Nar Sanat
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
    • Müzik Eğitimleri
      • Gitar Eğitimi
      • Piyano Eğitimi
      • Keman Eğitimi
      • Bateri Eğitimi
      • Şan Eğitimi
      • Bağlama Eğitimi
      • Akordeon Eğitimi
      • Flüt Eğitimi
      • Kanun Eğitimi
      • Saksafon Eğitimi
      • Org Eğitimi
      • Ud Eğitimi
      • Solfej Eğitimi
      • Klarnet Eğitimi
      • Viyolonsel (Çello) Eğitimi
    • Görsel Sanatlar
      • Resim Kursları
      • Kara Kalem
      • Karikatür
      • Fotoğraf
    • Sahne Sanatları
      • Tiyatro
      • Diksiyon
      • Senaryo ve Kısa Film
      • Yaratıcı Drama
      • Yaratıcı Drama Liderliği
      • Yetişkinler için Drama
    • Dans Kursları
      • Bale
      • Halk Dansları (Folklor) Kursu
      • Modern Dans
      • Hip Hop
        • Çocuk HipHop Dans
        • Yetişkin HipHop Dans
      • Oryantal dans kursu
        • Zumba
      • Düğün Dansı
      • Latin Dansları
        • Tango
        • Salsa
        • Swing – Lindy Hop
        • Vals
        • Bachata
        • Samba
        • Lambada
        • Rumba
        • Cha Cha
        • Flamenko
        • Merenge
    • Koro
      • Türk Halk Müziği
      • Türk Sanat Müziği
  • Kurumsal
    • About Us
    • Basında Biz
    • Haberler
    • Akademik Yazılar
  • İletişim
  • Menu Menu
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
Sanat Haberleri

Göz bozuklukları ünlü ressamların çalışmalarını nasıl etkilemiş olabilir?

Sanatçının bilinçli bir tercihi mi yoksa görme bozukluğundan kaynaklı bir biçim mi karar vermek zor olsa da, işte 3 büyük ressamın görme bozukluğu bulunduğuna dayanak olarak sunulan eserleri…

Görme duyusu, resim yaratırken sanatçının güçlü araçlarından birisidir. Bir sahnenin haritasını çıkarmak, sanatçının hareketlerini tuval üzerinde yönlendirmek, işin rengi ve şekli hakkında gözlerden alınan geri bildirim son derece önemlidir. Ancak, bir ressamın görsel algısını değiştiren hastalıklar ya da bozukluklar yaşanması da olasıdır.

Bilim insanları ve klinik hekimleri, uzunca bir süredir, belirli bazı ressamların çalışmalarından işaretler bularak bu ressamların bazı görme bozukluklarından etkilendiklerini ileri sürüyorlar. Örneğin, bazıları, Empresyonizm akımının öncülerinde miyopluk olduğunu ve gözlüğün kullanılmadığı zamanlarda bulanık görüş mesafesi, geniş, aceleci tarzlarını açıklayabileceğini iddia ediyor.

Bu tarz bozukluklara ve bu bozuklukların eserlerdeki etkilerine deliller sunmak; genellikle spekülatiftir ve klinik kayıtların eksikliğinden kaynaklı da tanı koyabilmek zordur. Öte yandan spekülasyonları doğrulamak da son derece zordur, çünkü sanatçı kendi dünyasını yansıtmakta son derece özgür davranmıştır.

Sanatçının bilinçli bir tercihi mi yoksa görme bozukluğundan kaynaklı bir biçim mi karar vermek zor olsa da, işte 3 büyük ressamın görme bozukluğu bulunduğuna dayanak olarak sunulan eserleri.

El Greco
İspanyol rönesansının mimar, ressam ve heykeltraşçısı El Greco (1541-1614), resimlerinde bazı figürleri dikey olarak uzatmasıyla bilinir. 193 yılında, göz doktoru German Beritens, bu uzatmaların astigmatlıktan kaynaklandığını ileri sürmüştü.

Deliller, El Greco’nun uzatılmış şekillerinin bir göz bozukluğunun sonucundan ziyade bilinçli bir sanatsal seçim olduğunu gösteriyor. /Görsel Kaynak: WikimediaCommons
Astigmatlık, korneanın, her yönde aynı eğiklikte (daire şeklinde) olmamasından kaynaklanan bir göz kusurudur. Basitçe gözün bir küre şeklinde değil de yumurta şeklinde olmasıdır. Bu göz kusurunda göze gelen ışınlar bir odakta, yani belli bir noktada kesişemezler.

Kornea, bir küreden ziyade yumurta şeklinde olduğunda astigmatlık ortaya çıkar.

