Şunun için etiket arşivi: uçan süpürge

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin 17’ncisi, yarın akşam Ankara Devlet Opera ve Balesi binasında yapılacak açılış töreniyle başlıyor.

17.ucan supurge

Törende, 170’ten fazla filmle beyazperdeye damga vuran Muhterem Nur’a Onur Ödülü verilecek. Aynı zamanda sinema yazarı Alin Taşçıyan, kurgucu Çiçek Kahraman, sanat yönetmeni Natali Yeres, yönetmen Nezahat Gündoğan, oyuncu Şebnem Sönmez ve yapımcı Zeynep Özbatur Atakan da gecede Bilge Olgaç Başarı Ödülü’nü alacak.

BAŞKA ETKİNLİKLER DE VAR

Festival ayrıca, cinsiyet kimliklerine yönelik önyargının kırılmasına katkıda bulunduğu, homofobi ve transfobiyle mücadeleye aile içi dayanışmayla ivme kazandırdığı, LGBTT ailelerini çocuklarının kimliğiyle barışma yolunda cesaretlendirdiği için LİSTAG’a (İstanbul LGBTT Aileleri Grubu) ve onların hikâyelerini anlatan Can Candan’ın Benim Çocuğum belgeseline de Tema Ödülü verecek.

Bu yıl “Festival Çok Güzel Gelsene” mottosuyla gerçekleştirilecek ve 15 Mayıs’a kadar devam edecek olan festival, 39 ülkeden 107 filmi izleyiciyle buluşturacak. Kurmaca uzun metraj filmler Kızılırmak Sineması’nda, kısa metraj ve belgesel filmler ise Ankara Goethe Institut’ta gösterilecek. Festival programında filmler, belgeseller ve kısa filmlerin yanı sıra söyleşiler, forumlar ve fotoğraf sergisi gibi etkinlikler de olacak.

Detay için lütfen TIKLAYINIZ.

Yaşlı Kızlar Bandosu

Bu ülkede kız çocuklar büyümeden yaşlanır. Yaşlı kızların bandosu hak ve özgürlükler, eşitlik ve adalet ninnileri söylüyorsa da müziği kimse duymaz. Onlar tıpkı kendilerine öğretildiği gibi sessiz, suskun, dilsizdir.

Haber: Selen DOĞAN  [email protected]

Kaynak :[-]

çocuk-günüAnnesinin karnına düştüğünde ömrünce başına neler geleceğini bilseydi kız çocuklar, doğmaya heves ederler miydi? Daha doğmadan başlayan ayrımcılığın ihtiyarlıkta da soluğunu enseden çekmeyeceğini görebilseydi, oradan çıkmak isterler miydi?

Yerkürenin dört bir bucağında milyonlarca kız çocuk, dünyaya geldiğine pişman, çilesini dolduruyor. İhmal ve istismar ediliyor, ayrımcılığa uğruyor, türlü türlü şiddete maruz bırakılıyor, değersizleştiriliyor, yok sayılıyor ve yok ediliyor.

Yani, evlendiriliyor, zorla çalıştırılıyor, cinsel ilişkiye zorlanıyor, eve kapatılıyorlar. Eğitim hakları ellerinden alınıyor, çalışmalarına izin verilmiyor, oyun ve eğlence nedir hiç bilmiyorlar.

Onlar, bu gezegenin yitik kızları. Bazıları şanslı doğuyor, bazıları kader diye öğretileni ters yüz etme gücü buluyor, yani bazıları kozasını aşıyor, bazıları ise yedisinde de yetmişinde de o kaderin ağında sürüne sürüne, hiçbir zaman kıramayacağı bir kabuğu aşındırmaya bile gücü yetmeden, ağır ve mutsuz ölüyor.

dünya-kız-çocuklarıDenizaşırı yolculuklara gerek yok; kızların eğreti yaşamına, o yaşamın erkeklerin insafına bırakılmışlığına en yakınımızdan tanığız. Yaşadığımız ülkede de cinsiyet meselesinde zerre ilerleme kaydedememiş ülkelerdekinden farklı bir resim yok.

