

EN İYİ ORJİNAL FİLM MÜZİĞİ

Glory, “Selma” (John Stephens and Lonnie Lynn)

EN İYİ ORJİNAL ŞARKI

The Grand Budapest Hotel (Alexandre Desplat)

Big Hero

EN İYİ ANİMASYON

Big Hero 6

Ida

YABANCI DİLDE EN İYİ FİLM

Ida (POLONYA)

CitizenFour

EN İYİ BELGESEL

CitizenFour

The Phone Call

EN İYİ KISA FİLM

The Phone Call (Mat Kirkby, James Lucas)

EN İYİ KISA BELGESEL

Crisis Hotline: Veterans Press 1 (Ellen Goosenberg Kent ve Dana Perry)

EN İYİ KISA ANİMASYON

Feast

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ

Birdman (Emmanuel Lubezki)

EN İYİ KURGU

Wiplash (Tom Cross)

EN İYİ KOSTÜM TASARIMI

The Grand Budapest Hotel (Milena Canonero)

EN İYİ MAKYAJ VE SAÇ

The Grand Budapest Hotel (Frances Hannon ve Mark Coulier)

EN İYİ GÖRSEL EFEKT

Interstellar

EN İYİ SES KURGUSU

American Sniper

EN İYİ SES MİKSAJI

Whiplash

Karşıyaka Belediyesi, 2015 yılından başlayarak, her yıl, Attilâ İlhan Şiir Ödülü vermeyi kararlaştırmıştır

attila-ilhan

Ödülle ilgili koşullar şunlardır:

1.Ödüle “yayına hazır kitap dosyası” ile başvurulur. Kitap oylumu taşımayan dosyalar değerlendirmeye alınmaz. Ödüle aday gösterilecek ürünlerin, daha önce ödül almış olmaması gerekmektedir. Dosyada bulunan tek şiirlerin ödül almış olması katılımı engellemez.

2. Ödüle katılanlar, yapıtlarını yedi nüsha olarak göndereceklerdir. Yapıtla birlikte, ödül için başvuruyu yapan şairin adı, soyadı, yaşamöyküsü, bir fotoğrafı, açık adresi, telefonu ve diğer iletişim bilgileri bir zarf içinde gönderilecektir.

Adaylar başvurularını açık ad ve adresleriyle yapmak zorundadırlar. Edebiyat alanında nüfus kaydındaki adından farklı bir adla yayın yapan ve bu adla tanınanlar, eserlerini bu adla sunabilirler; ancak resmi işlemler ve ödülün kendilerine teslim edilebilmesi için gerçek adlarını verecekleri bilgiler içinde mutlaka belirtmek zorundadırlar.

3. Ödülü kazanana, ödül plaketiyle birlikte 5000 Türk Lirası verilir.

4. Başvurular, elden, iadeli taahhütlü ya da APS posta veya kargo ile 6 Mayıs 2015, Çarşamba günü çalışma saatleri sonuna kadar, “KARŞIYAKA BELEDİYESİ ATTİLÂ İLHAN ŞİİR ÖDÜLÜ, Karşıyaka Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü, Bahriye Üçok Bulvarı, No: 5 Karşıyaka-İZMİR” adresine ulaştırılmalıdır.

5. Seçici kurul, 5 Haziran 2015 tarihine kadar toplanarak seçimini yapacaktır.

6. Attilâ İlhan Şiir Ödülü, şairin doğum yıldönümü olan 15 Haziran 2015 tarihinde, Karşıyaka Belediyesi’nin Bostanlı, Suat Taşer Sahnesi’nde düzenlenecek bir törenle sahibine sunulacaktır.

7. Karşıyaka Belediyesi çalışanları, Belediye’de herhangi bir biçimde görevli olanlar veya iş ilişkisi
bulunanlar ödüle katılamazlar.

8. Ödül koşullarına uymayan dosyalar değerlendirmeye alınmaz.

9. Ödüle katılan yapıtlar, bilgi ve belgeler iade edilmez.

10. Seçici Kurul: Doğan Hızlan, Hüseyin Yurttaş, Hidayet Karakuş, Ünal Ersözlü , Tuğrul Keskin ve (Attilâ İlhan’ın ailesi adına) Kerem Alışık’tan oluşmaktadır.

Akbank Günümüz Sanatçıları Ödülü, çağdaş sanat alanındaki gelişmeleri desteklemek ve genç sanatçılara destek olmak amacıyla Resim ve Heykel Müzeleri Derneği ve Akbank Sanat işbirliğiyle düzenlenen yarışma sonucunda verilecektir.
gunumuz-sanatcilari

Yapılan başvurular jüri tarafından değerlendirilecek ve sergilenmek üzere seçilen eserler Akbank Sanat‘ta 3 Haziran – 31 Temmuz 2015 arasında düzenlenecek olan sergiyle sanatseverlere sunulacaktır.

Yarışma, T.C. vatandaşlarının katılımına açıktır. Yarışmaya; Türkiye ve K.K.T.C.’de bulunan Güzel Sanatlar Fakültesi, İletişim Fakültesi, Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi ve Sanat ve Tasarım Fakültesi 3. ve 4. Sınıf öğrencileri başvurabilir. Yarışma; resim, fotoğraf, video, heykel, seramik, yerleştirme, yeni medya ve karışık teknik gibi çağdaş sanatın tüm ifade biçimlerine açıktır. Yarışma teması“Arada olmak: her zaman – hiçbir zaman / In-between: always – never”.

İnternet üzerinden yapılacak başvurular için: [email protected]

Posta ile yapılacak başvurular için:
Akbank Günümüz Sanatçıları Ödülü
Akbank Sanat
İstaklal Cad. No: 8 Beyoğlu – İstanbul

Ödüller:
Birinci seçilen eser: Akbank Sanat Ödülü- 15.000 TL.
İkinci seçilen eser: 10.000 TL.
Üçüncü seçilen eser: 5.000 TL.

Detaylı bilgi ve Yarışma Formu için tıklayınız. !