Buna bağlı olarak da bir görüntüde belirli bir oryantasyon içerisinde bulunan çizgiler ve dış hatlar da diğerlerine kıyasla odakta daha az toplanacaktır. Nihayetinde de retinada (görme tabakasında) bulanık bir görüntü oluşur.

Beritens, astigmatizm teorisini, El Greco benzeri dikey uzamalar üreten özel bir lensi kullanarak konuklarına göstermeyi denedi. Fakat, Beritens’in teorisinde bazı problemler bulunuyordu. Ortak bir itiraz, herhangi bir dikey uzamanın, El Greco’nun hem konu edindiği şeye hem de tuvale ilişkin görüşünü de etkilemesi gerektiğidir. Bu da, astigmatlık etkisinin büyük oranda ortadan kalkmış olması gerektiği anlamına gelir. Muhtemelen daha sorunlu olan, düzeltilmemiş astigmatizmin, görüntü boyutunda bir değişiklikten ziyade, esas olarak bulanık görüşe neden olmasıdır.

Dahası, diğer deliller, El Greco’nun kullandığı dikey uzatmaların sanatçının bilinçli seçimi olduğu yönündedir. Örneğin, 1610 yılına ait eseri, St Jerome as Scholar (yukarıda)’da tıpkı dikey doğrultuda uzatmalar gibi azizin elini yatay yönde de şekil olarak uzatttığı görülmektedir. Eğer El Greco’nun uzamış figürleri görsel algısındaki basit bir dikey gerilimden kaynaklı olsaydı, tablodaki elin de nispeten kısa ve kalın kalmasını beklerdik.

Claude Monet
Göz bozukluklarının sanat eserlerindeki etkilerinin daha bariz olduğu örnekler de vardır. Katarakt, göz bebeğinin arkasında bulunan ve görmeyi sağlayan doğal göz merceğinin saydamlığını kaybederek matlaşmasıdır ve gözlükle düzeltilemeyen bir göz kusudur. Başka bir deyişle görüşün, buğulanmış bir camın arkasından bakıyormuşçasına bozulmasıdır. Kataraktı bulunan insanlar genellikle renk ayrımını yapmakta güçlük çekerler ve daha ciddi vakalarda, mavi ışık neredeyse tamamen engellenir.

Claude Monet, 1912 yılında kendisine katarakt tanısı konulmuş ve ameliyat olması önerilmiş ünlü bir ressamdır. Ne var ki; Monet uzunca bir süre boyunca ameliyat olmayı kabul etmemiştir. Takip eden on yıl boyunca, tıbbi kayıtlarında belgelendiği üzere kritik detayları görme yeteneği giderek azalmıştır. Bu durumdan, Monet’in renk algısı da etkilenmiştir. 1914 yılında, kırmızıların, mat ve bulanık göründüğünü söylemiş ve 1918 yılı itibariyle de boya tüplerinin etiketindeki renkleri ayırt etme yetisi son derece azalmıştır.

Monet’e katarakt teşhisi konulmadan 10 yıl önce yapmış olduğu bahçesindeki nilüfer göletinin üzerindeki Japon yaya köprüsü resmi.
Kataraktlarının görsel etkisi, aynı sahnenin iki resminde kendisini göstermektedir: Bahçesindeki nilüfer göletinin üzerindeki Japon yaya köprüsü. İlk resim, Monet’e katarakt teşhisi konulmadan 10 yıl önce yapılmış ve neredeyse ince renk ayrımlarından bütün detaylara kadar kendisini göstermektedir.

Ancak ikinci resim ise, nihayet ameliyat olmaya karar verdiği zamandan bir yıl önce yaptığı aynı sahnenin resimdir. Resimde, renklerin koyu ve bulanık olması, mavinin neredeyse hiç bulunmayışı ve detay seviyesinde dramatik bir azalma olduğu barizdir.

Monet’in ameliyat geçirmeden bir yıl önceki 1922 tarihli Japon Köprüsü tablosu. /Görsel Kaynak: WikimediaCommons
Böylesi bir etkinin, sanatçının bilinçli bir seçimi olmadığı açıktır. Yazar Marc Elder’a yazdığı 1922 tarihli bir mektupta Monet, görme bozukluğunun resimlerinin bozulmasına neden olduğunu ve sağlığının iyi olmasına rağmen körlüğünün kendisini işten vazgeçmeye zorlandığını belirtmiştir.

Monet’in korkularından birisi de, ameliyatın kendisinin renk algısını değiştirebileceği yönündeydi ve ameliyat sonrasında da sıklıkla etrafın fazlasıyla sarı ya da bazen fazlasıyla mavi göründüğü şikâyetinde bulunmuştur. 2 yıl sonra renk algısı tamamen normale dönmüştür.