Bir yandan gelecekte ebeveynin bakımını üstlensin diye kız çocuk sahibi olmayı arzu edip, diğer yandan oğlanı bulmak için ihtiyaç fazlası üretime geçen ailelerin ikiyüzlülüğünü sorgulamıyorsak; kızlarını kendi evlerinde misafir olarak gören, illa ki evlenip gitsin de şu namus yükü üzerimizden kalksın diye dualar eden ailelerin ahlakına bir çift sözümüz yoksa; ‘kızlarımızı sevelim, koruyalım, onlar bizim geleceğimiz’den öteye geçemeyen ‘politika’ kız çocukların da çocuk olduğunu kavrayamadığı için onlara kafesteki kuş gibi davranıyorsa vepolitik bir acı olarak hükümetin tek yapabildiği buysa… Bırakalım yitip gitsin kız çocuklar. El kadarken dövülüp sövülerek, tanımadıkları adamlara satılarak, olmadı yakılarak, bedenleri kadar ruhları da yağmalanarak yaşamaktansa hiç olmayı yeğlerler.

Bu ülkede kız çocuklar büyümeden yaşlanır. Söyleyebildikleri artık tek bir şarkı vardır. O şarkıyı alıp, kendileri gibi yaşamdan soğutulmuş kız kardeşlerine götürürler. Yaşlı kızların bandosu; hak ve özgürlükler, eşitlik ve adalet ninnileri söylüyorsa da müziği kimse duymaz. Onlar tıpkı kendilerine öğretildiği gibi sessiz, suskun, dilsizdirler.

Dünya Kız Çocuklar Günü

kız-çocukları10 Aralık 2011 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği, 66/70 sayılı önergesiyle 11 Ekim’i dünya genelinde kız ve oğlanlar arasında süregelen ayrımcılığı önlemek amacıyla Dünya Kız Çocuklar Günü olarak benimsedi.

Kız çocuklara yönelik ayrımcılığın belirgin biçimde görüldüğü eğitim, beslenme, yasal haklar, sağlık, şiddet gibi alanlarda ilgili kurumlar ve sivil toplum örgütlerinin bu güne özel kampanyalar yürütmesi ve kız çocuklara dair farkındalık yaratılması da BM tarafından teşvik ediliyor.

Kanada merkezli olup birçok ülkede faaliyetler yürüten Plan International’ın “Because I’m a Girl / Çünkü Ben Bir Kız Çocuğuyum” adlı projesi sayesinde tüm dünyaya yayılan kampanyası ve bu örgütün baskısı sonucu Kanada Hükümeti’nin BM Genel Sekreterliği’nde bu konuyu gündeme getirmesiyle 11 Ekim Dünya Kız Çocuklar Günü kabul edildi.

2012 yılında başlatılan Dünya Kız Çocuklar Günü’nün ilk teması ‘çocuk evlilikleri’ydi. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ilk 11 Ekim nedeniyle yayınladığı açıklamada şöyle demişti:

“Kız çocuklara yatırım yapılması ahlaki bir sorumluluktur, temel adalet ve eşitlik kuralıdır, Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nden kaynaklanan bir zorunluluktur. Ayrıca, Bin Yıl Kalkınma Hedeflerine ulaşılması, ekonomik kalkınma ve barışçı ve bütünleşmiş toplumlar inşa edebilmek için hayati önem taşır.

(…) Çocuk evliliklerine karşı kız çocukları korumanın en iyi yolu eğitimden geçiyor. Kız çocuklar okula gidebildiklerinde ve erken evliliğe zorlanmadıklarında, hem kendileri hem de aileleri için daha iyi bir yaşamın temellerini atma imkanına sahip oluyor. Evlendirilmiş olanların da eğitim imkanı bulmaları, ekonomik fırsatlardan, HIV önleme, cinsel ve üreme sağlığı dahil sağlık hizmetlerinden yararlanmaları yaşamlarını zenginleştiriyor ve geleceklerini sağlamlaştırıyor.

Hükümetleri, toplumları ve dini liderleri, sivil toplumu, özel sektörü ve aileleri, özellikle de erkekler ve erkek çocuklarını kız çocukların haklarını, ilgili sözleşmelere, Pekin Bildirisi ve Eylem Platformu ile Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı Eylem Programı’na bağlı kalarak geliştirmeye çağırıyorum.