Deneysel çalışmalar, göz ve beynin, katarakt tarafından daha önce engellenen mavi ışığa uyum sağladığından, renk algısının katarakt ameliyatından aylar sonra ölçülebilir şekilde değiştiğini onaylamıştır.

Clifton Pugh
Göz hastalıklarına ek olarak, renk algısı kalıtsal eksikliklerden kaynaklı da değişebilir. Yaklaşık olarak erkeklerin %8’i ve kadınların %5’i anormal bir renk görüşüyle dünyaya gelmektedir ve bu durum bazen “renk körlüğü” olarak isimlendirilmektedir.

En yaygın görülen formlarının birisinde, insanlar, renkleri; mavi ve sarının çeşitli seviyeleri biçiminde görmektedir. Kırmızı veya yeşil tonlarındaki çeşitliliği ayırt etmede güçlükler yaşanabildiğinden, olgunlaşmamış bir meyveyi olgunlaşmış olandan ayırt etmede sorunlar yaşanır.

Anormal renk görüşüne sahip ünlü bir ressamın bulunmadığı düşünülüyordu ancak incelikli araştırmalar bu iddiaya karşı çıkıyor.

Görünüşe göre, Pugh’un renk görüşü bozukluğu sanat eserlerinde kullanılan renkleri belirgin bir şekilde etkilememiş.

Avustralyalı sanatçı Clifton Pugh’un biyografisinde anormal renk görüşüne sahip olduğu belgelenmiştir. Renk görüşü bozukluklarının kalıtsal doğası nedeniyle, araştırmacılar, Pugh’un neredeyse tamamen kırmızı-yeşil renk körlüğüne sahip olduğu iddiasını desteklemek için hayatta kalan aile üyelerinin renk görüşünü test ettiler.

Fakat Pugh’un resimlerinde kullanılan renklere dair yapılan bir analiz, kendisindeki bir renk görüşü eksikliğine dair işaretler ortaya koymuyor. Bu da geçmişteki çalışmalarla tutarlı olarak, bir sanatçının çalışmasına bakarak kendisinde renk görüşü eksikliği bulunduğu tanısı koymanın güvenilir olmadığını ortaya koyuyor.

Kaynak: Bilimfili

04 Ağustos 2018/tarafından admin
Etiketler: göz bozuklukları, ressam
Bu gönderiyi paylaş
  • Share on Facebook
  • Share on X
  • Share on Pinterest
  • Share on LinkedIn
  • Share on Tumblr
  • Share on Vk
  • Share on Reddit
  • Mail üzerinden paylaş
https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2018/08/goz.jpg 233 612 admin https://www.narsanat.com/wp-content/uploads/2024/09/nar-logo.png admin2018-08-04 18:27:432018-08-04 18:27:43Göz bozuklukları ünlü ressamların çalışmalarını nasıl etkilemiş olabilir?
Beğenebilecekleriniz:
44,9 Milyon Dolara Picasso
Fransız Ressam ‘Degas’ın Çalınan Tablosu Bulundu
Sanatla ilgiliyseniz enazından bu 6 olayı bilmelisiniz
“N ‘olcak ki bende yaparım!” Bu heykel 101 milyon dolar
Ali Candaş’ın Doku Sanat Galerisi 5-25 Kasım Tarihleri Arasında Açılıyor
75 yıl sonra Naziler’in el koyduğu 1500 tablo bulundu
Kaçırılmaması gereken Görsav sergisinde pek çok sanatçıyı bir arada görebileceksiniz.
Kültür ve Turizm Bakanlığından, ressam ve eserleri ile ilgili garip talep

Archive

  • Kasım 2025
  • Ekim 2025
  • Şubat 2025
  • Eylül 2024
  • Temmuz 2024
  • Haziran 2024
  • Mayıs 2024
  • Nisan 2024
  • Mart 2024
  • Şubat 2024
  • Ocak 2024
  • Aralık 2023
  • Kasım 2023
  • Ekim 2023
  • Eylül 2023
  • Ağustos 2023
  • Haziran 2023
  • Mayıs 2023
  • Nisan 2023
  • Mart 2023
  • Şubat 2023
  • Ocak 2023
  • Aralık 2022
  • Kasım 2022
  • Ekim 2022
  • Eylül 2022
  • Ağustos 2022
  • Haziran 2022
  • Mayıs 2022
  • Kasım 2021
  • Ekim 2021
  • Eylül 2021
  • Ağustos 2021
  • Haziran 2021
  • Mart 2021
  • Şubat 2021
  • Ocak 2021
  • Aralık 2020
  • Kasım 2020
  • Ekim 2020
  • Eylül 2020
  • Ağustos 2020
  • Temmuz 2020
  • Haziran 2020
  • Mayıs 2020
  • Nisan 2020
  • Mart 2020
  • Şubat 2020
  • Ocak 2020
  • Aralık 2019
  • Kasım 2019
  • Ekim 2019
  • Eylül 2019
  • Ağustos 2019
  • Temmuz 2019
  • Haziran 2019
  • Mayıs 2019
  • Nisan 2019
  • Mart 2019
  • Şubat 2019
  • Ocak 2019
  • Aralık 2018
  • Kasım 2018
  • Ekim 2018
  • Eylül 2018
  • Ağustos 2018
  • Temmuz 2018
  • Haziran 2018
  • Mayıs 2018
  • Nisan 2018
  • Mart 2018
  • Şubat 2018
  • Ocak 2018
  • Aralık 2017
  • Kasım 2017
  • Ekim 2017
  • Eylül 2017
  • Ağustos 2017
  • Temmuz 2017
  • Haziran 2017
  • Mayıs 2017
  • Nisan 2017
  • Mart 2017
  • Şubat 2017
  • Ocak 2017
  • Aralık 2016
  • Kasım 2016
  • Ekim 2016
  • Eylül 2016
  • Ağustos 2016
  • Temmuz 2016
  • Haziran 2016
  • Mayıs 2016
  • Nisan 2016
  • Mart 2016
  • Şubat 2016
  • Ocak 2016
  • Aralık 2015
  • Kasım 2015
  • Ekim 2015
  • Eylül 2015
  • Ağustos 2015
  • Temmuz 2015
  • Haziran 2015
  • Mayıs 2015
  • Nisan 2015
  • Mart 2015
  • Şubat 2015
  • Ocak 2015
  • Aralık 2014
  • Kasım 2014
  • Ekim 2014
  • Eylül 2014
  • Ağustos 2014
  • Temmuz 2014
  • Haziran 2014
  • Mayıs 2014
  • Nisan 2014
  • Mart 2014
  • Şubat 2014
  • Ocak 2014
  • Aralık 2013
  • Kasım 2013
  • Ekim 2013
  • Eylül 2013
  • Ağustos 2013
  • Temmuz 2013
  • Haziran 2013
  • Mayıs 2013
  • Nisan 2013
  • Mart 2013
  • Şubat 2013
  • Ocak 2013
  • Aralık 2012
  • Kasım 2012
  • Ekim 2012
  • Eylül 2012
  • Ağustos 2012
  • Temmuz 2012
  • Haziran 2012
  • Mayıs 2012
  • Nisan 2012
  • Mart 2012
  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Ekim 2011
  • Eylül 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Haziran 2010
  • Nisan 2010
  • Ekim 1999
  • Eylül 1999

Categories

  • Bizden Haberler
  • Güncel Haberler
  • News
  • Personal
  • Sanat Haberleri

Facebook

Instagram

No images available at the moment

Follow Me!

Bize Ulaşın

T.C. M.E.B.
Özel Nar Sanat Eğitim Kursu

Adres : İncirli cad. Kartaltepe mah. Kıbrıs Sok. Okan apt. No:6/1 34145 Bakırköy, İstanbul  Türkiye

( Eski Town Center’in -Şuan Altınbaş Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nin karşısı-, Yaşar Hastanesi’nin yanındaki sokak )

Çalışma saatlerimiz haftanın 7 günü  09:00 – 21:00 saatleri arasındadır.

+90 212 570 80 68

+90 530 880 71 80

[email protected]

Bağlantılar

  • Sanat Haberleri
  • Nar Sanat İstanbul Eğitim Ve Kültür Sanat Derneği
  • M.E.B. Sertifika Vermeye Yetkili Kurumlar
  • Site Haritası
  • Güncel Haberler

Konum

© Telif Hakkı - Nar Sanat - Enfold WordPress Theme by Kriesi
  • Link to Facebook
  • Link to Instagram
  • Link to Mail
  • Ana Sayfa
  • Eğitmenler
  • Kurslar
  • Kurumsal
  • İletişim
Link to: İşte Bakırköylülerin dört gözle beklediği Bakırköy Güzel Sanatlar Lisesi Link to: İşte Bakırköylülerin dört gözle beklediği Bakırköy Güzel Sanatlar Lisesi İşte Bakırköylülerin dört gözle beklediği Bakırköy Güzel Sanatlar... Link to: Türk keman takımı Macaristan’dan 4 ödülle döndü Link to: Türk keman takımı Macaristan’dan 4 ödülle döndü Türk keman takımı Macaristan’dan 4 ödülle döndü
Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön Sayfanın başına dön