Gelin bugünü ‘Benim hayatım, benim haklarım, çocuk evliliklerine son verin’ teması ışığında kutlayalım ve gelin, kız çocukların gelin değil çocuk olarak kalmalarını sağlamak için üzerimize düşeni yapalım.”

Dünya Kız Çocuklar Günü’nün Türkiye’ye yansıması ise Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği’nin öncülüğünde “Çocuk Gelinlere Hayır Ulusal Platformu”nun kurulmasıyla oldu. Kuruluşunu 11 Ekim gibi anlamlı bir günde ilan eden Platform, aynı gün, Uçan Süpürge’nin yürüttüğü Çocuk Gelinler projesi kapsamında bir atölye çalışması yaptı. (Çocuk Gelinlere Hayır Platformu, 15 ilden 63 sivil toplum örgütü ve üniversite biriminden oluşuyor.) Platform, geçen yıl 11 Ekim nedeniyle yayınladığı açıklamada şunları dile getiriyordu:

“Araştırmalar, eğer önlem alınmazsa, dünya genelinde, 2020 yılına kadar 150 milyon kız çocuğun ‘gelin’ olacağını gösteriyor. Türkiye’de ise her üç kadından biri çocuk yaşta evlendiriliyor.

Küçük yaşta evlenmek kız çocuklar için geri dönülmesi mümkün olmayan bir süreci başlatıyor. Eğitim yaşamları sona eriyor, sağlık sorunları baş gösteriyor, şiddete maruz kalma riski artıyor, haklarını talep etme ve kullanma becerileri azalıyor, ömür boyu yoksulluğa mahkum kılınıyorlar.

18 YAŞINI DOLDURMAMIŞ HER BİREY ÇOCUKTUR! Çocukların evlendirilmesi; insan hakları ihlalidir, cinsiyet temelli şiddetin bir türüdür, ticari cinsel sömürüdür, duygusal ihmal ve istismardır, köleliğin günümüzdeki biçimidir.

ÇOCUKLARIN EVLENDİRİLMESİ SUÇTUR! BU SUÇA ORTAK OLMAYIN! Çocukların çocukluklarını yaşamalarına, potansiyellerini hayata geçirmelerine, hayal kurmalarına, kendilerini ifade etmelerine engel olmayın!”

Bu yıl tema ‘eğitim’

Bu yıl ise 11 Ekim’in teması ‘eğitimde yenilikçi yaklaşımlar’ olarak belirlendi. 15 ilden 63 sivil toplum örgütü ve üniversite biriminin oluşturduğu Çocuk Gelinlere Hayır Platformu olarak;

* 11 Ekim Dünya Kız Çocuklar Günü’nün kız çocuklar için bir bayram değil, eşitsizlikle mücadele günü olarak bilinmesini,

* Kız çocuklara yönelik ayrımcılık, ihmal ve istismarın ortadan kaldırılması için sürekli ve kararlı bir devlet politikası benimsenmesini,

* Çocuk yaşta evlilikleri önlemek için, yasal evlilik yaşının yükseltilmesi dahil gerekli bütün önlemlerin bu çerçevede alınmasını,

* Çocuk yaşta evliliklerin suç olduğunu, normal ve kabul edilebilir olmadığını tüm topluma anlatmak için toplumsal işbirliğinin harekete geçmesini istiyor ve bekliyoruz.

Kız çocukların eğitim hakkı için… Çocuk yaşta evlilikler olmasın diye… Daha doğmadan başlayan cinsiyet ayrımcılığına karşı… Kız çocuklara yönelik hak ihlallerini sona erdirme talebiyle… Bugün tüm toplumu kız çocukları fark etmeye çağırıyoruz. Ve diyoruz ki,

Kız çocuklar mutfağa değil, oyuna!

Kız çocuklar düğüne değil, okula!

Kız çocuklar çeyize değil, teknolojiye!

Kız çocuklar tarlaya değil, kütüphaneye!

 

 

 

 

”Uluslararası Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali”, bu yıl 9-16 Mayıs tarihleri arasında 16. kez beyaz perdede seyirciyle buluşacak.

16-uçan-süpürge

,Derneğin yönetim kurulu başkanı Halime Güner, ”Şakaya gelmeyecek kadar önemli konular” olarak belirttiği çocuk gelinleri ve festivali özellikle bugün gündeme taşımak istediklerini söyledi.

Güner, Türkiye’nin ilk kadın film festivali Uçan Süpürge’nin, aynı zamanda Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Federasyonu’nun (FIPRESCI) ödül verdiği tek kadın filmleri festivali olduğunu vurguladı.

ONUR ÖDÜLÜ PERİHAN SAVAŞ İLE ZEYNEP AKSU’YA

Festival Koordinatörü Özlem Kınal da bu yılki temayı ”…rağmen…’ dayanışma devinim” belirlediklerini ve bunun hayatın her alanında zorluklara mücadele eden kadınların danışmalarına da çağrı niteliğini taşıdığını ifade etti.

Festivalin 15 bölüm ve 110 filmden oluştuğunu kaydeden Kınal, filmlerin Kızılırmak Sineması, Alman Kültür Merkezi ve Ankara’daki 9 üniversite kampüsünde gösterileceğini belirtti.

uçan-süpürge-afişKınal, festivalde ”Onur Ödülü”nün 120’yi aşkın filmde rol alan Perihan Savaş ile Zeynep Aksu’ya, ”Bilge Olgaç Başarı Ödülü”nün ise kuaför ve makyöz olarak girdiği sahne hayatına filmlerde oynadığı rollerle dikkati çeken Suzan Kardeş’e verileceğini açıkladı.

Kınal, bu yıldan itibaren ilk kez verilecek festival ”Tema Ödülü”nün ise ”Onunla ilgili ne söylense eksik kalır” diyerek Yıldız Kenter’e takdim edileceğini belirten Kınal, festivalin ”Genç Cadı ve FIPRESCI ödülleri’nin kapanış töreninde belli olacağını söyledi.

Festivalin Devlet Opera ve Bale’sinin gösterisiyle açılacağını ifade eden Kınal, festivalde film gösterimlerinin yanı sıra yönetmen ve oyuncularla söyleşi, panel ve sergilerin de olacağını kaydetti.

                                                                           Festival organizasyonunun sitesinden :

Festival bu yıl “… rağmen …” diyecek

Uçan Süpürge bu yıl 16.sını gerçekleştireceği Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin temasını da “…rağmen…” olarak belirledi. Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde Uluslararası Kadın Filmleri Festivali için geri sayımı başlatan Uçan Süpürge 9 Mayıs’ta sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

9-16 Mayıs tarihlerinde Ankara’da yapılacak festival, “…rağmen…” temasıyla kadın mücadelesine selam göndererek dayanışmanın ve tüm eşitsizliklere direnmenin sinemadaki yansımalarına kadınların gözünden bakacak.

Festival, dünyayı değiştirmek üzere yola çıkan kadınların inatla ve her şeye RAĞMEN direndiğine, her şeye RAĞMEN susmadığına, her şeye RAĞMEN burada olduğuna dikkat çekecek.

9 Mayıs akşamı Ankara Devlet Opera ve Balesi’nde gerçekleşecek açılış töreniyle başlayacak olan festival, bu yıl kadınların sokakta, evde, erk ve iktidarın nefesini kestiği her alanda “…Rağmen…” diyerek soluklandığı anlara odaklanacak. Festival filmler, paneller, atölye çalışmaları ve film okumalarıyla dolu bir program sunarken bu anların sinemanın olanaklarıyla birer sorgulama alanına dönüşmesine de aracılık etmiş olacak.

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 16. yılında, kadın mücadelesi deneyiminin başardıklarına ve direnişin doğasına referansla “…Rağmen…” teması üzerinden huzursuzluğa, umuda, gerçeğe, kabullenmeyişe, sese, harekete, başarmaya, koşmaya, dik durmaya, çılgınlığa, eyvallah etmemeye, inada, cürete, cesarete ve sınırsızlığa davet edecek:
Bu yılki temasını aynı zamanda bir birliktelik çağrısına dönüştüren festival, “…Rağmen….” diyerek aşağıdaki çağrıyı yapıyor.

Biz kadınlar;

bizi evlere hapseden düzeninize RAĞMEN sokağı bırakmıyoruz
her gün sayısızca ölmemize RAĞMEN yaşamı bırakmıyoruz
üstünlük üzerinden var ettiğiniz dilinize RAĞMEN sözümüzü bırakmıyoruz
sizin olan kutsalınıza RAĞMEN bizim olan bedenimizi bırakmıyoruz
ikiyüzlü ahlakınıza RAĞMEN günahımızı bırakmıyoruz
cenneti ayaklarımızın altına seren kirli vaatlerinize RAĞMEN cehennemimizi bırakmıyoruz
yok saydığınız emeğimize RAĞMEN hakkımız olanı bırakmıyoruz
duvarların ardına hapsettiğiniz fikirlerimize RAĞMEN inandıklarımızı bırakmıyoruz
türlü pazarlıklarla sağlamlaştırdığınız koltuklarınıza RAĞMEN başka bir dünyayı mümkün kılabilecek düşlerimizi bırakmıyoruz
yasakçı muhafazakarlığınıza RAĞMEN özgürlüğümüzü bırakmıyoruz
yarattığınız yapay sınırlara RAĞMEN sınırsızlığımızı bırakmıyoruz

biz yüz yıllardır;
her şeye RAĞMEN direniyoruz!
her şeye RAĞMEN susmuyoruz!
her şeye RAĞMEN buradayız!

Direniyoruz, Dayanışmayı Bırakmıyoruz!

 Siteden Festival hakkında daha fazla bilgi için lütfen TIKLAYINIZ.

9-16 Mayıs 2013 tarihleri arasında yapılacak 16.Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali için başvurular başladı. Uçan Süpürge, amatör ve profesyonel sinemacıların yeni filmlerini bekliyor.

 Başkent bir yılı daha geride bırakmaya hazırlanırken, Uçan Süpürge, 2013’ün mayıs ayında düzenleyeceği Uluslararası Kadın Filmleri Festivali için hazırlıkları hızlandırdı. Ankara’nın en eski ve en sevilen kültür-sanat etkinliklerinden olan Festival, 9-16 Mayıs 2013 tarihleri arasında 16. kez gerçekleştirilecek.
Amatör ve profesyonel ayrımı yapmaksızın sinema alanında üretimi olan kadınlara kapılarını açan Festivale başvurular başladı. Festivale son bir yılda yapılmış uzun metraj, belgesel, kısa ve canlandırma filmlerbaşvurabiliyor.

Başvurular için son tarih 1 Mart
Uçan Süpürge yalnızca kadın yönetmenlerin eserlerine yer veriyor, ancak, yönetmenlerinden biri kadın olan filmler de festivalde gösterim şansı bulabiliyor.  Başvuru için Uçan Süpürge’nin sitesindeki formu doldurup beraberinde filmin bir DVD kopyasını göndermek yeterli. Festivale başvurular için son tarih 1 Mart 2013.

Festival Ankara’yı bırakmıyor

Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, 1998 yılından beri kadınların sinemadaki üretimlerini paylaşmalarına, sanat yoluyla güçlenip dayanışmalarına zemin oluşturuyor. Ankara’nın kültür göçüyle iyice kuraklaşan kültür-sanat ortamında kalmayı tercih eden ve bütün ısrarlara rağmen festivalini sanatın merkezileştiği kentlere taşımayanUçan Süpürge, 16. festivalini de Ankara’da yapacak. Seyircilerinin desteği ve kadınların güçlenmesini isteyen kurumların katkılarıyla bu yaşa gelen festival mayıs ayında seyircilerini zengin bir programla karşılayacak.

Kadınlar hayata filmlerle bakıyor

Festivalde yepyeni filmlerin yanı sıra, güncelliğini yitirmemiş başyapıtlar da seyirciyle buluşuyor. Çocuk gelinlerden eşcinsel evliliklerine, savaşlardan barış düşlerine, aktif siyasetten çevre sorunlara, yemekten aşka kadar pek çok konuyu kadın yönetmenlerin gözüyle sinemaya taşıyan Festival, dünyanın dört bir köşesinden en iyi kadın filmlerini başkentli sinemaseverler için getiriyor.

Başvuru formu için;  festival.ucansupurge.org